Felâtun Bey İle Râkım Efendi

·
Okunma
·
Beğeni
·
20871
Gösterim
Adı:
Felâtun Bey İle Râkım Efendi
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052338759
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Palet Yayınları
Ahmet Mithat, Felatun bey ile Rakım Efendi romanını sadrazam Mahmut Nedim Paşa aleyhine yazdığı bir kısım siyasi yazılar ve Yeni Osmanlılar’la muhtemel ilişkileri yüzünden sürgüne gönderildiği Rodos’ta iken kaleme alır ve sürgün dönüşü 1876 yılında yayımlar.

On bir bölümden meydana gelen roman Tanzimat devrinin hüküm sürdüğü yıllarda yaşanan Doğu-Batı düalitesini mizahi bir dille anlatır. Konu, esere adını veren iki gencin hemen her bakımdan zıtlıkları üzerine kuruludur. Felatun Bey’i, Türk romanında kendisini Batılılaşmanın beraberinde getirdiği tüketim ekonomisinin çarklarına kaptırmış alafranga züppe tipin ilk örneğidir. Felatun Bey ile Rakım Efendi romanı edebiyatımızda alafranga tipi işleyen ilk eser olması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır.
176 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Merhabalar, bu yazıda sizlerle Ahmet Mithat Efendi’nin Felatun Bey ile Rakım Efendi romanı hakkında edindiğim bilgiler ve izlenimler ile ilgili bir iki bir şey paylaşmak istiyorum.

Felâtun Bey ve Rakım Efendi romanı Ahmet Mithat’ın toplumsal sorunlara değinen romanları arasında en ilginç olanıdır ama bu romanın sanatı bakımından en iyisi olduğu için değil; batılılaşma sorununu alafranga züppe tipini sergileyerek ele alması ve Türk romanında uzun yıllar kullanılan bu tipi ilk işleyen roman olmasındandır.

Romanlanda batı hayranı yozlaşmış Alafranga insanların Tanzimat’takilerden büsbütün farklı olduğunu öğreniyor, yazarların politik ve ekonomik koşulların değişmesi ile yeni bir toplum profilinin oluşmasına, aşırı batılılaşma sorununa yaklaşımlarının ideolojik bakımdan nasıl geliştiğini gözlemleme imkanı buluyoruz.

Bu hikaye, Alafrangalığa özenti züppenin kılık kıyafetinin ve davranışlarının gülünçlüğünü ikinci planda bırakarak Felatun Bey ile Rakım Efendinin temsil ettikleri tembellik ve israf ile çalışkanlık ve tutumluluk arasındaki zıtlığı konu etmesi yanı sıra Tanzimat Dönemi Edebiyatı'mızın tipik özelliklerini bünyesinde barındırmıştır.

Romanımızın özetine geçmeden önce az yukarıda bahsi geçen Tanzimat Dönemi edebiyatımızın özelliklerine şöyle yüzeysel bir bakış atıp, bilgilerimizi tazelemek ister misiniz?!

Bildiğimiz manadaki öykü ve roman türleri ülkemize Tanzimat Döneminde sızmaya başlamış, çeviri ile başlayan bu süreç, taklitler ile devam ederek gelişmiş ve kimliğini kazanarak günümüze gelinmiştir.
Ancak alışılagelen eski dil kullanımı Batı romanına uygun değildi ve batı kültürü ile Osmanlı kültürü arasında ki ahlak farkıydı bu çevrilecek eserlerde olduğu gibi yerli eserlerde de başlıca sorunu oluşturdu. Toplum kültür ve ahlakını muhafaza etmek adına bu hikayeler Müslüman ahlakına ters düşmemeliydi...

-Tanzimat edebiyatı öykü ve romanında olaylar günlük yaşamdan veya tarihten alınmış olması ya da olabilir izlenimini bırakması zorunlu olmasa da gerekliydi.

-Daha ilk eserlerden başlayarak, Tanzimat edebiyatı öykü ve romancıları ikiye bölünerek; bir kısmı halka (Ahmet Mithat, Emin Nihat, Şemsettin Sami, Nabizade Nazım), bir kısmı aydın kişilere (Namık Kemal, Sami Paşazade Sezai, Recaizade Mahmut Ekrem) seslenmeyi tercih etmişlerdir.

-Halka seslenen yazarlar sade dille, aydın kişilere seslenen yazarlarsa yabancı sözlük ve dil kuralları ile yüklü bir dille yazmışlardır.

-Eserler genel olarak, duygusal, acıklı konular üzerine kurulmuştur. Öykü ve romanında: "tutsaklık"; zorla yapılan evliliklerin doğurdu acı sonuçlar; Batı uygarlığı ile Osmanlı uygarlığı arasındaki farkların karşılaştırılması; kadın erkek arasında ki ilişkilerde değişik ortamlarda gelişen evlilik, aşık olma temaları okurun duygularını sömürmeye yönelik detaylar içermiştir.

-Dönemde yetişen romantikler ise romanın dokusunda;
Tesadüfi karşılaşmalara yer verilmiştir. Sırası düştükçe, olayın yürüyüşü durdurulmuş, roman aracılığı ile bireyi eğitme ve toplumu düzeltme amacı gözetilmiş; bunun için de siyaset, din, ahlak, felsefe v.b. ile ilgili düşünce ve bilgiler okuyucuya aktarılmıştır.
Kahramanlar çoğu zaman tek yönlüdür. İyiler tamamen iyi, kötüler de tamamen kötüdür ve olayların sonunda, çoğu zaman iyiler ödüllerini, kötüler ya da suçlular cezalarını almıştır.
İlk görüşte aşık, yer ve çevre tasvirleri çoğu zaman eseri süslemek için yapılmıştır.

-Tanzimat'ın realist ve natüralist yazarları ise gözleme önem verilmiş, nedenlerle sonuçlar arasında bağlar aranmış, olağanüstü olaylar ve kişiler bırakılmış, anlatılan her şeyin olabilir izlenimini bırakmasına dikkat edilmiştir. ( https://www.turkedebiyati.org/...ti_hikaye_roman.html )

Romanımıza geri dönecek olursak...
Batılı olmayı şık giyinmek, Beyoğlu’nda eğlenmek, gösteriş yapmak olarak anlayan Felatun Bey, alafranga özentileri olan, züppe bir tipi temsil eder, çevreye karşı gülünç durumlara düşen, iki baş kahramanımızdan kötü olanıdır. Felatun’un karşısında ise az çok ideal Osmanlı Beyefendisi diyebileceğimiz Rakım efendi suretinde Ahmet Mithat'ın kendisi vardır. Yeniliklere açık, çalışkan, gerçekçi bir tip olarak betimlenmiştir.

Yazar iki birbirine zıt karakteri benzer durumlarla karşı karşıya getirir ve kişilikler arasındaki farkı belirtir. Önce Felatun’un nasıl yarım yamalak bir eğitimle, eğlenceye alafranga tarz yaşama düşkün, tembel bir adam olarak yetiştiğini, sonra da Rakım’ın fakir annesi ve dadısı tarafından nasıl büyük fedakarlıklarla büyütülüp okutulduğunu anlatılır. Rakım'ı mantık, fıkıh, farisi, Fransızca, kimya, coğrafya, tarih gibi alanlarda bilgi sahibi ciddi akıllı bir genç olarak betimler.
Bir İngiliz ailesinin dostu olan karakterler çeşitli vesilelerle bir araya gelirler. Felatun cahilliği , ahlaksızlığı ve korkaklığıyla alay konusu olurken Rakım'ın bilgisi ve beyefendi duruşu çevresinin beğenisini ve takdirini kazanmıştır.
Rakım, zaman içerisinde itibar kazanan, övülen, yavaş yavaş maddi durumunu düzelten, başarıya ulaşan ve cariyesi Canan ile evlenerek mutlu bir aile adamı olurken, hovarda Felatun sonunda beş parasız kalır ve güç bela mutasarrıflık bularak İstanbuldan ayrılır...

Kitabın amacı israfın ve hesapsızlığın neden olacağı felakete ve buna karşılık, çalışarak para kazanmanın tutumlu yaşamanın getireceği mutluluğa işaret etmektedir... ben öyle düşünüyorum :) Ya siz?

Türk Klasikleri arasında yer alan bu ciddi eseri mutlaka okumalısınız! Keyifle..

Şehir Tiyatroları oyun programı:
https://sehirtiyatrolari.ibb.istanbul/Activity/Detail/176
200 syf.
·30 günde·Beğendi·8/10
Pek çok kez niyetlenip de okumaya yeltenemediğim bir kitap olmasına karşılık bir o kadar da merak ettiğim romandı kendileri. Kitap başlar başlamaz karakterler ve konu sizi olayların içine çekiyor.

Yanlış batılılaşma konusu Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinin ruhunu yansıtacak biçimde işlenmiş. Felatun Bey zengin, züppe bir tiplemedir. Yanlış batılılaşmayı temsil ediyor. Polini adındaki Fransız kadınına servetini harcıyor ve her şeyini kaybediyor. Rakım Efendi ise tam bir Osmanlı beyefendisi. O dönem aydınının ideal tipidir. Felatun Bey’in zıttına, doğru kararlar alarak zenginleşiyor ve aşkta da kazanıyor. İyi ile kötünün çarpışması sentezlenmiş, batılılaşmayı yanlış anlayanlar alaya alınmış.

Notre Dame’ın Kamburu eserinde Victor Hugo’nun yaptığı gibi Ahmet Mithat Efendi de sürekli araya girip konunun akışını bozmuş. Üstkurmacalık denilen bu olay, okuyucuyu konudan uzaklaştırır, romanın doğallığını bozar. Olayların bir kurgu olduğunu okuyucuya hissettirmek onu rahatsız eder. Üstkurmaca kulağa hoş gelmez.

Yine Notre Dame’ın Kamburu kitabında Quasimodo’ya (kambur) fazla yer verilmemesi gibi bu kitapta da Felatun Bey’e fazla yer verilmemiş. Halbuki Ahmet Mithat Efendi, romanın bir bölümünde, “Hikâyemizin yarısına ortak olan bir kişi.” demiş Felatun Bey için. Bu noktada kitabın ismi farklı olabilirdi diye düşünüyorum ya da: “Adam bırak şu zevk ve eğlence düşkününü be! O şımarığı bu hikâyeye hiç katmamalıydın bile.”
173 syf.
·5 günde·6/10
Felatun Bey alafranga; Rakım Efendi akaturka tarzını yansıtan iki karakterdir ama doğru bir şekilde yansıttıkları kuşkuludur. Okurken onların çatışmaları, yaşayış tarzı zıtlıkları göze çarpar. Yazar, okuyucuyla konuşuyormuş gibi bir dil benimsemiştir; bu üslup keyifli bir okuma deneyimi sundu. Karakterlerle ilgili yaptığı bazı yorum ve iğnelemelere güldüm.
* * *
Kitapta Rakım Efendi ideal imaj çiziyormuş gibi aktarılmış ancak benim hiç sevdiğim bir karakter olmadı. Davranışları yapay geldi. Şiiri çok seven kızlarda yaşanan değişimlerle ilgili düşünceleri beni rahatsız etti, daha doğrusu Rakım Efendi'nin birkaç noktada daha söylediği şeyler bana çok yobazca geldi.
* * *
#1
edebiyat1bilim1film okuma/izleme grubumuzun bu ayki okumalarından biriydi. Orta derecede sevdim diyebilirim.
180 syf.
·12 günde·Beğendi·Puan vermedi
Felâtun Bey ile Râkım Efendi

Bir döneme tanıklık etmek...

Ahmet Mithat Efendi’yi okumak, bir imparatorluğun çıkış kapısında demli bir çay içmek ve sonra Boğaz’ın serinliğinde bir sandal üzerinde güneşin batışını seyretmek...

Ne güzeldi, çok güzeldi, pek güzeldi...

#1
edebiyat1bilim1film maratonu okumalarımız kapsamında Türk edebiyatının geçmişten günümüze gelişimini takip etmek açısından çok çok önemli bir duraktı bu kitap. Edebiyatımızda “alafrangalığı-züppeliği” işleyen ilk eser olan “Felâtun Bey ile Râkım Efendi” kendi dönemine ve hatta sonraki yüzyıla ışık tutan güncel bir eser. Güncel diyorum çünkü hâlâ Râkımlar ile Felâtunlar olarak kişiliğini koyacak bir yer arayan insan kalabalığında savrulup duruyoruz. Şehrinizde yer alan “orta sınıf” bir mahalleye gittiğinizde birçok Râkım görebileceğiniz gibi “site-plaza” hayatına esir olmuş birçok Felâtun da sizi “yukarı mahallede” bekliyor olacak.


İki ayrı tip, iki ayrı yaşayış biçimi: Bir tarafta Batı’nın sadece “fors”unu almaya niyetli bir karakter, öte tarafta ise dipçik gibi bir “deluğanlı”, Anadolu kaplanı”; eş dost ona hayran, kadınlar ona hasta!.. ️

Tanzimat’ın genel özelliği olan “halkı eğitme” fikri, bu kitapta baştan sona anlatılan her şeyin hareket noktasını oluşturuyor.
“Bakın sonunuz böyle olur!” tezinden hareketle oldukça şirin, meddah kokulu bir eser çıkmış ortaya.

Meddah kokulu diyorum çünkü Ahmet Mithat Efendi rengarenk perdelerle süslenmiş minik sahneye elinde bastonuyla çıkıp kâh gülerek kâh bastonundan güç alıp bastığı sahneye dalıp gidip hüzünlenerek anlatıyor her ayrıntıyı. “Yazar araya çok girmiş!” eleştirisini havada bırakacak kadar şirin bir dede masalı gibi gelip geçiyor her şey. Zaten amacı “edebiyat yapmak” olmayan bu sakallı meddahımız, kitabını düz ve heyecansız ve boş olarak niteleyen “toy” okura şöyle sesleniyor geçmişten:

“Ben, edebî sayılabilecek hiçbir eser yazmadım. Çünkü benim, eserlerimin çoğunu yazdığım sıralar­da, memlekette, edebiyattan anlamayanlar, nüfusumuzun bilâ-mübalâğa yüzde doksan dokuzunu teşkil
ediyordu. Benim emelim de ekseriyete hitab etmek, onları tenvire, onların dertlerine tercüman olmaya çalışmaktı. Zaten ‘edebiyat’ yapmaya, ne vaktim ne de kalemim müsait değildi. Bunun içindir ki, haddi­mi hududumu bildim. Çizmeden yukarıya çıkma­dım ve edebiyatı Hâmid’lere, Ekrem’lere, yani erba­bına bıraktım.” (Türk Romanında İlk Alafranga Tip: Felâtun Bey-Abdullah UÇMAN)


#tatkaçıran olabilir devamında ️


Elbette romanı okurken okur, ben hangi tiplemeye daha yakınım sorusunu soruyor kendine. Ortaya “Felâtuncular-Râkımcılar” diye iki grup çıkıyor. ️ Her ne kadar Felâtun Bey kitapta “olumsuz” bir tip olarak tasavvur edilse de aslında bence özünde kendini arayan saf bir tip. Romanda çok az yer verilse ve dışlansa da esasında bir türlü kızamadığımız “Bu da böyle, n’apalım; aslında kalbi temiz...” dediğimiz bir arkadaş gibi. Râkım ise her ne kadar iyi bir tip gibi gösterilmeye çalışılsa da aslında “Aman sen de... Şark kurnazının teki!” diyeceğimiz bir arkadaş gibi. Hatta Râkım’ın şu sözü tüm kişiliğinin özeti gibi:
“Ben ki herkesin takdirine şiddetle muhtacım, herkesi sevmeye bu açıdan da mecburum.”

Bu durumda taraf tutmak zorlaşıyor ve imdadımıza “karakter gibi karakter” olan “Fedai Ana” yetişiyor. İyi ki varsın Ana. ️

Sonuç olarak kitap boyunca Batı ile Doğu her anlamda karşılaştırıyor. Şöyle ki, Batı özentisi bir gencin mesire gezisi ile Doğulu Râkım’ın gezisi dahi karşılaştırılıyor. Biri sabahın ilk ışıkları ile Boğaz’da güneşin doğuşunu seyre dalarken diğeri... Vur patlasın çal oynasın! ️ Bu anlatılara “gereksiz” muamelesi yapmak esere ve ardındaki fikre haksızlık olur.

“Sırık hamalı, ev altı, sarı tahta biti, pir ol, ateş sevilmek, yalancı dolma, odalık, alaturka misafirlik” için dahi bu kitap bir hazinedir. Bakmakla görmek ayrı şeyler malumunuz. Bu esere iyi bakarsanız çok güzel ayrıntılar keşfedersiniz.

Misal, şaşılacak derecede kalabalık bir kesim “rakı”nın cumhuriyetten itibaren tüketildiğini sanmakta. Peki ya Dersaadet sokaklarında namı gezen ünlü “sakız rakısı”...️


Bu arada özellikle kadınlar “odalık, esirlik, cariye, alaturka misafirlik hapsi” gibi kavramlardan sonra cumhuriyetin kıymetini eminim daha iyi anlamıştır.

Bir güzel İstanbul hikâyesi, bir güzel meddah anlatısı bu roman. Sanki duvar yarıklarından ansızın odaya düşmüş de:

“Ben İstanbul’un zevkini size bıraktım birader...”

der gibi...
180 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
#kitapdünyam #1edebiyat1bilim1film Ocak ayı etkinliğinde hep birlikte okuduk..

Tanzimat dönemi edebiyatını sevmeye başlıyorum sanırım :) bu ay okuduğum ikinci kitaptı ve doyamadım.. Dönemin tasviri o kadar özlendik ki, o saflığı, o letafeti, sizi içine çekiyor, nasıl bittiğini anlamıyorsunuz :)
Ahmet Mithat Efendi; Felatun Bey ile Rakım efendi üzerinden birbirine zıt bu iki karakteri çarpıştırarak dönemin eleştirisini kaleme almış. Yazıldığı yıllara göre Batılılaşma arefesindeki ülkenin, alafranda ve alaturka kimliklerini ortaya koymuş.
Lakin, bazı olayları o kadar ustaca işlemiş ki, okurken Rakım Efendinin yaşadığı gayrimeşru ilişkiye bile toz konduramıyorsunuz. Yazarın yaşamöyküsüne paralel olduğu yazıyor, şahsen Rakım efendiyi yanlı anlattığını düşünüyorum (hatta bizzat kendisini:))
İş Bankasının Türk Edebiyatı klasiklerinden okuduğum 2. Kitaptı ve seriye karşı hayranlığım arttı :) Tüyapta eksiklerimi tamamlayıp bu seriyi de bitirmek istiyorum :)

Bu kitapla tanışmama da vesile olduğu için Kitap Dünyam 'a teşekkür ederim ;)
200 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Yazarın yaşadığı dönemde “Batı’yı yanlış anlama, alafrangalaşan hayat, Doğu-Batı çatışması, yaşadığı toplumun kültürüne yabancılaşma, yozlaşma” teması en çok işlenen konudur. “Felatun Bey ile Râkım Efendi” de bu minvalde yazılmış bir roman.

Eserin isminde kullanılan “Bey” ve “Efendi” sözcükleri de anlaşılacağı gibi iki ucu temsil etmektedir. Batı’yı yanlış anlayan züppe “Bey” in karşısında özünden kopmayan gerçek bir münevver “Efendi”. Yalnız, burada Râkım Efendi’yi tam bir Osmanlı zannetmeyin. Gerektiğinde rakısını da içen, kölesine Fransızca eğitimi veren, piyano dersi aldıran, hatta tuttuğu piyano hocasıyla da gayrımeşru bir ilişki yaşayan ama her daim dürüst, çalışkan, taklitçi bir maymunluktan uzak, özverili, doğu edebiyatını da batı edebiyatını da iyi bilen bir münevver. Buradan hareketle Ahmet Mithat Efendi’nin medeniyet çatışmasına çözümü için orta bir yol diyebiliriz. Râkım Efendi’nin karşısındaki “Felatun Bey” namıdiğer “Platon” köksüz ve züppe bir tiptir. Yazar olumsuzun karşısına koyduğu olumlu tiple okuyucusuna mesajını iletmeyi hedeflemiştir.

Yaşadığı dönemde en önemli gazete olan “Tercüman-ı Hakikat”i çıkarmış Ahmet Mitat Efendi’nin dilde sadelikten yana olduğunun en önemli delili bu eserin sanki günümüz diliyle yazılmışçasına kolay okunurluğudur.

Keyifli okumalar...
180 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
1839' da ilan edilen Tanzimat Fermanıyla başlayan dönemin kültürel alandaki en önemli değişikliklerden biriside Batılılaşma olmuştur. Çünkü Osmanlı bu dönem itibariyle siyasi olarak müdahalelere açık bir devlet haline gelmiş ve bu durum da ister istemez toplumun yaşayışına etkide bulunmuştur. İşte bu dönemin önde gelen yazarlarından Ahmed Midhat Efendi tam da bu konu üzerine yoğunlaşarak, döneme Felatun ve Rakım aracılığıyla ses oluyor. Birbirine yakın semtlerde oturan Felatun ve Rakım' ın anlatmaya değer özellikleri zıt karakter olmalarında yatar. Alafranga özentisi Mustafa Merakî' nin oğlu Felatun Bey iyi şartlarda yetişmiş olmasına karşın her şeyi yarım yamalak öğrenip hayata dair bir endişesi olmadığı için ukala, züppe Batı özentisi bir tipken; Rakım ise babası ölünce annesi ve dadısının emeğiyle zor şartlarda yetişmiş çalışkan, bilgili ve doğu-batı kültürünü en iyi şekilde benimseyerek yetişen bir tiptir. Batılılaşma eşiğindeki toplum sorunlarını göz ardı etmeyen Ahmed Midhat Efendi bunu tadına doyulmayacak bu kitabıyla göstermek ister. Eserin, okuyucuyla diyalog halinde yazılmış olması bence esere artı bir yön vermiştir, çünkü kitabı bitirmeden elimden bırakmak gelmedi. Ahmed Midhat Efendi' yi okuyun derim:)
200 syf.
·12 günde·Beğendi·9/10
Tanzimat döneminde batililasmayi farklı yorumlayan alafranganin esiri batı beyi Felatun beyle alaturkanin çalışkan, olgun, ilim irfan sahibi Rakım efendi..Ahmet Mithat Rakım efendinin çevresindeki kızları efendiliği ile büyüledigini anlatırken ara sıra üçüncü kişi gibi araya girip tavsiye ve ikazlarda bulunması yerindeydi.
Roman gayet güzeldi fakat bu dönem romanlarında genel olarak hikayenin bitişini beğenmiyorum(haddim olmayarak) daha iyi bitirilebilirmiydi acaba bu roman..daha fazlasını yorumlamak edebiyatçıların işi..
180 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10
1875 yılında yazılmış Türk edebiyatının ilk romanları arasında sayılan bir kitap; Felatun Bey ile Rakım efendi.
Romantizm akımının etkisinde yazıldığına şüphe yok. Ayrıca, Tanzimat Edebiyatı'nın genelinde olduğu gibi, yanlış batılılaşmayı göz önüne sermeye çalışmış. Alaturka ve Alafranga arasındaki çatışmayı, iki ana karaktere güzelce yedirerek anlatmış.
Akıcı bir dili, okuru sıkmayan ve yormayan bir yapısı var. Anlatıcı, okurla sohbet ediyor gibi yazmayı tercih etmiş. Sorular sormuş, cevaplar vermiş ve sıklıkla konu hakkındaki görüşlerini dile getirmiş. Bu anlatım tarzı benim hoşuma gitse de, fazla müdahaleden haz etmeyen okurları rahatsız edebilir.
Bazı bölümlerde diyalogların fazla olması ve çok yoğun olmayan betimlemeler sebebiyle, ara ara bir tiyatro metni okuyormuşum gibi bir hisse dahi kapıldığım oldu.
Hikaye, batı hayranı Felatun ile daha alaturka yaşamayı tercih eden Rakım arasındaki zıtlıkların anlatılmasını konu alıyor. İki karakterin benzer olaylar karşısında verdiği tepkileri ölçüyor. Ancak burada şunu söylemek gerek, her ne kadar iki karakter üzerinden anlatılsa da; Rakım'a daha fazla ağırlık verilmiş durumda. Bu da bende, yazarın alaturkaya eğilimi olduğu kanaati uyandırdı. Rakım, hikaye boyunca çok daha fazla göz önünde tutulmuş ve anlatıcı açıkça Rakım'ı takdir ettiğini belli etmekten çekinmemiş.
Bunların yanı sıra, Tanzimat Dönemi Osmanlı'sını çok güzel yansıtan, özellikle de günlük hayatı net şekilde göz önüne seren bir hikaye. İçinde az miktarda aşk da bulabileceğiniz bu romanı, Tanzimat Edebiyatı meraklıların keyifle okuyacağına inanıyorum.
200 syf.
İçinde yanlış batılaşmayi cok iyi konu edinmişolan bir kitap...
Felatun bey tamamıyla Türk usullerinden kopmuş geleneklerini unutmuş
tamamiyle batılasmayanları küçümseyen zengin bir insandır...
Rakım ise fakir ama Türk geleneklerini yaşamayı bilen bir insandır..
Felatun, bir kızın peşine takılarak bütün zenginliği harcar ve bitirir.
Ve memur parasıyla çalişir
Rakım ise evine aldığı cariye olan Canan ile evlenir vemutlu olur...
200 syf.
·9 günde·6/10
Batının “ahlaksızlığını” alan Felatun Bey ile “İlmini ve bilimini” alan Rakım efendinin abartılı didaktik maceraları.

Yazar ( Ölümünün bile üzerinden yüz küsur yıl geçmiş birinden “yazar” diye bahsettiğimde sanki lise arkadaşına hitap eden ergen saygısızlığı sergiliyormuşum gibi geldi bir an. Okul müdürüne naptın müdür demek gibi. Neyse bu meramımda da kifayetsiz kaldı cilveli kelimeler…) okuyucuya direkt olarak sesleniyor, bir şey anlatıyor sonra o şeyi neden anlattığını anlatıyor, bununla da kalmıyor, düşünmek gibi dünyanın en yorucu işini yapmayasın diye , sana anlaman gerekeni altını çize çize ayrıca anlatıyor.

Araba Sevdası romanını bu kitaptan daha önce okuyangillerdenseniz, Araba Sevdası’nın anti kahramanı Bihruz Bey ile bu kitaptaki Felatun Bey’in aynı kalıptan çıkmış olduğuna tanık olacaksınız.

Ancak anti kahramanımızın karşısında bu sefer; sütten çıkmış ak kaşık karakterine sahip, boynu bükük, tabi ki “fasfakir” , hem öksüz hemi de yetim, Küçük Emrah kadar olamasa da daha sonra hem maddi hem de statü olarak yükseklere çıkan Rakım Efendi var. ..

Ama yanında da şike var. Yazar bariz bir şekilde Rakım Efendi’yi anasının kuzusu gibi sevip överken; Felatun Bey’i, öyle bir karikatürize ediyor ki evlat olsa sevilmez sıfatının vücut almış haline çeviriyor, doymuyor, şeytanın yancısı gibi gösteriyor…

Hal buysa, kahpe feleğin düzeninde elden tek bir şey geliyor…Yazarı tarafından hor görülen, kendisine üvey evlat muamelesi yapılan, örselenen tüm “ Eflatun Bey”lere ve son olarak da tüm itirazı olanlara gelsin efenim...

https://www.youtube.com/watch?v=woRu3rz7wp0

( Bu yorumu şu şekilde de yazabilirdim. “Bu kitap 1875 yılında yazılmıştır nokta”. Açık büfe beğendiğinizi alın. Latife bir yana, zevk alarak değil ama, ülkemizde romanın gelişmesi açısından bir mihenk taşı olduğundan, saygıyla okunması gereken bir eser)
180 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Tanzimat dönemi edebiyatının en bilindik yazarlarından Ahmet Mithat Efendinin kaleminden
Felatun bey ve Rakım efendi...
Dönemin alafranga ve alaturka tarzınım iki kişi üzerinden işlenilmesi ön planda olsa da alt metinlerinde "doğrulugun, dürüstlüğün ve ahlakın"
hangi kapıları açtığını anlatan ve anlatım tarzının osmanlı dönemin beyoğlununda gezintiye çıkmışsınız gibi o şiirsel anlatımıyla büyük keyifle okunanan Türk klasiklerinden... Felâtun Bey ile Râkım Efendi Ahmet Mithat
“Böyle bir hastalığa yakalanan kimse ne olur bilirsiniz ya. Günden güne sararır, solar, zayıflar. İşte Can da o hale geldi. Felatun Bey’in de demiş olduğu şekliyle havuç ve hatta pancar gibi olan o gürbüz İngiliz kızı, ayva gibi de değil, belki patates kadar renksiz oldu kaldı. Dudakları dertli koyunların akciğerleri gibi olmuştu. O mavi gözler çukurlaşıp köhne firuzeye dönmüştü.”
Ahmet Mithat
Sayfa 132 - Olympia Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felâtun Bey İle Râkım Efendi
Baskı tarihi:
Ekim 2018
Sayfa sayısı:
192
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052338759
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Palet Yayınları
Ahmet Mithat, Felatun bey ile Rakım Efendi romanını sadrazam Mahmut Nedim Paşa aleyhine yazdığı bir kısım siyasi yazılar ve Yeni Osmanlılar’la muhtemel ilişkileri yüzünden sürgüne gönderildiği Rodos’ta iken kaleme alır ve sürgün dönüşü 1876 yılında yayımlar.

On bir bölümden meydana gelen roman Tanzimat devrinin hüküm sürdüğü yıllarda yaşanan Doğu-Batı düalitesini mizahi bir dille anlatır. Konu, esere adını veren iki gencin hemen her bakımdan zıtlıkları üzerine kuruludur. Felatun Bey’i, Türk romanında kendisini Batılılaşmanın beraberinde getirdiği tüketim ekonomisinin çarklarına kaptırmış alafranga züppe tipin ilk örneğidir. Felatun Bey ile Rakım Efendi romanı edebiyatımızda alafranga tipi işleyen ilk eser olması bakımından ayrı bir önem taşımaktadır.

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

  • 2 defa gösterildi.

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları