Geç Gelen Ağıtlar

·
Okunma
·
Beğeni
·
1224
Gösterim
Adı:
Geç Gelen Ağıtlar
Baskı tarihi:
Ekim 2002
Sayfa sayısı:
84
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799758467609
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş Yayınları
Baskılar:
Geç Gelen Ağıtlar
Geç Gelen Ağıtlar
Geç Gelen Ağıtlar
Camın üzerinden geçip
Ayışığında bir an durdu-
Başımı kaldırdığımda
Artık yoktu.
Yarın
Bulurum
Biryerlerde.
93 syf.
Ben
bu
ya

şek
lin
den
hiç
bir
şey
ANLAMADIM ...

Şiir...
Söylenmesi ne kadar kolay bir kelime değil mi? Tek nefeste çıkıyor insanın ağzından. Peki ya aynı şekilde tek nefeste de yazılabilir mi dersiniz bir şiir? Diyelim ki yazıldı, ona şiir demeye diliniz varır mı sizin?
Benim varmaz.

Nedir şiir?
Nasıl olmalıdır?
En güzel nasıl yazılır?
diye sorsam belki de cevap veren sayısı kadar farklı tarifler atılır ortaya. Herkes kendi edebiyat anlayışına göre tanımlar yapar, güzel anlayışını yansıtır, estetik zevkine göre yorumlarda bulunur. Peki tanımı bile tek bir cümleyle kısıtlandırılamıyorken, tek bir kalıba sığdırmak mümkün müdür şiiri?

Bir kalıba sığdırmak bence şiirin mantığına ters, mümkün değil ama bir tanım yapmada da mahsur yoktur umarım diye düşünerek ufak bir tanım da ben ekleyeceğim.

Şiir kelimesi Arapça'da şe'a'ra kökünden gelir, yaygın olarak "hissetmek" ve "anlamak" manalarında kullanılır. Yani hissedilerek okunan, yazılan şeydir.
Bu yüzdendir ki şiirde yapıdan önce her zaman bir yaşantı arıyorum. Ufacık bir yaşantı sezdiğimde ise birden şiirin içinde buluyorum kendimi. "Hissediyorum". Mısralar elimden tutup beni bir şiir sokağında gezintiye çıkarıyor sanki. Ruhum besleniyor o esnada. Bundan dolayı da en değer verdiğim kitap türüdür. Yapısal olarak ise ister nesir şeklinde olsun, ister dörtlük, isterse beyitler halinde; yaşantıyı hissettiğim an bunların hiç birisi gözüme gelmez. Ancak bu kitapta ilk kez şöyle bir şey yaşadım, alt alta yazılmış heceleri yan yana getirip cümleler oluşturmaya çalışırken, şiirdeki manadan uzaklaştım ve tek odak noktam hecelerden cümle kurmak oldu.

Kitabın yarıdan fazlası şu şekilde şiirlerden oluşuyor.
"Al
dan
ma
dan
al
dat
ma
dan
ne
ne
re
de
n "

Sıra dışı bir teknik olduğu için kimilerinin çok hoşuna gitmiş olabilir, ancak ben gerçekten okumakta çok zorlandım ve okuduğum cümleleri ikişer üçer defa okumak zorunda kaldım ki anlamlandırabilmek için. Zor bir yazım şekli olduğunu düşünüyorum ve hoşlanmadım. Kelimeleri tek tek alt alta dizerek yazılan şiir türlerinden bile hoşlanmazken hecelerin bu şekilde yazımı beni çok yordu. Şiirlerdeki içerik hakkında da yorum belirtmek isterdim ama yazı şeklinin beni anlamdan kopardığı için ona yorum yapamayacağım. Okuyacak olanlara kolaylıklar dilerim.

Şunu da eklemek istiyorum, Aruoba'nın elimdeki diğer kitaplarında böyle bir yazı türüne rastlamadım, yalnızca bu kitabında bu denli yoğun olduğunu gördüm. Farklı bir tarzı var, yalnızca göz gezdirmeme rağmen diğer kitapları oldukça ilgimi çekti. Okunmaya değer bir isim olduğunu düşünüyorum. Okumak isteyenlere başka kitaplarından başlamalarını tavsiye ederim.
Keyifli okumalar...
104 syf.
·1 günde
Ben
Şim
di
ne
oku
dum?
Duma
du
ma
dum!

Oruç Aruoba’nın şiirleri olduğuna inanamayarak okuduğum bir şiir kitabı! Üslup seçiminde başarılı olma, içeriğin zengin olması, özgünlüğü yakalamak isteği derken şiirden başkalaşmış bir eser ortaya çıkmış. “Anlayamıyorsak başarılıdır, anlaşılmayan şiir iyi şiirdir!” algısıyla hareket edenlerin keyifle okuyacağı apaçık ortada.
93 syf.
·1 günde·7/10
Oruç Aruoba ile tanıştığım ilk kitabı. Sabah okumaya başladım, bu akşam bitti. 2 parçada okunabilecek bir kitap. Fakat benim tercihim, bu tarz kitapları vakit buldukça -bazen 5 dakika olur bazen 1 saat- açıp açıp tekrar tekrar okumak. O mısraları tekrar yaşamak.

Oruç Aruoba'nın daha önce şiirlerine rastlamıştım. Ve fazlasıyla beğenmiştim. 5-6 kelimelik şiirlerinin içinde boğulmuştum. Tekrar tekrar okuyup içinden derin anlamlar çıkartıyorken bulmuştum kendimi. Bu kitabında, önceden okuduğum o satırları kadar yoğun duygular yaşayamadım. Galiba "İle", "De ki İşte", "Yakın" gibi diğer eserlerini de okumam gerekiyor.

Şunu da söylemek gerek. Genelde okuduğumuzun, alışılagelmişin dışında bir üslubu, yazım şekli var. O sebeple ilk başta bir "ne oluyoruz ya" havası yaşatıyor okuyucuda. Felsefeci ve akademisyen olmasıyla alakalı bir durum olsa gerek. İçinde olan birkaç şiir var ki beni defalarca kez düşünmeye itti. Bazı şiirler vardır okuduğunuzda derin bir duygu yaşarsınız ve anlatılmak istenen şey size saniyeler içinde yansır. Bu öyle değil işte. En azından benim için öyle olmadı. Okudum. Hissettim. Ve içinde farklı anlamlar buldum. Sonra tekrar okudum. Hissettim. Ve yine bir anlam peşinde buldum kendimi. O açıdan benim hoşuma gitti.

"Nasıl da çabucak git
ti
bit
kiler doya
madan
şimdi aydınlık
cılız pembeler
de
renk
siz

orada
in
ce
ci
k

ge
ce
ge
l
se

se
n."
65 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Mephisto'dan çıkan Aralık 1994 tarihli baskıyı okudum toplam 65 sayfaydı. Yazarın okuduğum ilk kitabı. Nietzsche çevirileri olduğunu da öğrendim. Akşam başlayıp bitirdim kısa dizelerde vardı dörtlüklerde okuduklarım arasında. Kısaca bu kadar, başka bir kitabını okumayı düşünüyorum.
104 syf.
·6/10
bu ay benim şiire doyduğum bir ay oldu diyebilirim. Aslında hepbirlikte söyleyebiliriz evet modum gereği bu ay şiire sardım. Bildiğin şiir yorumluyorum çıkarımlar yapıyorum falan ya şaka gibi. Kendine gel CÜCÜ şiir yorumluyorum dedim ya şiirden anlamayan biri için yorumlamanın sonuna bu kitapla geldim galiba. Ya ben anlamadım bu yazarın kalemini belki de kendimi veremedim ama geri dönüp baktığımda altını çizdiğim beni etkileyen bir yer göremedim. O yüzden tavsiye ederim falan demeyecem sizden tavsiye isteyecem. Bu yazarın önerdiğiniz bir kitabı var mı????? .
93 syf.
·2 günde
Kütüphane'de şöyle karıştırayım diyerek okumaya başladığım ve yazarla tanıştığım ilk kitabıdır. Sanırım bundan sonra yazarın diğer kitaplarını da okuyacağım. Çünkü yazarın alışılagelmişin dışında bir üslubu olup ayrıca kullandığı yazım şekli kendine has bir yazım şeklidir.Şiirlerini okudum duygularını hissettim yazarın.Her şiirinin içinde farklı anlamlar buldum sanki..
Genel olarak değerlendirilirse,Kitap 93 sayfadan oluşup, 2 parçada okunabilecek bir kitap. Beğenerek bir solukta okudum ama bence böyle kitapları günlük 10 dakika ayırarak edebi anlamda vitamin takviyesi şeklinde okumak lazım..
İyi okumalar..
Şimdi bir acılı özlemde yaşayacaksın
Orada ne kadar yağmur yağarsa yağsın
Silik yüzünde gülümseme ıslanmayacak
Burada iki sevgili yürek arasındasın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Geç Gelen Ağıtlar
Baskı tarihi:
Ekim 2002
Sayfa sayısı:
84
Format:
Karton kapak
ISBN:
9799758467609
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altıkırkbeş Yayınları
Baskılar:
Geç Gelen Ağıtlar
Geç Gelen Ağıtlar
Geç Gelen Ağıtlar
Camın üzerinden geçip
Ayışığında bir an durdu-
Başımı kaldırdığımda
Artık yoktu.
Yarın
Bulurum
Biryerlerde.

Kitabı okuyanlar 140 okur

  • Semih Alsancak
  • Melisa Koşucu

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0