Fasa Fiso

·
Okunma
·
Beğeni
·
5,5bin
Gösterim
Adı:
Fasa Fiso
Yazar:
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051921884
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hep Kitap
Şarkılarıyla rock müziğe damgasını vuran Teoman bu defa kendi hayatına dair hikâyelerini anlatıyor. Çocuk Teoman’dan rock yıldızı Teoman’a uzanan yolculuğunu anlatırken, zaman zaman şarkı sözleriyle röportajlardan alıntılar da anılara eşlik ediyor.

Teoman şarkılarını yazarken kendi karanlığının sesine kulak veren, inişli çıkışlı ilişkilerimize, ayrılıklarımıza, yaralarımıza, özlemlerimize dokunan bir rock yıldızı... Bugüne dek hikâyelerini hep şarkılarıyla anlatan Teoman, şimdiyse yaşamından küçük izleri, küçük anı parçalarını Fasa Fiso adlı kitabında bir araya getiriyor.

Fasa Fiso’da tanıdığınızı sandığınız Teoman’dan çok daha fazlası- nı bulacaksınız, hatta aydınlık yanlarını bile... 50 yaşının olgunluğunda, geçmişe duyduğu özlemin her zerresini yaşayarak, eğlenceli yanlarını da ortaya koyarak hayatını ve hayatımızı özetleyen Teoman, kulağımıza eğilip “O peşinden koştuklarımız var ya, o yaşadıklarımız, onlar hep” diyor o içimize işleyen sesiyle, “hep Fasa Fiso.”
252 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Ne yalan söyleyeyim sıkı bir Teoman hayranı olarak, kitabın çıkacağını duyduğum anda acayip mutlu oldum. Edebi olarak elbette bir doyum beklemiyordum kitaptan, nihayetinde Teoman yazar değil, müzisyen. Hatta Bülent Ortaçgil’in deyimiyle iyi bir şair ama kötü bir şarkıcı :)

Geçen hafta tesadüf bu ya 23. İzmir kitap fuarı vardı. Bu yıl açıkçası pek gitmeye niyetli değildim. Tabi onun içinde geçerli sebeplerim var ama şimdi geçelim ve evet Teoman imza gününe geldi :) Ben öyle kolay kolay birileri için kuyrukta beklemem, hani Orhan Pamuk olur, Barış Bıçakçı olur daha da ötesi olmaz. Ama ben çocuk gibi saatlerce o kuyrukta bekleyip o adamın yakınında olmak istedim, kitap imza falan bahane :)

Yıllarca sesine öylesine aşina olduğunuz biriyle yan yana gelince yabancılık çekiyor olmak çok garip bir duygu, bu tarz şeylere seviniyor olmak daha da garip en azından benim açımdan. Belki bir çok şeyi henüz yaşamadım ama hayatımda bir çok şeyin doymuşluğunu hissediyorum, beni heyecanlandırmasını beklediğim bir çok şeye heyecanlanmadığımı farketmek artık ununu elemiş eleğini asmış gibi hissettiriyor:D Yaşlanıyoruz azizim.

Neyse gereksiz uzattım, affedin. Kitap anı türünde yazılmış, tamamen Teo’nun hayatı hem de ilk ağızdan. Ben Teo’nun içinde ki hayalperesti görmeyi çok istedim ve gördümde. Yanlışlarıyla, doğrularıyla, umursamaz tavırlarıyla, ama en çokta sanatıyla gündem olan değerli bir müzisyen Teoman. Hayatı boyunca kendini kimselere onaylatma gereği duymamış, Bob Dylan, Leonard Cohen gibi olmak istemiş, aksi, hırçın, hayalperest, cool (bak buna sonuna kadar katılıyorum ) adamın teki işte. Yer yer çok içten itiraflarda da bulunuyor kendisiyle alakalı. Meraklısına gerçekten iyi bir kitap olmuş diyebilirim. Dilerim yaşadığı körleşmeden uyanıp, eski parçalarından çok daha iyilerini yapar :)

Son olarak bunu paylaşmazsam çatlarım :D
Teoman’cıyız canım öpmiim ;)

https://resmim.net/preview/euvYpE.jpeg
252 syf.
·8/10
Sık kullanılanlardan Teoman-Çoban Yıldızı açıldı,okunulan kitabın üzerinde küçük bir düşünme süreci geçirildi,ilginç noktalar zihinde tekrar edildi,artık inceleme yazılmaya da başlanılabilir :)

Fasa Fiso..
Tam olması gerektiği gibi..Ne vıcık vıcık ne buz gibi soğuk..
cool yazmış adam, tıpkı Teoman gibi.. ama bu coolluk zorlama değil,kasıntı değil, bu onun en içten hali..

Teoman öncelikle benim için iyi bir şair ,ruhuma işleyen çoğu dizenin de sahibidir.O ruha işleyen dizeleri,benimle aynı görüşte olmayanlar için şarkıları,bol bol melankoliye bağlatır,kahve içirtir,ümitlendirir hatta yeri gelir ağlatır.Bu özellikleri de 6 Nisan'da çıkan kitabı bana 1 hafta gibi kısa bir süre sonra aldırır...

Ben kitapta bir otobiyografiden çok,bir itirafname ,alkolik, umarsız, sorumsuz bir adamın bunları kendi yüzüne vurmasını okudum.Çocukken kimseyi üzmek istemeyen bir Teo'nun,yıllar sonra kendi yüzüne vurduğu şarkılarıyla ve satırlarıyla insanları nasıl üzebileceğine şahit oldum.Başarılı olmak isteyen ve bunu dönemin alışılagelmiş Türk müziğinin dışında bir yapmak isteyen bir ergenin nasıl yukarıya tırmandığını gözlemledim.

Biyografi dedim ancak çocukluk anılarını o anda düşündüğü gibi o üslupla anlatması, gençlik zamanlarını da o vurdum duymazlıkla anlatması yani iyi-kötü ayırmadan olduğu gibi aktarması, bir süre sonra kitabın biyografimsi tarafını alıp bir roman karakterinin uzun tasviri haline getirmiş, okudukça akıp giden, hep sonrasında neler olduğunu merak ettiren, okuması keyif veren bir kitap halini almış.

Her ne kadar edebi bir eser bekleyenleri hayal kırıklığına uğratmış olsa da edebi bir kitap da ortaya çıkarabilecek kapasitesi, yaşanmışlıkları ve birikimi var.Sadece buna motivasyonu yok.Kitabında da bundan sıkça bahsediyor.Ama müzik olarak baktığımız zaman lise yıllarında rock yıldızı olmayı hayalleyen o ergen belki de bugün amacına ulaştı ve bize herhangi bir yerde çalınan bir şarkıyı bunun sözlerini Teoman yazmıştır dedirtti.Bir işi yaparken en iyi şekilde yapma isteği,içinde ki birikimle birleşince ortaya böyle güzel albümler kitaplar bıraktı.

Buna rağmen, sık sık eleştirildiği dönemler de oluyor.Sanırım tabularımızın arasına sıkışıp kaldığımız ve Teoman kadar özgür olamadığımız şu dünyada,bazı insanların durumları bizi rahatsız edebiliyor..
Sezen Aksu'nun biz sözü var;
"sezen gençlere kötü örnek oluyor diyorlar, sanki iyi örnek olacağıma söz vermişim!"
..

Keyifli bir okumaydı.Türk Sanat camiasının kısır bir dönemden geçtiği bu yıllarda samimi sanatçılara ait böyle şeyler çok değerli oluyor.
252 syf.
·2 günde·10/10
Müthiş bir otobiyografik roman. Türkiye'nin gerçek anlamda tek rock starının çocukluğundan bugüne yaşadıklarını ve hissettiklerini çok güzel bir yazım diliyle okuyoruz.
O şarkılar durduk yere yazılmamış.
252 syf.
·10 günde·3/10
Teoman'ın tüm kitap boyunca adını gizlediği A. hakkında 165. Sayfada gönülçelen albümünün fotoğraflarını çekecek diye bahsetmesi, 167. Sayfada gazete köşesinin sol alt kısmında ismin Ayşe Kaya diye ifşa olması, Ayşe Kaya'nın Teoman'ın 3 yıl evli kaldığı eşi olması. Sonuç olarak gizlemeye çalıştığı A.'nın aslında hiç de gizli biri olmaması.
252 syf.
·Beğendi·10/10
Çocukluğumdan beri çok sevdiğim, hep dinlediğim, şarkılarını ezberlediğim adamın; çocukluğunu, gençliğini, hayallerini, aşklarını, arkadaşlarını, hayatını okumak... Bu kitabı o kadar sevdim ki bitmesini istemedim. Söz yazarlığındaki inanılmaz yeteneğini edebiyatta da konuşturmuş bence. Her satırından keyif aldım.
Teoman'ı biraz daha yakından tanıdım. Ve artık daha anlamlı benim için. Kendimi bulduğum, dinlemeye doyamadığım şarkıların ardındaki anıları biliyorum. Onunla aynı dönemde genç olmuşum, o yılları beraber yaşamışım ve sanki onun bir arkadaşıymışım gibi hissettirdi. O kadar yakındı yani.
İnsan hayallerine kavuştuktan sonra bile hep yeni hayallere ihtiyaç duyuyor, asla doymuyor. Hayal kurmaya o kadar açız ki hayallerimizi yaşarken bazen zevk alamıyoruz. Belki de bir sürü hayale ihtiyacımız var. Teoman bana bunları anlattı bu kitapta.
Eminim ki hayatım boyunca duyacağım seslerden biri. İncelemeyi bitirmeden önce buraya çok sevdiğim birkaç şarkısını bırakacağım.
https://www.youtube.com/watch?v=8vq_ct-YXDU
https://www.youtube.com/watch?v=VtfVBvJdTaA
https://www.youtube.com/watch?v=VVcAXWEu8vI
https://www.youtube.com/watch?v=00qIPPbTn8k
252 syf.
·33 günde·Beğendi·8/10
Sanırım yazacağım en uzun inceleme yazısı olacak.
Teoman bütün çocukluk ve ergenliğim boyunca şarkılarını dinlediğim, ses tonuna hayran olduğum, filmlerini izlediğim, yaşam tarzını tam olarak tasvip etmiyor olsam da hep kendimden bir şeyler bularak takip ettiğim bir isimdi.
Haliyle böyle bir ismin kitabını okumak onu biraz daha yakından tanıyacak olmak büyük heyecan yaratmıştı bende. Hayatımda keyifle, sürüklenerek okuduğum kitaplardan biri oldu.

Kitapta çocukluğundan başlayıp, doğru ya da yanlış her yaşadığını olduğu gibi anlatması, kimlerle ne zaman nasıl tanıştığı, hangi şarkıyı nasıl yazdığı, şarkıların hikayeleri öyle güzel anlatılmış ki okuyanı resmen o ana götüren bir yapı oluşmuş.

Hani bazen efsane şarkıları dinleye dinleye suyunu çıkarır sonra da nerede duysanız kulaklarınızı tıkarsınız ya, Teoman şarkıları bende öyleydi son yıllarda. Ama bu kitabı okurken, şarkıların yaratıldığı ana gidince, onların üretim süreçlerini, o anki ruh hallerini okuyunca, şarkıları tekrar farklı bir kulakla sanki ilk kez dinliyormuş gibi dinlerken buldum kendimi.

Hayatımda müziğini dinlemekten, oynadığı filmleri izlemekten keyif alan biri olarak kitabını okumaktan da keyif duydum.
Kitabın başlarındaki o genç, deli dolu, bir şeyleri kanıtlamak için yanıp tutuşan, hatalarıyla ve yanlışlarıyla dolu dolu yaşayıp eğlenen Teoman'ın kitabın son sayfalarında bulunduğu ruh halinden sıyrılıp eski yaşama sevincine kavuşmuş olması dileğiyle...

Her zaman kalbimizde, zihnimizde, hayatımızın bir köşesinde olacak Teoman'ın izleri...
252 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Kitabın kapağını kapattıktan sonra uzunca bir süre kendimle bir çatışma içerisine girdim. Çok güzel eserler okudum, çokça dünya klasiğinin tozunu silip süpürdüm ama hani bazen bir kitap çıkar karşınıza ve başucu kitabınız olur ya (Charles Bukowskinin John Fantenin yazdığı “Toza Sor” kitabını başucu kitabı olması gibi) Fasa Fiso kitabı benim için öyle oldu. Her insanın içten içe kahramanı görüp örnek aldığı birileri vardır ya hani Teoman ise hayatı ve kitabı benim için öyle. Okuduğum zaman kendimi gören şarkıcı görüyorum. Çocukluğunda bir Elvis Presley, genç bir adam olunca hayallerinin peşinde olan hırçın ve inatçı adam. Yirmisinde hayalperest, otuzunda hayalindeki mesleği yapan bir adam ve yavaş yavaş ruhsal olarak çöken bir adam. Görünenin aksine sahne arkasında bitmiş bir insan, hayatın tek düzeliği beyaz bir bayrak çektirmiş, yeri gelir içine kapanık yeri gelir bir Elvis Presley. Kitabı okuduktan sonra bir yıldızın perde arkasındaki asıl kişiyi göreceğinize eminim. İyi okumalar :))
252 syf.
·14 günde·8/10
Merhabalar, öncelikle inceleme videosu için buyrun...
https://youtu.be/HhfitzlVGJ0

Bir insan görüyorum. Kendini nesneleştirirken ‘kendi’nden hiç vazgeçmemiş. Bırakmamış ki aksın nehirle beraber. Gelip geçenlere öylece bakıp gitmiş. Kendi yolundan ilerlerken her şeye direnmiş ve göğüs germiş. Fakat ‘ben’ sandığıyla yüzleşmemiş.

İçinden çıkamadığın aynalarla dolu bir odaya hapsetmek gibi kendinden vazgeçmemek. ‘Ben’ olduğunu sanırsın bir yerlerde ve evrende tek bir şey dahi sabit kalmazken, ‘sen’ diretirsin ya kendin olmakta. Varoluş kaygılarından başka nedir bu tanımlanma çabası bilmem. Hem girip oturursun bir kaba, hem de seni kim nereye oturtursa taşmadan duramaz ya öbür yanın. Öbür yanım der kurtulursun kendinden işte tam da orada.

Tamam açık konuşmaya başlıyorum. Kitap okumaktan çok bazen, insan okumaya tutkunum. Biyografi okumayı sevdiğimi bilmiyordum. Sevdiğim sanatçıların biyografilerini okumak, anlamakmış belli ki neden sevdiğini. Sanat ayrı sanatçı ayrı demeyin sakın. Kendini satırlara akıtmak kolay mı sanırsınız? En başta dediğim nesneleştirme hali. Satırlarda gördüğün aynada gördüğüne o kadar da benzemez aslında. Aynalar pek bir şey de göstermez ki zaten.

Teoman’ı okudum. Teoman’ı gördüm. Sonra Teoman gitti. Elimde sayfalar ve satırlarda dirilmiş bir hayat. ‘Logos’a varmış ya kitabın sonunda hani. Biliyordum son sayfaların siyahlığı ışıklar kapandığından değil, yeni bir günün ilk ışıklarına biraz daha vakit olduğundan.
252 syf.
·Puan vermedi
Ne edebi ne de ahlaki herhangi bir kaygı güdülmeden, tamamen samimiyetle yazılmış bir anı kitabı. En azından bana öyle hissettirdi; tabii ki yazanların doğru olup olmadığını bilemeyiz.

Anı, otobiyografi kitaplarına edebi haz alma beklentisine girerek başlamam hiçbir zaman. Teoman yazar değil, öyle bir çabası da var mı bilmiyorum. Ama olmazsa olmazı samimiyet değil midir, sadece çıkışları değil, inişleri çıkışları görmek değil midir?
Bu yönden tamamen tatmin oldum diyebilirim ki üslup olarak da çok keyifli.

Kasmamış yani anlatabiliyor muyum?

Çocukluğundan başlayıp bugünlerine, ailesine, ilişkilerine, çalıştığı insanlara, ilk gitarını aldığındaki o mutluluğa, ünlü olmak için çıktığı yolculuklara, Elvis sevdasına, Yavuz Çetin'li anılarına, parasını vermeyen barlara, ünlü oluşuna, şarkıların hikayelerine, müziğe -ve en önemlisi kendi müziğine- bakış açısına şahit olmak bana keyif verdi.

Çok sevdiğim Fahişe şarkısından bi alıntıyla bitireyim.
not: Teoman'ın o seksi sesiyle okuyun lütfen

*

sordum, niye sattın diye yoksulluğunu?
dedi, elimdeki sadece oydu

niye sattın vücudunu
daha mı kötü, dedi, satmaktan ruhumu?

herkes, dedi, merak içinde
ölümden sonra hayat var mı diye
boşuna düşünürler
sanki hayat varmış gibi ölümden önce

*
252 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Fasa Fiso, Teoman'ın otobiyografik kitabı. Kitaptan bahsetmeye başlamadan önce, kendi müzik deneyimimden bahsetmek isterim biraz. Kendi seçimimle, (yani birileri dinliyor ya da dinle diyor diye değil de kendim farkederek) çok severek dinlediğim ilk isimlerden biridir Teoman. Üniversite hayatımı önce diskman, daha sonraları mp3çalarlar aracılığıyla kulaklıkları kulağımdan çıkarmadan ve hep Rock müzik eşliğinde geçirdim diyebilirim. En çok da Şebnem Ferah, Teoman, Duman, Kurban, Haluk Levent vs... İnternet kafeleri gezerdim ayrı ayrı, sırf mp3 arşivlerine bakmak, biraz daha rock müzik bulabilmek için. Aylık 110₺ KYK kredisi alırken, 80₺'ya mp3çalar almıştım. Bir ay parasız ve müzikliydim yani. :) Neyse, anılara dalmanın ve daha fazla yaşlı hissetmenin manası yok, kitaba gelelim.
Edebi bir metin olarak, bir beklenti içinde olmamalısınız bu kitabı alırken. Benim gibi özel ilgi duyanlar alıp okumalı derim. Çok sevdim bu anlatıyı. Ama şunu eklemem gerekir ki; ben bu kitabı okumadım, Storytel aracılığıyla dinledim. Hem de Teoman'dan dinledim. Bu yüzden de çok sevmiş olabilirim. Zira Teoman'la sadece onun konuştuğu, içini döktüğü uzun bir telefon görüşmesi gibi idi benim için bu okuma/dinleme. Hani bazen eserlerini çok sevdiğiniz bir sanatçının röportajını izler ve anında soğursunuz ya, bu durumda benim için tam tersi oldu. Daha çok ısındım Teoman'a, bir albümü veya bir şarkısından bahsettiğinde kitaba ara verip o şarkıyı dinlemek de çok güzeldi. Gerçekten Teoman'la vakit geçirmiş gibi oldum bir süre. Storytel kullandığım için, ilk defa bu kadar memnun oluyorum. Az önce de yazdığım gibi, Teoman sevenler için hoş bir okuma olabilir, hatta Teoman anlatsın, siz dinleyin daha da güzel olur. Keyifli okumalar.
252 syf.
·7/10
"Uzun zamandır kendimden memnun değildim. Ne düzenli bir işim vardı ne de istediklerime ulaşabilmistim. Ölmek istiyorum dediğimde arkadaşım ; "Saçmalama , ölmek isteyen insan saçlarını böyle taramaz. " dedi. O an o sözler bu şarkının sözlerine ilham oldu." diyor Teoman Fasa fiso'da. Özellikle ıssız adamların okumasini tavsiye ederim. Akıcı bir dille anlatılmış güzel bir biyografi. Ben beğendim.
252 syf.
·Beğendi·8/10
Bir yazarlık tecrübesi olmayan Teoman'dan süslü edebi cümleler beklemeyin bu kitapta. Teoman'ın kendisiyle ilgili hiç birşeyi korkmadan en samimi şekilde anlatması kitabı güzel yapıyor. Hayata farklı bir bakış katıyor. Herşeye sahip olmuş birinin ne yollardan geçtiğini, ne üzüntüler, korkular, pişmanlıklar yaşadığını görmek duyguların törpülendiği şu dönemde duygularınızı fark etmenizi sağlıyor.
İyi değilim. Sinirliyim, kavgacıyım, her şeye aşırı tepkiliyim, olmayacak şeyleri üstüme alınıyorum. Abuk sabuk şeyler yapıyor, kendimi türlü tartışmaların ortasında buluyorum. Hiçbir yanlış anlama fırsatını kaçırmıyorum.
Teoman
Sayfa 113

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fasa Fiso
Yazar:
Baskı tarihi:
Nisan 2018
Sayfa sayısı:
252
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051921884
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Hep Kitap
Şarkılarıyla rock müziğe damgasını vuran Teoman bu defa kendi hayatına dair hikâyelerini anlatıyor. Çocuk Teoman’dan rock yıldızı Teoman’a uzanan yolculuğunu anlatırken, zaman zaman şarkı sözleriyle röportajlardan alıntılar da anılara eşlik ediyor.

Teoman şarkılarını yazarken kendi karanlığının sesine kulak veren, inişli çıkışlı ilişkilerimize, ayrılıklarımıza, yaralarımıza, özlemlerimize dokunan bir rock yıldızı... Bugüne dek hikâyelerini hep şarkılarıyla anlatan Teoman, şimdiyse yaşamından küçük izleri, küçük anı parçalarını Fasa Fiso adlı kitabında bir araya getiriyor.

Fasa Fiso’da tanıdığınızı sandığınız Teoman’dan çok daha fazlası- nı bulacaksınız, hatta aydınlık yanlarını bile... 50 yaşının olgunluğunda, geçmişe duyduğu özlemin her zerresini yaşayarak, eğlenceli yanlarını da ortaya koyarak hayatını ve hayatımızı özetleyen Teoman, kulağımıza eğilip “O peşinden koştuklarımız var ya, o yaşadıklarımız, onlar hep” diyor o içimize işleyen sesiyle, “hep Fasa Fiso.”

Kitabı okuyanlar 602 okur

  • Hedrich
  • Haticeee
  • Oğuzhan Kalelioğlu
  • Onur
  • Hüseyin Dündar
  • Emre Denizhan
  • Sefa Çetin
  • Nur
  • Begüm Özlem Yaman
  • b

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.5 (78)
9
%21 (49)
8
%23.6 (55)
7
%11.2 (26)
6
%4.7 (11)
5
%3 (7)
4
%1.7 (4)
3
%0.4 (1)
2
%0.4 (1)
1
%0.4 (1)