Fareler ve İnsanlar Üzerine

·
Okunma
·
Beğeni
·
310,3bin
Gösterim
Adı:
Fareler ve İnsanlar Üzerine
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Of Mice and Men
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Urartu Yayınları
126 syf.
·1 günde·10/10 puan
Fareler ve İnsanlar John Steinbeck tarafından yazılmış bir novelladır (kısa roman). Yazar Califonianin Salinas kentinde dünyaya gelir. Zaten eserlerinin çoğuda buradan esinlenmiştir. Universite de okurken yazarlığına katkısı olacağını düşündüğü derslere girmiştir. Sonra bırakıp tezgahtarlkk marangozluk vs halkla iletişimi yüksek olan işler yapmıştır. Eserleri edebi olduğu kadar hayatın içinden olduğu için her dönem okunmaktadir.

Kitaba gelince yazarın Pulitzer ödüllü Gazap üzümleri kitabından sonra okuduğum ikinci kitabıdır. İnsan ilişkileri üzerine yazılmıştır. İçeriğini dostluk, yalnızlık ve sevgi konuları oluşturmaktadır. Amerika'da orta öğretimde okunması zorunlu kitaplardan biridir.

George Milton, Lennie Small, Curley, Seyis Crooks, Slim, Clara Teyze, Carlson ve ismini hiç bilmediğimiz Curleyin karısı bu romandaki karakterler.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
YouTube kitap kanalımda Fareler ve İnsanlar kitabını çizimlerimle birlikte yorumladım : https://youtu.be/HHo8Z-JgYzU

Hepimiz hayalleri olan varlıklarız. Bazen gerçekleşmeyeceğini bildiğimiz halde yorulmadan hayaller kurmaya devam ederiz. Fakat zaten hayalin kelime anlamına baktığımızda da: "Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey." olarak bir açıklama görürüz. Biz canlı varlıklar, gerçekleşmesini özlediğimiz şeylerin hayalini kurarız.

1759 tarihinde doğmuş olan Robert Burns adlı İskoç şair "İnsanlarla fareler hiçbir zaman hayallerini gerçekleştiremezler." temasıyla "To a Mouse" adında bir şiir kaleme almış. Şimdi bu cümleden yola çıkarak ilk olarak 1937 tarihinde yayınlanan Fareler ve İnsanlar kitabına yaklaşık olarak 150 yıllık bir köprü kurmayı amaçladım.

Farelerin hayali peynirdir, insanların hayali ise paradır. Kadınların hayali ise -en azından Amerikalı olanların- Hollywood'da bulunup sahne alabilmektir. Bu hayal edilen şeyler ise her zaman bir hayal döngüsünde kalır aslında. Fare peyniri bulunca daha çok peynir ister, insan da parayı bulunca daha çok para ister. Hatta bu duruma Amerikalıların bulduğu bir kelime bile var... Amerikan rüyası adında. Bu kitap da aslında tam olarak gayet yerinde bir Amerikan rüyası eleştirisidir. Ne fareler peynire ulaşabiliyor, ne de insanlar arzuladıkları paraya ulaşabiliyor...

Kitapta fiziksel ve zihinsel özellikleriyle birbirine tam olarak zıt olan iki başrol kişi söz konusu. Bunlardan George adında olan mantığı, zekayı, zihinsel gücü, parayı, totaliterliği ve salt maddiyatı temsil ediyorken Lennie adında olan karakter ise duygusallığı, fiziksel gücü, sevgiyi, boyun eğmeyi ve salt maneviyatı temsil etmekte. Fiziksel olarak da George zayıf olan taraf, Lennie ise şişman olan taraf. Şimdi bu sıkıcı içerik detaylarıyla ulaşmaya çalıştığım bazı önemli noktalar var.

1763 yılında James Watt tarafından bulunan buharlı makinenin icadı Sanayi Devrimi'nin başlangıcı kabul edilir. Aslında bu devrim sayesinde bizden 200 yıl önce yaşayan insanların hayallerini şu an gerçekleşmiş olarak yaşıyoruz diyebilirim size. John Steinbeck'in de Fareler ve İnsanlar kitabıyla bize George ve Lennie karakterleri üzerinden bir metaforla tam da bu konuyla ilgili bir mesaj vermeye çalıştığını düşünüyorum. Sanayi Devrimi'nden önce Lennie'nin karakter özellikleri olan fiziksel güç dünyayı yöneten güçtü. Fakat Sanayi Devrimi'nin başlamasıyla birlikte artık fiziksel güç yerini George'un özelliği olan zekaya ve zihinsel güce bıraktı. Para her şeyin yerini aldı ve aşırı hızlı bir üretim süreci başladı. Kısaca zekanın fiziksel güçten daha etkili olduğu ve onun yerini hemen alması gerektiği geç de olsa anlaşılmış oldu. Aynı Fareler ve İnsanlar kitabının sonunda olan o olayın seslerini kitabın daha ilk sayfalarından duyabildiğimiz gibi.

Bu kitapla birlikte sorgulamasını yaptığım bir başka nokta ise; geniş ve büyük halk topluluklarının sayıca ve hacimce küçük ama etkili devlet sistemleriyle olan etkileşimleriydi. Yani, aslında aynı Lennie ve George gibi tamamen birbirine zıt iki karakterin arasında geçen o atışmalar ve George'un her daim Lennie üzerinde totaliter bir hakimiyet sahibi olmasından bahsediyorum. 1902 tarihinde doğmuş olan Steinbeck'in, Sanayi Devrimi'nin sonuçlarıyla beraber büyüdüğü bir çağda, güncel siyasi ve ekonomik olayları bu iki karakter üzerinden kısacık ve oldukça yalın bir dille yazdığı bu kitapla çok başarılı bir şekilde anlatabildiğini düşünüyorum.

Son olarak ise aklıma gelen bir başka şeyden daha bahsedeceğim. 1886 yılında Amerika'da yapılmış olan Özgürlük Heykeli'yle birlikte evrensel özgürlüğün temsili amaçlanmıştı. Hatta Özgürlük Heykeli'nin tacında bulunan 7 köşe, 7 kıtayı veya 7 okyanusu simgeleyen köşelerdir. Böylece evrensel özgürlük, hakların kısıtlanmaması gibi amaçlar hayal edilerek bu heykel inşa edilmiştir. İşte bu sebeple Özgürlük Heykeli'nin bulunduğu bir ülke olan Amerika'da kaleme alınan Fareler ve İnsanlar romanındaki karakterler de zencisinden kibirli beyazına, zeka olarak gerisinden fiziksel olarak ilerisine çeşit çeşit kişiyle doludur. Aynı dünyadaki bütün insanları temsil eder gibi sanki. Fakat Özgürlük Heykeli'nin amacının işlemediği bu çiftlikte insanlar bu heykeli bildiğiniz pompalı tüfeklerle ve Luger marka tabancalarıyla kovalıyorlardı!

Eğer buraya kadar okuduysan bil ki seviliyorsun, keyifli okumalar dilerim.
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (30,1bin Oy)31,3bin beğeni109,1bin okunma30,9bin alıntı2,5milyon gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.1/10 (30,7bin Oy)34,8bin beğeni113,7bin okunma72,8bin alıntı551,4bin gösterim
  • Simyacı
    8.6/10 (28,5bin Oy)30,2bin beğeni108,5bin okunma88,6bin alıntı347,2bin gösterim
  • Dönüşüm
    8.1/10 (28,2bin Oy)27,2bin beğeni115,8bin okunma21,1bin alıntı2,3milyon gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (33,7bin Oy)34bin beğeni123,9bin okunma38,5bin alıntı678,9bin gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (32bin Oy)36,7bin beğeni126bin okunma67,8bin alıntı1,9milyon gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (21,2bin Oy)22,5bin beğeni87,8bin okunma52,2bin alıntı460,4bin gösterim
  • Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu
    8.4/10 (26,8bin Oy)26,1bin beğeni101,7bin okunma56,8bin alıntı484,7bin gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.2/10 (21,9bin Oy)26,4bin beğeni79,8bin okunma107,7bin alıntı873,5bin gösterim
  • 1984
    8.9/10 (22,2bin Oy)23,6bin beğeni75,2bin okunma73,9bin alıntı305,3bin gösterim
128 syf.
Kitabı henüz bitirdim ve bıraktığı etkiyle kaleme, kağıda sarıldım. Bazı kitaplar vardır tam yüreğinize dokunur ve etkisinden kurtulup, gözünüzden kopup bağımsızlığını ilan eden gözyaşlarınıza engel olamazsınız. Bunun gibi kurgu olduğunu unutturup, böyle hisler yaşatan kitapları seviyorum.

George ve Lennie hayatlarını idame ettirmek için, ırgatlık yapan iki zavallı, evsiz, gezgindir. Çok nadir görülen ve çıkarsız bir dostlukları vardır. George ufak tefek, zeki bir adam. Lennie ise koca cüsseli, hayvani ve orantısız bir güce sahip, zeka geriliği olan bir karakter. George sürekli olarak yeni işler bulur. Ama Lennie bir şekilde başlarını belaya sokup, işten atılmalarına sebep olur. Arada ondan kurtulmak istediğini söyleyip isyan eder George. Ama anında pişman olur, yumuşar. Tıpkı bir anne şefkatiyle üzerine titrer, arkasını kollar, sahiplenir Lennie ' yi. Fareler ve İnsanlar, birbirine tamamen zıt iki insanın tuhaf dostluğu.

Yahya Kemal Beyatlı ' nın bir sözü vardır ; " İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşar. " Evet, bu söze kitapta fazlasıyla şahit oluyorsunuz. George ve Lennie ' nin hayata tutunmalarına sebep olan hayalleri vardır. Kendilerine ait, dışlanıp horlanmadan yaşayacakları bir ev ve arazi sahibi olmak. Tabi birkaç tavşan da olmalı. Çünkü Lennie ' nin tuhaf bir hastalığı, takıntısı vardır. Yumuşak şeylere dokunmayı, okşamayı çok sever. Ama gücünü kontrol edecek bir zekaya sahip olmadığı için, severken, okşarken öldürür fareleri ve diğer canlıları. İnsan en büyük zararı en çok sevdiklerine verir, sözü tam bu duruma uygun.

Çok ince bir kitap olmasına rağmen dolu dolu bir hikaye. Yoksulluk, ırkçılık, dostluk, vefa, hırs, masumiyet, saflık... gibi konulara değinmiş, zengin içerikli bir kitap. 1930' lu yılların Kaliforniyasında yaşanan insanlık ayıbı ırkçılığa özellikle yer verilmiş. Kitabın isminden de anlaşılacağı gibi yazar, işçileri farelere benzetiyor. Çünkü tıpkı onlar gibi bir hedefleri, amaçları olmadan, karın tokluğuna kan ter içinde çalışıyor, insan olduklarının bilincinde dahi değilmişcesine iğrenç yataklarda uyuyor, berbat yemekler yiyorlar. İşin kötü tarafı bunu kabul ediyor, değiştirmek için bir çaba sarfetmiyorlar. George ve Lennie onların aksine hayallere sahip. George her ne kadar bu hayallerin gerçekleşmeyeceğini bilsede sırf umudunu yitirmemek ve Lennie ' yi mutlu etmek için sürekli anlatıp durur. İnsanların emeklerinin karşılığını alamamasına yani işçi hakları sorununa da değinmiş John Steinbeck.

Ah zavallı Lennie koca cüsseli, çocuk akıllı, saf ve yüreği kocaman, masum adam. Senin gibi ne çok insanlar var bu hayatta. Sırf zeka geriliği yaşıyor diye toplumdan izole edilen, aşağılanan, hırpalanan... Belki de hikayenin içimize en çok dokunan, bizi bu kadar etkileyen sebebi bunun etrafımızda da varolduğunu bilmek. Bu kitabı okurken aklıma sürekli olarak Yeşil Yol kitabı geldi. Lennie ve John Coffy arasındaki benzerlik çok fazla. İki koca cüsseli ve çocuk akıllı, yüreği tertemiz, saf ve masum adam. Küçük hayalleri ve imkansızlıklar.

Uzun süredir okuduğum kitaplar içinde beni en çok etkileyen hikayelerden biri diyebilirim. Bu kitaba Ahmed Yasir Orman ' ın ortak kitap sayımızı artırma teklifi üzerine başladım ve bu sayede okumama sebep olduğu için kendisine teşekkürü borç bilirim. :) Kesinlikle tavsiye ederim....
128 syf.
·Beğendi·10/10 puan
UYARI : İncelemelerimde spoiler yoktur .. Bu platformda okuduğunu anlamayan ve yazdıklarımı spoiler sanan bir takım "ÇOK AKILLI" insanlar vardır !!! Ben spoiler olduğunu düşünmüyorum ama sen olduğunu düşün ve ona göre oku ..

Birkaç gündür , bir şekilde süre gelen aksiliklerden ötürü girizgahını yapıp nihayetine erdiremediklerimden oldu bu kitap..daha önce Steinbeck okumuşluğum da vardı..ne hikmetse sahaflarda bir türlü denk getirip alamamıştım bu eserini.. methini çok duymuştum yalnız..her neyse sağolsun sahaf bir arkadaşım eline geçer geçmez ayırmış biz de kattık arşivimize.

----- Spoiler içermez rahat rahat OKU güzel kardeşim =) -----

İNCİR ÇEKİRDEĞİ VS KARPUZ!! (anlatıcam OKU sen n'apcan?!) =)

"Büyük Buhranın" başta Amerika olmak üzere tüm dünyada ailelerin ocağına incir ağacı ektiği , insanları çekirdek gibi çitleyip açlık ve sefaletten yokettiği dönemler..bu yetmezmiş gibi bir de ırkçılık ve hiçbir daim anlam veremediğim siyahlardan - beyazlardan ve akan kandan oluşan bir beşiktaş sendromu..siyahların bariz şekilde aşağılandığı , toplumdan soyutlandığı , KKK ' nin (klu klux klan) altyapıyı kurup süper ligte iyiden iyiye, bölge bölge terör estirip top koşturduğu sıralar.. bununla beraber halkın genelinde inanılmaz bir yoksulluk ve umutsuzlukta cabası..evet genele bakacak olursak romanın arka planında o zamanın Amerika' sında vaziyet bu şekilde..
gelelim kahramanlarımıza ..biri nokta biri ÜNLEM kıvamında takılan ,öncesinde kaderin bir şekilde hayatlarını kesiştirdiği , çalışmak için sürekli iş arayan bu sırada da çeşitli badireler atlatıp seyyah moduna geçmiş iki göçmen işçi..biri ufak tefek ve çok akıllı, takımın beyni.. diğeri ise bunun tam tersi ve kas gücü..hal böyle olunca başları da dertten kurtulmuyor bir türlü..
Yorum yaparken genelde olaylara girmek pek adetim değil.. sadece şunu söyleyeyim kelimenin tam anlamıyla "inanılmaz" bir arkadaşlık hikayesi okuyacaksınız..kitabın bitiminde "KURUYEMİŞ TEZGAHINDA FİYAT ETİKETİ LEBLEBİYLE =( KARIŞAN KAJUNUN BİRİM FİYATINI GÖRÜP , ANLIK BİR SEVİNÇLE " ŞUNDAN 2 KİLO GÖMEYİM BARİ" DİYEN KÖYLÜ KURNAZI MUHARREM AMCANIN , KASAYA GİDİP YANLIŞLIĞI KENDİSİNE BELİRTMELERİ ÜZERİNE YAŞADIĞI DERİN ÜZÜNTÜYÜ İLİKLERİNİZDE HİSSEDECEK", yaşanan "SON" olayın tesiri altında ise RANDOMİZE GİRİLİP PAVYONLARDA KAYDA ALINMIŞ , SONRASINDA TERSTEN KAYDEDİLEREK KOLAJLANMIŞ , YETMEMİŞ DJ AKMAN TARAFINDAN REMİXLENİP CİLALANMIŞ PARÇALARDAN OLUŞAN BİR SETLİSTİN ORTAMI GEVRETTİĞİ RUSYA'DA VUKU BULAN BİR KINA GECESİNE DENK GELMİŞÇESİNE ŞAŞIRACAKSINIZ...

roman için tanım :eğer bu 110 sayfalık incecik romanı bir İNCİR ÇEKİRDEĞİ olarak düşünecek olursak ,Steinbeck bu incir çekirdeğinin içine hayaller , umutlar , umutsuzluklar, toplumdan dışlanıp yalnız kalanlar, güçlünün hep haklı güçsüzünse sorgulanmaksızın haksız ilan edildiği durumları çok güzel bir şekilde zerk etmiş..daha dogrusu İNCİR ÇEKİRDEĞİNİ KARPUZLA DOLDURMUŞ..

Kimdir yahu bu dj akman diyenler için not :

https://www.youtube.com/watch?v=K9UeH3gKidQ

ZEHİRLENENLER İÇİN NOT : yoğurdu bol yiyin!! =)
128 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Seni bu kadar geç okuduğuma mı üzüleyim?
Aynı gün başlayıp bitirdiğim için çok kısa sürmüş olmana mı?
Yoksa hiç beklemediğim şekilde sonlanıp tüm dengemi alt üst etmene mi ?
Normal şartlar da bir kitap bitince kafandaki tüm soru işaretlerini de cevaplamış oluyorken,
asıl soru işaretleri kitap bitince başlıyor.
Ters giden planlar üzerine…
Küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşamanın hayalini kuran iki zıt karakter Lennie ve George...

*Toprak satın alma hayalleri, İnsan Ne İle Yaşar kitabındaki Pahom’u hatırlattı bana. Hani şu çok daha fazla toprak uğruna ölümüne girdiği ve tek şartı bir noktadan almak istediği toprağı küçük çukurlar kazarak işaretlemesi ve akşama kadar istediği genişlikte araziyi kazarak başladığı noktaya gelmek zorunda olduğu yarış. İlerledikçe daha güzel meraları görüp her seferinde işareti genişlettiği için akşam başladığı noktaya vardığında ayakları kan içinde bitmiş durumda yığılıp kalır ve orada ölmesi...
Yani aslında insanın ihtiyacı olduğu üç arşın kadar bir toprak…

Gelelim kitaba
Konusunu ilham aldığı Robert Burns’un 'Tae a Moose' isimli şiirinden bir kaç dize

Merak etme minik Fare
Bir sen değilsin hayalleri suya düşen.
Fareler ve insanların en sıkı tasarıları dahi
Sıklıkla ters gider,
ve vadedilen mutluluktan geriye
Acı ve keder kalır.

Yine de şanslı sayılırsın bana göre!
Hep burada, şimdiki zamandasın:
Ama, of! Gözlerim geçmişe bakar benim,
Kaçan fırsatları arar,
Ve geleceğe bakarım, göremesem de daha,
Tahminler yapar, korkarım !

Mevsimlik tarım işçileri George ve Lennie'nin küçük bir toprak satın alıp insanca bir hayat yaşama hayali için para biriktirmelerinin öyküsünü anlatır. İkilinin arasındaki dostluk ve dayanışmaları öykü boyunca önemli bir yer tutar.
İnsanın insan ile ilişkisinin yanında insanın doğa ile ve toplum ile de kurduğu ilişkiyi anlatır.
Lennie'nin başlarına iş açmaları sonucu tekrar para kazanmak ve çalışmak için en son geldiği yerdeki iş arkadaşları, patronun psikopat oğlu ve fingirdek karısı ile olan olaylar, aralarında geçen diyalogların hepsi koca bir ders niteliğinde. Tek amaçları hayalini gerçekleştirmek olduklarından dolayı her ne kadar beladan uzak durmaya çalışsalar da hayatın bazen tüm planlarını alt üst ettiğini ve bütün planlarınızın yarım kaldığı anlatılmış.

Kitaba o kadar kaptırmışım ki kendimi beğendiğim yerlerin altını çizmek için elime aldığım kalemi bile çok fazla kullanmadığımı fark ettim.

Zeki George ve onun güçlü, kuvvetli ama akli dengesi bozuk yoldaşı Lennie’nin kısacık öyküsü o kadar derinden etkiliyor ki sizi, kitap bittiği zaman hissettiğim duyguyu tarif etmem mümkün değil sanırım.

Hatta dünden beri kafamda dolaşan bir dünya düşünce içinde bunları yazıyorken bir yandan da içimden saçmalamamış olmayı diliyorum. Çünkü hala ne kafamdakileri toparlayabilmiş ne de kendime gelebilmiş değilim.

Kitabın başından beri çok farklı bir duyguyla okudum zaten. Lennie de benim için kitabın ana karakteriydi. Engelli bir insanın dünyasını, düşünce yapısını anlamak için dışarı da 3-5 dakika şahit olmak yetmiyor inanın. Sadece içindeyseniz bu durumun çok net anlayabiliyor ve hissedebiliyorsunuz. Ve öyle zor bir imtihan ki bundan dolayı kimsenin bu durumu anlamamasını da dileyebilirim sırf yaşamış olmasınlar diye. O yüzden Lennie ile ilgili olan satırları birden fazla okudum her seferinde de farklı bir duygu yaşadım sanırım.

Kitabın konusuna çok kısa değindim zaten. Öykü sonuna kadar bu iki arkadaşın yaşadıklarına bazen hayranlıkla, bazen öfkeyle, bazen de üzülerek şahit oluyorsunuz. Spoiler vermemek için çok detaya inmek istemiyorum. Ama sadece şunu belirteyim bittiği zaman inanın tüm duygu ve düşünceleriniz, fikirleriniz alt üst olacak.

Çünkü kitap bitince değil tüm soru işaretlerinizin çözülmüş olması aksine asıl soru işaretleri o zaman hatta daha da artarak başlıyor.

En son hangi kitabın etkisinde bu kadar kaldım hatırlamıyorum. Belkide kendimi fazla kaptırıyor bazı karakterleri de içimde yaşıyorum. O yüzden ilk defa bir incelemeyi normal bir ruh hali ile yazmadığımı söyleyebilirim. Hata ve yanlışlık varsa da şimdiden affola.

Son olarak kitap ile ilgili yapmak istediğim tek şey elime kooccaa bir megafon alıp “OKUYUUUUNNNNN VE OKUTUUUNNN“ Diye bağırmak.

Ve tabiki okumama vesile olan https://1000kitap.com/Ubermensch/Duvar/‘e kocaman bir teşekkürr <3

Şimdiden keyifli okumalar dilerim.
128 syf.
·6 günde·7/10 puan
Yahya Kemal der ki: "İnsan, âlemde hayâl ettiği müddetçe yaşar." Öyle değil midir gerçekten de? Bir an için tüm hayallerinizin, hayal etme yetinizin elinizden alındığını düşünün. Şahsen ben düşünemiyorum, gerçekten de biz insanlar hayal ettiğimiz müddetçe varız. Bunu elimizden alsalar öylece kalıveririz ortada. Fareler ve  İnsanlar'da da hep bir hayal durumu var. Farelerin bir yiyeceği kovalaması, kokusunu almaya çalışması gibi biz insanlar da tabiri caizse ekmek parası kovalıyoruz, meslek, aile, bulunduğumuz yer vb. bunlarla ilgili sürekli hayal kuruyoruz. Bu kitapta da iki ana karakterimizin, George ve Lennie'nin hayalleri var. Ufak tefek, çevik, sert hatlara sahip, akıllı karakterimiz George ve iriyarı, çirkin bir yüze sahip, düşük omuzlu, kısmen zihinsel bir probleme sahip Lennie'nin de hayalleri var. Lennie ve George birlikte o çiftlikten bu çiftliğe sürüklenen, buralarda çalışarak yaşamlarını sürdürmeye çalışan iki yakın arkadaştır. Fareler ve İnsanlar'da George ve Lennie'nin yeni bir çiftlikte işe başlamalarını ve burda yaşadıklarını okuyoruz. Birbirinden siyah ve beyaz kadar farklı olan bu iki arkadaş arasında oldukça değişik ve anlamlı bir bağ var. Lennie yaşadıklarını, kendisine söylenenleri çok kısa sürede unutan biri, George ise ona her şeyi sıkılmadan anlatan kişi. Lennie'nin yumuşak şeylere (örneğin fare, tavşan, yumuşak kumaş vs) takıntısı var. İçinde gram kötülük olmayan Lennie bu takıntısı nedeniyle zaman zaman başına iş açabiliyor veya çevresindekilere zarar verebiliyor. George ve Lennie'nin tek istedikleri küçük bir toprak parçasına sahip olabilmek ve orada kendilerine yetecek kadar meyve, sebze hayvanla uğraşarak hayatlarını sürdürmek. Lennie'nin en çok istediği şey ise sahip oldukları çiftlikteki tavşanların bakıcılığını yapmak.

İnsanoğlu sevgiye, sevilmeye muhtaç. Ama zaman zaman anlıyoruz ki sevgi olmadan yaşayamayan insan en büyük zararı da yine sevgi nedeniyle görebiliyor. Kimi zaman çok sevdiklerimize bu sevgi nedeniyle zarar verebiliyoruz. Sevgi ve zarar verme-zarar görme arasında doğru orantı olduğunu düşünüyorum. Kitapta bunu Lennie açısından görüyoruz. Yine aynı şekilde herkesi çok fazla etkileyen kitap sonu da bunun bir başka örneği. Konusu açılmışken kitapta en etkileyici yer sonunda yaşanan olay. Kitabın çok fazla okunmuş olması ve zaman zaman yorumlar nedeniyle sonunda böyle bir şey olacağını tahmin ediyordum ama bu durum etkilenmeye engel teşkil etmiyor.

Kitapta iki kişi arasındaki dostluk bağının yanında çeşitli kişiler arasındaki ayrışmaları da görüyoruz. George ve Lennie'nin çalıştığı bu yeni çiftlikte yaşayan diğer işçiler arasında bu durum kendini fazlasıyla gösteriyor. Çiftlik çalışanlarından birinin ten rengi nedeniyle çiftliğin belirli noktalarına girememesi bu konu için iyi bir örnek olabilir. Bir bireyin fiziksel bir özelliği nedeniyle ayrıştırılması cahilliği Fareler ve İnsanlar'ın bazı karakterlerinde mevcut. Siyahi işçinin kaldığı odaya giderek onunla muhabbet etmek isteyen kişinin Lennie olması da düşündürücü bölümlerden bir diğeriydi. Kitapta da denildiği gibi iyilik veya kötülük bireyin ne kadar akıllı olduğuyla ilgili değil. Akıllı olarak nitelenen nice insan görüyoruz ki  vicdan, hoşgörü yetilerinden birine bile sahip değil ve tabiri caizse "deli" olarak adlandırılan nice insan görüyoruz, akıllı dediklerimiz "insan" olarak bu kişilerin yanlarından bile geçemez.

Fareler ve İnsanlar okuyucuda düşünce olarak bıraktığı bu noktaların dışında, benim için genel itibariyle "daha iyi bir şey bekliyordum" tanımlamasına uygun bir okuma oldu. Yıllarca okunup klasik haline gelmiş ve geniş kitlelerin beğenisini kazanmış bu gibi kitapları okumadan önce incelemelerini okumama kararı aldım. Yüceltilen şeyler beklentiyi de yükseltiyor, bu da en azından beni okuma sırasında ister istemez ve genel olarak olumsuz yönde etkiliyor. Okuyucuya verilen mesajlar ya da kitap sonu hususlarında evet iyi bir kitap okudum diyebilirim belki ama mükemmel bir kitap okudum diyemiyorum. Oysa ben mükemmel bir kitap bekliyordum sanırım. Özellikle Lennie karakterinin yaşadıkları kitap bittiğinde o anlık bir sızı bıraksa da şu anda henüz dün bitirdiğim bu kitabın bıraktığı bir iz yok içimde diyebilirim. Yine de George-Lennie ve daha da önemlisi John Steinbeck ile tanışmak güzeldi. Hepinize keyifli okumalar.
143 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Merhabalar..

Bu kitap John Steinbeck ile tanıştığım ilk eser. İlk incelememi bu esere yazacağım aklımın ucundan dahi geçmemişti. İnceleme pek uzun olmamakla birlikte spoiler içerecektir.

Kitapta asıl kahramanlarımız George ve Lennie.
Lennie iri yarı, gücünün ayarı olmayan, küçük hayallerinin yanı sıra büyük umutları olan ve George'un kanatları altında hatta kelimenin tam anlamıyla ona bağımlı yaşayan biri. George ve Lennie geçimlerini sağlamak amacıyla çiftliklerde ırgatlık yaparak çalışan iki evsiz zavallıdır.

Lennie, canlı cansız fark etmeksizin yumuşak şeylere ilgi duyan, onlara dokunmaktan haz alan bir yapıya sahip. Ama üzücü bir gerçek var ki Lennie ilgi duyduğu şeyleri severken onlara zarar veriyor, hem de zarar verme duygusuna sahip değilken, sevdiğini incitmek aklından dahi geçmezken...
Zavallı Lennie bir gün yine sevdiği şeye dokunmak istedi ve ona zarar verdi. Ne yazık ki verdiği zararın da bir karşılığı, bir  cezası olacaktı. O da ölüm!..
Peki kim verecekti bu cezayı zavallı Lennie'ye?

Şimdi durun ve bir düşünün;
Ailenizden birini, en sevdiğiniz insanı veya bir dostunuzu...
Ölmesi gerekiyor! Evet, birinin sevdiğiniz insanı öldürmesi gerek!
Peki kim yapacak bunu hiç düşündünüz  mü?
Bir başkasının sevdiğinizi öldürmesine izin verir ve bu ölüme seyirci kalıp bir ömür vicdan azabı çekmek mi istersiniz?
Yoksa bu acı sahneyi seyretmek yerine sevdiğinizi kendi ellerinizle öldürüp bu şekilde mi vicdan azabı çekmek  istersiniz?

George, Lennie'ye verilecek ceza karşısında ne hissetti tahmin edebilirim ama onu tam manasıyla anlayamam. Çünkü, daha önce böyle bir durumla karşı karşıya kalmadım..
Ama sanıyorum ki iki seçeneği de düşünmüştür.
Ve bu düşünceler sonucunda bir tercih yaptı!
Seçtiği tercihin ne olduğuna dair cevap da kitapta gizli... :)

Keyifli okumalar.. :)
Sevgi ve kitapla kalın. :)
128 syf.
·Puan vermedi
Ben bu kitap için küçük insanların küçük hayalleri üzerine yazılmış baş yapıt diyorum bu kitapta ne kadar zeki zengin vb ne olursa olsun yine eksik olup kendi kendinize yetmeyeceğinizi belirtiyor insanın neyi olursa olsun sevilip sayılmak isteyeceği ve böylelikle kendini güvende hissedeceği anlatılıyor Kitabı elinize aldığınızda ince gelebilir ancak kitap çok yoğun ve akıcı konu olarak George ve Lennie arasında geçenler ele alınıyor
"Kitaplar bir halta yaramaz. İnsanın birine ihtiyacı vardır, birine yakın olmak ister." İnler gibi devam etti. "Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnanın bana, insan fazla yalnız kaldımı, hastalanır."
''Biz onlara benzemeyiz. Niye mi? Çünkü, çünkü yanımda sen varsın, beni kollarsın, senin için de ben varım. Niyesi bu işte...''
Lennie sordu:

" Neden istemiyorlar senin gelmeni ? "

" Zenciyim diye. Orada hep iskambil oynarlar, ama ben oynamam, çünkü ben zenciyim. Leş gibi de kokarmışım. Ben sana bir şey söyleyeyim mi Lennie , asıl siz leş gibi kokuyorsunuz. "

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fareler ve İnsanlar Üzerine
Baskı tarihi:
1996
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Of Mice and Men
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Urartu Yayınları

Kitabı okuyanlar 80,2bin okur

  • Yusuf Bayraktar
  • Leytenand
  • Fatih Berber

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları