·
Okunma
·
Beğeni
·
3.596
Gösterim
Adı:
Gece Gelen Ölüm
Baskı tarihi:
1970
Sayfa sayısı:
201
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar Yayınevi
285 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Irak’ta çalışan arkeoloji ekibi büyük bir bilmece ile karşı karşıya kalıyor. Ekip başkanın cinayete giden güzel karısı ve tabii ki bu cinayeti gün ışığına çıkaracak tek isim; Hercule Poirot.

Karantinanın ilk günleriydi ve okuyacak bir şey kalmamıştı. Bu kitabı kıyıda köşede buldum. Daha önce agatha christie okumadığım için çok pişman oldum. Polisiye filmlerimi hep çok sevmişimdir artık polisiye kitaplarını da çok seviyorum. Hikayenin başında gerçekte kimseden şüphelenmemiştim. Katilin Ekip dışından süpriz bir isim olcağını düşünmüştüm. Büyük bir yanılgı! Yazar ters köşeyi çok iyi kullanmış. Çok sürükleyici ve akıcı. Karantinanın ilk günlerinde ilaç gibi geldi. Bitmesini hiç istemedim. Kesinlikle tavsiye ederim.
285 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10 puan
Irak'ta kazı yapan bir arkeoloji ekibi. Ekip başkanının cinayete kurban giden karısı güzel Louise. Katili ortaya çıkarmaya çalışan Hercule Poirot.
...
Yazar katilin kim olduğuna dair önemli bir ipucu vermiş aslında kitapta. O yüzden tahmin etmem zor olmadı fakat cinayetin işleniş şekli inanılmaz şaşırtıcıydı. Kitabın sonunda yazarın "Doğu Ekspresi'nde Cinayet" adlı romanına gönderme yapması hiç de eğreti durmamış. Kitabı çok çok beğendim, yazarın diğer romanlarını okumak için sabırsızlanıyorum.
...
Ayrıca okurken sıklıkla Ahmet Ümit'e ait Patasana romanı aklıma geldi. İkisini çok benzer buldum. Onda da olay Mezopotamya'da bir kazı ekibi etrafında gerçekleşiyordu. Sanırım Ahmet Ümit de Agatha'ya ait bu romanı oldukça beğenmiş. Farketmeden bir öneri de daha bulunmuş oldum.
...
Keyifli okumalar dilerim.
344 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10 puan
Agatha Christie'nin en iyi eserlerinden. Çok sürükleyici, tek seferde bile okuna bilir. Sonunu tahmin edemedim, çok şaşırtıcıydı, asla akla gelmiyor ne ola bileceği.
285 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Öncelikle benim Agatha Christie'nin okuduğum 5. kitabı. Bu gidişle Agatha Christie'nin tüm eserlerini hiç sıkılmadan okuyabileceğimi düşünüyorum...
Yine her zaman olduğu gibi oldukça akıcı ve bir o kadar heyecanlı bir anlatıma sahip. Kitap içerisinde ilgisiz geçişlerin ya da çok sıkıcı olarak nitelendirebileceğimiz anlatımların olmadığını düşünüyorum. Ben her zaman olduğu gibi katili yine tahmin edemedim (Kitap içerisinde katilin bu kişi olabileceği ihtimali üzerinde duruluyor elbette ama benim demek istediğim bu katilin o kişi yerine geçebileceği ihtimalini vermemiştim). Sonu bir o kadar heyecanlı ve şaşırtıcı oldu.
Normal şartlarda kitabın diğer yarısını ertesi gün okumayı düşünüyordum fakat heyecan içerisinde elimden bırakamadığım için hepsini bitirdim.
Kitabın genel olarak hangi olayı ele aldığı hakkındaki içeriğini "Tanıtım Bülteninden (kitabın arka kapağından)" öğrenebilirsiniz. Keyifli okumalar...

Spoiler olmaması adına burada daha fazla detaya girmedim.. Eğer merak ederseniz bu kitap için, "yazmış olduğum, detaylı özet ve alıntılara" buradan ulaşabilirsiniz;
https://github.com/...t_Agatha_Christie.md
285 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Agatha Christie'nin çok bilinmediğini düşündüğüm özel eserlerinden biri. Sanırım kronolojik olarak Doğu Ekspresi'nde Cinayet'in hemen öncesinde yaşanan bir cinayeti anlattığını öğreniyoruz kitabın sonunda. Dedektifimiz yine Hercule Poirot. Sonu oldukça iyi tasarlanmış ve yine şaşırtıcı. Katili bulamadığım romanlarından biri oldu. Basit düşünmek gerekiyor. Kitap tam metin diye biliyorum ama bazı şeyler havada kalmış gibi. İpuçları ve çözüme giden yol ise çok iyi tasarlanmış. Çok sevdim.
228 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10 puan
20. Agatha Christie romanından herkese selamlar. Hercule Poirot ile her zaman olduğu gibi güzel bir maceraya atılıyoruz. Ayrıca isim karışıklığı olmaması açısından romanın Gece Gelen Ölüm adıyla da bir çevirisinin bulunduğunu belirtmeliyiz. Mezopotamya’da Cinayet romanı aslında güzel anlatılır ki bunun sebebi ikinci eşi Max Mallowan ile birlikte Irak’ta bir arkeoloji kampına gerçekten de gitmiş olmalarıdır. Bizde arkeoloji kampında nasıl yaşanır, neler yapılır, neler hissedilir epey ayrıntılı okuyacağız tabi.
Olaylar Hemşire Amy Heran (Leaheran) ağzından anlatılır. Ekip başkanı olan Eric Leidner’in eşi Louisa önce aldığı tehdit mektupları ardından da başına vurulan bir cisimle öldürülür. Olay ve anlatılışına göre kamptakilerin hiçbirinini bu cinayeti işleyecek fırsatı olmamıştır. İngiliz yönetiminde bulunan Irak’da yerel polis cinayeti aydınlatamayınca olaya Hercule Poirot da dahil edilir. Bunun akabinde tam kendisine yardım edecek, olayları çözmeye yaklaşan bir kamp görevlisi de ‘asitli su’ ile öldürülür. Hercule Poirot burada devreye girecek ayrıca bu cinayetlerin arasında kendine pay çıkarmaya çalışan biri de eserlerin kopyasını çıkarıp çalmaya başlar. Poirot tabii ikisini de halledecektir ama hem baya tasvir, hem anlatım hem de olaylar oldukça hoşunuza gidecek cinsten.
Keyifli okumalar diliyorum..
285 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Okuduğum ilk Agatha Christie romanıydı.Başlangıçta kitap beni pek sarmadı hatta yarım bırakmayı düşündüm ancak olayların gelişmeye başlamasıyla kitabı okumaya devam ettim.Olaylar çok sıradanmış gibi görünsede altında gizlenen gerçekler çok zekice planlanmıştı.Dili sade ve akıcıydı.Beğendiğim kitaplardan biri oldu.
285 syf.
·10/10 puan
Daha önce Agatha Christie'den başlangıç olarak Sonsuz Gece romanını okumuş ve çok beğenememiştim.Sizden gelen öneriler ile de Doğu Ekspresi'nde Cinayet ya da On Küçük Zenci kitaplarından birine başlamak istiyordum ama ikisini de kütüphane de bulamayınca bu kitabını aldım.Mezopotamya’da Cinayet bir hemşirenin gittiği bir konakta gerçekleşen bir cinayeti anlatıyor.Hemşirenin konağa gitme nedeni ise Mezopotamya’da arkeolog olan bir adamın karısının hasta olmasından kaynaklanıyor.Anlatıcımız olan hemşireden bu konakta ikamet etmesini ve Bayan Leidner’e(hasta olan kadın)göz kulak olması isteniyor.Aslında kadının fiziksel değil ama psikoljik olarak bir rahatsızlığı var.Bayan Leidner sürekli birilerinin kendisini gözlediğini ve öldürmeye çalıştığını düşünüyor.Kitabın başında da bu kadın ölüyor ve hemşire ile Bay Leidner kadının ani ölümünün gizemini çözmeye çalışıyorlar.Mezopotomya’da Cinayet tam da beklentimi karşılayan,yazardan asıl istediğim verimi alabildiğim bir kitap oldu.Önceki yorumlarımda da belirttiğim gibi cinayet romanlarında isteğim şey cinayetin kitabın başında gerçekleşmesi ve benim de yazar ile beraber adım adım cinayeti çözmek yönünde oluyor.Bu romanda da tam istediğim gibi cinayet daha kitabın başında gerçekleşti ve ben de kitap boyunca kafamda şüpheli listesi oluşturup durdum.Gelgelelim ki bütün o kafamda kurguladığım katillerin hiçbiri kitabın sonunda çıkan katil ile aynı değildi.Hiç beklemediğim biri katil çıkınca kitaba olan beğenim bir kat daha arttı ve son sayfayı da okuyup katili öğrendiğimde büyük bir şok yaşadım. Bu kitap Agatha Christie okumaya başlamak için ideal eserlerden biri olabilir.Bu kitabı ile yazarın kalemine olan beğenim biraz daha arttığı için diğer ay da yine kütüphaneden bir kitabını temin edip okumayı düşünüyorum.Sizin favori Agatha Christie kitabınınız hangisi?
285 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Irak hassenieh kentinde yaşanan esrarengiz bir cinayeti anlatan kitap. Bir arkeolog ve kazı ekibi olan 5 arkadaşı. Karısını delice seven bir adam.Aklını kaçırdığını zanneden sevgi dolu bir eş ve bu kadına yardımcı olması için ewe getirilen bir hemşire. Yaşanan enteresan olaylar. Olaylar sıra halinde düzgün bir dille anlatılmış. Merakla okunan bir kitap.
285 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10 puan
Agahta Cristie sevenler burada mı? Arada cinayet ya da gerilim tarzında bir kitap okumak iyi oluyor. Okumalarım hızlanıyor. Kitabın konusuna gelince :Hemşire Amy Leatheran, son işi için Irak'ın Hassanieh kentindeki bir kazı alanına gider. Görevi ünlü arkeolog Doktor Leidner'ın güzel eşi Louise ile ilgilenmektir. Kazı ekibinin üzerindeki gergin hava Leatheran'ın gözünden kaçmaz. Bu gerginliğin sebebinin Louise ile ilgili olduğundan emindir.

Louise korkunç halüsinasyonların pençesinde kıvranırken sinirleri oldukça yıpranır. Kadın bir şeyden ya da birilerinden korkuyor gibidir. Ama kimden ve neden? Tehdit mektupları alan Louise bir gün odasında ölü bulunur. Gizemli ve karanlık geçmişi olan kadını kim öldürmüş olabilirdi? Kazı ekibinden biri mi? Yoksa geçmişinden biri mi?
.
.
Yine katili tahmin edemedim. Yazar ters köşe yapmış. Kurgu hoşuma gitti. Ancak benim en çok hoşuma giden nokta son sayfadaki "Bismillahirrahmanirahim" 'Esirgeyen ve bağışlayan Allah'ın adıyla...' diye bitmesiydi.
285 syf.
·3 günde·10/10 puan
Merhaba :) Agatha’dan harika bir kitap daha okudum en sevdiklerimin arasına eklendi. Melek Kaya öncülüğündeki #gerimgerimgeriliyoruz grubumda bu ay okumak için #mezopotamyadacinayet i tercih ettim :) Kitabın anlatıcısı bir hemşire, bu yüzden kitabı almıştım. Kitap Irak’ta geçiyor eski adıyla Mezopotamya bölgesinde. Ünlü arkeolog Doktor Leidner karısının sanrıları ve korkuları olduğunu söyler ve Hemşire Amy’yi karısıyla ilgilenmesi için işe alır. Arkeoloğun karısı da arkeoloji ekibiyle birlikte kazı alanının oradaki evde birlikte kalır. Evde çok kişi var, arkeologlar, peder, uşaklar, mimar vs.

Hemşire Amy eve gitmeden önce de bazı dedikodular duyar. Louise’in çok güzel olduğunu ve ilgi çekmeye çalıştığını söylerler. Ayrıca ekibin arasında bir gerilim olduğunu da belirtirler. Hâlbuki önceden çok iyi anlaşırlarmış, Louise de onlarla kaldıkça aralarını açmış, böyle ifade ederler. Amy evdekileri tanımaya başlar, onun düşüncelerini ve olayları okuyoruz. Amy’nin gelişinden 1 hafta sonra Louise öldürülür.



Cinayet silahı ortada yoktur ve evin de tek kapısı vardır, uşaklar veya diğerleri görmeden yabancı birinin eve girmesi olanaksızdır. Bu cinayeti ilginç kılan da bunlar. Polisler olayı gelip araştırır, neyse ki Poirot da yakınlardadır ve gelip bu sıra dışı cinayeti inceler. Hemşire Amy de ona yardım eder ve onun araştırmasının büyük bölümüne tanık olur. Evde cidden çok kişi var ve bu bazen kafa karışıklığı yapıyor kim kimdir bilemiyorsunuz. Ama o kadar merakla okudum ki, ruhsal olarak çok bunaldığım şu zamanda çok iyi geldi.

Poirot gelir gelmez herkesle ortak konuşur sonra da ayrı ayrı Louise’i nasıl tanımladıklarını öğrenir. Louise hayran kalınacak kadar güzel, zeki, nazik, ilgiyi seven, gücü elinde tutmaya bayılan bir kadın. Çoğu zaman insanları etkisi altına alıyor. Poirot bu cinayetin onun karakteriyle ilişkisi olduğunu söyler. Katilin dışardan kimseye görünmeden gelmesi çok zordur hatta imkansız. O yüzden evdekilerden birinin cinayeti işlediğini daha ilk günden vurgular. Ama tabi başka teoriler de vardır.

Evdekilerin çoğu kadını hem seviyor hem nefret ediyor. Bazıları rahatlıyor onun ölmesine. Louise çok acayip biriymiş gerçekten. Agatha’nın oluşturduğu karakterler çok iyi, hepsinde insanların temel özelliklerini görebiliyoruz. Cinayetin işleniş şekli ve katilin bunu nasıl yaptığı da çok ilginç bence, kurguya bayıldım :) Anlatım dili samimi, hem taraflı hem tarafsız düşüncelerle dolu, olayları tüm detayıyla aktaran bir tarzda. Amy Hem olayların içinde hem de dışında, bu da anlatım tarzını güzelleştirmiş. Arkeolojik bir alanda olmaları da kitaba farklılık katmıştı. Kaldıkları evin şeması da kitapta mevcut :)

Ben çok severek okudum unutulmaz kitaplardan birisi bence. Poirot’un her şeyi dikkatle inceleyip en sonda anlatmasını seviyorum çok güzel oluyor o kısımları okumak. Ayrıca Poirot’un bundan sonra Doğu ekspresine bindiği ve cinayeti çözdüğü yazılmış. Doğu Ekspresinde Cinayet kitabından bahsediyor, onu da lisedeyken okumuştum çok iyiydi :)

Siz bu kitabı okudunuz mu? Okumayı düşünür müsünüz?

İNSTAGRAM: Mahmut Divanİ_DİYARLAR
BLOG: https://farklidiyarlarayolculuk.blogspot.com
285 syf.
·158 günde·Beğendi·9/10 puan
Agatha Christie'den muhteşem bir şölen daha. Kitap bizi Irak'ta bir kazı ekibinin çalışmalarına ve buradaki yaşadıkları olaylara götürüyor. Doktor Leidner, güzel eşi Bayan Leidner için bir hemşire tutar çünkü kadın bilinmeyen bir sinir ve stres içindedir birilerinin kendisini öldüreceğinden korkmaktadır. Hemşire Leatheran geldiğinde kadını ve insanları gözlemler, kuşkularında çok da haksız olmadığını anlar. Nitekim Bayan Leidner bir süre sonra gizemli bir şekilde öldürülür ve Hercule Poirot olay yerine Mısır'dan gelir. İnsanlar ile görüşüp olayı kişilerin psikolojisini araştırırken Bayan Leidner'in ölümü son olmayacaktır.
"Onun Sherlock Holmes gibi - uzun boylu,ince ve zeki yüzlü biri olacağını hayal etmiştim. Tabii ki bir yabancı olduğunu biliyordum ama bu denli yabancı olacağını sanmıyordum."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gece Gelen Ölüm
Baskı tarihi:
1970
Sayfa sayısı:
201
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar Yayınevi

Kitabı okuyanlar 441 okur

  • H. Kübra

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0