·
Okunma
·
Beğeni
·
53.514
Gösterim
Adı:
Gazap Üzümleri
Baskı tarihi:
Ocak 1992
Sayfa sayısı:
640
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753791069
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Grapes of Wrath
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Engin Yayıncılık
John Steinbeck’in tartışmasız en büyük eseri olan ve ona Pulitzer ödülünü kazandıran Gazap Üzümleri, 1939’da ilk kez yayınlandığında şok etkisi yaratmış ve büyük tartışmalara yol açmıştı. Tüm dünyayı etkileyen “Büyük Buhran” döneminde, tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan ve mülksüzleşen yığınların ayakta kalma mücadelesinin anlatıldığı bu destansı romanda Steinbeck, açlık, sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk edip yollara düşmek zorunda kalan binlerce işçi ailesinden birine odaklanıyor.
Boşa çıkan umutların, hüzne dönüşen sevinçlerin arasında insanlığın direncini ve onurunu çarpıcı bir dille anlatan, kapitalizmi iliklerine kadar eleştiren Gazap Üzümleri, 20. yüzyılın en önemli eserlerinden biridir.
480 syf.
John Steinbeck'in yazdığı Gazap Üzümleri hiç kuşkusuz en önemli Amerikan edebiyatı eserlerindendir. 1930lar'ın ekonomik kriz yıllarını etkileyici bir dille anlatmıştır.

Roman çiftçilerin 1930'lu yıllarda Dust Bowl döneminde Oklahoma'dan Kaliforniya'ya (bereketli topraklara) göçlerini, yaşamlarını ve çektikleri sıkıntıları anlatır. Steinbeck hem bireysel olarak Joad 'ın yaşamını, hem de genel göçten bahsetmiştir. Büyük bunalımdan etkilenen Joad'ın ailesinin yakından inceleyerek bize bu çiftçilerin de insan olduklarını anlatmaktadır.

Bu kitap kapitalizmi eleştirmektedir. Üzümler verimli Kaliforniya vadilerinin sembolize ederken çiftçiler bu verimli vadilerin bir parçası olamayıp acı çekmektedirler.

"Eh hepimiz hayatımızı kazanmak zorundayız."
"Öyle," dedi Tom. "Ama keşke başkasının hakkını almadan kazanmanın bir yolunu bulsaydın."

Roman bireysel ailenin parçalanışını anlatırken aynı zamanda bütün göçmenlerinde tek bir aile oluşunu bize anlatmaktadır. Bir araya gelip yiyeceklerini, hayatlarını, umutlarını anlatmaktadır.

Bu roman ayakta kalma mücadelesi veren insanların hikayesidir. insanlık dramını olağanüstü bir dille anlatmıştır.

Kitabı okurken ilk başlarda zorlandım açıkçası sindire sindire okuyum dedim , sonrada devam ettim iyi ki etmişim. İlk kez uzun sürede okuduğum bir kitap oldu.

Steinbeck'in en çok okunan romanlarından Gazap Üzümlerini okumayan okurlara tavsiye ediyorum.
556 syf.
·18 günde·Beğendi·10/10
Nasıl bir sondu öyle !!!
Mükemmel bir kitap...

Makinelerin insan yüreğini ezip geçişine ve insanların bir somun ekmek için bütün gün çalışmalarına tanıklık ediyorsunuz.
! Kahrolsun Kapitalizm !
İnsanları köleleştiren Californiaya kaçan binlerce insanın öyküsü yüreğinize dokunacak...

Tam 79 yıl önce kaleme alınıp 5 aylık bir süreçte yazılan dev bir eser...

Geç bitirdim çünkü araya irili ufaklı on adet kitap ve yarım yamalak bir taşınma işi sıkıştırdım.


Spoiler*
Eksik bulduğum sonucunu merak ettiğim bir kaç şey havada kaldı, şimdi oldu mu ki böyle ?
Tom ve Connie kaçıp gittikten sonra ne yaptılar ne ettiler??? Bunları da açıklasaydı keşke yazar. Mesela connie gittiğinden beri merak ediyorum onu insan hamile karısını bırakıp bir şey demeden ne diye nereye çekip gider. Hep onun traktörcü olacağını ve ailesiyle karşılaşacağını düşündüm..
Kitap o kadar akıcı ki onların dertleri benim dertlerim oldu resmen araba bozulunca Canım sıkıldı et almak için para biriktirince ben sevindim. Kalemine, yüreğine sağlık Steinbeck..Yazacak çizecek çok detay var aslında ..

——
“Weedpatch Camp” kitapta böyle bir kamptan bahsediliyor steinbeck kitabı yazarken o kampa uğramış ve adını oradan esinlenmiş, günümüzde o kamp göçmen işçiler tarafından kullanılmaya devam ediyor.
Bkz: http://m.radikal.com.tr/...azap-uzumleri-396094
  • Ana
    8.7/10 (1.750 Oy)1.923 beğeni6.759 okunma3.884 alıntı36.432 gösterim
  • Anna Karenina
    8.8/10 (1.544 Oy)1.824 beğeni5.919 okunma3.631 alıntı47.239 gösterim
  • Karamazov Kardeşler
    9.1/10 (1.576 Oy)1.837 beğeni4.903 okunma5.287 alıntı47.681 gösterim
  • Martin Eden
    9.1/10 (2.695 Oy)2.689 beğeni6.760 okunma4.895 alıntı61.006 gösterim
  • İki Şehrin Hikâyesi
    8.6/10 (2.350 Oy)2.357 beğeni8.404 okunma2.621 alıntı70.289 gösterim
  • Yüzyıllık Yalnızlık
    8.5/10 (2.656 Oy)2.613 beğeni8.113 okunma1.372 alıntı58.790 gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.2/10 (1.881 Oy)1.845 beğeni7.167 okunma2.518 alıntı47.989 gösterim
  • Vadideki Zambak
    7.9/10 (1.839 Oy)1.846 beğeni8.442 okunma4.942 alıntı52.903 gösterim
  • Açlık
    8.3/10 (1.608 Oy)1.435 beğeni5.097 okunma1.273 alıntı44.832 gösterim
  • İnce Memed 1
    9.4/10 (2.794 Oy)3.057 beğeni8.065 okunma1.446 alıntı42.349 gösterim
556 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Vay anasını dedim sonunda vallahi. Nasıl bir romandı ya. Çok şaşırtıcı bir son. Fareler ve İnsanlar dan sonra okuduğum 2. Steinbeck romanı. Bu kadar mı akıcı bu kadar mı gözünün önünde canlanır bir roman. Okuyunca içiniz acıyacak. Bu kadar eziyet çekilir ve çektirilir mi diyeceksiniz. İçerisinde ne yok ki... Kapitalizm, sefalet, ırkçılık, sınıf ayrımı, ekonomik bunalım, dostluk, çalışma ve yaşama azmi, iyi niyet, dürüstlük, doğru bilinenden şaşmama.... Ne ararsanız bulacaksınız. Bankaların; çiftlikleri ve çiftçileri satın alması sonucu yola çıkan bir aile ve dostları... Tüm romanı yaşayacaksınız. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Mutlaka okuyun arkadaşlar. Zaten Filmini de izlenileceklere ekliyorum. Film de Pulitzer ödüllü yani. Son cümlem inşallah ülkemiz hiçbir zaman böyle durumlara düşmez bizlerde böyle bir durumları yaşamayız. Dramın dibi...

http://www.imdb.com/title/tt0032551/
556 syf.
·8 günde·9/10
Bu güzel havalarda okunmaması gereken bir esere inceleme de yazasım pek yoktu. Ancak böyle etkileyici esere kayıtsız kalınır mıydı?

Bu mecburi ve sefil göç hikayesinde bende onlarla yolculuğa çıktım. Kah aç kaldım, kah ıslandım. Kavgaların içinde buldum kendimi. Sordum neden lanet olası! Neden?

Koskaca dünya parsel parsel topraklar topraklar... Bunları ne yapıyoruz? Tek tek sahiplendirmişiz. Toprakların parası kime gidiyor alın teri olana mı? Tabiki hayır. Rahat rahat sefa sürerken onlar, sen kıt kanaat geçinmeye çalışan halk didin didin dur. Karnına azıcık ekmek girsin diye uğraş dur. Çocuğun ölmesin diye çabala çalış. Baştan beri böyle değildi işte bu. Bunu ilk bu hale getiren kişi ya da kişileri bilmek ve mezarlarına tükürmek ( başka şeyler de var tabi yapacağım) çok isterdim.

Aç kalmamak için, çalışıp para kazanabilmek için, kendi vatanını terk edip bir yerlere giden bu insanlara; " Nereye gideceksin? Gidince ne değişecek? İş bulacağını mı sanıyorsun? " diyen, oturduğu yerde konuşan, çok bilmişlik taslayan tipler de var tabiki. Bu size yabancı mı arkadaşlar? Bana hiç değil. Her gün karşılaştığım insan tipi. Bilip bilmeden konuşup, ahkam kesen müsvetteler mantar gibi türüyor, her yerden istilasına maruz kalıyoruz. Mantar sebze olarak çok severim ve şu an haksızlık ettim ben canım yiyeceğe. Benzetmemden vazgeçiyorum.

Para? İnsanın eline birazcık para geçsin gözü dönüyor. Sürekli çabala çabala nereye kadar? Evim olsun hoop daha iyisi için biriktir! Arabam oldu hoop en son modeli için biriktir! Yok telefon, yok o yok bu yok şu... Şimdi Afrikadaki aç insanlar... kestim. Neden mi? Hepimiz üzülüyoruz. Yaptığımız tek şey bu. Üzülmek... Biz üzülünce herkesin karnı doysa, aç kimse kalmasa ne güzel olurdu. Ne kadar kolay değil mi? Ahh ! Ahh! Üzülmeye devam...

Şunu da kafaya iyice yerleştirsek keşke: Yöneticiler biz olmadan, halk olmadan kim? Onlar biz yoksak varlar mı? Peki biz neden el pençe duruyoruz? Tamam Eyvallah saygı olsun. Ama bu onlara özel değil insana saygı insana! Fakat sağolsun bazılarımız saygıyı yalakalığa çeviriyor. Eee onlar da alışıyor haliyle hepimizden bekliyor. Sonra yapmayanlar asi oluyor.(bknz. Ben:D) Sonra yalakalık yapanlar da ağlıyor vay efendim şöyle yok böyle. Ağlamayın!

Çok sinirli bir inceleme yazdım sanki. Zaten şu aralar havalar güzelken bir anda soğudu. Kitabı o yüzden bitirebildim. Yoksa elimdeydi daha.

Bir yerde gezinirken okudum ki yazar şöyle bir söz etmiş: Kitapla ilgili eleştiriler var. Diyorlar ki ağır bir dil kullanmışsınız. Yazarın cevap:" Ben hanımefendiler için yazmıyorum." Ben teşekkür ediyorum çünkü bir hanımefendi değilim. Buradaki kasıt anlaşılmıştır umarım.

Bir etkinliği daha bitirdim. Tabiki bir numaralı isim Ebru Ince ve görevi üstlenerek beni şaşırtan https://1000kitap.com/salakoglan saygılar ve sevgiler.
Başka bir kitapta buluşmak üzere etkinlik katılımcıları ve selamlar:)
556 syf.
·10 günde·6/10
Fareler ve İnsanlar'ın ardından bir diğer John Steinbeck kitabını daha okudum bitti. 1939 yılında yayınlanmış ve yazarına Pulitzer gibi son derece prestijli bir ödül kazandırmış olan Gazap Üzümleri, ekonomik kriz, makineleşme gibi durumlar sonucunda yerlerinden yurtlarından olan, doğdukları topraktan olan kitlelerin başlarından geçenleri anlatıyor. Kolluk güçleri vasıtasıyla, ekmek kapıları tarlalarından zorla çıkarılan yüzlerce aileden sadece biri Joad ailesi. Anneli, babalı, dedeli, nineli, çoluklu çocuklu kocaman bir aile. Hal böyle olunca bu kadar nüfusu doyurmak da bir hayli zorlaşıyor tabii ki, yollara vuruyor kendini bu geniş aile. Umutla çıkıyor yola, batıya doğru gidiyor, California'ya doğru. Neden mi? Ekmek var deniyor orda; portakal, pamuk, üzüm tarlalarında çalışacak binlerce kişiye ihtiyaç var yazıyor dağıtılan broşürlerde. Ahı gitmiş vahı kalmış bir kamyonla çıkıyorlar yola, umuda doğru ilerliyorlar. Sıcak bir yuvanın, öğünlerde yenecek etlerin, içilecek kahvelerin, başlarını sokacakları bir çatının umuduyla... Gazap Üzümleri'nde işte bu ailenin, Joad ailesinin Batı'ya yolculuğunu okuyor, beş yüz küsür sayfa boyunca kamyonlarında, kamplarında onlara eşlik ediyoruz.

Gazap Üzümleri'ne başlarken büyük bir heyecan vardı içimde. Çok seveceğime, bu yoksul ailelerin verdikleri yaşam mücadelesinin beni çok etkileyeceğine neredeyse emindim. Kitaba başladım; elli sayfa okudum heyecanım azalır gibi oldu, yüz sayfa okudum heyecanım azalmaya başladı, yüz elli sayfa okudum heyecanım daha da azaldı. Sayfalar ilerledi, bölümler geçti heyecan kalmadı, durağan bir okuma hali aldı beni. Hiç şüphesiz bu kitabın ele aldığını konu oldukça ilgi çekici. En azından benim için öyle. Konu kadar; olayların gidişatı, konunun ele alınış biçimi de içine almalıydı beni ancak öyle olmadı. Açıkçası kitabı okurken hiç beklemediğim bir şekilde sıkıldım. Güzel cümleler, çok doğru diyerek altını çizdiğim yerler veya iyi bir konu bir kitabı okurken sıkılmama engel olamadı maalesef. Gazap Üzümleri hacimli bir kitap dolayısıyla kitap süresince bir şeyler olsa ya diye bekliyorsunuz, bu kadar sayfa sadece yolda geçmez diyorsunuz ancak tam da böyle oldu. Yaklaşık altı yüz sayfa boyunca kamyonları bozuldu, tamir ettiler, bir yerde iş bulup kıt kaanat geçinmeye çabaladılar olmadı tekrar yola çıktılar, içlerinden biri hastalandı, iyileşti, tekrar yola çıktılar, kamp kurdular, et alabildiler, yediler içtiler, onlarla aynı durumda olan ailelerle tanıştılar ardından tekrar yola çıktılar. Sürekli aynı döngü ve bir yerden sonra bu durum sıkıcı bir hal almaya başladı. Eğer bir kitabı okurken sıkılıyorsam o kitap ekonomik krizin sonuçlarını da ele alsa, tarlalarından olan insanların yaşamlarını sürdürmek için yaptıklarını da ele alsa sonucunda o kitap benim beğenimi kazanamıyor. Ayrıca kitabı okurken yaşadığım bu sıkılganlık kitabın birkaç bölümüne değil geneline yayıldı maalesef. Seveni çok fazla olsa da verdiği mesajlar dışında ben Gazap Üzümleri'ni sevemedim. Ve verdiği mesaj da bir kitap için tek beğeni ölçütü değil elbette. Umarım bir sonraki Steinbeck okumam benim için çok daha keyifli olur.
556 syf.
·67 günde·Beğendi·10/10
1930'larda ABD'de yaşanan sanayileşmenin sonucu işledikleri toprakları elinden alındığı için evsiz ve aç kalan insanların, iş ve daha iyi yaşayabilecekleri bir hayat için yaptıkları büyük göçü anlatıyor. Bu göç hayatı Oklahama'da yaşayan Joad ailesi üzerinden anlatılırken; yoksulluk, tükenmeyen umut, çaresizlik, ayakta kalma çabası, açlık ve sefalet bütün insanlığın üzerinden anlatılmış. Herkesin okuyup ders çıkaracağını düşündüğüm, bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum, tarih tekerrürden ibaret olduğunu unutmayalım...
480 syf.
·12 günde·7/10
***Aç gözlülük cephesinde yeni bir şey yok***

Devirler değişse de, insan hep aynı insan. Habil ile Kabil’den beri iyi ile kötünün, bencil olan ile mağdur olanın mücadelesi devam ediyor.

Kişisel hırsları ve bencilliğinin oyuncağı haline gelmiş olan insan, her devirde ilk önce diğer insanları, sonra tüm canlıları kendi çıkarları peşinde kullanmaya çalışıyor, sonra tüm doğayı, doğal kaynakları hunharca katlediyor, sonsuz bir hırsla kendi neslinin devamını bile tehlikeye atıyor.

“Gazap Üzümleri” okumuş olduğum üçüncü John Steinbeck romanı. Steinbeck’de, insanın yüreğine dokunan bir şey var. Kitabı okurken, sanki filmi canlı izliyormuşçasına bir his bu. Geleneksel tarım, traktör- makine değişimi ile başlayan bir sürecin insanların yaşamına etkisi çarpıcı bir ustalıkla anlatılıyor. Sürekli canlılığını koruyan bir hikaye ile kapitalizm, iş, emek ve ücret teorilerine dair günlük hayattan verilen kesitlerle iktisadi terimler kolay anlaşılır hale getiriliyor. Bu açıdan kitabın en önemli özelliğinin, kavranması daha zor gibi görünen terimlerin herkesin rahatlıkla anlayabileceği hale getirilebilmesi olduğunu düşünüyorum.

Ayrıca, yazarı anlatmış olduğu sahnedeki yan karakterleri ve önemsiz gibi görünen kelebek, tavşan, kaplumbağa gibi detayları hikâyeye iliştirmede oldukça başarılı buldum. Örneğin; bazen yazarımız, kaplumbağanın yolda gidişiyle yola düşen işsiz insanları benzetir birbirine. Bazen bir kelebek, bazen bir tavşan karışır hikâyeye. İlk bakışta alakasız gibi görünen bu detayın, hikâyenin mesajını tamamlamaya yaradığını görürüz. Bazen de yazarımız, eski papaz üzerinden erdem, günahlar ve insan fıtratı üzerine sorgulamalara götürür bizi. Zaman zaman farklı sorgulamalar yapsa da, hikayenin ana temasından uzaklaşmaz. Konu mutlaka, emeğe, emeğin ücretine ve piyasa koşullarında emeğin ücretini düşürmek için yapılan acımasızca yöntemlere gelir.

Dünyadaki göçmen sorununa karşı son derece duyarsız ve bencil bir tutum sergileyen kapitalist batı tutumunu görme imkânı da buluyoruz romanımızda. Göçmen kavramının sadece çocuklarının geçimini sağlamak için ülke sınırlarını hayatı pahasına aşmaya çalışan mülteciden ibaret olmadığını görüyoruz. Aynı ülke sınırları içinde de, zengin olan bir azınlığın, kendi refahını artırma ve kendi dışındaki bütün varlıkların onun daha fazla kazanma arzusuna hizmet etmesini beklediğini görüyoruz. İnsanoğlu hırsla, inatla, en az maliyetle en çok kar elde etme hırsını sürdürdükçe, görece daha az avantaja sahip daha geniş bir kesim bu sonsuz hırsın kurbanı olmaya devam ediyor. Paraya ve güce sahip olan bu mutlu azınlık, bir taraftan sermayesine düşman bir kitleyi büyütürken, diğer yandan kendini koruma ve avantajlarını sürdürme arzusuyla kendini duvarlar içine hapsedip toplumdan soyutlamaya çalışıyor. Hırsla kendi kuyusunu kazmaya, nefret tohumlarını büyütmeye devam ediyor.

Altı üstü dünya işte, Büyük İskender’e, Cengiz Han’a kalmayan dünya. Sonsuzluk hissiyle, sonsuz kazanma hırsını birbirine karıştıran insanoğlunun hikâyesini başarılı bir şekilde aktarmış yazarımız. Ne yazık ki, üzerinden yüz yıla yakın bir zaman geçmesine rağmen insanoğlu o günlerden çok daha vahşi bir şekilde sömürmeye ve yok etmeye devam ediyor.

Sömürünün olmadığı, insana hak ettiği değerinin verildiği daha güzel günler görmek ümidiyle…

Keyifli okumalar dilerim…
556 syf.
·13 günde·Beğendi·9/10
EMEKÇİNİN EMEKÇİDEN BAŞKA DOSTU YOK

Bu Steinbeck'te bir şey var arkadaş. Çok basit konuları ele alıyor. Bunu ben de yazarım diye düşünüyor insan. Lakin öyle değil. Fareler ve İnsanlar'da da aynısını hissetmiştim. O basit gibi görünen konular, onun elinde bir şahesere dönüşüyor.

Hapishaneden çıkan Tom Joad'ın köyüne dönmesi ve 4 yılda çok şey değiştiğini görmesiyle başlıyor olay. Elle yapılan tarım, yerini makineleşmeye bırakmış, şirketler insanları yerlerinden etmiş, açlık ve işsizlik had safhaya ulaşmış, çiftçiler köleleşmiş, serfleşmiş.

1929 Krizi ile ortaya çıkan dramların portresi...Yerlerinden göç etmeye zorlananların mücadele ettikleri yalnızca şirketler veya değişen koşullar değil; aynı zamanda göç ettikleri yerlerdeki insanlar da onları zorluyor. Hiçbir yerde istenmeyen, örgütsüz kitlelerin umuda yaptıkları yolculuk okunmaya değer. Yolda aynı kaderi paylaşan ailelerin dayanışması, dağılan insanlar, parçalanan umutlar...

İşveren, polis ve yasaların el ele verip emekçi halkları sömürmesi çok güzel anlatılmış. Bu adaletsizliğe ses çıkaranın, çözüm bulmaya çalışanın ''kızıl'' denilerek bertaraf edildiği, emekçilerin ve onların çocuklarının hayatının tamamen sermaye sınıfının insafına bırakıldığı vahşi kapitalist dönemler çok güzel resmedilmiş. Joad ailesinin üzümlerle dolu bağlara gidip güzelce yaşama hayallerinin felaketle sonuçlanmasından alıyor kitap, adını. Binlerce dönüm bahçede meyveler varken, fiyat yükseltmek için dökülen ve işçilerin hiç yiyemediği meyveler, gelir adaletsizliği, dönemin Amerika'sı mükemmele yakın analiz edilmiş.

Kitap boyunca sinirlendiğim Rozaşarn (Rose of Sharon) karakteri, bebeği öldükten sonra sütünü açlıktan ölmek üzere bir işçiye veriyor. Orada gönlümü kazandı.
Tom Joad sen ne talihsiz bir insansın. Ama hep haklısın.
Ailenin annesi sen ne güçlü bir kadınsın.
Ve Al karakteri...Oğlum sen ne dertsiz, tasasız bir bebesin.

Kısacası, kesinlikle okunması gereken bir kitap.
"Eh hepimiz hayatımızı kazanmak zorundayız."
"Öyle," dedi Tom. "Ama keşke başkasının hakkını almadan kazanmanın bir yolunu bulsaydın."
Açlığı, yalnız kendi büzülmüş midesinde değil, çocuklarının da büzülmüş karınlarında duyan bir adamı nasıl korkutabilirsiniz?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gazap Üzümleri
Baskı tarihi:
Ocak 1992
Sayfa sayısı:
640
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753791069
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Grapes of Wrath
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Engin Yayıncılık
John Steinbeck’in tartışmasız en büyük eseri olan ve ona Pulitzer ödülünü kazandıran Gazap Üzümleri, 1939’da ilk kez yayınlandığında şok etkisi yaratmış ve büyük tartışmalara yol açmıştı. Tüm dünyayı etkileyen “Büyük Buhran” döneminde, tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan ve mülksüzleşen yığınların ayakta kalma mücadelesinin anlatıldığı bu destansı romanda Steinbeck, açlık, sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk edip yollara düşmek zorunda kalan binlerce işçi ailesinden birine odaklanıyor.
Boşa çıkan umutların, hüzne dönüşen sevinçlerin arasında insanlığın direncini ve onurunu çarpıcı bir dille anlatan, kapitalizmi iliklerine kadar eleştiren Gazap Üzümleri, 20. yüzyılın en önemli eserlerinden biridir.

Kitabı okuyanlar 5.047 okur

  • Gönül çolakoğlu
  • Fatma Çelik
  • Özlem Karaca
  • zeynep
  • Haluk Can
  • Kuzey Akbulut
  • Yunus Emre Yıldıran
  • Galaksidebirbalık
  • Serhat Tural
  • Dino ortolani

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%26.8
14-17 Yaş
%4.9
18-24 Yaş
%9.8
25-34 Yaş
%22
35-44 Yaş
%31.7
45-54 Yaş
%4.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.3
Erkek
%38.7

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%1.2 (20)
9
%1.2 (20)
8
%0.9 (14)
7
%0.2 (3)
6
%0.1 (2)
5
%0.1 (1)
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları