Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana (Bir Ada Hikayesi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
5.055
Gösterim
Adı:
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 1
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807060
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın baş kahramanıdır.

Lozan’da alınan mübadele kararıyla, Rumlar Yunanistan’a gönderilmiş ve savaşlarda yerini yurdunu yitirmiş insanların Ege’deki bu adaya yerleştirilmelerine karar verilmiştir. Adanın kaderi  Poyraz Musa’nın gelişiyle değişir. Adaya sığınan çeşitli kökenlerden insanlar, Poyraz Musa’nın desteğiyle yaşadıkları bütün acılara karşın umudu ayakta tutarak yeni bir yaşamın filizlerini yeşertirler.

“Yaşar Kemal çağdaş dünyanın en büyük anlatıcılarından biridir. Onu okumak yaşamın kendisini anlamaktır. O, korkusuz bir kahraman gibi yazıyor.”
John Berger

“Yaşar Kemal Homeros'tan bu yana gelen en eski geleneksel anlatıcıdır. Başka bir sesi olmayan halkın sesidir.”
Elia Kazan

“Yitirdiğimiz anlatım geleneğini ne mutlu ki Yaşar Kemal bulmuş. Tarihi ve politikayı altüst ederek yirmibeş - otuz yüzyıl sonra Yunanlı ozan (Homeros) susmuş ve söz sırası Troyalı ozana (Yaşar Kemal) geçmiş.”
Robert Kanters

“Ne zaman çağdaş bir romancı örneği vermem istense, aklıma ilk gelen isim Yaşar Kemal olmuştur.”
Raymond Williams 
Yaşar Kemal'in bu Romanı Bir Yunan adasında, Kafkasya'da, Mezopotamya'da, Irak'ta, Yemen'de geçiyor.

Savaştan ve yıkımdan sonra kurulan hayatlar. Lozan Antlaşması ile Türkiye'deki Rumlar ve Yunanistan'daki Türkler yer değiştiriyorlar. İnsanların topraklarından kopuşunu , mübadele günlerine, o yoksulluğu ve hasretini anlatmış.

Eserin ana karakteri Poyraz Musa adlı askerdir. Poyraz Musa, Kafkasya Cephesi'ndeki savaştan, daha doğrusu donarak ölmekten kurtulanlar arasındadır. Daha sonra Urfa'da Fransızlara karşı savaşmıştır. Savaş yorgunu Poyraz Musa bir gün, Rumlardan kalma küçük bir adaya, Karınca (Mirmingi) Adası'na yerleşmeye karar verir. Yaşar Kemal o adayı o kadar güzel tasvir etmiş ki. Siz okuyunca anlayacaksınız.

Bu ıssız adaya kimse gelmek istemez. Ancak sonraları savaş mağduru, sürgün, umutlarını yitirmiş insanlar yavaş yavaş adaya gelmeye başlarlar. Birlikte onca üzüntü ve kederin üzerine yeni bir yaşam inşa etmeye çalışan insanları okuyacaksınız.

I.Dünya Savaşı yılları var. Özellikle Kafkasya Cephesi'nde ya donarak, ya hastalıktan ya da delirerek ölen o kadar asker var ki ve öyle bir canlı anlatılmış. Çanakkale Cephesi, Ezidi Katliamları, mübadele yılları, zorunlu göçleri...

İnsan ruhunun derinliklerine iniyor. Yaşar Kemal 'in okuduğum ilk romanıydı. Akıcı ve tasvirlerle dolu bir anlatım genelde tasvirleri okurken sıkılırım. Yazarın tasvirlerini okurken hiç sıkılmıyorsun aksine alışıyorsun.
Rahmetli Yaşar Kemal eserlerinde o kadar bir akıcı dil kullanıyor ki, bu gerçekten bir başka yetenek. Cümleler uzun da olsa, tanımlamalar insanın kafasına bir bir işleniyor sanki.

Kahramanlar, mekanlar, çiçekler, börtü böcek, menevişlenmiş deniz suyu, uçsuz bucaksız çöldeki şeyhin çadırı... Ustalık isteyen anlatım bu diyorum işte.

Aslında fazla söze gerek olmamalı bu konuda.

Kitap basımı ile ilgili baskı hatası vb gibi herhangi bir sorun yok.

Kitabı beğenerek okudum. Tavsiye etmek zaten haddim olamaz, zira Yaşar Kemal' in kitapları okunmalı.

İyi okumalar.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.429 Oy)19.194 beğeni43.793 okunma3.061 alıntı184.696 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.963 Oy)8.933 beğeni26.554 okunma2.713 alıntı115.969 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.624 Oy)8.901 beğeni28.975 okunma864 alıntı140.891 gösterim
  • Suç ve Ceza
    9.1/10 (6.530 Oy)7.942 beğeni21.542 okunma4.060 alıntı130.671 gösterim
  • Kuyucaklı Yusuf
    8.5/10 (5.033 Oy)5.447 beğeni17.492 okunma1.020 alıntı60.760 gösterim
  • Şeker Portakalı
    9.0/10 (7.627 Oy)9.128 beğeni25.568 okunma1.594 alıntı128.291 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.760 Oy)11.505 beğeni28.701 okunma1.620 alıntı150.394 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.706 Oy)5.807 beğeni19.848 okunma845 alıntı102.225 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.792 Oy)13.519 beğeni34.842 okunma3.465 alıntı147.416 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.514 Oy)8.110 beğeni23.005 okunma854 alıntı90.789 gösterim
Bir ada hikayesi serisinin ilk kitabı. Yaşar Kemal, betimlemeleriyle adayı, karakterleri, savaş alanını, denizi açıkçası her şeyi yaşatıyor insana. Bunu aslında her kitabında yapıyor. Bu kadar güzel bir anlatım, böyle ustaca bir dil kullanımı kaç yazarda vardır ki... Kitapta savaştan nasibini alan farklı milletlerden insanlar var ve savaşın hangi taraftan olursa olsun, halkı nasıl olumsuz etkilediğini görmek mümkün. Yunanistan'la yapılan nüfus mübadelesini anlatırken, iki milletin nasıl kaynaşmış olduğunu da çok iyi anlatmış. Hayranlıkla okudum her bir cümlesini. Yüreğine sağlık Yaşar Kemal...
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana bir mübadele romanı. 4 ciltten oluşan Bir Ada Hikayesi serisinin 1. kitabı.
Turkiye'deki Rumlar ve Yunanistan'da yaşayan Türklerin yerlerinin degistirilmesi üzerinden vatan kavramının ne olduğunu işlemiş Yaşar Kemal.
Yaşanan acılar kayıplar yıkımlar içinize işliyor.
Kahramanlar, mekanlar, tasvirler her zamanki gibi muhteşemdi. Ben de sanki oradaydım, sanki tüm bunları okumadım yaşadım..
Müslümanlar, Rumlar, Araplar, Ezidiler.. yine bir çok kültürün izlerini taşıyan bir romandı ve kesinlikle cok sevdim. Kasım ayında serinin 2. Kitabı Karıncanın Su İçtiği ile devam edeceğim seriye.
Ardışık üç kitap.1... Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana...2.. Karıncanın Su İçtiği... 3...Tan Yeri Horozları...
Üçüne birden Yaşar Kemal "Bir Ada Hikayesi" altın da toplamış.
Doğa'nın büyüsü, büyünün ortaya saçtığı güzellikler, yaşamın her türlü sürprizi ve çirkinliği ile; insanoğlunun acımasızlığının açtığı dayanılmaz, katlanılmaz acıların süre gittiğimiz hayat yolunun gerçekliği içinde dahi olsak, yine de içimizde iç dünyamızın kıyı köşeciğinde huzur ve mutlulukla dolmasını istiyorsanız Yaşar Kemali okumalısınız. Tabi ki bu kitapları da...
Giden yüzyılın başında yaşadığımız Büyük Savaş'ın bizde derin izlerini hala taşıdığımız Çanakkale ve Sarıkamış savaşları ardından verdiğimiz kurtuluş mücadelesi, yepyeni bir devletin kuruluşu işte bu süreçte topraklarımızdaki yıkım, kıyım, acılar, korkuların destansı anlatımıyla okuyacaksınız bu kitabı. Vasiliyi, Poyraz Musayı, mübadeleyi, muacırların yaşadığı dıramı... Mübadele de yerlerinden, topraklarından edilen Türk ve Rum ların yaşadığı gerçekleri dramatik ama destansı bir dille okuyacaksınız... Çünkü bambaşka bir pencere açıyor Yaşar Kemal bunlara...
Üstadı okumak, kelimelere secde etmek gibiydi...Kurulan her cümle uzun uzun okunmalıydı.. Poyraz Musa'ya hayran olmamak imkansızdı... Denizin, balığın, tarhana çorbasının tadıyla karışmış bir anlatım nasıl olabilir ki... harikaydı.. Ada Hikayeleri mutlaka okunmalı...
Bu kitap beni Yaşar Kemal'e daha da hayran bıraktı. Ne kadar güzel betimlemelerle dolu bir kitaptı. İçinde sadece doğa betimlemeleri yoktu, aynı zamanda Anadolu'nun ve insanının, çektiği acılarının tarihi vardı. Sarıkamış'ta ayakta donan insanların çığlığı, beyaz cehennemin korkunç tasviri insanı derinden sarsıyordu. Yezidilerin yüzyıllar boyunca acı çekmelerine rağmen yine de başka bir insana zarar veren bizden değildir düşüncesi insanı gerçekten etkiliyordu. Bedevi yaşamı da vardı kitapta.

Birçok savaş görmüş, acılara katlanmış insanların ortak bir noktada buluşmasına tanık oluyoruz bu kitapta. Buluştukları ortak paydaları savaşta yitirilen insanlıkları ama yine de insan olduklarını hatırlatan korkuyor olabilmeleri.

Kitapta ana kahramanımız "Poyraz Musa". İnin cinin top oynadığı, hatta hayaletlerin dolaştığına inanılan bir adaya gelişi anlatılıyor. Kitapta adamız Çanakkale Savaşı'nı görmüş, Rumlarla Türklerin Mübadelesi'ne tanık olmuş, her köşesinde yoğun bir insanlık dramı barındıran bir tarih müzesi olarak sunuluyor. İlk başlarda "Poyraz Musa" gizemli bir kişilik olarak gösteriliyor ama kitabın sonlarına doğru bu gizemli kişilik bir insan görünümüne bürünüyor ve ardında yaşadığı dram etkileyici şekilde gözler önüne seriliyor. Kitabımız psikolojik açıdan derin olarak yara almış insanların buluşmaları ile devam ediyor. Mübadele sırasında gitmeyip adada kalan gizemli kişi Poyraz Musa'nın geçmişinin korkunç bir celladı görünümüne bürünüyor, onu korkudan gözüne uyku girmeyen bir kişi konumuna düşürüyor. Derler ya herkes kendi cehennemini yanında taşırmış., Poyraz Musa da bu gizemli kişilik yüzünden cennet köşesi olan bu adayı ilk başlarda bu şekilde algılamaya başlıyor.

Yazarımız "Poyraz Musa" karakteri üzerinden Anadolu'nun Kurtuluş Savaşı sırasında yaşadığı sıkıntıları bir bir gözler önüne seriyor. Çanakkale Savaşı'nda, Sarıkamış Harekatı'nda, Mübadele sırasında insanların yerlerinden yurtlarından koparılışlarında , Urfa'da Antep'te Fransızlar ile yapılan savaşlarda, Yezidi'ler, Ermeni'ler ile yapılan savaşlarda yaşanan dramlar insanların yaşadığı acıların diliyle değerlendirmeye tabi tutuluyor.

Yazarımız adaya gelen insanların dramlarını çok güzel bir şekilde gözler önüne seriyor. Ayrıca insanların ne kadar kötülükler yapsalar da her zaman kötü olmadıklarını, anlık koşullara göre bazen kötü davrandıklarını, ama genelde iyi olduklarını vurguluyor. Kitapta sunulan karakterler bunu çok güzel örnekliyor.

Yazarımızın doğa sevgisi o kadar fazla ki insan bu kitabı okurken bu sevginin kendisine de bulaştığını hissediyor. Kitap boyunca tutulan levreklerin, çipuraların tadı damağımda kalıyor :)

Bu kadar beğendiğim 1.kitaptan sonra Ada Hikayesi Serisinin 2. kitabına başlamamak hata olurdu :)
Sekiz yıl gibi bir zaman diliminde yazılmış Bir Ada Hikâyesi serisinin ilk kitabıdır "Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana". Bu eseri ardından Karıncanın Su İçtiği, Tanyeri Horozları ve Çıplak Deniz Çıplak Ada eserleri takip eder. Aslında bir bütünlük arz eden bu serinin tamamını okuduktan sonra mı yoksa tek tek her kitap için mi inceleme yazsam düşünmedim değil fakat her kitap için o esere yönelik inceleme yazmanın daha doğru olacağını düşündüm.

Öncelikle kitabın konusundan genel olarak bahsetmenin isabetli olacağını düşünüyorum. Birinci Dünya Savaşı sonrası Yunanistan ile yapılan mübadelenin yansımaları ele alınıyor eserde. Mübadele sonucu Anadolu'ya gelen Türkler ve Yunanistan'a gönderilen Rumlar paralel olarak anlatılmış okuyucuya.

Romanımızın başkahramanı Poyraz Musa da bu savaş sonrası gazi olmuş ve bütün yakınlarını yitirmiş bir şahsiyettir. Köyünde kimseyi bulamayınca ve Yezidi katliamında önemli bir şahsiyeti öldürünce kaçıp kendisini yakalayamayacakları bir yere sığınmak ister Poyraz Musa. Mübadele sonrası Karınca Adası Rumlar'ın terk etmesiyle boşalır ve Poyraz Musa da bu adaya yerleşir. İşte her şey bu adada başlar. Genel olarak kitabın konusu bu olsa da Poyraz Musa'yı bekleyen süprizlere dair pek çok ayrıntı okuyacaksınız ilk eserde.

Eserin ilk yaklaşık 150-200 sayfası son derece tekdüze ilerliyor. Bu satırlarda Yaşar Kemal'in meşhur betimlemeleri yer alıyor. Bir olaydan ziyade durum hakim. O yüzden ilk 150-200 sayfa bana fazlasıyla sıkıcı geldi açıkçası. Sonrasında ise bir hareketlilik geldi romana ve roman daha okunabilir bir hâl aldı. Bunun yanı sıra savaş sonrası çekilen çileler anlatılırken Anadolu halkının durumuna gerektiği kadar yer verilmemiş gibi geldi bana. Bu kısım daha fazla vurgulanabilirdi diye düşünüyorum.

Yaşar Kemal'i Çukurova anlatımlarıyla bütünleştirdiğimden midir nedir aynı tadı bu eserde bulamadım fakat yine de önceki eserlerden birkaç esinti vardı. Mesela yağlı bulgur pilavından sıkça bahsedilmesi gibi. Yine de mübadeleye dair okunması gereken, güzel bir eser olduğunu düşünüyorum. Sadece bir İnce Memed'de ya da Dağın Öte Yüzü serisinde olduğu gibi daha akıcı bir anlatım beklemeyin derim. Sıra "Karıncanın Su İçtiği" isimli ikinci eserde. Okumayı düşünen arkadaşlara şimdiden keyifli okumalar. :)

"Öldürsen ne olacak, öldürmesen ne olacak, bu öldürme makinası insanoğlu, şu yeryüzünde önüne ne gelirse, kim çıkarsa öldürüyor, havada uçan kuşu, denizde yüzen balığı, öldürecek hiçbir şey bulamazsa kendini öldürüyor."
Bir Ada Hikayesi dörtlemesinin ilk kitabı.
Lozan sonrası mübadele zamanında geçiyor hikayemiz. Ege Adaları’ndan Yunanistan’a gönderilen Rumlar, evlerini yuvalarını zorla bırakıp giderler. Kim sordu ki onlara gider misiniz diye? Onların vatanı burasıydı, ne bilirlerdi Yunanistan’ı.
Ah öyle hüzünlendim ki.
Bir yandan da savaştan çıkanlar, yeri yurdu kalmayanlar, yeni bir yaşam umuduyla bu adaya gelirler. Karınca Adası’na.
Yaşar Kemal doğayı, insanları insan yapan değerleri, sadece insan olmanın önemini o kadar ince ve güzel işliyor ki, okurken hem keyif alıyorum, hem üzülüyorum. Ama bir yerlerde iyi insanların olduğu umudunu hep hissediyorum.
bir ada hikayesi 1-2-3-4 beni çok etkilemiş serilerden biridir. İnce Memed'den daha çok diyebilrim. etkisi hala sürmektedir ve hiçbir zaman geçmeyecek bir kitaptır. En büyük hayalim kızımın büyüdüğünde kitapları çok sevmesidir. Eğer kitapları sever ve okursa lise 1. sınıfta önce ince memed sonra ada hikayelerini okumasını tavsiye edeceğim. bu kitap insan olmanın kitibıdır.
"işte böyle kedim" dedi, " insanı insan eden ne kadar içimizdeki sevgiyse de, tanrı bunu Böyle söylemişse de ondan daha çoğu da acımadır. İnsanı insan yapan da, sevgiyi sevgi yapan da acımadır. Öyle değil mi arkadaşlar?" diye seslice söylendi.
Vefat ettikten sonra değer gören yazarlar misali, beni hayatıma da vefatından sonra girmesi ve bu zamana kadar böylesine içten yazan bir yazarı gönlüme almamış olmam tamamen benim ayıbım. Bu ayıbı telafi etmek adına olsa gerek ki Bir Ada Hikayesi'nin 4 kitabını da aynı anda aldım. Doğaya olan saygısına insan sevgisini de ekleyip harmanlayınca tadından yenmez bir eser çıkmış ortaya. Darısı diğer üç kitabının başına.
"Aaah, savaş, seni icad eden görmesin cennet. Aaaah, savaş. Şu yeryüzünde canlı koymadı kırdı geçirdi. Gökteki kuşu, yerdeki börtü böceği, sudaki balığı..."
Yaşar Kemal
Sayfa 302 - YKY 23. Baskı - 2016
İstanbul şehrinde olanlar anlatılamaz, dile gelmez. Kelimeler yetmez. Padişahlar oğullarını, oğullar padişah babalarını, padişahlar bütün kardeşlerini doğradılar. İstanbul şehri bir ölüm, bir kırım yeridir.
Yaşar Kemal
Sayfa 219 - YKY 23. Baskı - 2016
Ben yaralandım ya, kendimi ölmüş sanıyorum. Baktım ki ölmemişim, yaralanmışım. Yaram sızlayınca ölmediğimi anladım, donmuşum.

Donmak ölümdür, biliyorum, haydi ayağa kalk Perikles dedim. Kalkamazsan bunun ucunda ölüm var..

Bütün gücümle bir silkindim, iki silkindim, adamız gözümün önünde, sarı çiçekler açtı, buradan tepenin başına kadar..
"Bu öldürme makinası insanoğlu, şu yeryüzünde önüne ne gelirse, kim çıkarsa öldürüyor, havada uçan kuşu, denizde yüzen balığı, öldürecek hiçbir şey bulamazsa kendini öldürüyor."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 1
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807060
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın baş kahramanıdır.

Lozan’da alınan mübadele kararıyla, Rumlar Yunanistan’a gönderilmiş ve savaşlarda yerini yurdunu yitirmiş insanların Ege’deki bu adaya yerleştirilmelerine karar verilmiştir. Adanın kaderi  Poyraz Musa’nın gelişiyle değişir. Adaya sığınan çeşitli kökenlerden insanlar, Poyraz Musa’nın desteğiyle yaşadıkları bütün acılara karşın umudu ayakta tutarak yeni bir yaşamın filizlerini yeşertirler.

“Yaşar Kemal çağdaş dünyanın en büyük anlatıcılarından biridir. Onu okumak yaşamın kendisini anlamaktır. O, korkusuz bir kahraman gibi yazıyor.”
John Berger

“Yaşar Kemal Homeros'tan bu yana gelen en eski geleneksel anlatıcıdır. Başka bir sesi olmayan halkın sesidir.”
Elia Kazan

“Yitirdiğimiz anlatım geleneğini ne mutlu ki Yaşar Kemal bulmuş. Tarihi ve politikayı altüst ederek yirmibeş - otuz yüzyıl sonra Yunanlı ozan (Homeros) susmuş ve söz sırası Troyalı ozana (Yaşar Kemal) geçmiş.”
Robert Kanters

“Ne zaman çağdaş bir romancı örneği vermem istense, aklıma ilk gelen isim Yaşar Kemal olmuştur.”
Raymond Williams 

Kitabı okuyanlar 767 okur

  • Mustafa Borazan
  • sevgilikavun
  • Baki kurt
  • Erkan agadi
  • Uğur
  • Bahar Gül
  • Beri
  • Hülya suna
  • Cansu Özergon
  • serdar asker

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%10.8
25-34 Yaş
%29.4
35-44 Yaş
%35.4
45-54 Yaş
%14.4
55-64 Yaş
%2.7
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.3
Erkek
%43.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%57.4 (171)
9
%17.8 (53)
8
%15.4 (46)
7
%3.7 (11)
6
%3.4 (10)
5
%1 (3)
4
%0.3 (1)
3
%0.3 (1)
2
%0.3 (1)
1
%0.3 (1)

Kitabın sıralamaları