Felsefenin Kısa TarihiNigel Warburton

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.114
Gösterim
Adı:
Felsefenin Kısa Tarihi
Baskı tarihi:
Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
360
ISBN:
9786051711171
Kitabın türü:
Çeviri:
Güçlü Ateşoğlu
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Felsefe gerçekliğin doğası ve nasıl yaşamalıyız sorularıyla başlar. Felsefenin Kısa Tarihi, görünüş ve gerçek, benliğin doğası, tanrının varlığı ve hem birey hem de toplumun bir üyesi olarak nasıl yaşamamız gerektiği gibi felsefenin ana temalarına odaklanıyor. 2000 yıllık Batı felsefesini Sokrates'ten hayvan hakları hareketine kadar ana hatlarıyla sunuyor. Warburton çoğumuzun gözünü korkutan ve anlaşılmaz bulduğu felsefeyi herkesin anlayabileceği ve günlük hayatında kullanabileceği bir konu haline getiriyor. Batı felsefesinin büyük düşünürlerini kronolojik sırayla tanıyacağınız, zevkle okunacak mükemmel bir giriş kitabı.

Batının düşünce tarihiyle ilgilenmek isteyenler için en uygun başlangıç noktası.
-Publishers Weekly-

Felsefe öğrenmek isteyenler için paha biçilmez bir klasik. Felsefenin sanıldığı kadar karışık ve zor olmadığını, tam tersine güzel bir zihin alıştırması olduğunu kanıtlıyor.
-Oxford Times-

Batı felsefesi tarihinde bir gezinti, öğretici ve eğlenceli.
-Sacramento News and Review-
(Tanıtım Bülteninden)
İnsan düşünen bir hayvandır. İnsan politik bir hayvandır. İnsan deneyen bir hayvandır. İnsan düpedüz hayvandır. İnsan doğası gereği bencildir. İnsanın özü yoktur. İnsan özgür doğar oysa her yerde zincire vurulmuştur. Duyularımıza asla güvenemeyiz. Düşünüyorum öyleyse varım. Ben varsam, ölüm yok; ölüm varsa, ben yokum. Tanrı vardır. Tanrı yoktur. Tanrı’nın varlığı ve yokluğu bilinemez. Büyük büyük dedelerimizin soyu maymundan gelmiş olabilir. Rüyalar bilinçdışına giden kral yoludur. Vs. vs. Felsefenin Kısa Tarihi, bu çıkarımları temel alan düşünürlerin felsefelerine adı gibi kısaca değinen, anlaması çok kolay bir felsefe kitabı. O yüzden felsefe okumak istiyorsanız giriş kitabı olarak rahatça seçebilirsiniz. Bu kitabın ardına Sofie'nin Dünyası adlı kitabı okursanız felsefeye sağlam bir giriş yapmış olursunuz. Ben tam tersini yaptım tabii ayrı bir şey.

Milattan bilmem kaç yıl önce yaşamış birçok düşünür vardır. Ama ister felsefe kitapları olsun ister felsefeyle ilgili diğer dokümanlar olsun Sokrates’ten önceki düşünürlere fazla yer vermezler. Sebebi yaşadığı döneme damga vurmuş olmasıdır. Felsefesinin temeli akıl yürütmeye ve soru sormaya dayanır. Sorduğu sorularla insanların bildikleri şeyleri gerçekte bilmediklerini kanıtlıyordu. Anlayacağınız tek bildiğimiz hiçbir şey bilmediğimizdi. Sokrates’ten sonra o döneme damga vuran varsa, sizin de aklınıza gelmiştir, kesinlikle Platon’dur. Duyularla değil de düşünme yoluyla gerçeklere ulaşabileceğimizi savunuyordu. Görünüşle gerçek arasındaki farkı anlatmak için mağara örneğini kullanmıştır. Mağaranın girişine arkası dönük olarak zincirlenen kişiler duvara yansıyan gölgelerini gerçeklik sanırlar ama bu görünüştür, bir kişi zincirini kırıp mağaranın dışına çıkarsa gerçeği o zaman görecektir. Buradan hareketle Platon’un felsefesinden çıkaracağımız temel sonuç görünüşlerin aldatıcı olduğudur. Yine o döneme damga vurmuş bir düşünür daha var: Aristoteles. Aristoteles insanları felsefeye iten şeyin ‘nasıl yaşamalıyız, nasıl iyi bir yaşama sahip olabiliriz?’ sorularına cevap aramak olduğunu savunuyordu. Aristoteles bu soruların cevabını gerçek mutluluğu aramak olarak vermişti. Yani haz dediğimizden şeyden tamamen ayrı mutluluğu( bkz. #13562361).

Düşünceleriyle insanları etkileyen her filozofu buraya yazmak çok mantıksız olacağından sadece birkaç tanesini seçip yazmayı tercih ediyorum. Bu dediğim gerçekten doğru mu? Ya tercih ettiğimi düşünürken başka bir şey yapıyorsam. Ya da bunları tamamen başkası yazıyorsa? O yüzden duyularımıza güvenemeyiz diyor Pyrrhon. Duyularımız bizi sıkça aldattığı için her şeyden şüphe etmeliyiz diye de ekliyor. Madem duyularımıza güvenmememiz lazım o zaman şüphe edip edemeyeceğimize nasıl güvenebileceğiz? Duyularımız bizi ne kadar aldatsa da her şeyden şüphe etmenin insan akıl sağlığı için iyi olmadığını düşünüyorum. Descartes de bu görüşe yakın sayılabilecek bir görüşü savunuyordu: Doğru olmama ihtimali olan bir şeye doğru demeyin. Bu görüş onu insan varlığını açıklamaya itiyordu. Cevabı çok basit: Düşünüyorum, öyleyse varım.

Felsefede en çok kafa yorulan konu belki de Tanrı’nın varlığıydı. Kimisi Tanrı vardır, kimisi yoktur, kimisi varlığı yokluğu bilinemez, kimisi Tanrı varsa birden fazladır, kimisi de tanrı doğadır gibi çıkarımlara varmıştı. Blaise Pascal da bu konuya kafa yormuştu. Pascal’ın düşüncesi, felsefi açıdan bakarsak, gayet sağlam bir düşünce bana göre. Kısaca, Tanrı varmış gibi yaşamanın insan için yararlı olduğu temeline dayanıyordu. Böyle bir durumda eğer Tanrı gerçekten varsa sizin için bu iyi bir durumdur. Eğer Tanrı yoksa fazla bir şey de kaybetmeyeceksiniz. Kendi deyimiyle: Kazanırsanız her şeyi kazanacaksınız, kaybederseniz de hiçbir şey kaybetmeyeceksiniz. Bizim deyimizle açıklamak gerekirse: Aşağı tükürsem sakal, yukarı tükürsem bıyık gibi bir durum. (Farklı bir anlam çıkmaması için deyimi iki davranış, iki kimse, iki karşıt şeyin aynı olması anlamında kullandığımı belirtmek isterim.)

İnsan özgür müdür? Varoluşun gayesi var mıdır? Yine bu konularda da fikir üretmiş çok düşünür var. J. J. Rousseau “İnsan özgür doğar oysa her yerde zincire vurulmuştur,” diyor. Yine kendisi bir yasaya itaat etmenin toplumun yararına olduğunu kavrayamayan kişi özgür olmaya zorlanmalıdır görüşünü ortaya atıyor. Aradaki çelişkiyi siz de fark ettiniz. Kendisi işin içinden özgür olmaya zorlanan kişi daha özgür hale gelir diyerek çıkmış. J. P. Sartre göre burada olmamızın, yani varoluşumuzun, herhangi bir nedeni yoktur(bana göre var), kişi ne yapmak ve ne olmak istediğini seçmekte özgürdür. Bende bundan hareketle, kişi istediği şeyi seçmekte özgürse, soruyorum: Kişi doğruluğunu sorgulamış veya sorgulamamış bir şeyi seçiyor, başka bir kişi de bu seçimi eleştiriyor diyelim. Eee kişi istediğini seçmekte özgür, bu halde kendini seçimini yapmış kişiyi eleştirmek nedir? Cevabını da ben vereyim bu da bir seçimdir. Ben de bu kitabı okumayı seçtim ve okudum. Güzel, keyifli bir kitaptı. Okumak isteyen arkadaşlara iyi okumalar.
Gerçek anlamda muazzam bir kitap okudum. Zaman zaman beyninizin koridorlarında sıkıştığınızı hissedeceksiniz. Konu felsefe olunca ve burada en önemli filozofları okuyor olacağınız için bunu baştan kabul edin. Ama sanıldığının aksine kitabın her yeri paradokslardan oluşmuyor. Belki biraz Hegel'in kayıp dünyasında dolaşmak sizi bir parça zorlayacaktır. Ve bazen anlaşılması zor olan Nietzsche (zaten genelde hayatı anlatılmış) sizi farklı kulvarlara taşıyacaktır. Felsefi akımda bütün filozofların birbirlerinden etkilendiğini söylemek şüphesiz bu kitabı okuyan için çok kolay bir söz haline geliyor. Zaten kitapta her fırsatta bu dile getirilmiş. Tabi burada E. Kant, Hegel ve diğerleri bazen sizi çelişkiye düşürebilir. Şahsen zihnimin çoğu yerde değil belki ama bazı yazarlarda beni çok zorladığını söylemek istiyorum. Her şeyi de anlamak zorunda değilsiniz. :) Bazı yerleri bu yüzden hızlı okuyup geçtim. Ama kitap, gerçekten bir hazine niteliğinde. Felsefenin soğuk duvarlarından korkanlar veya tereddüt edenler bu kitabı rahatlıkla eline alıp okuyabilir. Felsefenin F'sinden anlamayan ben için çok iyi bir başlangıç seviyesi olduğunu söylemeden geçemem. Ha! bu arada artık ciddi bilgi sahibiyim. O kitabı okumadan önceydi. :) Keyifli okumalar :)

Benzer kitaplar

Felsefeye giriş sayılabilecek, yalın bir dille yazılan, filozoflar ve argümanlarını örneklerle 7-8 sayfada anlatan müthiş bir kitap okudum. Bu türe, kavranılması güç, karışık olması sebebiyle biraz soğuk bakıyordum. Okuduğumda da çabuk sıkılıyordum doğrusu.
Sokrates'le başlayan felsefe tarihi Peter Singer'le son buluyor. dağınık bilgiler bu kitapla yerini bulabilir. Soyutluk olmamasının yanı sıra, okuduğum süre zarfında zevk aldığımı fark ettim. Gerçekten çok iyi derlenip özetlenmiş, fazlasına veya azına gerek duymuyorsunuz.
Batı felsefesinin büyük düşünürlerini kronolojik sırayla, günlük hayatta kullanabilceğimiz şekilde anlayacaksınız. Felsefe tarihini baz alan bir kitap okumayı düşünüyorsanız bence Warburton'un bu eserini mutlaka tercih etmelisiniz.
Mutlaka okunması gereken. bir kitap tarihe damgasını vuran filozofların düşünceleri özetlenmiş. gayet akıcı ve güzel bir üslupla aktarılmış bir kitap üstelik sıkılmadan okunacak kitaplardan biri.
Ayrıca kitabın eğlenceli kapağı ve kapağın üzerindeki "varoluş hiç bu kadar eğlenceli olmamıştı" sloganı ile sizi davet ediyor.
Tavsiye edeceğim yegâne kitaplardan biri.
Güzel okumalar dilerim
Kitap adından da anlaşıldığı üzere kronolojik sırayla tarihe adını yazdırmış ünlü düşünürlerin hayatları ve düşünceleri hakkında bilgiler veriyor. Bunları basit bir dille ve kısa hikayeler şeklinde anlatıyor. Sıkılmadan okuyacağınız aynı zamanda çok şey öğreneceğiniz bir kitap.

Sokrates ile başlıyor. Platon, Aristo ile devam ediyor. Peter Singer ile bitiyor. Arada birçok kişiyi daha tanıyoruz. Toplam 40 bölümden oluşuyor. Bazı bölümlerde iki kişiyi aynı anda tanıyoruz. Her alandan sorular ile karşılaşıyoruz. Adalet, Mutluluk, İnanç, Din, Tanrı, Savaş, Bilim ve daha bir çok konu… Çoğunlukla bilgi verdiği için evde bulunması, ara ara okunması gerekiyor.

Ayrıca içinde Alan Turing ve Enigmadan da bahsedilmiş. Kesinlikle Enigma filmini de izlemenizi tavsiye ederim.

Siteye ilk kaydolduğum zamanlardaydı sanırım burada tanıştığım, felsefeyle ilgilenen bir arkadaşın tavsiyesi üzerine Sofie’nin Dünyasını okumuştum. O kitap kurgusal bir şekilde felsefenin tarihinden bahsetmesi ve sorgulamamı sağlaması ile beni felsefeye ısındırmıştı. Liseden kalan önyargılarımı yok etmemi sağladı. O zaman demiştim ki Felsefe ile ilgili kitapları okumaya devam edeceğim. Bu kitapta okuduğum 2. Felsefe kitabı oldu. Zamanla devamı da gelecektir. Felsefe sayesinde sorgulamanın ne olduğunu biliyoruz. Her zaman, her şeyi, kimin ne dediğine bakılmaksızın, milyonlarca insan doğru kabul etse bile sorgulamalıyız…
''Felsefe tarihini merak ediyorum ama sıkılırım diye çekimser kalıp bir türlü başlayamıyorum'' diye bir kez olsun bile düşündüyseniz, başlangıç için oldukça iyi bir eser. Hiç sıkılmayacağınızı rahatlıkla söyleyebilirim. Filozofların düşünceleri arasındaki geçişler ve sıralaması oldukça başarılı. Bir de Sofie'nin dünyasını okuduysanız, daha bir pekiştirici olacağını düşünüyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, keyifli okumalar dilerim.
Felsefenin her sorusuna değinen, soruların cevaplarını kendi içinde sorgulayan, insanın kendisinin düşüncelerine dahi sorgulatan bir kitap...
Felsefe çoğu insan için sıkıcıdır, olayları bunaltıcıdır. Fakat ben bu kitabı okurken ne sıkıldım ne de bunaldım. Kitabın konusu felsefe ile ilgilenen filozoflar. Bu nedenle yaşam felsefeleri, dine yaklaşımları, yazdıkları argümanlar, yaşadıkları aşklar, etkilendikleri düşünürler, ortaya attıkları düşünce deneyleri ve hayatlarından yansıyan daha ne varsa bu kitabın içinde. Hepsinin inandıkları veya inanmadıkları fikir akımları var. Onların inandıklarına inanmayan, inanmadıklarına inanan daha birçoğu yer alıyor. Bu yüzden felsefe kavramı filozofların arasında bazen zıtlıktan bazen de aynı tarafta olmaktan doğuyor. Kronolojik sırada yer almaları da geçmişten günümüze felsefenin varoluşundan itibaren geldiği noktayı gözle görülür bir şekilde vurguluyor. Sizin yapmanız gereken sadece bu kitabı alıp Sokrates'ten itibaren yaşananlara şahit olmak. Tabi şahit olmayı istemek bile sizin elinizde...
Böyle güzel bir eser çıkaran yazarın eline, emeğine, bilgisine sağlık...
Eveet,fazla uzatmayacağım bir inceleme ile karşı karşıyasınız sayın okurlar. Felsefeye merakı olan ve nereden başlayacağını bilemeyen bir benin BKM'de çalışan bir arkadaşın önerisi üzerine başladığım bu kitabı sonlandırırken duyduğum hazzı size aktarırken zorlanabilirim.
Filozofların düşünceleri nelerdir? Düşünme sanatını nasıl icra ediyorlar? Ve ben düşünmek istiyorum,hem de her şeyi! Doğruyu yanlışı,etik ve ahlaklı olanı,kabul edilebilir ve kabul edilemez olanı. Argümanları,düşünüş biçimleri ve yarattıkları at sineği etkisini. Hakikat nedir? Bildiklerimiz gerçekten bildiğimizden ibaret midir? Bunlar birer yanılgı mı? Duyguları kontrol etmek ve tasaya yer bırakmamak mümkün mü? Hangi argümanlara hangi tezleri çürütmek için başvuruldu? Diyalektik nedir ve neden gereklidir? Seçimlerimiz bizden ibaret mi? Gerçekten dil sürçmesi ve rüyalarımız bizim saklı dünyamız mı?Maymundan evrildik mi? Tanrı nedir ve tanrı figürüne ihtiyacımız neden vardır? Teoloji ve felsefe neden bu kadar ilişkili? Nietzsche neden tanrıyı öldürdü?
İşin özü Batı felsefesi tarihini kronolojik olarak okumak ve düşünürlerine fikirlerine "kısaca" göz atmak için çerez niyetine keyiflik bir kitap.
Bol düşünmeler dilerim..
İncelememe başlmadan önce kitabı alış hikayemi anlatmak isterim.İlk başta kitap isminden dolayı beni biraz korkuttu dışındaki basit resimler falan sanki felsefe kitabı değilmişde bi çocuk kitabıymış gibiydi.Beklediğim gibi bir kitap olmayacak zannetmiştim ama yazara Nigel Warburton 'a teşekkür etmek istiyorum yazar gerçekten çok iyi iş çıkarmış.

Şimdi geçelim kitabımıza kitapta belli başlı filozoftan bahsetmiş yazar her filozof için 6-7 sayfayı geçmeyecek şekilde bölümler yazmışki bu sayede okuyucunun kafası karışmıyor bi felsefe yağmuru altında kalmıyor.Kısa ve öz bir şekilde yazar felsefeye temel atmak isteyenlere yönelik yazmış kitabı sanki okurken hiç sıkılmadım.

Her bölümün başına filozof ile alakalı başlıklar koymuş (Mesela sokratesin başlığı Soru Soran Adam)bu benim ayrı bi hoşuma gitti çünkü tam yerinde başlıklar olmuş.Kitapta verilen bilgiler okuyucuyu sıkmayacak şekilde ve anlaşılır yazılmış.Kitabın dilide sade ve anlaşılır gereksiz laf kalabalığı yapmamış yazar.Felsefeye ilgi duyanlar için başlanılabilecek bir kitap olduğunu düşünüyorum.
Felsefeyi sevmeyenler için iyi bir başlangıç olabilir. Aman aman bir şey öğretmez. Sizi yetkin olmaya adım da attırmaz ama kafa dağıtmak için okunabilir. Zira Nigel(Naycıl) Abi'nin dili gayet iyi.
Felsefe tarihini basit bir dille anlatmış. Ancak başlangıç için Sofie'nin Dünyası daha kapsamlı ve daha çok tercih edebileceğim bir kitap.
Felsefe tarihi ve filozoflara bakış acinizi değiştirebilecek bir kitap. Sayfalarca anlatılacak düşünceleri kısa ve özet şeklinde sunması okuyucu için büyük bir kolaylık
Yaşamdan aldığımız hazzı artırmanın yollarını aramak yerine, daha iyi bir insan olmaya ve doğru şeyleri yapmaya çalışmalıyız. Yaşamı daha iyi kılan şey budur.
Eğer dünyada gerçek adalet olsaydı, bir yanda elindeki çok fazla parayı nasıl harcayacaklarını bilmeyenler varken, bir yanda da açlık çeken çocuklar olmazdı.
Nigel Warburton
Sayfa 330 - Alfa Yayınları
İnsan olmakla birlikte gelen sorumluluğun yüklediği ağırlıktan kurtulmanın herhangi bir yolu yoktur.
Nigel Warburton
Sayfa 291 - Alfa Felsefe
İyi olmak, aklını kullanan her insanın kendi seçimleri aracılığıyla ulaşması gereken bir şey olmalıdır.
Nigel Warburton
Sayfa 176 - Alfa Felsefe

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felsefenin Kısa Tarihi
Baskı tarihi:
Temmuz 2015
Sayfa sayısı:
360
ISBN:
9786051711171
Kitabın türü:
Çeviri:
Güçlü Ateşoğlu
Yayınevi:
Alfa Yayıncılık
Felsefe gerçekliğin doğası ve nasıl yaşamalıyız sorularıyla başlar. Felsefenin Kısa Tarihi, görünüş ve gerçek, benliğin doğası, tanrının varlığı ve hem birey hem de toplumun bir üyesi olarak nasıl yaşamamız gerektiği gibi felsefenin ana temalarına odaklanıyor. 2000 yıllık Batı felsefesini Sokrates'ten hayvan hakları hareketine kadar ana hatlarıyla sunuyor. Warburton çoğumuzun gözünü korkutan ve anlaşılmaz bulduğu felsefeyi herkesin anlayabileceği ve günlük hayatında kullanabileceği bir konu haline getiriyor. Batı felsefesinin büyük düşünürlerini kronolojik sırayla tanıyacağınız, zevkle okunacak mükemmel bir giriş kitabı.

Batının düşünce tarihiyle ilgilenmek isteyenler için en uygun başlangıç noktası.
-Publishers Weekly-

Felsefe öğrenmek isteyenler için paha biçilmez bir klasik. Felsefenin sanıldığı kadar karışık ve zor olmadığını, tam tersine güzel bir zihin alıştırması olduğunu kanıtlıyor.
-Oxford Times-

Batı felsefesi tarihinde bir gezinti, öğretici ve eğlenceli.
-Sacramento News and Review-
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 507 okur

  • İA
  • Tufan ALTINTAŞ
  • Nobody
  • Ömer Akgün
  • Neyzen Tevfik
  • Oğuzhan Yücel
  • Neriman Esen
  • Gülfem Rana Öztokatlı
  • Okur yazar
  • Hasan Atar

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.7
14-17 Yaş
%4
18-24 Yaş
%27.5
25-34 Yaş
%34.2
35-44 Yaş
%16.1
45-54 Yaş
%9.4
55-64 Yaş
%0.7
65+ Yaş
%1.3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%47
Erkek
%53

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20.2 (44)
9
%25.7 (56)
8
%28.9 (63)
7
%16.1 (35)
6
%7.3 (16)
5
%0.9 (2)
4
%0.9 (2)
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları