Geceyarısı Çocukları

·
Okunma
·
Beğeni
·
3472
Gösterim
Adı:
Geceyarısı Çocukları
Baskı tarihi:
Haziran 2010
Sayfa sayısı:
492
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422765
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Midnight's Children
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Geceyarısı Çocukları
Geceyarısı Çocukları
1981'de Booker, 1982'de James Tait Black, daha sonra da 25 yılın Booker ödüllü kitapları arasında birincilik anlamına gelen Booker of Bookers ödülünü alan Geceyarısı Çocukları, 20. yüzyılın en iyi 100 romanı arasında sayılıyor.

Kahramanımız Salim Sina 15 Ağustos 1947'de, tam geceyarısı dünyaya gelir: Aynı anda Hindistan bağımsızlığına kavuşmuştur. O gece büyülü güçlere sahip yüzlerce çocuk doğar. Cadı Parvati, Tokmak Dizli Şiva ve niceleri... Yeni doğan bir ulusun emekleme çağı, ergenlik sancıları, yetişkinleşme çabaları ile tam geceyarısı doğan bu çocukların maceraları gerçek anlamda içiçe geçmiştir.

"Uzaklığından ötürü geçmiş somut ve anlamlı görünür, oysa bugüne yaklaştıkça her şey gitgide daha inanılmaz görünmeye başlar," diyor Salman Rushdie, "kendinizi büyük bir sinemada farzedin, önce en arka sırada oturuyorsunuz, sonra sıra sıra öne doğru ilerleyip neredeyse burnunuzu dayıyorsunuz perdeye. Oyuncuların yüzleri ağır ağır oynaşan zerrelere dönüşüyor; küçük ayrıntılar devasa boyutlara ulaşıyor, yanılsama çözülüyor - daha doğrusu yanılsamanın kendisinin gerçeklik olduğu ortaya çıkıyor." Geceyarısı Çocukları'nı anlatacak en iyi ifade de bu: Düşle hakikat, gizemle büyü, fantaziyle tarihsel olgu arasında ustalıkla örülmüş bir anlatı...
704 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
AMA DOKTOR! O NE BURUN ÖYLE?!!
Böyle bir aşk hikayesiyle karşılaştığınızı düşünmüyorum. Ya da üzerinde on beş santimlik bir delik olan çarşafın büyüsü mü demek lazım acaba? :)

O küçücük delikten hastasını muayene etmek zorunda kalan bir doktorun garip halleri. "Ah migreni tutsa da yüzünü görebilsem.." diye iç çekişleri.
Tanımak ya da tanınmak için her gün kendinden bir parçayı gösteren ya da gören insanlar. Her gün ruhunun bir parçasını sunan kadınlar..

Zaman kavramı değişken, bilinçakışı yöntemiyle yazılmış ve bu yüzden çok severek okudum belki de.

Ama yer Hindistan.
Slogan tanıdık ;
"Keşmir, Keşmirlilerindir!!"
Areka ceviziyle, çatni turşusuyla, baharat kokan sokaklarıyla, binbir çeşit inanışı içinde yeşerten yapısıyla Hindistan.

190 yıl süren İngiltere sömürüsünün sonunda, 1947 yılında bağımsızlığına kavuşan bir ülke.

Ayaklanmaların başlatılmasının sebebi ise askerlerin kullandıkları tüfeklere ait fişeklerin, domuz ve inek yağıyla yağlanması.

İşte bu noktada, benzer ya da ortak hassasiyetlerin nasıl bir kıvılcıma dönüşüp, başta Hindu ve Müslüman olan insanları birleştirme gücüne sahip olduğunu görüyoruz.

Tabi bu sadece buz dağının üst kısmı. Ve Mahatma Gandhi.. Bağımsızlık hareketinin öncüsü. Hala özgürlük deyince aklımıza gelebilecek evrensel isimlerden birisi. Pasif direnişin babası.

Tarihle harmanlanan hikayemize dönersek ; babaanne evrende kaybolan bir kadın. Bir örümcek gibi kendini kuytu bir köşeye mahkum etmiş. Kızlarının rüyalarını bile kontrol etmeye çalışacak kadar tutucu bir kadın. Aslında kahramanların çoğu normal değil bu kitapta.

Doktor bir dede. Çocuklarına ve torunlarına bıraktığı en büyük mirası burnu. Onun burnuyla başlıyor her şey.

Önce namaz kılarken Keşmir toprağına mı çarpıyor, yoksa inançla inançsızlık arasında mı kalıyor belli değil.

Burnundan akan kan ve gözyaşları, elmas ve yakut olunca mı benliği kabarıyor, yoksa öncesinde de mi öyle, o da belli değil.

Ve yazarımızın kendine benzeyen kahramanı Salim. M.A. Cinnah 'ın, Müslüman bir ulusun doğacağını ilan ettiği gece doğan bir çocuk. İnsanların iç seslerini okuyabiliyor.
Melek miydi onunla konuşan, bilmiyor.
Oysa babası, artık onların sustuğunu söylemişti.
Gerçek miydi?
Ya da gerçeklik, nereden baktığınıza bağlı değil miydi?
Geçmiş, anlamlı ; gelecek, öylesine inanılmaz görünürken..

Saat gece yarısını vurduğunda, dünya uykudayken, Hindistan hayata ve özgürlüğe uyanıyor.
Bastırılmış, susturulmuş insanlar yeniden konuşmaya başlıyor. Babaları tarih, ülkeleri rüya olan insanlar bunlar.

Bir zamanlar sergilenen kolektif kurguda, para ve Tanrı boy ölçüşebilirken sadece, Hindistan ; özgür Hindistan oluyor artık.

Peki ya göbek bağımızdan içimize sızanlar? Annemizin, babamızın, dedemizin ; söyledikleri, yaptıkları, korktukları ve belki de kehanetleri. Hepsi miras kalıyor bize.

Bu kitapta, tarihle kişilerin özel hayatları iç içe anlatılmış. Görünen ve yaşanılan şeyin arkasındaki fon, gerçekçi ve etkileyici.

Salman Rushdie, Hindistan 'da yasaklanan, öldürülmesi için ferman çıkarılan bir yazardır. Ve okurken, din, dil, inanç sistemi, hatta ten rengine kadar tam bir etnik örgü saracak sizi.

Nadir Han' dan Emine 'ye
Ahmet Sina' dan Aliye 'ye
Hanif' den Mian Abdullah 'a, çok farklı karakterlerle karşılaşmak hoşunuza gidecek.
En önemlisi, gerçekle kurgunun bir arada yer aldığı, farklı ve derin bir iklime götürecek sizi.

Kafasının dışında sorunlar, içinde mucizeler olan çocuklarla tanışacaksınız.

Keyifli okumalar.. :)
704 syf.
·Beğendi·9/10
Büyülü Gerçekçiliğin en yoğun eserlerinden biri olan Geceyarısı Çocukları sürükleyici bir kitap dersem yanlış olur.Ancak bu elbette iyi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Kuşak kuşak, katman katman anlatılan hikayede başrol Hindistan.Hindistanın bağımsızlığı ile aynı anda doğan çocukların hikayesi; büyülü olaylar,siyasal eleştiriler, sıradan halkın hayat zorlukları, kast sistemi ve günlük yaşamdaki hurafeler ile perçinleniyor. Özel güçleri olan bu çocuklar ve hikaye içindeki hikayeler/masallar yer yer heyecanlandırıp, yer yer durağanlaşıyor.
İçeriği dolu olan bu eser oldukça hacimli.Yazarın diline alışmak ilk başlarda zor olsada benim sevdiğim bir eser oldu.
Ayrıca üstüne Hindistan tarihini ve mitolojisi araştırıp pek çok şey öğrendim.Okursanız sizin de Hint kültürüne kayıtsız kalacağınızı düşünmüyorum.
704 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitabın benim okuduğum nüshasının kapağında Hindistan'da çok yaygın olan bir posterin resmi vardır: Shiva, Vishnu ve onların çocuğu fil-başlı tanrı Ganesha. Kitabı açınca Hindistan'ın arka sokaklarını da en güzel şehri olan Bombay ya da asıl adıyla söyleyecek olursak Mumbadevi'yi de bulacağım hiç aklıma gelmezdi. Kendisine bir açıdan bakarsak lanet bir açıdan bakarsak nimet olarak bahşedilmiş bir özellikle yaşamaya çalışan bir çocuğun maceraları da cabası.
704 syf.
·8/10
Hindistan'ın bağımsızlığa kavuştuğu gün ve anda olağanüstü yeteneklerle dünyaya gelen 1001 çocuğun konu edildiği fantastik,tarih kokan bir eser. İndira Gandhi’nin rejimine de göndermeler yapıyor.Başlangıçta yavaş ilerleyen bir yapısı var,fakat hikayenin kahramanları kafanızda oturduğunda rahat ilerleyeceğiniz bir kitap.
704 syf.
Hayatımda okuduğum en anlatımı boğucu kitap.
Yazar "bana göre", yazmamış ,adeta sayıklamış. Sanki ona bir ilham gelmiş, o da hiç durmadan,durup düşünmeden,durup düzeltmeden olduğu gibi aklına gelen cümleleri art arda sıralamış.
Karakterleri sıkıcı, onların tekrar tekrar ortaya getirilişleri sıkıcı...
Çeviriden okumuş olmaktı belki de en büyük sıkıntı bilemiyorum.
Bu kitap beni ne anlatımı ne de kurgu ve karakterleri ile bir türlü içine alamadı.
%16 (112/704)
·Puan vermedi
Salman Rüşdi 'nin tarzi genelde fantastik, mitolojik, din ve bilim kurgu kitaplarıdır.  Müslümanların pek sevmediği hatta İslami örgütler arasında öldürülmesi için ferman çıkarılan bir yazar olmasından belki oldukça ilgimi çekiyor
Bu kitap Hindistan 'ın bağımsızlığının ilan edildiği gece doğan 1001 çocuktan birinin hikayesini anlatıyor.
704 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Bilen bilir, çok az kitaba tam puan veririm ben ve bu kitaba vereceğim hiç bir puan ne kadar beğendiğimi anlatmaya yetmez. Salman Rushdie'nin daha önce Öfke kitabını okumuştum ve beğenmiştim ama bu kitap bambaşka. Salman Rushdie okunması zor bir yazar. Çok yoğun yazıyor. Yazıları uzun araştırmaların, çalışmaların ürünü. Uzun uzun düşünülerek yazıldığı belli. Kolayca, çabucak okuyamıyorsunuz, yavaş yavaş sindire sindire gitmeniz gerekiyor. Ancak bu çabaya da değiyor. İşte edebiyat bu diyorsunuz. Ağzınızda çok güzel, nadide bir tat kalıyor. Geceyarısı Çocukları da bu alanda zirve bence.
O kadar guzel akıyor ki, büyülü gerçekliğin de etkisiyle kendinizi Hindistan'da anlam veremediğiniz bir dünyada buluyorsunuz. Ait olmadığınız bir dünyada bir ailenin de kimlik arayışına şahit oluşuyorsunuz. Onlarla birlikte aidiyetlerinizi sorguluyorsunuz. Tarihe şahitlik ederken, zamanda yolculuğa çıkıyorsunuz.
704 syf.
·24 günde·7/10
Hindistan tarihi ve kültürü hakkında merak uyandıran ve farklı bir anlatıma sahip olan romanda Salim Sina hayatını Hindistan'ın tarihine bağlayarak anlatır. Konu oldukça ilginç fakat konu dışında verilen fazlaca detayın dikkati dağıttığını ve kitabı gereğinden fazla uzattığını düşününüyorum. Diğer geceyarısı çocuklarının hayatlarından bir kısım anlatım da beklemedim değil kitap sonuna kadar. Tabiki bunlar kitabı beğenmeme ve yazarın diğer kitaplarını merak etmeme engel olmadı. Gerçek olduğu kadar fantastik bu eser için keyifli okumalar dilerim:)
492 syf.
·Beğendi·8/10
İlk defa bir kitabı okurken kendimi tül bir perde arkasında buğulu tütsü kokulu bir mekanda hissettim. Duygusal, acımasız derecede duygusuz, kinayeli mizahı ile, acımasız gerçekçiliği, alaycı çocukçuluğu ve acılar örten naifliğiyle Salim Sina’nın otobiyografisi. Ne kadarı gerçek hiç anlayamıyorsunuz. Hindistan’ın bağımsızlığı, bölünmesi siyasi ve toplumsal bozulmaların yansımaları bir hayat üzerinden tasvir edilmiş. Okuması çok kolay olmada da Yazarın emeklerine sağlık.
704 syf.
·17 günde·Beğendi·8/10
Birbiri içerisine geçmiş onlarca küçük hikaye bir araya geliyor. Hem Hint tarihini hem de günlik yaşayışını bir arada anlatıyor. Gabriel Marquez' in büyülü gerçeklilik akımının Hint versiyonunu Salman Rushdie yapmış.
704 syf.
·Beğendi·9/10
Salman RushdıeGECEYARISI
ÇOCUKLARI
1981’de Booker Ödülü,1993’te Booker of Bookers ve 2008’de Best of The Booker ödüllerini almış yazar Geceyarısı Çocukları adlı bu romanıyla.
Yazarla tanışma kitabım oldu ve iki kitabını daha edindim. Öyle bir an ki tarihte eşine ender rastlanır,eskiden yeniye adım attığımız;bir devrin kapandığı;uzun zamandır bastırılmış bir ulusun ruhunun konuşmaya başladığı an... 15 Ağustos 1947 tarihinde,saatler tam gece yarısını gösterdiğinde dünyaya gelen Salim Sina ve onunla birlikte doğan,birbirleriyle telepati kurabilen bin çocuk Hindistan’da dünyaya gelir.Ve aynı saatlerde Hindistan’da bağımsızlığını ilan eder.
Geceyarısı doğan bu çocukların hepsinin insanüstü yetenekleri vardır.Kitabın baş kahramanı Salim Sina tehlikeleri koku alma duyusuyla sezme yeteneğine sahip,karşındaki insanın düşüncelerini okuyabilmekte.

Kitapta Yeniden doğan Hindistan’la beraber Salim Sinan’ın büyümesini okuyoruz.Hindistan’ın yaşam şekli,coğrafyası,ekonomisi ve siyaseti hakkında epey bir bilgi sahibi oluyor okuyucu dip notlarla da gerekli açıklamalarda bulunulmuş.
Bazı kitaplar insanı içine hapseder ya bu kitapta her ne kadar geçen ay başlayıp yeni bitirmiş olsamda beni içine hapsetti.Hindistanın mistik yapısını ve yaşam şeklini kahramanlarıyla birlikte yaşamış kadar oldum.Anlatımında din ve felsefe,siyaseti birlikte harmanlanmasıyla heyecan hiç düşmedi.

Bu arada okumuş olduğum 160 ve 161. Sayfalardaki Hintlilerin sevgi tanrısı Krişna hep mavi tenli resmedilir.İnançlar arası köprü olur mavi.Hem mavi nötr bir renktir.Hz İsa’nın renginin mavi olması...Gibi okuduğum paragraflar beni kitabın RENGİNE götürdü. Geceyarısı çocuklarının ayrıcalıkları ve lanetleri Çağlar’ının hem efendileri hem de kurbanları olmaktır, kendilerinden vazgeçip kalabalıkların imha edici girdabına çekilmek ve yaşarken bulamadıkları huzuru ölürken de bulamamaktır.
514 syf.
·70 günde·3/10
Kitap içerik olarak zengindi ancak ben oldukça sıkıcı buldum, bitirmekte baya zorlandım. Bunda kitabı elimde uzun süre tutmuş olmamın da etkisi olabilir.
Dünya aşk hikayeleriyle doludur, bütün aşıklar da bir bakıma kendilerinden öncekilerin vücut değiştirmiş halleridir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Geceyarısı Çocukları
Baskı tarihi:
Haziran 2010
Sayfa sayısı:
492
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789753422765
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Midnight's Children
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Metis Yayınları
Baskılar:
Geceyarısı Çocukları
Geceyarısı Çocukları
1981'de Booker, 1982'de James Tait Black, daha sonra da 25 yılın Booker ödüllü kitapları arasında birincilik anlamına gelen Booker of Bookers ödülünü alan Geceyarısı Çocukları, 20. yüzyılın en iyi 100 romanı arasında sayılıyor.

Kahramanımız Salim Sina 15 Ağustos 1947'de, tam geceyarısı dünyaya gelir: Aynı anda Hindistan bağımsızlığına kavuşmuştur. O gece büyülü güçlere sahip yüzlerce çocuk doğar. Cadı Parvati, Tokmak Dizli Şiva ve niceleri... Yeni doğan bir ulusun emekleme çağı, ergenlik sancıları, yetişkinleşme çabaları ile tam geceyarısı doğan bu çocukların maceraları gerçek anlamda içiçe geçmiştir.

"Uzaklığından ötürü geçmiş somut ve anlamlı görünür, oysa bugüne yaklaştıkça her şey gitgide daha inanılmaz görünmeye başlar," diyor Salman Rushdie, "kendinizi büyük bir sinemada farzedin, önce en arka sırada oturuyorsunuz, sonra sıra sıra öne doğru ilerleyip neredeyse burnunuzu dayıyorsunuz perdeye. Oyuncuların yüzleri ağır ağır oynaşan zerrelere dönüşüyor; küçük ayrıntılar devasa boyutlara ulaşıyor, yanılsama çözülüyor - daha doğrusu yanılsamanın kendisinin gerçeklik olduğu ortaya çıkıyor." Geceyarısı Çocukları'nı anlatacak en iyi ifade de bu: Düşle hakikat, gizemle büyü, fantaziyle tarihsel olgu arasında ustalıkla örülmüş bir anlatı...

Kitabı okuyanlar 137 okur

  • Fatma Samanci
  • piktobet
  • Evren Özel
  • Abdurrahman
  • Mırco
  • Ayşe Kılıç
  • Hacer

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%3.4 (2)
7
%1.7 (1)
6
%0
5
%0
4
%0
3
%1.7 (1)
2
%0
1
%0