Fındık Kabuğu

7,8/10  (8 Oy) · 
22 okunma  · 
10 beğeni  · 
407 gösterim
Edebiyat tarihinin en genç Hamlet’i babasının katline engel olmaya çalışırken pek bilindik bir varoluş krizine düşer: Olmak ya da olmamak!
Hamileliğinin son aşamasındaki Trudy, ihanet ettiği kocası John’u kafasının karışık olduğu bahanesiyle evlerinden uzaklaştırdıktan sonra son derece sığ, çıkarcı ve bayağı kayınbiraderi Claude’la yaşamaya başlar. Trudy ve Claude, John’a ait paha biçilemez eve konmak için planlar yaparlar. Fakat bu kumpası ilk aşamasından beri takip eden bir kulak misafirleri vardır: Trudy’nin rahminde, kendisini bekleyen geleceğe doğup doğmama konusundaki kararını henüz verememiş bir fetüs.
Ünlü İngiliz yazar Ian McEwan’ın anlatıcılığını bir fetüse yaptırdığı, embriyonun yapısı gereği monolog bir anlatımla ilerleyen, nüktesi bol ve akıcılığını kaybetmeyen bir dille kotardığı bu kısa roman, klasik suç hikâyesinden beklenenleri başarıyla karşılarken en özgün Hamlet uyarlamalarından birisi olarak anılmayı hak ediyor.

Bir fetüs tarafından anlatılan ihanet ve cinayet öyküsü, şaşırtıcı derecede merak uyandırıcı, göz kamaştırıcı derecede zekice yazılmış, ciddiyetle derinleşen bir roman
-Washington Post-

Ian McEwan’ın Fındık Kabuğu bir fetüs tarafından anlatılan son derece eğlenceli bir kitap
-Toronto Start-

Ian McEwan Fındık Kabuğu ile ne kadar sıra dışı bir yazar olduğunu bir kere daha gösteriyor.
-The Wall Street Journal-

(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Eylül 2017
  • Sayfa Sayısı:
    152
  • ISBN:
    9789750840616
  • Çeviri:
    İlknur Özdemir
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:
Sinan Tütüncüler 
 01 Kas 2017 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 8/10 puan

Okuyacağım kitaplara dair seçim yöntemlerim farklılık gösteriyor. Çoğunlukla okuma grubumla belirlediğimiz ortak kitapları okuyorum. Onun dışında, genelde her ay, yeni çıkan bir kitap okumaya çalışıyorum. Takip ettiğim kitap ve edebiyat sitelerinde tavsiye edilen kitapları tercih ettiğim de oluyor. Bu kez okuyacağım kitabı, bir kitap reklamı belirledi. Ot Dergisinin sayfalarında gezinirken, Yapı Kredi Yayınlarının yeni basım kitaplarının ilanını gördüm. İlandaki kitaplardan birisi, İngiliz yazar, Ian McEwan’a ait “Fındık Kabuğu” isimli kitaptı ve ilanda kitaba dair verilen kısa bilgi notunu okur okumaz, okuyacağım ilk kitaplardan birisi belli olmuştu.

“Fındık Kabuğu”, ana rahmindeki bir cenin tarafından aktarılan bir cinayet romanı. İşin polisiye kısmı çok derin ve ilginç olmasa dahi, romanın bir cenin tarafından aktarılması son derece çarpıcı. Cenin dediysek, zihin düzeyi ve yetkinlik açısından bir çocuktan bahsetmiyorum, son derece derinlikli bir filozoftan bahsediyorum.

Bizim edebiyatımızda, yetişkin zihinli çocuk karakter olarak Alper Canıgüz romanlarının büyümüş de küçülmüş veledi Alper Kamu’yu hatırlıyorum. Ancak Alper Kamu, daha çok karikatürize bir karakterin düz yazıya geçirilmiş hali gibi ve mizah dalında bir eserin konusu. “Fındık Kabuğu”ndaki, henüz ismi olmayan cenin ise oldukça olgun, İngiliz ciddiyetinde bir filozof.

Konusu ilk bakışta fantastik bir kitap havası verse de, hiç birimiz bir ceninin anne karnında tam olarak ne düşündüğünü, neleri duyabildiğini ve nasıl tepki verdiğini bilemediğimizden, gerçeğe tamamen aykırı bir fantastik eser olarak tanımlamak kitap için haksızlık olur. Belki de hepimiz, anne karnında, doğumdan sonra sahip olduğumuz özelliklerden, duyu ve düşünce yeteneklerinden daha fazlasına sahibizdir.

Kitabın başkahramanı olan ceninin, kitapta aktardığı tüm bilgiler anne karnında öğrendiği şeyler. Annesinin her konuşmasını algılıyor, anlıyor, o da yetmiyor. Dışarıdan gelen her ses, annenin kulağı ya da karın zarları üzerinden cenine ulaşıyor. O kadar ki, cenin BBC radyodan ulaşan haberler üzerinden dünyaya dair bilgilere sahip ve fikir üretebiliyor.

Küresel ısınma, suların yükselmesi, zengin Avrupa’nın göçmenlerin istilasına uğraması, yine Avrupa’nın kimlik krizi, az gelişmiş coğrafyalarındaki şiddet sarmalı hakkında aktardığı fikirler oldukça ilginç.

Ama hikâyenin esas konusu bir cinayet. Hem de ceninin babasının, annesi ve amcasının elbirliği ile öldürülmesine dair bir cinayet. Cenin, bu fikrin annede ilk oluştuğu andan itibaren süreci itina ile takip ediyor. İçten içe bu cinayete engel olmak istiyor ama fiziksel şartları bir müdahale bulunmasını engelliyor. Tek yapabildiği ara sıra annesini tekmelemek.

Cinayetin gerçekleşmesinin ardından ise cenin bir ikilemde kalıyor. Babasının öcünün alınması, dolayısı ile annesinin hapishaneye düşmesi ve kendisinin de hapishanede büyümesi, ya da annesinin bu cinayet olayından sıyrılıp hür kalması ve dolayısı ile kendisinin özgür dünyada gözünü açması. Annesi ve amcası özgür kalabilmek için son girişimlerinde bulunurken cenin bir son dakika sürprizi gerçekleştiriyor.

Yaklaşık 150 sayfalık bu romanın sürükleyici bir kitap olduğunu iddia etmek çok mümkün olmayabilir. Ama bu durum aslında kitabın derinliğine ve tıka basa edebiyatla dolu olduğuna işaret ediyor. Konu oldukça farklı ve özel bir bakış açısı ile yazıldığından ilk olarak okurun, her bir sözcük ve cümlede kendisini o ceninin yerinde hissetmesi gerekiyor. Yoksa özel imaları, yakıştırmaları, benzetmeleri anlamak mümkün olmayabiliyor. Ama esas derinliği veren ceninin filozof yönü. Babasını, annesini, amcasını, başmüfettişi değerlendirdiği noktalar bile özel birisi ile karşı karşıya olduğumuzu hissettiriyor. Kim bilir belki bütün insanlar, daha doğmadan önce oldukça derin varlıklardır, oksijeni ciğerlerimizde hissettiğimiz andan itibaren aptallaşmaya başlıyoruzdur.

Kitabın orijinal baskısı 2016 yılı Eylül ayı. Yapı Kredi Yayınları ise Türkçe baskısını 2017 yılı Ağustos ayında gerçekleştirmiş. Yani oldukça taze bir roman. Kitabı okuduktan sonra, İngiliz edebiyatının dikkat çekici yazarlarından birisi olduğunu öğrendiğim Ian McEwan, diğer kitaplarını da bir an önce okumak istediğim bir yazara dönüştü benim için. Diğer fark ettiğim husus ise Yapı Kredi yayınlarının basımını yaptığı hemen hemen her eserin, edebiyat dünyasında belli bir kalite çizgisinin üstüne denk gelmesi oldu. Kitaplığım daha fazla YKY basımını hak ediyor.

lalcivert 
 13 Şub 12:30 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 7/10 puan

Yeni doğmuş bir bebek dendiğinde aklımıza ilk gelen şeylerden biri değil midir masumiyet?
Gözlerini dünyaya yeni açmış, hiçbir şey bilmeyen, çıkar gözetmeyen, masum bir bebek…
Peki ya… bebek henüz doğmamışsa?

İşte Ian McEwan bu sorunun cevabını ironik ve yer yer absürt bir anlatımla veriyor. Kitabın tanıtım bülteninde de belirtildiği gibi konu gayet açık: İhanet, komplo; Hamlet’in modern bir uyarlaması. Bu nedenle konuya çok fazla girmek istemiyorum.
Başta da belirttiğim gibi kitap henüz doğmamış bir bebeğin masumiyetini sorguluyor bir anlamda. Bir bebeğin düşüncelerinin çıkarları doğrultusunda nasıl değiştiğini görüyorsunuz.

Kitabı okurken aklıma sürekli, küçük bebeklerin yetişkinlerce seslendirildiği komedi filmleri geldi. O filmlerde de olur ya, bebek her şeyden haberdardır, ağzı biraz bozuktur, arsızdır falan. İşte bu bebek de biraz öyle.

Aslında yazar bu anlatımla, belki de defalarca anlatılan şeyleri daha akılda kalıcı bir şekilde ifade etmiş: ihaneti, çıkarcılığı, ortak günahların güvensizliğini, doğmamış bir bebeğin annesine olan sevgisini sorgulamış.
İhtiyaç ve sevgi arasındaki ayrımı; ihtiyacın, sevgi kılığına girişini farklı şekillerde ele almış.

Sonra bir yerde dünyayı anlatmış: küresel sorunları, Avrupa’yı, Amerika’yı, Rusya’yı, Çin’i… Yaklaşık bir buçuk sayfada hayatımızın ve dünyanın merkezine oturan sorunlarımızın basitliğini göstermiş komik bir şekilde.

“Konuşmacı hanım, içinde psikopatların insan şeklinde sabit ve değişmeyen bir faktör gibi olduğu türümüzü pek beğenmedi. Silahlı mücadele, haklı olsun olmasın, cezbediyormuş psikopatları.”

Burada benim ilgimi çeken şeylerden biri de bebeğin kendini kabullenmiş olması, o bir insan; dünyaya gelmese bile. Tür değil çünkü. Türümüz. Biz olmuş artık.
İşte burada bir sonuca ulaşıyorum kendimce, bu bebeğin düşüncelerinin, kararlarının, duygularının, bencilliğinin, dürüstlüğünün ya da yalancılığının nedeni… İnsan olması.

O henüz doğmasa da o bir insan. Ve insanın masumiyeti derinlerde bir soru işareti değil mi?

Eylemler suç barındırmıyorsa, saf bir masumiyetten söz edebilir miyiz? Düşüncelerin bir değeri yok mudur bu kıstasta?

Yazdıkça kendi masumiyetimi sorguladığım birçok soru birikiyor kafamda. Ama kısaca McEwan, (biraz karamsar bir bakış açısı olacak belki ama) türümüzden yakınıyor sanki.

Hani biz deriz ya yedisinde neyse yetmişinde o diye… Sanki McEwan da; doğmadan önce neyse öldüğünde de o diyor: İnsan.

şule uzundere 
05 Şub 00:31 · Kitabı okudu · 12 günde · Puan vermedi

Kitap Ağacı Adana grubumda aralık ayında okuduğumuz iki kitaptan biri Fındık Kabuğu idi. Sabit Fikir’in En İyi 50 Roman seçkisinde 41.sırada seçilen kitabı duymamış olabilirsiniz. Yazarın Çocuk Yasası daha çok bilinen kitabı, hatta gruptan kitabı okumuş arkadaşlara göre daha iyi olan kitabı. Ben yazardan sadece Fındık Kabuğu’nu okuduğum için karşılaştırma yapamayacağım.

Kitabın çok ilginç bir konusu var. Kitabımız anlatıcısı bir cenin. Anne karnındaki bir bebek. Annesinin babasını aldatıp amcasıyla aşk yaşadığının farkında. Konuşulan ve annesinin hissettiği her şeyin farkında. Annesi ve amcası, babasını öldürmeye çalışınca onlara engel olmaya çalışıyor. Bunu başarıp başaramayacağını da kitabı okuyarak öğrenebilirsiniz.

Ben kitabı sevdim. Yer yer çeviriden kaynaklandığını düşündüğüm anlamsız cümleler olsa da yazarın dili hoşuma gitti. İlginç bir konuyu akıcı şekilde ele almış. Özellikle yarısından sonra çok heyecanlı bir kitap oluyor Fındık Kabuğu. Cinayet işlenecek mi, yakalanacaklar mı, kaçacaklar mı merak ederken kitabın sonunu getiriyorsunuz.

2017’nin en iyi romanlarından biri sayılan Fındık Kabuğu’nu ben severek okudum. Umarım siz de seversiniz.

Esengül 
19 Oca 15:23 · Kitabı okudu

Kitabı elime aldığımda önce kapağına baktım. Ardından kapak fotoğrafının ismiyle olan uyumuna. Pek bağdaşıklık kuramasam da zaten kapak tasarımlarını önemsemediğimi anımsıyorum.

Yine Sabit Fikir'in 2017'nin En İyi 50 Romanı listesinden bir kitap okudum. Bu listeyi incelerken kitabın arka kapak yazısı çok dikkatimi çekmişti. Kitabı okurken de arka kapak yazısından daha fazlasını hak ettiği izlenimine kapıldım.

Yazarının üslubuyla, anlatımıyla, bakış açısıyla yahut da konusuyla iddialı bir kitap yazdığını düşünüyorum. Çünkü beklenmedik bir açıdan konuyu okura sunuyor. Okudukça ön kapak tasarımının hakkını verdim.

İlginç ve bir o kadar da çekici bir kitap. Okudukça daha çok sorguladığımı hissettim.

Doğumuna henüz iki hafta kalan Trudy'nin bebeğinin penceresinden bakıyoruz, tüm olanlara. Henüz doğmamış bir bebeğin penceresinden yazılıyor, tüm bu yazılanlar. Gözlemci bakış açısıyla yazılmış olsa da Tanrısal bakış açısından yazılmış bir eser okuduğum izlenimine kapıldım.

Anne karnındaki bebek gelişimini tamamladıktan bir süre sonra anne-babasının, çevrenin seslerini artık işitmeye ve tanımaya başlar. Henüz doğmamış bebek, bu süreç içerisinde anne ve babasıyla örülü dünyasını anlamlandırmaya başlıyorken anne-babasının ayrılığı, annesinin babasını aldatması, bu süreç içerisindeki ruh halleri... Tüm yaşanan olay ve durumlar bebeğin kimi zaman hisleriyle, kimi zaman düşünceleriyle hareket etmesine meydan verirken diğer yandan da henüz doğmadan bir 'varoluşsal krize' yakalanmasına sebep oluyor. Henüz o 'fındık kabuğu' kadar alanda varlığının tamamlanması bitmişken 'hayata' yenik düşmesi. Anne ve babasına karşı hissettiği sevgi ve öfke.

Hatta bir bölümde öyle bir paragraf vardı ki bebek çaresizliğinden, kimsesizliğinden ötürü 'yine de annemin beni sevdiğini biliyorum' sözüyle tutunmaya çalışması son derece etkileyiciydi.

Bu okumayı deneyimledim, okudum ve beğendim.

Size ısrar ediyorum, lütfen bu kitabı okuyun. Ne demek istediğimi, yazmak istediğim ama yazamayacağım sözleri anlayacaksınız.

ÜMİT YILMAZ 
11 Eki 2017 · Kitabı okudu · 3 günde · Beğendi · 9/10 puan

Anlatıcımız bir cenin. Annesi ve babası ayrı yaşıyor. Amcası ve annesi sevgili olmuş. Amcasından hoşlanmayan cenin babasını cinayete kurban gitmekten kurtarabilecek mi?,annesi ve amcası neler yapıyor? Çok entelektüel bir cenin bizimki. dünyada olup bitenle, gidişatla da yakından ilgili. 149 sayfalık bu roman etkileyici ve farklı bir Hamlet uyarlaması olmuş.

Gülşah Şahin 
18 Ara 2017 · Kitabı okudu · 8 günde · 2/10 puan

Şöyle bir yorumlara baktım da hep iyi beğeniler almış kitap.
Favorim ise Çocuk Yasası.
Evet bu kitapta ki anlatıcının Fetüs olması ve duygusallığı iyi aktarılmış, onun dışında cinayet örgüsü anlatımı çok sıkıcı geldi bana.
Sırf yazarın hatrına bitirdim kitabı.

Etem UÇMAK 
20 Ara 2017 · Kitabı okumadı · Puan vermedi

Ünlü İngiliz yazar Ian McEwan’ın anlatıcılığını bir fetüse yaptırdığı, embriyonun yapısı gereği monolog bir anlatımla ilerleyen, nüktesi bol ve akıcılığını kaybetmeyen bir dille kotardığı bu kısa roman, klasik suç hikâyesinden beklenenleri başarıyla karşılarken en özgün Hamlet uyarlamalarından birisi olarak anılmayı hak ediyor.

Kitaptan 19 Alıntı

Gülşah Güler 
17 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Acımasız ve amaçsızdır kimya,pişmanlık da duymaz.

Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 79)Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 79)
Gülşah Güler 
21 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Annem eğer bugünü unuttuysa, kalbi gelecekte olduğundandır.

Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 125)Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 125)
Gülşah Güler 
15 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Çünkü sadece masallarda istenmeyen bebekler öksüz kalınca kaderleri düzelir.

Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 39 - YKY)Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 39 - YKY)
lalcivert 
08 Şub 12:10 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

....bu felaketler bizim çift mizaçlı olmamız yüzünden. Hem zekiyiz hem çocuksu. Kavgacı tabiatımızın yönetemeyeceği kadar karmaşık ve tehlikeli bir dünya kurduk.

Fındık Kabuğu, Ian McEwanFındık Kabuğu, Ian McEwan
Gülşah Güler 
17 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Hayatta hiç iş güç sahibi olmamış annem, katil olmayı becerebilir mi ?

Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 66)Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 66)
lalcivert 
10 Şub 12:07 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 7/10 puan

Ve duygular böylesine çalkalanırken ihtiyaç sevgiye dönüşür.

Fındık Kabuğu, Ian McEwanFındık Kabuğu, Ian McEwan
Gülşah Güler 
17 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Hakikat,bu kadar kolayca, bu kadar ayrıntılı olarak önceden ayarlanabilir mi ?

Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 82)Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 82)
Esengül 
19 Oca 01:03 · Kitabı okudu · İnceledi

"Bir eylemin akla düşmesiyle uygulanması arasında anlatılamayacak derecede karmaşık olasılıklar vardır."

Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 82 - İlk Baskı, Ağustos 2017, Yapı Kredi Yayınları)Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Sayfa 82 - İlk Baskı, Ağustos 2017, Yapı Kredi Yayınları)
şule uzundere 
05 Şub 00:33 · Kitabı okudu · İnceledi · Puan vermedi

Karamsarlık çok kolay, hatta zevkli, her yerde entelektüellerin madalyası ve tacı. Düşünen sınıfları çözüm aramaktan kurtarıyor. Tiyatro oyunlarındaki, şiirlerdeki, romanlardaki, sinemalardaki karanlık düşüncelere bakıp heyecanlanıyoruz. Şimdi de radyodaki yorumları dinleyip. İnsanlık şimdiye kadar asla bu kadar zengin, bu kadar sağlıklı, bu kadar uzun ömürlü olmadığına göre bu anlatılana neden güvenelim? Eğer savaşlarda ve doğum yaparken şimdiye kadar olduğundan çok daha az insan ölüyorsa ve hiçbirimiz bundan önce bilim yoluyla daha fazla bilgiye, daha faza gerçeğe bu kadar kolay ulaşamamış isek, neden güvenelim? Şefkat duygularımız- çocuklara, hayvanlara, başka dinlere, tanımadığımız uzak yabancılara- her gün kabarıyorsa? Yüz milyonlarca insan sefil bir yaşamdan kurtarılmışsa? Batı’da, yoksul sınıflar bile düzgün şehirlerarası yollarda dörtnala giden bir attan dört kat daha hızlı araba kullanırken müziğin büyüsüne kapılarak koltuklarına yaslanıyorsa? Suçiçeği, çocuk felci, kolera, kızamık, yüksek sayıdaki çocuk ölümleri, okuma-yazma bilmemek, idamlar ve devletin rutin hâle gelmiş işkencesi birçok ülkede yasaklanmışken? Yakın zamana kadar bu belalar her yerde görülüyordu. Güneç panelleri ve rüzgâr enerjisiyle çalışan çiftlikler, nükleer enerji ve henüz bilmediğimiz icatlar bizi karbondioksitin pisliğinden, GM ürünleri bizi kimyasal tarımın tahribatından ve en yoksulları da açlıktan kurtaracaksa? Bütün dünyada görülen şehirlere göç geniş arazileri çoraklaştıracaksa, doğum oranlarını düşürüp kadınları cahil köy eşrafının elinden kurtaracaksa? Caesear Agustus’u bir el işçisini kıskanacak duruma getirecek sıradan mucizelere ne demeli: Acısız diş hekimliği, elektrik ışığı, sevdiklerimizle anında temas, dünyada görüp görebileceği en iyi müzik, bir düzine kültürün mutfağı? Ayrıcalıklarla, tattığımız zevklerle gururlanıp duruyoruz ama yine de yakınıyoruz, şimdiye kadar yakınmayanlar da yakında başlar. Ruslara gelince, aynı şey Katolik İspanya için de söylenmişti. Ordularını sahillerimizde bekliyorduk. Çoğu şey gibi bu da olmadı. Birkaç kundaklama gemisi ve onların donanmasını İskoçya’nın kuzey ucundan dolaşmaya mecbur eden yararlı bir fırtına sayesinde mesele halloldu. İşlerin gidişatı bizi hep kaygılandıracak – bu da bilinçli olmanın ağır yeteneğine dâhil.

Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Yapı Kredi Yayınları)Fındık Kabuğu, Ian McEwan (Yapı Kredi Yayınları)
2 /