Gazap Üzümleri

9,0/10  (604 Oy) · 
2.071 okunma  · 
646 beğeni  · 
20.511 gösterim
John Steinbeck’in tartışmasız en büyük eseri olan ve ona Pulitzer ödülünü kazandıran Gazap Üzümleri, 1939’da ilk kez yayınlandığında şok etkisi yaratmış ve büyük tartışmalara yol açmıştı. Tüm dünyayı etkileyen “Büyük Buhran” döneminde, tarımın kapitalistleşmesi ve krizler yüzünden yoksullaşan ve mülksüzleşen yığınların ayakta kalma mücadelesinin anlatıldığı bu destansı romanda Steinbeck, açlık, sefalet ve zorbalık yüzünden evlerini terk edip yollara düşmek zorunda kalan binlerce işçi ailesinden birine odaklanıyor.
Boşa çıkan umutların, hüzne dönüşen sevinçlerin arasında insanlığın direncini ve onurunu çarpıcı bir dille anlatan, kapitalizmi iliklerine kadar eleştiren Gazap Üzümleri, 20. yüzyılın en önemli eserlerinden biridir.
  • Baskı Tarihi:
    Ağustos 2015
  • Sayfa Sayısı:
    556
  • ISBN:
    9789755707402
  • Orijinal Adı:
    The Grapes Of Wrath
  • Çeviri:
    Belkıs Dişbudak
  • Yayınevi:
    Sel Yayınları
  • Kitabın Türü:
KörKalem 
 20 May 2017 · Kitabı okudu · 9 günde · Beğendi · 9/10 puan

Harika, harika, harikaydı...
Vooov! Neredeyim ben yahu :) Muhteşem bir serüvendi.
Bu Fareler ve İnsanlar ve İnci kitaplarından sonra üçüncü Steinbeck kitabımdı. Ben bir yazarın kitaplarını, okuduğum diğer kitaplarıyla değerlendirmeyi hiç sevmem çünkü hepsi farklı zamanlarda, farklı psikolojik durumlarda ve farklı ruh olgunluklarında yazılmıştır. Bu düşüncelerime rağmen, Sevgili John'un okuduğum kitaplarının hepsi birer birer bir şaheserdi benim için ve sanki hepsi birdi. Bir derdi anlatıyordu, insanın sömürülmüşlüğünü... Gelelim tespitlerime...

1)Kitapta mesele traktörlerin insan hayatına girmesi ve ucuz işçilikle başlıyor. İnsanların üzerinde kiracı oldukları toprakları ellerinden alınarak (aç,susuz,beş parasız kalmalarına rağmen) yerine makinelerin getirilmesi ve kapitalizm'in ilk sillesini yemeleriyle olayımız kafamızda açığa kavuşuyordu...

2)Bir pasajda, "insanların artık başkalarını düşünmeyip, sadece kendi ailesinin geçimini sağlamayı düşünmesi gerektiği" geçmişti. İnsanların bencilleşmesi yine bu tarihlere rastlar bknz: Gazap Üzümleri/sayfa: 68.
Adamların karısının, çocuklarının aç olması, çalışacak iş, yiyecek ekmek bulamamaları, insanların açlık sınırında takla atmaları kapitalizm'in çarkına dahil etmişti onları. Zira insanlara başka ne şekilde ne yapabilirsiniz ki? Öldürseniz belki yine korkmazlardı ama, aç kalmak, karısının ve çocuklarının sürünmesini izlemek, herkesin yüreğinin dayanacağı bir durum değildi, Ve karşı taraftakiler bunu çok iyi biliyorlardı...

3)Çok ilgimi çeken şeylerden biri de, insanların birbirine karşı soğukluğu oldu. Biz Türk milleti olarak gerçekten çok sıcak kanlı bir milletizdir. Belki de bu Müslümanlığımızdan kaynaklanan bir değerdir.
Nasıl olur da bir anne oğlunu dört sene görmez de, gördüğünde sımsıkı sarılmaz ona? Gelin siz düşünün. Buzdolabı mısınız arkadaşım ? :)

4)Çok acayiptir ki kitaptaki Hristiyanlar dua etmekten acizlerdi, belki de ekseriyeti böyledir. Bir bölümde Nine, dua etmek için papaz beklemişti, sanki kendi ağzı yokmuş gibi. :)
Bizim bu zamandaki "hocaları dua etmek için" çağırmamız, kendimizi Allah'a münacaatta yetkin görmememiz, bize Hristiyanlardan bulaşan mikroplardan biri olsa gerek...

5)Banka denen faiz lobilerinden hep nefret ettim. Çünkü ben bir mü'mindim. Gazap Üzümleri'ni okuduktan sonra artık iğreniyorum. İnsanların emeklerini sömüren, üç kuruş için onları kendilerine köle eden, insanları aç bırakan, kendinden başka hiçbir sistemi hiç bir canlıyı düşünmeyen bu mel'anete ne denir, gerçekten bilmiyorum...
Tek çare Adil Bir Düzen'in kurulmasıdır diyorum...


Allah'ım dehşetti... Sanki o upuzuuuun yolları ben gidiyordum... Kamyonet bozuldukça benim içime sıkıntılar bastı... Sanki o güneş beni yakıyordu... Çok acıklıydı... İç kemiren hisler bombardımanına tutuldum 9 gün boyunca.
Ama değdi mi? Tabii ki...
Şiddetle tavsiye ediyorum, üzümlerin (kapitalizm'in) gazabına siz de, bir kez daha şahit olun...

Anıl 
 06 Oca 21:55 · Kitabı okudu · 10/10 puan

İnsanlarının yaşadığı iki farklı dünyadan haberdar etmek isterim sizleri. Biri, sanal diğeri, gerçek olmak üzeri iki farklı dünya! Çoğunluğumuz ne yazık ki bu sahte gerçekliğin, sahte kusursuzluğun büyüsü altında uyukluyoruz. Ve çok azımız gerçeğin dünyasına uyanıyoruz.

Gözlerimizi dünyaya açıyoruz ve her yıl doğum günlerimiz kutlanıyor. Sevdiklerimiz her doğum günümüzde, bize oyuncaklar hediye ediyor ve biz başlıyoruz hediye almaya alışmaya. Daha sonra yavaş yavaş ötekisi olduğumuz dünya yaşamını tanımaya başlıyoruz. En nihayetinde okul başlıyor ve bize gerekli olsun olmasın bir takım bilgiler empoze ediliyor. Biri kalkıpta bize; "Kimya öğrenmeye mecbur değilsin." dese de kimyayı öğrenmeye mecbur olduğumuza inandırılmış öğrenciler olarak düzene ayak uyduruyoruz. Nedeni şu ki; Farkında olmadan bir yarışın ya da uzun bir maratonun ortasına bırakılmış bireyler olarak çok çalışıp çok kazanarak zengin olmalıyız ki yetişkin bir birey olduğumuz da ise bu yolda kazanarak devam ettiğimiz müddetçe bilmem kaç trilyon paramız olsun. Dizilerde izlediğimiz gibi müthiş bir işimiz, rezidans bir evimiz ve son model arabamız olsun. Çünkü her birey için kurgulanmış ideal hayat böyledir. Bu hayatı elde etmek için önümüze çıkan her engeli aşacak, rakiplerimizi gerekiyorsa ezecek, sevgi, saygı, hoşgörü, vicdan, merhamet gibi insani duygulardan arınmış katı kalplerle, vermekten çok almaya ya da çalmaya programlanmış vaziyette; çocukken ötekimiz olan o yabancı hayatı benimsemiş ancak insani yaradılışımıza ötekileşmiş bir minvalde koşar adım yola devam edeceğiz.

Her birimiz hiyerarşinin ister tepesinde olup demir ökçelerimizle ezenlerden, ister en altında kalıp ezilenlerden olsun önemi yok. Ne yazık ki sistemin çarkında hepimiz birer katiliz. İsteyerek veya istemeyerek birilerini öldürüyor ya da harcıyoruz. Kimimiz korkarak ya da merhamet göstererek yapıyor kimimiz ise acımasızca, fark etmez efendim, Kapitalizmin kandan denizinde yüzüyor lakin hiç rahatsızlık duymuyoruz.

Türkiye'de ve tüm Dünya'da olduğu gibi Apple Lansmanını canlı seyrediyor. Yeni özelliklerini ağzımız açık hayretlerle karşılıyoruz. Fiyatını duyunca da "Adamlar yapıyor be abi! bence çok normal" diye tepkiler veriyoruz. Telefonun reel maliyetini geçtim. Bu adamların telefon değil isim sattığını da geçtim. Lakin bu telefonların üretiminde aralıksız çalıştırılan ve halsizlikten yemek yemeye dahi derman bulamayan ve çalıştığı günün ücretini yemeğe veren insanları; affınıza sığınarak es geçemeyeceğim. Çalışırken ölen çocuk işçilerini ise hiç... Dedim ya kan denizinde yüzmemize rağmen rahatsızlık duymuyoruz ve o kan bulaşmış Iphonelarla sevdiklerimizi arıyoruz, arayabiliyoruz... Çünkü tatlı bir rüyadayız.

Vicdanımızı rahatlatmak için Afrika'da karnı sırtına yapışmış çocuklar için bağışta bulunuyoruz. Ne kadar hüzün verici ki o paralar da silahlara harcanıyor.

Arkadaş kapitalizmi anlatacağım diye yine kitap hakkında bir şey yazamadım. Hayır efendim esasen bu yazdıklarımla John Steinbeck'e hak veriyorum. O, makinelerin hayata girmesiyle soyguncu bankaları anlatmış, bense isim satan sahtekarlardan bahsetmişim. Her ikimizde uyanmak, uyandırmak istiyoruz. Asıl önemli olan "Lütfen, 5 dakika daha!" mı diyeceğiz yoksa uyanacak mıyız?

Gazap Üzümleri benzeri kitaplar

Kitap ve Kahve Delisi 
20 Şub 2016 · Kitabı okudu · 67 günde · Beğendi · 10/10 puan

1930'larda ABD'de yaşanan sanayileşmenin sonucu işledikleri toprakları elinden alındığı için evsiz ve aç kalan insanların, iş ve daha iyi yaşayabilecekleri bir hayat için yaptıkları büyük göçü anlatıyor. Bu göç hayatı Oklahama'da yaşayan Joad ailesi üzerinden anlatılırken; yoksulluk, tükenmeyen umut, çaresizlik, ayakta kalma çabası, açlık ve sefalet bütün insanlığın üzerinden anlatılmış. Herkesin okuyup ders çıkaracağını düşündüğüm, bu kitabı şiddetle tavsiye ediyorum, tarih tekerrürden ibaret olduğunu unutmayalım...

insan_okur 
 22 Eki 2015 · Kitabı okudu · 5 günde · Beğendi · 10/10 puan

Vay anasını dedim sonunda vallahi. Nasıl bir romandı ya. Çok şaşırtıcı bir son. Fareler ve İnsanlar dan sonra okuduğum 2. Steinbeck romanı. Bu kadar mı akıcı bu kadar mı gözünün önünde canlanır bir roman. Okuyunca içiniz acıyacak. Bu kadar eziyet çekilir ve çektirilir mi diyeceksiniz. İçerisinde ne yok ki... Kapitalizm, sefalet, ırkçılık, sınıf ayrımı, ekonomik bunalım, dostluk, çalışma ve yaşama azmi, iyi niyet, dürüstlük, doğru bilinenden şaşmama.... Ne ararsanız bulacaksınız. Bankaların; çiftlikleri ve çiftçileri satın alması sonucu yola çıkan bir aile ve dostları... Tüm romanı yaşayacaksınız. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Mutlaka okuyun arkadaşlar. Zaten Filmini de izlenileceklere ekliyorum. Film de Pulitzer ödüllü yani. Son cümlem inşallah ülkemiz hiçbir zaman böyle durumlara düşmez bizlerde böyle bir durumları yaşamayız. Dramın dibi...

http://www.imdb.com/title/tt0032551/

Muhammet 
16 Mar 2017 · Kitabı okudu · 10/10 puan

Okuduğum en akıcı kitaplardan biri....1929 Dünya Ekonomik Bunalımı, aslında Amerika'da başlamıştır. Küçük toprak sahiplerinin bankalar ve tüccarlar tarafından aldatıldığı, insanların kuraklık, yoksulluk, zorbalık veya sadece açlık yüzünden evlerini terk etmek zorunda kaldığı ve 1930'larda 3 milyon insanın Kaliforniya'ya yeni bir yaşama başlamak için yerleştiği zor yıllarda, bireysel ailenin parçalanışı anlatılırken aynı zamanda bütün göçmenlerin de tek bir aile haline gelişi vurgulanmaktadır

Zühal Uğur 
11 Nis 2015 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

John Steinbeck çok sevdiğim bir yazar.. Bütün okuduğum kitaplarını severek okudum...Fakirlik,ırgatlık işlemiş olduğu konuların başında geliyor... Karın tokluğuna çalışan insanların dramı işleniyor...Yazar bir zamanlar kendi de yaşayıp,çalıştığı yerleri anlatıyor...

Çiğdem 
04 Şub 00:59 · Kitabı okudu · 69 günde · Puan vermedi

Fareler ve İnsanlar kitabından sonra okuduğum 2. John Steinbeck kitabıydı.Kitap sonu şaşırtıcı bir sondu.Küçük toprak sahiplerinin , çiftçilerin bankalar ve tüccarlar tarafından aldatılmasıyla yerlerinden , evlerinden, yurtlarından ,topraklarından olan insanların istemeden verimli topraklara göç etmeye zorlandıkları ve gittikleri yerdeki çalışma hayatlarında ,yaşam koşullarında verdikleri mücadeleler ,ekmek kavgaları,açlık ve hastalıklar vb.kitapta anlatılıyor.Iç acıtıcı bir kitap.John Steinbeck seviyorum.Dili çok sade, anlaşılır ve akıcı.Güzel bir kitaptı.

Tarih öğretmenimin daha önce önerdiği okumaya ancak fırsat bulduğum bir kitap .Yoksulluğun, sefaletin içinde ki koca yüreklerin birbirlerine gösterdiği şefkat iyilikler tek kelimeyle muazzam. İlk bölümden beri her sayfada mesaj bırakıyor eser öyle bütünleşiyorsunuz ki kitapla sizde acıkıyorsunuz sizde sefaleti iliklerinize kadar hissediyorsunuz . Tek beklentimin altında olan kısım final bölümü oldu kitap boyunca sadece mızmızlanmarını dinlediğim Rose of Sharon'un yaptığı iş beni çok mutlu etti ama çok daha farklı bir final bekliyordum . Herkese tavsiye ettiğim bir kitap olacak .

Palyaço İsmaiL / 小丑伊斯梅爾 
 20 Eyl 2016 · Kitabı okumadı · Puan vermedi

Gazap Üzümleri kitabı o kadar çok konuya değinmiş ki yoksuluk sefalet göç bunlardan bir kısmı asıl insanlığımızı nasıl kaybettiğimizi bizi bizden alan dünyayı doğal yaşamı bırakıp kimyasal yaşam da zehirlenmeyi daha bunun gibi bir çok örnek veremediğim öyle çok şey anlatıyor ki anlaya bilene bence okumanız gereken iyi bir eser Keyifle okumanız dileği ile Türkiye ...

Yaso'nunkitapları 
 28 Ağu 2016 · Kitabı okudu · 10 günde · Beğendi · 10/10 puan

Hep derim klasikler bambaşkadır .Bu kitabı okumaya doyamadım ,ve bundan sonraki kitaba odaklanmak kolay olmayacak benim için . Kitabın , o kadar akıcı bir dili varki 557 sayfalık kitabı aslında 3 günde çok rahat okuyabilirdim .İtiraf etmeliyim ki ilk başlarda uzun betimlemeler yordu zaman zaman da sıkıldım,Fakat sonra uzun gelen betimlemeler içinde kayboldum , okudukca kendimi o betimlemeler sayesinde kitaba hapsolmuş vaziyette buldum .Enfes bir romandı.
Steinbeck’in 1939 yılında yayımlanmış ve Pulitzer Ödülü almış kitabı, Amerika’da başlayıp, tüm dünyaya yayılan ekonomik bunalım zamanında, insanların yaşadığı zorlukları ve onların dramlarını konu alıyor.İş bulup hayatlarını devam ettirmek adına çıktıkları , Kaliforniya'ya yolculuk boyunca art arda gelen üzücü olaylar ve kahramanların içinde bulunduğu zorlukları anlatıyor.Gazap Üzümleri .

Joad'lar doğup büyüdükleri yurtlarını , Tarımın sanayileşmesi işçiye ihtiyacın azalması sonucu para sıkıntısı çeker , ehaletteki ekonomik sıkıntılar yüzünden Göçler başlar .Joad'lar da Kaliforniya'ya göç etme kararı alırlar. Göç sırasında kayıplar ve başlarından onlarca durum ve olay geçtikten sonra, aile Kaliforniya’ya ulaşır. Ancak orada da, ihtiyaçtan daha fazla işçi olduğu için, umduklarını bulamayıp karın tokluğuna çalışırlar. Ailenin yaşadığı sıkıntılı durumlar, olaylar, kayıplar ve kopuşlar devam eder , Joad’lar her şeye rağmen yaşama umudunu asla kaybetmezler . Ailenin ayakta kalmasını tüm zorluklara göğüs germe çabalarının en büyük kahramanı annedir .Anne öyle güçlü bir kararterki taktir edilesi örnek alınılası bir kadın. bu yolculukda tüm aileyi hem bedenen hem psikolojikmen çökmelerine asla müsade etmez. Baba bu durumdan rahatsız olur , zaman zaman, hatta annenin şu sözünü unutmıyacağım .

Kadınlar, erkeklerden daha çabuk değişebiliyor," dedi Anne onu yatıştırmak istercesine. "Kadının yaşamı kollarında, erkeğinki ise kafasındadır."

Ve kitabın sonu beni çook şaşırttı böyle bir son sanki biraz yarım kalmış hissi yarattı bende ...

Son olarak şu alıntıyı sizlerle paylaşmak isterim .

"Bir zamanlar Kaliforniya, Meksika'ya, toprakları da Meksikalılara aitti. Sonradan yalın yapıldak bir sürü aç gözlü Amerikalı kalktı, buraya akın etti. Öylesine toprağa susamışlardı ki, hemen çaldılar toprakları.
Toprağı kiraladılar, sonra üstüne yattılar, anlaşmayı bozdular, bu topraklar için kavgalar, dövüşler etti o gözüpek, aç insanlar."

Benim gibi Gazap Üzümlerini okumakta geç kalmış olanlar varsa fazla bekletmesin derim .

Kitaptan 466 Alıntı

Reşat Karakaş 
26 Eyl 2016 · Kitabı okudu · Beğendi

"Eh hepimiz hayatımızı kazanmak zorundayız."
"Öyle," dedi Tom. "Ama keşke başkasının hakkını almadan kazanmanın bir yolunu bulsaydın."

Gazap Üzümleri, John Steinbeck (Sayfa 230 - Sel)Gazap Üzümleri, John Steinbeck (Sayfa 230 - Sel)
Muhayyelll 
27 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Açlığı, yalnız kendi büzülmüş midesinde değil, çocuklarının da büzülmüş karınlarında duyan bir adamı nasıl korkutabilirsiniz?

Gazap Üzümleri, John Steinbeck (Sayfa 318 - Epub)Gazap Üzümleri, John Steinbeck (Sayfa 318 - Epub)
Muhayyelll 
25 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Geçmişimiz olmadan kendimizi nasıl tanıyacağız?..

Gazap Üzümleri, John Steinbeck (Sayfa 121 - Epub)Gazap Üzümleri, John Steinbeck (Sayfa 121 - Epub)
Muhayyelll 
29 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Bir şey çıkmayacağını bile bile aramak, ne kötü şey!..

Gazap Üzümleri, John Steinbeck (Sayfa 466 - Epub)Gazap Üzümleri, John Steinbeck (Sayfa 466 - Epub)
Muhayyelll 
26 Eki 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

İnsanların birbirinden ayrılması doğru değil.

Gazap Üzümleri, John Steinbeck (Sayfa 225 - Epub)Gazap Üzümleri, John Steinbeck (Sayfa 225 - Epub)
47 /

Kitapla ilgili 3 Haber

Tercümenin hanımefendisi: Belkıs Çorakçı Dişbudak
Tercümenin hanımefendisi: Belkıs Çorakçı Dişbudak Gazap Üzümleri, Şibumi, Atlas Silkindi, Hayatın Kaynağı, Parfümün Dansı ve daha yüzlerce eser. Hepsinin ‘altında’ onun imzası var. Belkıs Çorakçı Dişbudak, bugüne kadar 400’ün üzerinde kitabı, İngilizceden Türkçeye çevirdi. 78 yaşındaki Dişbudak, simultane tercümanlık da yapıyor.
John Steinbeck'ten yazmaya dair altı tavsiye
John Steinbeck'ten yazmaya dair altı tavsiye John Steinbeck bir aktör ve yazar olan Robert Wallstene’e 1962 yılında bir mektup yazarak kendi yazarlık yöntemini özetleyen altı ipucu vermiş. Hem Nobel hem de Pulitzer ödüllü bir yazar Steinbeck, bu açıdan bakınca yazmak ve yazarlık hakkındaki düşünceleri ayrı bir önem kazanıyor şüphesiz. Genç yazarlara yol gösterici bir nitelik taşıyan bu altı tavsiyeye bir göz atalım öyleyse..