·
Okunma
·
Beğeni
·
608
Gösterim
Adı:
Fiziğin Tao'su
Baskı tarihi:
Mart 1991
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757582052
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Tao of Physics
Çeviri:
Kaan H. Ökten
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arıtan Yayınları
Modern Fizik ile Uzakdoğu Mistizmi arasındaki benzerlikleri inceleyen öncü eser
İnsanlığın evrene bakışı hızla değişiyor...Günümüzde evren, birbirinden ayrı parçaları muntazam bir düzen içinde işleyen "mekanik bir saat" gibi düşünülmüyor...
Evrenin tekliği, birliği ve temel bütünselliği olarak dile gelen bu yeni gerçeklik anlayışını açıkladığı kitabında Fritjof Capra, çağlar ötesinin felsefî birikimleri ile modern bilimin buluşmasını gerçekleştiriyor...
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
İzafiyet kuramına göre uzay, üç boyutlu bir özelliğe ve zaman da, bundan bağımsız bir varlığa sahip değildir. Einstein, zaman ve uzayın birbirleriyle ayrılmaz bir bütün olduklarını ve «uzay-zaman» denilen bir dört-boyutlu sürekliliği oluşturduklarını göstermiştir. O halde, İzafiyet kuramı çerçevesinde, uzay hakkında konuştuğumuzda, zaman hakkında da yine aynı anda konuşmamız gerekmektedir. Bunun tersi de geçerlidir: Zaman denildiğinde, akla hemen uzay da gelmelidir. Bunun haricinde Newton'cu modelde olduğu gibi zamanın sürekli ve evrensel bir akışından söz edebilmemiz de imkânsızdır. Çünkü gözlemlenen bir olaya göre farklı hızlarda hareket eden farklı gözlemciler, aynı olayı değişik bir zaman sıralamasına tâbi tutacaklardır. Böyle durumlarda, bir gözlemci için aynı anda oluşuyormuş gibi gözüken olaylar, bir başka gözlemci için farklı zamansal bölümlendirmelere sahip olabilirler. Bundan dolayı, uzay ve zaman öğelerine sahip olan her ölçüm, mutlak geçerliliğini yitirmektedir. Yani İzafiyet kuramıyla, Newton'un geliştirdiği ve fiziksel fenomenlerle olguların temelini oluşturan «mutlak uzay» kavramı ortadan kaldırılmıştır. Aynı paralelde «mutlak zaman» kavramı da hükmünü kaybetmiştir. Artık uzay ve zaman, belirli bir gözlemcinin incelediği bir fenomenin ya da olayın açıklanmasında kullandığı basit bir anlatım öğesi olarak algılanmaktadır.
Hinduizm'e göre, kurtuluşa giden yollar çok fazladır ve hepsi de birbirinden farklıdır. Bu yüzden tüm inananların Tanrı'ya yalnızca bir tek yoldan ulaşmaları gerekmez. Bundan dolayı da çok çeşitli kavramlar, merasimler ve farklı bilinçlilik durumlarında uygulanan çok farklı spritüel çalışmalar geliştirilmiştir. Bu kavramların ya da çalışmaların bir çoğunun birbirlerine tamamen zıt olmaları ise, Hindular'ı pek de tedirgin etmemektedir. Çünkü onlar, Brahman'ın temelde bütün kavram ve görüntülerin ardında gizli olduğunu bilmektedirler. Ancak bu tür bir yaklaşım aracılığı ile Hinduizm'in karakteristik hoşgörüsü ve kavrayıcılığı ortaya çıkabilmiştir.
Çin'de Konfüçyüs ve Lao Tzu, İran'da Zerdüşt, Yunanistan'da da Pisagor ve Heraklit, Buda ile aynı dönemlerde yaşamış olan düşünür ve bilginlerdir.
Atom fiziği alanında gözlenen parçacıkların, kendi başlarına (yani, izole edilmiş varlıklar olarak) hiçbir anlama sahip olmadıkları ortaya çıkmıştır. Bu parçacıklar ancak, ölçümler arasındaki karşılıklı ilişkinin bir sonucu olarak kavranınca, bir özellik kazanmaktadırlar. Demek ki, Kuantum kuramı bize, evrenin temel birliğini ve tekliğini gösteren bir model olmuştur. Yani Kuantum kuramı, içinde yaşadığımız dünyayı, birbirinden yalıtılmış çok küçük öğelere ayıramayacağımızı göstermiştir. Maddenin derinliklerine inildikçe, karşımıza çıkan «temel yapı taşları» değil, bütün parçaların arasında varolan karmaşık ilişkiler dokusudur. Ancak unutulmaması gereken çok önemli bir nokta vardır: Bu ilişkilerin en önemli aktörlerinden birisi de hiç kuşkusuz gözlemcinin kendisidir. Çünkü gözlemci, gözlem zincirinin en son halkasını oluşturarak, gözlemlenen atomsal nesnenin kendisiyle giriştiği ilişki sonucunda bir kavrayışa sahip olabilmektedir. Yani kendisi de gözlemlenen olayın bir parçasıdır ve ondan ayrı ya da bağımsız değildir. Bu yaklaşım, doğanın nesnel açıklanışını kendisine bir hedef olarak seçmiş olan klasik görüşün ve idealin artık hükümsüz kaldığının açık bir göstergesidir. Descartes'in yaratmış olduğu «Ben» ve «Dünya» ayrımı, yani gözlemciyle gözlemlenen arasındaki ayrım, atom-altı parçacıkların dünyasına inildiğinde geçersiz kalmaktadır. Atom fiziği, işin içine insanın kendisini de koymadan doğa hakkında konuşamayacağımızı açık ve net bir biçimde göstermiştir. Çünkü tüm evren, her zerresine kadar aynı bütünlüğün ve tekliğin parçalarıdır.
Normal bir elektron, çekirdeğin çevresinde saniyede yaklaşık 600 mil hızla dönmektedir. İşte bir atom, söz konusu yüksek hızlardan dolayı katı ve sert bir küre biçiminde algılanmaktadır. (Aynı etki, yüksek bir hızla dönen bir uçak pervanesinin düz bir disk gibi görünmesine neden olmaktadır.) Atomların daha fazla sıkıştırılmaları imkânsızlaştığında, maddenin katı özelliği de ortaya çıkar.
«Nesneler, varlıklarını ve doğalarını karşılıklı bağlılıklarına borçludurlar. Kendi başlarına durduklarında ise hiçbir şey değildirler»
Atom fiziğinde bir nesnenin «kendi» özelliklerinden söz edemeyiz. Bu özellikler ancak nesnenin gözlemci ile giriştiği etkileşim sonucunda meydana gelmektedirler. Heisenberg'in sözleriyle, «gözlemlediğimiz şey, doğanın kendisi değildir; doğanın, yönelttiğimiz soruya verdiği cevaptır yalnızca»

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fiziğin Tao'su
Baskı tarihi:
Mart 1991
Sayfa sayısı:
448
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789757582052
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Tao of Physics
Çeviri:
Kaan H. Ökten
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Arıtan Yayınları
Modern Fizik ile Uzakdoğu Mistizmi arasındaki benzerlikleri inceleyen öncü eser
İnsanlığın evrene bakışı hızla değişiyor...Günümüzde evren, birbirinden ayrı parçaları muntazam bir düzen içinde işleyen "mekanik bir saat" gibi düşünülmüyor...
Evrenin tekliği, birliği ve temel bütünselliği olarak dile gelen bu yeni gerçeklik anlayışını açıkladığı kitabında Fritjof Capra, çağlar ötesinin felsefî birikimleri ile modern bilimin buluşmasını gerçekleştiriyor...

Kitabı okuyanlar 6 okur

  • Hüseyin Sönmezler
  • Kar
  • Ozan Akıncılar
  • Muhibb-i Kitap
  • Nivîsgeh
  • Q

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%25 (1)
9
%50 (2)
8
%0
7
%25 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0