Gazap ve Şafak (The Wrath and the Dawn Serisi 1)Renee Ahdieh

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.466
Gösterim
Adı:
Gazap ve Şafak
Alt başlık:
The Wrath and the Dawn Serisi 1
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
392
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992456
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Wrath and the Dawn
Çeviri:
Dilan Toplu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
New York Times Çoksatanı

Indie Next Listesi Seçkisi, 2015

Amazon En İyi Gençlik Romanı, 2015

New York Halk Kütüphanesi En İyi Gençlik Romanı, 2015

Seventeen Magazine En İyi Roman, 2015

Yalsa En İyi Gençlik Romanı, 2016

Her Şafakta Bir Hayat…

Cani bir katil tarafından yönetilen bir diyarda, her şafak bir başka aileye kalp acısı getirmektedir. On sekiz yaşındaki Horasan Halifesi Halid her gece yeni bir eş almakta ancak sabaha kalmadan gencecik kadınların hayatına son vermektedir. Can dostu, Halid’in kurbanlarından biri olan Şehrazad, intikam almaya yemin eder ve gönüllü olarak Halid’e gelin gider. Sadece hayatta kalmaya değil, halifenin dehşet saçtığı hükümdarlığı yerle bir etmeye de kararlıdır.

Şehrazad zekâsı ve azmi sayesinde her gece Halid’in aklını çelip büyüleyici hikâyeler anlatarak hayatta kalmayı başarsa da bir sorun vardır: Genç kız can dostunu öldüren katile günbegün âşık olmaktadır. Üstelik bu mermer ve taştan sarayda hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlamaya başlamıştır. Şehrazad, zalim çocuk hükümdarın genç kızları neden öldürdüğünü ortaya çıkarmaya ve bu döngüye bir son vermeye karar verir…

“Taht Oyunları’nın heyecanı Binbir Gece Masalları’nın aşk hikâyesiyle kesişiyor…”

- US Weekly

“Sayfalar elinizden akıp giderken kendinizi altın rengi sıcak kumların üstüne kurulmuş serin mermer avlularda, baharatlı içeceğinizi yudumlar halde bulursanız şaşırmayın. Büyüleyici bir hikâye. Tıpkı benim gibi siz de âşık olacaksınız.”

- Marie Lu, Efsane ve Genç Elitler’in New York Times çoksatan yazarı

“Hayaller kurduracak kadar romantik, bağımlılık yapacak kadar heyecan dolu.”

- Kirkus Reviews

“Capcanlı bir hayal gücüyle kaleme alınmış güçlü karakterler sayesinde her sayfa entrika ve aşk dolu.”

- Publishers Weekly

“Bu kitap bir peri masalı. Kendi başına bir klasik olmayı hak ediyor.”

- VOYA

“Siyasi entrikalar ve isyan arka planı oluştururken sadakat, yakıcı romantizm ve zorlu çöl kentindeki büyülü olaylarla kurulmuş bir öykü.”

- Booklist

“Zengin Ortadoğu kültürü, yazarın yarattığı dünyaya pek çok detay katmış… Gençlerin gönlünü fethedecek.”

- School Library Journal

“Merak uyandırıcı bir kitap. Yazar, Binbir Gece Masalları’nı farklı bir açıdan yeniden kurguluyor.”

- Shelf Awareness
Gazap ve şafak çok ümitlendiğim ama umduğumu bulamadığım bir kitap oldu.
Çok severek takip ettiğim bir bookstagram hesabi olan birinin çok çok överek anlattığı beş üzerinden beş verdiği mutlaka alın diye övdüğü bir kitaptı ama ben o hazzı alamadım bir türlü kitabın konusuna kendimi kaptiramadim
Kitabın konuşu kısaca şu halid isimli bir hükümdar var ve her şafağa karşı eşlerini öldürüyor halk isyanda ve diğer karakterimiz şehrazatin da çok sevdiği bir arkadaşı da o ölen kadınlardan biri ve arkadaşının intikamını almak için gönüllü olarak o hükümdarın eşi oluyor ve olaylar başlıyor
Kitabin birinci kısmıymış zaten sonu da devamı olacak gibi görünüyor eğer alırsam da merak için alırım onun dışında alacağımı sanmıyorum.
Kitap biraz binbir gece masalları tarzı olmuş o tarz seviyorsanız yine de bir şans verin derim iyi okumalar ....
Kitap, bir Blogger tavsiyesiyle dikkatimi çekmişti. Uzun bir süre merak içinde kaldım ki bu da beklentimi fazlasıyla arttırdı. Nihayet okumaya başladığımda ise ilk sayfasından itibaren kitap, beni kendisine hapsetti.

Tabi, farklı beklentilerim vardı. Daha edebi bir dil gibi mesela... Kitap, dış görünüşüyle daha ağır ve ciddi bir kitap olarak gelmişti bana ama hiç de öyle değildi. Şehrazad ve Despina atışmalarıyla kitap eğlenceliydi. Tabi, pek sevgili hükümdarımız Halid, araya maydanoz olup, kitabın havasını soğutsa da neyse ki kuzeni Celal, anında yetişip, ortamı ısıtıyordu.

Sitedeki kitap ile ilgili olan bir inceleme beni yanılgıya düşürüp, neredeyse kitabı yarım bırakmama sebep olacaktı. Kitabın masallardan oluştuğunu söylüyordu ki ben binbir gece masallarına uzun süre katlanamam. Oysa kitapta sadece üç masal vardı ve uygundu. İnsanı hiç sıkmayan bir kitaptı.

Tabi, işler Cihandar, Tarık, Rahim ve Rıza'ya dönene kadar... Onlar planlarını okumak pek tercihlerim arasına girmedi. Halid ve Şehrazad aşkını okumak varken, ciddi meseleler hep beklemeliydi bence!

Tabiki de öyle olmadı ki ben de olmasını istemezdim. Kitaba biraz beklediğim ciddiyetten lazımdı sonuçta.

Bir de kurgu! Ben Türk entrikalarına mı alışkınım, bilmiyorum ama ne zaman "şimdi şöyle olacak" dediysem, yazar sanki bunu duymuş gibi kurguyu bambaşka yönden devam ettirdi. Bir türlü tahmin yürütemedim. Çünkü Türk entrikalarına hiç uymuyordu.

Kitabın saray içerisinde geçmesi ve yapılan büyüler, bana biraz da Beyaz Kraliçe kitabını anımsattı. Okuyanlar daha iyi anlar, o kadar çok entrika yoktu. Kaldı ki bir İngiliz Kraliyet ailesinin entrikaları baş döndürecek seviyede. Gazap ve Şafak bu konuda onunla kesinlikle yarışamaz ama dediğim gibi bazı şeyleri benziyordu.

Tavsiye edilir.
Aaah, hadi amaa. Bu şekilde bitmemeliydi.
Bütün puanları son kısmı yüzünden kırdım.
Bir sürü güzel yorumlar okumuştum ve kitap müthiş gidiyordu ama bu son yakışmadı.
Mutlu olmayan sonlar bana göre değil malesef.

Diye bir yorum yazmıştım ki biraz araştırınca devam kitabı olduğunu gördüm. Tamam şimdi olur. 2.kitapla harika şeyler olacaktır inanıyorum.
Çok üzgünüm, bu kitabı okurken Charlie Cunningham’ın Telling it Wrong adlı parçasını dinlemediğim için kendime aşırı kızgınım. Bu müziği dinlerken okuyacağım kitabı seçemiyordum, çünkü çok değerli. Kıyamıyordum, saçma sapan bir kitapla araya gitmesini istemiyordum. Ama yine de bu parçayı bu seriye adayacağım. Devam kitapları bekle beni…

Okumayı bitirdikten saatler sonra bile hala etkisinden çıkamadığım bir kitap okudum. Ben, hiçbir heyecan yaşamadığım, her günü aynı şekilde geçiren, mutlu olmama neden olacak tek bir olay bile yaşamadan geçip giden şu on sekizinci yaşımda bu kitabı okuduğum için mutluyum. Daha önce değil de şu günlerde karşıma çıktığı için gerçekten çok mutluyum.

Uzun zamandır bir sayfanın tamamını çizmek istediğim bir kitap okumuyordum. Tek tük sevdiklerim oluyor ama beni yerimden kaldırıp evin içinde deliler gibi koşturacak kadar kendini sevdiren kitap bu yıl sadece Sırtımızdaki Hedef’ti sanırım. Bir de birazcık Debt Inheritance. Neyse.

Heyecan duygusunu unuttuğum şu sıralarda Halid o duyguyu çok net bir şekilde hatırlamamı sağladı. Halid, Halid’in cevapları, Halid’in Şehrazad’a bakışları, Halid’in yaptığı her şey… Kısacası Halid’in kendisi diyeyim. Halid ve Şehrazad arasındaki o yavaş yavaş ince ipliklerle örülen ve beni kahreden ilişki diyeyim. Kahretti çünkü aradığım ilişki buydu. Okumaya başladığım kitaplarda görmeyi beklediğim ama asla göremediğim ilişki buydu.

Kendimi tebrik ediyorum çünkü bu kitap hakkında yapılan hiçbir yorumu okumadan başladım. Bunu başardım. Sürekli karşıma çıksa da ‘Bu kitabı okuyacağım ve fikrimi hiçbir şekilde değiştirmemem için inceleme okumamam lazım.’ Diyerek koşarak uzaklaştım. Şimdi gönül rahatlığıyla, yapılan her incelemeyi okuyabilirim.

The White Princess izleyen varsa bilir Prenses Elizabeth ve Henry Tudor’u. Okurken bazen aklıma onlar geldi. Nefretin aşka dönüşmesini izlemek ve okumak beni bitiriyor. O kadar çok seviyorum ki, sadece yavaş ve yerli yerinde ilerlerse tabi. Herkes başaramıyor bu nefretin aşka dönüşümünü işlemeyi. Erkekleri geçiyorum, bu kitabı bir kız anlatıyordu ve kendimi onun yerine koyunca düşünceleri bana hiç mantıksız gelmedi. Karşımda Halid olsa Tarık da kimmiş der geçerdim.

Mükemmeldi ya, bu yüzden korkuyorum. İkinci kitabın sinirlerimi bozacağından korkuyorum. Ya bu kitap gibi samimi olmazsa. Samimiyet olmazsa sinirlerim bozulur, çok kötü hissederim. Tek temennim yine aynı şekilde samimi ve kalp söktüren cinsten olması.

Kitaptaki olaylar ve karakterlere gelecek olursam öncelikle şunu söylemem lazım; yeni dörtlü çiftim hayırlı olsun. Despina ve Celal’in olan ama olmayan ilişkisi çok beğendiğim bir şekilde işlenmişti. Genelde ikisinden birini sevmemem lazım ama öyle olmadı. Dörtlü çiftimi çok seviyorum. Halid ve Şehrazad’ın ilişkilerinin işleniş şeklinden bahsetmek istemiyorum çünkü sevgi sözcüklerinden, aman Allahım kelimelerinden ve şaşkınlık belirten cümlelerden öteye geçebileceğimi düşünmüyorum.

Halid’in genç yaşında tahta çıktığını, her şafakta bir cana kıydığını biliyoruz başlarda. Şehrazad da ölüme kurban gitmek için seçilen kızlardan biri ama bir planı var. Halid’i öldürmek. Hükümdarların hükümdarını. Halifeyi. Harika ya. Of.

İlk gecelerinde Şehrazad Halid’e bir masal anlatıyor. Şafak sökerken masal yarım kalıyor ve Şehrazad bir gün daha istiyor. BİR GÜN DAHA yaşamak istiyor. Halid kabul ediyor. Nasıl kabul etmesin zaten o kadar samimi ki. Aynı günün gecesi masal bitiyor ve masal o kadar anlamlı ki…hhah. Ağlamak istiyorum çok güzel bir kurguydu. Neyse masal bitiyor ve askerler odaya giriyor. Şehrazad’ı götürmek için geliyorlar ama Halid benim MÜCEVHER DAĞIM diyor ve askerleri gönderiyor. Böyle bir adam var mı gerçekten. Bu kitaplar benim sonum olacak.

Halid’e kapılıp giden Şehrazad, Halid’i çekip çıkarmak ve yanına almak isteyen ben. Kitap bu şekilde bir gün içerisinde bitti gitti. Bazen o kadar mükemmel geldi ki bırakıp nefes almam, biraz zıplamam falan gerekti.

Yarım kalmış, bitmeyi bekleyen bir masal var, başlayacak olan bir savaş ve araya gitmeye müsait bir aşk var. Neler olacağını karamsarlık içinde merak eden bir Aycan var. Halid’i özlemeye başladığımı hissediyorum şu an. Halid ve Şehrazad’ı diyeyim çünkü Şehrazad’ı ne kadar o balkonda yaptığından dolayı ayıplasam da sinirlenip, kızamıyorum. Ben olsaydım ne yapardım dediğim anda kilitleniyorum. Onun yaptığından başka ne yapabilirdim? Hiçbir şey. Bu yüzden Halid ve Şehrazad favorim. Aslında kitap tamamen favorim.

Celal’den nefret ederim sanmıştım ama o kadar olgun bir karakterle karşılaştım ki Halid gibi bir olgunluk abidesinden sonra Celal biraz fazla geldi. Yine de ikisini de sevecek kadar büyük bir kalbim var. Despina’yı bile seviyorum. Diğer kitapta dörtlümü daha fazla görebilmek isterdim ama mümkün olacak gibi durmuyor.

Düşüncelerimi toparlamak o kadar zor geliyor ki, belli bir zaman sonra okuduğumda kopuklukları görebileceğime eminim. Bu yazıyı yaklaşık iki saattir yazmaya çalışıyorum, bir kere silindi, birkaç kez ben sildim. Sevdiğim bir kitap olunca hakkında bir şeyler yazmak çok zor oluyor. Konuyu anlatmaya başlasam neler hissettiğimi yazamıyorum, hissettiklerimi yazdığım zaman da… bilmiyorum. Sadece şunu biliyorum; Bu kitaba BAYILDIM, okurken KALBİM duracak gibi oldu çoğu yerde. Kitapta büyü var. Gerçekten büyü var.

Bu kitap BÜYÜLÜ.

Ölecek gibi olduğum sadece iki kısım:

"Çok yüksek sesle gülüyorsun...sanki dünyada başka kimse yokmuş gibi," dedi Despina.
Şehrazad burnunu kırıştırdı. "Ne tuhaf. Kız kardeşim de böyle söyler."
"Ama belli ki senin için bir şeyi değiştirmiyor bu."
"Neden? yapmamamı mı tercih edersin?"
"Hayır," dedi Büyük Revak'a gelen Halid. "Ben etmem."
...
Halid başını salladı. "Despina adına konuşamam ama gerçekten de yüksek sesle gülüyorsun ve ben bunun değişmesini katiyen istemiyorum."



"Ne kadar kalacaksın?"
"İki, belki üç hafta."
"Anladım." Şehrazad sessiz kalmak için yanaklarını ısırıyordu.
Sonra Halid bir daha gülümsedi. "İki hafta o zaman."
"Üç değil mi?"
"Üç değil."
"Güzel."
Binbir Gece Masalları “retelling”i olan Gazap ve Şafak kitabına geçmeden önce size bir 11 Gece Masalları anlatmak istiyorum. Kitapla alakalı, bir hayli kısa ve dramatik bir masal kendisi. Okuyucularına şimdiden teşekkürler. Kanalıma abone olmak için- Şey, bu burada denmiyordu tamam tamam. Bunlar hep kitabın yan etkileri.

Bir zamanlar, sıcak bir diyarda yaşayan genç bir kadın varmış. Çok sıcak bir diyarda, mesela Güneş’e ateş edilen bir yer gibi bir sıcakta falan. Bu genç kadın, bir gece çok sıkılıyormuş ve “okuyamama hâli / reading slump” tehlikesi ile karşı karşıyaymış. Bir hayli naif düşünerek olmayacak bir şeye aldanmış. Herkesin delice severek okuduğu, bir gecede bitirdiği, mükemmel bir kitap hayali: Gazap ve Şafak. Genç kadın kitabı zamanında yakın bir arkadaşına zorla aldırmışmışmış. İkinci kitabı da çıkmışken evet demiş kendine, hadi yapalım şunu dostum. Ve okumaya başlamış. Böylece tam 11 gece 12 gün sürecek çileli bir okuma serüvenine başlamış. Normalde su gibi akıp giden sayfalar, boğazına dolanıyor; heyecanla okumayı beklediği kitap onu sıkıntıdan sıkıntıya sokuyormuş. Bitmiyor ve bitmiyormuş. Bu adeta kitabın adı gibiymiş. Önce gazap ona eşlik ediyormuş. Bu uzun sürecin ardından şükürler olsun ki şafak geliyormuş. Son 68 sayfa kala verdiği çileli yolculuk üç güne yakın sürmüş. Kitabı eline almak istemiyor, okurken gözlerini devirmekten usanıyor ve yılıyormuş. Nihayet 12. Güne geçtiğinde Şafak görünmüş ve kâbus sona ermiş. Genç kadın, bir daha bilip bilmeden kitap okuma fikrinden Allah’a sığınarak kitabı satışa koymuş.

Evet, yoruma ne hacet diyeceğimiz masalın ardından uzun bir yorum için bilgisayarı kucağıma aldım. Eğer kitaba karşı söyleyecek çok sözüm yoksa telefondan kısa bir yorum hazırlar, ama taşacak bir baraj gibi hissediyorsam bilgisayarı açarım. Mesajı aldınız dostlar, hazırlanın.

Kitabın delice sevenlerine, orta halli sevenlerine ve daha bilumum sevene lafım yok. Önce bu konuda anlaşalım. Genelde insanlar kitaplara yaptığım yorumları şahsına yönelikmiş gibi algılıyor ve sonunda hikayelerden isimsiz atıflar, engeller, tatsız videolar falan çıkıyor ortaya. Gerek yok arkadaşlar. Hepimizin zevkleri farklı.

Bu kısmın ardından başlıyorum. Ama nereden başlasam?

Öncelikle yazarın dilini hiç sevmedim. Doğu kültürünün ne olduğunu biliyor mu bilmem ama eski zamanlarda geçen bir kitap yazıyor ve dili en yumuşak ifadeyle laubali ve güncel dersem beni anlarsınız sanırım. Hikayenin geçtiği zamanın belirsizliği de hep beni bir irite eder. Yahu ben gerçekçi bir dönemi anlatmanı beklemiyorum zaten canparem, sen anlattığın zamanı bil de biz sürekli geçen detaylara bakıp ne diyor ya hu bu insan, güzel insan, tatlı insan diye düşünmeyelim. Mesela size birkaç örnekle ne demek istediğimi söyleyeyim. Horasan’da, eski zamanlarda geçen bir öykü söz konusu. Mumlarla aydınlanıyor, ata biniyor, parşömen kağıtlar kullanıyorlar. Ama “Ah tanrım, kes şunu. / Lanet olsun, cevap ver bana. / Tanrım, sen yardım et. / Hera aşkına! / Tanrılar aşkına/ Bana bir dizi küfür savurup şöyle dedi/” şeklinde replikler görüyoruz. HALİFE olan bir hükümdar söz konusu. HALİFE. Bakın, bu kısma dikkat edin; ADAM HALİFE. Seçimle başa gelmemesini geçtim, adamın dinle alakalı hiçbir şeyi yok. Bu kısımda diyorum, ya çevirmenin tarih bilgisi sıkıntıdaydı ya yazarın. Çünkü arkadaşlar birisi halife kelimesini çok fena yanlış yerde kullanmış. Benim bildiğim halifelik, İslamiyetten sonra başlayan bir yönetim şekli. Kendileri seçimle başa gelir ve şey, bu kısma dikkat edelim: Müslüman olurlar falan. Tabii tarihi savunmuyorum, olması gereken ile olan her daim aynı değil ama sonuçta yozlaşmanın çoğalmasını bırakın Hera vs. diye Tanrılar söz konusu. Yani zaman dilimi??? Halife adını kullanmasa ve kral dese, yönetici dese, ne bileyim başka bir şey dese takılmayacağım da halife deyince beynimde yüzlerce soru işareti oluşmadı diyemem. Neyse, demek istediğim yazarın, yazarlık yönünü sevmedim. Replikler olsun, kurgu olsun, betimlemeler olsun, karakterler olsun…. Ne gelirse aklınıza işte.

Kısaca konudan bahsetmem gerekirse Şazi, biricik kankisi öldürülünce intikam yemini eden bir kızımız. Hükümdarlar Hükümdarı Halid’in her gece biriyle evlenip gelinler sabahı göremeden öldürülmesinin 75. Gününde falanız. Ve kankisi ölen Şazi, saraya girmeye karar veriyor. Tek bir amaçla: Halid’i öldürmek!

Dırırım, dırırım, dırırırımmmmmmm.

Burada müsaadenizle size Şazi’yi anlatmak istiyorum. Bakalım aklınıza kim gelecek?

Selam ben Şazi. (Şu selam mevzusu beni yerlere yatırırdı da enerjim yok. Arkadaşlar sanıyorsunuz ki Halid bad boy. Hello diyen yavuklusuna Hi bile demez. Ama diyor. O bir JB değil, bunu bilin)
16 yaşındayım.
Mü – kem – mel – im.
Harika, demiş miydim?
Çok zeki ve cesurum. (Kitabın içinde yüz kez falan yazar bunu kafamıza kakıyor. O çok cesur, çok etkileyici, harika, güzel, çok güzel, acayip güzel, öyle böyle mükemmel değil. Bir gören pişman bir okuyan kdkkkkgf) Neyse.
Okçuyum. Acayip fena. KOCA HORASAN komutanını ve halifesini ok atarken yenebilecek kadar iyi bir okçuyum. Uzun siyah saçlarım var. Aşk üçgeni içinde yaşıyorum. (Bu kısım da şöyle: 4 yıldır gerçekten ama gerçekten aşık olduğum biri var. Yenisini görünce aklıma bile gelmiyor. Tüh, aslında çok seviyorum, görünce hatırladım da. Tabii yenisi gibi değil. Hiç düşünmedim, pişman olmadım eskisi için ama o benim için geçmiş aşk aslında. Ben artık yeni biriyim ve yeni bir hayatım var. Sertap Erener çok haklı: Yeni bir aşk, yeni bir iş, bir de gülecek yine ben lazım. Anladınız mı? Yani bende bir sorun yok.)
Ve o meşhum replik: I volunteer! (Ben gönüllüyüm!)
Bu kısımlarda kıs kıs güldüğüm doğrudur. Fena halde güldüm.
İşte Şazi böyle bir kız. Ve gönüllü olup saraya giriyor.

Gelelim Halidcan’a. Ne yazık ki sana pek ısınamadım be dostum. Nefret etmedim ama 25-29 yaş arası tavırların altından 18 yaşında bir veled çıkınca hayal kırıklığı oranım birkaç kat arttı. Tabii ki tüm güncel roman kahramanları 16 ve 18 yaşları arasında gidip gelecek. Bu roman yazmanın altın kuralıdır. Gerisi teferruat. Neyse.

Halidcan da şöyle:

Selam, ben Halid.
Üzgün ve öfkeli.
Bedbaht ve katil.
Mutsuz ve ergen.
Horasan’ın en iyi ikinci silahşoru ve stratejistiyim. (o zamanlar bu kelime çok meşhurdu, kitapta bol bol görebilirsiniz) Ama ok atmayı bilmiyor, strateji kuramıyor, koca Horasan’ı yönetirken genelde deneme-yanılma ve bekleme yöntemini kullanıyorum. Biraz bekleyeyim, bakayım lanet gerçek mi? O yeah, gerçek çıktı. Durun harekete geçeyim. Hop, gördüğüm ilk gelin beni sarstı, bakayım bir şey değişecek mi? O yeah, değişmedi, devam Halid, bastır Halid.
Gülmem.
Bad boy gibi görünüyorum ama bad boy değilim, kızlar buna bayılıyor. (Kaşlarını kaldıran çapkın emoji yok mu garson?)
Bir şarkı vardı, o ben: “Görür görmez seni inan aşık oldum
Titredim zom gibi aşktan sarhoş oldum
Çekindim utandım
Nefes alamadım
Bakışını yakalayınca dayanamadım
Gözlerim gözünde hemen yanıma gelince
Dilim tutulup orada kendimden geçince
Bir laf bulamadım
Orada öylece kaldım
Hadi birazcık cesaret kızım başaracağım”

İnanmıyorsanız kitabı okuyun, hıh.

(Ay bir de şeye çok takıldım. Şimdi bu adam her gün evleniyor ama kızları görmüyor. Gıyabında evlilikler bunlar. Ortada bir düğün, nikah vs. de yok da neyse o takıldığım son şey. Kızları görmüyor, eh kızlar da gün yüzü görmüyor ve bu mecaz değil. Derken sırf gönüllü olduğu için 76. Gelini merak ediyor. 75 miydi yoksa? Bu da açlık oyunları göndermesi mi ahsdhfdhfd. Ve tabii adam merak ediyor, ay pardon veled: Ya bu ülkede böyle salaklar da mı varmış? Ölmek için gönüllüyüm falan. Gidiyor, Şazi’yi görüyor ve 75 Günlük istikrarlı katilliği orada bitirmeye karar veriyor. Ulan insan müsveddesi. Neyse ağzımı bozmayacağım. Bilin istedim, yorum bitmişken geri döndüm.)

Ve bir de Tarık’tan bahsetmek istiyorum. Sonra genel konuşup bitireceğim, söz. Çünkü yorum üç sayfa oldu, sığmayacak diye korkuyorum.

Selam, ben Tarık.
Yaşım belirsiz ya da Büşra gözden kaçırdı. İkincisi muhtemel. Dikkatini vermiyordu zaten. Özellikle benim olduğum kısımlarda bir uyku bastırıyordu kıza. Bana sıkıcı, bunaltıcı ve gereksiz adam gözüyle bakıyor. Zalim gız.
Ben takıntılı aşığım. Çok seviyorum, hem de çok. Tam kalbim geldi ok. Anlayacağınız okçuyum.
İnanılmaz savunma mekanizmalarım var. Freud bu zamanda olsaydı benimle özel olarak ilgilenirdi. İnkar ediyor, suçu başkalarına atıyor, sevdiğim gıza laf etmek ve onunla ilgili kendime soru sormaktansa sinirlenip başkasını pataklamayı seçiyorum.
Kitabın en çelişkili karakteriyim. Bkz: Halid’in zaafı Şazi. Adam aşık olmuş. Şaka gibi. Ah Tanrım, buna dayanamam.

Bir an sonra…

Şazi’yi o canavardan kurtarmalıyım, canı tehlikede.

Kocaman bir saray düşünün. Hükümdarların Hükümdarı orada yaşıyor. Herkesin nefret ettiği ama korktuğu bir yönetici. Yani öyle böyle güvenli değildir, anlarsınız ya? Etrafı askerlerle dolu. Bölgenin en iyi 2 silahşoru o sarayda yaşıyor. Onlardan bir tık aşağıda olan 2 meşhur komutan ve onlarca, yüzlerce asker demiş miydim? Heh, ben onların ruhu duymadan HATUN’un (adamlar Türk çıktı, iyi mi? dsjdfkjfkj) odasına girip onunla kaçamak dakikalar yaşayabilecek kadar yetenekliyim. Bu durumda en’ler sıralaması değişir ama kimin umurunda? Ah lanet olsun, Şazi’yi seviyorum.

En iyi silahşor ile karşılaşmamı Büşra size anlatsın: Tarık elinde ok ile sahneye girer. En iyi silahşor ve stratejist (bu kelime tekrarları sizi bunaltıyorsa kitabı okuyun, görürsünüz tekrarı. İngilizce’nin -re- eki ile ne alıp veremediği var yazarın çözemedim) Rajput karşısındadır. Kılıcını çeker ve gülerek OKA doğru yaklaşır. Çünkü şeye güveniyordur: Oku atamaz. Ve vurulur. Okuyucu şaşkındır: Hani senin beynin? Hani strateji? Hani en iyi??? Yazar konuyu değiştirir. Bu arada Şazi vurulan dostuna göz ucuyla bile bakmayıp odadan çıkar, okuyucu bunu da görmezden gelemez. Sadık, cesur, iyi kalpli Şazi??? Kalbin nerde canım? Yazar ilerlemeye devam eder.

İşte karakterler böyle. Ay daha da anlatamayacağım ya, bence kitabı neden sevmediğimi, neden acılar içinde okuduğumu anladınız. Uzun lafın kısası kısmına geçiyorum. Gördüğüm en saçma ve detayları en korkunç kitaplardan biriydi. Bir gün ikinci kitap pdf olarak düşerse sırf böyle eğlenerek yorum yapmak için okurum, başka sebeple değil. Feyre ve onun öyküsünden sonra daha kötüsünü okuyamam bu yıl diyordum ama büyük konuşmamak lazım. Ciddi anlamda Feyre’yi aratan bir karakter, kurgu ve akıcılıktı. Sana verdiğim 2 puanı alnının teriyle aldığını anladın mı şimdi Feyre?

Kitabı kat’i surette tavsiye etmiyorum. Hem sevmedim hem beğenmedim hem de okurken yıl – dım. Bir Kore dizisinde adı bana hep komik gelen ve okunuşu Yulgun olan biri vardı. Okurken ben oydum galiba.

Sevgiler, saygılar.
Önce şunu söylemem gerekiyor. Bu kitabın türü "uyarlama" / "retelling". Yani eski bir hikayenin yeni bir versiyonu. O yüzden "Bu kitap Binbir Gece Masallarını anımsatıyor." diyerek orijinal olmadığını ya da okunmaması gerektiğini savunan bir yorum görürseniz o yorumu okumayın.

Çünkü kitap Binbir Gece Masalları'nın yeni versiyonu. Yazar eserinde bu hikayeden esinlenmiş ve yeni bir kurgu oluşturmuş.

İyi ki de yazmış.

Kitabı bitirdiğim için pişmanım ama okumasam daha da pişman olurdum. Uzun süre elimde gezdiremeyeceğim bir kitaptı. Bazı kitaplar böyledir. Hem hemen okuyup bitirmek istersin, hem de hiç bitmesin istersin. İşte Gazap ve Şafak benim için tam olarak böyle bir kitaptı.

Şehrazad, benim kitaplarda görmek istediğim bir kadın karakter. Hatta şu zamana kadar okuduğum kitaplar içindeki en güçlü kadın karakter diyebilirim. Mantıklı yaklaşımı, kendisini hemen bırakmaması, hem güçlü hem de duygusal, cesaretli bir kadın olması... Her kitapta kendisinden bir tane görmek isterim. İnsan gerçekten böyle karakterleri okumak istiyor.

Halid, katı görünen ama naif bir adam. Canavar olarak lanse edilen bir karakter öyle güzel bir şekilde işleniyor ki Halid'e aşık olmamak elde değil. Yazar gerçekten muhteşem bir dil kullanmış. Tüm erkekler Halid'in önünde diz çökmeli. Diyeceklerim bu kadar.

Karakterleri bana sevdiren yazarın kendisi olduğunu düşünüyorum. Yan karakterleri bile sevdim. Tarık'a bile pek sıcak yaklaşmasam da öyle düşman da değilim. Tüm karakterlerin kendilerine göre nedenleri var. Nedenleri de sonuçları doğuruyor. Hiçbir kitapta kendimi karakterlere bu kadar yakın hissettiğimi hatırlamıyorum. Yazar karakterleri çok gerçekçi oluşturmuş. Harika gerçekten harika. İçimden bir ses ikinci kitapta yan karakterleri biraz daha fazla göreceğimi söylüyor. Kitap öyle bir ilerliyor ki ister istemez yan karakterlere neler olduğunu da merak ediyorsunuz.

Şehrazad ve Halid'in aşkının çok naif olduğuna şahit olmak da kalbimi ısıtıyor. Öyle sakin, sabırla, insanın içine işleye işleye o aşkı oluşturdular ki hatırladıkça duygulanıyorum. Hiçbir şey birden olmadı. İnsan okurken hiç sıkılmıyor. "Ehhh bunlar da aşık olamadı gitti." demiyor insan. Aşk zaten bana göre yavaş yavaş olması gereken bir şey. Halid ve Şehrazad, sevgi duvarlarını sağlam tuğlalarla oluşturdular. Artık o sevgiyi kimsenin bozabileceğini sanmıyorum.

Daha çok fazla şey yazmak isterdim ama ne yazsam kitabın hakkını verebileceğimi sanmıyorum. O yüzden yorumumu burada bitiriyorum.

Gazap ve Şafak, kesinlikle bu türleri sevenlerin başucu kitabı olmalı.
Birçok booktuberın tavsiyesi olduğu için okudum ve gerçekten hiç pişman değilim. Kitap Şehrazat'ın Halid'i öldürmek için girdiği sarayda ona aşık olmasını ve onun sırlarını ortaya çıkarmasını konu alıyor. Şehrazat ile Halid'in aşkını çok beğendim. O kadar güzeldi ki... Ama sanırım en sevdiğim karakter Despina oldu. Despina'nın gerçekten zeki ve iyi gözlemci olduğunu düşünüyorum. Kitabın içerisinde birçok terim var. Ben ne yazık ki arka sayfadaki terimceye bakmadan okudum kitabı ama buna rağmen gerçekten beğendiğim bir kitap oldu. Okumanızı şiddetle tavsiye ederim.
Sanırım okuduğum en iyi uyarlama kitaptı. Binbir gece masalları ve alaiddin'in sihirli lambası karışımı, oldukça güzel yazılmış, akıcı şahane bir kitaptı. Kendinizi gerçekten İran'a vahalarda hissediyorsunuz. Seriyi devam kitabıyla birlikte almam isabetli olmuş hemen diğer kitaba geçiyorum :) Şehrazad ah sen nasıl bir hatunsun :)) umarım filmi veya dizisi çekilir.. Yazara, kocaman alkış ;)
Halid...
En etkileyici kahramanlardan biri.
Halid'in Sehrazad'a asik olacagini biliyordum, kitabın temasından dolayı. Ama bu denli bir sey beklemiyordum. Şehrazad ile biz de Halid'i tanıdık, anladık, sevdik.
Halid her gün bir baska kızla evlenip gunes daha dogmadan o kızın canını aliyordu. Tanricilik oynadiğini dusunuyordum. Anti kahraman havasindaydi kitabin ilk sayfalarinda. Tabiiki bu sebeple sevdigim bir karakterdi. Yine de feminizm duygularim agır basıyordu zaman zaman. Cünkü neden kadın? Ama her şeyin nedenini oğrenince ön yargım, ona ördügüm duvarlar tuz buz oldu. Yıkıldı. Halid'in çaresizligini görünce, onun kalbinin kıriklıgı benim de kalbimi kırdı.

Ve Sehrazad okudugum en zeki kadin karakterlerden. Halid'in kurbanlarından biri Sehrazad'ın yakin arkadasiydi. Sehrazad intikam icin ölümü göze almisti. Kendi istegiyle celladına gitti. Ve bu Halid'i de sasirtti. Fakat Sehrazad'in verdigi zeki ve strateji kokan cevaplar ölümünü erteledi. Ama Sehrazad, Halid'in kalbini gördü. Gercegi gördü. Bu sebeple buyuk bir devinim yasadi Sehrazad, Haliďe dogru.

Ikisini de cok sevdim. Yan karakterleri hic sevmedim, ısınamadım. Özellikle Tarik..

Aslinda kitap distopya olarak tanimlansa da fantastik ogeler vardı.

Kitabın dünyasina girmekte acikcasi başlarda zorlandim. Ama ilk kitapti ve 2. Kitaba zemin hazirlamisti yazar. Son 100 sayfa beni bayaa tatmin etti.

Kitabın cok guzel bir konusu var. Yazarın mekan tasvirleri oldukça basarili. Kaliteli bir kitap. Son sayfalardaki macera beni soluksuz bırakti. Halid'den bir kez daha etkilendim.

Kitabin kapagında ki yorum ve o yorumun sahibEsi bana bu kitabi aldirdi. Marie Lu.. Onemli isim. Önemli referans.
Selaaaaam ‍️.
Çok mükemmel bir kitapla geldiiim ‍️.
Bu kitabın beğeneni çok ama beğenmeyeni de bir o kadar çok.
Ben çok beğendim. .
İlk başlarda biraz sıkıldım konu ağır ilerliyor gibiydi.
Ama yüzüncü sayfasından sonra nasıl bitirdim anlamadım.
Beni kendine kilitledi .
Şehrezad bir intikam için girdi saraya.
Aşkını ailesini arkasında bıraktı tek bir amacı vardı Horasan Halifesi Halid bin el-Reşit’ in karısı olmak ve o canavarı öldürmek.
Ama olayların tepetaklak olacağını düşünemedi.
Bu kadar bilinmezliğe bu kadar öldürücü sırra rağmen karşısında ki canavara bir şey hissetmemeye çalışmak gittikçe zorlaşıyordu.
Çünkü onunla ilgili detaylarda saklı olan gerçekler yüzüne vurmaya başlamıştı.
Neden evlendiği tüm kadınları şafak vaktinde öldürüyordu?!
Ve neden kuzeni de kurban olmuştu?!
Ne olursa olsun intikamını alıcaktı her şeye rağmen.
Peki alabildi mi ?!
Çok sürükleyici bir aşk hikayesine hazır olun .‍️.
Yazarın bizde çevrilen ilk kitabı olan Gazap ve Şafak, başta bende tereddüde sebep olsa da şimdi bana sorsanız: okuduğuna pişman mısın diye… Aslaaaa derim. Kitabın anlatımının sıkacağını ve konunun ağır işleyeceğini düşünerek başladım ama hiç beklediğim gibi çıkmadı iyi ki de çıkmadı.
Cani bir katil tarafından yönetilen bir diyarda, her şafak bir başka aileye kalp acısı getirmektedir. On sekiz yaşındaki Horasan Halifesi Halid her gece yeni bir eş almakta ancak sabaha kalmadan gencecik kızların hayatına son vermektedir. Can dostu, Halid’in kurbanlarından biri olan Şehrazad, intikam almaya yemin eder ve gönüllü olarak Halid’e gelin gider. Sadece hayatta kalmaya değil, halifenin dehşet saçtığı hükümdarlığı yerle bir etmeye de kararlıdır. Şehrazad her gece bir masal okuyarak daha uzun yaşar. Aşk ise hiç beklenmedik bir zamanda ortaya çıkıyor. Bir yanda vicdanının sesi bir yanda kalbinin sesi Şeharazad bu ikilem içinden ancak bu gizemli ölümlerin gerçek sebebini öğrenmesiyle biraz da olsa rahatlayabileceğini düşünüyor.
Eveet bu yılı Gazap ve Şafak ile bitiriyorumm.. Pegasus yayınlarının yeni serilerine başlayıp devamı gelmeyince hüsrana uğradığımdan genelde okumamaya çalışıyordum ama yine dayanamadım işte. Serinin ikinci kitabı da umarım 2018 yılının ilk ayında çıkar diyorum. Herkese sağlıklı, mutlu, huzurlu ve çıkmayı beklediğimiz tüm kitapların çıktığı yeni bir yıl diliyorum
Kitaba çok büyük beklentilerle başladım ama ilk sayfalar biraz hayal kırıklığıydı. İlerledikçe kitap akıcı olmaya başladı ama sonu böyle bitmemeliydi. 2.kitabı çoook merak ediyorum!
Çünkü sen olmak bu demek. Sınır tanımamak. Yaptığı her şey de sınırsız olmak.
Ama kaçınılmaz son bu. Seni daha önce olmadığı kadar güldüren, hiç olmadığı kadar ağlatan biriyle tanışınca... Yapacak başka şeyin kalmıyor.
"Ben hep bir erkeğin, yaptıklarıyla değerlendirilmesi gerekiğini düşünürüm, başkalarının söyledikleriyle değil..."
Renee Ahdieh
Sayfa 211 - Pegasus Yayınları
Tebai'de küçük bir kızken anneme cennetin ne olduğunu sormuştum. O da, 'Aşkla dolu bir kalp', demişti. Tabii bunu duyunca cehennemin ne olduğunu da sordum. O da gözlerime bakıp, 'Aşksız bir kalp,' dedi.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gazap ve Şafak
Alt başlık:
The Wrath and the Dawn Serisi 1
Baskı tarihi:
Temmuz 2017
Sayfa sayısı:
392
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052992456
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Wrath and the Dawn
Çeviri:
Dilan Toplu
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
New York Times Çoksatanı

Indie Next Listesi Seçkisi, 2015

Amazon En İyi Gençlik Romanı, 2015

New York Halk Kütüphanesi En İyi Gençlik Romanı, 2015

Seventeen Magazine En İyi Roman, 2015

Yalsa En İyi Gençlik Romanı, 2016

Her Şafakta Bir Hayat…

Cani bir katil tarafından yönetilen bir diyarda, her şafak bir başka aileye kalp acısı getirmektedir. On sekiz yaşındaki Horasan Halifesi Halid her gece yeni bir eş almakta ancak sabaha kalmadan gencecik kadınların hayatına son vermektedir. Can dostu, Halid’in kurbanlarından biri olan Şehrazad, intikam almaya yemin eder ve gönüllü olarak Halid’e gelin gider. Sadece hayatta kalmaya değil, halifenin dehşet saçtığı hükümdarlığı yerle bir etmeye de kararlıdır.

Şehrazad zekâsı ve azmi sayesinde her gece Halid’in aklını çelip büyüleyici hikâyeler anlatarak hayatta kalmayı başarsa da bir sorun vardır: Genç kız can dostunu öldüren katile günbegün âşık olmaktadır. Üstelik bu mermer ve taştan sarayda hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığını anlamaya başlamıştır. Şehrazad, zalim çocuk hükümdarın genç kızları neden öldürdüğünü ortaya çıkarmaya ve bu döngüye bir son vermeye karar verir…

“Taht Oyunları’nın heyecanı Binbir Gece Masalları’nın aşk hikâyesiyle kesişiyor…”

- US Weekly

“Sayfalar elinizden akıp giderken kendinizi altın rengi sıcak kumların üstüne kurulmuş serin mermer avlularda, baharatlı içeceğinizi yudumlar halde bulursanız şaşırmayın. Büyüleyici bir hikâye. Tıpkı benim gibi siz de âşık olacaksınız.”

- Marie Lu, Efsane ve Genç Elitler’in New York Times çoksatan yazarı

“Hayaller kurduracak kadar romantik, bağımlılık yapacak kadar heyecan dolu.”

- Kirkus Reviews

“Capcanlı bir hayal gücüyle kaleme alınmış güçlü karakterler sayesinde her sayfa entrika ve aşk dolu.”

- Publishers Weekly

“Bu kitap bir peri masalı. Kendi başına bir klasik olmayı hak ediyor.”

- VOYA

“Siyasi entrikalar ve isyan arka planı oluştururken sadakat, yakıcı romantizm ve zorlu çöl kentindeki büyülü olaylarla kurulmuş bir öykü.”

- Booklist

“Zengin Ortadoğu kültürü, yazarın yarattığı dünyaya pek çok detay katmış… Gençlerin gönlünü fethedecek.”

- School Library Journal

“Merak uyandırıcı bir kitap. Yazar, Binbir Gece Masalları’nı farklı bir açıdan yeniden kurguluyor.”

- Shelf Awareness

Kitabı okuyanlar 89 okur

  • Efe İbrahim Atasoy
  • Özge K.
  • Nuray~
  • İkbal Kara
  • Hatice Yücel
  • Gamz£
  • Eymen Gültekin
  • Merve
  • Hazal
  • Meryem

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%4
14-17 Yaş
%20
18-24 Yaş
%52
25-34 Yaş
%24
35-44 Yaş
%0
45-54 Yaş
%0
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%98.4
Erkek
%0

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%35.3 (24)
9
%29.4 (20)
8
%19.1 (13)
7
%2.9 (2)
6
%7.4 (5)
5
%1.5 (1)
4
%1.5 (1)
3
%1.5 (1)
2
%0
1
%1.5 (1)