·
Okunma
·
Beğeni
·
69,1bin
Gösterim
Adı:
Fatih Harbiye
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370232
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih-Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih-Harbiye
Darülelhan’ın (Konservatuvarın) alaturka kısmında ud eğitimi alan Neriman, mensup olmakla iftihar ettiği Doğu kültürünü çok seven babası Faiz Bey’le on beş yaşından beri Fatih semtinde oturmaktadır. Yine bu semtte ta­nıştığı, babasına çok benzeyen ve Darülelhan’da kemençe eğitimi alan Şinasi ile yedi yıldır nişanlı­dır. Bütün mahalle, tahammül sınırlarını zorlayan bu nişanlılık ilişkisinin evlilikle bitmesini beklemektedir. Ancak Neriman’ın Darülelhan’da tanıştığı Macit, onun içinde yer etmiş Batılı bir hayat yaşama isteğini uyandırır. Neriman, Beyoğlu’nda, Harbiye’de yaşanan ışıltılı hayat tarzına imrenerek yaşadığı muhitten, evlerinden, babasın­dan, Şinasi’den ve hatta doğuyu temsil ettiğini düşündüğü kedisinden bile nefret etmeye başlar. Tramvay yoluyla birbirine bağlanan ama birbiriyle bağdaşması mümkün olmayan iki semt, Fatih ve Harbiye, aynı coğrafyada yaşanan bir kültür ve zihin geriliminin cepheleridir. Türk edebiyatının en üretken kalemi Peyami Safa, televizyon dizilerine de konu olan Fatih-Harbiye romanında toplumumuzun yaşadığı asrîleşme (çağdaşlaşma) sancılarına eşyalar, şahıslar, kurumlar ve mekânlar üzerinden ayna tutmaktadır.
138 syf.
·29 günde·8/10 puan
Yine çok sevdiğim bir Peyami Safa romanı. Bu kitap hakkında hiç kötü birşey söylenemeyecek kadar iyi. Kitabı içeriğini ülkemizin batılılaşmaya geçerken yaşadığı sancilara benzetebiliriz. İstanbul'un iki ayrı semti birbirine zıt kutuplar. Klasik romanlarda bulabileceğiniz bir konu ama burada derinlemesine yansıtılmış. Dizisi yapılan bu roman televizyonda çok tutmasına rağmen ben kitabını daha çok beğendim. Kitabın okuyucuya verdiği mesaj batılılaşmanın hayatımıza ilerleme ve gelişme olarak değilde şekil olarak yansıdığıdır.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
138 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Bu kitap Peyami Safa'nın ustalık eserlerinden biri. Ki bunu her cümlesinde buram buram hissediyorsunuz. Kitapta geçen konuya ayrı, yazarın anlatım şekline apayrı ilgi duyuyorsunuz okurken ve bu ilgi okudukça katlanarak ilerliyor. Kitabın içeriğinde bolca eski kelime var. Ve ben okurken anlamını tam olarak bilmediklerimi veya hiç bilmediklerimi bir liste haline getirdim okurken. Bu yüzden bir solukta bitebilecek kitap, araya giren işlerimle birlikte tam 2 günümü aldı. Fakat her işim çıktığında, kitabı elimden bırakmakta ciddi manada zorlandım.

Tüm bunların yanı sıra işlediği konu aslında epeyce uzun yıllardır toplumumuzda gördüğümüz bir sorun. Özellikle de son sayfalarına doğru kendi kültürümüze, benliğimize sahip çıkmamız ve özümüzü sevmemiz açısından önemli dersler de içeriyor. Yani bana göre bu eser hem "sanat için sanat", hem de "toplum için sanat" anlayışına uygun.

Kitabın bir başka güzel yanı da karakter tahlillerini çok iyi yansıtması ve o karakterin yanındaymışsınız hissi verebiliyor olması. Zihninizde ciddi manada bir filmden de öte bir yaşam canlanacak ve kendinizi o karakterlerle birlikte o duyguları yaşarken bulacaksınız.

Kitabın içeriğinden yüzeysel bir şekilde bahsedecek olursam, kitapta bahsi geçen Fatih-Harbiye doğu kültürünü ve batı kültürünü temsil ediyor. Batılılaşma döneminde toplumda oluşan kültürel buhranın bi yansıması diyebiliriz. Fakat özellikle durulan nokta batılılaşmanın kötü olduğu değil, şekilcilikten kaçınılması ve Batının güzelliklerini, kendi kültürümüzden kopmadan yaşayabilmemiz diye düşünüyorum.

Ben okurken bolca Neriman'a sinirlendim ve Şinasi'ye de üzüldüm. Şinasi karşıma çıksa "Allah sabır versin kardeşim" diyecektim yani. Faiz Bey'e de bi çift sözüm var: "Büyüksün başkaaann"... Çok kıyak adammış vesselam. Uzun lafın kısası, ölmeden önce mutlaka okuyun. Herkese iyi okumalar!
  • Yaban
    8.3/10 (5,3bin Oy)4.903 beğeni25,3bin okunma15bin alıntı81,3bin gösterim
  • Yaprak Dökümü
    8.1/10 (2.978 Oy)2.832 beğeni17,8bin okunma4.231 alıntı53,5bin gösterim
  • Gün Olur Asra Bedel
    8.6/10 (6,2bin Oy)6,5bin beğeni25bin okunma24,2bin alıntı121,2bin gösterim
  • Beyaz Gemi
    8.4/10 (9,3bin Oy)8,7bin beğeni37bin okunma26,9bin alıntı138bin gösterim
  • Sergüzeşt
    7.7/10 (4.755 Oy)4.064 beğeni25,2bin okunma12,3bin alıntı83,2bin gösterim
  • Toprak Ana
    8.9/10 (8,6bin Oy)8,2bin beğeni30,9bin okunma26,8bin alıntı105,9bin gösterim
  • Beyaz Diş
    8.6/10 (9,7bin Oy)9,3bin beğeni39,1bin okunma16,8bin alıntı292,2bin gösterim
  • Denemeler
    8.7/10 (7,3bin Oy)7,8bin beğeni30,2bin okunma94,9bin alıntı139bin gösterim
  • Acımak
    8.7/10 (4.981 Oy)4.760 beğeni20,7bin okunma12,6bin alıntı75,7bin gösterim
  • Şah ve Sultan
    8.5/10 (4.916 Oy)5bin beğeni21,4bin okunma11,7bin alıntı68,4bin gösterim
138 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10 puan
Seelaaamm beyler ve de beybiler !

*Ağır spoiler içerebilir. İçerse de etki etmeyebilir.

Çekirdek alıp çitmelik, bitene kadar sinir krizi geçirmelik bir kitap fatih-harbiye.

Genel olarak modern bir hayat ile, eski geleneksel  değerlere bağlı hayat arasında çelişkide kalıp bocalayan, bu süre zarfında da tüm gücü ile  etrafını darlayan ve bezdiren Neriman'ın psikolojik ve kültürel çatışmalarını anlatıyor kitap.

Konservatuar okuyan ve yaklaşık 7 yıldır nişanlı olan Neriman ve Şinasi'nin ilişkisi Neriman'ın batı özentiliği yüzünden çıkmaza girer.
Neriman'ın bir arkadaş grubunda tanıştığı Macit ile sık görüşmeleri sonucu o hayata olan özlemi ve sevgisi iyice ortaya çıkar.
Eskisinden çok daha farklı giyinmeye, davranmaya başlar. Ve tüm bu süre zarfında babası gönlü kırılmasın diye her isteğini yerine getirmeye çalışır.
Öyleki yeri gelir, oturduğu semtten, giydiği kıyafetlerden, etrafındaki insanlardan bile rahatsızlık duymaya başlar. 

Şinasi ise tüm bu değişimleri fark etmesine rağmen (yalanını bile yakalamasına rağmen) sessiz kalmayı tercih eder. Hatta karşısındakini bu sessizlik ile çıldırtacak duruma getirecek kadar güçlü bir karaktere sahiptir.

Öyleki benim bile sinir olup "konuşsana, sorsana hesabını!" diye kendimi yediğim bölümlerde bile o ağırlığını, sakinliğini korudu. Ve tahmin edilen üzere Neriman'da bu sessizlik karşısında çıldırdı zaten (:

Kitabın olay örgüsü genel olarak bu şekilde. Diziyi izleyenler çok daha vakıftır zaten, fakat ben izlemediğim için bende hissettirdiklerini bir kaç cümle ile paylaşmak istedim.

Bu arada kitap her ne kadar 1930'lu yıllarda yazılıp basılmış olsa da, şimdi daha da başkalaşmış, hatta daha kötü halini yaşayıp görmekteyiz. Etrafınızdaki insanlara biraz dikkatli baktığınız da (özellikle yeni gelen nesile, genç tayfaya) tamamen memnuniyetsiz, sürekli tüketen, hep daha iyisini ve fazlasını isteyen ama asla tatmin olmayan bir toplum olmaya başladığımızı göreceksiniz. İçler acısı bir durum, böyle nasıl devam eder, önüne nasıl geçilebilir bilmiyorum ama, gitgide kıymet bilmeyen, bireyselliğe ve bencilliğe önem veren kişiler olmaya başladık. İşin kötüsü bu durumu iyice benimsedik...

Sonuç olarak, tüm kitap böyle mi geçiyor, bitmiyor mu bu batılı sevdası, vay efendim ayrıldılar mı, yoksa aşk-ı memnu tadında devam mı etti diyorsanız da;
Neriman'ın balo için, kuzenlerinden elbise konusunda fikir almak üzere gittiği evde kendisine anlatılan hikayenin onu derinden etkilemesiyle olayların tüm seyri değişiyor, diyerek son bir spoiler dokundurması yaparak kapatalim incelemeyi.

Bir dağınık ama düzensiz, birazda spoilerlı incelemenin daha sonuna geldik. 127 sayfalık çıtı pıtı sinir krizi temalı kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Bir başka karışık, dağınık, incelememsi bişiler de  görüşmek üzere. Esen kalın, takip de kalın.

(Ya da kalmayın siz bilirsiniz)

=)
138 syf.
·2 günde·7/10 puan
Okuduğum üçüncü Peyami Safa eseri... Her seferinde biraz daha yakından tanıyorum Safa'yı... Ve özellikle 2000 sonrası sayıları çoğalan pek çok yerli yazarın neden Peyami Safa'yı kendilerine kıble edindiklerini daha net anlıyorum. Demek istediğimi şöyle açayım; son dönemde pek çok yerli romanda olay bütünlüğünden ve kurgudan çok karakter tahlilleri ön planda. Bu durum dışarıdan bakıldığında bir öykünme gibi gözükse de bana göre tamamen bir kaçış noktası... Ve bunun, Peyami Safa'nın üslubu ile hiç alakası olmadığını düşünüyorum. Onu kendi döneminde değerlendirmek ve o dönem içerisinde Peyami Safa üslubunu analiz etmek gerekir.

O yıllarda Batılılaşma konusu dönemin öne çıkan tüm yazar ve şairleri tarafından ele alınan bir konuydu. Herkes kendi meşrebince Türkiye'nin Batılılaşma sorunsalını satırlarına ve dizelerine yansıttı. Peyami Safa ise duruma içeriden bakmayı tercih etti ve süreci insanların iç dünyasına tuttuğu
büyüteçten bakıp kurguladı.

Fatih Harbiye de yine konuyu bu şekilde ele alan önemli eserlerden biri. Konusu belki çok klasik gelebilir. Çünkü sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında defalarca işlenmiş bir konu Batılılaşma. Ancak bunu Peyami Safa'nın kaleminden okumak ayrı birşey tabii ki... Safa, süreci insanların iç dünyasından işlerken kurgunun merkezine şu önemli eleştiriyi yerleştiriyor;

Batılılaşma veya medeniyet ülkemizde kültürel bir değişim, bir ilerleme vasıtası olarak değil sadece şekilsel olarak hayata yansıyor. Hatta bir adım daha atarak, bu şekilsel yaklaşımın özellikle kadınlar tarafından sahiplendiğini söylüyor. Eleştirinin ikinci kısmına günümüzde katılmak çok zor. Çünkü sığlık veya derinlikte cinsiyet farkı yok artık. Şekilsel kadınlar varsa, şekilsel erkekler de var. İlerici, aydın erkekler varsa, aydın kadınlar da var... Ancak işin bu kısmı çok da önemli değil tabii ki. Mesaj hala olduğu yerde duruyor.

Batılılaşmanın bugünkü karşılığı küreselleşme ve sorunlar elbise değiştirerek aynı ciddiyetle yine karşımızda duruyor. Fatih Harbiye belki de Bağcılar Nişantaşı olarak sadece isim değiştirdi. Hatta sorun, yaşadığı muhiti küçümseyen genç bir kızın, her şeyi bırakıp onu hevesleriyle buluşturacak yeni bir hayata doğru yelken açmasından çok daha derin ve karmaşık...

Bu hat öyle bir hat ki, sistemi temelden değiştirmedikçe, o insanları yeni ortak paydalarda buluşturmadıkça, mesafeleri daraltmadıkça isim değiştire değiştire sonsuza kadar var olacak kadar güçlü bir hat...

Son sözüm Neriman'a, hatta yaşayan Nerimanlara gelsin: Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olurmuş... :)

Herkese keyifli okumalar...
138 syf.
·2 günde·9/10 puan
Peyami Safa'nın çok derin mesajlar verdiği, psikolojik ve alt metninde gizlice siyasi tespitlerin yer aldığı, milli mücadele dönemi sonrasındaki toplumsal durumumuzu yansıtan romanıdır. Doğu-batı çatışması ile doğu-batı çatışması arasında kalan Türkiye'yi, kullandığı karakterler ile simgeleştirerek anlatmış yazar.

Bu kitabın karakterlerini tahlil etmekle ancak incelenebileceğini ve tadına varılabileceğini düşünüyorum. Bu sebeple romanda yer alan karakterleri tahlil edeceğim. Kitaptaki en önemli 3 karakter: Şinasi, Macit ve Neriman'dır. Şimdi bu karakterleri inceleyelim:

Şinasi; sakin, mütevazı, aileyi, mahalleyi, eskiyi ve doğu kültürünü temsil eden karakter.

Macit; eğlenceli, dans etmeyi seven, yenilikçi, şaşaalı, zengin ve modern bir hayata sahip, batı kültürünü temsil eden karakter.

Neriman; doğu kültürü içerisinde doğan ve batı kültürüne ilgi duymaya başlayan, doğu-batı çatışması arasında kalan ve kanımca Türkiye'yi temsil ettiğini düşündüğüm karakter.

Kitabın adı olan Fatih-Harbiye ismine de değinmek gerekiyor. Yazarın kitapta birçok simge kullanarak okuyucuya düşüncelerini aktardığını yukarıda belirtmiştim. Fatih ve Harbiye semtleri de yazar tarafından simgeleme yöntemiyle okura sunuluyor ve kitap ismini Fatih-Harbiye arasında giden bir tramvaydan alıyor. Fatih semti, doğu kültürünün yer aldığı ve Neriman'ın da içerisinde bulunduğu kültürü ifade ederken; Harbiye semti, batı kültürünün yer aldığı ve Neriman'ın içerisinde bulunmak istediği, özendiği kültürü ifade etmektedir. Zaman zaman Fatih'e zaman zaman da Harbiye'ye giderek düşüncelerini ve hislerini aktarmaktadır.

Çok beğendiğim ve tek oturuşta okuduğum bir eser oldu. Simgeleme yöntemiyle yazarın düşüncelerini ve toplumu yansıtışını da oldukça beğendim.
144 syf.
·Ne Okusam'dan
peyami safa'nın doğu batı çatışmasını romanın kahramanı neriman üzerinden anlattığı romanıdır. neriman bu çatışmanın tam ortasında kaybolmuştur. çocukluk aşkı (doğuyu temsil eden) şinasi ile (batıyı yanlış anlayan) macit arasında kalan bir kızın hikayesidir.
128 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10 puan
Yazarımız kitabı 1931 senesinde yazmış olup,eser 100 Temel Eserden biridir.Kitabın baş kahramanı Neriman, yaşadığı ilişkide doğu ile batının arasında kalır ve bu ikilem ailenin,dostlarının gözünden düşmesine neden olur.Bu gözden düşüşte doğal olarak Neriman'ın kendini sorgulamasına neden olur.Kitabın teması harika idi:Doğu ile Batı birbirinden ayrı düşünülemez ve kendi kültür yapını, yaşayışı, alt yapını, çevreni ne yaparsan yap bir çırpıda değiştiremezsiniz.Kitapta hoşuma bir diğer kısımda, Neriman'ın akrabalarının ona kendi hikayesine benzer bir hikaye(Rus kız) anlattıktan sonra kendi hayatına bunu yorma çabasıydı ve ders çıkarma durumuydu.Gerçek yaşamda bu durum çok sık karşımıza çıkıyor.Kitap 128 sayfa ve bir solukta bitiyor.Puanım 9.
128 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Peyami Safa efsanesi devam ediyor!..

Peyami Safa'nın hangi kitabını okusam o aynı tat hiç değişmiyor, üstad bunu büyük bir ustalıkla devam ettiriyor; karakterlerin, mekanların, zamanın içinde akıp gidiyorum.

Psikolojinin ülkemizdeki en büyük temsilcilerinden olan büyük üstad, zihnimin kıvrımlarında beni yine kıvrım kıvrım etti. Bildiğim, ama ifade edemediğim, zihnimin atölyesinde, belki de uzun bir zamandır beklediğim o enfes ifadelerle buluştuğumda nasıl bir haz aldım, nasıl bir hayret ve neşeyle doldum, inanın anlatamam.

Edebi üslubunu, psikolojik tahlil gücünü, entelektüel bakış açısını her eserinde ziyadesiyle beğendiğim bir yazarın tarihimizin köklerinden çıkarak ulu bir çınar gibi günümüze ışık tutması beni Türk Edebiyatı'nın ne kadar büyük bir derya olduğuna tekrar tekrar inandırdı.

Bu incelikteki eserlerin okuru bu kadar derinden etkilemesi, başka dünyaların kritiğini yaparken bu kadar samimi sorgulatması nadirdir.

Peyami Safa'nın psikolojik tahlillerinin ve edebi ifade zenginliğinin gücü, bana hayallerin gerçekten daha gerçekçi ve daha detaycı olabileceğini bir kez daha gösterdi.

Batı hayranlığını ele alan eser, bu konunun mekan ve insana ne gibi farklar getirebileceğini tarihi dekoruyla gayet zekice işlemiş. Batı ve Doğu kültürünün farklılıkları insanları nasıl farklılaştırmış, erkek ve kadınları ayrı ayrı nasıl etkilemiş, mekanları nasıl farklı dünyalara çevirmiş, bunu o tarihle beraber farkında bile olmadan tefekkür etmekten alamıyorsunuz kendinizi.

Türk Edebiyatına inanan değerli okurlar! Bu eseri alın, kütüphanenize mutlaka ekleyin ve gecikmeden okuyun hemen...
159 syf.
·Beğendi·7/10 puan
Hayatını kabul etmeyen bir adet Neriman...
Kitap Neriman adında bir gencin kendi ile ilgili yaşadığı kişisel sorunları ele alıyor.
Neriman hayatından memnun olmayan ve hayat yaşayış tarzını değiştirmek isteyen bir Hanımefendi. Şinasi adında küçüklük aşkı ve sosyetik sevgilisi Macit... Kime ait olduğunu biliyor. (Şinasi' ye ait) Lakin Şinasi onu anlamadığı için Macit ile denemek istiyor...
Sürekli medeni bir hayat yaşamak istediğini dile getirse de onun ait olduğu yer Fatih, yıkık bir ev ve ihtiyar bir baba.
Yaşama sevinci olmayan Neriman bir gün kuzenlerinden bir kızın hikâyesini dinler ve her insan ait olduğu çevrede mutlu olduğunu anlar. Kendisi de bunu kabullenir ve baskı altlarından kurtulur.
Ana duygu olarak, insan kendi ile barışık olmalıdır, mutluluğunu özünde aramalıdır. Aksi takdirde mutsuzluğa esir olur...
128 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Doğu-Batı sentezini kısa, öz ve derin psikolojik tahlilleri barındıran bir roman.
Kitabın konusu:
Yazar Kitabın ana karakterlerinden olan Şinasi ve Neriman’ın aşk hikayesini merkeze alıp,
Neriman’ın Alaturkadan soğumasını ve bununla birlikte batı kültürüne olan ilgisinin artmasını konu ediniyor.
138 syf.
·1 günde·10/10 puan
Bu kitabı okuduktan sonra bu kitapla ilgili bir şeyler yazabileceğimi hissettim. Bir yerden yazmaya başlayacaksam neden bu kitap olmasın?

Hayattan memnun olmamak kimi zaman hepimizin içine girdiği bir durumdur zannediyorum. Kimi zaman yaşadıklarımız kimi zaman yaşayamadıklarımız bizi bir buhrana sürüklüyor, oradan çıksak her şey yoluna girecekmiş gibi geliyor. Oysa çözüm bildiklerimiz , çözümmüş gibi gördüklerimiz kimi zaman - bence çoğu zaman - tek yol gibi görünse de öyle olmuyor.

Edebiyatımızda birçok roman ve hikayede işlenmiştir Batı kültürüne duyulan ilgi ancak pek Batı kültürüne geçiş değil de genelde yanlış batılılaşmadır kitaplarımızın konusu. Bunu Felatun Bey ve Rakım Efendi, Araba Sevdası, Kiralık Konak ve daha nicelerinde görüyoruz.

Bu kitapta ise batılılaşmanın ne olduğunun bilinmemesi, şekilden ibaret kalması, kendi kültüründen uzaklaşma isteği gibi konular üzerinde duruluyor.

Batılılaşma kendi değerlerimizi bir kenara bırakmak demek değil, kendi değerlerimize sahip çıkarak bir sentez yapmak esasında. Kitabın son kısmında bununla ilgili güzel konuşmalar ve açıklamalara yer verilmiş.

Kitap bir çırpıda okunabilecek kadar akıcı ve canlı. Karakterler çok sağlam bir şekilde kendilerini gösteriyorlar. İlk basımı 1931 de yapılmış o anki İstanbulu her ne kadar bilmesek de şimdiki haliyle de olsa gözünüzde canlanıyor, dönemini yansıtan kitaplardan. Ötüken yayınları kitapta bulunan, günümüzde fazla kullanılmayan kelimeleri sayfa altlarında vermiş. Bu okumayı bazen yavaşlatsa da kelime dağarcığınızı kesinlikle genişletecek, geliştirecektir. Tek seferde okunabilecek, herkese tavsiye edebileceğim bir kitap.

İyi okumalar!
“Ah, insanlar niçin her şeyi anlayamıyorlar? Beş dakika, on dakika, yarım saat kendilerini unutsalar, kendilerini karşısındakinin yerine koysalar tam onun gibi -fakat hiç eksiksiz ve tam- onun gibi duysalar, her şey ne kadar yerli yerinde olacak. Hayır! İllâ ki zıddiyetler, öfkeler, yanlış anlaşılmalar, kıskançlıklar, inatlar, şüpheler, hâkim olmak arzuları...„

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fatih Harbiye
Baskı tarihi:
Ekim 2020
Sayfa sayısı:
128
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370232
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih-Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih-Harbiye
Darülelhan’ın (Konservatuvarın) alaturka kısmında ud eğitimi alan Neriman, mensup olmakla iftihar ettiği Doğu kültürünü çok seven babası Faiz Bey’le on beş yaşından beri Fatih semtinde oturmaktadır. Yine bu semtte ta­nıştığı, babasına çok benzeyen ve Darülelhan’da kemençe eğitimi alan Şinasi ile yedi yıldır nişanlı­dır. Bütün mahalle, tahammül sınırlarını zorlayan bu nişanlılık ilişkisinin evlilikle bitmesini beklemektedir. Ancak Neriman’ın Darülelhan’da tanıştığı Macit, onun içinde yer etmiş Batılı bir hayat yaşama isteğini uyandırır. Neriman, Beyoğlu’nda, Harbiye’de yaşanan ışıltılı hayat tarzına imrenerek yaşadığı muhitten, evlerinden, babasın­dan, Şinasi’den ve hatta doğuyu temsil ettiğini düşündüğü kedisinden bile nefret etmeye başlar. Tramvay yoluyla birbirine bağlanan ama birbiriyle bağdaşması mümkün olmayan iki semt, Fatih ve Harbiye, aynı coğrafyada yaşanan bir kültür ve zihin geriliminin cepheleridir. Türk edebiyatının en üretken kalemi Peyami Safa, televizyon dizilerine de konu olan Fatih-Harbiye romanında toplumumuzun yaşadığı asrîleşme (çağdaşlaşma) sancılarına eşyalar, şahıslar, kurumlar ve mekânlar üzerinden ayna tutmaktadır.

Kitabı okuyanlar 27,3bin okur

  • Kısmet Arslan
  • Neşe
  • peri.gazozu
  • ZeynepT
  • Ans
  • öznur yıldız
  • Burcu Okutan
  • Berkay Yeşiloğlu
  • aysu
  • beyza kurban

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%10.4
13-17 Yaş
%16.6
18-24 Yaş
%28.8
25-34 Yaş
%25.6
35-44 Yaş
%12.1
45-54 Yaş
%3.7
55-64 Yaş
%0.8
65+ Yaş
%2.1

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%71.7
Erkek
%28.2

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.3 (899)
9
%16.2 (894)
8
%25.7 (1.418)
7
%19 (1.053)
6
%8.2 (454)
5
%3.5 (192)
4
%1.3 (70)
3
%0.7 (37)
2
%0.2 (12)
1
%0.3 (19)

Kitabın sıralamaları