Charles Baudelaire’in tek novellası olan Fanfarlo, şairin fırtınalı ruhuna ve sancılı aşk hayatına açılan otobiyografik bir kapıdır. Bu kısacık ama yoğun eserde Baudelaire, karşımıza “büyük bir miskin, tutkun bir kederli ve mutsuz bir ünlü” olarak tanımladığı Samuel Cramer karakteriyle çıkar. Aslında Samuel, yazarın ta kendisidir.
Hikâye, Samuel’in lüks düşkünü bir kadına duyduğu tutkulu aşkla başlar. Ancak ona arzuladığı hayatı sunamayınca, bu aşk her iki taraf için de büyük acılarla dolu bir kabusa dönüşür. Bu kadın, Baudelaire'in gerçek hayattaki büyük aşkı Jeanne Duval’dir. Samuel, onun bir sorununa şairlere özgü saf ve bir o kadar da yakışıksız bir çözüm bulur ve bu sayede dansçı Fanfarlo ile tanışır. Bu andan itibaren dört kişi arasındaki ilişkiler karmaşık bir boyuta evrilir.
Fanfarlo, sadece bir aşk hikayesi değil, aynı zamanda Baudelaire'in kendi iç çatışmalarını, felsefi dokunuşlarını ve şiire doğru evrilen sanat anlayışını gözler önüne seren bir kanıttır. Bir saat gibi kısa bir sürede okunan bu akıcı eser, Baudelaire'in dünyasına adım atmak ve Fransız edebiyatının bu "Şiirin Tanrısı"nı daha yakından tanımak için eşsiz bir başlangıç noktası sunuyor.