Frankenstein (Korku Klasikleri)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9.516
Gösterim
Adı:
Frankenstein
Alt başlık:
Korku Klasikleri
Baskı tarihi:
18 Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050954111
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dex Kitap
Mary Wollstonecraft Shelley, bilimkurgunun başlangıcı sayılan Frankenstein’ı, iki yüzyıl önce yazmaya başladığında henüz 18 yaşındaydı. O günden beri, ceset parçalarından diriltilmiş bir ucubenin hikâyesini anlatan roman, kanımızı dondurmaya devam ediyor.

Genç bilim insanı Victor Frankenstein yarattığı dev varlık dünyaya gözünü açtığında, ondan iğrenir ve kaçar. Başıboş kalan bu yaratık önceleri saf iyilikle doluyken, karşılaştığı tüm insanların nefretine maruz kalınca yaratıcısından intikam almaya karar verir. Frankenstein, çirkinlikten değil sevgisizlikten canavarlaştığımızı ve yarattığımız kötülükle yüzleşmekten kaçtıkça kötülüğün büyüdüğünü anlatan “lanetli” bir başyapıt. “Habisliğimin nedeni perişanlığım. Tüm insanlık benden nefret etmiyor mu? Benden tiksinmiyor mu? Yaratıcım olan sen bile beni paramparça etsen sevinirsin; bunu aklından çıkarma. Şimdi söyle bana, insanın benden esirgediği acımayı ben niye insana göstereyim? Beni, elinin emeğini, buzlardaki o yarıklardan birine atıp yok edebilsen buna cinayet demezsin. Peki, beni lanetleyen insana saygı mı göstermeliyim o zaman? Hâlbuki karşılıklı bir sevgiyi paylaşsak, ona zarar vermek şöyle dursun, hoşgörüsünün karşılığında şükran dolu gözyaşlarıyla emrine amade olurdum.Fakat böyle bir şey olanaksız. Yine de çaresiz bir köle gibi boyun eğmeyeceğim.

Çektiğim acıların bedelini ödeteceğim. Sevgi uyandıramıyorsam korku uyandıracağım.”
272 syf.
·4 günde·Puan vermedi
1000kitap Bursa Okuma Grubu olarak Haziran buluşmamız için seçtiğimiz kitaptı. Buluşmaya ne yazık ki katılamadım. Kitaba beklentisiz bir şekilde başlamıştım, çok fazla araştırmadan, hakkında yazılanları, çizilenleri okumadan, film ve dizilerden bihaber olarak. 1818 yılında 18-19 yaşlarında bir kız tarafından kaleme alınmış. O yıllar göz önüne alındığında yazarın hayal gücüne, diline hayran kalmamak elde değil. Fantastik, bilim-kurgu, korku, gerilim, edebiyat ne ararsanız vardı. Bir kitap, beni bulunduğum dünyadan çok başka bir dünyaya götürüp orada tutabiliyorsa benim için güzeldir.

Çoğunluğun düşündüğü gibi bende Frankenstein’ı yaratık sanmıştım. Yaratığı yaratanmış meğer. Victor Frankenstein’ın 2,5 metre boylarında, çirkin ve korkunç bir yüze sahip yaratığı başına ne dertler açıyor, yaratıcısından ne talep ediyor, nasıl hissediyor merak ediyorsanız okumanızı tavsiye ederim.
"Buralarda dolaşan ruhlar,gerçekten dolaşıyorsanız,daracık yaltaklarınızda yatmıyorsanız şayet,bu küçük mutluluğu nasip edin bana,ya da yanınıza alın beni;hayatın sevinçlerinden uzağa götürün."
272 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Eylül 2018’de ‘Başka Sinema’da ‘Mary Shelley’nin biyografik filmini seyretmiş ve koştur koştur kitapçıya gidip bu kitabı almıştım. Daha önce Frankenstein’in sadece ismine vakıftım gerçek manada. Bir cenavar olduğunu biliyordum ama ne tür bir cenavar? Kitap uyarlaması olduğundan da bîhaberdim. Filmde ayrıca şöyle böyle bilgi sahibi olduğum Viktoria çağı İngiltere’sine dair de perspektif yakaladım. Zira kadınlar için zor yıllar İngiltere’de -şunu da anlamıyorum kraliçesin, kadınlara zulmediyorsun, erkeğe etsen anlarım. Derim ki kişisel bir meselesini genelleştirmiş bir bacımız- Wirginia Woolf’u intihara sürükleyen.
Yine dağınık dağınık gidiyor yapmaya çalıştığım inceleme!!!
‘Viktoria çağını anlatan iyi bir Türkçe kaynak varsa bildiğiniz, söyleseniz de okusam ;)

Yazar hikayeyi birlikte kaçtığı şair sevgilisiyle Lord Byron’un malikanesinde takılırlarken ‘abi hepimiz bir korku hikayesi uyduralım’ fikrinden yola çıkarak gördüğü kabustan devşiriyor hikayeyi.

Özellikle çok kullanışlı olmasından kaynaklı mektup- Viladimir Nabokov, Oğuz Atay gibi yazarlarda çok kullanmışlardır- formuyla; çerçeve içine çerçeve koyarak - kutuplara keşif gezisine giden bir dış anlatıcı var kardeşine mektupla yazıyor, bu gezide karşılaştığı bedbaht adamın, cenavarın yaratıcısı sayın Frankenstein, dinlediği hikayesini; hikayeyi anlatan cenavarı yaratışına kadar kendi hikayesini anlatıyor, sonra cenavar kendi hikayesini anlatıyor, sonra bütün hikaye birbirine giriyor ama, anlaşılmama tehlikesi de oluşmuyor. Gayet akıcı ve merak uyandırıcı bir üslüp ve anlatım tarzı var.

Hikayeyi ya biliyorsunuzdur filminden ya da okursunuz. O yüzden içeriğe çok girmeyeceğim. Mary Shelley, insanın içindeki canavara odaklanmış aslında. Bence de hepimiz kötü veya daha kötü cenavarlar yaratıyor ve büyütüyoruz içimizde. İşte tam olarak bu süreci imliyor Shelley. Yani akıcı bir hikaye okumanın yanında kendimize, insanlığımıza ve genel olarak insanlığa dair de düşünme olanağına sahip oluyorsunuz.

Jose Saramago’nun ‘Kabil’ kitabındaki; Kabil’in Habil’i öldürdükten sonra Tanrı’yla hesaplaşması; din felsefesi ve yaratan ile yaratılan ilişkisi açısından beni çok sarsmıştı yıllar önce. Frankenstein ile Cenavarı arasındaki diyalog da o metni anıştırdı ve ekstra bir lezzet aldım.

SONUÇ OLARAK, kitabı okuyabilir ve ‘Mary Shelley’ filmini izleyebilirsiniz.

*Canavar kelimesi bilinçli olarak ‘Cenavar’ şeklinde yazılmıştır.
256 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Yazarın okuduğum ilk kitabıydı. Kitabı gerçekten ilginç buldum ve sevdim. Mary Shelley hakkında biraz bilgi vermek istiyorum. Mary Shelley bilim kurgu türünün öncüsüdür. Feministliğiyle tanınan Mary Shelley 1797 doğumludur. Mary Shelley’in anne ve babası da yazardır. Mary Shelley dönem şartlarına göre gayet iyi eğitim almış olmakla beraber yaşıtlarına göre ve toplumdaki kadınların sadece kocalarına, çocuklarına bakmakla yükümlü olduklarını reddeden ve kısa kısa hikayeler yazan biridir. 19 yaşındayken evli bir adama aşık olmuş, sevdiği adamla beraber İsviçre’ye kaçmış. Aşık olduğu adamın eşi öldükten sonra Londra’ya dönüp evlenmiş. İsviçre’deyken ünlü sanatçı ve düşünürlerle birlikte vakit geçirmiş. Aralarında Mary’nin de bulunduğu bu insanlar en iyi korku öyküsünü kimin yazacağını öğrenmek için bir yarışma düzenlenmiş. Mary bu yarışmaya gördüğü bir kabustan etkilenerek yazdığı ‘Frankenstein ya da Modern Promethus’ öyküsüyle katılmış. Bu kitap bilim kurgu türündeki bilinen ilk kitaptır. Yazar hakkında bilgi verdiğime göre incelememe başlıyorum.

Kitabın adının Frankenstein ya da Promethus olarak koyulmasının bir sebebi var. Promethus kimdir? Yunan mitolojisine göre Promethus insanların yaratıcısı ve onlara ateşi veren kişidir. Bu isim Sümer mitolojisinde, Roma mitolojisinde, Babil mitolojisinde farklı adlarla anılır. Benzer hikayelerin yer aldığı mitolojilerin esin kaynağı Sümerlilerdir. Yazıyı bulan ve geliştiren Sümerlilerin tabletlerinde dünyanın yaratılışına, insanın yaratılışına yer verilmiştir. Merak edenler Tarih Sümer’de başlar kitabını okuyabilir. Orada detaylı olarak anlatılmıştır.

Peki Frankenstein kimdir? Hepimizin bir yerlerden duyduğu, izlediği okuduğu bir kurgu yaratığıdır. Muhtemelen sizde benim gibi onun ilk hikayesini bilmediğinizden bu yaratığın sadece kötülük yapan amaçsız biri olduğunu düşünüyorsunuz. Frankenstein, kitapta yer alan Victor Frankenstein adlı simya öğrencisinin deyim yerindeyse insan uzuvlarını birleştirip ona kurguya göre hayat verdiği, bilinçlendirdiği yaratığıdır. Kitap bize Victor Frankenstein tarafından yaratılan bu yaratığın Victor’un yaşamındaki etkisini, yaşama arzusunu, adeta bir bebek gibi hiçbir şey bilmeden normal bilinçli bir insana dönüşmesini, adeta normal bir insan gibi arzu ve isteklerinin esiri olmasını, yalnızlıktan sıkılıp birçok kutsal kitapta yer alan Adem gibi kendi Havva’sının yaratılmasını yaratıcısından istemesini, çirkin olarak yaratılan bu yaratığın toplum tarafından dışlanmasını anlatıyor.

1800’lerin başında böyle bir hikaye yazmak gerçekten ilginçtir. Kitabı incelemenin dışında günümüzle de karşılaştırmak istiyorum. İnsanlık avcı – toplayıcılık yaptığı dönemden ileri teknolojik ürünleri kullandığı dönemlere geldi. Promethus, Frankenstein isimler farklı olsa da insanın hep bir öteki insanı yaratma arzusu vardı. Şuan yapay zekaları, bilinçlerin olan robotlar geliştiriliyor. Bir çeşit yaratma diye düşünebiliriz. Çünkü cennet, cehennem kavramının yer aldığı bir çok dinde bu robotların işleyeceği olası suçlar onların yok olduktan sonra gideceği yerleri tartıştı. Robotlar suç işler mi diye düşünebilirsiniz. Yapay zeka için insana özgü davranışları, hissetme duygusunun makineleşerek kullanılması diyebiliriz. Robotlara yapay bir zeka vererek onlara öğrenmeyi öğretiyoruz. Bir robot tasarladığımızı ve kurguya göre iyilik kötülük filtresi kullanmadan toplum arasında yaşamaya gönderdiğimizi düşünelim. Katilden insan öldürmeyi, hırsızdan çalmayı öğrenirken, iyi insanlardan da iyi olmayı öğrenir. Size yaşanmış bir örnekten bahsedeceğim. Microsoft Tay adında chatbot’a Twitter’de hesap açmış. Chatbot internet ortamında yöneltilen soruları cevaplayabilen yapay zeka ürünü yazılımlara deniyor. Oradaki insanlarla sohbet eden Tay, 24 saat içinde ‘nazi sempatizanı, ırkçı, soykırım destekçisi’ twitterlerden ırkçılığı, küfür etmeyi öğrendi.
Bahsettiğim Tay örneğinin yer aldığı bazı linkler:
https://www.cnnturk.com/...kci-yorumlar-yapiyor
http://www.milliyet.com.tr/...oloji-haber-2215909/
https://www.sabah.com.tr/...sa-surede-irkci-oldu

Özetlemek gerekirse kitapta yaratıcısından bağımsız olarak iyiye, kötüye yönelebilen, öğrendiklerinden deneyim sağlayan bir yaratığın bakış açısından bahsediyor. Bilinen ilk bilim kurgu kitabı özelliği taşıyan bu eseri bilim kurgu türünü seven herkesin okumasını tavsiye ediyorum.
272 syf.
·3 günde·7/10
Yaklaşık iki asır önce yazılmış kült bir eser. Defalarca filmi çekilen, sanatın her alanını etkilemiş farklı bir yapıt.

Mektuplarla başlayıp biten romanda olaylar; metafizik, simya, yaşam iksiri, insan anatomisi gibi konulara ilgi duyan Victor Frankenstein’in tıp eğitimi almasıyla başlıyor. Esere adını veren de aslında bu karakter. Edindiği bilgi birikimiyle, akla ve duygulara sahip bir canlı yaratmak isteyen Frankenstein; tahminlerinin aksine devasa bir çirkin yaratık ortaya çıkarır. Eserinden tiksinip kaçar. Kitap boyunca da ondan hep sefil, iblis, ifrit şeklinde bahsediyor. Yaratıcısının ve iyiniyetle yaklaştığı insanların kendisine ön yargılı davrandığını, onlar tarafından sevilmediğini fark eden kimlik arayışındaki yaratık ise korkunç var oluşundan muzdarip, farklı yollar denemeye başlar.

Roman, salt korku ve bilim-kurgudan ibaret değil. Aksine duygusallık, dram ve gerilim ön planda. Gotik tarzda psikolojik çözümlemeler, içsel hesaplaşmalar, karakter analizleri sizi düşünmeye sevk ediyor. İnsanoğlunun, estetik algısının dışında, farklı olana karşı takındığı önyargılı ve kibirli tavır gözler önüne seriliyor.

Kitap, bilimsel keşiflerin henüz yapılmaya başlandığı 1800lü yıllarda yazılmış. Bu nedenle dönemin bilime ve geleceğe bakışını anlayabilmek adına önemli bir eser sayılabilir. Yazarının kitabı yazmaya başladığında 19, bitirdiğinde 21 yaşında olması da eseri oldukça ilginç kılıyor.

Mary Shelley, annesini henüz bir aylıkken kaybetmiş. Babasının yeni eşi onun eğitimi ile pek ilgili olmadığı için Shelley, kendi kendine öğretmenlik yapmış. Öyle ki hem evde hem de annesinin mezarı başında saatlerce kitap okumayı alışkanlık haline getirmiş. Trajedi dolu hayatında Shelley, ilk iki çocuğunun küçük yaşta ölümüne ve kız kardeşinin intiharına şahit olmuş. Bütün bunlardan hareketle, onun sevdiklerini geri getirme arzusunun Frankenstein’da birçok temayı etkilediği düşünülüyor.

Kitapla ilgili beklentimi karşılamayan noktalardan birisi, yaratığın hayata geliş anının üstünkörü anlatılmış olmasıydı. Ancak sonrasında yaratığın insanları gözlemleyerek öğrenme sürecini anlattığı ve felsefi çıkarımlar yaptığı bölümler oldukça etkileyiciydi. Sözünde durmayan, çıkarcı ve sahtekar bir misyon yüklenen Türk karakteri ise anlamsız gereksiz buldum. Genel anlamda konu ve kurgu anlamında dönemine göre başarılı bir eser olduğu söyleyebilirim.
272 syf.
·10 günde
Kitabı incelemeden önce yazar hakkında birkaç bilgi vermek istiyorum. Mary Shelley, feminist yazar ve filozof Mary Woolstonecraft ile politikacı ve filozof William Goldwin çiftinin ilk çocuğudur. Annesi öldükten sonra babası ikinci evliliğini yapmış ve Mary, evde eğitim almıştır. Mary, vaktinin çoğunu evdeki kütüphanede geçirir. 1811 yılında Ramsgate’de bulunan bir yatılı okula giden Shelley, 1814 yılında, dönemin en ünlü romantik şairlerinden birisi olan Percy Bysshe Shelley’e aşık oldu. Mary ve Percy Shelley bir süreliğine Avrupa’yı gezdiler. Ekonomik zorluklarla mücadele ettiler ve 1815’te ilk çocuklarının ölümüyle büyük bir sarsıntı yaşadılar. Mary, yalnızca birkaç gün hayatta kalan bir kız çocuğu doğurmuştu.

Sonraki yaz, Shelley ailesi, Jane Clairmont, Lord Byron ve John Polidori ile İsviçre’de buluştu. Havanın sürekli yağışlı olmasından dolayı kimse dışarı çıkamıyordu. Evde vakit geçirmek için bir iddiaya girdiler. Lord Byron'un fikri üzerine herkes bir korku hikayesi yazacaktı ve içlerinden birisi en iyi korku hikayesi seçilecekti. Mary, o dönemde yapılan bilimsel deneylerden ve Byron'un arkadaşı Doktor John'un bilgilerinden etkilenerek bu kitabı yazıyor. Kitap ilk başta Percy Shelley adına basılsa da ikinci baskıda Mary Shelley olaraj geri düzeltiliyor.

Kitap annesi öldülden sonra ölümsüzlük üzerine ceset parçalarını birleştirerek oluşturduğu vücudu elektrik akımı yardımıyla canlandıran Victor Frankestein'in hayatını konu alıyor. Frankenstein canavarı canlandırdıktan sonra ondan korkuyor ve kaçıyor. Bu duruma çok üzülen canavar ise bir köye gidiyor. Oradaki insanlar da ondan korktukları için köyden çıkarmaya çalışıyorlar ve canavar bir yerde gizleniyor. Gizlendiği yerde bir delik var ve bu delikten yan tarafındaki kulübede bir aile oturduğunu görüyor. Konuşmayı ve çoğu şeyi o aileden öğreniyor.

Geri yaratıcısına doğru giden canavar,yaratıcısından intikam almak için bazı cinayetler işliyor ve kitap bunu konu alıyor. Kitap genel olarak akıcı ve dili ağır değil. Herkese tavsiye ederim.

Ayrıca Mary Shelley'in hayatını konu alan bir film var, ben kitabı ilk orada duymuştum izlemenizi öneririm.
272 syf.
·Puan vermedi
Günümüz Frankenstein karakterinin doğduğu bu kitap ayrıca bilimkurgu kitaplarınında büyük kakısıyla bilinir. Lakin bu iblisimizin adı Frankenstein değil onun yaratıcısının adıdır. Kitap da bazı kurgu hataları var elbet ama o dönemi göze alırsak eğer bu çok büyük bir başarı ve bu başarı hataları örtüyor.
256 syf.
·10 günde·Beğendi·8/10
Açıkça söylemek gerekirse kitabı bitirene kadar kabuslar gördüm sanki Victor Frankenstein'in kederi bana geçiyordu. Sanki Victor Frankenstein bendim.
272 syf.
·4 günde·10/10
Doktor Victor,ölümsüzlüğü bulmak için bir canlı yaratır ve bu canlı sevgisizlikle yalnızlıktan dolayı,Victordan eş ister ama Victor reddeder.Olaylar da karısır,brni çocukluğuma götüren bir kitap oldu.Keyifli okumalar.
272 syf.
·9/10
................İlk defa lise yıllarında okuduğum benim için korkutucu olmaktan uzak oldukça hüzünlü bulduğum bir romandır... .
272 syf.
·9/10
Frankenstein ya da Modern Prometheus kitabı okurken ilk elli sayfa sıkıcı gelebilir ama sonrasında akıcı hale geliyor ben çok beğendim içerisinde çok farklı duygular barındırıyor zevk içinde okudum
272 syf.
·Beğendi·9/10
Gerçekten beni etkileyen ve okurken çok iyi hissettiren bir kitap oldu. Ve çoğunluğun bildiğinin aksine Frankenstein canavarın adı değil, kitaptaki bilim adamının adı. Yazarın dili kullanma becerisine hayran kaldım ve sonuyla da beni benden aldı. (başka bir kitap sonunu aklıma getiriği için özellikle) Kesinlikle tavsiye ederim.
''Yatsak, uykumuzu zehredebilir rüya.
Kalksak, kirletebilir günü tek bir avare düşünce.
Hiset, düşün, anla, ister gül, ister ağla,
Kedere sarıl, yahut kaygıyı def eyle,
İster neşe, ister keder: farkı olmaz,
Serbestçe çekip gidebilir ikisi de.
İnsanın dünüyle yarını bir olmaz;
Kalıcı şey yoktur, değişkenlikten öte.''
''Okuduğum kitapların etkisini anlatmam çok zor. İçimde sonsuz sayıda yeni görüntü ve duygu üretiyorlardı. Bu görüntü ve duygular bazen beni vecit haline taşıyor, fakat çoğu zaman moralimi en alt seviyeye düşürüyordu.''
Ancak yine de bir erkek, yalnızca bir kadının incelikli ihtimamına hitap eden binlerce küçük ayrıntıyı gözden kaçırabiliyor.
Mary Shelley
Sayfa 189 - Can Yayınları
Ne yazık! İnsan denen varlık, hayvandan üstün hassasiyetleriyle ne diye böbürlenir ki? Bunlar onu daha kendisi dünyaya gelmeden önce oluşan şartların belirlediği davranış biçimine yönlendirmekten başka hiçbir işe yaramıyor. Dürtülerimiz yalnızca açlık, susuzluk ve şehvetten ibaret olsaydı, neredeyse özgür olacaktık. Oysa şimdi esen her rüzgârdan, tesadüf eseri edilmiş bir sözden ya da o sözün zihnimizde uyandırdığı manzaradan etkilenir durumdayız.

Yatarız; bir düş, uykuyu zehirlemeye kadir,
Kalkarız; başıboş bir düşünce günü kirletir,
Hisseder, düşünür, akıl yürütürüz; ağlar ya da güleriz, Sevgili acılarımızı kucaklar, tasalarımızı def ederiz Hep aynı, ister keder, ister neşe,
Çıkış yolu serbesttir yine de
İnsanın dünü asla yarını gibi olamaz,
Değişim dışında hiçbir şey ayakta duramaz!
Mary Shelley
Sayfa 122 - Can Yayınları
"Şeytanın bile onu beğenip teşvik edecek yoldaşları, akranları vardı. Bense yapayalnız ve hor görülen biriydim."
"Ama gerçek bu işte; cennetten kovulan melek hain bir şeytana dönüşür. Oysa o Tanrı ve insan düşmanının bile dostları, yardımcıları vardı; bense yapayalnızım."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Frankenstein
Alt başlık:
Korku Klasikleri
Baskı tarihi:
18 Temmuz 2018
Sayfa sayısı:
296
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786050954111
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Dex Kitap
Mary Wollstonecraft Shelley, bilimkurgunun başlangıcı sayılan Frankenstein’ı, iki yüzyıl önce yazmaya başladığında henüz 18 yaşındaydı. O günden beri, ceset parçalarından diriltilmiş bir ucubenin hikâyesini anlatan roman, kanımızı dondurmaya devam ediyor.

Genç bilim insanı Victor Frankenstein yarattığı dev varlık dünyaya gözünü açtığında, ondan iğrenir ve kaçar. Başıboş kalan bu yaratık önceleri saf iyilikle doluyken, karşılaştığı tüm insanların nefretine maruz kalınca yaratıcısından intikam almaya karar verir. Frankenstein, çirkinlikten değil sevgisizlikten canavarlaştığımızı ve yarattığımız kötülükle yüzleşmekten kaçtıkça kötülüğün büyüdüğünü anlatan “lanetli” bir başyapıt. “Habisliğimin nedeni perişanlığım. Tüm insanlık benden nefret etmiyor mu? Benden tiksinmiyor mu? Yaratıcım olan sen bile beni paramparça etsen sevinirsin; bunu aklından çıkarma. Şimdi söyle bana, insanın benden esirgediği acımayı ben niye insana göstereyim? Beni, elinin emeğini, buzlardaki o yarıklardan birine atıp yok edebilsen buna cinayet demezsin. Peki, beni lanetleyen insana saygı mı göstermeliyim o zaman? Hâlbuki karşılıklı bir sevgiyi paylaşsak, ona zarar vermek şöyle dursun, hoşgörüsünün karşılığında şükran dolu gözyaşlarıyla emrine amade olurdum.Fakat böyle bir şey olanaksız. Yine de çaresiz bir köle gibi boyun eğmeyeceğim.

Çektiğim acıların bedelini ödeteceğim. Sevgi uyandıramıyorsam korku uyandıracağım.”

Kitabı okuyanlar 1.030 okur

  • Can Su
  • freddiemercuryninmikrofonu
  • Merve Dinçer
  • Ebru başar
  • İsmail Üzümcü
  • Cavit Aras Akkan
  • selinay ünver
  • yunus cantepe
  • Dolunay çelik
  • Samet Yılmaz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.5 (2)
9
%0.5 (2)
8
%1 (4)
7
%0.3 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları