Felsefi ve Teolojik Açıdan Mucize

·
Okunma
·
Beğeni
·
279
Gösterim
Adı:
Felsefi ve Teolojik Açıdan Mucize
Baskı tarihi:
Aralık 2011
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055378127
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Rağbet Yayınları
Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyet gibi monoteist dinlerin önemli unsurlarından birisi olan mucize, vahyi doğrulamak üzere müracaat edilen bir delil olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dinlerin kutsal kitapları incelendiğinde, genellikle onların teolojik öğretilerini desteklemek için tabiatüstü durumların anlatıldığı olaylara yer verdikleri rahatça görülebilir ve onların peygamberlerine
atfedilen mucizevî olayların, ‘kutsal’la ilgili temel eğilimlerini belirlediği söylenebilir.

Mucize konusu, teolojik düşünce içerisinde her zaman varlığını devam ettirmiş olan bir konudur. Olağanüstü olgu ve olayların, başta Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm gibi monoteist dinlerin yanısıra politeist dinler de dâhil olmak üzere birçok dinin kurucusu ve peygamberinin hayatlarında önemli bir yer kapladığı görülebilir. Kanaatimizce bu durumun temel nedeni, sıra dışı iddiaların
sıra dışı kanıtlar gerektirdiği, dolayısıyla dinlerin sahip olduğu ‘kutsal’ fikri ve ‘aşkın varlık’ inancının mucizevî nitelikli olaylara inanma eğilimini artırmakta olduğudur. Bu anlamda mucizelerin, başta teolojik ve felsefî olmak üzere psikolojik, sosyo-kültürel ve tarihî birçok yönünün olduğu söylenebilir. Mucize problemi din felsefesinin önemli problemlerinden biridir. Teolog ve
filozoflar bu problemi birçok açıdan değerlendirmişlerdir. Mucize genel olarak Tanrı’nın belli hakikatleri bildirmek için âlemde bulunan kanunlara sıradışı ve olağanüstü bir müdahalesi olarak anlaşılmaktadır. Bu çalışmada mucizeler felsefî ve teolojik açıdan değerlendirilmeye çalışılmaktadır. Felsefî değerlendirmenin yapıldığı bölümde mucizelerin tabiat kanunları ile olan ilişkisi
ve mucizelerin tarihi bir olay olarak nasıl değerlendirilebileceğini tartışılmaktadır. Teolojik değerlendirmenin yapıldığı bölümde ise mucizeyle vahiy,ahlâk ve dinî tecrübe kavramlarının ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmaktadır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
...mucize türünden olaylara bilgisiz ve iptidai milletlerde sıkça rastlanmaktadır. Aydınlanmış çağlara yaklaştıkça ise olağanüstü şeylere inanma azalmaktadır.
Yaşamım boyunca yalnız bir kere hayalet gördüm. Buradaki ilginçlik, hayalet görmemden önce hayaletlerin varlığına inanmayışımdı. Fakat onları gördükten sonra hala hayaletlere inanmıyorum. Gördüğüm şeyin bir illüzyon veya sinir hücrelerimin bir oyunu olduğunu düşünüyorum. Görmek inanmak değildir.
İslam peygamberi Hz. Muhammed(sav) mucize istekleri karşısında, “Hidayet Allah’tandır. Ben yalnızca bir uyarıcıyım” yanıtını vermiştir. Kuran’ın bu konudaki tavrı yalnızca Hz. Muhammed(sav) ile sınırlı değil, bütün peygamberlerle ilgili bir durumdur. Bu tavırdan anlaşılan, peygamberlerin nihai gayesinin mucize göstermek suretiyle öğretilerini doğrulamak olmadığıdır. Onlar asla mucizelerin gölgesi altına sığınarak yaşayan, başı sıkıştıkça mucizelere başvuran, hayatlarına mucizelerin yön verdiği insanlar olmamışlardır.
...Dolayısıyla mucizeye iman için gerekli olan tek şey bir yüce Tanrı fikri ve ona imandır. Buna sahip olan bir kimsenin ise vahyi kabul etmesi için mucizeye ihtiyacı yoktur.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Felsefi ve Teolojik Açıdan Mucize
Baskı tarihi:
Aralık 2011
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055378127
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Rağbet Yayınları
Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâmiyet gibi monoteist dinlerin önemli unsurlarından birisi olan mucize, vahyi doğrulamak üzere müracaat edilen bir delil olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu dinlerin kutsal kitapları incelendiğinde, genellikle onların teolojik öğretilerini desteklemek için tabiatüstü durumların anlatıldığı olaylara yer verdikleri rahatça görülebilir ve onların peygamberlerine
atfedilen mucizevî olayların, ‘kutsal’la ilgili temel eğilimlerini belirlediği söylenebilir.

Mucize konusu, teolojik düşünce içerisinde her zaman varlığını devam ettirmiş olan bir konudur. Olağanüstü olgu ve olayların, başta Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslâm gibi monoteist dinlerin yanısıra politeist dinler de dâhil olmak üzere birçok dinin kurucusu ve peygamberinin hayatlarında önemli bir yer kapladığı görülebilir. Kanaatimizce bu durumun temel nedeni, sıra dışı iddiaların
sıra dışı kanıtlar gerektirdiği, dolayısıyla dinlerin sahip olduğu ‘kutsal’ fikri ve ‘aşkın varlık’ inancının mucizevî nitelikli olaylara inanma eğilimini artırmakta olduğudur. Bu anlamda mucizelerin, başta teolojik ve felsefî olmak üzere psikolojik, sosyo-kültürel ve tarihî birçok yönünün olduğu söylenebilir. Mucize problemi din felsefesinin önemli problemlerinden biridir. Teolog ve
filozoflar bu problemi birçok açıdan değerlendirmişlerdir. Mucize genel olarak Tanrı’nın belli hakikatleri bildirmek için âlemde bulunan kanunlara sıradışı ve olağanüstü bir müdahalesi olarak anlaşılmaktadır. Bu çalışmada mucizeler felsefî ve teolojik açıdan değerlendirilmeye çalışılmaktadır. Felsefî değerlendirmenin yapıldığı bölümde mucizelerin tabiat kanunları ile olan ilişkisi
ve mucizelerin tarihi bir olay olarak nasıl değerlendirilebileceğini tartışılmaktadır. Teolojik değerlendirmenin yapıldığı bölümde ise mucizeyle vahiy,ahlâk ve dinî tecrübe kavramlarının ilişkisi ortaya konulmaya çalışılmaktadır.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Şeyma
  • Umut

Kitap istatistikleri