Fırtınayı Kucaklamak

·
Okunma
·
Beğeni
·
541
Gösterim
Adı:
Fırtınayı Kucaklamak
Baskı tarihi:
1 Mart 2019
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759959470
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
“Gidiyorlar, ağıt yakalım arkalarından. Çünkü gitmek var, dönmek yok.
Bağırlarına basmışlar çocuklarını ve dişlerini sıka­rak. Yağmura, kara, dipçiklere ve saat kulelerine aldırmayarak. Tel örgüleri yarıp duvara tırmana­rak. Bozbulanık, coşkun bir nehrin kederli köpüğü gibi. Aniden havalanan sığırcık sürüsü gibi… O kadar kalabalık ve kocamanlar ki kimse görmüyor onları. Bakıyorlar ama görmüyorlar. Ne televizyonlar ne uydular ne çocuk mamaları ne don ne gömlek. Onlar o çocuğun peşindeler, hani güzel fotoğraf. Denizin kustuğu cesetler ve defileler. Akıl yetirmeyin buna. Aklınıza tüküreyim nerde aklınız? Aklınız yok. Zaten siz de yoksunuz, ama paranız varmış.
Görmeye geldik.
O çocuğu oraya gömmeye geldik.
Diyeceğimizi dedik, bizi uğraştırmayın. Korku dağları bekliyor galiba, korkudan kurtulmak için, savaş kartalları sürekli o korkuyu bombalıyor. Ya gelirlerse diye gördüğünüz karabasanlar. Ve rüyalarınızı delik deşik eden tornavidalar. Onlar, o sırtında kırbaç şaklattığınız köleler, o kan, o asırlarca içtiğiniz kan. Boğulacağız, durdurun şu koşuyu. Durdurun yoksa dengemiz bozulacak, bir karadelik bizi yutacak. Boşuna, zulmün âbad olduğu nerde görülmüş? O koşu sonsuzluğa yönelmiş, bir gün yakanıza yapışacak. Fırtınayı kucaklayacak.
Uzaklardan, dağlardan, vadilerden gelen sesi dinleyin.
Dinleyin yankısı her yanı tutmuş.
Yaklaşıyor fukaranın ve onurun marşı.
Bombalara karşı durmaya geldik.
Zincirleri hepten kırmaya geldik.
O yüzsüz yüzünüzü görmeye geldik.
Asırların hesabını sormaya geldik,
Sormaya geldik!”
144 syf.
·6 günde
Kitap geçen ay çıktı. Bir deneme kitabı. Mustafa Kutlu gelenek haline getirdi Kışın deneme, sonbaharda hikaye, geçen yılda bu mevsimde bir deneme kitabı çıkmıştı çünkü. 144 sayfa 43 denemeden oluşuyor kitap. Galiba gazete yazıları bazıları, köşe yazılarını gazetesinden ötürü okumadığım için tam da bilmiyorum. Denemeler dil olarak gayet sade fakat altındaki manalar derin. Siyasi ve toplumsal meselelere değinmiş yine fakat insan üzerine de deneme çok. Gündelik hayatın sıradanlaştırdığı, her gün gözümüzün önünde olan ama fark etmediğimiz durumları karşımıza çıkarttığı denemelerde bol. Benim en beğendiklerim; Sormaya Geldik, Yalnızlık, "Öteki" Diye Biri Yok, Kanaat ve de Aidiyet denemeleri oldu. Benim gibi Mustafa Kutlu alışveriş listesi yazsa okuyacak olanlar buyursun fakat ilk kez Mustafa Kutlu denemesi okuyacaklar için daha iyi deneme kitapları var.
144 syf.
·7/10
Mustafa Kutlu'nun günlük yaşama yönelik ele aldığı kısa kısa denemelerden oluşan yeni eseri. Klasik Kutlu eseri. Samimi, halktan, çözüm önerili...
Deneme türündeki tüm kitaplarında dikkat çektiği 'Tarım' konusuna bu kitapta da dikkat çekmiş. Öylesine haklı ki...
Genel itibariyle bu kitabı, otuz küsur kitabı arasındaki en zayıf halka olarak görmekteyim. Yine de Kutlu okumak farklı bir his... Hüsnü Arkan dinlemek gibi...
144 syf.
·1 günde·10/10
Dört bir yanımız fırtınalar içinde. Savaşlar. Dünya kurulalı beri hiç durmadı. Çünkü insan doyumsuz. Eşref- i mahlukat olan insan kendini unuttu. Göçler. Çocuklar. Kıyılara vuran cansız bedenler. Molozlar ardından çıkan tozlu topraklı yüzler. Yine çocuklar. Yine kadınlar.
Artan zulüm, artan mazlum. Dünyayı saran mazlumun ahı. Vakit ahir zaman.
Tekrarlayan haber başlıkları: şiddet, zulüm, intihar, geriye bırakılan mektup, bitmeyen borçlar, yerine getirilmemiş sözler, birikmiş faizler. Yer dünya.
Çalış, kazan, harca, daha çok çalış, daha çok kazan ve daha çok harca. Dikkat annen, baban, evladın var yanında. Önemli değil, paradan bahset sen insana. Hayat bir banka. Yatır, çek harca.
Leylekler geliyor mu hala ilkbaharda? Kaç ağaç var evinin önünde? Kaç hayvanı, kaç bitkiyi tanıyor evladın? Doğru ya yeni bir cep telefonu çıktı pisayasaya. Onlar takside böl. Almalısın mutlaka.
Bugün yine insanlar öldü. Hepsi birer istatistik. Durmaz trafik. Durursa batar ülke. Kimsenin vakti yok bir dakika kainatı dinlemeye.
144 syf.
·Puan vermedi
Hikayelerini ayrı,denemelerini ayrı sevdiğim,gazetedeki yazılarını kaçırmadan okuduğum bir yazar Mustafa Kutlu.
Okuduğum tüm kitaplarında batılılaşalım derken bozulan aile,akraba,arkadaş,mahalle... yapılarından,kapitalizme nasıl baş eğdiğimizden bahsediyor.
Bu kitabı da onlardan biri.Yer yer hikayelerle karışık bir deneme kitabı.Denemelerin baş kısmında yer alan resimler çok güzel.Sanki denemeler o resimler için yazılmış gibi.
Kapitalizmi bir fırtınaya benzetirsek eğer,ona nasıl kucak açtığımızın,nasıl kucakladığımızın haklı bir eleştirisi bu kitap.Fırtınaya direnemediğimizin,direnenlerin yalnız kaldığını gösteren bir sistem eleştirisi.
Ne yazsa okurum dediğim bir yazar olduğu için severek okudum.
144 syf.
·1 günde·8/10
Ben esasında tam bir Mustafa Kutlu hayranıyım. Kendisini Hesap Günü öyküsüyle tanıdım. O günden sonra da öykülerine meftun oldum diyebilirim. Anlatımı, kendine has üslubû, her bir olaydan ya da durumdan bir öykü çıkarabilme yetisine hayranım. Müthiş bir özellik olsa gerek, biz faniler için. Her öyküsünde görünür anlamla birlikte bir de derin bir anlam işler bana göre. Katman katmandır sanki. Herkes kendi olgunluğuna, doymuş ya da doyamamış ruhuna, düşünce yapısına göre bir anlam çıkarır. Sanki bir derece çizelgesinde kendi yerini bulmak gibi.

Bu kitabı ise bir deneme. İlk kez bir deneme kitabını okudum. Kısa olduğu için başladığım gün bitirebildim. Her yazıdan önce bir fotoğraf var ve bu fotoğraf genellikle içerikle bağlantılı. Bazı fotoğraflar cidden çok iyi -fotoğraf çekmeyi çok seven biri olarak kıskanmadım değil- ve şöyle bir derince bakmamızı istiyor.

Mustafa Kutlu'nun anlatımını ve öykü tarzını çok sevdiğimden midir bilmem, her bir denemeyi öyküleştirse nasıl da güzel olurdu demeden duramadım. Çünkü her bir yazı, yazarın günlük hayatta gördüğü bir şeylerden, yaşadığı olaylardan, okuduğu şeylerden ve düşünce tarzından şekillenmiş. İlk yazılar özellikle savaş, mülteci ya da göçmen açısından düşünüldüğünde çok tesir bırakacak yazılar, kısa olmalarına rağmen. Çünkü birkaç yerde bunu gerçeklerle veya ayetlerle desteklemesi ya da bağdaştırması doğruluk payını artırmış.

Kısacası ara kitap ya da farklı türde okunacak ikinci bir kitap olarak oldukça zevk alarak okunabilir.

Kendisine ait farklı deneme kitabı okuyanların öneride bulunması da beni ayrıca mutlu edecektir.
144 syf.
·Beğendi·7/10
Mustafa Kutlu okumadığımız bir ayımız bile yok ️
Ayrıca çayın yanına en çok @tarik_tufan
#mustafakutlu ve @ibrahimtenekeciii
gider efendiler........
144 syf.
·9 günde·6/10
Mustafa Kutlu günümüz usta öykücülerindendir. Birçok kitabını da severek ve kendime 'nasıl yazılır' dersi edindiğim bir yazardır. Fırtınayı Kucaklamak, deneme olarak karşımıza çıkıyor. Doğu'ya kucak açan Türkiye'ye de göz kırpıyor. Ortadoğu kan içindeyken bizim kardeşliğimizi ortaya koyuyor.
Kitap, sizi yormuyor. Küçük kısa denemelerden oluşuyor. Tam bir Mustafa Kutlu kitabı demesek de bir boşluğu doldurduğu söylenebilir.
144 syf.
·23 günde·Puan vermedi
Evet her bir konu bildiğimiz duyduğumuz ama bir türlü hissedemediğimiz ve yeterince tefekkür edip çözüm aramadığımız şeyler..

İçimiz acıyor; evet.

Peki hissediyor muyuz?
Ey aşk, gel artık.
Akı karadan ayır.
.. Sen gittin gideli soframıza melekler inmiyor. Kimse kimseye selam vermiyor.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fırtınayı Kucaklamak
Baskı tarihi:
1 Mart 2019
Sayfa sayısı:
144
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789759959470
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dergah Yayınları
“Gidiyorlar, ağıt yakalım arkalarından. Çünkü gitmek var, dönmek yok.
Bağırlarına basmışlar çocuklarını ve dişlerini sıka­rak. Yağmura, kara, dipçiklere ve saat kulelerine aldırmayarak. Tel örgüleri yarıp duvara tırmana­rak. Bozbulanık, coşkun bir nehrin kederli köpüğü gibi. Aniden havalanan sığırcık sürüsü gibi… O kadar kalabalık ve kocamanlar ki kimse görmüyor onları. Bakıyorlar ama görmüyorlar. Ne televizyonlar ne uydular ne çocuk mamaları ne don ne gömlek. Onlar o çocuğun peşindeler, hani güzel fotoğraf. Denizin kustuğu cesetler ve defileler. Akıl yetirmeyin buna. Aklınıza tüküreyim nerde aklınız? Aklınız yok. Zaten siz de yoksunuz, ama paranız varmış.
Görmeye geldik.
O çocuğu oraya gömmeye geldik.
Diyeceğimizi dedik, bizi uğraştırmayın. Korku dağları bekliyor galiba, korkudan kurtulmak için, savaş kartalları sürekli o korkuyu bombalıyor. Ya gelirlerse diye gördüğünüz karabasanlar. Ve rüyalarınızı delik deşik eden tornavidalar. Onlar, o sırtında kırbaç şaklattığınız köleler, o kan, o asırlarca içtiğiniz kan. Boğulacağız, durdurun şu koşuyu. Durdurun yoksa dengemiz bozulacak, bir karadelik bizi yutacak. Boşuna, zulmün âbad olduğu nerde görülmüş? O koşu sonsuzluğa yönelmiş, bir gün yakanıza yapışacak. Fırtınayı kucaklayacak.
Uzaklardan, dağlardan, vadilerden gelen sesi dinleyin.
Dinleyin yankısı her yanı tutmuş.
Yaklaşıyor fukaranın ve onurun marşı.
Bombalara karşı durmaya geldik.
Zincirleri hepten kırmaya geldik.
O yüzsüz yüzünüzü görmeye geldik.
Asırların hesabını sormaya geldik,
Sormaya geldik!”

Kitabı okuyanlar 62 okur

  • eşolili portakal
  • Kardelen Çiçek
  • Betül
  • büşra korkmazer
  • Fatma Betül KIŞHAN
  • selin
  • Rumysu
  • Edebiyatt Demii
  • Yasemin
  • Dursun Yener

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%36.8 (7)
9
%0
8
%15.8 (3)
7
%36.8 (7)
6
%5.3 (1)
5
%5.3 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları