Filler Çapraz Gider

·
Okunma
·
Beğeni
·
935
Gösterim
Adı:
Filler Çapraz Gider
Baskı tarihi:
Haziran 2001
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757437727
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Stüdyo İmge/ERA
Baskılar:
Filler Çapraz Gider
Filler Çapraz Gider
..."Herkesin bir fili vardır dünyada. Herkesin birbirinden farklı, çeşit çeşit, renk renk filleri vardır ve filler hep çapraz gider. Kural bu. Benim filim çapraz gitmiyor. Hepsi bu."

Hiç kimsenin sahip olamadığı bir fotoğraf düşlüyordu Kerim. Fotoğraf albümünde boşluğunu hissettiği, 'olsaydı koyardım' dediği bir fotoğraf. Beşinci bir mevsimde çekilen, hayal kırıklıklarını, kanayan yaralarını, kaybedişlerini yalanlarcasına; akıp giden zamana inat, halen çocuk kalabilmiş hayatla dalga geçmesini bilen muzip bir çocuğun fotoğrafı.
O da biliyordu, olanaksız bir düştü bu...
Bu kitabı okuduktan sonra yanıt veremeyeceğiniz tek bir soru kalacak; anlatılan, sıradan bir insanın sıradışı hayatı mı, yoksa sıradışı bir insanın sıradan hayatı mı?...
Ne fark eder ki?
Kendi küçük dünyasının tek canlısı olma hüznünü yaşayan Kerim'in odasından dışarı çıkamayacak kadar yaşadığı bir coşku ve araya sıkışıp kalmış aşklar; görkemli ihanetler, muhteşem cinayetler... Romandaki tüm erkekler Kerim, tüm kadınlar ise Leman...
No olursa olsun, filler çapraz gidiyor işte. Kural bu. Oysa kurallar bozulmak içindir ve fili çapraz gitmeyen bir Kerim bulunur muhakkak. Herkes biraz Kerim'dir belki de.
125 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Kurallar aynı olduğu için herkesin fili çapraz gider.
Filleri düz gidenler ise çizgi dışında yaşayanlardır.
Filleri çapraz gidenlerin mi, düz gidenlerin mi yaşam kalitesi
daha iyidir? Her okur kendi değerlendirmesini yapacaktır.
Hiç kimsenin olmayan bir mevsim hangi uzak ülkededir şimdi? En azından, düşler kadar uzak olan hangi ülkede? Korkunun olmadığı bir yer varsa, oradadır ancak.
Oysa böyle olmamalıydı. İlle de bir şey eksik kalacaksa; yalnızlığım olmalıydı.
Offff... Bir karakediyle olacak şey değil ki bu.
Birbirlerine yeni bir yaşam ürettiklerini düşünürlerken, kendilerini tüketmişlerdi. Her yaşadıkları gün, bir gün kaybolmuştu hayatlarından.
Koskoca albümde bir tek fotoğraf eksikti; hiç kimsenin sahip olamadığı bir mevsimde çekilmiş bir fotoğraf! Yalnızca kendine ait bir doğası olan, yani yapraklar dökülüyorsa sarı, açıyorsa yeşil, sıcaksa bunaltan ama durgun bir denizi olan, ya da ayak basılmamış beyazlıkların kilometrelerce uzandığı düzlüklerle tanımlanan bir mevsim...
Altay Öktem
Sayfa 23 - Yitik Ülke Yayınları
Ne günlerdi onlar... Ama ne kadar zor olursa olsun, günler geçip gidiyordu. Yalnızca anılar kalıyordu geriye. Anıların en güzel tarafı, içindeki acıların bile tatlılaşmış olmasıydı. Zaman, Tanrı gibi bir şeydi. Hangi olaydan geriye ne kalacağını, içindeki sevincin, coşkunun, acının, hayal kırıklığının ne ölçüde geleceğe taşınacağını belirliyordu. Tanrı gibi bir şey değil, Tanrı' nın ta kendisiydi.
Altay Öktem
Sayfa 28 - Yitik Ülke Yayınları
Kendimce bir dünyam vardı. Onların dünyasına giremediğimden değil. Hiç değil. Aksine, onların dünyasına girmek istemediğimden, sevmediğimden o dünyayı. Suratlarına yapıştırdıkları sahte gülücükleri; "nasılsınız efendim"li, "sizi özledim"li sohbetlerin ardından, ellerinde kazma kürek birbirlerinin kuyularını kazmalarını; 19.yüzyıl romantiklerini bile kıskandıracak sözlerle birbirlerini baştan çıkardıktan sonra, gözlerini bile kırpmadan aldatabilmelerini... İşte bunları sevmediğimden.
Altay Öktem
Sayfa 55 - Yitik Ülke Yayınları
Sonsuz özledim seni. Bir zamanlar yenilmenin kabul edilmez bir duygu olduğunu sanırdım. Şimdi öylesine rahatım ki 'yenildim' derken. Belki de hayatı doğru algılamayı yeni yeni öğreniyorum. Yalnızlığın tek yararı bu oldu. Her geçen gün biraz daha hızlı akıyor zaman. Yetişemiyorum kendime. Gittikçe daralıyor odalar. Sokaklara vuruyorum kendimi. Bütün caddelerde, bütün sokak aralarında karşılıyorum hayatı. En eksik yanlarımla karşılıyorum. Sonsuz özluyorum seni.
Benim de çekip gittiğim olmuştu birkaç kez. Ama bir günden fazla sürmedi yaşlı gözlerle kapına dayanışım. Güçsüzlük sanırdım bunu. Oysa bu, toplumun verdiği özel bir güçmüş bize. Ezilmeyi bilmiyoruz. Bilmek, yanlış sözcük oldu. Biliyoruz elbette. Ama bu duyguyu yaşamak, hissetmek çok zor. Vazgeçmek, ağlamak, tutarsız olmak.. Öyle kolay yapıyoruz ki bunları. Korkmamız gerekmiyor. O ayrıcalık verilmiş bize.
Sevmeyi biliyorsun sen. Oysa ben sevmeye adadığım halde kendimi, bunda ne kadar başarısız olduğumun en yakın tanığı sensin. Eğer sevgiyse hayatın anlamı, benden üstünsün sen.
Yıllarca emek harcadık bu sevgiye. En zor koşullarda bile yanımda olman bana güç verirdi. Saklamıyorum. Korktuğum çok oldu, kaçmak istediğim..
Tanıyamadığım bir tek yönün, bilmediğim tek bir düşüncen olmasın istedim. Öpülmedik bir tek milimetresi olmasın istedim vücudunun. Bağırsaklarını, safrakeseni, milyarlarca sinir ucunun her birini sevdim ayrı ayrı. Onlara dokunamamamın, onları göremememin tanımsız hüznünü yaşadım hep. Onlar olmadan sevgimin eksik kalacağından korktum. Kendimi de tüm çıplaklığımla sundum sana. Ben sana aidim dedim, tüm içtenliğimle.
Doğru olan hangisi, bilmiyorum. Tutkunun esarete dönüşebileceğini düşünemedim. Her yerde, her şeyde birlikte olmak, yalnız başına bir şeyler başarmanı, tek başına ayakta durmanı engelledi. İkimiz de ayrı ayrı özgür olmayı istemedik. Birlikte özgür olmaya çalıştık. Belki de 'birlikte' kavramına öylesine sarıldık ki, kendimiz olmayı unuttuk.
Öyle yorgunum ki şimdi... Kaybedecek zamanım da yok üstelik. Baştan başlamak zorundayım kendim olmaya. Bana sızan tüm yanlış değerleri birer birer yakalayıp eritmeliyim içimde.
Sen sevmeyi biliyorsun. Bense acemi bir çocuğum hayatta.
Altay Öktem
Sayfa 70 - Yitik Ülke Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Filler Çapraz Gider
Baskı tarihi:
Haziran 2001
Sayfa sayısı:
158
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757437727
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Stüdyo İmge/ERA
Baskılar:
Filler Çapraz Gider
Filler Çapraz Gider
..."Herkesin bir fili vardır dünyada. Herkesin birbirinden farklı, çeşit çeşit, renk renk filleri vardır ve filler hep çapraz gider. Kural bu. Benim filim çapraz gitmiyor. Hepsi bu."

Hiç kimsenin sahip olamadığı bir fotoğraf düşlüyordu Kerim. Fotoğraf albümünde boşluğunu hissettiği, 'olsaydı koyardım' dediği bir fotoğraf. Beşinci bir mevsimde çekilen, hayal kırıklıklarını, kanayan yaralarını, kaybedişlerini yalanlarcasına; akıp giden zamana inat, halen çocuk kalabilmiş hayatla dalga geçmesini bilen muzip bir çocuğun fotoğrafı.
O da biliyordu, olanaksız bir düştü bu...
Bu kitabı okuduktan sonra yanıt veremeyeceğiniz tek bir soru kalacak; anlatılan, sıradan bir insanın sıradışı hayatı mı, yoksa sıradışı bir insanın sıradan hayatı mı?...
Ne fark eder ki?
Kendi küçük dünyasının tek canlısı olma hüznünü yaşayan Kerim'in odasından dışarı çıkamayacak kadar yaşadığı bir coşku ve araya sıkışıp kalmış aşklar; görkemli ihanetler, muhteşem cinayetler... Romandaki tüm erkekler Kerim, tüm kadınlar ise Leman...
No olursa olsun, filler çapraz gidiyor işte. Kural bu. Oysa kurallar bozulmak içindir ve fili çapraz gitmeyen bir Kerim bulunur muhakkak. Herkes biraz Kerim'dir belki de.

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0