Adı:
Gazap Üzümleri
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
556
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755707402
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Grapes Of Wrath
Çeviri:
Belkıs Dişbudak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Baskılar:
Gazap Üzümleri
Gazap Üzümleri
The Grapes Of Wrath
Gazap Üzümleri
John Steinbeck’in tartışmasız en büyük eseri olan ve ona Pulitzer ödülünü kazandıran Gazap Üzümleri, 1939’da ilk kez yayınlandığında şok etkisi yaratmış ve büyük tartışmalara yol açmıştı. Tüm dünyayı etkileyen “Büyük Buhran” döneminde, tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan ve mülksüzleşen yığınların ayakta kalma mücadelesinin anlatıldığı bu destansı romanda Steinbeck, açlık, sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk edip yollara düşmek zorunda kalan binlerce işçi ailesinden birine odaklanıyor.
Boşa çıkan umutların, hüzne dönüşen sevinçlerin arasında insanlığın direncini ve onurunu çarpıcı bir dille anlatan, kapitalizmi iliklerine kadar eleştiren Gazap Üzümleri, 20. yüzyılın en önemli eserlerinden biridir.
Nasıl bir sondu öyle !!!
Mükemmel bir kitap...

Makinelerin insan yüreğini ezip geçişine ve insanların bir somun ekmek için bütün gün çalışmalarına tanıklık ediyorsunuz.
! Kahrolsun Kapitalizm !
İnsanları köleleştiren Californiaya kaçan binlerce insanın öyküsü yüreğinize dokunacak...

Tam 79 yıl önce kaleme alınıp 5 aylık bir süreçte yazılan dev bir eser...

Geç bitirdim çünkü araya irili ufaklı on adet kitap ve yarım yamalak bir taşınma işi sıkıştırdım.


Spoiler*
Eksik bulduğum sonucunu merak ettiğim bir kaç şey havada kaldı, şimdi oldu mu ki böyle ?
Tom ve Connie kaçıp gittikten sonra ne yaptılar ne ettiler??? Bunları da açıklasaydı keşke yazar. Mesela connie gittiğinden beri merak ediyorum onu insan hamile karısını bırakıp bir şey demeden ne diye nereye çekip gider. Hep onun traktörcü olacağını ve ailesiyle karşılaşacağını düşündüm..
Kitap o kadar akıcı ki onların dertleri benim dertlerim oldu resmen araba bozulunca Canım sıkıldı et almak için para biriktirince ben sevindim. Kalemine, yüreğine sağlık Steinbeck..Yazacak çizecek çok detay var aslında ..

——
“Weedpatch Camp” kitapta böyle bir kamptan bahsediliyor steinbeck kitabı yazarken o kampa uğramış ve adını oradan esinlenmiş, günümüzde o kamp göçmen işçiler tarafından kullanılmaya devam ediyor.
Bkz: http://m.radikal.com.tr/...azap-uzumleri-396094
John Steinbeck'in yazdığı Gazap Üzümleri hiç kuşkusuz en önemli Amerikan edebiyatı eserlerindendir. 1930lar'ın ekonomik kriz yıllarını etkileyici bir dille anlatmıştır.

Roman çiftçilerin 1930'lu yıllarda Dust Bowl döneminde Oklahoma'dan Kaliforniya'ya (bereketli topraklara) göçlerini, yaşamlarını ve çektikleri sıkıntıları anlatır. Steinbeck hem bireysel olarak Joad 'ın yaşamını, hem de genel göçten bahsetmiştir. Büyük bunalımdan etkilenen Joad'ın ailesinin yakından inceleyerek bize bu çiftçilerin de insan olduklarını anlatmaktadır.

Bu kitap kapitalizmi eleştirmektedir. Üzümler verimli Kaliforniya vadilerinin sembolize ederken çiftçiler bu verimli vadilerin bir parçası olamayıp acı çekmektedirler.

"Eh hepimiz hayatımızı kazanmak zorundayız."
"Öyle," dedi Tom. "Ama keşke başkasının hakkını almadan kazanmanın bir yolunu bulsaydın."

Roman bireysel ailenin parçalanışını anlatırken aynı zamanda bütün göçmenlerinde tek bir aile oluşunu bize anlatmaktadır. Bir araya gelip yiyeceklerini, hayatlarını, umutlarını anlatmaktadır.

Bu roman ayakta kalma mücadelesi veren insanların hikayesidir. insanlık dramını olağanüstü bir dille anlatmıştır.

Kitabı okurken ilk başlarda zorlandım açıkçası sindire sindire okuyum dedim , sonrada devam ettim iyi ki etmişim. İlk kez uzun sürede okuduğum bir kitap oldu.

Steinbeck'in en çok okunan romanlarından Gazap Üzümlerini okumayan okurlara tavsiye ediyorum.
Vay anasını dedim sonunda vallahi. Nasıl bir romandı ya. Çok şaşırtıcı bir son. Fareler ve İnsanlar dan sonra okuduğum 2. Steinbeck romanı. Bu kadar mı akıcı bu kadar mı gözünün önünde canlanır bir roman. Okuyunca içiniz acıyacak. Bu kadar eziyet çekilir ve çektirilir mi diyeceksiniz. İçerisinde ne yok ki... Kapitalizm, sefalet, ırkçılık, sınıf ayrımı, ekonomik bunalım, dostluk, çalışma ve yaşama azmi, iyi niyet, dürüstlük, doğru bilinenden şaşmama.... Ne ararsanız bulacaksınız. Bankaların; çiftlikleri ve çiftçileri satın alması sonucu yola çıkan bir aile ve dostları... Tüm romanı yaşayacaksınız. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Mutlaka okuyun arkadaşlar. Zaten Filmini de izlenileceklere ekliyorum. Film de Pulitzer ödüllü yani. Son cümlem inşallah ülkemiz hiçbir zaman böyle durumlara düşmez bizlerde böyle bir durumları yaşamayız. Dramın dibi...

http://www.imdb.com/title/tt0032551/
Bu güzel havalarda okunmaması gereken bir esere inceleme de yazasım pek yoktu. Ancak böyle etkileyici esere kayıtsız kalınır mıydı?

Bu mecburi ve sefil göç hikayesinde bende onlarla yolculuğa çıktım. Kah aç kaldım, kah ıslandım. Kavgaların içinde buldum kendimi. Sordum neden lanet olası! Neden?

Koskaca dünya parsel parsel topraklar topraklar... Bunları ne yapıyoruz? Tek tek sahiplendirmişiz. Toprakların parası kime gidiyor alın teri olana mı? Tabiki hayır. Rahat rahat sefa sürerken onlar, sen kıt kanaat geçinmeye çalışan halk didin didin dur. Karnına azıcık ekmek girsin diye uğraş dur. Çocuğun ölmesin diye çabala çalış. Baştan beri böyle değildi işte bu. Bunu ilk bu hale getiren kişi ya da kişileri bilmek ve mezarlarına tükürmek ( başka şeyler de var tabi yapacağım) çok isterdim.

Aç kalmamak için, çalışıp para kazanabilmek için, kendi vatanını terk edip bir yerlere giden bu insanlara; " Nereye gideceksin? Gidince ne değişecek? İş bulacağını mı sanıyorsun? " diyen, oturduğu yerde konuşan, çok bilmişlik taslayan tipler de var tabiki. Bu size yabancı mı arkadaşlar? Bana hiç değil. Her gün karşılaştığım insan tipi. Bilip bilmeden konuşup, ahkam kesen müsvetteler mantar gibi türüyor, her yerden istilasına maruz kalıyoruz. Mantar sebze olarak çok severim ve şu an haksızlık ettim ben canım yiyeceğe. Benzetmemden vazgeçiyorum.

Para? İnsanın eline birazcık para geçsin gözü dönüyor. Sürekli çabala çabala nereye kadar? Evim olsun hoop daha iyisi için biriktir! Arabam oldu hoop en son modeli için biriktir! Yok telefon, yok o yok bu yok şu... Şimdi Afrikadaki aç insanlar... kestim. Neden mi? Hepimiz üzülüyoruz. Yaptığımız tek şey bu. Üzülmek... Biz üzülünce herkesin karnı doysa, aç kimse kalmasa ne güzel olurdu. Ne kadar kolay değil mi? Ahh ! Ahh! Üzülmeye devam...

Şunu da kafaya iyice yerleştirsek keşke: Yöneticiler biz olmadan, halk olmadan kim? Onlar biz yoksak varlar mı? Peki biz neden el pençe duruyoruz? Tamam Eyvallah saygı olsun. Ama bu onlara özel değil insana saygı insana! Fakat sağolsun bazılarımız saygıyı yalakalığa çeviriyor. Eee onlar da alışıyor haliyle hepimizden bekliyor. Sonra yapmayanlar asi oluyor.(bknz. Ben:D) Sonra yalakalık yapanlar da ağlıyor vay efendim şöyle yok böyle. Ağlamayın!

Çok sinirli bir inceleme yazdım sanki. Zaten şu aralar havalar güzelken bir anda soğudu. Kitabı o yüzden bitirebildim. Yoksa elimdeydi daha.

Bir yerde gezinirken okudum ki yazar şöyle bir söz etmiş: Kitapla ilgili eleştiriler var. Diyorlar ki ağır bir dil kullanmışsınız. Yazarın cevap:" Ben hanımefendiler için yazmıyorum." Ben teşekkür ediyorum çünkü bir hanımefendi değilim. Buradaki kasıt anlaşılmıştır umarım.

Bir etkinliği daha bitirdim. Tabiki bir numaralı isim Ebru Ince ve görevi üstlenerek beni şaşırtan https://1000kitap.com/salakoglan saygılar ve sevgiler.
Başka bir kitapta buluşmak üzere etkinlik katılımcıları ve selamlar:)
Yaşlandım…

O yol ne kadar uzun ,çaresizliklerle ve belirsizliklerle dolu… Oysa umutlar yemyeşildi… Tıpkı California gibi! Hele bir varalım beyaz duvarlı ,yemyeşil bahçeli bir evimiz olacak(tı)…Umutlar değil mi bizi ayakta tutan…Ne olursa olsun karanlık bir gecede bile küçük bir aydınlık umudu tazelemez mi? O hiç bitmeyen umutla direndiler!!!
O yol uzadıkça adeta yaşlandım… Ana ‘nın yemek kaygısı… Büyük baba’nın vatan sevdası… Tom ‘un suç işleme korkusu… Casy’nin kendini araması…Ne yoldu ama!!!
İnsanın ailesinin elinden kayıp gitmesi ne fena şeydir… Buna rağmen güçlü durmak zorunda olması mı yoksa daha fena olan…
-------------------------------------------------------------
John Steinbeck ‘in tartışmasız en büyük eseridir. Pulitzer (Pulitzer Ödülü: Amerika Birleşik Devletlerinde New York şehrinde, Columbia Üniversitesi tarafından verilen gazetecilik, edebiyat ve müzik ödülüdür.) ödüllü olan Gazap Üzümleri kapitalizme karşı yazılmış en iddialı romandır…
John Steinbeck California’da ırgatlık yapan bir ailenin çocuğuydu. Küçük yaşlarda çiftçilik yaptı.Sanırım bu romanı da yaşadıklarından yola çıkarak yazdı…O kadar ince detaylar var ki yazılanları yaşamayan biri bu kadar derinden hissettiremezdi…
Gazap Üzümleri ‘inde anlatılan şey tarımdaki hızlı kapitalistleşme sürecidir esasen.’Büyük Buhran’ dönemi de diyebileceğimiz tarımın kapitalistleşmesi ve krizler nedeniyle yoksulluk ve yaşam mücadelesini dokunaklı bir şekilde anlatıldığı romandır… Açlık,sefalet,mülksüzlük ve zorbalık yüzünden yerlerini yurtlarını terk edip yollara düşen onca insan… O boşa çıkan umutlar … Buna rağmen direnmeye ,ayakta kalmaya çalışan insanlar…Paranın güç olduğu ve her şeyi yönettiği buna rağmen insanlığın yoksullar arasında kuvvetle direndiği bu günlerde, kapitalizmi açık açık eleştiren bir romandır .Yayınlandığı dönemde (1939) çok tartışılan ve büyük yankı uyandıran ,tartışmaların odak noktası olan bir roman olmuştur.

Kitap uzun zamandır listemdeydi.Etkinlik vesilesiyle okuyayım dedim.Aslına bakarsanız tam bir sonbahar –kış kitabı.Dışarıda puslu bir hava dizinde battaniye,dumanı tüten ıhlamur eşliğinde tadından yenmez.Bu dışarının insanı sürekli çağırdığı havalarda pek gitmiyor:\ demedi demeyin…
Pazar günü sineması olurdu eskiden ,tüm aile o saate kadar her işini bitirir televizyonun başında toplanırdık.Tam da o günleri anımsadım.Sarımsı renkli televizyonlar olurdu ya işte o görüntü vardı hep hafızamda :) aile efradının kaçamak göz yaşlarını sildiği filmlerden … Filmi de varmış bulduğumda izleyeceğim :)

-------------------------------------------------------------------

Her şeye rağmen güzel bir deneyimdi benim için.
Sevgili Ebru Ince ‘ye (@>--,’—çiçeksiz olmaz :)) ve https://1000kitap.com/salakoglan ‘ya etkinlik için teşekkür ediyorum. Sizler olmasaydınız kim bilir ne zaman okuyacaktım… Etkinlikten etkinliğe koşan ben bir buradan bir diğerine koşarken herkese teşekkür ederim :)
1930'larda ABD'de yaşanan sanayileşmenin sonucu işledikleri toprakları elinden alındığı için evsiz ve aç kalan insanların, iş ve daha iyi yaşayabilecekleri bir hayat için yaptıkları büyük göçü anlatıyor. Bu göç hayatı Oklahama'da yaşayan Joad ailesi üzerinden anlatılırken; yoksulluk, tükenmeyen umut, çaresizlik, ayakta kalma çabası, açlık ve sefalet bütün insanlığın üzerinden anlatılmış. Herkesin okuyup ders çıkaracağını düşündüğüm, bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum, tarih tekerrürden ibaret olduğunu unutmayalım...
Öncelikle kitabı ilk okumaya başladığım zamanlarda -yaklaşık 200lere yaklaşmışken-yarım bıraktığımı belirtmek istiyorum. Betimlemelere oldukça yer verilmiş olması bunda en büyük etken. Daha sonra tekrar okumaya başladığımda yarım bıraktığım için pişman oldum. Başta anlamaya çalışarak okumadığımı farkettim yazar aslında öyle güzel yansıtmış ki yaşanılan zorlukları. Betimlemelerin varlığının bu kadar fazla olmasının sebebi de bu zaten.
Henüz yeni bir okuyucu iseniz başlangıç için uygun olduğunu düşünmüyorum. Bunların dışında kitabı okuduktan sonra ülkelerini terketmiş insanlara karşı bakış açınız o kadar naifleşiyor ve yaşadıkları hayatın zorluğunu o kadar farkında oluyorsunuz ki hele ülkemizde yaşanılan şu dönemlerde... O zamanlar külüstür bir kamyon göç etmenizi sağlarken şimdilerde ise değişen tek şey bir deniz botu ve kaldıramayacağı kadar insan yükü üzerinde. O zamanlar toprak savaşıyken, bankalar varken şimdilerde ise petrolü iç iç bir türlü kanmayan "tek dişi kalmış canavarlar" var hayatımızda... Kitabın son kısmı aslında tüm kitabın bir özeti, tüm yaşanılan zorlukların ne derecede olduğunun bir göstergesiydi. Keyifli okumalar dilerim.
Geldik mi ?

Evde miyiz ?

Peki yıl ?

2018 değil mi ?


Evimizde sıcak suyumuz da var, yiyecek yemeğimizde.. Her gün mısır lapası yemek zorunda da değiliz. Sürekli tuza basılmış (domuz) etimiz kaldı mı diye de kontrol etmiyoruz.
Mübarek kadir gecesi, bunlar için bile ne kadar şükretsek az gelir. ^_^

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

ABD'de 1930'lu yıllar.. Kocaman bir ekonomik buhran.. Kara perşembe olayının ardından yaşanan günler.. Amerikan halkının büyük buhranın faturasını Hoover’a(ABD başkanı) kesmesi ve ekonominin en dibe vurduğu anlarda Roosevelt'in başa gelmesi.. Roosevelt'in izlediği politikalar sonucunda Merkez Bankası'nın kurulması.. Nazi partisinin durumu fırsat bilip, tüm bu talihsizlikleri yahudilere atfedip onlara soykırım uygulaması..



Kafam dönüyor. Başka bir gezegenden gelmişim ve bu olanlara kendimi inandırmaya çalışıyorum sanki..
Kitabın tesiri altındayım hâlâ, ezilmişlik var üzerimde..

Kriz bu kadar çetin geçmiş midir bilmiyorum ama geçtiyse bile bunu insanların vicdan yoksulluğuna, hırsına, umursamazlığına, duyarsızlığına ve birlik olamayışına bağlıyorum.
Kitapta da yer yer bahsetmiş zaten; eğer o ezilen halk, ağız birliği edip karşı çıksaydı bu kadar ezilmeyeceklerdi büyük güçlerin karşısında.
Bankaların kurdukları çark sisteminde, dişlilerin arasında ezilip parçalanmayacaklardı.


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~


Yazar çocukluğunu kırsal alanda geçirdiği için çiftlik hayvanlarının bakımını ve tarım işçiliğini biliyormuş. Amerikan köy hayatını bu denli ayrıntılı ve güzel anlatabilmesinin sırrı burada saklı. Ondandır, kitaptaki betimlemeler o kadar iyiydi ki okumadım, izledim. Zengin-fakir ilişkisi desen sayfalara kazınmış durumda ..

Kitap; büyük buhran sonrası Oklahoma'dan Kaliforniya'ya göç eden ve orada hayata tutunmaya çalışan binlerce işçi sınıfının için de yer alan Joad'lar ailesinin verdiği mücadeleyi konu alıyor.




!!!! SPOİLER !!!!

Yalnız okurken gözüme batan bir kaç noktaya değinmeden geçemeyeceğim;



Eey Al ! Senin o yollardaki hayvancıklarla alıp veremediğin ne? Düz yolda giderken diğer şeritte gördüğün yılanı ne diye ezip geçersin! Ne diye o tavşancığı sıkıştırıp tekerlerin altına alırsın! Ruh hastası!



Eey Connie! Senin erkekliğin/insanlığın bu kadar mı ? Hamile karına hayaller kurdurup kurdurup hiç ummadığı anda yarı yolda bırakmak ne demek oluyor! Yanında olup onunla ilgilenmek dururken defolup gidiyorsun!



Eey Ana! Senin de analığın bir Tom'a sanıyorum.. Tamam 6 evladın 6 sı bir olmaz ama sende abarttın sanki. Noah ansızın çekti gitti; o zaten hep tuhaftı dedin geçtin. Al'a hiç yüz vermedin. Buna karşılık Tom'un tırnağına taş değse yüreğin parçalandı. Rose of Sharon bir kız çocuğu. En çok annesinin yani senin desteğine ihtiyacı olduğu zamanda ona kendini tutmalısın demekten başka yapacak bişeyin yok muydu? İlgilenmen için illa kızcağızın canının tehlikede mi olması gerekiyordu.
Bi kendine gel! Bu sen değilsin! Analık bu değil!


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~


Kitabı son sayfaya getirene kadar çile çektim. Hem ruhsal olarak yıprandım hem betimlemelerde boğuldum. Son sayfada ise çok şaşırdım şok etkisindeydim.. Böyle bi şeyi bırakın kitaptan, normal hayatta dahi beklemezdim.



Küçük bir not: Bu kitap bana kalırsa sonbaharda okunması gerekiyor. Dışarıda çocukların ve kuşların cıvıltısıyla değil de yağmurun ve gök gürültüsünün sesi eşliğinde okunmalı.
Bu kitapta 1930'lu yıllarda ekonomik krizin baş gösterdiği bu zorlu süreçte bir ailenin yaşama tutunabilmek için california'ya göç etmek zorunda kalışı ve yolda çekilen eziyetleri steinbeck'in bir resim gibi gözünüzün önüne serilişini okuyacaksınız.

Vücudun düşük ücretlerle bitkin düşene kadar çalıştırılıp bir cenazenin defnedilecek paranın bulunamaması okuyucuların bile canını acıtacak cinstendi.

Kapitalizm eleştirilirken, bu buruk hikayeyle siz de sarsılacaksınız. Okumanızı öneririm.
Bu romanda yazar, hızlı bir sanayileşme süreci yaşayan Amerikan toplumunda, toprağa bağlı yaşamaya alışmış büyük bir ailenin değişim rüzgârları karşısında acımasızca savruluşunu ve tükenişini anlatmaktadır. Başka bir deyişle, bu roman, ayakta kalma mücadelesi veren insanların destanıdır”
Keyifle okuduğum kitaplar arasında son derece akıcı ve berrak bir dille yazılmış,tavsiye edeceğim kitaplardan biridir...
John Steinbeck çok sevdiğim bir yazar.. Bütün okuduğum kitaplarını severek okudum...Fakirlik,ırgatlık işlemiş olduğu konuların başında geliyor... Karın tokluğuna çalışan insanların dramı işleniyor...Yazar bir zamanlar kendi de yaşayıp,çalıştığı yerleri anlatıyor...
"Yakarsa dünyayı garipler yakar." Müslüm Baba 99'da Garipler şarkısını bu kitabı okuduktan sonra yazmış. Kesin bilgi yayalım.
1939 yılında en iyi Amerikan yazar olarak bilinen Steinbeck tarafından yazılan aynı zamanda yazarında en iyi eseri olarak gösterilen bir klasik Gazap Üzümleri..
Steinbeck ile 5-6 ay önce Fareler ve İnsanlar kitabını okuyarak tanışmıştım, o kitabı da çok beğenmiştim, zaten uzun zamandır okumak istediğim bu kitabı da Fareler ve İnsanlar kitabından sonra daha çok merak etmeye başladım. Ve Gazap Üzümleri okuma etkinliği (#28391814 ) vesilesiyle okudum nihayet.
Kitap 1929 Büyük Buhrandan sonra, krizle beraber tarımın kapitalistleşmesi nedeniyle topraksız, işsiz, yoksul ve aç kalan insanların batıya, Kaliforniya'ya yapılan büyük göçe katılan ailelerden biri olan Joad ailesinin, hayata tutunma çabalarını, yaşadıkları sefaleti, zorlukları, çektiği sıkıntıları anlatıyor. Ama nasıl anlatıyor hani iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Knut Hamsun'ın Açlık kitabı benim için açlığı en iyi anlatan kitaptı, onu da yine böyle bir ramazanda okumuştum, ama bu kitap kesinlikle açlık temasını en iyi işleyen kitap olmuş. Kitap aynı zamanda en azından U.S.A sınırları içerisinde yazılmış olan en iyi kapitalizm eleştirisine sahip kitaptır diye düşünüyorum.
Tom Joad baş karaketimiz tabi ama benim adamım 3. ya da 4. karakter diyeceğimiz Papaz Cosy oldu kesinlikle, Fareler ve İnsanlar'da da daha geri planlarda kalan Slim'i çok beğenmiştim. Yazar bu yan karakterler konusunda çok başarılı anlaşılan. Kitabın çok içeriğine giremedim ama şöyle söylüyeyim bence kesinlikle okunması gereken kitaplardan ve beni gerçekten çok hüzünlendirdi, çok fazla da sorgulamama neden oldu. Şimdi sırada baş rolünde Henry Fonda'nın oynadığı filmini izlemekte.
"Eh hepimiz hayatımızı kazanmak zorundayız."
"Öyle," dedi Tom. "Ama keşke başkasının hakkını almadan kazanmanın bir yolunu bulsaydın."
Açlığı, yalnız kendi büzülmüş midesinde değil, çocuklarının da büzülmüş karınlarında duyan bir adamı nasıl korkutabilirsiniz?

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gazap Üzümleri
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
556
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789755707402
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Grapes Of Wrath
Çeviri:
Belkıs Dişbudak
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Sel Yayınları
Baskılar:
Gazap Üzümleri
Gazap Üzümleri
The Grapes Of Wrath
Gazap Üzümleri
John Steinbeck’in tartışmasız en büyük eseri olan ve ona Pulitzer ödülünü kazandıran Gazap Üzümleri, 1939’da ilk kez yayınlandığında şok etkisi yaratmış ve büyük tartışmalara yol açmıştı. Tüm dünyayı etkileyen “Büyük Buhran” döneminde, tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan ve mülksüzleşen yığınların ayakta kalma mücadelesinin anlatıldığı bu destansı romanda Steinbeck, açlık, sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk edip yollara düşmek zorunda kalan binlerce işçi ailesinden birine odaklanıyor.
Boşa çıkan umutların, hüzne dönüşen sevinçlerin arasında insanlığın direncini ve onurunu çarpıcı bir dille anlatan, kapitalizmi iliklerine kadar eleştiren Gazap Üzümleri, 20. yüzyılın en önemli eserlerinden biridir.

Kitabı okuyanlar 2.830 okur

  • Muhtesim Yiğit
  • İbrahim Aytaç
  • Nermin
  • KmrnHsn
  • Ömer
  • Duygu Ardal
  • Bilge Bayrakdar
  • Doktor C.
  • İbrahim
  • Feyza Alataş

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.9
14-17 Yaş
%3.1
18-24 Yaş
%15.8
25-34 Yaş
%27.2
35-44 Yaş
%30.5
45-54 Yaş
%13.1
55-64 Yaş
%1.9
65+ Yaş
%1.6

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%61.6
Erkek
%38.4

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42 (370)
9
%29.1 (256)
8
%18.7 (165)
7
%5.2 (46)
6
%2.4 (21)
5
%1.4 (12)
4
%0.9 (8)
3
%0.1 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları