Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana Bir Ada Hikayesi 1

8,7/10  (157 Oy) · 
554 okunma  · 
130 beğeni  · 
3.759 gösterim
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın baş kahramanıdır.

Lozan’da alınan mübadele kararıyla, Rumlar Yunanistan’a gönderilmiş ve savaşlarda yerini yurdunu yitirmiş insanların Ege’deki bu adaya yerleştirilmelerine karar verilmiştir. Adanın kaderi  Poyraz Musa’nın gelişiyle değişir. Adaya sığınan çeşitli kökenlerden insanlar, Poyraz Musa’nın desteğiyle yaşadıkları bütün acılara karşın umudu ayakta tutarak yeni bir yaşamın filizlerini yeşertirler.

“Yaşar Kemal çağdaş dünyanın en büyük anlatıcılarından biridir. Onu okumak yaşamın kendisini anlamaktır. O, korkusuz bir kahraman gibi yazıyor.”
John Berger

“Yaşar Kemal Homeros'tan bu yana gelen en eski geleneksel anlatıcıdır. Başka bir sesi olmayan halkın sesidir.”
Elia Kazan

“Yitirdiğimiz anlatım geleneğini ne mutlu ki Yaşar Kemal bulmuş. Tarihi ve politikayı altüst ederek yirmibeş - otuz yüzyıl sonra Yunanlı ozan (Homeros) susmuş ve söz sırası Troyalı ozana (Yaşar Kemal) geçmiş.”
Robert Kanters

“Ne zaman çağdaş bir romancı örneği vermem istense, aklıma ilk gelen isim Yaşar Kemal olmuştur.”
Raymond Williams 
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2017
  • Sayfa Sayısı:
    318
  • ISBN:
    9789750807060
  • Yayınevi:
    Yapı Kredi Yayınları
  • Kitabın Türü:

Bir Ada Hikayesi serisinin ilk kitabı "Fırat Suyu Kan akıyor baksana". Bu roman Yaşar Kemal'in diğer kitapları gibi Çukurova'da geçmiyor. Ya da şöyle belirteyim: Her yerde geçiyor. Bir Yunan adasında, Kafkasya'da, Mezopotamya'da, Irak'ta, Yemen'de...
#Onlarca savaştan ve yıkımdan sonra kurulmaya çalışılan yeni hayatlar. Lozan Antlaşması ile Türkiye'deki Rumlar ve Yunanistan'daki Türkler yer değiştiriyorlar. İnsanların 3bin yıllık topraklarından kopuşu öyle bir anlatılmış ki, mübadele günlerine, o ezici yoksulluğa ve hasrete tanıklık ediyorsunuz.

# Eserin ana karakteri Poyraz Musa adlı askerdir. 16 yaşında savaşa çağırılan Poyraz Musa, Kafkasya Cephesi'ndeki savaştan, daha doğrusu donarak ölmekten güç bela kurtulanlar arasındadır. Daha sonra Urfa'da Fransızlara karşı savaşmıştır. Savaş yorgunu Poyraz Musa bir gün, Rumlardan kalma küçük bir adaya, Karınca (Mirmingi) Adası'na yerleşmeye karar verir. Yaşar Kemal'i okuyanlar o adayı nasıl tasvir ettiğini az çok tahmin etmişlerdir.

#Cennetten bir parça gibi anlatılan bu ıssız adaya kimse gelmek istemez. Ancak sonraları savaş mağduru, sürgün, umutlarını yitirmiş insanlar yavaş yavaş adaya gelmeye başlarlar. Birlikte onca üzüntü ve kederin üzerine yeni bir yaşam inşa etmeye çalışan insanları okuyacaksınız. Sıcacık bir hikaye.

# Eserin tarihi arka planında 1.Dünya Savaşı yılları var. Özellikle Kafkasya Cephesi'nde ya donarak, ya bitten pireden, ya da delirerek ölen o kadar asker var ki ve bu karakterlerin gözünden öyle bir canlı anlatılmış ki, okurken savaşı icat edene lanet ediyorsunuz. Çanakkale Cephesi, Ezidi Katliamları, mübadele yılları, zorunlu göç olgusu anlatılan ve karakterlerin travmaları haline gelen diğer konular...

#Ben Yaşar Kemal okurken bu dünyadan soyutlanırım hep. Nasıl bilmiyorum ama nereyi anlatsa orada yaşıyor gibi hissederim kendimi. Bu bir yunan adası da olabilir, bir pamuk tarlası da, bir yörük çadırı da... İnce Memed'i de, demirciler ocağı piri Haydar Usta'yı da, fukara Uzun Ali'yi de, savaş yorgunu Poyraz Musa'yı da tanıyor gibi olurum. Onlarla tarhana çorbası içer, soğan kırıp yer, köpüklü kahvelerin kokusunu duyar gibi olurum. Kimine yorucu gelen tasvirler beni o dünyaya sokar ve Yaşar Kemal'in düş dünyasında bir gezgin olurum. İçimizdeki iyiye seslenen, sevinci, doğayı, türküyü, kültürel zenginliklerimizi vurgulayan eserlerine hayran olurum. Hani Diyor ya vasiyetinde: Beni okuyanlar adam öldürmesin, kimseyi asimile etmeye kalkışmasın, savaş düşmanı olsun diye... Zaten onu sindirerek okuyan insanların savaşın ne kadar iğrenç bir şey olduğunu bildiklerini düşünüyorum.

#Herkese keyifli okumalar dilerim. Yaşar Kemal okumak bana terapi gibi gelen bir şey. Tüm okurların kendi yazarlarını, düş dünyalarını coşturanları bulmaları dileğiyle:)