·
Okunma
·
Beğeni
·
2275
Gösterim
Adı:
Felaketzedeler Evi
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
114
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058259379
Kitabın türü:
Çeviri:
Gökhan Aksay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Jaguar Kitap Yayınları
Küba’nın 47 yaşında intihar eden dâhi yazarı Guillermo Rosales’in, ağır bir şizofreniden muzdarip olduğu günlerde kaldığı zamanlardakine benzeyen bir bakımevini anlattığı Felaketzedeler Evi’nin baş karakteri William Figuares, –yine tam da yazar gibi– Küba’dan Miami’ye gelmiş sürgün bir yazardır. Ama halası, onu göçmenlerin çoğunlukta olduğu “bakımevi”ne yerleştirince burada bambaşka bir dünya bulur: Tersine işleyen bir Amerikan rüyası. “Dışarıda bakımevi diyorlardı oraya, ama mezarım olacağını biliyordum ben,” der William burası için. “Hayattan umudunu kesmiş insanların sığındığı, kıyıda köşede kalmış barınaklardan biriydi. Kaçıklar çoğunluktaydı. Yapayalnız ölsünler, kazananların başına bela olmasınlar diye aileleri tarafından bırakılan yaşlılar da vardı.”

Felaketzedeler Evi’nin sakinleri, yeryüzündeki kişisel felaketlerin cisimleşmiş özetini sunarlar âdeta. Fakat bir süre sonra William, kendisi gibi bir felaketzede olan Francis’le tanışır. O güne dek içinde bir boşluk duygusu ve elinde İngiliz şairlerin kitabıyla yaşayıp giderken ruhunda bir umut filizlenir: Yeniden hayal kurup planlar yapmaya ve Beatles şarkıları mırıldanmaya başlar.

1987’de Octavio Paz’ın oyuyla Letras de Oro Roman Ödülü’nü kazanan ve bugün Küba edebiyatının kült kitaplarından biri olarak kabul edilen Felaketzedeler Evi’ni Gökhan Aksay İspanyolca aslından çevirdi.



“Muhtemelen bugüne kadar okuduğum en kederli roman.”

–Thomas McGonigle-



“Felaketzedeler Evi, kırk yıllık Küba sürgün edebiyatının eşsiz bir örneğidir.”

–Ivette Leyva Martínez-



(Taanıtım Bülteninden)
114 syf.
·7/10
Jaguar Kitap’ın dilimize kazandırdığı güzel kitaplardan biri. Küba’dan sınırdışı edilip Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşen, burada da akıl hastalarıyla aynı yaşam alanını paylaşan bir adamın günlüğü gibi okunabilir. Biraz yeraltı edebiyatına meyleden anlatımı, bana Fante’yi anımsattı. İnsanın içindeki saf kötüyü iğdiş eden, düşüncenin sınır uçlarında dolaşan güzel bir eser. İyi bir çeviri, okunması dileğimle.
114 syf.
·1 günde·8/10
Küba'dan ABD'ye göç eden Guillermo Rosales'in şizofreni, politik muhalefet ve mutsuzluk dolu hayatının bir kesiti gibi olan "Felaketzedeler Evi", küçük hacmine rağmen güçlü bir etki yaratıyor, diyebiliriz.

Kitapta kendisi de bir yazar olan William Figuares, ABD'de bir bakımevine teslim ediliyor halası tarafından, çünkü şizofren. Figuares'in halası da kendisinden daha önce ABD'ye göç edenler gibi aynı küçük burjuva özellikleri taşımaktadır: konfor düşkünlüğü, başkasının acınacak halinden kendinin iyi haline şükretme vb. Figuares bırakıldığı bakımevinde kısa sürede bize hiç de hoş olmayan bir ortamda kaldığını anlatıyor. Bu tür yerlerde geçen romanlarda karşımıza çıkan tipler bunlar, ama burada üslûp daha sert ve söz sakınılmıyor. Kitap sözünü uzatmadan, olayları sarkıtmadan, çok hızlı yaşanıp biten bir olay silsilesi hâlinde Figuares ve benzeri bütün hayatı becerememişler için aşkın tek yol olduğunu söylüyor. Ancak aşk da heba edilebilen nice şey gibi, çabucak eriyip yok olabiliyor. Buna başkaları da sebep olabiliyor üstelik. Geriye bakımevinde sağa sola işeyen sıçan karakterler ve delilikleri, hayatta tek amacı hasta insanların sırtından geçinmek olan bakımevi görevlileri ve sahipleri kalıyor. Figuares'in yastığının altında sakladığı ingiliz şairleriyle ilgili kitap eser boyunca bize eşlik ediyor. Kendisi de intihar eden Hemingway'in ise defalarca adı geçiyor eserde, çok uzun seneler önce okumuş olmama rağmen Cennet Bahçesi adlı kitabının atmosferinin bu kitaba bir şekilde yakın olduğunu da düşünmedim değil, ancak Hemingway benim için sadece bir avcı; Rosales için, Figuares içinse başka şeyler temsil ediyor gibi.

Guillermo Rosales intihar ederek hayatına son vermiş. 47 yaşında yapmış bunu. Yazdığı tek kitap da galiba bu. Rosales'ten geriye aşktan başı dönmüş, zehir dolu, çok sivri ve delilik de barındıran bu tuhaf kitap kalmış. Arka kapakta yazar Thomas McGonigle'ın söylediği "muhtemelen bugüne dek okuduğum en kederli roman" sözü gerçek de olabilir; kurgu olmasına rağmen basitliği ve yalınlığıyla betimleme ve süslemelerden mümkün olduğunca uzak durarak kendisine ve başkalarına yaşatılan, bu insanların, insanların maruz bırakıldıkları zehirlenmenin kendisini bu kadar güçlü hissettirebilmesi düşündürüyor insanı, ve anlaşılan o ki bu gücün temelinde yazarak değil söyleyerek anlatması yatıyor yazarın; sanki birisi bu anlatıyı kasete almış ve sonra yazıya geçirmiş gibi. Çok iyi bir edebiyat eseri olup olmadığını bilemem, ama güçlü bir etki yarattığını söyleyebilirim.
112 syf.
·2 günde·8/10
Bir bakımevine yerleştirilen baş karakterimiz william ve bu bakımevinde yaşayanların ve yaşananların anlatıldığı güzel bir eser.
Yazarın gerçek hayatta da psikolojik sorunlar yaşadığı ve yazdıklarını imha ettiği, bu eserin de kurtarılmış birkaç eserden biri olarak günümüze ulaştığı düşünülürse gerçekten okumaya değer bir kitap olduğu görülüyor.
Konu olarak insanlığın görmek istemediğimiz yönlerini göz önüne serse de dikkat çekici ve sürükleyici bir eser.
Elinde ingiliz şairlerin kitabı, bavulunda elliye yakın kitap ve hemingway hayranı bir şizofrenden ne beklenirse o anlatılmış özetle.
Keyifli okumalar..
114 syf.
·Beğendi·10/10
FELAKETZEDELER EVİ
Kübalı dâhi yazar diye bahsediliyor Guillermo Rosales’ten. Kitabı okuyunca bu yoruma hak verdim ben de. Akıcı ve anlaşılır dili, kurgusu, ele aldığı konu ve anlatım biçimi ile kusursuz eserlerden biri. Ayrıca yazarın bu esere kendi kederli hayatından izler bıraktığını da eklemek isterim.

Küba devriminden sonra Miami’de kaçıp sığınmak zorunda kalan edebiyat ve felsefe meraklısı William, duyduğu garip seslerden dolayı defa halası tarafından üçüncü defa bakımevine bırakılır. Burası dışarıdan bakıldığında her ne kadar bakımevi gibi görünse de William’a göre tam bi kaçıklar evidir. (İşin trajik yanı sayfalar ilerledikçe bu tezin doğruluğunu anlıyoruz.) Bu içler acısı haldeki bakımevi sorumlusu Curbelo ve yardımcısı Arsenio’nun şiddetine, aşağılamasına ve her türlü tacizine maruz kalan zavallılar sokağın daha tehlikeli olduğunu bildiklerinden tüm bu olanlara ses çıkarmadan, kendilerine sunulanla yetinmek zorunda kalırlar. William için işler bu kaçıklar evine yeni gelen Francis’i tanımasıyla değişmeye başlar.

Acıma, nefret, haz duyma, şefkat ve sevgi gibi duyguların iç içe geçtiği, ince ama çok derin bir kitaptı. Alt metninde Küba devriminin toplum yaşamına etkilerinden farklı olanın dışlanmasına; güçlünün güçsüzü ezmesinden umudumuzu kaybetmememiz gerektiğine kadar birçok anlam yüklü bu eseri sadece meraklısına değil tüm okurlara tavsiye ederim.
114 syf.
·3 günde·6/10
Kitabı çok beğendiğimi söyleyemeyeceğim. Çok daha farklı beklentilerim vardı kitaptan.

Karakterimiz William'ın sefalet, şiddet vakalarının günlük yaşamın sıradan halleri haline geldiği "bakımevi" adı altındaki bir yere yerleştirilmesi ile hikaye başlıyor. Eğer şiddet, taciz olayları sizi rahatsız ediyorsa bu kitapta bolca var, onu belirteyim. Beni yer yer rahatsız edebildi. Çünkü kitapta olayları yaşayanlar kendilerini savunamayan ve aklı başında olmayan insanlar. Hatta zaman zaman başkarakter de şiddet olaylarını gerçekleştirenlerden biri oldu ki zaten kendisinin de akli dengesizlikleri var.

Kitabın bir diğer teması da sevginin veyahut aşkın insan üzerindeki etkileri diyebiliriz.

Kitabın uslübu basit; hatta anlatım hayli az ve öz. Yazar söylemek istediklerini dolandırmadan aktarmış. Zaten incecik bir kitap. Yazarın günümüze ulaşan pek fazla yapıtı yokmuş, çünkü kendisi yazdıklarını yok etmiş. Zaten bu kitaptaki baş karakter ve hikaye de yazarın kendi hayatından esintiler taşıyormuş. Yazar kendisi de dengesiz bir kişiliğe sahipmiş ve hatta şizofreni hastasıymış. Yaşamına da intihar ederek son vermiş.

Herkese iyi okumalar dilerim.
114 syf.
·Beğendi·7/10
Küba’nın 47 yaşında intihar eden dâhi yazarı Guillermo Rosales’in, ağır bir şizofreniden muzdarip olduğu günlerde kaldığı zamanlardakine benzeyen bir bakımevini anlattığı Felaketzedeler Evi.
Yazarın hayatına kısaca bakıldığında, kitabın dilinin neden rahatsız edici olduğunu anladım. Hayatının büyük bir kısmını şizofreniden muzdarip bir şekilde geçiren yazar, o dönem kaldığı bakımevinden esinlenerek bu kitabı yazmış. Tabi anlatılanlar hesaba katılırsa iğrenç ötesi bir bakımevinde kalmış. Dil çok açık-seçik ve argo ifadeleri rahatsız edici.
Kitabın bir kısmında Francis'le tanışıp yeni bir hayata başlama umudu ve bu umudunun sistem tarafından engellenmesi üzerine de uzun uzun konuşulabilinir aslında. Yorumun buraya kadar kısmını okuyup merak edenler varsa onlarla yorum kısmında konuşabiliriz. Keyifli okumalar.
114 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Kitap bana göre psikolojik bir roman ama yayıncılar kitabı farklı şekillerde yayınlamışlar. Gerçek yaşam, biyografi' de denilebilir. Yazarın kafasında kurduğu hayali bir kitapta değil, birebir yaşadıklarını aktarıyor. Yazar bana göre tüm kinini, nefretini kitaba kusmuş.Peki kitapta neler anlatılıyor gelelim konusuna.
Küba'lı yazar buradan kaçıp miami' ye yani Amerika ya geliyor. Halası onu yaşlı veya evsiz akıl hastalarının olduğu bir bakım evine yerleştiriyor. Burada insanlar çok kötü şartlar altında yaşamlarını sürdürürken, karakterimizde aynı şekilde. Onların arasından bir kadına aşık oluyor. O nokta da gerçekten ben çok şaşırdım. Aşık olup deliren çoktur çünkü aşkın kendisi bir delilik halidir, ama deliyken bu kadar aşk'ın insanın aklını başına getirdiğini ilk kez okudum.
Kitap çok sade bir dille yazılmış,şimdiye kadar hiç sıkılmadan merak ederek okuduğum en iyi kitaplardan biriydi diyebilirim. Argo kelimeler ve siyasi göndermeler, gizli mesajlar vardı. Bir kapalı kutu şeklini almadı kitap, neysem o'yum dedi, okudukça açıldı.Farklı bir kitap okumak istiyorsanız tavsiye ediyorum. Bence bir şans verip okuyabilirsiniz.
114 syf.
·8/10
Hem kapitalizmle hem komünizmle yolları ayrı düşmüş yeri gelmiş dünyayı uzaylı gibi garipsemiş biri Rosales... Onu özel kılan ise şizofrenisi, bu yüzden yazdıklarının deli saçması olması beklenirken, aksine yazdıklarında üst düzey bir edebi anlayış hemen göze çarpıyor. Rahatsızlığı nedeniyle yaşadığı bakımevlerinin dehşet içeren görünümünü erotizmin mizahın şemsiyesi altına girerek marjinal bakış acısıyla anlatıyor. Yazdıklarının yüzde doksanını yakıp imha eden münzevi meczup Rosales'in hayata karşı sözleri adresini buluyor mu bilinmez ama bilinen bir gerçek var ki şizofreninin penceresinden dünya pekte iyi görünmüyor.
114 syf.
·Puan vermedi
Guillermo Rosales - Felaketzedeler Evi... Jaguar Kitap'tan çıkıyor. Çarpıcı bir kitap. Garibim edebiyata hepimiz usulünce görevler yüklüyoruz. Misal edebiyat rahatsız etmeli, diyorum. Felaketzedeler Evi de bu işi çok iyi başarıyor. Roman başlı başına bir diken. Guillermo kronik bir mülteci. Küba'dan önce Madrid'e oradan da ABD'ye gitmiş. Zaten roman da otobiyografik kaynaklardan besleniyor. Burada iki soru sormalı. Birincisi insan Küba'dan niye kaçar? İkincisi Küba'dan kaçan biri neden ABD'ye sığınır? Politik cevapları var. Yazar devrimin başlarında komünist, hatta eğitim seferberliğine katılmış ama sonradan Castro'yu "totaliter" bulup soluğu "demokrasi beşiği" ABD'de almış. Lakin İsveç de doğsaydım başka bir yere giderdim, diyor. Kübadan kaçışı salt politik değil. Romana konu olan Felaketzedeler Evi de yazarın ABD'de kaldığı bakım evi. Romanla ilgili dört anahtar sözcük arasam: aşağılama, bok, tecavüz, şiddet, derim. Dili oldukça sade. Fena karakter yaratmıyor. İnsan bir nebze daha ayrıntı istiyor ama kitabın hacmi bu kadarına el vermiş. Bu arada yazarımız yazdığı kitapları yakmasıyla meşhur. Ailesi yakmasın diye yazdıklarını dolaba kilitliyormuş ama Guillermo bir yolunu bulup yine de yakıyormuş. Kız kardeşi yazar için şöyle diyormuş: "Kendini mahvetme potansiyeli bu kadar yüksek bir başka insan yoktur." Bir kitap okuyayım ve uzun süre aklımdan çıkmasın diyorsanız buyurun... Ama gardınızı almayı unutmayın, okuduktan sonra tarafıma edeceğiniz küfür de sahibine aittir iyi okumalar... #guillermorosales #felaketzedelerevi #jaguarkitap #roman #latinamerikaedebiyatı #küba #cuba #fidelcastro #iyikitap #edebiyat #bookstagram #book #kitap #neokusam #zorbasahaf
114 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
"Bir sefil barınağının boğucu atmosferinde yaşadıklarının katıksız bir doğrulukla hikaye edildiği yüz sayfa boyunca,ne merhamete ne de umuda tanık oluyor okur."
Bu cümle o kadar doğru ki... Güzeldi her ne kadar sonu düşündüğüm gibi olmasa da...
114 syf.
·1 günde·5/10
"Mutluyum. Hayır, böyle söylememeliyim. Mutluyum sanırım, demeliyim. Şeytanı kışkırtmanın, onun gazabını ve uğursuzluğu üzerime çekmenin alemi yok."

Kitap bitti ama ben düşüncelerimi toparlayamıyorum. Beğenip beğenmediğime bile karar veremiyorum şu an. Felaketzedeler Evi, toplum tarafından dışlanmış, psikolojik problemleri olan insanların yaşamlarını sürdürdükleri -ki buna yaşam denirse- bir bakımevini konu ediniyor.
Yalnızlık, sevgisizlik, argo, cinsellik, keder, umut en çokta öfke gibi bir çok duyguyu barındırıyor kitap.
Aynı zamanda dönemin toplumsal yapısıyla ilgili fikir sahibi olmanızı da sağlıyor.
Şahsi fikrime gelirsek eğer kolay okunan ve bir oturuşta bitirilecek bir kitap. Sevdim mi peki? Hayır pek sevemedim. Bir şeyler eksik gibiydi ya da ben büyük bir beklentiyle başladığım için aradığım tadı bulamadım. Evet okuyup şans verebilirsiniz, sevdiğim kısımlar oldu ama favorilerim arasına giremedi.
114 syf.
·3 günde·6/10
"Bak Çeteci, neden yarı yarıya delirdiğini açıkça sana söyleyeyim. Okuduğun için. "

Kitapta yazarın hayatından izleri en keskin yanıyla görüyoruz. İç karartıcı ve bir o kadar gerçek olaylar . Doğrusu insanı umutsuzluğa sevk ediyor.
Dışarıda bakımevi diyorlardı oraya, ama mezarım olacağını biliyordum ben. Hayattan umudunu kesmiş insanların sığındığı, kıyıda köşede kalmış barınaklardan 1iydi.. Kaçıklar çoğunluktaydı. Yapayalnız ölsünler, kazananların başına bela olmasınlar diye aileleri tarafından bırakılan yaşlılar da vardı..
Sadece yazmak zorunda olduğum şeye yer var zihnimde.


Umarım daha fazla yer açılır. " diyordu Rosales
Benim komünist olduğum yıllarda, o da bir burjuvaydı Küba'da. Komünistle burjuva aynı yerdeyiz şimdi. Tarih, aynı mekanı uygun görmüş bize: bakımevi.
Guillermo Rosales
Sayfa 29 - Jaguar Kitap, 3. Baskı

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felaketzedeler Evi
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
114
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058259379
Kitabın türü:
Çeviri:
Gökhan Aksay
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Jaguar Kitap Yayınları
Küba’nın 47 yaşında intihar eden dâhi yazarı Guillermo Rosales’in, ağır bir şizofreniden muzdarip olduğu günlerde kaldığı zamanlardakine benzeyen bir bakımevini anlattığı Felaketzedeler Evi’nin baş karakteri William Figuares, –yine tam da yazar gibi– Küba’dan Miami’ye gelmiş sürgün bir yazardır. Ama halası, onu göçmenlerin çoğunlukta olduğu “bakımevi”ne yerleştirince burada bambaşka bir dünya bulur: Tersine işleyen bir Amerikan rüyası. “Dışarıda bakımevi diyorlardı oraya, ama mezarım olacağını biliyordum ben,” der William burası için. “Hayattan umudunu kesmiş insanların sığındığı, kıyıda köşede kalmış barınaklardan biriydi. Kaçıklar çoğunluktaydı. Yapayalnız ölsünler, kazananların başına bela olmasınlar diye aileleri tarafından bırakılan yaşlılar da vardı.”

Felaketzedeler Evi’nin sakinleri, yeryüzündeki kişisel felaketlerin cisimleşmiş özetini sunarlar âdeta. Fakat bir süre sonra William, kendisi gibi bir felaketzede olan Francis’le tanışır. O güne dek içinde bir boşluk duygusu ve elinde İngiliz şairlerin kitabıyla yaşayıp giderken ruhunda bir umut filizlenir: Yeniden hayal kurup planlar yapmaya ve Beatles şarkıları mırıldanmaya başlar.

1987’de Octavio Paz’ın oyuyla Letras de Oro Roman Ödülü’nü kazanan ve bugün Küba edebiyatının kült kitaplarından biri olarak kabul edilen Felaketzedeler Evi’ni Gökhan Aksay İspanyolca aslından çevirdi.



“Muhtemelen bugüne kadar okuduğum en kederli roman.”

–Thomas McGonigle-



“Felaketzedeler Evi, kırk yıllık Küba sürgün edebiyatının eşsiz bir örneğidir.”

–Ivette Leyva Martínez-



(Taanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 382 okur

  • Berivan Altınparmak
  • Ayse baykal
  • Özgür Çırak
  • Gönül Gül Aslan
  • suzan akbaş
  • NecmettiN ZafeR
  • Sevde
  • Feray Korkmaz
  • Yusuf Paçacı
  • _Nihade

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%14.1 (23)
9
%13.5 (22)
8
%27 (44)
7
%24.5 (40)
6
%11 (18)
5
%6.7 (11)
4
%1.8 (3)
3
%0.6 (1)
2
%0.6 (1)
1
%0