Felsefenin Öyküsü -1 Yunan ve Ortaçağ Felsefesi

·
Okunma
·
Beğeni
·
75
Gösterim
Adı:
Felsefenin Öyküsü -1 Yunan ve Ortaçağ Felsefesi
Baskı tarihi:
1 Ocak 2008
Sayfa sayısı:
389
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758408078
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İzdüşüm Yayınları
Felsefe Profesörü Frank Thilly'nin "Felsefenin Öyküsü" kitabı yayınlandığı tarihten itibaren, başvuru kaynağı ve metin olarak popülerliğini koruyor. Thilly'nin çalışmaları, çıkış noktası, kapsamı ve izlenen belirli nitelikler açısından geçerliliğini devam ettiriyor. Bunun temel nedenlerinden biri onun felsefe tarihi konusuna yaklaşımının, nesnel bur tutum içinde gerçekleşmesidir. O, tarihsel gelişim konusunda dogmatik yorumlamalardan uzak durmuştur. Thilly, felsefecilere kendilerini anlatmaları için 8 olanak tanımıştır ve onun bir dizge olarak oluşturduğu bilgiler şimdiye dek en az eleştiri alan çalışmalar olmuştur. Kitabın önemli bir özelliği, düşünürlerin, felsefe akımları içindeki yerlerinin önem oranlarına uygun olarak sunulmasıdır.
Sefa Akgül
Sefa Akgül Felsefenin Öyküsü -1 Yunan ve Ortaçağ Felsefesi'ni inceledi.
389 syf.
·5 günde
Kitap, erken dönem yunan felsefesinin çıkış noktası ve gelişimi, presofistik felsefenin gelişimi, töz sorunu, değişim sorunu, sofistler çağı, Sokrat dönemi, platon, Aristo, epikürüscülük, stoacılık, septisizm, yeni platonculuk, gibi konulardan temellenerek ortaçağ felsefesi hakkında bilgiler sunuyor. Bunun yanı sıra, 13. yüzyıldan sonra skolastizmin çöküşüne dair faydalı bilgileri de bulabilirsiniz, kitapta.
Herakleıtos, "aynı nehirde iki kez adım atamazsınız" der. Çünkü ikinci adımı atana kadar sular akmaya devam etmiş, diğer sular gelmiş, her şey değişmiştir.
Tanrısal düşüncelerin keşfedilmesi, çeşitli fenomenlerin nasıl meydana geldiğinin bilinmesi, rüzgarları ve suları yaratanın kim olduğunun saptanması insana pratik yaşam açısından ne gibi faydalar sağlayabilir? Bunları öğrenenler bu oluşumları yönlendirebilecek ya da kendi gereksinimleri doğrultusunda kullanabilecekler mi?
Asıl, inançlılık nedir? İnançsızlık nedir? Doğru olmak ve doğru olmamak ifadeleri ile anlatılmak istenen nedir? Korkaklık nedir?... gibi sorular sorup "pratik yaşam"la ilgilenmeliyiz. (Sokrates)
Felsefe tarihi varoluş sorununu çözmek için, ya da dene­ yim dünyamızı bizim kendimize anlaşılır kılmak için yapıl­ mış olan farklı girişimlerin bağıntılı bir açıklamasını vermeyi amaçlar.
Mantıksal insan düşüncesinin en erken başlangıcından günümüze dek gelişiminin öyküsüdür; felsefi kuramların salt zamandizinsel bir sıralaması ve açımlaması değil, ama bunların birbirleri ile, içinde üretildikleri zamanlar ile, ve on­ ları sunan düşünürler ile ilişkileri içinde bir incelemesidir. Her düşünce dizgesi az çok içinde doğduğu uygarlığa, önce­ ki dizgelerin özyapılarına ve yazarının kişiliğine bağımlıy­ ken, o da kendi payına çağının ve onu izleyerek çağların an­ layış ve kurumlan üzerinde gizil bir etki uygular. Felsefe ta­ rihi her dünya görüşünü kendi uygun çerçevesi içerisine yer­ leştirmeye, onu şimdisinin, geçmişinin ve geleceğinin ente­ lektüel, politik, ahlaksal, toplumsal ve dinsel etmenleri ile bağıntılamaya çabalamakdır. Aynca insan spekülatif düşün­ cesinin tarihindeki ilerleme çizgisini izlemeye, felsefe deni­ len zihinsel tutumun nasıl doğduğunu göstermeye, önerilen değişik soruların ve çözümlerin nasıl yeni sorulan ve yanıt­ lan kışkırttığını göstermeye, ve her bir evrede ne gibi bir iler­ leme yapılmış olduğunu belirlemeye çalışmalıdır.
Felsefi dizgeler kişisel, tarihsel ve kültürel bir boşlukta yer alan salt zihinsel etkinliğin ürünleri değildirler; tersine bireysel felsefi dehaların başarımlarıdırlar ki yalnızca yazarlarının huy ve kişiliklerini değil ama benzer olarak içinde ya­ şadıktan kültürel, tarihsel ve felsefi ortamı da yansıtırlar. Her dizge onun hem öğretisel önemini hem de yapısal örgütlenmesini belirleyen sayısız etkinin yakınlaşma noktasıdır. Bu etkilerden kimileri salt entelektüel ve felsefidir bir felsefeci bilinçli ya da bilinçsiz olarak felsefesine ona felsefi öncelleri tarafından aktarılan anlayış ve öğretileri kattığı ve onları mantıksal tutarlık uğruna ya da ahlaksal, dinsel ve estetik deneyimin istemlerini doyurmak için değiştirdiği zaman olduğu gibi. Ancak bir felsefi dizgenin felsefe tarihçisinin gözardı edemeyeceği bir başka biçimlendiriri etkisi daha vardır, ve bu felsefecinin yaşamöyküsü tarafından ve içinde felsefe­ nin doğduğu toplumsal ve kültürel bağlam tarafından belir­ tildiği biçimiyle kişiliğini içerir. Şu soru sorulabilir:"Neden belli bir felsefeci, ayırıcı bir yapı ve düzenlemeye sahip bir dizgeyi ortaya koyan böyle bir felsefe öğretisi oluşturabilmiştir?" Bu sorunun yanıtı iki doğrultu üzerinde ilerler: Bun­ ların biri dizgeyi meydana getiren kişisel ve kültürel unsurların sıralamasını içermektedir; diğeri ise düşünürün konu­ munu kabullenişirıi ortaya koyan ayıncı felsefi düşünce ya­ pılandır. Bir dizgenin "açıklama"sı bu iki türü karşılıklı ola­rak tamamlayıcıdır ve felsefenin herhangi bir tarihsel dizge­sinin anlaşılabilmesi için her ikisi de gereklidir.
Bir felsefenin kişisel motivasyonu ve tarihsel yaratılış, fel­sefi anlam ve mantıksal düzenlemeler için önemli ipuçları olarak görülmektedir.
Bir felsefenin yorumlamasının tarihsel ve genetik türü, genel olarak yaşam öyküsel, toplumsal, politik ve kültürel et­kilerin büyük karmaşasını çözmeye yöneliktir. Felsefe alanında kişisel unsurların da büyük bir önemi bulunmaktadır. Bireysel bir beyinin yaratıcı düşüncesi, herhangi bir grup bi­lincinin oluşumunda önemli bir katkıda bulunabilmektedir. Felsefe dizgesi bireysel başarıların ötesinde bir yapıdır. Bi­limsel kuram ve teknolojik buluşlar çoğunlukla işbirliğinin bir sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Nevvton'un ya da Einstein'ın yaşamöyküleri yerçekimi kanunu ya da görecelilik kuramının anlaşılması konusunda çok fazla önem taşımaz. Ancak Spinoza'nın pantastik naturalizmi (kamutanrısal doğalcılığı) ya da Schopenhauer'in voluntaristik idealizmi, eğer oluşturucularının kişiliklerinden soyutlanırsa görünümlerinden çok şey kaybederler. Bir felsefe dizgesi, oluşturucusunun kişiliğini yansıtmaktadır ve bu dizgenin anlamı yalnızca bu bireysel kapsam içinde düşünüldüğüde tam olarak anlaşılabilir. Bu bakış açısıyla göz önünde tutulduğunda, felsefi dizgeler bilimsel kuramlar ya da teknoloji ve buluş ürünlerinden çok, sanatsal, müzikal ve edebiyat yaratım ürünleri ve din ve törel dizgelere daha yalandır.
Felsefenin verilen tarihsel dizgenin, toplumsal ve kültürel oluşumların karmaşık çözümlemelerinde, aşağıdaki temel maddeler görülmektedir:

1. Felsefecinin içinde yaşadığı güncel politik durum, onun felsefesini belirlemektedir.

2. Toplumun ekonomik ve toplumsal çerçevesinin genel yapısı, birey olarak felsefecinin içinde bulunduğu çerçeveyi yansıtmaktadır.

3. Din, ahlak, bilim, sanat ve teknolojinin o dönemdeki ya da daha önceki tarihsel çağlardaki durumu, felsefe dışındaki bu yapının etkisi de göz önünde tutulmalıdır.

4. Dönemin felsefi kuramları, birey olarak felsefeci üzerinde etkide bulunmaktadır.

Geçmiş ve çağdaş felsefi gelenekler, hareketler ve bireysel dizgeler, bireysel felsefecilerin kültürel ve zihinsel çevrelerinin parçası konumundadır. Toplumsal, politik, bilimsel ve sanatsal miraslar bu açıdan önem taşımaktadır.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felsefenin Öyküsü -1 Yunan ve Ortaçağ Felsefesi
Baskı tarihi:
1 Ocak 2008
Sayfa sayısı:
389
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758408078
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İzdüşüm Yayınları
Felsefe Profesörü Frank Thilly'nin "Felsefenin Öyküsü" kitabı yayınlandığı tarihten itibaren, başvuru kaynağı ve metin olarak popülerliğini koruyor. Thilly'nin çalışmaları, çıkış noktası, kapsamı ve izlenen belirli nitelikler açısından geçerliliğini devam ettiriyor. Bunun temel nedenlerinden biri onun felsefe tarihi konusuna yaklaşımının, nesnel bur tutum içinde gerçekleşmesidir. O, tarihsel gelişim konusunda dogmatik yorumlamalardan uzak durmuştur. Thilly, felsefecilere kendilerini anlatmaları için 8 olanak tanımıştır ve onun bir dizge olarak oluşturduğu bilgiler şimdiye dek en az eleştiri alan çalışmalar olmuştur. Kitabın önemli bir özelliği, düşünürlerin, felsefe akımları içindeki yerlerinin önem oranlarına uygun olarak sunulmasıdır.

Kitabı okuyanlar 10 okur

  • Sefa Akgül
  • Eren
  • Eylül
  • Mehmet Yaşar Özkan
  • Kör Kayıkçı
  • Yeşim p
  • Ertan YAVUZ
  • Seçil cilek
  • Arif
  • Hüseyinloi

Kitap istatistikleri