Adı:
Flaubert'in Papağanı
Baskı tarihi:
Aralık 2000
Sayfa sayısı:
206
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392325
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Flaubert's Parrots
Çeviri:
Serdar Rifat Kırkoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
İngiliz edebiyatının önde gelen yazarları arasında Julian Barnes'a ayrıcalıklı bir ün kazandırmış olan Flaubert'in Papağanı, hiç kuşku yok ki, Yaşam-Sanat diyalektiği üzerine günümüze değin kaleme alınmış en özgün ve çarpıcı yapıtlardan biri. Romanın özgünlüğü, öncelikle, derinlikli bir insan kavrayışını son derece yenilikçi bir estetik kurgu içinde ortaya koyabilmiş olmasında yatıyor. Julian Barnes, bir "deneme-roman" olarak da nitelendirilebilecek yapıtında, o tümüyle kendine özgü ironik üslubuyla bizlere, Yaşam dediğimiz o gizemli şeyin binbir türlü ayrıntısından, Sanat'ın karşı koyulmaz çekiminden ve sınırlarından, Gerçek'in kendini saklayan yüzlerinden ve daha nice şeyden söz ediyor.

Romanın ana öyküsünü; dünya görüşü, sanatı, aşkları, yolculukları ve zengin bir çeşitlilik gösteren ilginç yaşantısıyla XIX. yüzyılın ünlü Fransız romancısı Gustave Flaubert'in başından geçenler oluşturuyor. Bunun yanı sıra romanda, bu öyküye koşut olarak anlatılan ve gizi ancak satır aralarında verilen bir başka öykü daha var: Roman kahramanı Geoffrey Braithwaite'in, artık hayatta olmayan karısı Ellen'in gizli yaşantısının damgasını taşıyan öyküsü. Farklı yüzyıllara ait bu iki öykü, anlatı boyunca inceden inceye birbirlerine sürekli eklemleniyor ve roman kahramanı Braithwaite'nin kişisel yaşamı ile edebiyat tarihine "Gerçekliğin" babası adıyla geçmiş olan Gustave Flaubert'in yaşamı arasında yüzyıllar ötesinde anlamlı bir köprü kuruyor.

Flaubert uzmanı, emekli doktor Geoffrey Braithwaite, her ikisi de yazara ait olduğu ileri sürülen iki papağan? Peki ya sonuç?

Sonuç, belki de, "Gerçek"in, dedektif romanlarında foyası ortaya çıkarılan katil gibi bir şey olmadığı... Ya da, herkesin ancak "kendi" okumalarıyla bu gize bir yanıt bulabilecek olması...

"1984'te İngiltere'de yayımlanmış olan en iyi roman."
- John Fowles-

"Keyif verici ve zenginleştirici... Bir edebiyat şöleni!"
- Joseph Heller-
(Arka Kapak)
206 syf.
·6/10
Ünlü Fransız yazarı Gustave Flaubert'in hayatını araştıran bir başka yazarın öyküsünün anlatıldığı bir roman. Bence romandan da ziyade araştırma, öykü karışımı bir yapısı var. Klasik , sürükleyici bir roman tarzı bekleyenler hayal kırıklığına uğrayacaktır. Gustave Flaubert hakkında araştırma yapmak isteyenlerin okuması gerekli bir eser, bunun dışında tavsiye edemiyorum.
Birtakım erkekler çocuk gibi olurlar: kadınların kendilerini anlamalarını ister, bu amaçla onlara bütün sırlarını anlatır; ama bir kez hakkıyla anlaşıldılar mı, kadınlardan , kendilerini anladıkları için nefret ederler.
Julian Barnes
Sayfa 191 - Can Yayınevi
" Ben Fransız olduğum kadar da Çinliyim." demiştir Flaubert. Fransızdan çok, dememiştir, dikkat edin: Pekin'de doğmuş olsaymış, kuşkusuz oradaki vatanseverleri de düş kırıklığına uğratırmış. En büyük vatanseverlik insanın, ülkesi soysuz, budalaca ya da saldırgan bir biçimde davrandığında, çıkıp bunu söyleyebilmesidir. Bir yazar her tarafa sempati duymalı ve hiçbir tarafa bağlanamayan bir kişiliğe sahip olmalıdır: ancak o zaman gerçeği net olarak görebilir. Flaubert hep azınlıklardan yana olmuştur; bedevilerden, sapma içinde olduğu söylenenlerden, düşünürlerden, münzevi kişilerden ve şairlerden.
Julian Barnes
Sayfa 169 - Can Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Flaubert'in Papağanı
Baskı tarihi:
Aralık 2000
Sayfa sayısı:
206
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755392325
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Flaubert's Parrots
Çeviri:
Serdar Rifat Kırkoğlu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ayrıntı Yayınları
İngiliz edebiyatının önde gelen yazarları arasında Julian Barnes'a ayrıcalıklı bir ün kazandırmış olan Flaubert'in Papağanı, hiç kuşku yok ki, Yaşam-Sanat diyalektiği üzerine günümüze değin kaleme alınmış en özgün ve çarpıcı yapıtlardan biri. Romanın özgünlüğü, öncelikle, derinlikli bir insan kavrayışını son derece yenilikçi bir estetik kurgu içinde ortaya koyabilmiş olmasında yatıyor. Julian Barnes, bir "deneme-roman" olarak da nitelendirilebilecek yapıtında, o tümüyle kendine özgü ironik üslubuyla bizlere, Yaşam dediğimiz o gizemli şeyin binbir türlü ayrıntısından, Sanat'ın karşı koyulmaz çekiminden ve sınırlarından, Gerçek'in kendini saklayan yüzlerinden ve daha nice şeyden söz ediyor.

Romanın ana öyküsünü; dünya görüşü, sanatı, aşkları, yolculukları ve zengin bir çeşitlilik gösteren ilginç yaşantısıyla XIX. yüzyılın ünlü Fransız romancısı Gustave Flaubert'in başından geçenler oluşturuyor. Bunun yanı sıra romanda, bu öyküye koşut olarak anlatılan ve gizi ancak satır aralarında verilen bir başka öykü daha var: Roman kahramanı Geoffrey Braithwaite'in, artık hayatta olmayan karısı Ellen'in gizli yaşantısının damgasını taşıyan öyküsü. Farklı yüzyıllara ait bu iki öykü, anlatı boyunca inceden inceye birbirlerine sürekli eklemleniyor ve roman kahramanı Braithwaite'nin kişisel yaşamı ile edebiyat tarihine "Gerçekliğin" babası adıyla geçmiş olan Gustave Flaubert'in yaşamı arasında yüzyıllar ötesinde anlamlı bir köprü kuruyor.

Flaubert uzmanı, emekli doktor Geoffrey Braithwaite, her ikisi de yazara ait olduğu ileri sürülen iki papağan? Peki ya sonuç?

Sonuç, belki de, "Gerçek"in, dedektif romanlarında foyası ortaya çıkarılan katil gibi bir şey olmadığı... Ya da, herkesin ancak "kendi" okumalarıyla bu gize bir yanıt bulabilecek olması...

"1984'te İngiltere'de yayımlanmış olan en iyi roman."
- John Fowles-

"Keyif verici ve zenginleştirici... Bir edebiyat şöleni!"
- Joseph Heller-
(Arka Kapak)

Kitabı okuyanlar 15 okur

  • Küb
  • Serdar Küçükbozdöl
  • Rorschach
  • MERVE YÜCE
  • F
  • Hüseyin Kartal
  • Çelebi
  • Bdfnbe
  • cnzs
  • Esra

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (2)
9
%36.4 (4)
8
%9.1 (1)
7
%9.1 (1)
6
%18.2 (2)
5
%0
4
%0
3
%9.1 (1)
2
%0
1
%0