Fedailerin Kalesi Alamut

8,8/10  (743 Oy) · 
2.146 okunma  · 
668 beğeni  · 
10.600 gösterim
Hasan Sabbah'ın, Alamut Kalesi'nin, fedailerin ve cennet bahçelerinin hikâyesi.

Bir tarafta Hasan Sabbah'ın yeryüzü cennetiyle yeni tanışan güzel köleler, diğer tarafta onun en güvenilir savaşçıları olan fedailer. Sabbah'ın yarattığı cennetin içinde gözleri açıldığında hepsinin hayatı hiç umulmadık bir şekilde değişir.

Hikaye 11. yüzyıl İranı'nda, kendini peygamber ilan eden Hasan Sabbah'ın, seçilmiş bir grup insanı intihar suikastçısına dönüştürerek bölgede hakimiyet kurmak için çılgınca ve aynı zamanda zekice bir plan tasarladığı Alamut Kalesi'nde geçmektedir. Güzel kadınların, yemyeşil bahçelerin, şarap ve haşhaşın göz boyadığı sanal bir cennet yaratan Sabbah, genç savaşçılarını emirlerine uydukları takdirde bu cennete gidebileceklerine inandırır. Kendilerini onun yoluna adayan, ölmeyi de öldürmeyi de göze almış olan bu küçük orduyla hükümdar sınıfına gözdağı verebileceğini düşünür. Sabbah kendi deyimiyle insanların saflığını kullanıp dine adanmışlığı politik emellerine alet eder. Artık kapılar onun için ardına kadar açılmıştır.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2012
  • Sayfa Sayısı:
    510
  • ISBN:
    9786054188970
  • Orijinal Adı:
    Alamut
  • Çeviri:
    Ender Nail
  • Yayınevi:
    Koridor Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Elif Kimya S. 
 03 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

Şimdiye kadar okuduğum en iyi tarihi roman. Haşhaşiler, kendini 11.yy da peygamber ilan eden Hasan Sabbah ve onun kurduğu ütopik cenneti. Bu cennetin kölesi olmuş güzel hurileri, haşhaş ile ele geçirdiği korkusuz, cengaver askerleri. Muhteşem bir kurgu ve dahi bir delinin, dini kullanarak yeryüzünde kurduğu sahte bir cennet. Hasan Sabbah' ın müthiş sivri zekası karşısında büyüleniyorsunuz. Gerçekten böyle bir olayın, insanın bir dönem varolduğunu bilmek kitabı daha da çekici kılıyor. Hasan Sabbah kurduğu bu sahte cennet ve peygamber sıfatı ile insanları uyuşturup, dediği her şeyi yaparlarsa cennetine alacağını vadediyor. Askerler de bu cennete girebilmek için gözlerini kırpmadan ölümüne savaşıyorlar. Kitap aslında dinin bir afyon olduğunu anlayan Sabbah' ın bunu kendi politik emelleri için kullanışını anlatıyor. Kesinlikle bu kitabı okumayan kalmamalı...

Şeyma 
20 Eyl 2016 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Hasan Sabbah, Alamut, Batınilik deyince aklınıza ne geliyor? Kitabı bitirip kapağını kapatınca hiç şüphesiz bu olgular üzerine derin düşüncelere dalmamak, ürpermemek ve etkilenmemek mümkün değil. Zira her ne kadar dogru amaçlar için kullanılmasa da inkâr edilemeyecek derecede üstün bir zekâya sahip, sebatkâr, gözüpek, zalim ve marjinal bir karakter Hasan Sabbah. Amin Maalouf'un Semerkand isimli eserinde Ömer Hayyam'ın gölgesinde kalan Sabbah'ı Viladimir Bartol okuyucuya bütün çıplaklığıyla anlatmayı başarmış. Batınilik olgusunun aşina olduğumuz tutarsız düşünceleri, Sabbah'ın hayat felsefesi, fedailerle olan irtibatı, Selçuklulara òzellikle de Nizamülmülk'e duyduğu derin nefreti hakkında daha once herhangi bir bilgiye sahip olmayan insan dahi bu kitabı okuyunca kafasında pek çok şeyi şekillendirebilir. Her ne kadar bilgilerin çoğu rivayete dayansa da, var olan kaynakların verdiği bilgiler kitapta anlatılanlardan çok da farklı değildir. Kurguyu oluşturmak adına doldurulan boşluklarda da orjinal bilgiye sadık kalındığı aşina. Bunun yanı sıra her ne kadar Sabbah, Hayyam ve Nizamülmülk'ün arkadaş oldukları, aynı ders halkasında yer aldıkları söylense de kaynaklar bunun bir rivayet olduğunu doğrulamaktadır. Zira Sabbah ve Nizamülmülk'ün doğum tarihlerinin farklı olması bu iddiayı çürütmektedir. Kitaba baktığım zaman Sabbah ve Batınilik olgusuna dair kaynaklarda yer alan bilgiler dışında herhangi bir bilgiye rastlamadım. Sadece bu bilgilerin ayrıntılandırilmış olması ve sağlam bir kurguyla okuyucuya sunulması beni etkiledi açıkçası. Hatta kitaplığımın nadide köşesinde yer edindi bile. Okursanız seveceksiniz, inanın. :)

Beyza 
16 Haz 2016 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Tarih, yazarın harika kurgusu ile birleşince ortaya çıkan muazzam olay örgüsü, okurun merak duygusunu had safhalara çıkarıyor ve kitabın sayfa sayısına bakmadan bir an önce merak duygunuzu bastırmak için bir 'sayfa daha, bir sayfa daha' iç sesi ile okumak ve merakınızı dindirmek istiyorsunuz. Belki de ajan meselesinin ilk çıkış noktasıdır Haşhaşiler, öyle ki günümüzde var olan ajan kalıpları için devletlere bolca ilham kaynağı olduğunu düşünüyorum. Yazar, sağlam betimlemeleri ile atmosfer oluşturma anlamında da neredeyse hiç açık vermeden okuru kitaba bağlamayı başarıyor. Başarılı bir kurgu romanı, okuyanlar pişman olmayacaktır.

KeMâL 
25 Mar 16:19 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Vay vay vay… Sen neymişsin öyle İbni Hasan Sabbah… Uzun süredir böylesine hızlı, merakla ve heyecanla okuduğum bir kitap olmamıştı. Bana öneride bulunan tüm arkadaşlara şimdiden teşekkür ederim. Aslında kitap uzun süredir elimde ama bir türlü nasip olmadı. Bu kısmeti o iletiye ve yorum yazanlara borçluyum.

Neyse gelelim kitaba. Bir tarih romanı arkadaşlar. Hasan Sabbah, Nizamülmülk, Ömer Hayyam zamanlarını anlatıyor. İran, Suriye ve Türk tarihi ile bir kesit okumak istiyorsanız da buyrun. ( Selçuklu Devleti) Bu üç isim küçükken kendi aralarında bir söz verirler bu toprakların tamamen İranlıların olduğu başka uygarlıkların bu topraklarda egemenlik sürmemesi gerektiğini söylerler. Ama günler geçer gider hepsi büyür ve ayrılır. Sonra bu sözü unuturlar ama Hasan Sabbah hariç.

Hasan Sabbah öylesine büyür ki artık bir kalesi olur. Alamut ( Kartal Yuvası ) bu kaleyi aldıktan sonra muhteşem dizaynı ile büyük bir imparatorluğun temelini atar. Burada kesiyorum ve farklı konulara geçiyorum. Kitapta; mezhep bölünmesi konuları işlenmekte, Hz. Ali ve Hz. Ebubekir atışması, Alamut Kalesi ve hikayesi, İran coğrafyası ve Arap toprakları, İsmaili öğretisi, Haşhaşiler, uyuşturucu ve felsefe öğreneceksiniz.

Sabbah bu kalede çok disiplinli bir fedai ordusu, suikast ordusu kurar. Öylesine delice, dahice bir fikirler yaratır ki kendine sahte peygamber yaftası ve cennetin anahtarını veriyorum diyerek bir halk tapınmasını sağlar. Bunu başarır da ama kendince bir kurguyla. Bu kısmı spoiler için anlatmıyorum.

Yusuf, Tahir ve Süleyman’ın çok iyi bir suikastçı olmaları var bu kitapta. Sabbah onları yetiştirip Tahir ile Nizamülmülk’ü öldürüyor. Sonrasında ise Yusuf ve Süleyman’ın kendilerini feda etme bölümü çok çok güzel bir kurgu.

Kalenin bir de harem tarafı var. Orada erkekler yok. Cennet bahçesinin bir kısmını da bu harem oluşturuyor. Bu bölümde ise erkeklerin kadınlara ne kadar düşkün olduğu, onları için ölüme bile gidebileceği bir kurgusu var.

Gerçekten çok büyük bir felsefi eser. Cümlelerle anlatılamayacak kadar zor. Bu yapıyı kendimce Papalık olarak da görüyorum. Bana öyle geldi. Dailer ( Kardinal ) Sabbah ( Papa ) gibi. Bu kitap 2. Kez okunduğunda ise Sabbah’ı Hitler olarak görmek de uygun denmiş. Kitap bir çok ülkede yasaklanmış, sonra da tekrar yayınlanmış. Bu kitabı bir Sloven’in yazması da çok sürpriz geldi bana. Zamanında suikastçıların beynini yıkayıp düşmanlarına salan Sabbah; şimdi de el kaide, daeş, pkk gibi başka ülkelerin maşaları olarak canlı bomba olarak patlamaları. Kanımca aynı kapıya çıkan bir tezgah.

Düşünmeye, irdelemeye yönelten bir eser. İçinde bir kahraman var İbni Tahir. Sabbah’ın ilk fedaisi. Sabbah onun zor kanacağını bildiği için zor testlerden geçiriyor. Ama sonunda da sürpriz var yine. İdeoloji, vazife ve mantık üçlüsünün temelinde oturan bir roman. Fedailerin cümlesi de “ hiçbir şey gerçek değil, her şey mübah” ilkesine dayanıyor.

Assasin ( suikastçi ) kelimesi İngilizceye Haşhaşi kelimesinden geçmiş bunu da öğrendim kitap sayesinde. Okunması gereken çok değerli bir tarihi roman. Ders niteliğinde adeta. Alıp sürüklüyor ve bırakmıyor. Düşündürüyor, sorgulatıyor, öğretiyor…. Mutlaka tavsiye edeceğim kitapların arasında…. İyi okumalar diliyorum.

Seyid Ahmet GÜLTEKİN 
02 Oca 09:19 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İbni Tahir' ve Halime' nin Hassan Sabah' ın Alamut' una girişi ile başlıyor roman, Selçuklular' a duyduğu öfkeyi içinde her geçen gün daha da büyüten Sabbah 20 yıl beklemiştir intikamı için.
Geçen 20 Yıllık süreç içinde kendi kurgulamış olduğu fedai sistemi ve acımasız kurallarının sahneye konulması ile devam ediyor. Harika kurgusu ile bir anda Sabbah' ın sahte cennetini hayal etmekten kendinizi alamıyorsunuz.
Düşündüğünüzde değişen sadece isimler ve mekanlar, Sabbah vari düşüncelerin bu gün dünya üzerinde hala varlıklarını koruyor olması bizlerin çok ama çok uyanık ve sorgulayan bir nesil olma zorunluluğunu doğuruyor.
Yarınlarımızın daha güzel olması için kurgu bir roman bile olsa mutlaka okunası bir roman olduğu kanaatindeyim...

Didem 
 07 Nis 15:52 · Kitabı okudu · 4 günde · 10/10 puan

Ne zamandır okumak istediğim ancak okuyamadığım Alamut' u nihayet bitirdim. Gerçekten tek kelime ile bayildim. Neden bu kadar bekledim diye de kızdım kendime. Hepimizin az çok bildiği gibi konusu Hasan Sabbah ve fedaileri. Fedailerin inançları uğruna bu kadar kör olmaları, körü körüne inanclarina bağlanmalari ve bu uğurda canlarından olmalari beni çok etkiledi ayni zamanda da çok kızdırdı. Bir insan bu kadar nasıl kör olabilir diye defalarca sorguladım. Bi taraftan da Hasan Sabbah ' in zekasına hayran kalmadım desem de yalan olur. Son olarak da şunu düşündüm; fedailer gibiler olduğu sürece Hasan Sabbahlar her devirde olacak ve onları sonuna kadar kullanmaya devam edecek."

fatma 
04 Ağu 2015 · Kitabı okudu · 8/10 puan

Hashasiler. Cennettin ve hurilerin vaadedildigi korkusuz askerler ve bunların vaad edilenler uğruna yapabilecekleri. Ne kadar benzeyebilirdi ki insan eliyle inşa edilmiş bir yer cennete? Ne kadar güzel olabilirdi askerlerin aklını başından alan kızlar ? Haşhaş etkisi ve harika planlanmış bir sistemin muhteşem öyküsü.

Rümeysa çelik 
13 Nis 23:21 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bazı kitaplar vardır hayatınızın ortasında size eşlik eder oda bu kitaplardan biri iyiki okumuşum dediğim kitaplardan biri. Hasan sabbahı en iyi anlatan bir kitap bana göre. Olay örgüsü gerçekten çok güzeldi bi yerden sonra çok şaşırıyorsunuz açıkçası ben etkisinden çıkamamistim. Yazar kitabin sonunu okurun yorum gucune birakmis. okumanızı tavsiye ediyorum pişman olmicakginiz bi kitap özellikle de tarihe meraklı olanlar için..

Beyza Yuksel 
13 Eyl 2015 · Kitabı okudu · 9 günde · 8/10 puan

Şehit haberlerimiz dolayısıyla kendimi verip kitabı okuyamadım. Geç zamanda bitirdiğime bakmayın. Dili gerçekten çok akıcı.

Muhteşem bir dille anlatılmış Hasan İbni Sabbah'ın hikayesi. Kötü yönde de olsa Hasan Sabbah'ın zekasına hayran kalıyorsunuz. Bir insanın dini kullanarak neler yapabileceğini görüyoruz. Gerçekten çok tehlikeli oyunlar oynanmaya müsait.
İsmaili davası için gelmiş kendilerini fedai olmaya hazırlayan gençler ne zor sınavlardan geçiyorlar ve bilmeden acımasızca kurgulanan bir planın parçası oluyorlar.
Hasan Sabbah her şeyi o kadar ince hesaplamış ki fedailer bu durumun içine düştüklerinde tereddüt etmeden kendilerini öldürmeye hazır hale geliyorlar çünkü kendini peygamber ilan eden Hasan Sabbah görevlerini yerine getiren fedailerine cenneti müjdeliyor. Peki bunlara nasıl inanıyorlar derseniz mutlaka okumalısınız.
İçerik her ne kadar rahatsız etse de yani hem Türk düşmanlığı hem dinle insanları kandırmak.. Neyse Hasan Sabbah'ın büyülü kalesine ve cennetine adımınızı atmanızı öneririm.

Kadir 
 04 May 00:25 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 10/10 puan

Nasil ifade edileceğini bilmediğim bir zihin karışıklığı içindeyim. Bir buçuk günde biten kitabın son sayfasını okuyup kapattigimda sanki hiç kimseye guvenmemem gerektiğini düşünürken buldum kendimi.
Üslup için söylenecek söz yok, ilk ve tek kitabını yazan yazar sanki tek atımlik kurşununu mükemmel şekilde kullanıp yazarlığı bırakmış.
Konu yönünden ise, ayrıntıyı okuyucuya bırakmak kaydıyla tek cümle olarak; mükemmel dizayn edilmiş bir ödül sistemi içinde suikastler zinciri kurarak İran imparatorluğunu çökerten bir filozofu okuyor olacaksınız. Ancak hem suikastciler hem de onların ödülleri olan huriler in aldığı eğitimi, kararlılığı ve iradeyi ise ancak kitabı okurken anlayabilirsiniz. Ben buradaki tüm yorumlari okumus ve az çok konuyu da anlamis olmama rağmen yazılanların ancak ve ancak kitabın yüzde 10 u olduğunu söyleyebilirim.
Yazarın hayal gücüne söyleyecek söz bulamıyorum. Okuyacak olanlara kötülük etmek istemediğim için ayrıntı ya girmek istemiyorum ancak estetik ameliyatın ne amaçla kulanilabilecegi konusunda ortaya koyduğu hayal gücü yazarı benim gözümde eşsiz kılmaya yetti de arttı.
Son söz olarak; sadece 16 saatimi ayırıp mükemmel bir kitap okumak istiyorum diyenler için kesinlikle tavsiye ediyorum.

Kitaptan 179 Alıntı

Gamze 
02 Şub 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Bilinç seviyesi ne kadar düşerse fanatiklik de o ölçüde artar.

Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 268)Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 268)
Beyza Yuksel 
06 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

" Bana hakaret ederek kendi kusurlarını örtebileceğini mi sanıyorsun? "

Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 30)Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 30)
Beyza Yuksel 
13 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Çok düşünmeme neden oluyorsun İbni Sabbah."
"Bir kadın düşünmeye başladı mı tehlikeli oluyor demektir."

Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 360)Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 360)

Sence halkın ezici çoğunluğu hakikatin ne olduğuna aldırıyor mu? Umurlarında bile değil! Sadece rahat bırakılmak ve hayal güçlerini besleyecek masallarla kandırılmak istiyorlar. Peki ya adalet? Şahsi ihtiyaçları karşılandığı müddetçe onlar için bu kavramın da zerre kadar ehemmiyeti yok.

(Günümüz Türkiye'sini de anlatan bi tespit olmuş)

Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir BartolFedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol
Esra'nın Dünyası 
16 Mar 19:58 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Adam
Çünkü ancak bir kadın bir adamı gerçek bir erkek haline getirebilir.

Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 236)Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 236)
Patara Qalo 
 05 Şub 19:19 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sence halkın ezici çoğunluğu hakikatin ne olduğuna aldırıyor mu? Umurlarında bile değil! Sadece rahat bırakılmak ve hayal güçlerini besleyecek masallarla kandırılmak istiyorlar. Peki ya adalet? Şahsi ihtiyaçları karşılandığı müddetçe onlar için bu kavramın da zerre kadar ehemmiyeti yok.

Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir BartolFedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol
BİROL COŞKUN 
03 Mar 08:07 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Ancak zerre kadar bir bilginin efendisiyiz. Kalan sonsuz büyülükteki bilinmezliğin kölesiyiz.

Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir BartolFedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol
Beyza Yuksel 
12 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

"Gerçekten de, halkın gözünde değer kazanmak isteyen kişi, halkın istediği gibi giyinmelidir. "

Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 198)Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 198)
Beyza Yuksel 
11 Eyl 2015 · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Peygamberin sözlerini hatırlayın. Aslanlar gibi savaşın, çünkü korku hiç kimseyi ölümden kurtaramaz.

Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 155)Fedailerin Kalesi Alamut, Vladimir Bartol (Sayfa 155)
18 /