·
Okunma
·
Beğeni
·
6797
Gösterim
Adı:
Filin Yolculuğu
Baskı tarihi:
Aralık 2012
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054764853
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Viagem do Elefante
Çeviri:
Pınar Savaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Kıta Avrupası'nın en batısından, Lizbon'dan Viyana'ya doğru yola çıkan bir fil ile bakıcısı yoksul Subhro'nun ve bu tuhaf yolculuğun hikâyesidir Filin Yolculuğu. 16. yüzyılda, Portekiz kralı III. João, kuzeni Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Maximilian'a hediye olarak gönderir fil Süleyman'ı. Süleyman ile Subhro, yanlarında kendilerine eşlik eden Portekiz kralının korumaları ve yardımcı ırgatlarla zorlu yolculuklarına başlarlar. Portekiz'i, İtalya'yı, Alpler'i geçerken hayatlarında ilk kez bir Hintliyle karşılaşan, ilk kez bir fil gören köylüleri ve kasabalıları şaşırtır ve etkilerler. Yolculuğun ikinci bölümünde bizzat İmparator Maximilian ve karısı Maria tarafından karşılanır ve Viyana'ya onlarla birlikte giderler. José Saramago'nun bu en eğlenceli romanında, fil terbiyecisi Subhro'nun erdemi, pasifist felsefesi ve yaşama bakışındaki doğallık ve Süleyman'ın emir kabul etmeyen doğası, yolculuğun ritmini belirlerken, insanların ruhlarında değişimlere yol açar. Hinduizm, mistisizm ve Hıristiyanlık hikâyeleriyle, mucizelerle renklenen romanda Süleyman ve Subhro'nun dokunduğu insanlar, kilisenin söz verdiği türden bir mucizeyle karşılaşmazlar ama bu yabancılar onların ruhlarında derin izler bırakır. Saramago her zamanki ince mizahıyla, muhteşem metaforlarıyla ve insana dair gözlemleriyle olağanüstü bir yolculuğu anlatıyor.
(Tanıtım bülteninden)
200 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Saramago rüzgarına, Filin Yolculuğu uçurtmasıyla katılmam iyimiydi bilemiyorum çünkü bu okuduğum ilk kitabı. Deneyimli okur arkadaşlardan daha çok Kabil ya da Körlük ile başlamam gerektiği konusunda tavsiyeler gelmişti. Etkinlik yapılınca elimdeki ilk edindiğim kitabıyla başladım. Diğerleri de aklımda.
Değişik bir tat, yazım tekniği, anlatım biçimi donanmış Jose Saramago. Muzip, esprili diliyle, kitabı hoşlanarak okudum. Okurken gülümseten bir yazar bence iyidir. Dilbilgisisavar bir duruş ve virgül zebil bir yazarla karşı karşıya kaldım :) Sadece Nokta ve virgül haricinde işaretler dünyasıyla görüşmeyi tercih etmiyor Saramago. Konuşma çizgilerini de kullanmaması sayesinde diyalogları bazen birbirine dolandırdım, okuyup alışkanlık kazandıkça ısrarla olmalıydı o çizgiler takıntım silindi benim kafamda...
Hikaye, Süleyman adında hediye bir fil ve onun alter egosu olan terbiyecisi Subhro'nun Portekiz'den başlayıp, Viyana'da son bulan Krallararası yolculuğunu anlatıyor. Bu yolculuk kimi zaman zorlu, kimi zaman eğlenceli, kimi zaman da çetrefilli geçiyor. Süleyman bu yolculukta ağır cüssesiyle oldukça yavaşladığında, semirdiği saman balyalarıyla, yaptığı siestalarla ve Subhro'nun sıcak kollarıyla direnecek gücü buluyor. Alplerdeki birkaç serseri kar tanesini saymamayı tercih ediyor yazar...
Saramago hikayenin içinde durup bir de okuyucuyla da konuşuyor, bana da bir bak az söyleyeceklerim var der gibi. Politik eleştiriler savuruyor, krallığa, otoriteye, çok şey bildiğini zanneden rahiplere hatta Tanrıya bile. Tanrıdan mucize istemek gibi bir densizlik etmeyiz, en fazla bakire Meryem'in başını ağrıtırız, o mucize konusunda fena sayılmaz diyor :) İlk kez fil gören halkın duygularına tercüman olurken bile alaycı bir mizaha başvuruyor. Subhro' eğitimsiz, basit bir fil terbiyecisi olmasına rağmen, çoğu yerde ve çoğu kişiye akıllıca, bilmiş, biraz da ukalaca konuşturuyor. Yazar alt tabakadan gelen bu karaktere renkli özellikler ekliyor ki, hikaye cazip hale gelsin, yoksa Subhro sıradan bir adam gibi sadece filin yemini, suyunu verip, bakımını yapsın. En iyi dersleri basit insanlardan öğrendiğimize kuşku yok diye dile getiriyor yazar bunu.
Ben yazarı bu kitabıyla da hoş bir şekilde keşfetmiş bulundum. 1998 Nobel Ödülü alan bu gülümseten kitabı, Saramago sevenlere tavsiye edebilirim. Kitabın arkasındaki fotoğrafında gülümseyen yazar gibi ben de bir çok yerde gülümsedim.
200 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Saramago 'yu keşif sürecim " Mağara" adlı eseriyle başladı.
Yazarın kendine has tarzı: gerek noktalama işaretlerinden sadece nokta ve virgülü kullanması, gerek mizah anlayışı ve gerekse de son derece ustaca kullandığı metaforlar nedeniyle ilk aşamada bir hayli zor geldiyse de kitaba tutunmamda, ilerleyen sayfalarla birlikte yazarın dünyasına girebildiğimi, onun gözünden olayları görebildiğimi, mizah anlayışını ve üslubunu da çabucak kavradığımı fark ettim.
Zaten bir kitaba açılan kapıdan girebildiyseniz o kitabın size sunduğu tüm nimetlerden sonuna kadar faydalanırsınız.
Nitekim ben de öyle yaptım ve Saramago 'nun rehberliğiyle yeni düşünce biçimleri kazanmak, yaşamı çeşitli yönleriyle sorgulayabilmek, insan olmanın sorunsallığının farkına varabilmek için sırasıyla "Kopyalanmış Adam" , "Bilinmeyen Adanın Öyküsü" ve "Filin Yolculuğu" eserlerini okudum.
Büyük bir heyecan ve sabırsızlıkla diğer eserlerini de okuyabilme hasreti içerisindeyim.
Filin Yolculuğu 'nda da gördüğümüz üzere hepimiz bir yolculuk içerisindeyiz. Dünyaya geldiğimiz günden başlayıp dünyadan ayrılacağımız gün son bulacak olan bir yolculuk...
Bu yolculukta Fil ( Süleyman) gibi aşmamız gereken engeller, dayanmamız gereken olumsuz koşullar, geçmemiz gereken nehirler olacaktır. Ya da diz üzerine çöktüğümüz zamanlar olacaktır.
Önemli olan yolculuk sonunda varmamız gereken noktaya özgür irademizle ulaşabilmiş olmamız.
Her okurun bütünleştiği bir yazar vardır. Kuşkusuz kendi adıma bunun Saramago olduğunu söyleyebilirim.
Saramago okumak ; bilmektir, sormaktır, sorgulamaktır, anlamaktır, anlatmaktır, karşı koymaktır, fikir üretmektir...
Saramago okumak yeni bir hayat inşa etmektir.
Saramago okuyalım, okutturalım sevgili okurlar...
196 syf.
·3/10
Jose Saramago.. Nobel Edebiyat Ödülü almış bir yazar. Mükemmel, vurucu, ruhunuzu yorucu, aklınızı dumura uğratan "Körlük" adlı kitabın yazarı. Tüm o yazılanların görüntülere aktarıldığı, dolayısıyla fotoğraf kareleri olarak neredeyse tamamı beynimde depolanan aynı isimli filmini izledikten sonra hayatımdaki şeyler eskisi gibi kalmadı, kalamadı..

Ve bu yazarın, vefat etmeden önce yazdığı son kitabı: "Filin Yolculuğu". Kitabı bir hikayecik olarak düşünebiliriz, bir filin Portekiz'den Avusturya'ya olan yolculuğunu anlatan bir hikaye. Fil özel bir fil, çünkü en başta bu fil Portekiz kralından (III.Joao), Kutsal Roma-Germen imparatoruna (II. Maximilan) bir hediye. Hayatında hiç böyle bir hayvan görmemiş olan 16. yüzyıl Avrupası içinse, inanılması güç, dört ayaklı olması sebebiyle katırlara, atlara v.b. benzetilen ama hepsinden ayrı tutulan bir canlı..

Konu aslında bu kadar basit. Süleyman adında bir fil, bu filin Subhro adındaki terbiyecisi, Portekiz'den Avusturya'ya kadar geçilen Avrupa ülkeleri ve tabi ki yolda karşılaşılan insanlar. Aslında hikayeleştirilmeyebilirdi bile bu olay, ya da bu kadar uzatılarak anlatılmayabilirdi. Ama 88 yaşına kadar yaşamış, son ana kadar zihni zehir gibi çalışan, anlatacak daha çoook şeyi olduğunu düşünen bir adamın eline bu hikayeyi verdiğinizde, sonucun böyle çıkacağını tahmin etmek çok da zor olmasa gerek.

Jose Saramago'nun anlatmak ya da daha doğrusu eleştirmek istediği ne varsa; Hristiyanlık, politika, asilzadeler, insan tabiatı.. Her şey bu kitapta var. Fil ve onun yolculuğuyla ne alakası var peki bunların? Jose Saramago'ya göre hepsinin bir alakası var ve ucundan kıyısından da olsa hepsini bir şekilde filin yolculuğuna bağlamış durumda. Aslında şöyle anlatayım size, büyüklerinizden birisinin karşısındasınız, size, kendi ülkenizde yaşanan bir hikaye anlatıyor, ama hikayeyi anlatırken, aklına başka başka şeyler geliyor ve aklına gelen bu şeyleri araya sıkıştırmaya çalışarak hikayenin tüm akıcılığını ve bütünlüğünü ortadan kaldırıyor. Evet, sanırım en kısa tanımıyla bu kitabın bu kadar zor okunmasının, akıcı bir şekilde ilerlememesinin sebebi bu.

Şimdi üsluba geçeyim. Öncelikle, çevirmen Pınar SAVAŞ'ı ayakta alkışlıyorum, bu kadar uzun ve çoğu zaman karmakarışık cümleleri en iyi anlaşılacağı şekilde çevirmiş. Hatta tahminimce çevirmen, kitabın ne kadar zor anlaşıldığının, okunduğunun farkında olacak ki, sorumluluk altında kalmamak için; Jose Saramago'nun kasıtlı olarak noktalama işaretlerini kullanmamayı tercih ettiğini, sadece nokta ve virgülü kullandığını; konuşma işareti kullanılmadığını ve yine yazar tarafından çoğu zaman kimin söz aldığının belirtilmediğini, diyalogların "dedi", "ekledi" gibi kelimelerle kapatıldığını; ayrıca virgüllerle birbirine ulanan cümlelerin bazen aynı cümle içerisinde bile birbirinden farklı yüklem zamanlarına sahip olduklarını belirterek, bunların hepsinin yazarın tercihi olduğunu ve çeviride de buna sadık kaldığını açıklamış.

Evet, çevirmenin tüm dedikleri, kesinlikle kitabın zor okunmasına ve anlaşılmasına neden oluyor. Bazı yerleri 2-3 defa okumak zorunda kaldım, bazılarını kaç defa okursam okuyayım anlayamadım. Ancak kitabın zor anlaşılmasındaki sebepler bu kadarla sınırlı değil zannımca. Yazarın hikayedeki her davranışa bir anlam yüklemeye çalışarak niyet okumalarına girmesi ve bu niyet okumalarını hikayenin içerisine yedirmeye çalışması beni çok zorladı. Upuzun ve sadece virgüllerle ayrılmış cümleler arasına, bir virgül daha atılarak, yazara ait düşüncelerin, günümüzdeki bilgilerle harmanlanıp serpiştirildiğini düşünün. Sonra, bu yazarın isyankar ruhundan ve eleştiriseverliğinden ekleyin biraz. Ama bu isyankarlık, bu eleştiri neredeyse her şeye karşı var. Ve tabi ki bu durumun doğal sonucu olarak, iğnemeler yapabilmek (amiyane tabiriyle laf sokabilmek) için tüm fırsatları değerlendiren bir adam önünüzde. Üstelik bu iğnelemelerini benzetmeler ve kinayelerle, hem de bolca yaptığını da hesaba katın. Bir tutam Portekiz kültür öğeleri başta olmak üzere Avrupa kültürü, bir yemek kaşığı dolusu Hristiyanlık, damak tadına göre eklenmiş Avrupa tarihi ögeleri de ekleyin ve işte, karşınızda “Filin Yolculuğu” kitabı..

Belki bu çok iyi bir kitap değildir. Belki bu kitaba, yazarın ünü sebebiyle fazla kredi verilmiştir. Belki kitaptaki bunca durum, yazarın çok fazla şey bilmesiyle/öğrenmesiyle ya da çok fazla düşünmesiyle ortaya çıkan özel bir durumdur. Belki de Hristiyanlık bile olsa, bir dinin ya da içsel inanışın eleştiri seviyesinin bu kadar yüksek olmasını, bir inanışın tamamen eggh puh kaka gösterilmesini, onunla dalga geçilmesini normal karşılayacak kadar umursamazlaşamamışımdır. Belki de ben, kendimi her zaman bir Doğulu olarak hissettiğim için tamamen Batı kültürünü yansıtan bu eseri içselleştirememişimdir. Belki de, ben bu esere hazır değilimdir; bu kitabı özümseyebilecek olgunluğa henüz erişememişimdir.

Sonuç olarak, bu şekilde birden çok belki oluşturabilmek mümkün, herkes kendisine en yakın gelen, en aklına yatan belki’yi seçebilir. Benim için bu kitap faydalı bir kitap olmadı. Kimseye tavsiye edeceğimi de sanmıyorum. Ama BELKİ de, tam size göre bir kitaptır. Kim bilir?
200 syf.
·3 günde·8/10
Nokta ve virgül hariç noktalama işaretlerini kullanmayan Saramago'nun yazım diline alıştım. Yazarın ölmeden önce hastanede yazdığı bu kitap, kendisine anlatılan bir hikâyenin üzerine yazılmaya değer bir konu bulunarak i şekilde kaleme alınmıştır.

Portekiz kralına ait olan ve sarayda gözardı edilen filden kurtulmak ve ikili ilişkiler için Avusturya arşidükü 2. Maximilian'a hediye olarak göndermesi ile başlıyor. Fil Süleyman ve bakıcısı Hintli Subhro'nun Avusturya'ya akan yolculuğu sırasında kendilerine eşlik eden komutan ve askerlerle yaşadıkları anlatılmakta. Dini imgeler üzerinde de yeterince atıflarda bulunmuş, hristiyanlığın neden Meryem'den birşeyler talep eden duaları olduğunu sorgulanmış, din adamlarının o dönemlerde bile kendi çıkarlarına gelecek olayları organize etmelerini güzel bir şekilde anlatmış. Alplerden geçen nu zorlu yolculukta filin ne yetişmesi gereken günü,ne askerleri vesayeti, ne de din adamlarını takmadığı güzel mesajlar vermekte. 16. Yüzyılda Avrupa'da belki hiç kimsenin daha önce duymadığı ve görmediği fili görmek için sıraya girmeleri, fil bakıcısının bunu fırsat olarak değerlendirmesi... Anlatım tarzıyla bilgi yüklü nobel edebiyat ödüllü yazar Jose Saramago'nun tüm kitaplarını okumak gerekir diye düşünenlerdenim.

Genel itibariyle okuyanı zorlamayacak, keyifli bir kitap olmuş. Herkese iyi okumalar dilerim.
200 syf.
·Beğendi·10/10
ustam ve beni okumadım okuyacağımı da sanmıyorum
kitabın aslını okudum zaten
oyuna devam ediyoruz
ne zaman üretim aşamasını geçeceğimizi biilmiyorum
200 syf.
·3 günde·6/10
Saramago'nun okuduğum ilk kitabı olduğundan yazım diline alışamadım ilk başlarda. Noktalama işareti olarak sadece virgül ve nokta kullanılmış olması ve özel adların büyük harfle başlamayışı dikkatimi biraz dağıttı açıkçası. Yazarla tanışmam için doğru kitap olmadığını düşündüğümden başka kitaplarına da şans vermek istiyorum. Esprili bir anlatımı var ve ironilerle, gülünç yorumlamalarla süslenmiş bir kitaptı, yer yer gülümsetti. Yazarın ölmeden önce yazdığı son kitap olduğu bilgisini de ekleyelim. İyi okumalar.
200 syf.
·41 günde·Puan vermedi
200 sayfalık bir kitap için gerçekten çok uzun bir okuma süresi olmuş (berbat bir durum) ama bunun kitap ile ilgisi yok tamamen iş , ev , okul koşturması içinde kayboldum .Genel anlamda konusu güzel anlatım şahane , kasmıyor burda ne anlatmak istemiş acaba dedirtmiyor lakin ilk okuduğum Jose kitabıydı bilmiyorum değişik hisler içerisindeyim .Yazarın da dediği gibi "Bizi biz yapan hep kusurlarımız , iyi niteliklerimiz değil".Keyifli okumalar ...
200 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Fil Süleyman beni sık sık gülümsetti
Adı, Sultan Süleyman'dan gelmiş
Yaşadıgı dönem ve sosyal tabakası düşünüldüĝūnde bakıcı Subhro, kitabın bilgesi
Ayrıca fil üzerinden toplumsal eleştiriler yapılmış
Hele görme fırsatı bulduğum Padova'da geçen sayfaları okurken büyūk keyif aldım Adeta yazılanları yaşadım diyebilirim
Sonu ise insanların, hayvanlar üzerindeki etkilerini göz önüne sermiş
Çeviri çok başarılıydı bana göre
Tarihe farklı açılarla eĝilmesi inandırıcılığįnı ve ilgimi arttırdı
Tavsiye edebilirim
200 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Hangimiz bir fili hayvanat bahçesi dışında gördük? Hangimiz ona dokunduk ? Kitaplar belgeseller ve hayvanat bahçesi dışında haşır neşir olmadığımız fillerin dev ve kırılgan yaratıklar olduğunu bu kitapta hissediyorsunuz.
Kitap yine kızımın kütüphanesinde beni bekliyordu, şunu anladım benim kızım, benden daha kaliteli kitaplar okuyor.
Yazarını biraz araştırdığımda karşımda kendi tabiri ile 'komünist ama iyi bir adam ' buldum. Jose Saramago kitaplarında nokta ve virgül dışında başka bir imla kuralı kullanmıyor. Paragraf başlıkları çok yok. Özel adlar büyük harf ile başlamıyor. İlk başta okurken zorlanabilirsiniz ama sonra insan alışıyor. Uzun sayılabilecek bir yaşam sürmüş ve bu yaşamın 34 yılında bir fiil yazmış. Araştırdığımda daha önce izlediğim ve çok ilginç bulduğum 2013 yapımı 'Düşman 'adlı filmin onun 'Kopyalanmış Adam' adlı eserinden esinlenerek yapıldığını öğrendim.
Kitaba gelirsek, filimiz Süleyman Lizbon'dan Viyana'ya yaklaşık 3.000 kmlik bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta kendisine fil terbiyecisi Subhro , Portekiz kralının korumaları, ırgatları, Roma Germen İmparatorunun kendisi eşi, onun askerleri ve yol üzerinde ki halk eşlik ediyor. Hayatlarında ilk defa fil gören halk şaşkınlık, korku içerisinde ki duygular ile filden mucizeler bile bekliyorlar. Yolculuk filin doğasına uygun olarak yapılmaya çalışılıyor, Sabah yola çıkan kervan öğleden sonra uzun bir dinleme ile yoluna devam ediyor. Burada bir noktaya değinmek istiyorum. o coğrafyayı çok iyi bilmediğim için kervanın geçtiği yerleri dünya haritasından bakma ihtiyacı hissettim. Yazar keşke kitabın başına yada sonuna yolculuğun detayız bir haritasını koysaymış diye de düşündüm. Çünkü bilmediğimiz bu yerleri ve yolculuğunun zorluğunu anlayabilmek için bence böyle bir görsele ihtiyacı var kitabın.
Ayrıca Portekizli komutan haberleşmek için güvercinlerin kullanıldığını gördüğünde ki şaşırması bile düşündürücü, bugün olsaydı ne yapardı diye de düşünmekten kendimi alıkoyamadım.
Yazar kitabında öyle güzel noktalarda olaylara kendini dahil etmiş ki bana eski masalları hatırlattı. Olaylar karşında önünüze koyduğu seçenekler ile farklı düşüncelere kapılmanızı engelliyor.
Nüktedanlığı gayet yerinde, değişik bir kitap okumak isterseniz keyifli okumalar dilerim...
200 syf.
·4 günde·6/10
Kitap yazarın okuduğum ilk kitabı. Konu olarak Süleyman isimli bir filin yolculuğunu anlatıyor. Çok zevk alarak okumadım ve yarısından sonra sıkıldım. Kitapta beğendiğim bir kaç öykü vardı. Fil terbiyecisi Subhro kitaba renk katmış sadece. Ayrıca yazarın uzun soluklu cümleler kullanması, imla kurallarını kullanmaması okumamı yavaşlattı. Sadece virgül ve noktanın kullanıldığı, büyük harflerin sadece cümle başlarında kullanıldığı, diyalogların çok da belirgin olmadığı bir kitaptı. Yazarın hastanede, yaşamının son dönemlerinde yazmasının da etkisi olmuş olabilir konunun sığ kalmasında. Ortalamanın biraz üzerinde bir kitap olarak kaldı benim için.
200 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Politik amaçlar doğrultusunda, doğum günü hediyesi olarak Portekiz'den Avusturya’ya gönderilen fil Süleyman ve bakıcısı Subhro'nun zorlu iklim ve doğa şartlarındaki yolculuğunu anlatan bir roman. Hayata farklı bir pencereden bakan fil bakıcısı Subhro'nun, fil ile kurmuş olduğu iletişimi, düşünce tarzı ve hayat felsefesini; bir filin alışkanlıklarını ve davranışlarını gözler önüne sermesi bakımından güzel bir hikaye. Ancak yine de bu eserde Saramago'nun diğer kitaplarından aldığım keyfi alamadığımı söylemeliyim.

Yazar; öğretim görevlisi olan arkadaşından öğrendiği ve 1551 yılında gerçekleştiği bilinen bir hikayeden yola çıkarak romanlaştırdığı eserini yazarken hastalığı nedeniyle sık sık ara vermek zorunda kalmış. Eşinin ifadesine göre, yazarın en büyük korkusu bu kitabı tamamlayamamakmış. Romanın ana hikayesinin yazarın diğer kitaplarına göre zayıf olduğunu, Saramago'nun eleştirel bakışını ve mizahi üslubunu yeterince yansıtmadığını düşünüyorum. Belki yazarın kitabı ölüm döşeğinde yazması buna sebep olmuş olabilir. Jose Saramago'ya başlangıç yapmak isteyenler için doğru bir kitap olmadığı kanaatindeyim.

Saramago okuduğunuz kitapla sizi asla baş başa bırakmaz. Kitap boyunca yanınızdadır, hikayenin ortasında çıkıp açıklamalar yapar. Alışılagelmiş dilbilgisi kurallarını reddeder. Bu kitapta da kendine has yazım ve anlatım tekniğini korumuş. Virgülle bağlanan cümleler, hatırlandıkça kullanılan nokta dışında neredeyse hiçbir imla kuralına uyulmaması, konuşma çizgisi kullanılmaması, ifadelerin arka arkaya sadece virgülle sıralanması, paragraf yapılmaması, büyük-küçük harf özensizliği klasik kitap okuma tutkunlarını zorlayabilir. Ancak yazarın yazım tarzına alışkın olanlar için bu durum çok da zorlayıcı olmayacaktır.

Nobel ödüllü Saramago’nun oldukça farklı bir yazar olduğu muhakkak. Henüz okumayanların onu daha akıcı hikayelere sahip farklı kitaplarıyla tanımasını isterim. Bu kitabının, Elif Şafak tarafından kaleme alınan “Ustam ve Ben” romanına da esin kaynağı oluşturduğunu belirtmekte fayda var. Keyifli okumalar.
200 syf.
·1 günde·7/10
Politik amaçlar doğrultusunda Portekiz'den Avusturya-Macaristan İmparatorluğu'na gönderilen bir fil ve terbiyecisinin konu alındığı roman içerik bakımından çok zengindi. Fil Süleyman ve özellikle de terbiyecisi Subhro'dan hepimizin hayatla ilgili öğreneceği çok şey var. Zira Subhro'nun düşünce tarzı mükemmeldi.

Budizm ve Hristiyan inançları hakkında pek çok yeni bilgi edindim. Yazarın mizahi ögelerle harmanladığı ve romanın içine serpiştirdiği dini ve siyasi eleştirileri okumak ise çok keyif vericiydi. •
Yazarın diline alışmak ise başta epey zordu, Saramago özel isimlere büyük harfle başlamıyor, virgül ve nokta dışında noktalama işareti kullanmıyor ve diyalogları da paragrafın içerisinde aktarıyor. Çevirmen Pınar Savaş'ın bu konuda gerçekten çok iyi iş çıkardığını düşünüyorum. Öyle ki kitaba ilk başladığımda bu üsluba alışamayacağımı ve yarım bırakacağımı sanarken biraz okuduktan sonra bu yazım tarzından oldukça keyif aldığımı fark ettim. •
Önsözde yazdığına göre yazar bu kitabı hastalığı sırasında yazmış ve bitiremeden ölmekten çok korkuyormuş. Beni en çok etkileyen şeylerden biri ise Saramago'nun kitabı eşine ithaf ederek "Ölmeme izin vermeyen Pilar'a" yazması oldu. Jose Saramago'nun eğlenceli dilini ve düşüncelerini aktarış biçimini çok sevdim.
Kötü kader diye bir şey yoktur;
21. yüzyıl vardır.
Ve bu yüzyıl, yavrucuğum;
Bir kelebeği bile intihar ettirebilir.

| Jose Saramago -Filin Yolculuğu |
Çok tuhaf bir yaratıktır insanoğlu, nice önemsiz nedenle korkunç uykusuzluklar çeker de, savaş arifesinde mışıl mışıl uyur.
José Saramago
Sayfa 69 - Kırmızıkedi Yayınları
Ben burada bugünle gelecek arasına hapsoldum, ama ikisinden de umudum yok.
José Saramago
Sayfa 28 - Kırmızıkedi Yayınları
“Çok tuhaf bir yaratıktır insanoğlu, nice önemsiz nedenle korkunç uykusuzluklar çeker de, savaş arifesinde mışıl mışıl uyur.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Filin Yolculuğu
Baskı tarihi:
Aralık 2012
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786054764853
Kitabın türü:
Orijinal adı:
A Viagem do Elefante
Çeviri:
Pınar Savaş
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Kırmızı Kedi Yayınevi
Kıta Avrupası'nın en batısından, Lizbon'dan Viyana'ya doğru yola çıkan bir fil ile bakıcısı yoksul Subhro'nun ve bu tuhaf yolculuğun hikâyesidir Filin Yolculuğu. 16. yüzyılda, Portekiz kralı III. João, kuzeni Kutsal Roma-Germen İmparatoru II. Maximilian'a hediye olarak gönderir fil Süleyman'ı. Süleyman ile Subhro, yanlarında kendilerine eşlik eden Portekiz kralının korumaları ve yardımcı ırgatlarla zorlu yolculuklarına başlarlar. Portekiz'i, İtalya'yı, Alpler'i geçerken hayatlarında ilk kez bir Hintliyle karşılaşan, ilk kez bir fil gören köylüleri ve kasabalıları şaşırtır ve etkilerler. Yolculuğun ikinci bölümünde bizzat İmparator Maximilian ve karısı Maria tarafından karşılanır ve Viyana'ya onlarla birlikte giderler. José Saramago'nun bu en eğlenceli romanında, fil terbiyecisi Subhro'nun erdemi, pasifist felsefesi ve yaşama bakışındaki doğallık ve Süleyman'ın emir kabul etmeyen doğası, yolculuğun ritmini belirlerken, insanların ruhlarında değişimlere yol açar. Hinduizm, mistisizm ve Hıristiyanlık hikâyeleriyle, mucizelerle renklenen romanda Süleyman ve Subhro'nun dokunduğu insanlar, kilisenin söz verdiği türden bir mucizeyle karşılaşmazlar ama bu yabancılar onların ruhlarında derin izler bırakır. Saramago her zamanki ince mizahıyla, muhteşem metaforlarıyla ve insana dair gözlemleriyle olağanüstü bir yolculuğu anlatıyor.
(Tanıtım bülteninden)

Kitabı okuyanlar 652 okur

  • Hepateti
  • Elif Özeren
  • G.
  • Gamze
  • Sibel Ocak Aktürk
  • Özgün Öztürk
  • Abdülkerim Kaya
  • Sema Battal
  • Burcu Gökcan
  • yusfi 0000

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%3.7
14-17 Yaş
%2.9
18-24 Yaş
%19.9
25-34 Yaş
%40.4
35-44 Yaş
%24.3
45-54 Yaş
%5.9
55-64 Yaş
%2.2
65+ Yaş
%0.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%65.9
Erkek
%34.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%12.8 (29)
9
%16.7 (38)
8
%20.7 (47)
7
%24.2 (55)
6
%13.2 (30)
5
%6.6 (15)
4
%2.6 (6)
3
%2.6 (6)
2
%0.4 (1)
1
%0

Kitabın sıralamaları