Geri Bildirim
Adı:
Gazap Üzümleri
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
556
ISBN:
9789755707402
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Grapes Of Wrath
Çeviri:
Belkıs Dişbudak
Yayınevi:
Sel Yayınları
John Steinbeck’in tartışmasız en büyük eseri olan ve ona Pulitzer ödülünü kazandıran Gazap Üzümleri, 1939’da ilk kez yayınlandığında şok etkisi yaratmış ve büyük tartışmalara yol açmıştı. Tüm dünyayı etkileyen “Büyük Buhran” döneminde, tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan ve mülksüzleşen yığınların ayakta kalma mücadelesinin anlatıldığı bu destansı romanda Steinbeck, açlık, sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk edip yollara düşmek zorunda kalan binlerce işçi ailesinden birine odaklanıyor.
Boşa çıkan umutların, hüzne dönüşen sevinçlerin arasında insanlığın direncini ve onurunu çarpıcı bir dille anlatan, kapitalizmi iliklerine kadar eleştiren Gazap Üzümleri, 20. yüzyılın en önemli eserlerinden biridir.
Harika, harika, harikaydı...
Vooov! Neredeyim ben yahu :) Muhteşem bir serüvendi.
Bu Fareler ve İnsanlar ve İnci kitaplarından sonra üçüncü Steinbeck kitabımdı. Ben bir yazarın kitaplarını, okuduğum diğer kitaplarıyla değerlendirmeyi hiç sevmem çünkü hepsi farklı zamanlarda, farklı psikolojik durumlarda ve farklı ruh olgunluklarında yazılmıştır. Bu düşüncelerime rağmen, Sevgili John'un okuduğum kitaplarının hepsi birer birer bir şaheserdi benim için ve sanki hepsi birdi. Bir derdi anlatıyordu, insanın sömürülmüşlüğünü... Gelelim tespitlerime...

1)Kitapta mesele traktörlerin insan hayatına girmesi ve ucuz işçilikle başlıyor. İnsanların üzerinde kiracı oldukları toprakları ellerinden alınarak (aç,susuz,beş parasız kalmalarına rağmen) yerine makinelerin getirilmesi ve kapitalizm'in ilk sillesini yemeleriyle olayımız kafamızda açığa kavuşuyordu...

2)Bir pasajda, "insanların artık başkalarını düşünmeyip, sadece kendi ailesinin geçimini sağlamayı düşünmesi gerektiği" geçmişti. İnsanların bencilleşmesi yine bu tarihlere rastlar bknz: Gazap Üzümleri/sayfa: 68.
Adamların karısının, çocuklarının aç olması, çalışacak iş, yiyecek ekmek bulamamaları, insanların açlık sınırında takla atmaları kapitalizm'in çarkına dahil etmişti onları. Zira insanlara başka ne şekilde ne yapabilirsiniz ki? Öldürseniz belki yine korkmazlardı ama, aç kalmak, karısının ve çocuklarının sürünmesini izlemek, herkesin yüreğinin dayanacağı bir durum değildi, Ve karşı taraftakiler bunu çok iyi biliyorlardı...

3)Çok ilgimi çeken şeylerden biri de, insanların birbirine karşı soğukluğu oldu. Biz Türk milleti olarak gerçekten çok sıcak kanlı bir milletizdir. Belki de bu Müslümanlığımızdan kaynaklanan bir değerdir.
Nasıl olur da bir anne oğlunu dört sene görmez de, gördüğünde sımsıkı sarılmaz ona? Gelin siz düşünün. Buzdolabı mısınız arkadaşım ? :)

4)Çok acayiptir ki kitaptaki Hristiyanlar dua etmekten acizlerdi, belki de ekseriyeti böyledir. Bir bölümde Nine, dua etmek için papaz beklemişti, sanki kendi ağzı yokmuş gibi. :)
Bizim bu zamandaki "hocaları dua etmek için" çağırmamız, kendimizi Allah'a münacaatta yetkin görmememiz, bize Hristiyanlardan bulaşan mikroplardan biri olsa gerek...

5)Banka denen faiz lobilerinden hep nefret ettim. Çünkü ben bir mü'mindim. Gazap Üzümleri'ni okuduktan sonra artık iğreniyorum. İnsanların emeklerini sömüren, üç kuruş için onları kendilerine köle eden, insanları aç bırakan, kendinden başka hiçbir sistemi hiç bir canlıyı düşünmeyen bu mel'anete ne denir, gerçekten bilmiyorum...
Tek çare Adil Bir Düzen'in kurulmasıdır diyorum...


Allah'ım dehşetti... Sanki o upuzuuuun yolları ben gidiyordum... Kamyonet bozuldukça benim içime sıkıntılar bastı... Sanki o güneş beni yakıyordu... Çok acıklıydı... İç kemiren hisler bombardımanına tutuldum 9 gün boyunca.
Ama değdi mi? Tabii ki...
Şiddetle tavsiye ediyorum, üzümlerin (kapitalizm'in) gazabına siz de, bir kez daha şahit olun...
Vay anasını dedim sonunda vallahi. Nasıl bir romandı ya. Çok şaşırtıcı bir son. Fareler ve İnsanlar dan sonra okuduğum 2. Steinbeck romanı. Bu kadar mı akıcı bu kadar mı gözünün önünde canlanır bir roman. Okuyunca içiniz acıyacak. Bu kadar eziyet çekilir ve çektirilir mi diyeceksiniz. İçerisinde ne yok ki... Kapitalizm, sefalet, ırkçılık, sınıf ayrımı, ekonomik bunalım, dostluk, çalışma ve yaşama azmi, iyi niyet, dürüstlük, doğru bilinenden şaşmama.... Ne ararsanız bulacaksınız. Bankaların; çiftlikleri ve çiftçileri satın alması sonucu yola çıkan bir aile ve dostları... Tüm romanı yaşayacaksınız. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Mutlaka okuyun arkadaşlar. Zaten Filmini de izlenileceklere ekliyorum. Film de Pulitzer ödüllü yani. Son cümlem inşallah ülkemiz hiçbir zaman böyle durumlara düşmez bizlerde böyle bir durumları yaşamayız. Dramın dibi...

http://www.imdb.com/title/tt0032551/

Benzer kitaplar

  • Karamazov Kardeşler
    9.0/10 (790 Oy)799 beğeni2.452 okunma1.510 alıntı20.881 gösterim
  • Ana
    8.6/10 (976 Oy)989 beğeni3.834 okunma1.187 alıntı20.832 gösterim
  • Açlık
    8.4/10 (876 Oy)802 beğeni2.649 okunma445 alıntı29.623 gösterim
  • Beyaz Geceler
    8.4/10 (1.287 Oy)1.159 beğeni4.000 okunma779 alıntı25.470 gösterim
  • Kumarbaz
    8.2/10 (1.186 Oy)1.074 beğeni3.895 okunma727 alıntı23.652 gösterim
  • Babalar ve Oğullar
    8.1/10 (1.080 Oy)922 beğeni3.882 okunma836 alıntı26.589 gösterim
  • Savaş ve Barış
    8.6/10 (611 Oy)633 beğeni2.518 okunma505 alıntı19.010 gösterim
  • Dava
    7.9/10 (1.511 Oy)1.450 beğeni5.137 okunma784 alıntı35.225 gösterim
  • Sineklerin Tanrısı
    8.1/10 (1.875 Oy)1.613 beğeni5.055 okunma294 alıntı29.778 gösterim
  • Anna Karenina
    8.7/10 (824 Oy)842 beğeni3.291 okunma942 alıntı25.515 gösterim
John Steinbeck'in yazdığı Gazap Üzümleri hiç kuşkusuz en önemli Amerikan edebiyatı eserlerindendir. 1930lar'ın ekonomik kriz yıllarını etkileyici bir dille anlatmıştır.

Roman çiftçilerin 1930'lu yıllarda Dust Bowl döneminde Oklahoma'dan Kaliforniya'ya (bereketli topraklara) göçlerini, yaşamlarını ve çektikleri sıkıntıları anlatır. Steinbeck hem bireysel olarak Joad 'ın yaşamını, hem de genel göçten bahsetmiştir. Büyük bunalımdan etkilenen Joad'ın ailesinin yakından inceleyerek bize bu çiftçilerin de insan olduklarını anlatmaktadır.

Bu kitap kapitalizmi eleştirmektedir. Üzümler verimli Kaliforniya vadilerinin sembolize ederken çiftçiler bu verimli vadilerin bir parçası olamayıp acı çekmektedirler.

"Eh hepimiz hayatımızı kazanmak zorundayız."
"Öyle," dedi Tom. "Ama keşke başkasının hakkını almadan kazanmanın bir yolunu bulsaydın."

Roman bireysel ailenin parçalanışını anlatırken aynı zamanda bütün göçmenlerinde tek bir aile oluşunu bize anlatmaktadır. Bir araya gelip yiyeceklerini, hayatlarını, umutlarını anlatmaktadır.

Bu roman ayakta kalma mücadelesi veren insanların hikayesidir. insanlık dramını olağanüstü bir dille anlatmıştır.

Kitabı okurken ilk başlarda zorlandım açıkçası sindire sindire okuyum dedim , sonrada devam ettim iyi ki etmişim. İlk kez uzun sürede okuduğum bir kitap oldu.

Steinbeck'in en çok okunan romanlarından Gazap Üzümlerini okumayan okurlara tavsiye ediyorum.
Yaşlandım…

O yol ne kadar uzun ,çaresizliklerle ve belirsizliklerle dolu… Oysa umutlar yemyeşildi… Tıpkı California gibi! Hele bir varalım beyaz duvarlı ,yemyeşil bahçeli bir evimiz olacak(tı)…Umutlar değil mi bizi ayakta tutan…Ne olursa olsun karanlık bir gecede bile küçük bir aydınlık umudu tazelemez mi? O hiç bitmeyen umutla direndiler!!!
O yol uzadıkça adeta yaşlandım… Ana ‘nın yemek kaygısı… Büyük baba’nın vatan sevdası… Tom ‘un suç işleme korkusu… Casy’nin kendini araması…Ne yoldu ama!!!
İnsanın ailesinin elinden kayıp gitmesi ne fena şeydir… Buna rağmen güçlü durmak zorunda olması mı yoksa daha fena olan…
-------------------------------------------------------------
John Steinbeck ‘in tartışmasız en büyük eseridir. Pulitzer (Pulitzer Ödülü: Amerika Birleşik Devletlerinde New York şehrinde, Columbia Üniversitesi tarafından verilen gazetecilik, edebiyat ve müzik ödülüdür.) ödüllü olan Gazap Üzümleri kapitalizme karşı yazılmış en iddialı romandır…
John Steinbeck California’da ırgatlık yapan bir ailenin çocuğuydu. Küçük yaşlarda çiftçilik yaptı.Sanırım bu romanı da yaşadıklarından yola çıkarak yazdı…O kadar ince detaylar var ki yazılanları yaşamayan biri bu kadar derinden hissettiremezdi…
Gazap Üzümleri ‘inde anlatılan şey tarımdaki hızlı kapitalistleşme sürecidir esasen.’Büyük Buhran’ dönemi de diyebileceğimiz tarımın kapitalistleşmesi ve krizler nedeniyle yoksulluk ve yaşam mücadelesini dokunaklı bir şekilde anlatıldığı romandır… Açlık,sefalet,mülksüzlük ve zorbalık yüzünden yerlerini yurtlarını terk edip yollara düşen onca insan… O boşa çıkan umutlar … Buna rağmen direnmeye ,ayakta kalmaya çalışan insanlar…Paranın güç olduğu ve her şeyi yönettiği buna rağmen insanlığın yoksullar arasında kuvvetle direndiği bu günlerde, kapitalizmi açık açık eleştiren bir romandır .Yayınlandığı dönemde (1939) çok tartışılan ve büyük yankı uyandıran ,tartışmaların odak noktası olan bir roman olmuştur.

Kitap uzun zamandır listemdeydi.Etkinlik vesilesiyle okuyayım dedim.Aslına bakarsanız tam bir sonbahar –kış kitabı.Dışarıda puslu bir hava dizinde battaniye,dumanı tüten ıhlamur eşliğinde tadından yenmez.Bu dışarının insanı sürekli çağırdığı havalarda pek gitmiyor:\ demedi demeyin…
Pazar günü sineması olurdu eskiden ,tüm aile o saate kadar her işini bitirir televizyonun başında toplanırdık.Tam da o günleri anımsadım.Sarımsı renkli televizyonlar olurdu ya işte o görüntü vardı hep hafızamda :) aile efradının kaçamak göz yaşlarını sildiği filmlerden … Filmi de varmış bulduğumda izleyeceğim :)

-------------------------------------------------------------------

Her şeye rağmen güzel bir deneyimdi benim için.
Sevgili Ebru Ince ‘ye (@>--,’—çiçeksiz olmaz :)) ve Mehmet A. ‘ya etkinlik için teşekkür ediyorum. Sizler olmasaydınız kim bilir ne zaman okuyacaktım… Etkinlikten etkinliğe koşan ben bir buradan bir diğerine koşarken herkese teşekkür ederim :)
1930'larda ABD'de yaşanan sanayileşmenin sonucu işledikleri toprakları elinden alındığı için evsiz ve aç kalan insanların, iş ve daha iyi yaşayabilecekleri bir hayat için yaptıkları büyük göçü anlatıyor. Bu göç hayatı Oklahama'da yaşayan Joad ailesi üzerinden anlatılırken; yoksulluk, tükenmeyen umut, çaresizlik, ayakta kalma çabası, açlık ve sefalet bütün insanlığın üzerinden anlatılmış. Herkesin okuyup ders çıkaracağını düşündüğüm, bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum, tarih tekerrürden ibaret olduğunu unutmayalım...
Öncelikle kitabı ilk okumaya başladığım zamanlarda -yaklaşık 200lere yaklaşmışken-yarım bıraktığımı belirtmek istiyorum. Betimlemelere oldukça yer verilmiş olması bunda en büyük etken. Daha sonra tekrar okumaya başladığımda yarım bıraktığım için pişman oldum. Başta anlamaya çalışarak okumadığımı farkettim yazar aslında öyle güzel yansıtmış ki yaşanılan zorlukları. Betimlemelerin varlığının bu kadar fazla olmasının sebebi de bu zaten.
Henüz yeni bir okuyucu iseniz başlangıç için uygun olduğunu düşünmüyorum. Bunların dışında kitabı okuduktan sonra ülkelerini terketmiş insanlara karşı bakış açınız o kadar naifleşiyor ve yaşadıkları hayatın zorluğunu o kadar farkında oluyorsunuz ki hele ülkemizde yaşanılan şu dönemlerde... O zamanlar külüstür bir kamyon göç etmenizi sağlarken şimdilerde ise değişen tek şey bir deniz botu ve kaldıramayacağı kadar insan yükü üzerinde. O zamanlar toprak savaşıyken, bankalar varken şimdilerde ise petrolü iç iç bir türlü kanmayan "tek dişi kalmış canavarlar" var hayatımızda... Kitabın son kısmı aslında tüm kitabın bir özeti, tüm yaşanılan zorlukların ne derecede olduğunun bir göstergesiydi. Keyifli okumalar dilerim.
Okuduğum en akıcı kitaplardan biri....1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, aslında Amerika'da başlamıştır. Küçük toprak sahiplerinin bankalar ve tüccarlar tarafından aldatıldığı, insanların kuraklık, yoksulluk, zorbalık veya sadece açlık yüzünden evlerini terk etmek zorunda kaldığı ve 1930'larda 3 milyon insanın Kaliforniya'ya yeni bir yaşama başlamak için yerleştiği zor yıllarda, bireysel ailenin parçalanışı anlatılırken aynı zamanda bütün göçmenlerin de tek bir aile haline gelişi vurgulanmaktadır
Geldik mi ?

Evde miyiz ?

Peki yıl ?

2018 değil mi ?


Evimizde sıcak suyumuz da var, yiyecek yemeğimizde.. Her gün mısır lapası yemek zorunda da değiliz. Sürekli tuza basılmış (domuz) etimiz kaldı mı diye de kontrol etmiyoruz.
Mübarek kadir gecesi, bunlar için bile ne kadar şükretsek az gelir. ^_^

~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~

ABD'de 1930'lu yıllar.. Kocaman bir ekonomik buhran.. Kara perşembe olayının ardından yaşanan günler.. Amerikan halkının büyük buhranın faturasını Hoover’a(ABD başkanı) kesmesi ve ekonominin en dibe vurduğu anlarda Roosevelt'in başa gelmesi.. Roosevelt'in izlediği politikalar sonucunda Merkez Bankası'nın kurulması.. Nazi partisinin durumu fırsat bilip, tüm bu talihsizlikleri yahudilere atfedip onlara soykırım uygulaması..



Kafam dönüyor. Başka bir gezegenden gelmişim ve bu olanlara kendimi inandırmaya çalışıyorum sanki..
Kitabın tesiri altındayım hâlâ, ezilmişlik var üzerimde..

Kriz bu kadar çetin geçmiş midir bilmiyorum ama geçtiyse bile bunu insanların vicdan yoksulluğuna, hırsına, umursamazlığına, duyarsızlığına ve birlik olamayışına bağlıyorum.
Kitapta da yer yer bahsetmiş zaten; eğer o ezilen halk, ağız birliği edip karşı çıksaydı bu kadar ezilmeyeceklerdi büyük güçlerin karşısında.
Bankaların kurdukları çark sisteminde, dişlilerin arasında ezilip parçalanmayacaklardı.


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~


Yazar çocukluğunu kırsal alanda geçirdiği için çiftlik hayvanlarının bakımını ve tarım işçiliğini biliyormuş. Amerikan köy hayatını bu denli ayrıntılı ve güzel anlatabilmesinin sırrı burada saklı. Ondandır, kitaptaki betimlemeler o kadar iyiydi ki okumadım, izledim. Zengin-fakir ilişkisi desen sayfalara kazınmış durumda ..

Kitap; büyük buhran sonrası Oklahoma'dan Kaliforniya'ya göç eden ve orada hayata tutunmaya çalışan binlerce işçi sınıfının için de yer alan Joad'lar ailesinin verdiği mücadeleyi konu alıyor.




!!!! SPOİLER !!!!

Yalnız okurken gözüme batan bir kaç noktaya değinmeden geçemeyeceğim;



Eey Al ! Senin o yollardaki hayvancıklarla alıp veremediğin ne? Düz yolda giderken diğer şeritte gördüğün yılanı ne diye ezip geçersin! Ne diye o tavşancığı sıkıştırıp tekerlerin altına alırsın! Ruh hastası!



Eey Connie! Senin erkekliğin/insanlığın bu kadar mı ? Hamile karına hayaller kurdurup kurdurup hiç ummadığı anda yarı yolda bırakmak ne demek oluyor! Yanında olup onunla ilgilenmek dururken defolup gidiyorsun!



Eey Ana! Senin de analığın bir Tom'a sanıyorum.. Tamam 6 evladın 6 sı bir olmaz ama sende abarttın sanki. Noah ansızın çekti gitti; o zaten hep tuhaftı dedin geçtin. Al'a hiç yüz vermedin. Buna karşılık Tom'un tırnağına taş değse yüreğin parçalandı. Rose of Sharon bir kız çocuğu. En çok annesinin yani senin desteğine ihtiyacı olduğu zamanda ona kendini tutmalısın demekten başka yapacak bişeyin yok muydu? İlgilenmen için illa kızcağızın canının tehlikede mi olması gerekiyordu.
Bi kendine gel! Bu sen değilsin! Analık bu değil!


~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~~


Kitabı son sayfaya getirene kadar çile çektim. Hem ruhsal olarak yıprandım hem betimlemelerde boğuldum. Son sayfada ise çok şaşırdım şok etkisindeydim.. Böyle bi şeyi bırakın kitaptan, normal hayatta dahi beklemezdim.



Küçük bir not: Bu kitap bana kalırsa sonbaharda okunması gerekiyor. Dışarıda çocukların ve kuşların cıvıltısıyla değil de yağmurun ve gök gürültüsünün sesi eşliğinde okunmalı.
"Yakarsa dünyayı garipler yakar." Müslüm Baba 99'da Garipler şarkısını bu kitabı okuduktan sonra yazmış. Kesin bilgi yayalım.
1939 yılında en iyi Amerikan yazar olarak bilinen Steinbeck tarafından yazılan aynı zamanda yazarında en iyi eseri olarak gösterilen bir klasik Gazap Üzümleri..
Steinbeck ile 5-6 ay önce Fareler ve İnsanlar kitabını okuyarak tanışmıştım, o kitabı da çok beğenmiştim, zaten uzun zamandır okumak istediğim bu kitabı da Fareler ve İnsanlar kitabından sonra daha çok merak etmeye başladım. Ve Gazap Üzümleri okuma etkinliği (#28391814 ) vesilesiyle okudum nihayet.
Kitap 1929 Büyük Buhrandan sonra, krizle beraber tarımın kapitalistleşmesi nedeniyle topraksız, işsiz, yoksul ve aç kalan insanların batıya, Kaliforniya'ya yapılan büyük göçe katılan ailelerden biri olan Joad ailesinin, hayata tutunma çabalarını, yaşadıkları sefaleti, zorlukları, çektiği sıkıntıları anlatıyor. Ama nasıl anlatıyor hani iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Knut Hamsun'ın Açlık kitabı benim için açlığı en iyi anlatan kitaptı, onu da yine böyle bir ramazanda okumuştum, ama bu kitap kesinlikle açlık temasını en iyi işleyen kitap olmuş. Kitap aynı zamanda en azından U.S.A sınırları içerisinde yazılmış olan en iyi kapitalizm eleştirisine sahip kitaptır diye düşünüyorum.
Tom Joad baş karaketimiz tabi ama benim adamım 3. ya da 4. karakter diyeceğimiz Papaz Cosy oldu kesinlikle, Fareler ve İnsanlar'da da daha geri planlarda kalan Slim'i çok beğenmiştim. Yazar bu yan karakterler konusunda çok başarılı anlaşılan. Kitabın çok içeriğine giremedim ama şöyle söylüyeyim bence kesinlikle okunması gereken kitaplardan ve beni gerçekten çok hüzünlendirdi, çok fazla da sorgulamama neden oldu. Şimdi sırada baş rolünde Henry Fonda'nın oynadığı filmini izlemekte.
Bu romanda yazar, hızlı bir sanayileşme süreci yaşayan Amerikan toplumunda, toprağa bağlı yaşamaya alışmış büyük bir ailenin değişim rüzgârları karşısında acımasızca savruluşunu ve tükenişini anlatmaktadır. Başka bir deyişle, bu roman, ayakta kalma mücadelesi veren insanların destanıdır”
Keyifle okuduğum kitaplar arasında son derece akıcı ve berrak bir dille yazılmış,tavsiye edeceğim kitaplardan biridir...
"Eh hepimiz hayatımızı kazanmak zorundayız."
"Öyle," dedi Tom. "Ama keşke başkasının hakkını almadan kazanmanın bir yolunu bulsaydın."
Açlığı, yalnız kendi büzülmüş midesinde değil, çocuklarının da büzülmüş karınlarında duyan bir adamı nasıl korkutabilirsiniz?
“ Sonra bir zaman gelir, insan değişir ve her şeyi bambaşka görmeye başlar.”

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gazap Üzümleri
Baskı tarihi:
Ağustos 2015
Sayfa sayısı:
556
ISBN:
9789755707402
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Grapes Of Wrath
Çeviri:
Belkıs Dişbudak
Yayınevi:
Sel Yayınları
John Steinbeck’in tartışmasız en büyük eseri olan ve ona Pulitzer ödülünü kazandıran Gazap Üzümleri, 1939’da ilk kez yayınlandığında şok etkisi yaratmış ve büyük tartışmalara yol açmıştı. Tüm dünyayı etkileyen “Büyük Buhran” döneminde, tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan ve mülksüzleşen yığınların ayakta kalma mücadelesinin anlatıldığı bu destansı romanda Steinbeck, açlık, sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk edip yollara düşmek zorunda kalan binlerce işçi ailesinden birine odaklanıyor.
Boşa çıkan umutların, hüzne dönüşen sevinçlerin arasında insanlığın direncini ve onurunu çarpıcı bir dille anlatan, kapitalizmi iliklerine kadar eleştiren Gazap Üzümleri, 20. yüzyılın en önemli eserlerinden biridir.

Kitabı okuyanlar 2.565 okur

  • Admin Anonim
  • Mstrgl
  • Berrin
  • Setenay Apatay
  • Tuğba Aktürk
  • Faik
  • Bengü Sarıkuş
  • Ayşe Kadı
  • Rahime Uçgun
  • Funda Güneri

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%5.3
14-17 Yaş
%2.6
18-24 Yaş
%15.2
25-34 Yaş
%26.9
35-44 Yaş
%32
45-54 Yaş
%14.1
55-64 Yaş
%2.1
65+ Yaş
%1.7

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%62
Erkek
%38

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%42.6 (332)
9
%28.5 (222)
8
%18.6 (145)
7
%5.6 (44)
6
%2.3 (18)
5
%1.3 (10)
4
%0.9 (7)
3
%0.1 (1)
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları