Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

·
Okunma
·
Beğeni
·
34.891
Gösterim
Adı:
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
59
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750516832
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
"Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?" dedi. "Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı." "Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. "Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku," dedi, arkasını dönüp gitti. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor... Bülbülün çilesi, yazarın zulası... İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak... Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz.

İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu'ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane'ye inen roman. Avaramu! 
(Tanıtım Bülteninden)
İlhami Algör, benim nazarımda varoluşsal edada büyük bir Sanrıcı’dır. Yani bendeniz, naçizane yazarın kahramanı için; gerçekte var olmayan şeyleri gören ve aynı zamanda işiten, daha doğrusu dayanaksız algı sahibi insanlar için kullanılan Sanrı kelimesine karşın, “Sanrıcı” nitelemesinde bulunurum, çünkü hoşuma gider böylesine otantik nitelemeler ve iyi yazarları yüceltmeyi oldum olası severim. Yazarın, topluma ve toplumun düzenine ayak uyduramamış bir hikâye kahramanını anlatırken toplum kalıplarını sarsacak nitelikteki fikirlerini ise okurun, o varoluşsal oksijenini ciğerlerinde solumasına vesile olacak şekilde yansıtması, takdire şayandır zannımca.

Kitapta neler yok ki? Kişilik Paradokslarından tutunda zamanının mühim adamlarına inceden taşlamalar ve bu taşlamaların yanında kendi halinde yaşanan tutkular... Kitabı okurken, bir yandan dışlanmışlık, bir yandan çaresizlik ve öte yandan da değersizlik yüklü hissiyat bulutları okurun tepesinde biter ve bir süre sonra bu bulutlar birbiri ardına çarpışarak önce okuru, şimşekler çaktırarak korkutur, sonrasında yağan yağmur edasındaki tespitleriyle de huzur verir.

Yürümek her zaman yürümek değildir, bazen düşünmektir diye okumuştum bir yerde. Nedendir bilmem kitaplarda sokak sokak bir başına yürüyen ve bu sokakları arşınlayan kahramanların yazarlarını değerli bulmuşumdur. Çünkü bu yazarlar sahipsizdir, toplumdan ya dışlanmıştır ya da kendini soyutlamıştır. Anlatamamıştır çevresine derdini ya da anlayan olmamıştır ki yazıya dökmüştür düşüncelerini elbet bir gün beni de anlayan olur diye… Ve bizler bu yazarları okurken kendimizi tam manasıyla bulamasak da yazımlarında; mutlaka kendimizden bir parçaya da rasgelmemiz ihtimal dahilindedir hal böyleyken eksik yanımızı tamamlamak maksadıyla girişiriz okumaya lakin sizde takdir edersiniz ki kendimizi tamamlamak bir kenara dursun daha da eksiliriz, eksik hissederiz…

Kişilik paradoksları, bir aynanın karşısına geçip aynadaki ile kendini aynı görememektir. Biri yapılan seçimleri ifade ederken diğeri (yani aynadaki) ise yapılmayan ya da yapılamayan seçimlerin sahibi bir başka benliği ifade eder. Hani denir ya nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi hissediyorum diye. Tam da anlatmak istediğimi özetler nitelikte bu sözcükler…

Nerede değilsek orada mutlu olacaksak mutlaka okumaya devam etmeliyiz. Okumak başka yerlerde olmak ve kendi benliğini bulmaya bir adım daha yaklaşmak demektir. Bu vesileyle herkese keyifli okumalar dilerim.
FAKAT İLHAMİ BU DERİN BİR KİTAP!

Kitap bitti.Bitince " Neydi bu şimdi? " dedirten kitaplardan.Kitap 57 sayfa.Hepi topu 57 sayfa.Bitince yazarımız İlhami Algör'e içerledim biraz.Yazsaydın ya şöyle 600-700 sayfa bir kitapta eğlenceli bir şekilde okusaydık diye.Bazı kitaplar var gereğinden uzun, bazıları da böyle tadımlık.

Aslında bu kitaba inceleme yazmayacaktım ama sabah başımdan gecen bir olayı sizlere anlatmak istiyorum.Geçen cuma, karnelerin dagıtıldığı gün alt komşumuz 7.sınıfa giden oğlu için bir kitap istedi benden.Çocuğun ders çalışmadığından ve kitap okumadığından dert yakındı.Oğlan haylazın teki, eve girmiyor ki ders çalışsın kitap okusun.Ben de "Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku" kitabını verdim.Kitap ince olduğu icin çocuğun gözünde büyümesin istedim ama okuyacağından hiç umudum yoktu işin doğrusu.Ertesi gün, çocuk elinde kitapla kapımızı çaldı ve kitabı cok sevdigini ve bir başka kitap vermemi istedi. Mutlu olmuştum.Hemen çocuğa geçenlerde okumuş olduğum Momo'yu verdim. Dün akşamda Momo'yu getirdi ve o kitabı da çok sevdiğini söyledi. Dört günde iki kitap okumuştu.Bu kez de Pal Sokağı Çocukları'nı verdim. Bu sabah babasını gördüm."Hocam siz ne yaptınız Emre'ye deli gibi kitap okuyor." dedi ve teşekkür etti.Ben bir şey yapmamıştım, her şeyi yapan İlhami Algör ve kitabıydı.Bir çocuğun kitap okumasına birlikte vesile olmuştuk.

Evet kitabımız bu kadar derin bir kitap işte.Hepi topu 57 sayfa ama içinde neler yok ki.Çocukluğum var kitapta en önemlisi.Çocukluğumda yaşadığım mahalleleri yalansız dolansız mizah yüklü bir şekilde anlatmış yazarımız.Türk filmleri var, Sadri Alışık'tan tutunda Ayhan Işık'a kadar.Orhan Gencebay'dan tutunda Müslüm babaya kadar arabesk var.Racon var, argo var bolca, küfür var ama insanı rahatsız etmeyen cinsinden.

Hikayemizin bir kahramanı var ve bu kahramanımızın hikayesinin de bir kahramanı...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.924 Oy)19.847 beğeni45.459 okunma3.483 alıntı192.093 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (11.100 Oy)13.916 beğeni36.049 okunma3.753 alıntı153.162 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.913 Oy)9.186 beğeni30.127 okunma922 alıntı146.213 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.709 Oy)9.663 beğeni27.127 okunma1.998 alıntı125.617 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.886 Oy)9.426 beğeni26.522 okunma1.793 alıntı135.429 gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.6/10 (6.350 Oy)6.055 beğeni17.922 okunma2.283 alıntı95.860 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.755 Oy)8.368 beğeni23.924 okunma953 alıntı95.354 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.1/10 (9.986 Oy)11.776 beğeni29.552 okunma1.681 alıntı154.562 gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (8.226 Oy)9.213 beğeni27.511 okunma2.925 alıntı121.234 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.605 Oy)4.091 beğeni13.611 okunma1.520 alıntı56.198 gösterim
Güzeldi, roman içinde roman ile meşgul oldum, anlatıcı ile racon keserek konuştuk, racon keserek konuştuk ama bu raconun içinde küfürleri bile yarım yamalak ettik. İstiklal’de, Karaköy’de filan gezindik. E-kitap olarak okuduğum için ekran defalarca “Abi yapma, yazık ediyorsun bu kitaba, basılı kitap olarak oku beni” dedi, cevap vermesem de kendisine ya da “Sen sus, var benim bir bildiğim” diye cevap versem de sonralardan hak verdim kendisine. Kitap konuştuğu sürece kapının kilidi kadar rahatsız edici konuşmadı ama içindeki tüm duyguları da hissettirdi; ama bu kitaptan sonra da kapı dillerine, kapı kilitlerine bakışımın değişeceği de, kendilerine bir saygım olacağı da bir gerçektir. Hele sen kapının dili, gelip de bana “bitse ne olur, bitmese ne” dedin ya verecek cevabım olmadı sana.

Kitap yer yer tebessüm ettiriyor ve gülmeye doğru yol aldırıyor tebessümleri ama bu ifadeyi yüzünüzde uzun süre tutturmadan da tutkuyu vererek, yalnızlığı hissettirerek belki de çaresizliği vererek üzgünlüğe götürüyor. Bunları ise şarkı sözleri, türkü sözleri, film replikleri ile vermesi ise hem kitabın farklılığını hem de yazarın başarısını gösteren unsurlar. Aslında daha çok bir şeyler yazmak istiyorum, o aynayı filan konuşmak istiyorum ama bir şeyler “çıt” ediyor içimde, “hop sus bakalım sen” diyor, sanki bir şeyleri yanlış söyleyecekmişim gibi. Susayım o zaman, zaten yazsam ne olur, yazmasam ne ama güzeldi, sıcacık bir novella iyi geldi.
Filmini bir kaç ay önce Erdal Beşikçioğlu sayesinde izlediğim ve mükemmel bulduğum için kitabını okumak da farz oldu.

Ellisekiz sayfalık kısacık bir kitap ama her cümlenin altını çizmek istedim. Tek taraflı sapık bir tutku mu? Bana kendisini bir saat içinde ikinci kez okutturan sayfalar sadece tutku mu? Yoksa Müzeyyen isminim güzelliği mi?

Diyaloglar çok az ama çok tadında ve adamın kafasındakiler sayesinde diyalogların azlığını pek umursamadım. Hatta bu durumdan memnun oldum. Farklı ve özel bir üslubu var yazarın ve ister istemez ne yazsa okurum haline bürünüyorsunuz. En azından bu ağır kafa karmaşasının o tatlı esintisini sevdim.

"Müzeyyen" seslenmesi ne güzel bir isim? Ah Müzeyyen bu çok derin bir kafa karmaşasıydı ve adam sana tutunmayı çok istedi. Okuyun ve güzel mi değil mi buna kararı siz verin. Ben şimdi üçüncü kez okumaya gidiyorum.
Tebessüm ederek başladığım kitap beni derinlere götürüp bıraktı. Gülerim ağlanacak halime üslubu ile ele alınmış, "bu da mı gol değil" hissiyatına gark eden, sizi sizden alan geriye gerçekleri acı acı avuçlarınıza bırakan bir kitap. Bazı kitapların üstüne başlıbaşına bir kitap daha yazılır ya işte bu kitap da onlardan biri. Etkileyici ve sizi alıp götüren, bir süre alıkoyan ve derin derin düşüncelerde "ister yüz, ister boğul.Sana kalmış" dedirten bir karakter. Ah müzeyyen yapılır mıydı bu? Diye sormadım değil. Tebessümden eksik bırakmayan farklı bir üslupla sizi her duygu ile bir başınıza bırakan bir eser. Okuyunuz hak vereceksiniz.
İlhami Algör'ün okuduğum ilk kitabıydı.Yesilçam Sadri Alısık tadında bir kitaptı.Gözümde Sadri Alısığın filmlerini canlandırarak okudum.Keyif alarak okuyabileceğiniz bir kitap.
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, uzun süredir kapak tasarımıyla dikkatimi çeken kitaplardan birisiydi .
İnce bir kitap olmasına rağmen , kolay anlayabilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum . Anlatımda ki farklılıkları yakalamaya çalışırsak eğer bence daha verimli olabilir .
Konusuna gelecek olursak ;
Kahramanın Müzeyyen'e olan aşkını, birlikte yaşadıkları günleri ve ayrılıklarını konu alıyor. Yazmaya bir türlü başlayamadığı kitabı ve Müzeyyen'e olan aşkı hikayede ön plana çıkıyor.
En başta da anlattığım gibi kısa olmasına rağmen gerçekten düşünce yoğunluğuyla ilk sefer de anlaşılmayabilir .
Ama pes etmek yok , bir defa da kesin anlamak için okuyun .
İyi okumalar :)
Son olarak birkaç alıntı paylaşmak istiyorum :)
"Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim."
“Her şey benden önce olmuşsa, bana olacak bir yer, durum kalmıyor muydu? Bana ait tek kişilik bir iskemle, o da yok muydu bu dünyada?”
"Ne olmuştu da, "Seninle dünyanın her yerine gelirim," diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı?"
-İlhami Bey N'apıyorsunuz?!!-
Abi söylesene lütfen ne içtin de yazdın bu kitabı? Neydi abi şimdi bu? Ne okudum ben? N'aptın abi!.. Neyse şimdi cevap verirsen benim kafam iyice çorba olur, boşver.
Abi bana kalırsa fazla Orhan baba dinliyorsun, sana yaramıyor bak. Ama sohbetine de doyum olmuyor o ayrı ;)
Yalnız abi, o nasıl bir kitap ismidir öyle, o nası güzel bir Müzeyyen'dir..Bana kalırsa dünyada ki bütün kitapların ismini sen ver, güzel isim veriyorsun. Çocuğum olursa bir gün, onun ismini de sen koy abi. Yok abi Müzeyyen olmaz. Hem bırak artık sende şu Müzeyyen'i..
Merhabalar Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku kitabından önce filmi çıkmıştı filmiyle hiç bir alakası yok denecek kadar uzak bir eser.Kitap 65 sayfadan oluşan kısa bir eser ancak üslup çok kötü çünkü çok dağınık ve anlatılmak istenen uzatılarak anlatılmış.Edebi yöndende çok zayıf ve özgün değil.Sanki deneme amacıyla yazılmış gibi.Kitap okumaya başlayacak olanlara tavsiye edemem çünkü dili çok ağır ve dağınık.Kitapta tek beğendiğim alıntıları onlardan bir kaçı ;
“Bu milletin tarih kitabına ihtiyacı yok.Şarkıları peş peşe diz,koy kasete radyodan...”
" Hikaye " dedim. " Gel seninle anlaşalım. Sen yarım kal, adını da yarım kalan hikaye koyalım.”
" Sen zaten neyi tamam ettin ki? " dedi bana...
Nereye gidiyorsun çocuk," dedim içimden, "büyümeye mi?"
Keyifli okumalar dilerim
hep en özlediğimde, her defasında elimin gittiği, filmini defalarca izlediğim.. bir "çıt" sesinin yüreğimi dağlayanı başka ne olabilir ki?

bir kitaba, bir filme İYİ Kİ demek..
Göz açıp kapayıncaya kadar bitip bittikten sonra insana gözlerini kapattırıp "Ah ulan, ah !" dedirten kitaplardan. İçeriğin de Sadri Alışık'tan bahseden bahsetmemiş olsa bile okurken sizin aklınıza onu düşüren kitaplardan. "Müjgan o gün güzel bile değildi. " diyen Sadri abimiz ve Müzeyyen'in bakışlarındaki değişikliği anlatan kitabımızın asıl oğlanı aynı sanki. Dil bakımından sade, anlaşılır, sokak ağzı ama samimi, içten..

Daha fazla bir şey yazmaya lüzum görmüyorum. Okumanızı tavsiye ederim. Zaman kaybettiğinizi düşündürecek bir kitap değil.

İncelememi bitirirken hepinize kitabın otuz ikinci sayfasında geçen "Bazı geceler uyanır, beni kendini seyrederken bulurdu." cümlesindeki gibi derin sevgilerden dilerim.

Keyifli okumalar. :)

Dipçe: Kitapla aynı adı taşıyan filmi izlemenizi de tavsiye ederim. :)
İncecik, bir oturuşta biten sıcacık bir kitap. Daha önce okuduğum kitaplardan bir hayli farklıydı. Bu farklılık bana güzel geldi, herkes sever mi bilemiyorum ama özgün yazı dilinin şahsa hitap etmese de teşvik edilmesi taraftarıyım. Kitabı okurken kah güldüm kah düşündüm. Benzetmeleri, cümleleri konuşma dili gibi gözükse de hiç de basit değildi. Yazarın nesneleri konuşturması, belli bir zamana veya mekana bağlı kalmadan bir şeyler yazması beni oldukça etkiledi. Kısacası memnun kaldım ve yazarın diğer kitaplarını da okunacaklar listeme ekledim.
" Hikaye " dedim. " Gel seninle anlaşalım. Sen yarım kal, adını da yarım kalan hikaye koyalım. "
" Sen zaten neyi tamam ettin ki? " dedi bana...
Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim.
Bak Müzeyyen bu derin bi’ tutku.
.....
-Müzeyyen?

+Efendim?

-Hiç. Adını söylemek hoşuma gidiyor...
“Aslında, tam diye bir şey yoktur,” dedim, “her tam, bir üst yarımın alt basamağıdır. Yani yarım da bir bütündür.”
Ne olmuştu da, "Seninle dünyanın her yerine gelirim," diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku
Baskı tarihi:
Aralık 2014
Sayfa sayısı:
59
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750516832
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayıncılık
"Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?" dedi. "Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı." "Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. "Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku," dedi, arkasını dönüp gitti. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor... Bülbülün çilesi, yazarın zulası... İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak... Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz.

İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu'ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane'ye inen roman. Avaramu! 
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 4.380 okur

  • Sıla Gündoğan
  • Zehra
  • Ömerve
  • Çağlayan ASLAN
  • Tuğba
  • S.C. Özdağ
  • Sare Soysal
  • Eda GÜNDAY
  • simge kabul
  • ugurumsu

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%13
14-17 Yaş
%12.1
18-24 Yaş
%30.4
25-34 Yaş
%30
35-44 Yaş
%9.6
45-54 Yaş
%2.1
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%2.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%76.8
Erkek
%23.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (246)
9
%14.7 (198)
8
%21.4 (289)
7
%19.2 (259)
6
%10.6 (143)
5
%6.5 (88)
4
%4.3 (58)
3
%2.1 (28)
2
%1.6 (22)
1
%1.4 (19)

Kitabın sıralamaları