Adı:
Fatih Harbiye
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
138
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370232
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Darülelhan’ın (Konservatuvarın) alaturka kısmında ud eğitimi alan Neriman, mensup olmakla iftihar ettiği Doğu kültürünü çok seven babası Faiz Bey’le on beş yaşından beri Fatih semtinde oturmaktadır. Yine bu semtte ta­nıştığı, babasına çok benzeyen ve Darülelhan’da kemençe eğitimi alan Şinasi ile yedi yıldır nişanlı­dır. Bütün mahalle, tahammül sınırlarını zorlayan bu nişanlılık ilişkisinin evlilikle bitmesini beklemektedir. Ancak Neriman’ın Darülelhan’da tanıştığı Macit, onun içinde yer etmiş Batılı bir hayat yaşama isteğini uyandırır. Neriman, Beyoğlu’nda, Harbiye’de yaşanan ışıltılı hayat tarzına imrenerek yaşadığı muhitten, evlerinden, babasın­dan, Şinasi’den ve hatta doğuyu temsil ettiğini düşündüğü kedisinden bile nefret etmeye başlar. Tramvay yoluyla birbirine bağlanan ama birbiriyle bağdaşması mümkün olmayan iki semt, Fatih ve Harbiye, aynı coğrafyada yaşanan bir kültür ve zihin geriliminin cepheleridir. Türk edebiyatının en üretken kalemi Peyami Safa, televizyon dizilerine de konu olan Fatih-Harbiye romanında toplumumuzun yaşadığı asrîleşme (çağdaşlaşma) sancılarına eşyalar, şahıslar, kurumlar ve mekânlar üzerinden ayna tutmaktadır.
Bu kitap Peyami Safa'nın ustalık eserlerinden biri. Ki bunu her cümlesinde buram buram hissediyorsunuz. Kitapta geçen konuya ayrı, yazarın anlatım şekline apayrı ilgi duyuyorsunuz okurken ve bu ilgi okudukça katlanarak ilerliyor. Kitabın içeriğinde bolca eski kelime var. Ve ben okurken anlamını tam olarak bilmediklerimi veya hiç bilmediklerimi bir liste haline getirdim okurken. Bu yüzden bir solukta bitebilecek kitap, araya giren işlerimle birlikte tam 2 günümü aldı. Fakat her işim çıktığında, kitabı elimden bırakmakta ciddi manada zorlandım.

Tüm bunların yanı sıra işlediği konu aslında epeyce uzun yıllardır toplumumuzda gördüğümüz bir sorun. Özellikle de son sayfalarına doğru kendi kültürümüze, benliğimize sahip çıkmamız ve özümüzü sevmemiz açısından önemli dersler de içeriyor. Yani bana göre bu eser hem "sanat için sanat", hem de "toplum için sanat" anlayışına uygun.

Kitabın bir başka güzel yanı da karakter tahlillerini çok iyi yansıtması ve o karakterin yanındaymışsınız hissi verebiliyor olması. Zihninizde ciddi manada bir filmden de öte bir yaşam canlanacak ve kendinizi o karakterlerle birlikte o duyguları yaşarken bulacaksınız.

Kitabın içeriğinden yüzeysel bir şekilde bahsedecek olursam, kitapta bahsi geçen Fatih-Harbiye doğu kültürünü ve batı kültürünü temsil ediyor. Batılılaşma döneminde toplumda oluşan kültürel buhranın bi yansıması diyebiliriz. Fakat özellikle durulan nokta batılılaşmanın kötü olduğu değil, şekilcilikten kaçınılması ve Batının güzelliklerini, kendi kültürümüzden kopmadan yaşayabilmemiz diye düşünüyorum.

Ben okurken bolca Neriman'a sinirlendim ve Şinasi'ye de üzüldüm. Şinasi karşıma çıksa "Allah sabır versin kardeşim" diyecektim yani. Faiz Bey'e de bi çift sözüm var: "Büyüksün başkaaann"... Çok kıyak adammış vesselam. Uzun lafın kısası, ölmeden önce mutlaka okuyun. Herkese iyi okumalar!
Okuduğum üçüncü Peyami Safa eseri... Her seferinde biraz daha yakından tanıyorum Safa'yı... Ve özellikle 2000 sonrası sayıları çoğalan pek çok yerli yazarın neden Peyami Safa'yı kendilerine kıble edindiklerini daha net anlıyorum. Demek istediğimi şöyle açayım; son dönemde pek çok yerli romanda olay bütünlüğünden ve kurgudan çok karakter tahlilleri ön planda. Bu durum dışarıdan bakıldığında bir öykünme gibi gözükse de bana göre tamamen bir kaçış noktası... Ve bunun, Peyami Safa'nın üslubu ile hiç alakası olmadığını düşünüyorum. Onu kendi döneminde değerlendirmek ve o dönem içerisinde Peyami Safa üslubunu analiz etmek gerekir.

O yıllarda Batılılaşma konusu dönemin öne çıkan tüm yazar ve şairleri tarafından ele alınan bir konuydu. Herkes kendi meşrebince Türkiye'nin Batılılaşma sorunsalını satırlarına ve dizelerine yansıttı. Peyami Safa ise duruma içeriden bakmayı tercih etti ve süreci insanların iç dünyasına tuttuğu
büyüteçten bakıp kurguladı.

Fatih Harbiye de yine konuyu bu şekilde ele alan önemli eserlerden biri. Konusu belki çok klasik gelebilir. Çünkü sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında defalarca işlenmiş bir konu Batılılaşma. Ancak bunu Peyami Safa'nın kaleminden okumak ayrı birşey tabii ki... Safa, süreci insanların iç dünyasından işlerken kurgunun merkezine şu önemli eleştiriyi yerleştiriyor;

Batılılaşma veya medeniyet ülkemizde kültürel bir değişim, bir ilerleme vasıtası olarak değil sadece şekilsel olarak hayata yansıyor. Hatta bir adım daha atarak, bu şekilsel yaklaşımın özellikle kadınlar tarafından sahiplendiğini söylüyor. Eleştirinin ikinci kısmına günümüzde katılmak çok zor. Çünkü sığlık veya derinlikte cinsiyet farkı yok artık. Şekilsel kadınlar varsa, şekilsel erkekler de var. İlerici, aydın erkekler varsa, aydın kadınlar da var... Ancak işin bu kısmı çok da önemli değil tabii ki. Mesaj hala olduğu yerde duruyor.

Batılılaşmanın bugünkü karşılığı küreselleşme ve sorunlar elbise değiştirerek aynı ciddiyetle yine karşımızda duruyor. Fatih Harbiye belki de Bağcılar Nişantaşı olarak sadece isim değiştirdi. Hatta sorun, yaşadığı muhiti küçümseyen genç bir kızın, her şeyi bırakıp onu hevesleriyle buluşturacak yeni bir hayata doğru yelken açmasından çok daha derin ve karmaşık...

Bu hat öyle bir hat ki, sistemi temelden değiştirmedikçe, o insanları yeni ortak paydalarda buluşturmadıkça, mesafeleri daraltmadıkça isim değiştire değiştire sonsuza kadar var olacak kadar güçlü bir hat...

Son sözüm Neriman'a, hatta yaşayan Nerimanlara gelsin: Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olurmuş... :)

Herkese keyifli okumalar...
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (14.635 Oy)18.183 beğeni41.219 okunma2.656 alıntı173.448 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.323 Oy)12.888 beğeni32.979 okunma3.096 alıntı138.605 gösterim
  • Çalıkuşu
    8.7/10 (4.121 Oy)4.950 beğeni18.132 okunma727 alıntı74.472 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.192 Oy)8.499 beğeni27.246 okunma766 alıntı132.877 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.237 Oy)8.671 beğeni24.141 okunma1.277 alıntı118.708 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.531 Oy)8.480 beğeni25.035 okunma2.280 alıntı108.054 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.409 Oy)11.082 beğeni27.421 okunma1.486 alıntı144.273 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.441 Oy)5.550 beğeni18.822 okunma772 alıntı96.230 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.245 Oy)7.587 beğeni20.505 okunma3.677 alıntı122.596 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (8.846 Oy)8.790 beğeni24.092 okunma1.619 alıntı111.833 gösterim
Peyami Safa'nın çok derin mesajlar verdiği, psikolojik ve alt metninde gizlice siyasi tespitlerin yer aldığı, milli mücadele dönemi sonrasındaki toplumsal durumumuzu yansıtan romanıdır. Doğu-batı çatışması ile doğu-batı çatışması arasında kalan Türkiye'yi, kullandığı karakterler ile simgeleştirerek anlatmış yazar.

Bu kitabın karakterlerini tahlil etmekle ancak incelenebileceğini ve tadına varılabileceğini düşünüyorum. Bu sebeple romanda yer alan karakterleri tahlil edeceğim. Kitaptaki en önemli 3 karakter: Şinasi, Macit ve Neriman'dır. Şimdi bu karakterleri inceleyelim:

Şinasi; sakin, mütevazı, aileyi, mahalleyi, eskiyi ve doğu kültürünü temsil eden karakter.

Macit; eğlenceli, dans etmeyi seven, yenilikçi, şaşaalı, zengin ve modern bir hayata sahip, batı kültürünü temsil eden karakter.

Neriman; doğu kültürü içerisinde doğan ve batı kültürüne ilgi duymaya başlayan, doğu-batı çatışması arasında kalan ve kanımca Türkiye'yi temsil ettiğini düşündüğüm karakter.

Kitabın adı olan Fatih-Harbiye ismine de değinmek gerekiyor. Yazarın kitapta birçok simge kullanarak okuyucuya düşüncelerini aktardığını yukarıda belirtmiştim. Fatih ve Harbiye semtleri de yazar tarafından simgeleme yöntemiyle okura sunuluyor ve kitap ismini Fatih-Harbiye arasında giden bir tramvaydan alıyor. Fatih semti, doğu kültürünün yer aldığı ve Neriman'ın da içerisinde bulunduğu kültürü ifade ederken; Harbiye semti, batı kültürünün yer aldığı ve Neriman'ın içerisinde bulunmak istediği, özendiği kültürü ifade etmektedir. Zaman zaman Fatih'e zaman zaman da Harbiye'ye giderek düşüncelerini ve hislerini aktarmaktadır.

Çok beğendiğim ve tek oturuşta okuduğum bir eser oldu. Simgeleme yöntemiyle yazarın düşüncelerini ve toplumu yansıtışını da oldukça beğendim.
Bu kitabı okuduktan sonra bu kitapla ilgili bir şeyler yazabileceğimi hissettim. Bir yerden yazmaya başlayacaksam neden bu kitap olmasın?

Hayattan memnun olmamak kimi zaman hepimizin içine girdiği bir durumdur zannediyorum. Kimi zaman yaşadıklarımız kimi zaman yaşayamadıklarımız bizi bir buhrana sürüklüyor, oradan çıksak her şey yoluna girecekmiş gibi geliyor. Oysa çözüm bildiklerimiz , çözümmüş gibi gördüklerimiz kimi zaman - bence çoğu zaman - tek yol gibi görünse de öyle olmuyor.

Edebiyatımızda birçok roman ve hikayede işlenmiştir Batı kültürüne duyulan ilgi ancak pek Batı kültürüne geçiş değil de genelde yanlış batılılaşmadır kitaplarımızın konusu. Bunu Felatun Bey ve Rakım Efendi, Araba Sevdası, Kiralık Konak ve daha nicelerinde görüyoruz.

Bu kitapta ise batılılaşmanın ne olduğunun bilinmemesi, şekilden ibaret kalması, kendi kültüründen uzaklaşma isteği gibi konular üzerinde duruluyor.

Batılılaşma kendi değerlerimizi bir kenara bırakmak demek değil, kendi değerlerimize sahip çıkarak bir sentez yapmak esasında. Kitabın son kısmında bununla ilgili güzel konuşmalar ve açıklamalara yer verilmiş.

Kitap bir çırpıda okunabilecek kadar akıcı ve canlı. Karakterler çok sağlam bir şekilde kendilerini gösteriyorlar. İlk basımı 1931 de yapılmış o anki İstanbulu her ne kadar bilmesek de şimdiki haliyle de olsa gözünüzde canlanıyor, dönemini yansıtan kitaplardan. Ötüken yayınları kitapta bulunan, günümüzde fazla kullanılmayan kelimeleri sayfa altlarında vermiş. Bu okumayı bazen yavaşlatsa da kelime dağarcığınızı kesinlikle genişletecek, geliştirecektir. Tek seferde okunabilecek, herkese tavsiye edebileceğim bir kitap.

İyi okumalar!
Romanımızın konusu zengin erkek ve fakir kız, okumaktan zevk alacağınız bir romandır. Bazı yerleri ağlatırken bazı yerleri sizi güldürcek. Size iyi okumalar...
Sanırım Fransız ihtilali, Ekim devrimi, holocoust, köleliğin kaldırılması ile uğraşırken; Kurtuluş Savaşı dönemini, Doğu -batı kültürü çatışmasını, tek parti dönemini, toroslardaki yörüklerin dertlerini, akdenizin mavi sularını kısacası yerli edebiyatı unutmuşum. Bu eser bu gerçeği açıkca yüzüme vurdu. Her ne kadar tekniğimiz bir batılı kadar iyi olmasada; bizim edebiyatımız daha samimi, sorunlar bizim sorunlarımız, yer bizim vatanımız, insanlar bizim insanlarımız, kültür bizim kültürümüz.

Esere gelecek olursak, baş karakter Neriman Konservetuarın Türk musikisi öğrencisidir. Babası Faiz Bey ile yedi yıllık sevgilisi Şinasi tam bir şarklı, yeni tanıştığı arkadaşı Macit ise tam bir garklıdır. Eserde, Neriman, Şinasi ve Macit üçlüsü arasında geçen aşk çekişmesi üzerinden doğu - batı kültürü çatışması anlatılıyor. Yazarın amacı hangisi daha üstünden ziyade, biz medenileşmekten ne anladık sorusuna cevap bulmak. Ayrıca karakterlerin psikolojileri okuyucuya çok güzel aktarılmış.

Eserin benim açımdan tek sorun yaratan yönü eski kelimelerin çok sık kullanılmış olması oldu. (Bendeki kitap Ötüken yayınlarınındı, belki diğer yayınevlerinde sadeleştirilmiş versiyonu bulunabilir.) Türk edebiyatının bu kült eserinden herkesin çok büyük keyif alacağını düşünüyorum ve tüm edebiyat severlere kitabı tavsiye ediyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
" Fatih Harbiye" Türk- İslâm mücerretlerinin Osmanlı Devleti'nin meydana getirdiği medeniyetten kopup batıya yönelişin cemiyet ve aile üzerinde tesirlerini işlemektedir.


Batılılaşma hareketinin zamanla ruhlarda nasıl bir değişim olduğunu, bu yeni hayat üslûbuna gönül vermişlerin dahi ruhlarının derin ve değişik noktalarında, özkültürümüz arzusunun küllenmiş bir kör şeklinde varlığını sürdürmeye çalıştığını eserde açıkça görülmektedir.

"Şarkla Garbın mültekasında olan Türkiye, Garptan tesir almakta tereddüt etmemelidir. ancak,bu tesir, bizim tarafımızdan yapılacak olan mukabil bir tesiri ihlal etmeyecek derecede kalmalı, yani kültürümüzün güzel ve halis köklerine kadar nüfuz etmemelidir."

İnsanları kemiren duyguların sebeplerine, derinliklerine inmekte, çalkantılara yönelmekte, dalgalanmaların kişilere ne derecede etkilediğini tesbite çalışmaktadır.

Akıcı bir dille yazılmış. İlk roman okumaya başladığım kitaptı. Bende ayrı bir yeri var.
Peyami Safa İlköğretim okulu ' okuduğum okul olmasına rağmen Peyami Safa ile geçen yıl "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" ile tanıştım. Ne yazık... Oysa bana sorarsanız okulun bi parçası olmalıydı kitapları, haricinde kimse kalıyor Peyami Safa!

Bu kitap, Peyami Safa ile ikinci görüşmemiz ve yine samimiyeti, kalbin derinliklerine işleyen sözleri, dile getirilemeyen düşünce denizinde ; kelimeleri dalgalar gibi vuruyor insanlığın kıyısına...

Diziyi izlemiş olan ablamdan duyduğum son ile (ki söylemesi nahoştu) Neriman'a içimde bir kızgınlık ile okudum satırları. İçindeki gelgitler, yapacağı seçimler ve atacağı adımlarda ki ürkekliği ve en önemlisi kendisini yıkılmaz bir bina sanarken direği kırılmış bir çadır oluşunu anlayışını...

Doğu ve Batı arasındaki farkları ve benzerlikleri, birbirine düşman iki insan değilde ; birbirine pek de benzemeyen iki kardeşi, genç bir kızın etrafında şekillenen olay örgüsü ile sunan yazar, bunu fevkalade üslubuyla yapıyor...

Okumalısın...
Roman geleneksel Türk tipi eğitimi ile yetişen Neriman, aldığı eğitime rağmen batılı yaşamın büyüsüne kapılarak ailesinden , geleneklerinden ,semtinden ve insanlarından kopmaya başlar. Bu kopuş Harbiye ve Şişli de gördüğü batılı yaşama duyduğu özentiden kaynaklanır. Bu özenti onu doğuya ait olan ne varsa her şeyden koparmaya, batılı yaşama dair ne varsa ona doğu yönelme şeklinde cereyan eder.

Batılı yaşama kavuşma hevesi, sevgilisi Şinasi’den kopma, batılı yaşamı temsil eden Macit’e yönelme şekline de dönüşmüştür. Neriman bu kopuşun sonrasında artık nihai kararını vermek, Fatih ile Harbiye, Şinasi ile Macit, ailesi ile batılı yaşam arasında bir tercih yapacağı bir noktaya gelmiştir.
Bu kitabın bendeki yeri çok farklı. İlkokulda öğretmenimiz artık roman okuyun dediğinde annemin hediye ettiği ilk roman.
Kitaplar dizi haline getirilince çok üzülüyorum. Ve bu kitap için de üzülmüştüm. Aslında en üzücüsü kitabı okumamış, bilgisi olmayan insanların bu tarz dizileri beğenmeleri.
Şimdi Fatih-Harbiye'yi bitirdim. Bu kitabı okumadan önce dizisine rast gelmiştim birkaç kez. Kitabı elime aldığımda da eminim diziyle birçok yönünden ayrılmıştır diye düşündüm. Nitekim şu anda bitirdiğim bu kitap bana diziyle hiç bir alakası olmadığı için büyük mutluluk verdi.. :)
Peyami Safa'nın etkinlik sayesinde okuduğum üçüncü bitirdiğim ikinci kitabıydı.Yazarın dili nispeten ağır, birçok yeni kelimeyle karşılaşacaksınız.Ötüken Neşriyat bu kelimelerin anlamlarını her sayfanın altına eklemiş.Kimi dikkat dağıttığını söyleyebilir lakin ben beğendim.Kitapta mekanlardan yola çıkarak tema belirlenmiş.Konu ve mekan iç içe.Safa, Türkiye'nin batılılaşma sürecinde yaşadıklarını, Şark Garp arasındaki çatışmayı İstanbul'un iki semtini sembolik olarak kullanarak anlatmış.Kitabımızda dört ana karakterimiz var.Kimlik bunalımı yaşayan,oturduğu semtten memnun olmayan,daha modern yaşamak isteyen Neriman,şarkı temsil eden babası Faiz ve yedi senelik nişanlısı Şinasi,garbı temsilen Macit.Kitabı okuduktan sonra zihnimde iz bırakanlar:Neriman tarafından garplıların köpeğe şarklılar kediye benzetildiği,batılılaşmanın alaturka ve alafranga müzik (ud ve keman,piyano) üzerinden anlatılmaya çalışıldığı,Neriman'ın dayısının kızlarını ziyaretinde onların anlattıkları Rus kızının intiharı olayından sonra Neriman'ın bakış açısının değişmesi,batılılaşmanın milli kültürümüzün köklerine kadar inmemesi gerektiği temalı konuşmalar...
Bir dönem geçişi romanı olması hasebiyle okunabilir bir eser.
Ne büyük bir arzu ile istediği şeylerden ne küçük sebeplerle nefret ettiğini düşündü.
Fakat uyuyamadı. Hep dalıp dalıp uyanıyordu. Ara sıra, uykusu derinleştiği halde, yattığı yerden fersahlarca uzak bir yere gitmiş de iki dakikada geriye dönmüş gibi, başdöndürücü bir sürat hissiyle gözlerini açıyor ve küçük seslere dikkat ediyordu.
Peyami Safa
Sayfa 15 - Ötüken Yayınları
İçine bir tevekkül geliyordu. Her şeyi sükûnla karşılamak cesaretini kendinde bulmaya başladı.
Peyami Safa
Sayfa 21 - Ötüken Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fatih Harbiye
Baskı tarihi:
Nisan 2017
Sayfa sayısı:
138
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370232
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Darülelhan’ın (Konservatuvarın) alaturka kısmında ud eğitimi alan Neriman, mensup olmakla iftihar ettiği Doğu kültürünü çok seven babası Faiz Bey’le on beş yaşından beri Fatih semtinde oturmaktadır. Yine bu semtte ta­nıştığı, babasına çok benzeyen ve Darülelhan’da kemençe eğitimi alan Şinasi ile yedi yıldır nişanlı­dır. Bütün mahalle, tahammül sınırlarını zorlayan bu nişanlılık ilişkisinin evlilikle bitmesini beklemektedir. Ancak Neriman’ın Darülelhan’da tanıştığı Macit, onun içinde yer etmiş Batılı bir hayat yaşama isteğini uyandırır. Neriman, Beyoğlu’nda, Harbiye’de yaşanan ışıltılı hayat tarzına imrenerek yaşadığı muhitten, evlerinden, babasın­dan, Şinasi’den ve hatta doğuyu temsil ettiğini düşündüğü kedisinden bile nefret etmeye başlar. Tramvay yoluyla birbirine bağlanan ama birbiriyle bağdaşması mümkün olmayan iki semt, Fatih ve Harbiye, aynı coğrafyada yaşanan bir kültür ve zihin geriliminin cepheleridir. Türk edebiyatının en üretken kalemi Peyami Safa, televizyon dizilerine de konu olan Fatih-Harbiye romanında toplumumuzun yaşadığı asrîleşme (çağdaşlaşma) sancılarına eşyalar, şahıslar, kurumlar ve mekânlar üzerinden ayna tutmaktadır.

Kitabı okuyanlar 6.186 okur

  • Pınar A.
  • Zeynep Gül Bozdemir
  • Yakup Çankaya
  • Melike Akyıldız
  • Batuhan Köksal
  • Sevgi Şenkaya
  • Yasemin YILMAZ
  • Sezin Yavuz
  • Mehmet Burhanettin Nizam
  • Miserya

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%10.4
14-17 Yaş
%16.6
18-24 Yaş
%28.8
25-34 Yaş
%25.6
35-44 Yaş
%12.1
45-54 Yaş
%3.7
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.7
Erkek
%28.2

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.6 (211)
9
%16.2 (194)
8
%24.9 (299)
7
%22.9 (275)
6
%9.5 (114)
5
%4.2 (51)
4
%1.6 (19)
3
%1.2 (14)
2
%0.6 (7)
1
%0.9 (11)

Kitabın sıralamaları