Felatun Bey ile Rakım Efendi

·
Okunma
·
Beğeni
·
8.409
Gösterim
Adı:
Felatun Bey ile Rakım Efendi
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759954611
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Felatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi’nin yaşadığı toplumdaki modernleşme macerasını gözlemlemesinin bir ürünüdür. Yazar halkın yönelişlerini tespit etmekle yetinmemiş aynı zamanda Rakım Efendi karakteri üzerinden örnek bir modernleşme hikayesi ortaya koymuştur. Dönemin sosyo-kültürel şartlarına ayna tutan bu kitap, alafrangalık meselesi başta olmak üzere; mürebbiyelik, cariyelik, Doğu-Batı karşıtlığını ele alması bakımından Türk roman tarihine damgasını vurmuş, kendisinden sonra yazılan çeşitli romanlara etki etmiş önemli bir eserdir.
Pek çok kez niyetlenip de okumaya yeltenemediğim bir kitap olmasına karşılık bir o kadar da merak ettiğim romandı kendileri. Kitap başlar başlamaz karakterler ve konu sizi olayların içine çekiyor.

Yanlış batılılaşma konusu Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinin ruhunu yansıtacak biçimde işlenmiş. Felatun Bey zengin, züppe bir tiplemedir. Yanlış batılılaşmayı temsil ediyor. Polini adındaki Fransız kadınına servetini harcıyor ve her şeyini kaybediyor. Rakım Efendi ise tam bir Osmanlı beyefendisi. O dönem aydınının ideal tipidir. Felatun Bey’in zıttına, doğru kararlar alarak zenginleşiyor ve aşkta da kazanıyor. İyi ile kötünün çarpışması sentezlenmiş, batılılaşmayı yanlış anlayanlar alaya alınmış.

Notre Dame’ın Kamburu eserinde Victor Hugo’nun yaptığı gibi Ahmet Mithat Efendi de sürekli araya girip konunun akışını bozmuş. Üstkurmacalık denilen bu olay, okuyucuyu konudan uzaklaştırır, romanın doğallığını bozar. Olayların bir kurgu olduğunu okuyucuya hissettirmek onu rahatsız eder. Üstkurmaca kulağa hoş gelmez.

Yine Notre Dame’ın Kamburu kitabında Quasimodo’ya (kambur) fazla yer verilmemesi gibi bu kitapta da Felatun Bey’e fazla yer verilmemiş. Halbuki Ahmet Mithat Efendi, romanın bir bölümünde, “Hikâyemizin yarısına ortak olan bir kişi.” demiş Felatun Bey için. Bu noktada kitabın ismi farklı olabilirdi diye düşünüyorum ya da: “Adam bırak şu zevk ve eğlence düşkününü be! O şımarığı bu hikâyeye hiç katmamalıydın bile.”
Tanzimat döneminde batililasmayi farklı yorumlayan alafranganin esiri batı beyi Felatun beyle alaturkanin çalışkan, olgun, ilim irfan sahibi Rakım efendi..Ahmet Mithat Rakım efendinin çevresindeki kızları efendiliği ile büyüledigini anlatırken ara sıra üçüncü kişi gibi araya girip tavsiye ve ikazlarda bulunması yerindeydi.
Roman gayet güzeldi fakat bu dönem romanlarında genel olarak hikayenin bitişini beğenmiyorum(haddim olmayarak) daha iyi bitirilebilirmiydi acaba bu roman..daha fazlasını yorumlamak edebiyatçıların işi..
  • Sergüzeşt
    7.7/10 (1.146 Oy)905 beğeni6.139 okunma605 alıntı16.974 gösterim
  • İntibah
    7.6/10 (838 Oy)691 beğeni4.429 okunma799 alıntı15.216 gösterim
  • Eylül
    7.6/10 (1.066 Oy)921 beğeni5.356 okunma647 alıntı21.472 gösterim
  • Fatih Harbiye
    7.7/10 (1.252 Oy)1.065 beğeni6.422 okunma409 alıntı18.402 gösterim
  • Yaban
    8.2/10 (1.277 Oy)1.140 beğeni6.103 okunma566 alıntı17.658 gösterim
  • Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat
    7.8/10 (500 Oy)431 beğeni2.469 okunma199 alıntı9.445 gösterim
  • Beyaz Gemi
    8.3/10 (1.909 Oy)1.752 beğeni6.750 okunma763 alıntı27.658 gösterim
  • Genç Werther'in Acıları
    8.3/10 (2.668 Oy)2.403 beğeni8.745 okunma4.295 alıntı57.241 gösterim
  • Mai ve Siyah
    7.9/10 (627 Oy)604 beğeni2.935 okunma307 alıntı15.661 gösterim
  • Yaprak Dökümü
    8.0/10 (916 Oy)788 beğeni5.617 okunma240 alıntı15.389 gösterim
Yazarın yaşadığı dönemde “Batı’yı yanlış anlama, alafrangalaşan hayat, Doğu-Batı çatışması, yaşadığı toplumun kültürüne yabancılaşma, yozlaşma” teması en çok işlenen konudur. “Felatun Bey ile Râkım Efendi” de bu minvalde yazılmış bir roman.

Eserin isminde kullanılan “Bey” ve “Efendi” sözcükleri de anlaşılacağı gibi iki ucu temsil etmektedir. Batı’yı yanlış anlayan züppe “Bey” in karşısında özünden kopmayan gerçek bir münevver “Efendi”. Yalnız, burada Râkım Efendi’yi tam bir Osmanlı zannetmeyin. Gerektiğinde rakısını da içen, kölesine Fransızca eğitimi veren, piyano dersi aldıran, hatta tuttuğu piyano hocasıyla da gayrımeşru bir ilişki yaşayan ama her daim dürüst, çalışkan, taklitçi bir maymunluktan uzak, özverili, doğu edebiyatını da batı edebiyatını da iyi bilen bir münevver. Buradan hareketle Ahmet Mithat Efendi’nin medeniyet çatışmasına çözümü için orta bir yol diyebiliriz. Râkım Efendi’nin karşısındaki “Felatun Bey” namıdiğer “Platon” köksüz ve züppe bir tiptir. Yazar olumsuzun karşısına koyduğu olumlu tiple okuyucusuna mesajını iletmeyi hedeflemiştir.

Yaşadığı dönemde en önemli gazete olan “Tercüman-ı Hakikat”i çıkarmış Ahmet Mitat Efendi’nin dilde sadelikten yana olduğunun en önemli delili bu eserin sanki günümüz diliyle yazılmışçasına kolay okunurluğudur.

Keyifli okumalar...
İçinde yanlış batılaşmayi cok iyi konu edinmişolan bir kitap...
Felatun bey tamamıyla Türk usullerinden kopmuş geleneklerini unutmuş
tamamiyle batılasmayanları küçümseyen zengin bir insandır...
Rakım ise fakir ama Türk geleneklerini yaşamayı bilen bir insandır..
Felatun, bir kızın peşine takılarak bütün zenginliği harcar ve bitirir.
Ve memur parasıyla çalişir
Rakım ise evine aldığı cariye olan Canan ile evlenir vemutlu olur...
Batının “ahlaksızlığını” alan Felatun Bey ile “İlmini ve bilimini” alan Rakım efendinin abartılı didaktik maceraları.

Yazar ( Ölümünün bile üzerinden yüz küsur yıl geçmiş birinden “yazar” diye bahsettiğimde sanki lise arkadaşına hitap eden ergen saygısızlığı sergiliyormuşum gibi geldi bir an. Okul müdürüne naptın müdür demek gibi. Neyse bu meramımda da kifayetsiz kaldı cilveli kelimeler…) okuyucuya direkt olarak sesleniyor, bir şey anlatıyor sonra o şeyi neden anlattığını anlatıyor, bununla da kalmıyor, düşünmek gibi dünyanın en yorucu işini yapmayasın diye , sana anlaman gerekeni altını çize çize ayrıca anlatıyor.

Araba Sevdası romanını bu kitaptan daha önce okuyangillerdenseniz, Araba Sevdası’nın anti kahramanı Bihruz Bey ile bu kitaptaki Felatun Bey’in aynı kalıptan çıkmış olduğuna tanık olacaksınız.

Ancak anti kahramanımızın karşısında bu sefer; sütten çıkmış ak kaşık karakterine sahip, boynu bükük, tabi ki “fasfakir” , hem öksüz hemi de yetim, Küçük Emrah kadar olamasa da daha sonra hem maddi hem de statü olarak yükseklere çıkan Rakım Efendi var. ..

Ama yanında da şike var. Yazar bariz bir şekilde Rakım Efendi’yi anasının kuzusu gibi sevip överken; Felatun Bey’i, öyle bir karikatürize ediyor ki evlat olsa sevilmez sıfatının vücut almış haline çeviriyor, doymuyor, şeytanın yancısı gibi gösteriyor…

Hal buysa, kahpe feleğin düzeninde elden tek bir şey geliyor…Yazarı tarafından hor görülen, kendisine üvey evlat muamelesi yapılan, örselenen tüm “ Eflatun Bey”lere ve son olarak da tüm itirazı olanlara gelsin efenim...

https://www.youtube.com/watch?v=woRu3rz7wp0

( Bu yorumu şu şekilde de yazabilirdim. “Bu kitap 1875 yılında yazılmıştır nokta”. Açık büfe beğendiğinizi alın. Latife bir yana, zevk alarak değil ama, ülkemizde romanın gelişmesi açısından bir mihenk taşı olduğundan, saygıyla okunması gereken bir eser)
Felatun Bey ile Rakım Efendi, Tanzimat Dönemi yazarlarından Ahmet Mithat'ın döneminde yazdığı önemli bir eserdir. Kitapta,
alafrangalık ile alaturkalığı bu iki insan üzerinden sıkmayarak anlatmış. Batı'ya olan özentiliği Felatun Bey karakteriyle, geleneklere bağlılığı ise Rakım Efendi karakteri ile tasvir etmiş. Edebiyatımızdaki güzel eserlerden okumanızı öneririm
Ahmet Mithat'ın ince bir mizah anlayışına dayalı hoş bir üslubu var aslında. Ama çok konuşuyor. Aşırı rahat. Roman tekniğine dair hiçbir şeyi umursamıyor. ''Ya şimdi onu bırakın da size biraz şundan bahsedeyim'' diye alakasız bir konuya atlayabiliyor. Böyle davranması romanın nasıl yazılacağına dair bilgisizliğinden kaynaklı değil bence. Sadece umursamıyor. Kendine böyle bir tarz tutturmuş, Tanzimat aydınının çoğu gibi konuşmak istiyor, yüzyılların birikmiş suskunluğunu atmak istiyor. Anlattığı konuda da aynı şekilde bakabiliriz. Batıyı gayet iyi biliyor ama doğunun kendine has özelliklerine de tutkuyla bağlı. Batıyla barışık, asla kavga halinde değil ama kendi bildiği, alışkın olduğu tarzı terk etmek konusunda da bir baskı hissetmiyor üstünde. Kendine oldukça güvenen bir yapısı var. Eleştirisini de bunun üzerine kurmuş: Üzerinde baskı hisseden, alafrangalığa özenen, kendine güvensiz insanları yanlış buluyor. Bu yanlışlığı açıkça ortaya koyabilmek için de karşıtını oldukça karikatürize ediyor. Kimsenin hiçbir şekilde Felatun Bey ile özdeşlik kurmasına izin vermiyor -her ne kadar romanda bunun aksini iddia etse de-. Özdeşliği geçtim, ufacık bir sempatiyi bile çok görüyor.

Tanzimat romanındaki yanlış batılılaşma mefhuma aslında bir loser-winner kapışması gibi geliyor bana. Batılı olduğu iddia edilen ya da öyle zannedilen tipler hep beceriksiz, tembel, bilgisiz kişiler oluyor. İtiraz batılılaşmaya değil zaten. Bu romanlardan batılaşma karşıtlığı çıkarmak çok yanlış olur. Onda hiçbir soru işareti yok. Batılılaşma tek gerçek ve mecburi. Aslında aşırı servet tüketimi, har vurup harman savurma, tembellik vs eleştiriliyor. Aslında tipik aristokrasi eleştirisi. Tabi bu eleştiri büyük ve gizlenemez bir kinle yapılıyor. Bu kinin sebebi, Tanzimat döneminde kalemlerde çalışan aydınlar çoğu zaman aylıklarını eksiksiz ve zamanında alamazken, kimi paşa torunlarının yalılarda orada burda gününü gün etmesi olsa gerek. Reeldeki kızgınlığını kurguda çıkarıyor. Misal, Felatun Bey'i hiçbir kadın beğenmezken Rakım Bey'e erkek kadın herkes aşık. Her şeyin en iyisi o.

Batıda, aristokrasinin aşırı kibarlığını eleştiren o ilk dönem eserlerine benzetiyorum biraz, bizdeki bu romanları. Yani aslında batılılaşma iddiasındaki tipler, gelmekte olanı değil geçmekte olanı temsil ediyor. Kaybetmeye mahkumlar.
Kitabı çok beğendim. Yazarın dilini de beğendim. İki adam; Rakım Efendi ile Felatun Bey. Doğunun iyi yanları ve batının kötü yanları bu iki adam üzerinden anlatılıyor. Rakım efendi işinde gücünde var gücüyle kendisini evine adamış Doğu adamı; Felatun bey babasından kalan mirası tiyatrocu kadına yedirip sıfırı tüketen batının adamı. Listenize ekleyin. Değecektir.
Karşılaştırmalar üzerine kurulu bir kurgu. Felatun ,Eflatun, yani Platon’u simgeliyor. Rakım ise rakamı , ölçüyü simgeliyor. Tanzimat dönemi yazarlarını bilirsiniz. Hep bir taraf tutma içinde yazarlar. Dönemin özelliği bu yöndedir çünkü. Halk için sanat!
Felatun baba parası yiyen , züppe, alafranga tipi ; Rakım ise alaturka, çalışkan , ekmeğini taştan çıkartan tipi simgeler. Eserin amacı şudur aslında :
“Bak! Baba parası yersen , çalışmazsan , kadına düşkünlük edip ona paranı yedirirsen, parana sahip çıkmazsan , parandan olursun!” Ahmet Mithat Efendi der ki : “PARA PARA PARA!”
Aslında kitapta Rakım efendi , Ahmet Mithat Efendiyi simgeler. Ahmet Mithat Efendi de zor bir çocukluk geçirmiş ve adeta ekmeğini taştan çıkarmıştır. Para onun için çok değerlidir. Bu yüzdendir ki Rakım bu kadar para hesabı yapan, har vurup harman savurmayan bir tiptir.
Eserde göz bebeği olarak anlatılan Rakım’ın ise bir metresi vardır. Ama bu metres ona akıl hocalığı yapar hiç kötülüğünü düşünmez. Ahmet Mithat adeta Felatun’u rezil edip , Rakım’ı Tanrılaştırır.
Bir de bu tip eserlerde kadınlar, cariyeler hakkında birçok kültürel bilgi bulunmakta ve kadınlara bugünkü sergilenen davranışların nedenlerinden bazılarını da bu romanda görmekteyiz. Bir ülkenin kendi klasikleri o ülkenin tarihi, düşünüşü, gelişimi açısından birçok ipucu verir. Bu yüzden bu eserleri burun kıvırıp okumamak açıkça bir alafranga züppe tiplemesidir. Eserlerimize sahip çıkıp okumayı ve eseri o dönemin şartlarını göz önüne bulundurarak okumayı unutmayalım. İyi okumalar. 
Ahmet Mithat’in okudugum ilk kitabi olmasina ragmen gayet basarili bir anlatim buldum.Yazarimiz tasvirlerinde oldukca basarili.Felatun Bey ve Rakim Efendiyi tasvir ederken bunlarin ikisi uzerinden alafranga ve alaturka yasayis hakkinda oldukca bilgi aktariyor okuyucusuna .Tanzimattan sonra ortaya cikan dogu-batik ayrimini kavramak icin okunmasi gerekli bir bir kitap.Felatun Bey uzerinden yanlis batililasmayi acik bir dille anlatan ve siddetle elestiren yazarimiz Rakim efendiyi ise tam tersine calisan,cabalayan,kazanan ve sonucta zafere ulasan bir kahraman olarak gozler onune sermektedir
-SPOILER İÇERİR-

Türk klasiklerine merak sardığımı söyleyerek başlıyorum. Bu kitabı Edebiyat öğretmenim verdi ve sınav yaptı. Ama iyi ki de okuyun demiş. Kitabı hiç sıkılmadan okuduğumu söylemeliyim.
Felatun Bey ve Rakım Efendi, 'Yazı Makinesi' olan Ahmet Mithat Efendi'nin kitabı. Ahmet Mithat, I. Tanzimat Dönemi Sanatçılarındandır. Biliyoruz ki Tanzimat Dönemi, Osmanlı'nın Batıyı örnek almaya başladığı dönem. Bu kitapta da Batılılaşmanın nasıl olması gerektiği anlatılıyor. Felatun Bey, alafranga özentisi bir adamdır.Babasından kalan mirası vardır. Rakım Efendi ise onun tam zıttı biridir. Çalışan, dadısına bakan, sorumluluk sahibi bir adamdır.

Şimdi, konu böyle olabilir. Ama ben kitabı çok farklı yorumladım kafamda. Tamam, Felatun Bey Batı meraklısı bir adam. Osmanlı kadınlarını eziyor. Ama hiç değilse Felatun, neyse o. Düşünceleri çok belli kitapta. (#5355015)
Rakım Efendi ise az değil yani. Canan'ı severken Yozefino'nun evine de gidiyor. Kitabın tartışılacak çok yönü var.
Ayrıca, kitabın sonu belli değil. Okulda, sonunu hocalarla birlikte çok tartıştık. Bazı hocalarım sonu belli değil dedi.
Canan hamile kalıyor. Peki ya Yozefino? Kitabın son iki cümlesi şu şekilde:
"Hele ertesi gün kendi evine döndüğünde, Dadı Kalfa, Canan'ın can evinde bir ciğer parçasının canlanıp oynamakta olduğunu haber verdi ki, bu haber Rakım'ı her şeyden çok memnun etti.
İşte bir de altı ay sonra Rakım'ın Yozefino'nun kucağına nur topu gibi bir erkek çocuk kundağını koyma şerefiyle o sadık dostu da memnun etmiş olduğunu da anımsatarak sözü bitiriyoruz."
Yani şimdi Yozefino da çocuk mu doğurdu? Kitap boyunca Yozefino'ya dostum dedi. Ne yaptın sen Rakım?
Karınca ile Ağustos böceği gibi Rakım çalışkan iken Felatun serseri bir miras yedi. İki farklı hayat ve yapilanlarin getirdiği sonuç neticesinde okuyucuya öğüt veren bir kitap.
“Böyle bir hastalığa yakalanan kimse ne olur bilirsiniz ya. Günden güne sararır, solar, zayıflar. İşte Can da o hale geldi. Felatun Bey’in de demiş olduğu şekliyle havuç ve hatta pancar gibi olan o gürbüz İngiliz kızı, ayva gibi de değil, belki patates kadar renksiz oldu kaldı. Dudakları dertli koyunların akciğerleri gibi olmuştu. O mavi gözler çukurlaşıp köhne firuzeye dönmüştü.”
Ahmet Mithat
Sayfa 132 - Olympia Yayınları
Felâtun: ... Şu matmazeller için söylüyorum. Seni ağızlarından düşürmüyorlar da! Kadınlara çatmak da sana has bir başarı. Canına yandığım! Ben ne yapsam yaranamayacağım vesselam.
Râkım: Öyleyse ben size bir akıl vereyim.
Felâtun: Vallahi iyilik yapmış olursunuz.
Râkım: Ben kadınlara asla yaranmak arzusunda bulunmadığım için beni seviyorlar. Eğer siz de bu durumda olursanız daha çok başarıya ulaşabilirsiniz.
Ömrümüz o kadar azdır ki, bu dünyada en zorlu ihtiyaçlara gereksinme duyduğumuz deneyimleri, kendi kendimiz kazanarak onlardan yararlanmaya ömrümüzün uzunluğu yetmez. Başkalarının yaşadıkları deneyimlere önem verirsek ve onları kabul edersek belki rahatça, serbestçe, namuslu olarak yaşamayı becerebiliriz.
Fikriniz hangi örneği tercih ediyorsa onu seçmekte özgürdür. Hiçbirini beğenmemekte yine özgürdür ya!
Ahmet Mithat
Sayfa 59 - Say Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felatun Bey ile Rakım Efendi
Baskı tarihi:
Şubat 2014
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759954611
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
Felatun Bey ile Rakım Efendi, Ahmet Mithat Efendi’nin yaşadığı toplumdaki modernleşme macerasını gözlemlemesinin bir ürünüdür. Yazar halkın yönelişlerini tespit etmekle yetinmemiş aynı zamanda Rakım Efendi karakteri üzerinden örnek bir modernleşme hikayesi ortaya koymuştur. Dönemin sosyo-kültürel şartlarına ayna tutan bu kitap, alafrangalık meselesi başta olmak üzere; mürebbiyelik, cariyelik, Doğu-Batı karşıtlığını ele alması bakımından Türk roman tarihine damgasını vurmuş, kendisinden sonra yazılan çeşitli romanlara etki etmiş önemli bir eserdir.

Kitabı okuyanlar 2.427 okur

  • Seyhan Özkul
  • Tuba
  • Özlem Damla Arık
  • Ülküü
  • Şeydanur
  • Sude
  • ss
  • Fatih Aktaş
  • Reyhan Gökpınar
  • Gulden

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.7
14-17 Yaş
%10.1
18-24 Yaş
%36.6
25-34 Yaş
%31.2
35-44 Yaş
%11.6
45-54 Yaş
%3
55-64 Yaş
%0.5
65+ Yaş
%1.4

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%75.2
Erkek
%24.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%13.3 (67)
9
%8.3 (42)
8
%20.7 (104)
7
%20.7 (104)
6
%13.3 (67)
5
%6 (30)
4
%4.2 (21)
3
%2 (10)
2
%0.2 (1)
1
%1.2 (6)

Kitabın sıralamaları