Fütuhu'l - Gayb (Sırlı Alemlere Keşifler)

·
Okunma
·
Beğeni
·
9,7bin
Gösterim
Adı:
Fütuhu'l - Gayb
Alt başlık:
Sırlı Alemlere Keşifler
Baskı tarihi:
Ağustos 2007
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752693333
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Etkileşim Yayınları
Abdülkadir Geylani, İslam irfanının ölümsüz şahsiyetlerindendir. Fütuhul Gayb onun en önemli eserlerinden kabul edilir. Bu eserde rıza, teslimiyet, şikayeti ve iradeyi terk, nefse, hevaya ve şeytana ittiba etmemek, sabır, şükür, fena, zühd, tevekkül gibi tasavvufi kavramlar açıklanmakta ve saliklere yol gösterilmekte, tasavvuf yolunun esasları tespit edilmektedir. Seçkin bir guruba hitaben yaptığı sohbetlerden derlenmiş bu eser, Hz. Geylaninin bütün temel düşüncelerini içine alan bir tasavvuf klasiğidir. İbn Teymiyyeden Bediüzzamana İbnül Arabiden İmam Rabbaniye kadar ilim irfan semasının yıldızları asırlar boyunca bu değerli eseri okumuş ve ondan etkilenmişlerdir. Gavs-ı Azamın yüzyıllar ötesinden gelen sıcak sesi, bugünde aynı tazeliğini korumaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
224 syf.
·Puan vermedi
-Bu kitap, nefse hitaptır-


“Allahü teâlâ insanda üç şey yarattı: Akıl, kalb ve nefs. Bunların hiçbiri görülmez. Varlıklarını eserleri ile, yaptıkları işlerle ve dinimizin bildirmesi ile anlıyoruz. Akıl ve nefs dimağımızda, kalb, yüreğimizdedir. Bunlar, madde değildir, yer kaplamazlar. Buralarda bulunmaları, elektriğin ampulde bulunması gibidir. Peygamberler ve veliler hariç, herkesin nefsi, çok kötüdür. Bu kötü nefse, (nefs-i emmare) denir ki, kötülüklere sürükleyen nefs demektir.

İnsanın en büyük düşmanı nefsidir. Daha sonra kötü arkadaş ve şeytan gelir. Kötü arkadaş ve şeytan da nefse tesir ederek insana zarar vermeye çalışırlar. Onun için nefsin, emmarelikten temizlenmesi gerekir. Çünkü nefs, kâfirdir, daima Allahü teâlâya isyan etmek ister.” (http://m.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=2508)


Fütûhu’l-Gayb, 78 sohbetinde de içinizde bir şeyler uyandıracak, bir çok şeyin farkına varacağınız, nefsinize dokunacak bir kitap.

Ey hevâ sahipleri!
Ey nefsinin arzularına dur diyemeyenler!
“(Dünyanın) lezzet ve şehvetinden çıkan kerih kokuyu duyar duymaz tıkayıver burnunu. Kurtar kendini ondan ve onun âfatından. Sana taksim olunan elbet ki ulaşacak sana. Bir de bakmışsın ki sen bambaşka bir sen olmuşsun.”

...
212 syf.
·10/10 puan
Çok değerli bir kitap olarak değil de hazine olarak değerlendirdigim kişinin nasibine göre hazineden alacakları olduğunu düşündüğüm bir eserdir.

Klasik Tasavvuf kitaplarında yer almayan önemli bilgilerin bulunduğu bu eseri, kesinlikle ilgisini çekenlerin okumasını tavsiye ederim.

Kitap sohbet tarzında olup, ledün ilminin de bulunduğu dualarla derlenen bir eserdir.
212 syf.
Nâsihât ehli, cümleleri maksadı gözeten en kısa ve sade olanlarından seçtiğinde, muhatabın ihtiyacatına adeta devakâr bir sağnak isabet ediyor. Öyle bir yağmur ki bu, her damla, özün turabına bereket izhar edip ona bir sığınak olma, ruhun köklerine nüfuz etme keyfiyeti bahşediyor. O an değil belki ama vakti geldiğinde bu farkındalığı zihnimizin satırlarında okuyabilmek lutufların en güzeli...

"De ki, göklerde ve yerde Allah`tan başka kimse gaybı bilmez..." (27/65)

"Gayb Allah`a mahsustur" (10/20)

"Gaybın anahtarları onun katındadır, onları ondan başkası bilmez" (6/59)

"Allah sizi gaybe muttali kılacak değildir. Fakat Allah Resüllerinden dilediğini seçer (ve onlara gaybi bildirir)" (3/179)

"Gaybi bilen O`dur. Resullerinden diledigi dışında kimseyi gaybına muttali kılmaz" (72/26)

Kur'an-ı Kerim'de "gayb" kelimesi ellisekiz yerde geçmektedir.

Ve 'gayb' ile ilgili bilgilerimize, şulesini indiren bir Hadis-i Şerif de, Resulullah Efendimiz şöyle buyurur;

"Beş şeyi Allah`tan başka kimse bilmez:
1- Kıyametin zamanı Allah katındadır.
2- Yağmuru indirir.
3- Rahimlerdekini bilir.
4- Hiç bir canlı yarın ne yapacağını bilmez. 5- Kimse nerede öleceğini bilmez ( el-Camius-Sağîr-H. No: 3963 4-Askalanî F`ethul-Karı 1/124 )

'Futuhu'l Gayb' ; Rahmani olana Seyrisüluk... Gizli olana değil, sen de âşikâr olana, özünde yer tutan fazlın ümidiyle yükseliş...

Bundan seneler evvel, uzaklardan gelen bir dostumu, şehrin en yüksek yerlerinden birinde ağırlarken, her nasılsa yol üstünde denk geldiğimiz kermesten birşeyler alıp, uzunca bir sohbete koyulmuştuk. Dostum bu eseri bana hediye etti ve ara ara eserden kısımlar okuyup üzerine uzun uzun konuşmuştuk. Şimdi dahi okudukça, o sohbetten bende kalanlar az fakât oldukça taze...

https://i.hizliresim.com/P1WMP9.jpg

Fütûhu’l-Gayb, Abdülkâdir Geylânî Hazretleri'nin oğlu Abdürrezzak’ın 78 adet sohbet, vaaz ve hutbesinden derlemiş olduğu eserdir.Şimdi biraz makalelerin muhteviyatına değinelim inşallah.

"Münkesiret’ül-kulüb " zümresinden söz eder Abdulkadir Geylânî Hazretleri,Kalbi Allah için hüzünlü olanlar... Dünyevi ve uhrevi bütün nimetleri terkeden kulun, yalnız Rabbini dinlemenin, O'nun varlığıyla zenginleşmenin, O'nun izzetini amelen ve kalben övmenin lezzetini herşeyden üstün tuttuğunu ve Rabbin sevgisini kazandığını bildirir.

Allah Sevgililerine açılan iki keşif perdesinden, yani Cemal ve Celal sıfatlarından, Cemâl sıfatının tecellisinden bahsederken Abdulkadir Geylani Hz. şöyle der;

"Cemal sıfatının tecellisine gelince: Bu sıfatın tecellisinde kalb nurla dolar ve
bununla boş olur. Bu halde kalb rahat eder. Lütuflara erer.Güzel konuşmaları
burada duyar. Güzel sözleri bu halde işitir. Bununla beraber, kendisine yüksek
hediye müjdeleri burada verilir. Ve yüksek derecelere çıktığı kendisine burada haber verilir. Bu öyle bir makamdır ki; bundan sonrasında kulun hiçbir dahli olmaz.Her şey ezeli nisbete bağlanır. Kalem kurur. Artık taksim ne ise o gelmeğe başlar.Allah fazlını ve rahmetini istidatlar nisbetinde verir, rahmet ve şevkatini onlara ispatlar. Bu hal ecel gelinceye kadar devam eder. Ki, bu malum olan ölüm zamanıdır. Bundan sonra daha fazla açılır. Perdeler kalkar.
Yükseldikçe yükselir.Bunun dünyada verilmemesinin sebebi, Allah’a karşı olan sevgi ve muhabbetlerinin onları bir tehlikeye götürmemesi içindir. Sonra takâtları kesilir. Helak olurlar, zayıf
düşer, ibadetlerini yapamazlar. Halbuki onlar ölünceye kadar ibadet etmekle
mükelleftirler. Bunlara, bu maddi hayatta tam tecelli etmemesi ve tam tecelliyi
öteki aleme bırakması O’nun merhametinin eseridir. "

Bu paragrafı okuduktan sonra, bizi istikametimizde, yürüdüğümüz, mihmanı olduğumuz yol üzerinde en son noktaya eriştirmeyen Mevlâ 'nın bundan muradının bizim nefsimize ağır gelmesi, belki rehavete ve kibre kapılma ihtimalimize istinaden nasipleri ertelemesi ve bizim bundan duyduğumuz üzüntüler saatlerce düşündürdü beni. Demek ki alim zatların; 'mümin ne verilene sevinen, ne de kaybettiğine üzülendir. ' öğütlerinin işaret ettiği hâkikât burada devreye giriyordu. Aslında Mevlâ kulunu O'nunla kavuşma anını erteleyecek kadar ÇOK seviyordu... Bunu hissetmek dahi, bir sevginin şafağına ilişmek değil midir... Bu hususla ilgili bir akşam sohbetinde babamın anlattığı bir kıssa geliyor hatırıma.

İmam-ı Azam Ebû Hanîfe Hazretleri gündüz öğleye kadar mescitte talebelerine ders verir, öğleden sonra da ticari işleri ile uğraşırmış. Bir gün ders verdiği sırada bir adam mescidin kapısından seslenmiş.
"Ya imam, gemin battı!..."
İmam-ı Azam bir anlık tereddütten sonra "Elhamdülillah" demiş.
Bir müddet sonra aynı adam yeniden gelip haber vermiş.
" Ya imam, bir yanlışlık oldu batan gemi senin değilmiş. "
İmam-ı Azam Hazretleri, bu havadise de, "Elhamdülillah" diyerek mukabele etti. Haber getiren kişi hayrete düşmüş.

"Ya imam, gemin battı diye haber getirdik Elhamdülillah dedin. Batan geminin seninki olmadığını söyledim yine Elhamdülillah dedin. Muradın nedir?

İmam-ı Azam Hazretleri izah etmiş.

"Sen gemin battı diye haber getirdiğinde iç âlemimi, kalbimi şöyle bir yokladım. Dünya malının yok olmasından, elden çıkmasından dolayı en küçük bir üzüntü yoktu. Bu nedenle Allah'a hamdettim. Batan geminin benimki olmadığı haberini getirdiğinde de aynı şeyi yaptım. Dünya malına kavuşmaktan dolayı kalbimde bir sevinç yoktu. Dünya malına karşı bu ilgisizliği bağışladığı için de Allah'a şükrettim."

Allah dostlarının Zühdünü niyaz ediyoruz Rabbirahimimizden.

Rabbin'le öyle dost ol ki diyor Abdulkadir Geylânî Hazretleri, diğer bütün dostlukları ve yakınlıkları yalnız aslolan kurbiyyete rehgüzar eyle. Hayrına şükreyle,sıkıntısına sabreyle, dostluğun gereği budur.

Yunus Suresi,107. Ayeti Kerime'sini, 'Hakkı Şikâyet Etmemek' isimli makalesinde şöyle tefsir ediyor;

“Allah (CC) sana bir zarar verecekse alacak yine O’dur (CC). Şayet sana bir hayır murat edecekse, o hayrı senden çevirecek yoktur.”

"İhsanını istediği kullara verir. O (CC) hem Rahîm (CC), hem de Gafûr’dur (CC)…
Afiyette bulunduğun halde Hakk’ı (CC) şikayete kalkışma. Yanında Allah’ın (CC) bol nimeti olduğu halde fazlasını isteme. Sana verdiği nimeti görmez olup inkar yoluna sapma. Bu halin bir nevi istihza olur. Sonra, Allah-ü Teala (CC) seni inceden inceye hesaba çeker. Dünyada belanı arttırır, ahirette ise seni azarlar. Cehenneme atar.Sonra, seni manevi halden soyar, rahmet nazarını senden çeker."

Kâlbi, Allah'ın ihsanıyla terbiye etmek... Önüne serilen dünyevi zenginliği umursamayıp, uhrevi ziynetler peşinde ömrünü infak etmek...

Mus’ab bin Ümeyr'i (r.a) bilir misiniz? Hem anneden,hem de babadan zengin,soylu bir ailenin oğluydu. Ailesi putperestti ve Islamiyetle şereflendiğinde ,bütün varlığını infak icin yola cıkmıştı... Evveli hayatından bir leyli,fecrin eşiğine silkeler gibi,gecip gitmişti... Resulullah’ın da izniyle Habesistan’a hicret etti ’Selvi Cihan’ ve bir süre sonra yeniden Mekke’ye Peygamber Efendimizin yanına döndü.

Bu anı, Hz.Ali (r.a) şöyle naklediyor:
"Resûlullah ile oturuyorduk. Bu sırada Mus'ab bin Umeyr geldi. Üzerinde yamalı bir elbiseden başka giyeceği yoktu. Resûlullah onun bu hâlini görünce, mübârek gözleri yaşla doldu ve:

- Kalbini Allahü teâlânın nûrlandırdığı şu kimseye bakın! Anne ve babası onu en iyi yiyecek ve içeceklerle besliyorlardı. Allah için bunların hepsini terk etti. Allah ve Resûlünün sevgisi, onu gördüğünüz hâle getirmiştir, buyurdu."

O’na verilen pürüssüz beyan gücünü, gölgelerle hemhal olmuş yüreklere Sırat-i Mustakim’in emin kapılarını, kadirşinas bir asaletle ardına kadar müşehhes kılarak hamdini ölümsüzleştiriyordu.Uhud harbinde şehit düştü ve defin sırası gelince, Mekke’nin en zengini olan Mus’ab bin Umeyr için kefen bulunamıyordu.

Ashab-ı Kiram'dan Habbab (r.a) o ana dair şunları anlatıyor:

Mus’ab bin Umeyr Uhud günü şehid olmuştu da, kendisini saracak bir kefen dahi bulamamıştık. Yalnız şehidin bir kaftanını bulmus ve bu aziz şehidi ona sarmaya çalışmıştık. Ancak başını örterken ayakları açılıyor, ayaklarını kapatırken de başı açığa çıkıyordu. Bu yoksulluk karşısında Hz. Peygamber bize şehidin başını örtmemizi ve ayaklarının üstüne de izhir denilen kokulu ottan koymamızı emretti" (Buhari, Cenaiz 27; Ibn Sa'd, a.g.e., III, 121).

Evet onlar Ensâr-ı Kirâm’dı ve “Seni kendi nefsimizden üstün tutacağız!”
diyerek infak etmişlerdi ruhlarını…

Bir müminin imtihanı, onu gafletten alıkoyar ve en çetini Peygamberlere, sonra ulemalara, sonra velilere, sonra da mertebe sırasıyla diğer kullara verilmiştir. Derdini seven, ilahi dermanı bulmuştur vesselâm.

Dua'nın aile kurmakta ki önemine, "Allah'ın Rahmet Kapısına Teşvik' makalesinde etraflıca değiniyor Abdulkadir Geylânî Hazretleri . Dua, mukadder olanın halâsiyetidir. Kalbe indiği vakit, nasipler yola çıkmıştır. Evladın da, eşin de taktir edilen bir zamanı vardır. Talip olurken dahi ölçülü olun diyor, isterken aşırıya kaçmayın.O'ndan O'nu isteyin. Ne dünya nimetini, ne de Ahiret lezzetini...

Futuh'ul Gayb'ı elinize aldığınızda, belki de sizin dahi üzerinde durmadığınız size dair çok şey söylediğini göreceksiniz. Muhtelif konularla ilgili en insani noktalara, açık seçik bir izah bulacak, cevaplardan sizde ki soruların keşfine varacaksınız.

Hayır ve şerri aynı kökten gelen iki ayrı dala ve meyvelerini de şifaya ve zehre benzetiyor. Hangisini seçerse o istikamette yürüyen kulun, Allah'ın yardımından asla ümidini kesmemesi gerektiğini öğütlüyor ve sözlerini şu Hadis-i Şerif'le perçimliyor;
“Hiç kimse ameli ile cenneti kazanamaz.”

İhlaslı kulların Allah (c.c) tarafından korunduğunu pek çok makalesinde vurgulayan Abdulkadir Geylani Hazretleri, gayretin ve samimiyetle yönelmenin ne denli büyük bir Rahmeti celbettiğini Kur'anın nuruyla beyan ediyor.

Eserin sonunda ki münâcaat şöyle;

"Allah (CC) cümlemizi bu iyi işleri yapmaya muvaffak buyursun. Allah (CC)
cümlemizi sözü özü bir olanlardan eylesin. Ömrümüzün son deminde imanla
götürecek her türlü yararlı işi yapmamız için bize yardımcı olsun. Nefsimizin ve
şeytanın şerrinden hepimizi korusun.
AMİN…"

“Böylece ondan kötülükleri geri çevirdik; çünkü o, bizim ihlas sahibi
kullarımızdandı.” ilahi müjdesine mazhar olabilmek duası ile...

Feyizli okumalar...
224 syf.
·3 günde·10/10 puan
19 Temmuz

Sevgili Peygamberimiz(sav) şöyle buyurmuşlardır: "Kıyamet günü kul, hasenat sahifelerinde bilmediği sevaplar görür. Ona şöyle denir: 'Bunlar dünyada kabul olunması takdir olunmayan dualarının bedelidir."

İşte, velîlerin velîsi, "Gavsü'l-Âzâm" Abdülkâdir Geylânî, sohbet usulünde vücuda gelmiş en önemli eserlerden biri olan Fütûhu'l-Gayb'da, okuyucuları âdeta, dizinin dibinde muhabbetli sohbetini dinleyen birer derviş misali manevî bir eğitime tâbi tutarak dünyanın süflî meseleleri ile münakaşadan bîzar olup kalbi temizlemeyi ve bu vesile ile Allah'a yaklaşmayı şiir gibi akan cümleleriyle öğretiyor.

Fütûhu'l-Gayb, bir tasavvuf klasiği olmasının yanı sıra geleneksel eğitimin metodunu da içeren bir sohbet usulü klasiği özelliğini de taşıyor. Mutlaka okunmasi gereken bir hazinedir.

Başkasına ait olan şeyleri elde etmek için de boş yere çalışıp çabalama. Sana ait olan şey seni bulacaktır. Sen kısmetine götürülürsün.

Kardeş olun, kardeş; aman düşman olmayın. Allah’ın emirlerinde birleşin de bölük pörçük olmayın. Sevebildiğiniz kadar sevin birbirinizi; aman ha, sakın kızmayın.

Sevgili peygamberimiz (sav) mü'minlerin emiri Hz. Ali bin Ebu Talib Hazretlerine şöyle buyurmuşlardır: "Allah'ın senin vesilenle birini hidayete erdirmesi, üzerine güneş doğan her şeyden daha hayırlıdır senin için."

Dünyanın lezzet ve şehvetinden çıkan kerih kokuyu duyar duymaz tıkayıver burnunu. Kurtar kendini ondan ve onun âfatından. Sana taksim olunan elbet ki ulaşacak sana. Bir de bakmışsın ki sen bambaşka bir sen olmuşsun."
224 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Din ile ilgili daha doğrusu Müslümanlık ile ilgili çok kitap yazılmış ancak bu kitapı onlardan ayrıcalığı;dilinin güzelliği, konuyu ele alış şekli, kullandığı örneklemeler, konu ile ilgili Hadis veya Kur'an-i Kerim ayetleri kullanması, konunun birbirine bağlanmasında ve daha anlaşılır şekle koymada çok faydası dokunmuştur.Mutlaka kitaplığınızda bulundurmanızın gerektiğini düşündüğüm bir kitap. Bir konu hakkında şüpheye düştüğünüzde veya kendiniz hakkında yani ne kadar Müslümanım, ne kadar emirleri fiile geçiriyorum?(dönüp kendine bakmada, etraftaki insanların sorgulama yerine kendi nefsini sorgulama) noktasında çok faydasının dokunacaktır. Ve ara ara "dur ya ben bu konu hakkında Abdülkâdir Geylâni hazretlerinin yazdıklarını (Onun konuyu ele alış şekli ile.) okuyayım" diyeceğiniz anların olacağını düşünüyorum. Mutlaka okuyun, kitabı yanınızda bulundurun, ve eğer, kitap analizi grubunuz varsa bu kitabı da okuyarak istişarede bulunun birbirinizle.Ve son olarak önereceğim bir nokta kaldı, mutlaka beğendiğiniz yerleri sesli okuyun! Teşekkürler vakit ayırıp okuyanlara
212 syf.
·5 günde·10/10 puan
Abdülkadir Geylani'nin sohbetlerinin oğlu tarafından derlenip kitap haline getirmesiyle oluşmuş Fütuhu'l-Gayb. İlk başlarda edebi dili ağır gelse de okudukça kendinizi kitabın derinliklerinde nefsinizi sorgularken buluyorsunuz. Her sohbetinde farklı bir konu ele alınmış, ayetlerle, hadislerle, küçük hikayelerle de konu pekiştirilmiş. Her okuyanın mutlaka kendi için bir şeyler bulacağı bir kitap.
224 syf.
·36 günde·Puan vermedi
Futuhu'l Gayb son zamanlarda okuduğum maneviyatı çok yüksek olan kitaplardan biri. Bildiğimiz ama uygulamadığımız ya da uygulayamadığımız bir çok olguyu kısa makaleler şeklinde özetlemiş. Birçok peygamberin hayatlarından kesitler ile de örneklendirmiş. Özellikle sabıra vurgu yapan bu kitap sabrın ne kadar önemli bir davranış olduğunu gözler önüne seriyor. Sabrın bir şükür göstergesi olduğunu bilmezdim bu kitap sayesinde daha da sabırlı olmaya karar verdim. Sizde sabırlı olmak istiyorsanız bu kitabı tavsiye ederim. Sabredenlerin mükafatı bol verilecektir. Keyifli okumalar.
212 syf.
·12 günde·Beğendi·7/10 puan
Okunası bir incidir efendim..

Allah’a (CC) çok darılıyorsun; O (CC) senin Rabbın (CC) olduğu halde onu töhmet altına almak istiyorsun. O’nun (CC) her işine itiraz ediyorsun, zorla bağlanıyorsun. O’na (CC) bağlılığın yolu zulüm ile oluyor. Halbuki O’na (CC) candan inanman ve teslim olman lazım. Rızık babında sıkı olma, geniş ol. Zengin olursan herkese dağıt; fakir olunca da sabırlı ol. Gün olur, güçlük gider, bela kalkar. Yaptığın bir yana kalır. Bilmez misin her şeyin bir vakti var, o gelince olacak olan olur...
Şunu bil ki; malın çoğu bela getirir, çok isteme azla yetin. Bela biter, güçlüğün sonu var, biteceği gün var. Sen yalnız sabırla bekle...
224 syf.
Okuduğum en güzel tasavvuf kitaplarından biri. Tefekkür,tevekkül, ahlak, manevıî ve maddi konular hakkında İslami uygunluğu anlatan, tasavvufun ilk basamağına bir nebze de olsa tırmanmayı sağlayabilecek bir eser. İyi ki de karşıma çıkmış ve okumuşum diyorum. Elsiz böcekten ipekler giydiren Rabbimize Hamd olsun.
224 syf.
·7 günde·Beğendi·9/10 puan
Peygamber Efendimiz (s.a.v) bir hadisi Şerif’te şöyle buyurmuştur .”Muhakkak ki Cehennem ateşi ,mümin yanından geçerken şöyle der : “Nurun ateşimi söndürdü .”
Şunu iyi bil ki; her şeyin ardından koşmak, ele bir şey geçirmez. Yalnız, kısmet olan gelir. Sabırla kısmetini beklemen, nasibini eksiltmez.
.
.
Eğer bir şey nasip değilse yıllarca didinsen eline geçmez.
Şirk yalnız putlara tapmak değildir.
Kendi şahsi arzu ve isteklerinde tesir görerek, uyman da bir nevi şirk ve putperestliktir.
Dünya ve onun meteından, ahiret ve onun nimetlerinden herhangi birine gönül kaptırarak, seni yaratanın (c.c) sevgisini değil, bunlardan her hangi birinin sevgisini üstün tutarsan, şirk etmiş olursun...

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fütuhu'l - Gayb
Alt başlık:
Sırlı Alemlere Keşifler
Baskı tarihi:
Ağustos 2007
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789752693333
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Etkileşim Yayınları
Abdülkadir Geylani, İslam irfanının ölümsüz şahsiyetlerindendir. Fütuhul Gayb onun en önemli eserlerinden kabul edilir. Bu eserde rıza, teslimiyet, şikayeti ve iradeyi terk, nefse, hevaya ve şeytana ittiba etmemek, sabır, şükür, fena, zühd, tevekkül gibi tasavvufi kavramlar açıklanmakta ve saliklere yol gösterilmekte, tasavvuf yolunun esasları tespit edilmektedir. Seçkin bir guruba hitaben yaptığı sohbetlerden derlenmiş bu eser, Hz. Geylaninin bütün temel düşüncelerini içine alan bir tasavvuf klasiğidir. İbn Teymiyyeden Bediüzzamana İbnül Arabiden İmam Rabbaniye kadar ilim irfan semasının yıldızları asırlar boyunca bu değerli eseri okumuş ve ondan etkilenmişlerdir. Gavs-ı Azamın yüzyıllar ötesinden gelen sıcak sesi, bugünde aynı tazeliğini korumaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 570 okur

  • Azra nur Şimşek

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0