·
Okunma
·
Beğeni
·
49940
Gösterim
Adı:
Fatih Harbiye
Baskı tarihi:
Ocak 2003
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370232
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih-Harbiye
Fatih-Harbiye
Eğlenceli, danslı, şaşaalı zengin ve modern bir hayatın baştan çıkarıcı çekiciliği... Sakin, mütevazı, denenmiş dostluklarla ve eski değerlerle donatılmış bir hayatın insanı saran huzuru... Bu iki hayat tarzı arasında hafif bir baş dönmesiyle gelgitler yaşayan bir genç kız... Yeni bir hayat biçimine doğru koşmak isterken kendi geçmişine ve sevgilerine ihanet ettiğini düşünmenin yarattığı tedirginlikler... Bu toprağın musikisi içinde güven ve sükûnet vaat eden bir sevgiliyle parıltılı bir şıklıkla kadınların başını döndüren zengin bir genç...

Peyami Safa, bu kitabında iki ayrı kültürün, iki ayrı hayat tarzının çatışmasını bir genç kızın ruhunda meydana gelen krizli çalkantılarla anlatıyor.

Fatih-Harbiye, genç bir kadının iç dünyasındaki kasılmaları, kararsızlıkları, arzuları, çelişkileri incelikli bir kalemin ışığında yaşatan, kederle mutluluğun el ele yürüdüğü unutulmaz bir macera.
138 syf.
·29 günde·8/10
Yine çok sevdiğim bir Peyami Safa romanı. Bu kitap hakkında hiç kötü birşey söylenemeyecek kadar iyi. Kitabı içeriğini ülkemizin batılılaşmaya geçerken yaşadığı sancilara benzetebiliriz. İstanbul'un iki ayrı semti birbirine zıt kutuplar. Klasik romanlarda bulabileceğiniz bir konu ama burada derinlemesine yansıtılmış. Dizisi yapılan bu roman televizyonda çok tutmasına rağmen ben kitabını daha çok beğendim. Kitabın okuyucuya verdiği mesaj batılılaşmanın hayatımıza ilerleme ve gelişme olarak değilde şekil olarak yansıdığıdır.

Keyifli okumalar diler, böyle güzel bir mecrayı bizlere sunduğu için 1K ekibine teşekkür ederim.
138 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap Peyami Safa'nın ustalık eserlerinden biri. Ki bunu her cümlesinde buram buram hissediyorsunuz. Kitapta geçen konuya ayrı, yazarın anlatım şekline apayrı ilgi duyuyorsunuz okurken ve bu ilgi okudukça katlanarak ilerliyor. Kitabın içeriğinde bolca eski kelime var. Ve ben okurken anlamını tam olarak bilmediklerimi veya hiç bilmediklerimi bir liste haline getirdim okurken. Bu yüzden bir solukta bitebilecek kitap, araya giren işlerimle birlikte tam 2 günümü aldı. Fakat her işim çıktığında, kitabı elimden bırakmakta ciddi manada zorlandım.

Tüm bunların yanı sıra işlediği konu aslında epeyce uzun yıllardır toplumumuzda gördüğümüz bir sorun. Özellikle de son sayfalarına doğru kendi kültürümüze, benliğimize sahip çıkmamız ve özümüzü sevmemiz açısından önemli dersler de içeriyor. Yani bana göre bu eser hem "sanat için sanat", hem de "toplum için sanat" anlayışına uygun.

Kitabın bir başka güzel yanı da karakter tahlillerini çok iyi yansıtması ve o karakterin yanındaymışsınız hissi verebiliyor olması. Zihninizde ciddi manada bir filmden de öte bir yaşam canlanacak ve kendinizi o karakterlerle birlikte o duyguları yaşarken bulacaksınız.

Kitabın içeriğinden yüzeysel bir şekilde bahsedecek olursam, kitapta bahsi geçen Fatih-Harbiye doğu kültürünü ve batı kültürünü temsil ediyor. Batılılaşma döneminde toplumda oluşan kültürel buhranın bi yansıması diyebiliriz. Fakat özellikle durulan nokta batılılaşmanın kötü olduğu değil, şekilcilikten kaçınılması ve Batının güzelliklerini, kendi kültürümüzden kopmadan yaşayabilmemiz diye düşünüyorum.

Ben okurken bolca Neriman'a sinirlendim ve Şinasi'ye de üzüldüm. Şinasi karşıma çıksa "Allah sabır versin kardeşim" diyecektim yani. Faiz Bey'e de bi çift sözüm var: "Büyüksün başkaaann"... Çok kıyak adammış vesselam. Uzun lafın kısası, ölmeden önce mutlaka okuyun. Herkese iyi okumalar!
  • Yaban
    8.3/10 (3.480 Oy)3.261 beğeni17.238 okunma3.079 alıntı49.434 gösterim
  • Yaprak Dökümü
    8.1/10 (2.121 Oy)2.033 beğeni13.214 okunma1.071 alıntı35.537 gösterim
  • Gün Olur Asra Bedel
    8.6/10 (4.177 Oy)4.433 beğeni16.879 okunma4.494 alıntı80.249 gösterim
  • Beyaz Gemi
    8.4/10 (5.662 Oy)5.443 beğeni22.920 okunma3.604 alıntı83.286 gösterim
  • Sergüzeşt
    7.7/10 (3.065 Oy)2.658 beğeni17.019 okunma4.202 alıntı52.961 gösterim
  • Toprak Ana
    8.9/10 (5.419 Oy)5.212 beğeni19.519 okunma3.742 alıntı69.272 gösterim
  • Beyaz Diş
    8.5/10 (6.129 Oy)5.965 beğeni25.424 okunma5.072 alıntı233.064 gösterim
  • Denemeler
    8.6/10 (4.612 Oy)5.027 beğeni19.489 okunma21.272 alıntı85.729 gösterim
  • Acımak
    8.7/10 (3.248 Oy)3.170 beğeni13.740 okunma2.162 alıntı49.750 gösterim
  • Şah ve Sultan
    8.5/10 (3.703 Oy)3.743 beğeni15.903 okunma2.577 alıntı51.109 gösterim
138 syf.
·2 günde·7/10
Okuduğum üçüncü Peyami Safa eseri... Her seferinde biraz daha yakından tanıyorum Safa'yı... Ve özellikle 2000 sonrası sayıları çoğalan pek çok yerli yazarın neden Peyami Safa'yı kendilerine kıble edindiklerini daha net anlıyorum. Demek istediğimi şöyle açayım; son dönemde pek çok yerli romanda olay bütünlüğünden ve kurgudan çok karakter tahlilleri ön planda. Bu durum dışarıdan bakıldığında bir öykünme gibi gözükse de bana göre tamamen bir kaçış noktası... Ve bunun, Peyami Safa'nın üslubu ile hiç alakası olmadığını düşünüyorum. Onu kendi döneminde değerlendirmek ve o dönem içerisinde Peyami Safa üslubunu analiz etmek gerekir.

O yıllarda Batılılaşma konusu dönemin öne çıkan tüm yazar ve şairleri tarafından ele alınan bir konuydu. Herkes kendi meşrebince Türkiye'nin Batılılaşma sorunsalını satırlarına ve dizelerine yansıttı. Peyami Safa ise duruma içeriden bakmayı tercih etti ve süreci insanların iç dünyasına tuttuğu
büyüteçten bakıp kurguladı.

Fatih Harbiye de yine konuyu bu şekilde ele alan önemli eserlerden biri. Konusu belki çok klasik gelebilir. Çünkü sanatın ve edebiyatın farklı alanlarında defalarca işlenmiş bir konu Batılılaşma. Ancak bunu Peyami Safa'nın kaleminden okumak ayrı birşey tabii ki... Safa, süreci insanların iç dünyasından işlerken kurgunun merkezine şu önemli eleştiriyi yerleştiriyor;

Batılılaşma veya medeniyet ülkemizde kültürel bir değişim, bir ilerleme vasıtası olarak değil sadece şekilsel olarak hayata yansıyor. Hatta bir adım daha atarak, bu şekilsel yaklaşımın özellikle kadınlar tarafından sahiplendiğini söylüyor. Eleştirinin ikinci kısmına günümüzde katılmak çok zor. Çünkü sığlık veya derinlikte cinsiyet farkı yok artık. Şekilsel kadınlar varsa, şekilsel erkekler de var. İlerici, aydın erkekler varsa, aydın kadınlar da var... Ancak işin bu kısmı çok da önemli değil tabii ki. Mesaj hala olduğu yerde duruyor.

Batılılaşmanın bugünkü karşılığı küreselleşme ve sorunlar elbise değiştirerek aynı ciddiyetle yine karşımızda duruyor. Fatih Harbiye belki de Bağcılar Nişantaşı olarak sadece isim değiştirdi. Hatta sorun, yaşadığı muhiti küçümseyen genç bir kızın, her şeyi bırakıp onu hevesleriyle buluşturacak yeni bir hayata doğru yelken açmasından çok daha derin ve karmaşık...

Bu hat öyle bir hat ki, sistemi temelden değiştirmedikçe, o insanları yeni ortak paydalarda buluşturmadıkça, mesafeleri daraltmadıkça isim değiştire değiştire sonsuza kadar var olacak kadar güçlü bir hat...

Son sözüm Neriman'a, hatta yaşayan Nerimanlara gelsin: Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olurmuş... :)

Herkese keyifli okumalar...
138 syf.
·7 günde·Beğendi·7/10
Seelaaamm beyler ve de beybiler !

*Ağır spoiler içerebilir. İçerse de etki etmeyebilir.

Çekirdek alıp çitmelik, bitene kadar sinir krizi geçirmelik bir kitap fatih-harbiye.

Genel olarak modern bir hayat ile, eski geleneksel  değerlere bağlı hayat arasında çelişkide kalıp bocalayan, bu süre zarfında da tüm gücü ile  etrafını darlayan ve bezdiren Neriman'ın psikolojik ve kültürel çatışmalarını anlatıyor kitap.

Konservatuar okuyan ve yaklaşık 7 yıldır nişanlı olan Neriman ve Şinasi'nin ilişkisi Neriman'ın batı özentiliği yüzünden çıkmaza girer.
Neriman'ın bir arkadaş grubunda tanıştığı Macit ile sık görüşmeleri sonucu o hayata olan özlemi ve sevgisi iyice ortaya çıkar.
Eskisinden çok daha farklı giyinmeye, davranmaya başlar. Ve tüm bu süre zarfında babası gönlü kırılmasın diye her isteğini yerine getirmeye çalışır.
Öyleki yeri gelir, oturduğu semtten, giydiği kıyafetlerden, etrafındaki insanlardan bile rahatsızlık duymaya başlar. 

Şinasi ise tüm bu değişimleri fark etmesine rağmen (yalanını bile yakalamasına rağmen) sessiz kalmayı tercih eder. Hatta karşısındakini bu sessizlik ile çıldırtacak duruma getirecek kadar güçlü bir karaktere sahiptir.

Öyleki benim bile sinir olup "konuşsana, sorsana hesabını!" diye kendimi yediğim bölümlerde bile o ağırlığını, sakinliğini korudu. Ve tahmin edilen üzere Neriman'da bu sessizlik karşısında çıldırdı zaten (:

Kitabın olay örgüsü genel olarak bu şekilde. Diziyi izleyenler çok daha vakıftır zaten, fakat ben izlemediğim için bende hissettirdiklerini bir kaç cümle ile paylaşmak istedim.

Bu arada kitap her ne kadar 1930'lu yıllarda yazılıp basılmış olsa da, şimdi daha da başkalaşmış, hatta daha kötü halini yaşayıp görmekteyiz. Etrafınızdaki insanlara biraz dikkatli baktığınız da (özellikle yeni gelen nesile, genç tayfaya) tamamen memnuniyetsiz, sürekli tüketen, hep daha iyisini ve fazlasını isteyen ama asla tatmin olmayan bir toplum olmaya başladığımızı göreceksiniz. İçler acısı bir durum, böyle nasıl devam eder, önüne nasıl geçilebilir bilmiyorum ama, gitgide kıymet bilmeyen, bireyselliğe ve bencilliğe önem veren kişiler olmaya başladık. İşin kötüsü bu durumu iyice benimsedik...

Sonuç olarak, tüm kitap böyle mi geçiyor, bitmiyor mu bu batılı sevdası, vay efendim ayrıldılar mı, yoksa aşk-ı memnu tadında devam mı etti diyorsanız da;
Neriman'ın balo için, kuzenlerinden elbise konusunda fikir almak üzere gittiği evde kendisine anlatılan hikayenin onu derinden etkilemesiyle olayların tüm seyri değişiyor, diyerek son bir spoiler dokundurması yaparak kapatalim incelemeyi.

Bir dağınık ama düzensiz, birazda spoilerlı incelemenin daha sonuna geldik. 127 sayfalık çıtı pıtı sinir krizi temalı kitabı okumanızı tavsiye ederim.

Bir başka karışık, dağınık, incelememsi bişiler de  görüşmek üzere. Esen kalın, takip de kalın.

(Ya da kalmayın siz bilirsiniz)

=)
138 syf.
·2 günde·9/10
Peyami Safa'nın çok derin mesajlar verdiği, psikolojik ve alt metninde gizlice siyasi tespitlerin yer aldığı, milli mücadele dönemi sonrasındaki toplumsal durumumuzu yansıtan romanıdır. Doğu-batı çatışması ile doğu-batı çatışması arasında kalan Türkiye'yi, kullandığı karakterler ile simgeleştirerek anlatmış yazar.

Bu kitabın karakterlerini tahlil etmekle ancak incelenebileceğini ve tadına varılabileceğini düşünüyorum. Bu sebeple romanda yer alan karakterleri tahlil edeceğim. Kitaptaki en önemli 3 karakter: Şinasi, Macit ve Neriman'dır. Şimdi bu karakterleri inceleyelim:

Şinasi; sakin, mütevazı, aileyi, mahalleyi, eskiyi ve doğu kültürünü temsil eden karakter.

Macit; eğlenceli, dans etmeyi seven, yenilikçi, şaşaalı, zengin ve modern bir hayata sahip, batı kültürünü temsil eden karakter.

Neriman; doğu kültürü içerisinde doğan ve batı kültürüne ilgi duymaya başlayan, doğu-batı çatışması arasında kalan ve kanımca Türkiye'yi temsil ettiğini düşündüğüm karakter.

Kitabın adı olan Fatih-Harbiye ismine de değinmek gerekiyor. Yazarın kitapta birçok simge kullanarak okuyucuya düşüncelerini aktardığını yukarıda belirtmiştim. Fatih ve Harbiye semtleri de yazar tarafından simgeleme yöntemiyle okura sunuluyor ve kitap ismini Fatih-Harbiye arasında giden bir tramvaydan alıyor. Fatih semti, doğu kültürünün yer aldığı ve Neriman'ın da içerisinde bulunduğu kültürü ifade ederken; Harbiye semti, batı kültürünün yer aldığı ve Neriman'ın içerisinde bulunmak istediği, özendiği kültürü ifade etmektedir. Zaman zaman Fatih'e zaman zaman da Harbiye'ye giderek düşüncelerini ve hislerini aktarmaktadır.

Çok beğendiğim ve tek oturuşta okuduğum bir eser oldu. Simgeleme yöntemiyle yazarın düşüncelerini ve toplumu yansıtışını da oldukça beğendim.
159 syf.
·Beğendi·7/10
Hayatını kabul etmeyen bir adet Neriman...
Kitap Neriman adında bir gencin kendi ile ilgili yaşadığı kişisel sorunları ele alıyor.
Neriman hayatından memnun olmayan ve hayat yaşayış tarzını değiştirmek isteyen bir Hanımefendi. Şinasi adında küçüklük aşkı ve sosyetik sevgilisi Macit... Kime ait olduğunu biliyor. (Şinasi' ye ait) Lakin Şinasi onu anlamadığı için Macit ile denemek istiyor...
Sürekli medeni bir hayat yaşamak istediğini dile getirse de onun ait olduğu yer Fatih, yıkık bir ev ve ihtiyar bir baba.
Yaşama sevinci olmayan Neriman bir gün kuzenlerinden bir kızın hikâyesini dinler ve her insan ait olduğu çevrede mutlu olduğunu anlar. Kendisi de bunu kabullenir ve baskı altlarından kurtulur.
Ana duygu olarak, insan kendi ile barışık olmalıdır, mutluluğunu özünde aramalıdır. Aksi takdirde mutsuzluğa esir olur...
138 syf.
·1 günde·10/10
Bu kitabı okuduktan sonra bu kitapla ilgili bir şeyler yazabileceğimi hissettim. Bir yerden yazmaya başlayacaksam neden bu kitap olmasın?

Hayattan memnun olmamak kimi zaman hepimizin içine girdiği bir durumdur zannediyorum. Kimi zaman yaşadıklarımız kimi zaman yaşayamadıklarımız bizi bir buhrana sürüklüyor, oradan çıksak her şey yoluna girecekmiş gibi geliyor. Oysa çözüm bildiklerimiz , çözümmüş gibi gördüklerimiz kimi zaman - bence çoğu zaman - tek yol gibi görünse de öyle olmuyor.

Edebiyatımızda birçok roman ve hikayede işlenmiştir Batı kültürüne duyulan ilgi ancak pek Batı kültürüne geçiş değil de genelde yanlış batılılaşmadır kitaplarımızın konusu. Bunu Felatun Bey ve Rakım Efendi, Araba Sevdası, Kiralık Konak ve daha nicelerinde görüyoruz.

Bu kitapta ise batılılaşmanın ne olduğunun bilinmemesi, şekilden ibaret kalması, kendi kültüründen uzaklaşma isteği gibi konular üzerinde duruluyor.

Batılılaşma kendi değerlerimizi bir kenara bırakmak demek değil, kendi değerlerimize sahip çıkarak bir sentez yapmak esasında. Kitabın son kısmında bununla ilgili güzel konuşmalar ve açıklamalara yer verilmiş.

Kitap bir çırpıda okunabilecek kadar akıcı ve canlı. Karakterler çok sağlam bir şekilde kendilerini gösteriyorlar. İlk basımı 1931 de yapılmış o anki İstanbulu her ne kadar bilmesek de şimdiki haliyle de olsa gözünüzde canlanıyor, dönemini yansıtan kitaplardan. Ötüken yayınları kitapta bulunan, günümüzde fazla kullanılmayan kelimeleri sayfa altlarında vermiş. Bu okumayı bazen yavaşlatsa da kelime dağarcığınızı kesinlikle genişletecek, geliştirecektir. Tek seferde okunabilecek, herkese tavsiye edebileceğim bir kitap.

İyi okumalar!
138 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Romanımızın konusu zengin erkek ve fakir kız, okumaktan zevk alacağınız bir romandır. Bazı yerleri ağlatırken bazı yerleri sizi güldürcek. Size iyi okumalar...
124 syf.
·Beğendi·8/10
Sanırım Fransız ihtilali, Ekim devrimi, holocoust, köleliğin kaldırılması ile uğraşırken; Kurtuluş Savaşı dönemini, Doğu -batı kültürü çatışmasını, tek parti dönemini, toroslardaki yörüklerin dertlerini, akdenizin mavi sularını kısacası yerli edebiyatı unutmuşum. Bu eser bu gerçeği açıkca yüzüme vurdu. Her ne kadar tekniğimiz bir batılı kadar iyi olmasada; bizim edebiyatımız daha samimi, sorunlar bizim sorunlarımız, yer bizim vatanımız, insanlar bizim insanlarımız, kültür bizim kültürümüz.

Esere gelecek olursak, baş karakter Neriman Konservetuarın Türk musikisi öğrencisidir. Babası Faiz Bey ile yedi yıllık sevgilisi Şinasi tam bir şarklı, yeni tanıştığı arkadaşı Macit ise tam bir garklıdır. Eserde, Neriman, Şinasi ve Macit üçlüsü arasında geçen aşk çekişmesi üzerinden doğu - batı kültürü çatışması anlatılıyor. Yazarın amacı hangisi daha üstünden ziyade, biz medenileşmekten ne anladık sorusuna cevap bulmak. Ayrıca karakterlerin psikolojileri okuyucuya çok güzel aktarılmış.

Eserin benim açımdan tek sorun yaratan yönü eski kelimelerin çok sık kullanılmış olması oldu. (Bendeki kitap Ötüken yayınlarınındı, belki diğer yayınevlerinde sadeleştirilmiş versiyonu bulunabilir.) Türk edebiyatının bu kült eserinden herkesin çok büyük keyif alacağını düşünüyorum ve tüm edebiyat severlere kitabı tavsiye ediyorum.

Herkese keyifli okumalar dilerim.
138 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Peyami Safa İlköğretim okulu ' okuduğum okul olmasına rağmen Peyami Safa ile geçen yıl "Dokuzuncu Hariciye Koğuşu" ile tanıştım. Ne yazık... Oysa bana sorarsanız okulun bi parçası olmalıydı kitapları, haricinde kimse kalıyor Peyami Safa!

Bu kitap, Peyami Safa ile ikinci görüşmemiz ve yine samimiyeti, kalbin derinliklerine işleyen sözleri, dile getirilemeyen düşünce denizinde ; kelimeleri dalgalar gibi vuruyor insanlığın kıyısına...

Diziyi izlemiş olan ablamdan duyduğum son ile (ki söylemesi nahoştu) Neriman'a içimde bir kızgınlık ile okudum satırları. İçindeki gelgitler, yapacağı seçimler ve atacağı adımlarda ki ürkekliği ve en önemlisi kendisini yıkılmaz bir bina sanarken direği kırılmış bir çadır oluşunu anlayışını...

Doğu ve Batı arasındaki farkları ve benzerlikleri, birbirine düşman iki insan değilde ; birbirine pek de benzemeyen iki kardeşi, genç bir kızın etrafında şekillenen olay örgüsü ile sunan yazar, bunu fevkalade üslubuyla yapıyor...

Okumalısın...
159 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitap doğu medeniyeti ile batı medeniyeti(!) kültürleri arasında gelgitler yaşayan Neriman'ın kendi içinde verdiği savaşı anlatıyor. Fatih'te yaşayan bu kız kendi kültürlerini, yaşayışlarını eski, yırtık bir gömleğe benzetiyor. Beyoğlu'nu ise batı medeniyetinin çağdaşlaştırdığı semt olarak görüyor... 159 sayfalık kitap kısa ve özdü, genellikle akıcıydı. İyi okumalar
Şiddetle bir boşalma ihtiyacı duyuyordu: Ağlamak katıla katıla ağlamak, ağladıkça sarhoş olmak ve kendini kaybederek, hıçkırarak, hıçkırıklarının sesini duyarak ve katılarak, katıldıkça kendini toplayarak ve kendini topladıkça yeniden katılarak ağlamak...
Peyami Safa (Server Bedi)
Sayfa 90 - Ötüken Yayınları
- Ah efendim, dedi, bizi bizden daha iyi biliyorlar; Mesnevi'yi de, Rubaiyat'ı da, Gazali'yi de, Farabi'yi de bizden daha çok okuyorlar; bizi bizden daha çok takdir ediyolarlar; bizim bizden daha büyük düşmanımız yoktur efendim, yoktur.
Samimi olamayız biz, hiç kimse tam bir suretle samimi olamaz en samimi insanlar kimlerdir biliyor musun? Vahşiler!
Peyami Safa (Server Bedi)
Sayfa 107 - Ötüken Yayınları
Eski, yırtık, pis ve iğrenç bir elbiseyi üstümden atar gibi bu hayattan ayrılmak, çıkmak istiyorum.
Peyami Safa (Server Bedi)
Sayfa 67 - Ötüken Yayınları
"Kimi adam vardır ki sabahtan akşama kadar oturur ve düşünür.Onun bir hazine-i efkârı vardır, yani bir fikir cihetinden zengindir; kimi adam da vardır ki sabahtan akşama kadar ayak üstü çalışır, meselâ bir rençper, fakat yaptığı iş dört tuğlayı üstüste koymaktan ibarettir. Evvelki insan tembel görünür ve lakin çalışkandır, diğer insan çalışkan görünür ve lakin yaptığı iş sudandır. Zira birisi maneviyat ile, zihin gayretiyle yapılan iştir; öbürü vücut ile, bedenle yapılan iştir. Maneviyat daima daha âlidir, vücut sefildir. Yapılan işlerin farkı da bundandır."
Peyami Safa (Server Bedi)
Sayfa 47 - Ötüken Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fatih Harbiye
Baskı tarihi:
Ocak 2003
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754370232
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ötüken Neşriyat
Baskılar:
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih Harbiye
Fatih-Harbiye
Fatih-Harbiye
Eğlenceli, danslı, şaşaalı zengin ve modern bir hayatın baştan çıkarıcı çekiciliği... Sakin, mütevazı, denenmiş dostluklarla ve eski değerlerle donatılmış bir hayatın insanı saran huzuru... Bu iki hayat tarzı arasında hafif bir baş dönmesiyle gelgitler yaşayan bir genç kız... Yeni bir hayat biçimine doğru koşmak isterken kendi geçmişine ve sevgilerine ihanet ettiğini düşünmenin yarattığı tedirginlikler... Bu toprağın musikisi içinde güven ve sükûnet vaat eden bir sevgiliyle parıltılı bir şıklıkla kadınların başını döndüren zengin bir genç...

Peyami Safa, bu kitabında iki ayrı kültürün, iki ayrı hayat tarzının çatışmasını bir genç kızın ruhunda meydana gelen krizli çalkantılarla anlatıyor.

Fatih-Harbiye, genç bir kadının iç dünyasındaki kasılmaları, kararsızlıkları, arzuları, çelişkileri incelikli bir kalemin ışığında yaşatan, kederle mutluluğun el ele yürüdüğü unutulmaz bir macera.

Kitabı okuyanlar 17.716 okur

  • Sude Şimşek
  • Mustafa Elçi
  • Samet YILDIRIM
  • Derya
  • Kamuran  polat
  • Uğurcan Kahraman
  • Hakan
  • erzincanlı
  • Rıdvan Genç
  • Hazal Sarıaydın

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%2.9 (97)
9
%3 (100)
8
%5.1 (174)
7
%4.4 (149)
6
%1.6 (54)
5
%0.7 (24)
4
%0.3 (9)
3
%0.1 (4)
2
%0.1 (2)
1
%0 (1)

Kitabın sıralamaları