Fuzuli Ne Demek İstedi?

·
Okunma
·
Beğeni
·
445
Gösterim
Adı:
Fuzuli Ne Demek İstedi?
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051604121
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Papersense Yayınları
Bu kitabın amacı İslâm-Osmanlı-Türk entelektüel tarihine ilişkin bir okumanın nasıl yapılabileceğini bir beyit üzerinden göstermeye çalışmak ve bu beyit edebî ve meşhur olduğu için de elden geldiğince geniş bir kesimle irtibat kurabilmektir. Söz konusu amacın gerçekleştirilmesi için “mahsûs olmadan Doğa üzerine, ma’kul olmadan Tanrı üzerine, menkûl olmadan Din üzerine, mısdâk olmadan Kavram üzerine konuşulmaz” ilkesi benimsendiğinden, öncelikle mefhumların dünyasına kısa bir seyahat gerçekleştirildi, daha sonra beytin yapısını oluşturan; ilim, ışk, âlem ve kîl ü kâl terimleri sırasıyla incelendi. “Yorum doğru anlamaktan daha çok, yanlış anlamamak için verilen bir uğraşıdır” cümlesinin fehvasınca hareket edildiğinden ve doğru anlama, yanlış anlamamak için gösterilen uğraşının bizzat kendisi olarak görüldüğünden kadîm yanıtların arkasındaki sorular, kaygılar ve korkuların neler olduğu söylenilenlerin amacı açısından incelendi. Akabinde, farklı kültürlerde, benzer soru-kaygı-korku sürecinin yarattığı yanıtlardan bir demet sunularak insan olmanın ortak yanı gösterilmeye çalışıldı.
Fuzuli, sanatını kurarken ilmi esas almış, daha sonra aşka yönelmiştir. Şairin şiirleri de aşkı da bununla kalmiyor. O, yaşamında ilim yolu olan akıl ile şiir yolu olan gönlü daima karşı karşıya getirmiştir. "Aşk- Akıl" ikilemi arasında kalmis bir şair de değildir. Şiiri önce ilimle birleştirmiştir. " İlimsiz şiir, temeli olmayan duvar gibi olur, temelsiz duvar da gayet degersiz olur" sözüyle ilme önem verdigi asikardır.
Vücûdda Işk'tan başka bir şey yoktur Çünkü varlığa gelen görünüşe çıkan her şey ışk'tandır.
Evren’de herşey kendi yolundadır; ihsan ise kendi yolunu kurar; yol anlamına gelen din, insanı seçiminde serbest bırakmakla birlikte, yolun müstakim olanını yani bir istikâmeti, yönü olanını teklif eder insana; insanı dolaşıp durmaktan, hayata dolanmaktan, dağılmaktan kurtarmak için yola koyar. Bu nedenle kısaca şöyle denilebilir: Tanrı, aklın sınırı; din, terbıyesıdir. Sınırı ve terbiyesi olmayan aklın neler yapabileceğini anlamak için tarihe bakmak gerekmez; etrafınıza da bakabilirsiniz…Bu nedenle, denilmiştir ki, din, aklın sağlığıdır; çünkü onu terbiye eder ve sınırında tutar. Din, aklı koruduğu için, öteki varolanları da akıldan korumuş olur; onları güvende tutar. Ancak dinin aklı terbiye etmesi/koruması ile aklı işgal etmesi arasındaki ince ayrıma da dikkat çekmek gerekir. Çünkü bilinç içeriği hâlini almayan aşırı bir dindarlık da hastalıktır; insanı hasta eder.

Öte yandan süfîler Ahireti/Öte-dünyayı da Dar eI-selâm diye adlandırırlar. Bu anlamıyla selâm, nazarî düşüncede yalnızca ahirette elde edilebilecek iken –ki tek istisnası Hz. lnsan’dır; Miraç’ta bunu deneyimlemiştir. Süfîlere göre, kendini tezkiye eden, hazır olan gönül/kalb bu Dünya’da da bu hâli deneyimleyebilir. Bunun tek yolu, hem selâmı hem de saâdeti kendi başına amaç edinmeyip, O’nu sevmek, sevdiğinin rızasını elde edecek bir biçimde yaşamak, kısaca, dikkat ve rikkat göstermektir. Sevilen kırılamayacağına göre, hem insan sevdiği O-yu kırmamaya özen gösterecektir hem de O, sevdiğim dediği insanın nazına katlanacaktır..
Ona göre (Fuzuli), Tanrı bilinmeyi, dolayısıyla bizatihi bilgiyi sevmiştir; hatta Tanrı'nın ilk sevdiği şey ilimdir/bilgidir

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Fuzuli Ne Demek İstedi?
Baskı tarihi:
2014
Sayfa sayısı:
160
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786051604121
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Papersense Yayınları
Bu kitabın amacı İslâm-Osmanlı-Türk entelektüel tarihine ilişkin bir okumanın nasıl yapılabileceğini bir beyit üzerinden göstermeye çalışmak ve bu beyit edebî ve meşhur olduğu için de elden geldiğince geniş bir kesimle irtibat kurabilmektir. Söz konusu amacın gerçekleştirilmesi için “mahsûs olmadan Doğa üzerine, ma’kul olmadan Tanrı üzerine, menkûl olmadan Din üzerine, mısdâk olmadan Kavram üzerine konuşulmaz” ilkesi benimsendiğinden, öncelikle mefhumların dünyasına kısa bir seyahat gerçekleştirildi, daha sonra beytin yapısını oluşturan; ilim, ışk, âlem ve kîl ü kâl terimleri sırasıyla incelendi. “Yorum doğru anlamaktan daha çok, yanlış anlamamak için verilen bir uğraşıdır” cümlesinin fehvasınca hareket edildiğinden ve doğru anlama, yanlış anlamamak için gösterilen uğraşının bizzat kendisi olarak görüldüğünden kadîm yanıtların arkasındaki sorular, kaygılar ve korkuların neler olduğu söylenilenlerin amacı açısından incelendi. Akabinde, farklı kültürlerde, benzer soru-kaygı-korku sürecinin yarattığı yanıtlardan bir demet sunularak insan olmanın ortak yanı gösterilmeye çalışıldı.

Kitabı okuyanlar 15 okur

  • Serhan Demirbilek
  • Damla Savaş
  • Alperen Arslan
  • Mehmed Akif Demir
  • B é t ú l
  • Büşra ÖZTÜRK
  • Büşra Özdemir
  • Esra Nur
  • Selmerak
  • Rabia Uygun

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (2)
9
%20 (1)
8
%40 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0