Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana (Bir Ada Hikayesi 1)

·
Okunma
·
Beğeni
·
14183
Gösterim
Adı:
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 1
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807060
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın baş kahramanıdır.

Lozan’da alınan mübadele kararıyla, Rumlar Yunanistan’a gönderilmiş ve savaşlarda yerini yurdunu yitirmiş insanların Ege’deki bu adaya yerleştirilmelerine karar verilmiştir. Adanın kaderi  Poyraz Musa’nın gelişiyle değişir. Adaya sığınan çeşitli kökenlerden insanlar, Poyraz Musa’nın desteğiyle yaşadıkları bütün acılara karşın umudu ayakta tutarak yeni bir yaşamın filizlerini yeşertirler.

“Yaşar Kemal çağdaş dünyanın en büyük anlatıcılarından biridir. Onu okumak yaşamın kendisini anlamaktır. O, korkusuz bir kahraman gibi yazıyor.”
John Berger

“Yaşar Kemal Homeros'tan bu yana gelen en eski geleneksel anlatıcıdır. Başka bir sesi olmayan halkın sesidir.”
Elia Kazan

“Yitirdiğimiz anlatım geleneğini ne mutlu ki Yaşar Kemal bulmuş. Tarihi ve politikayı altüst ederek yirmibeş - otuz yüzyıl sonra Yunanlı ozan (Homeros) susmuş ve söz sırası Troyalı ozana (Yaşar Kemal) geçmiş.”
Robert Kanters

“Ne zaman çağdaş bir romancı örneği vermem istense, aklıma ilk gelen isim Yaşar Kemal olmuştur.”
Raymond Williams 
318 syf.
Yaşar Kemal'in bu Romanı Bir Yunan adasında, Kafkasya'da, Mezopotamya'da, Irak'ta, Yemen'de geçiyor.

Savaştan ve yıkımdan sonra kurulan hayatlar. Lozan Antlaşması ile Türkiye'deki Rumlar ve Yunanistan'daki Türkler yer değiştiriyorlar. İnsanların topraklarından kopuşunu , mübadele günlerine, o yoksulluğu ve hasretini anlatmış.

Eserin ana karakteri Poyraz Musa adlı askerdir. Poyraz Musa, Kafkasya Cephesi'ndeki savaştan, daha doğrusu donarak ölmekten kurtulanlar arasındadır. Daha sonra Urfa'da Fransızlara karşı savaşmıştır. Savaş yorgunu Poyraz Musa bir gün, Rumlardan kalma küçük bir adaya, Karınca (Mirmingi) Adası'na yerleşmeye karar verir. Yaşar Kemal o adayı o kadar güzel tasvir etmiş ki. Siz okuyunca anlayacaksınız.

Bu ıssız adaya kimse gelmek istemez. Ancak sonraları savaş mağduru, sürgün, umutlarını yitirmiş insanlar yavaş yavaş adaya gelmeye başlarlar. Birlikte onca üzüntü ve kederin üzerine yeni bir yaşam inşa etmeye çalışan insanları okuyacaksınız.

I.Dünya Savaşı yılları var. Özellikle Kafkasya Cephesi'nde ya donarak, ya hastalıktan ya da delirerek ölen o kadar asker var ki ve öyle bir canlı anlatılmış. Çanakkale Cephesi, Ezidi Katliamları, mübadele yılları, zorunlu göçleri...

İnsan ruhunun derinliklerine iniyor. Yaşar Kemal 'in okuduğum ilk romanıydı. Akıcı ve tasvirlerle dolu bir anlatım genelde tasvirleri okurken sıkılırım. Yazarın tasvirlerini okurken hiç sıkılmıyorsun aksine alışıyorsun.
318 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Fırat suyu kan akıyor baksana...
Bir ada hikayesi dörtlemesinin, ilk kitabı.
Serinin devam kitapları ise :
"Karıncanın su içtiği" , "Tan yeri horozları" , ve "Çıplak ada çıplak deniz".
Aynı zamanda bu seri, Yaşar Kemal'in "son" serisi.
"Son" derken içimden bişeyler koptu gibi oldu neyse.
Hadi başlayalım kitap hakkında konuşmaya, elimden geldiğince kısa tutmaya çalışacağım ama şimdiden kusura bakmayın:)...

Kitabın kendi kapağındaki açıklamasının ilk kısmı şöyle :
"Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan'a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın baş kahramanıdır..."

Bu açıklamayı ilk okuduğumda Yunanistan-Türkiye arasındaki nüfus mübadelesinde yaşananlar üzerine kurulu galiba demiştim.
Aslında kitabı okumaya başlamadan önce acılar üzerine kurulu olduğunu hissetmiştim ama beklediğim şeyler değildi.
Ben Rumlar üzerinden yürümesini beklerken, kitap boyunca onların maceralarını acılarını hissedeceğimi düşünürken kitap başka yönlere de saptı.
Evet acı dolu, dehşet verici anılarla dolu bir kitap olmuş. Ama sadece Rumların acıları değil, bu topraklarda yaşamış bütün ırkların acıları vardı.

Tabi ki Yaşar Kemal'den bahsediyorsak tek duyguya bağlı kalacak da değiliz.
Şöyle ki kitabı okurken yer yer bazı betimlemeleri korkudan ve de dehşetten zar zor bitirdim. Okuduğum her tarih kitabında hissettiğim acıları bu kitapta da fazlasıyla hissettim ama bu kitabın en önemli farkı şuydu:
Çektirdiği acı kadar huzur verdi, umut verdi.
Adadan bahsederken yaptığı betimlemeler beni o adaya götürmekle kalmadı, adanın kokusunu, temiz havasını, huzurunu içime doldurdu.
Serinin diğer kitaplarını bilemem ama bu kitap bence güzel bitti. Yaşar Kemal hayatı, gerçekleri anlatan bir yazar olduğu için okuduğum diğer kitapları beni mutlu ederek son bulmamıştı ama bu kitap çok şükür mutlu bitti.
Umarım İnce memed (hangi kitabı okursam okuyayım aklım onda) serisi bitince de böyle hissediyor olurum :) :)

Son dönemlerdeki yoğunluğumdan dolayı kitabı kesik kesik, baya zamana yayarak okumama rağmen, her açışımda konu anında sardı beni.
Bazı kitapları beklettiğinde soğur, tekrar aynı heyecanı vermez ya bu kitapta bu olmadı. Her sayfası betimleme cenneti gibiydi ama insanı yormayacak kadar da akıcıydı.

Karınca adası, Poyraz Musa, Vasili, Kadir kaptan, Lena ve daha nice karakter.
Resmen cümbüş, ama karmakarışık değil. Uyumlu, düzenli.
Yer yer kafanızı bulandırıcak yoğunluğa çıkıyor kitap sonra birden sakinleşiyor.
Kendinizi bir karınca adasının Binbir güzellikteki çiçekleri, kuşları arasında mutlulukla dolu bir dünyada buluyorsunuz..
Sonra bir anda her şey değişiyor;
Çanakkalede, Sarıkamışta, çölde çürümüş insan cesetlerinin arasında, kokudan durulmayan hatta kokudan askerlerin öldüğü bir dehşetin ortasına düşüyorsunuz.
Sonra birden ordan da çıkıp anadolu ya yezidilerin, arapların, kürt beylerinin arasına düşüyorsunuz.

Sonuna kadar hiç hızını kesmeden devam etti kitap bence, her sayfasında insanın içine binlerce düşünce sokan konuşmalar, sorular vardı. Tespitleri, insanlar ve de savaşlar hakkındaki söylemleri öyle doğru ve anlamlı geldi ki.

Kitaba başlamadan önce
"Yaşar Kemal okumaya alıştım artık, dilini ve de anlatımını çözdüm" demiştim kendime. Nasıl bir cesaretse artık. ama şu an çok pişmanım bunu söylediğime çünkü yine şaşırttı beni.
Bence her insanın okuması gereken bir baş yapıt olmuş. Bana sorulduğunda tavsiye edeceğim ilk kitaplardan biri bu kitap şu an.
Bu dünyaya bir Yaşar Kemal daha gelmez asla.

Bu kadar yazma yeter, daha yazılacak çok şey var ama okuyan kişilere kalsın onları bulmak da.
İncelememi kitaptan beni çok etkileyen ve de haklı bulduğum bir kısımla sonlandırmak istiyorum:

"Gözleri istiklal madalyasının üstünde durdu, ayılır gibi oldu, kendine geldi, hemencecik de sustu. Susar susmaz da gene başladı:

Yangından hepimiz göğünüp çıktık. Yangından hepimiz yanmış, kavrulmuş, yüreklerimiz paramparça olmuş çıktık.
Biz yaralandık, biz insanlığımızı yitirdik...
Bizim insanlığımız gitti, külümüz kaldı. Artık biz eski sağlıklı insanlık değiliz. Bizim çocuklarımız da artık o eski insan olmayacak. Torunlarımız da...
Üstlerine kıyamete kadar kan yağacak, yaralanmış, yarı deli, birbirlerini yiyerek, bütün acıma, insanca duygularını yitirmiş, şu dünyada içlerindeki ışığı boşaltmış, öyle dolaşacaklar... "

Sağlıcakla kalın...
318 syf.
·6 günde
Bir Ada Hikayesi serisinin ilk kitabı: Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana.
Yaşar Kemal yine yapmış yapacağını ve bu kitapta da bize insanlık dersi veriyor.
Özellikle kitaptaki betimlemeler olağanüstü, ben bu kitapta Yaşar Kemal’e bir kez daha hayran kaldım desem yalan olmaz.
Yaşar Kemal’in bu kitabı adeta bir kültür köprüsü gibi. Kafkasya’dan Yunanistan’a, Yunanistan’dan Mezopotamya’ya dek uzanan insanlığın acı dolu yaşamı.
Yaşar Kemal’in özellikle Yezidilere karşı yapılan bunca zulmün, bunca katliamların üstünde durması, Yezidilerin yüzyıllardır süregelen dışlanmışlığı, Birinci Dünya Savaşındaki ölümleri anlatması insanı çok derinden etkiliyor.

Ben Yaşar Kemal’in doğa sevgisine ve savaşa karşı dik duruşuna hep hayran kalmışımdır, o hep insanlık adına güzel şeyler olsun diye mücadele etti.
Türk,Kürt, Arap, Çerkez, Rum olsun.. din, dil, ırk ayrımı yapmadan hep ezilenden, mazlumdan yana oldu.
Bu kitaptan sonra serinin diğer kitaplarını okumayı daha şimdiden dört gözle bekliyorum.

Neden ellele verip barış ve huzur içinde yaşamıyoruz?
Birbirimize karşı olan bunca kinimiz neden ?
Hep birlikte insanca yaşamak neden bu kadar zor?
Hepimizde aynı gökyüzünün altında yaşamıyor muyuz?

Şunu unutmayalım ki savaş bizlerle beraber insanlığımızı da her geçen gün yok ediyor.

Son olarak da buraya kitaptan bir alıntı bırakıyorum: Bu savaşlar bizi perişan etti. Korku bizim iliklerimize işlenmiş. Ya köküne kadar, ölürcesine korkuyoruz ya da hiçbir şeyi umursamıyoruz. Biz her şeyimizi, insanlığımızı yitirdik. Bu savaşlar neyimiz var, neyimiz yoksa hepsini aldı götürdü. Yüreğimiz çırılçıplak kaldı.
318 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Yaşar Kemal insanları o kadar iyi anlatıyor ki bildiğiniz sandıgınız insanları defalarca görüyorsunuz romanın içerisinde..Okuduğum en güzel romanlardan bir oldu. . Bir bakmışsınız Çanakkaledesiniz bir bakmışsınız Arabistan çöllerinde, Fırat nehrinde, Ege adalarında. Ezidilere olan merakımı arttırmış bir kitap.. Yıllar geçse de aklınızda gözünüzde canlandırdığınız anlar kalacak. :). Bir adaya yerleşip orda yaşayacak tek insan olma isteği de cabası. Ne güzel tasvir etmiş Yaşar Kemal, mıh gibi kazımış aklımıza.
Mesela mübadele konusunda da aynı şeyi anlatmaya çalışıyor; siz istediğiniz kadar bir milleti göçe sürükleyin, diyor, toprağından ayrılmak zorunda bırakın, elbette birileri çıkar hiçbir şekilde yıllardır yaşadığı adasından ayrılmaz. Yani kitap, bir yandan yok edilmeye çalışılan halkların hüzünlü hikâyesiyken diğer taraftan başkahramanı umut olan, birçok yıkım sürecinde dâhi var olmaya çalışan insanların öyküsü niteliğinde.

İnsanlar mı dünyayı çirkinleştiriyor,kirletiyorlardı,acaba?
318 syf.
·8 günde·Puan vermedi
Önümde onca duran kitaplardan 'iyi ki bu'nu elime alıp da okudum' dediğim kitap oldu bu roman... hoş yaşar kemal üstâdın tüm kitapları ayrı bir güzel ve özel o ayrı da, bu kitap beni çok çok çok etkiledi... ilk birkaç sayfayı çevirdiğimde zaten kendimi ege'de, sonra da cennet gibi bir ada'nın içinde buldum... sayfalar hızlıca ilerleyince de müdahale nedeniyle adasını terk etmek zorunda kalan rumların, ancak toprağını bırakıp gitmeyen Vasili'nin ve o adaya yerleşen Poyraz Musa'nın hikâyelerini yaşamaya başladım... ikisi de 1.Dünya Savaşı'da istemeden de olsa çanakkale'de, sarıkamış'ta, allahuekber dağ'ında, dumlupınar'da savaşmak zorunda kalan kahramanlar... tüm savaşlar dışardan duyulduğunda birbirine benzer ama Vasili ve Poyraz anılarını anlatınca sanki ben de o savaşta savaşmışım gibi açlık ve yokluk, yoksulluk çektim... tifüs hastalığı geçirdim... köylerim ve kasabalarım boşaltıldı... ölen çocukları, kadınları, yaşlıları; ölen insanları gördüm... baştan başa yıkılmış ve yakılmış bir ülkede ayakta donup da ormanmışçasına üst üste kalan askerlerden biri oldum... hatta kendi ölümü, ölü kokumla saatlerce sırtımda taşıdım... savaştan kurtulunca da insansızlık, yalnızlık psikolojisiyle başbaşa kaldım ve insanın nasıl insana ihtiyaç duyduğunu tekrar anladım... gerçekten akıcı, betimlemeleri şahane ve cidden etkileyici bir eser... siz de okuyun isterim... iyi geceler...
318 syf.
Rahmetli Yaşar Kemal eserlerinde o kadar bir akıcı dil kullanıyor ki, bu gerçekten bir başka yetenek. Cümleler uzun da olsa, tanımlamalar insanın kafasına bir bir işleniyor sanki.

Kahramanlar, mekanlar, çiçekler, börtü böcek, menevişlenmiş deniz suyu, uçsuz bucaksız çöldeki şeyhin çadırı... Ustalık isteyen anlatım bu diyorum işte.

Aslında fazla söze gerek olmamalı bu konuda.

Kitap basımı ile ilgili baskı hatası vb gibi herhangi bir sorun yok.

Kitabı beğenerek okudum. Tavsiye etmek zaten haddim olamaz, zira Yaşar Kemal' in kitapları okunmalı.

İyi okumalar.
318 syf.
·Beğendi·10/10
Bir Ada Hikâyesi dörtlemesinin ilk kitabıdır. Roman ismini Mezopotamya'nın kadim halklarından olan, kıyama ve vahşete maruz kalan Ezidiler'in cesetlerinin atılması ile kan akan Fırat Nehri'nin görüntüsünden alıyor.

Acıların sadece coğrafya değiştirdiğini, savaşın birey ve toplum üzerinde nasıl yıkıcı etkiler bıraktığını, Anadolu'dan Kafkaslara, oradan Yunanistan'a, Mezopotamya'ya uzanan bir haritada gözler önüne seriyor.

Birinci Dünya Savaşı sonrası Karınca Adası'nda yaşayan Rumlar Yunanistan ile mübadele sonucu topraklarından koparılıyor. Savaşlardan, kıyımlardan, sürgünlerden artakalan insanlar bu adada yaşam kurmaya çabalıyorlar. Bunlardan biri de baş kahramanımız olan Poyraz Musa. Poyraz Musa savaş sonrası gazi olmuş, Arap çöllerinde, Mezopotamya da insanları öldürmüş bir askerdir.

İnanç, dil, ırk, etnik kimlik farklıkları asla bir ölüm ve savaş nedeni olamaz. Olsa olsa bu zenginlikleri yaşadığımız bir coğrafyada olduğumuz için gururlanma sebebimiz olabilir.
318 syf.
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana bir mübadele romanı. 4 ciltten oluşan Bir Ada Hikayesi serisinin 1. kitabı.
Turkiye'deki Rumlar ve Yunanistan'da yaşayan Türklerin yerlerinin degistirilmesi üzerinden vatan kavramının ne olduğunu işlemiş Yaşar Kemal.
Yaşanan acılar kayıplar yıkımlar içinize işliyor.
Kahramanlar, mekanlar, tasvirler her zamanki gibi muhteşemdi. Ben de sanki oradaydım, sanki tüm bunları okumadım yaşadım..
Müslümanlar, Rumlar, Araplar, Ezidiler, Kürtler.. yine bir çok kültürün izlerini taşıyan bir romandı ve kesinlikle cok sevdim. Kasım ayında serinin 2. Kitabı Karıncanın Su İçtiği ile devam edeceğim seriye.

YAŞAR KEMAL | Hayatı, Eserleri, Okuma Sırası videomu izlemek isterseniz tıklayabilirsiniz.

https://youtu.be/ek4BYSZQsoM
.
318 syf.
·3 günde·10/10
Bir ada hikayesi serisinin ilk kitabı. Yaşar Kemal, betimlemeleriyle adayı, karakterleri, savaş alanını, denizi açıkçası her şeyi yaşatıyor insana. Bunu aslında her kitabında yapıyor. Bu kadar güzel bir anlatım, böyle ustaca bir dil kullanımı kaç yazarda vardır ki... Kitapta savaştan nasibini alan farklı milletlerden insanlar var ve savaşın hangi taraftan olursa olsun, halkı nasıl olumsuz etkilediğini görmek mümkün. Yunanistan'la yapılan nüfus mübadelesini anlatırken, iki milletin nasıl kaynaşmış olduğunu da çok iyi anlatmış. Hayranlıkla okudum her bir cümlesini. Yüreğine sağlık Yaşar Kemal...
318 syf.
·Beğendi·8/10
Ardışık üç kitap.1... Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana...2.. Karıncanın Su İçtiği... 3...Tan Yeri Horozları...
Üçüne birden Yaşar Kemal "Bir Ada Hikayesi" altın da toplamış.
Doğa'nın büyüsü, büyünün ortaya saçtığı güzellikler, yaşamın her türlü sürprizi ve çirkinliği ile; insanoğlunun acımasızlığının açtığı dayanılmaz, katlanılmaz acıların süre gittiğimiz hayat yolunun gerçekliği içinde dahi olsak, yine de içimizde iç dünyamızın kıyı köşeciğinde huzur ve mutlulukla dolmasını istiyorsanız Yaşar Kemali okumalısınız. Tabi ki bu kitapları da...
Giden yüzyılın başında yaşadığımız Büyük Savaş'ın bizde derin izlerini hala taşıdığımız Çanakkale ve Sarıkamış savaşları ardından verdiğimiz kurtuluş mücadelesi, yepyeni bir devletin kuruluşu işte bu süreçte topraklarımızdaki yıkım, kıyım, acılar, korkuların destansı anlatımıyla okuyacaksınız bu kitabı. Vasiliyi, Poyraz Musayı, mübadeleyi, muacırların yaşadığı dıramı... Mübadele de yerlerinden, topraklarından edilen Türk ve Rum ların yaşadığı gerçekleri dramatik ama destansı bir dille okuyacaksınız... Çünkü bambaşka bir pencere açıyor Yaşar Kemal bunlara...
318 syf.
·5 günde·9/10
Lozan sonrası mübadele zamanında geçiyor hikayemiz. Ege Adaları’ndan Yunanistan’a gönderilen Rumlar binlerce yıllık topraklarını bırakmak zorunda kalırlar oysaki onlar ne bilirlerdi Yunanistan’ı...
Bir tarafta da yıllarca süren savaşlarda, o savaştan diğer savaşa gitmiş, sonunda da yeri yurdu kalmayanlar... Yeni bir umut ile Karınca Adası’na gelirler.
Yaşar Kemal doğayı, insanı insan yapan değerleri, insan olmanın önemini o kadar güzel anlatmış ki okurken hem keyif aldım hem de çok hüzünlendim.
"Aaah, savaş, seni icad eden görmesin cennet. Aaaah, savaş. Şu yeryüzünde canlı koymadı kırdı geçirdi. Gökteki kuşu, yerdeki börtü böceği, sudaki balığı..."
Yaşar Kemal
Sayfa 302 - YKY 23. Baskı - 2016
Ben yaralandım ya, kendimi ölmüş sanıyorum. Baktım ki ölmemişim, yaralanmışım.. Yaram sızlayınca ölmediğimi anladım. Donmuşum...
Donmak ölümdür, biliyorum, 'haydi ayağa kalk!' dedim kendime... Kalkmazsan ucunda ölüm var.
"Allahuekber dağlarındaki on binlerce ayakta donmuş, kazık kesilmiş, kardan adam olmuş askerler de bunun gibiydi. Onların da gözleri böyle ardına kadar açılmış, dünyaya hasret kalmış bakıyorlardı..."
"Sen hiç olup bitenleri gördün mü? İnsan boyu karın içinde yalın ayak, başı kabak, pantolonu yırtılmış, ceketsiz, koyunları bit dolu ;donan elleriyle kaşınamayanları.. Rus toplarıyla birlikte karda uçuşan kopuk kolları, bacakları, gökten yağan kanları, donmuş kirpiklerle bakan on binlerce askerleri gördün mü? GÖRMEDİYSEN BU DÜNYADA HİÇBİR ŞEY GÖRMEDİN DEMEKTİR.. "
O vali olacakmış da yapmamışlar, doğru adam olduğu için. O kadar iyi bir adam ki, kimseye bir kötülük edemeyeceği için onu vali yapmamışlar.
İstanbul şehrinde olanlar anlatılamaz, dile gelmez. Kelimeler yetmez. Padişahlar oğullarını, oğullar padişah babalarını, padişahlar bütün kardeşlerini doğradılar. İstanbul şehri bir ölüm, bir kırım yeridir.
Yaşar Kemal
Sayfa 219 - YKY 23. Baskı - 2016
Biz her şeyimizi, insanlığımızı yitirdik. Bu savaşlar neyimiz var, neyimiz yoksa hepsini aldı götürdü. Yüreğimiz çırılçıplak kaldı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
Alt başlık:
Bir Ada Hikayesi 1
Baskı tarihi:
Ağustos 2017
Sayfa sayısı:
318
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750807060
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Yapı Kredi Yayınları
Baskılar:
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana
Bir Ada Hikayesi dörtlüsü, savaşlardan, kırımlardan, sürgünlerden arta kalan insanların, Yunanistan’a gönderilen Rumların boşalttığı bir adada yeni bir yaşam kurma çabalarını konu alır. Umut romanın baş kahramanıdır.

Lozan’da alınan mübadele kararıyla, Rumlar Yunanistan’a gönderilmiş ve savaşlarda yerini yurdunu yitirmiş insanların Ege’deki bu adaya yerleştirilmelerine karar verilmiştir. Adanın kaderi  Poyraz Musa’nın gelişiyle değişir. Adaya sığınan çeşitli kökenlerden insanlar, Poyraz Musa’nın desteğiyle yaşadıkları bütün acılara karşın umudu ayakta tutarak yeni bir yaşamın filizlerini yeşertirler.

“Yaşar Kemal çağdaş dünyanın en büyük anlatıcılarından biridir. Onu okumak yaşamın kendisini anlamaktır. O, korkusuz bir kahraman gibi yazıyor.”
John Berger

“Yaşar Kemal Homeros'tan bu yana gelen en eski geleneksel anlatıcıdır. Başka bir sesi olmayan halkın sesidir.”
Elia Kazan

“Yitirdiğimiz anlatım geleneğini ne mutlu ki Yaşar Kemal bulmuş. Tarihi ve politikayı altüst ederek yirmibeş - otuz yüzyıl sonra Yunanlı ozan (Homeros) susmuş ve söz sırası Troyalı ozana (Yaşar Kemal) geçmiş.”
Robert Kanters

“Ne zaman çağdaş bir romancı örneği vermem istense, aklıma ilk gelen isim Yaşar Kemal olmuştur.”
Raymond Williams 

Kitabı okuyanlar 2.279 okur

  • Berkay Güneş
  • Batesmotel2
  • Aziz Öztürk
  • Asmin Veben
  • ceren dere
  • ÇAĞLA GÖKAY
  • Kenan Ölekli
  • Güneş Gölen
  • Yonca Gümüş Akyüz
  • İdris Yılmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%2.4
14-17 Yaş
%1.8
18-24 Yaş
%10.8
25-34 Yaş
%29.4
35-44 Yaş
%35.4
45-54 Yaş
%14.4
55-64 Yaş
%2.7
65+ Yaş
%3

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.3
Erkek
%43.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%53.6 (406)
9
%19.2 (145)
8
%14.7 (111)
7
%4.8 (36)
6
%2 (15)
5
%0.7 (5)
4
%0.4 (3)
3
%0.1 (1)
2
%0.1 (1)
1
%0.4 (3)

Kitabın sıralamaları