Felsefe Kullanım KılavuzuSimon Blackburn

·
Okunma
·
Beğeni
·
127
Gösterim
Adı:
Felsefe Kullanım Kılavuzu
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
240
ISBN:
9786054972456
Kitabın türü:
Yayınevi:
Aylak Kitap
Mühim Meseleler… Kafa Kurcalayan Sorular… Yalın Cevaplar! Dünyayı bilim ve felsefeyle yargılamanın dayanılmaz hafifliği!Bu kitap dizisi Bilim ve Felsefe’nin hayli mühim meseleleri üzerine okumanın, kafa yormanın zorluğuna dair oluşmuş efsaneyi yerle bir ediyor. Bu kitap düşünen kadın, erkek ve çocukların günlük hayatın içinde aklına sıkça takılan ve aslında felsefenin ana temaları olan sorular üzerine kurulu. Verdiği cevaplardan çok sorduğu sorularla tanınan bir disiplin olan felsefenin üzerinde anlaşmaya varılmış kesin cevapları yoktur. Örneğin Shakespeare aşk, savaş, korku, hırs ve birçok şey hakkında muhteşem oyunlar yazmıştır, ama hiç kimse onun “kati” cevapları verdiğini veya ona eklenecek hiçbir şey kalmadığını iddia edemez. Simon Blackburn yüzyıllardır büyük felsefecilerin sordukları sorular hakkında söylenenleri iletirken felsefe ilk defa karşımıza en yalın haliyle çıkıyor!
Makinedeki bir hayalet miyim?
İnsan doğası nedir?
Özgür müyüm?
Ne biliyoruz?
Akıllı hayvanlar mıyız?
Nasıl kendi kendime yalan söyleyebilirim?
Toplum diye bir şey var mı?
Birbirimizi anlayabilir miyiz?
Makineler düşünebilir mi?
Neden iyi olmalı?
Her şey göreli mi?
Zaman geçiyor mu?
Niçin şeyler olageldikleri gibi olmaya devam ediyor?
Neden hiçbir şey değil de bir şey var?
Uzayı ne doldurur?
Güzellik nedir?
Tanrı’ya ihtiyacımız var mı?
Her şey ne için?
Haklarım nelerdir?
Ölümden korkmak gerekir mi?
Bu kitapta düşünürlerin zihinlerini kurcalayan eski ve yeni yirmi soru yazar tarafından tartışılmış ve açıklanmaya çalışılmıştır. Bu yirmi soru gerçekten de oldukça önemli sorular olmakla birlikte yazarın verdiğı cevaplar benim için genellikle tatmin edici olmaktan uzaktır. Yazar ne zaman bu soruların gereği olarak fiziğin sınırları zorlanıp metafizik alana geçmek lazım gelse orada bir çizgi çekmekte, fizik alanı terketmek istememekte, metafizik açıklamaları redetmektedir. Yazarın fizik alanında kalma ısrarı onun duyumcu felsefe ve bilim anlayışıyla bağlantılıdır. Bu anlayış bence aklı da sınırlamakta ve onun fizik ötesi konulara yönelmesini engellemektedir. Halbuki fizik, aklımızı meşgul eden birçok soruya yanıt vermeye hiç de muktedir değildir ve bize dar bir perspektif dayatmaktadır. Yazar da bu perspektife sahip olduğu için asla bilimsel ortodoksiyi aşamamaktadır. Bu sebeple bu kitapta insanı heyecanlandırabilecek farklı ve değişik düşünceler bulabilmek oldukça zordur. Bulabildiklerim ise yazarın katılmadığı ve eleştirdiği düşüncelerdi. Buna Leibniz'in görüşleri örnek verilebilir. Yazar David Hume gibi maddeci ve duyumcu bir filozofu kendine daha yakın bulmakta ve onun görüşlerini Leibniz gibi filozoflarınkine tercih etmektedir. Bu yüzden eğer benle benzer bir mentaliteye sahipseniz ve metafizik sizi kendine çekiyorsa bu kitabı okumak size hicbir zevk vermeyecektir.
Genelde felsefe okurken notlar alırım. Daha yirminci sayfaya bile gelemedim, notlarım bir sayfa. Akıcı bir dille anlatılıyor tüm bilgiler. Tarih gibi felsefe okurken de ben, akıcı bir dil olduğu zaman daha iyi anlarım. Ama, "Ayrıca bilincin, çevremizdeki dünyayı gözleme işleviyle karşıtlık içinde sadece öznenin kendi hallerini gözleme işlevine sahip olduğunu düşünmek için hiçbir evrimsel neden de yoktur." cümlesinde ne demek istediğini anlayamadım, birileri yardımcı olabilir mi?
"Neden hiçbir şey değil de bir şey var?” metafiziğin temel sorusu, dinin ve gizemciliğin kral yoludur. O gerçekten şaşırtıcı bir sorudur, ama ona arkasını dönenler için özellikle zor bir sorudur.
Hiçbir şey yeterli neden olmadan meydana gelemez. Bu ilkeye göre, şeyleri yeterince iyi bilen birisi için, bunun neden başka türlü değil de ne ise o olduğunu belirlemek için yeterli bir neden sağlamak mümkün olmadıkça hiçbir şey meydana gelemez. Bu ilkeyi kabul etmekle sormaya hak kazandığımız ilk soru şudur. Neden hiçbir şey değil de bir şey var? Zira ‘hiç(bir şey)’ bir şeyden daha basit ve kolaydır. Dahası şeylerin var olmak zorunda olduklarını varsaysak bile, onların neden başka türlü değil de oldukları gibi var olmak zorunda olduklarına ilişkin bir neden sunabilmeliyiz.
...a priori dediğimiz önermeler ve çıkarımlar vazgeçmekte en isteksiz olduklarımızdır. Bunlara karşı çıkmak gerçekten bilimsel bir dehayı gerektirir.
Eskiden bir suçlunun zihinsel bir hastalığı olup olmadığını belirlemek için pratik bir yöntem kullanılırdı. Cevabı aranan soru şuydu: “Yanı başında bir polis olsaydı suçlu yine de bu suçu işler miydi?"
...daha öte bir nedene gerek duymayan yeterli neden, olumsal şeyler dizisinin dışında ve bu dizinin nedeni olan bir tözde bulunmalıdır: varoluşunun nedenini kendinde taşıyan zorunlu bir varlık olmalıdır; aksi takdirde kendisinde durabileceğimiz, yeterli nedene sahip olamayız. Ve şeylerin bu en son nedeni Tanrı dediğimiz şeydir.
Aslında, çoklu evren varsayımı için tek neden farz edilen olası olmayan durumları ehlileştirmektir. Bu, içinde tüm olası sonuçların meydana geldiği farazi sayıda olayı sağlar; böylece içinde kendimizi bulduğumuz tekil sonucun meydana gelmesi artık şaşırtıcı olmaz. Ama belirttiğim gibi, buradaki olasılık kavramı “olayların tekrarlanabilir dizisiyle” bağlantısından kopartılmıştır; bu yüzden onun bu karanlık bölgeye uygulanmasının reddedilmesi ve onunla birlikte de çoklu evren kavramının terk edilmesi gerekir.
David Hume’un Doğal Din Üzerine Söyleşiler adlı büyük eserinin sonunda dini bıraktığı noktayı kısaca tekrar ederek başlayacağım. Bu çalışmada üç ana karakter vardır: İlki, Hume’un kendi düşüncelerini seslendiren, dine şüpheyle yaklaşan Philo adlı karakterdir. Cleanthes bir ilahın var olduğunu savunur. Bunun için sermayesi şu ünlü “tasarım delili”dir: Doğanın bu kadar zarif ve harika bir düzene sahip olması ilahi bir mimarın varlığına delalet eder. Tüm doğa Yaratıcı’nın görkemine işaret eder. Son olarak Demea adlı bir karakter vardır. O “filozofların Tanrı’sına” yakınlık duyar: sonsuz, mükemmel, değişmez, kavranamaz, gizemli, öncesiz-sonrasız ya da uzay-zamanı aşan Tanrı’ya.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felsefe Kullanım Kılavuzu
Baskı tarihi:
Mayıs 2017
Sayfa sayısı:
240
ISBN:
9786054972456
Kitabın türü:
Yayınevi:
Aylak Kitap
Mühim Meseleler… Kafa Kurcalayan Sorular… Yalın Cevaplar! Dünyayı bilim ve felsefeyle yargılamanın dayanılmaz hafifliği!Bu kitap dizisi Bilim ve Felsefe’nin hayli mühim meseleleri üzerine okumanın, kafa yormanın zorluğuna dair oluşmuş efsaneyi yerle bir ediyor. Bu kitap düşünen kadın, erkek ve çocukların günlük hayatın içinde aklına sıkça takılan ve aslında felsefenin ana temaları olan sorular üzerine kurulu. Verdiği cevaplardan çok sorduğu sorularla tanınan bir disiplin olan felsefenin üzerinde anlaşmaya varılmış kesin cevapları yoktur. Örneğin Shakespeare aşk, savaş, korku, hırs ve birçok şey hakkında muhteşem oyunlar yazmıştır, ama hiç kimse onun “kati” cevapları verdiğini veya ona eklenecek hiçbir şey kalmadığını iddia edemez. Simon Blackburn yüzyıllardır büyük felsefecilerin sordukları sorular hakkında söylenenleri iletirken felsefe ilk defa karşımıza en yalın haliyle çıkıyor!
Makinedeki bir hayalet miyim?
İnsan doğası nedir?
Özgür müyüm?
Ne biliyoruz?
Akıllı hayvanlar mıyız?
Nasıl kendi kendime yalan söyleyebilirim?
Toplum diye bir şey var mı?
Birbirimizi anlayabilir miyiz?
Makineler düşünebilir mi?
Neden iyi olmalı?
Her şey göreli mi?
Zaman geçiyor mu?
Niçin şeyler olageldikleri gibi olmaya devam ediyor?
Neden hiçbir şey değil de bir şey var?
Uzayı ne doldurur?
Güzellik nedir?
Tanrı’ya ihtiyacımız var mı?
Her şey ne için?
Haklarım nelerdir?
Ölümden korkmak gerekir mi?

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Rainbow 2071
  • Fozyum
  • Bilge Çinkılınç
  • Semih
  • Yusuf

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%40 (2)
8
%0
7
%40 (2)
6
%0
5
%0
4
%20 (1)
3
%0
2
%0
1
%0