Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku

7,3/10  (530 Oy) · 
1.484 okunma  · 
425 beğeni  · 
7.258 gösterim
"Her şeyin iyi gittiğini nerden çıkarıyorsun?" dedi. "Herif rüzgârı kendinden menkul uçurtmanın teki. Ara sıra telleri takılır gibi kadına geliyor gece yarısı." "Fakat Müzeyyen, bu derin bir tutku," dedim. Tırsmaya başlamıştım. Haklı olabilirdi. "Evet, biraz sapık ve tek taraflı bir tutku," dedi, arkasını dönüp gitti. Hikâyeye göre adam, kadını çok seviyor, sevdikçe ruhu büyüyor, eve sığmıyor... Bülbülün çilesi, yazarın zulası... İnceden sarma bir sigara, inceden bir bardak... Jak Danyel isimli bir şişe, Hicran isimli bir yara, tuhaf isimli bir roman. Kafamız iyi, açmayın kapağı, biz böyle iyiyiz.

İlhami Algör, alelacayip aşkların ve oyunbazlığın, hüzünlü dolambaçların yazarı. Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İtalyan Yokuşu'ndan aşağı, rüzgâra asılıp Tophane'ye inen roman. Avaramu! 
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Aralık 2014
  • Sayfa Sayısı:
    59
  • ISBN:
    9789750516832
  • Yayınevi:
    İletişim Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Jay 
 19 Nis 19:55 · Kitabı okudu · 1 günde · 9/10 puan

İlhami Algör, benim nazarımda varoluşsal edada büyük bir Sanrıcı’dır. Yani bendeniz, naçizane yazarın kahramanı için; gerçekte var olmayan şeyleri gören ve aynı zamanda işiten, daha doğrusu dayanaksız algı sahibi insanlar için kullanılan Sanrı kelimesine karşın, “Sanrıcı” nitelemesinde bulunurum, çünkü hoşuma gider böylesine otantik nitelemeler ve iyi yazarları yüceltmeyi oldum olası severim. Yazarın, topluma ve toplumun düzenine ayak uyduramamış bir hikâye kahramanını anlatırken toplum kalıplarını sarsacak nitelikteki fikirlerini ise okurun, o varoluşsal oksijenini ciğerlerinde solumasına vesile olacak şekilde yansıtması, takdire şayandır zannımca.

Kitapta neler yok ki? Kişilik Paradokslarından tutunda zamanının mühim adamlarına inceden taşlamalar ve bu taşlamaların yanında kendi halinde yaşanan tutkular... Kitabı okurken, bir yandan dışlanmışlık, bir yandan çaresizlik ve öte yandan da değersizlik yüklü hissiyat bulutları okurun tepesinde biter ve bir süre sonra bu bulutlar birbiri ardına çarpışarak önce okuru, şimşekler çaktırarak korkutur, sonrasında yağan yağmur edasındaki tespitleriyle de huzur verir.

Yürümek her zaman yürümek değildir, bazen düşünmektir diye okumuştum bir yerde. Nedendir bilmem kitaplarda sokak sokak bir başına yürüyen ve bu sokakları arşınlayan kahramanların yazarlarını değerli bulmuşumdur. Çünkü bu yazarlar sahipsizdir, toplumdan ya dışlanmıştır ya da kendini soyutlamıştır. Anlatamamıştır çevresine derdini ya da anlayan olmamıştır ki yazıya dökmüştür düşüncelerini elbet bir gün beni de anlayan olur diye… Ve bizler bu yazarları okurken kendimizi tam manasıyla bulamasak da yazımlarında; mutlaka kendimizden bir parçaya da rasgelmemiz ihtimal dahilindedir hal böyleyken eksik yanımızı tamamlamak maksadıyla girişiriz okumaya lakin sizde takdir edersiniz ki kendimizi tamamlamak bir kenara dursun daha da eksiliriz, eksik hissederiz…

Kişilik paradoksları, bir aynanın karşısına geçip aynadaki ile kendini aynı görememektir. Biri yapılan seçimleri ifade ederken diğeri (yani aynadaki) ise yapılmayan ya da yapılamayan seçimlerin sahibi bir başka benliği ifade eder. Hani denir ya nerede değilsem orada mutlu olacakmışım gibi hissediyorum diye. Tam da anlatmak istediğimi özetler nitelikte bu sözcükler…

Nerede değilsek orada mutlu olacaksak mutlaka okumaya devam etmeliyiz. Okumak başka yerlerde olmak ve kendi benliğini bulmaya bir adım daha yaklaşmak demektir. Bu vesileyle herkese keyifli okumalar dilerim.

Uğur 
 16 Ağu 14:00 · Kitabı okudu · 2 günde · 9/10 puan

Güzeldi, roman içinde roman ile meşgul oldum, anlatıcı ile racon keserek konuştuk, racon keserek konuştuk ama bu raconun içinde küfürleri bile yarım yamalak ettik. İstiklal’de, Karaköy’de filan gezindik. E-kitap olarak okuduğum için ekran defalarca “Abi yapma, yazık ediyorsun bu kitaba, basılı kitap olarak oku beni” dedi, cevap vermesem de kendisine ya da “Sen sus, var benim bir bildiğim” diye cevap versem de sonralardan hak verdim kendisine. Kitap konuştuğu sürece kapının kilidi kadar rahatsız edici konuşmadı ama içindeki tüm duyguları da hissettirdi; ama bu kitaptan sonra da kapı dillerine, kapı kilitlerine bakışımın değişeceği de, kendilerine bir saygım olacağı da bir gerçektir. Hele sen kapının dili, gelip de bana “bitse ne olur, bitmese ne” dedin ya verecek cevabım olmadı sana.

Kitap yer yer tebessüm ettiriyor ve gülmeye doğru yol aldırıyor tebessümleri ama bu ifadeyi yüzünüzde uzun süre tutturmadan da tutkuyu vererek, yalnızlığı hissettirerek belki de çaresizliği vererek üzgünlüğe götürüyor. Bunları ise şarkı sözleri, türkü sözleri, film replikleri ile vermesi ise hem kitabın farklılığını hem de yazarın başarısını gösteren unsurlar. Aslında daha çok bir şeyler yazmak istiyorum, o aynayı filan konuşmak istiyorum ama bir şeyler “çıt” ediyor içimde, “hop sus bakalım sen” diyor, sanki bir şeyleri yanlış söyleyecekmişim gibi. Susayım o zaman, zaten yazsam ne olur, yazmasam ne ama güzeldi, sıcacık bir novella iyi geldi.

Meyrem KARADENİZ 
23 Oca 2016 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Tebessüm ederek başladığım kitap beni derinlere götürüp bıraktı. Gülerim ağlanacak halime üslubu ile ele alınmış, "bu da mı gol değil" hissiyatına gark eden, sizi sizden alan geriye gerçekleri acı acı avuçlarınıza bırakan bir kitap. Bazı kitapların üstüne başlıbaşına bir kitap daha yazılır ya işte bu kitap da onlardan biri. Etkileyici ve sizi alıp götüren, bir süre alıkoyan ve derin derin düşüncelerde "ister yüz, ister boğul.Sana kalmış" dedirten bir karakter. Ah müzeyyen yapılır mıydı bu? Diye sormadım değil. Tebessümden eksik bırakmayan farklı bir üslupla sizi her duygu ile bir başınıza bırakan bir eser. Okuyunuz hak vereceksiniz.

KörKalem 
 17 Ağu 11:05 · Kitabı okudu · 1 günde · Beğendi · 9/10 puan

Avaramu!
Gerçekten de avare ettin beni ey Algör! Bu nedir yahu :)
Çok güzeldi. "Racon keserek konuştun benle sürekli, caz cuz yapma alırım façanı aşağı" modundaydım kitap boyunca. :)
Nedense çok az beğenilen bu kitabı-nedense ben çok beğendim. (Bende mi bir acayiplik var anlayamadım.) Çok samimi bir kitaptı. Uzun zamandır böyle içten bir kitap okumamıştım. O cümlelerin sadeliği, cuk oturmuşluğu, beni benden aldı, hiç bilmediğim diyarlara götürdü. Orada kaldım sanırım, bir müddet dönemeyeceğim.

Konuşma dilinde yazılmış olan bu anlatı kitabı, "ağlanacak haline gülme" durumu bir çeşit. Karakterimiz "gölge etme başka ihsan istemez" modunda takılıyor. Verip veriştiriyor herkese. Çok samimi, çok bizden. Kesinlikle okumanızı tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar dostlar...

Rabia 
16 Şub 11:54 · Kitabı okudu

Fakat müzeyyen bu derin bir tutku hem güldürdü hem düşündürdü keşke yazar biraz daha yazsaymış sonunu mantıklı bitirseydi bitti diye üzülüyo insan.

Yonca 
30 Mar 13:11 · Beğendi · Puan vermedi

İlhami Algör'ün okuduğum ilk kitabıydı.Yesilçam Sadri Alısık tadında bir kitaptı.Gözümde Sadri Alısığın filmlerini canlandırarak okudum.Keyif alarak okuyabileceğiniz bir kitap.

Melike °• 
16 Eyl 17:38 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 9/10 puan

Arif’in Müzeyyen’e olan derin tutkulu aşkını okurken , aklıma her seferinde Sabahattin Ali’nin destansı ‘’Kürk Mantolu Maddona " sı geldi. Arif’in tutkusu bize yabancı bir tutku değildir. Gerçektir. Bugün kaç ilişki okuduğumuz aşk hikayelerindeki gibi yaşanmaktadır? Çoğu yarım, eksik, kopuk. Bir tarafın bir tarafa duyduğu derin bir tutku. Sonra alışırız bu duruma.

“Bitse ne olur,
Bitmese ne ?” deriz. Arif gibi. Tüm yarım kalmışlığımızla.
Öte yandan Sadri Alışık’a, Yusuf Atılgan’a, Oğuz Atay’a, Orhan Gencebay’a gönderdiği selamlarla da sohbetine dahil olursunuz Arif’in.

"Müzeyyen" seslenmesi ne güzel bir isim? Ah Müzeyyen bu çok derin bir kafa karmaşasıydı ve adam sana tutunmayı çok istedi..."

Şerife Nur Yüksel 
 21 Tem 23:07 · Kitabı okudu · 1 günde · 7/10 puan

Göz açıp kapayıncaya kadar bitip bittikten sonra insana gözlerini kapattırıp "Ah ulan, ah !" dedirten kitaplardan. İçeriğin de Sadri Alışık'tan bahseden bahsetmemiş olsa bile okurken sizin aklınıza onu düşüren kitaplardan. "Müjgan o gün güzel bile değildi. " diyen Sadri abimiz ve Müzeyyen'in bakışlarındaki değişikliği anlatan kitabımızın asıl oğlanı aynı sanki. Dil bakımından sade, anlaşılır, sokak ağzı ama samimi, içten..

Daha fazla bir şey yazmaya lüzum görmüyorum. Okumanızı tavsiye ederim. Zaman kaybettiğinizi düşündürecek bir kitap değil.

İncelememi bitirirken hepinize kitabın otuz ikinci sayfasında geçen "Bazı geceler uyanır, beni kendini seyrederken bulurdu." cümlesindeki gibi derin sevgilerden dilerim.

Keyifli okumalar. :)

Dipçe: Kitapla aynı adı taşıyan filmi izlemenizi de tavsiye ederim. :)

Hilal Bedir 
07 Ağu 12:55 · Kitabı okudu · Beğendi · 5/10 puan

Ne yorgun bir kitap bu böyle... Her ne kadar aşka, sevgiye bakış açım Algör'ünkinden farklı olsa da insan hayret etmeden duramıyor. Kahramanımız öyle güzel anlatmış ki ben de sevdim Müzeyyen'i. Adam çok arkaplanda kaldı benim için. Hatta kitapta sadece Müzeyyen'i merak ettim. Sevilesi kadınmış.

Daha net anlatmak gerekirse, en beğendiğim kitaplara hiçbir zaman giremeyecek bu eser en beğendiğim karakterlerden birini (ki bu da Müzeyyen oluyor) barındırıyor.

mehmet temiz 
09 Nis 11:39 · Kitabı okudu · 2 günde · Beğendi · 8/10 puan

şimdiye kadar okuduğum kitaplardan çok çok farklı bir kitap.baştan sona kadar şarkı sözleri,türkü sözleri,film replikleri ve tamamen argo dilden oluşan bir anlatım mevcut.olayın karakteri, her şeyi tii ye alan,tüm insanlarla,hatta eşyalarla konuşabilen ve onları konuşturan,bazende kendi kendine konuşabilen, bir İstanbul kabadayısı görünümünde olan bir kişi.bu kişinin en zayıf yönü ise Müzeyyen'e olan aşkı. Ama Müzeyyen'in gerçekte karakterle birlikte mi olduğu veya tamamen hayali biri mi olduğu net olarak anlaşılamıyor.kitapta her iki durumu da gösterir cümleler ve parağraflar mevcut. yazarın, okuyanlara kafa yormaları için, ustaca ve bilinçli bir şekilde böyle bir durum oluşturmuş olabileceği düşüncesindeyim.bu duruma çok kafanızı yormazsanız,yazılmış espiritüel bir talk-show gibi keyfle okuyacağınız bir kitap.

Kitaptan 365 Alıntı

Derya Yalınkılıç 
21 Tem 2016 · Kitabı okudu · 7/10 puan

“Aslında, tam diye bir şey yoktur,” dedim, “her tam, bir üst yarımın alt basamağıdır. Yani yarım da bir bütündür.”

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami AlgörFakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör
selinay tuzun 
16 May 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Tütünümü, anahtarımı aldım, evden tam çıkıyorum, bir şeyin eksik olduğunu, eksik olanın ruhum olduğunu fark ettim. Önemsemedim.

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 7)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 7)

“Her şey benden önce olmuşsa, bana olacak bir yer, durum kalmıyor muydu? Bana ait tek kişilik bir iskemle, o da yok muydu bu dünyada?”

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami AlgörFakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör
Taner durmaz 
30 Nis 19:10 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 6/10 puan

Aşk
Hanım efendi ben size değil resminize aşığım

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 20 - Iletişim yayincilik)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 20 - Iletişim yayincilik)

"Ayna," dedim fısıltıyla.

"Buyurun benim," dedi.

"Ayıp olmuyor mu ayna?" dedim, "Bizi burada yanlış pozisyonda, dış kapının mandalı gibi gösteriyorsun. İlgisiz, alakasız, yabancı ve arkasında koridor boşluğu duran ve hani geri dönüp o boşluğu kat ederek, daire kapısına yönelebilecek ve hatta yönelmesi gerek biri gibi.

"Nasıl görünmek isterdin?" dedi.

Bu tavır, bu kendinden çok fazla emin, ukala tavır beni öldürürdü.

"Ayna," dedim, "seni bölük bölük bölerim."

"Denememeni tavsiye ederim," dedi, "bölünerek çoğalırım ve çoğaldıkça fazla suret veririm, hoşuna gitmez

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 36)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 36)
Şeyma Köse 
24 Mar 2015 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ne olmuştu da, "Seninle dünyanın her yerine gelirim," diyen Müzeyyen, durduğu yerden çekip gitmelere başlamıştı?

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 22)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (Sayfa 22)
Yonca 
29 Mar 12:40 · İnceledi · Beğendi · Puan vermedi

Eve gidip, “Bundan sonra yazıcam,” demiştim. Bu lafı ilk söylediğimde, “Yaz koçum, ben sana bakarım,” diyen Müzeyyen, bu kez ağzını açmamıştı. Sessizliğine takılır gibi oldum. “Takılma,” dedi içimden bir ses. Takılmadım. Kâğıdı kalemi aldım. Ne yazacaktım?

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (İletişim Yayıncılık)Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör (İletişim Yayıncılık)

Bir şey içime oturmuş kalmıştı. Yok olmak. Toz olmak istiyordum. Varlığım orada olmamalıydı. Gelip beni alsalardı. Uzaydan ya da bir yerlerden gelselerdi. Sessiz sedasız kaybolsaydım. Yerime Kız Kulesi’ni bıraksalardı. Ne alakaysa?

Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami AlgörFakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku, İlhami Algör
37 /

Kitapla ilgili 1 Haber

15 Lira’nın Altında, Çok Liralık Şeyler Anlatan 15 Sağlam Kitap
15 Lira’nın Altında, Çok Liralık Şeyler Anlatan 15 Sağlam Kitap Paramız olsa kendimizi bırakmayacak mıyız kitap evlerinin üstüne? Kitap bir fetiş türü. Okuyup okumayacağımızı düşünmeden manyak gibi alıyoruz ya. Pahalı pahalı kalın ciltlere dünyaları vermek yok. Dünyanın en güzel, en şarkılı kitapları 15 TL’nin altına elinizin altında. Şu güzel eserleri derleyelim de, kütüphaneler anlam kazansın istedik. Dimağınız sağ olsun!