Geceyarısı Çocukları

·
Okunma
·
Beğeni
·
4.740
Gösterim
Adı:
Geceyarısı Çocukları
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
704
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750734410
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Midnight's Children
Çeviri:
Aslı Biçen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Geceyarısı Çocukları
Geceyarısı Çocukları
Salman Rushdie, bugüne kadar pek çok ödüle layık görülen, ülkesinin gerçeğinden beslenerek evrensele açılan eserleriyle çağdaş edebiyatın en önemli temsilcilerinden biri.

Anlatacak öyle çok hikâye var ki, bir sürü, birbirine geçmiş bir hayatlar olaylar mucizeler yerler rivayetler bolluğu, olanaksızla olağanın son derece yoğun bir karışımı! Ben bir hayat yutucusuyum ve beni tanımak için, bir tek beni tanımak için sizin de bütün hepsini yutmanız lazım.

15 Ağustos 1947, geceyarısı saat on ikide, Hindistan’ın bağımsızlığının ilan edildiği anda dünyaya gelen Salim Sina, basında ilgi odağı olup Başbakan Nehru tarafından kutlanır. Ancak bu tesadüf, kahramanımız için beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. Zira kendisi gibi aynı saat doğmuş bin çocukla telepati kurmak ve tehlikeleri koku alma duyusuyla sezmek yetenekleri bahşedilmiştir kendisine. Bu yolla içinden çıkılmaz bir biçimde ülkesinin tarihine bağlanan Salim, zaman içinde yol aldıkça modern Hindistan’ın zaferlerine, felaketlerine, trajedilerine ve büyük çelişkilerine ayna olur.
704 syf.
AMA DOKTOR! O NE BURUN ÖYLE?!!
Böyle bir aşk hikayesiyle karşılaştığınızı düşünmüyorum. Ya da üzerinde on beş santimlik bir delik olan çarşafın büyüsü mü demek lazım acaba? :)

O küçücük delikten hastasını muayene etmek zorunda kalan bir doktorun garip halleri. "Ah migreni tutsa da yüzünü görebilsem.." diye iç çekişleri.
Tanımak ya da tanınmak için her gün kendinden bir parçayı gösteren ya da gören insanlar. Her gün ruhunun bir parçasını sunan kadınlar..

Zaman kavramı değişken, bilinçakışı yöntemiyle yazılmış ve bu yüzden çok severek okudum belki de.

Ama yer Hindistan.
Slogan tanıdık ;
"Keşmir, Keşmirlilerindir!!"
Areka ceviziyle, çatni turşusuyla, baharat kokan sokaklarıyla, binbir çeşit inanışı içinde yeşerten yapısıyla Hindistan.

190 yıl süren İngiltere sömürüsünün sonunda, 1947 yılında bağımsızlığına kavuşan bir ülke.

Ayaklanmaların başlatılmasının sebebi ise askerlerin kullandıkları tüfeklere ait fişeklerin, domuz ve inek yağıyla yağlanması.

İşte bu noktada, benzer ya da ortak hassasiyetlerin nasıl bir kıvılcıma dönüşüp, başta Hindu ve Müslüman olan insanları birleştirme gücüne sahip olduğunu görüyoruz.

Tabi bu sadece buz dağının üst kısmı. Ve Mahatma Gandhi.. Bağımsızlık hareketinin öncüsü. Hala özgürlük deyince aklımıza gelebilecek evrensel isimlerden birisi. Pasif direnişin babası.

Tarihle harmanlanan hikayemize dönersek ; babaanne evrende kaybolan bir kadın. Bir örümcek gibi kendini kuytu bir köşeye mahkum etmiş. Kızlarının rüyalarını bile kontrol etmeye çalışacak kadar tutucu bir kadın. Aslında kahramanların çoğu normal değil bu kitapta.

Doktor bir dede. Çocuklarına ve torunlarına bıraktığı en büyük mirası burnu. Onun burnuyla başlıyor her şey.

Önce namaz kılarken Keşmir toprağına mı çarpıyor, yoksa inançla inançsızlık arasında mı kalıyor belli değil.

Burnundan akan kan ve gözyaşları, elmas ve yakut olunca mı benliği kabarıyor, yoksa öncesinde de mi öyle, o da belli değil.

Ve yazarımızın kendine benzeyen kahramanı Salim. M.A. Cinnah 'ın, Müslüman bir ulusun doğacağını ilan ettiği gece doğan bir çocuk. İnsanların iç seslerini okuyabiliyor.
Melek miydi onunla konuşan, bilmiyor.
Oysa babası, artık onların sustuğunu söylemişti.
Gerçek miydi?
Ya da gerçeklik, nereden baktığınıza bağlı değil miydi?
Geçmiş, anlamlı ; gelecek, öylesine inanılmaz görünürken..

Saat gece yarısını vurduğunda, dünya uykudayken, Hindistan hayata ve özgürlüğe uyanıyor.
Bastırılmış, susturulmuş insanlar yeniden konuşmaya başlıyor. Babaları tarih, ülkeleri rüya olan insanlar bunlar.

Bir zamanlar sergilenen kolektif kurguda, para ve Tanrı boy ölçüşebilirken sadece, Hindistan ; özgür Hindistan oluyor artık.

Peki ya göbek bağımızdan içimize sızanlar? Annemizin, babamızın, dedemizin ; söyledikleri, yaptıkları, korktukları ve belki de kehanetleri. Hepsi miras kalıyor bize.

Bu kitapta, tarihle kişilerin özel hayatları iç içe anlatılmış. Görünen ve yaşanılan şeyin arkasındaki fon, gerçekçi ve etkileyici.

Salman Rushdie, Hindistan 'da yasaklanan, öldürülmesi için ferman çıkarılan bir yazardır. Ve okurken, din, dil, inanç sistemi, hatta ten rengine kadar tam bir etnik örgü saracak sizi.

Nadir Han' dan Emine 'ye
Ahmet Sina' dan Aliye 'ye
Hanif' den Mian Abdullah 'a, çok farklı karakterlerle karşılaşmak hoşunuza gidecek.
En önemlisi, gerçekle kurgunun bir arada yer aldığı, farklı ve derin bir iklime götürecek sizi.

Kafasının dışında sorunlar, içinde mucizeler olan çocuklarla tanışacaksınız.

Keyifli okumalar.. :)
704 syf.
·39 günde·9/10
Salman Ruşti adını ilk defa doksanların başında Şeytan Ayetleri kitabının yazarı olarak duymuştum. Hakkında ölüm fetvası verilen, tüm dünyada büyük sonsasyonlara yol açan birisi olmuştu o dönemde. Aradan geçen uzun zamanda aklıma hiç gelmedi. Daha sonra okunacak kitaplar araştırırken Gece Yarısı Çocuklarına rastladım. Kitap hakkında birçok olumlu eleştiri vardı fakat daha da önemlisi yazarın Salman Ruşti olması beni bu kitabı okumaya itti. Hemen satın alıp okumaya başladım. Yedi yüz sayfalık kitap tabiri caizse elimden bırakmadan bir çırpıda bitti. Gerek hikayede geçen karakterin başından geçen bir birinden ilginç olaylar gerek yazarın bu olayları anlatırken kullandığı büyülü dil bana kitabı çok sevdirdi. Bir yandan yüz yıllık zaman diliminde Keşmir özelinde Hindistan ve Pakistan tarihi verirken diğer bir yandan da birçok fantastik olaya şahitlik ettim. Kısacası ben kitabı çok sevdim. Okumayanlara tavsiyem, geç kalmadan okunlar olacaktır.
704 syf.
·Beğendi·9/10
Büyülü Gerçekçiliğin en yoğun eserlerinden biri olan Geceyarısı Çocukları sürükleyici bir kitap dersem yanlış olur.Ancak bu elbette iyi olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Kuşak kuşak, katman katman anlatılan hikayede başrol Hindistan.Hindistanın bağımsızlığı ile aynı anda doğan çocukların hikayesi; büyülü olaylar,siyasal eleştiriler, sıradan halkın hayat zorlukları, kast sistemi ve günlük yaşamdaki hurafeler ile perçinleniyor. Özel güçleri olan bu çocuklar ve hikaye içindeki hikayeler/masallar yer yer heyecanlandırıp, yer yer durağanlaşıyor.
İçeriği dolu olan bu eser oldukça hacimli.Yazarın diline alışmak ilk başlarda zor olsada benim sevdiğim bir eser oldu.
Ayrıca üstüne Hindistan tarihini ve mitolojisi araştırıp pek çok şey öğrendim.Okursanız sizin de Hint kültürüne kayıtsız kalacağınızı düşünmüyorum.
704 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
salman rüşdü'nün ilk utanç romanını okumuştum.düşündüklerini yazıya dökerken kelime oyunlarını oldukça güzel yapıyor. Bazen cümleleri tekrar okuyabiliyorsunuz,diğer yazarlardan farkı bu bence.
yazar betimlemelerde öyle başarılı ki okurken kendinizi kaptırıp eserin içine giriyorsunuz, gülüyorsunuz, ağlıyorsunuz, şaşırıyorsunuz, ama her şeyden çok merak ediyorsunuz... son birkaç bölümü ve bitişi, beni iyi bir okuyucu olarak tatmin etmediyse de yine de kitabı sevdim... Gerek kişi gerek betimlemeleriyle insanı sarıp sarmalayan,felsefik yaklaşımlarıyla da okunması tatmin edici.
704 syf.
·Beğendi·9/10
Kitabın ana karakteri, Hindistan’ın bağımsızlığının ilan edildiği anda dünyaya gelen Salim Sina, basında ilgi odağı olur. Ancak bu tesadüf, kitabın kahramanı için beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. Zira kendisi gibi aynı saat doğmuş bin çocukla telepati kurmak ve tehlikeleri koku alma duyusuyla sezmek yetenekleri bahşedilmiştir kendisine. Bu haliyle kitap bir netflix dizisi olan sense 8’ e ilham kaynağı olmuş olabilir. Bu kitabı üniversite birinci sınıfta Diyarbakır’dan almıştım. Okumak oldukça zordu. Yazarın kitapları için Aziz Nesin’in bir tespitidir bu aynı zamanda. Özellikle şeytan ayetleri için yaklaşık olarak şöyle der Aziz Nesin, “Salman Rüşdi şeytan ayetlerini yazdığı için değil, bu şekilde yazdığı için eleştirilmelidir. “
704 syf.
·Beğendi·10/10
Bu kitabın benim okuduğum nüshasının kapağında Hindistan'da çok yaygın olan bir posterin resmi vardır: Shiva, Vishnu ve onların çocuğu fil-başlı tanrı Ganesha. Kitabı açınca Hindistan'ın arka sokaklarını da en güzel şehri olan Bombay ya da asıl adıyla söyleyecek olursak Mumbadevi'yi de bulacağım hiç aklıma gelmezdi. Kendisine bir açıdan bakarsak lanet bir açıdan bakarsak nimet olarak bahşedilmiş bir özellikle yaşamaya çalışan bir çocuğun maceraları da cabası.
704 syf.
·8/10
Hindistan'ın bağımsızlığa kavuştuğu gün ve anda olağanüstü yeteneklerle dünyaya gelen 1001 çocuğun konu edildiği fantastik,tarih kokan bir eser. İndira Gandhi’nin rejimine de göndermeler yapıyor.Başlangıçta yavaş ilerleyen bir yapısı var,fakat hikayenin kahramanları kafanızda oturduğunda rahat ilerleyeceğiniz bir kitap.
704 syf.
Hayatımda okuduğum en anlatımı boğucu kitap.
Yazar "bana göre", yazmamış ,adeta sayıklamış. Sanki ona bir ilham gelmiş, o da hiç durmadan,durup düşünmeden,durup düzeltmeden olduğu gibi aklına gelen cümleleri art arda sıralamış.
Karakterleri sıkıcı, onların tekrar tekrar ortaya getirilişleri sıkıcı...
Çeviriden okumuş olmaktı belki de en büyük sıkıntı bilemiyorum.
Bu kitap beni ne anlatımı ne de kurgu ve karakterleri ile bir türlü içine alamadı.
%16 (112/704)
·Puan vermedi
Salman Rüşdi 'nin tarzi genelde fantastik, mitolojik, din ve bilim kurgu kitaplarıdır.  Müslümanların pek sevmediği hatta İslami örgütler arasında öldürülmesi için ferman çıkarılan bir yazar olmasından belki oldukça ilgimi çekiyor
Bu kitap Hindistan 'ın bağımsızlığının ilan edildiği gece doğan 1001 çocuktan birinin hikayesini anlatıyor.
704 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
Henüz bitirmedim ama uzun zamandır okuduğum en iyi kitaplardan diyebilirim. Hindistan'ın bağımsızlığı ve ardından bölünüşü sürecinde bir ailenin birkaç nesil üzerinden başından geçenleri eğlenceli bir dille aktarıyor. Laurence Stern'in Tristram Shandy'sini çağrıştırıyor bu yöntemiyle. Gabriel Garcia Marquez sevenleri de memnun edecek bir kitap bana kalırsa. Kalınlığı göz korkutmasın, güzelliği korkutsun, hemen bitmesin diye idareli okuduğum kitaplardan.
704 syf.
·11 günde·Beğendi·8/10
Yer Hindistan
Slogan Tanıdık:” Keşmir, Keşmirlilerindir.”

190 yıl boyunca İngiltere sömürüsü altında olan ve 15 Ağustos 1947 yılında bağımsızlığına kavuşan Hindistan. Bu tarihte Hindistan bağımsızlığına kavuşurken binbir tane çocuk dünyaya gelir saatler geceyarısını bulurken. Bu çocuklar geceyarısına en yakın zamana göre daha güçlü, özel yeteneklerle dünyaya gelir. İşte bizim de başkahramanımız saatler tam sıfır sıfırda dünyaya gelen Salim Sina’dır. ( yoksa Şiva mı? Bunu okurken siz karar verirsiniz) Salim Sina, tehlikelerin kokusunu alma ( tabi o burunla alınmayacak hiçbir koku yoktur) ve insan düşüncelerini okuyabilme yetisine sahiptir( bir yandan nimet bir yandan da lanet diyebiliriz galiba bu yetilere.).Diğer geceyarısı çocuklarıyla birlikte telepati yapabilme ortak özellikleridir.
Kitabı okurken Salim Sina’nın doğduğu andan ölünceye kadarki süreçte Hindistan’ın kültürü, ekonomisi, coğrafyası, siyaseti hakkında geniş bir donanıma da sahip oluyoruz.
Büyülü gerçekçilik eserleri içersinde önemli bir kitap. Vaktiniz varsa (702sayfacık) bu kitabı okumanızı tavsiye ederim.
Keyifli okumalar
704 syf.
·13 günde·Beğendi·10/10
Bilen bilir, çok az kitaba tam puan veririm ben ve bu kitaba vereceğim hiç bir puan ne kadar beğendiğimi anlatmaya yetmez. Salman Rushdie'nin daha önce Öfke kitabını okumuştum ve beğenmiştim ama bu kitap bambaşka. Salman Rushdie okunması zor bir yazar. Çok yoğun yazıyor. Yazıları uzun araştırmaların, çalışmaların ürünü. Uzun uzun düşünülerek yazıldığı belli. Kolayca, çabucak okuyamıyorsunuz, yavaş yavaş sindire sindire gitmeniz gerekiyor. Ancak bu çabaya da değiyor. İşte edebiyat bu diyorsunuz. Ağzınızda çok güzel, nadide bir tat kalıyor. Geceyarısı Çocukları da bu alanda zirve bence.
O kadar guzel akıyor ki, büyülü gerçekliğin de etkisiyle kendinizi Hindistan'da anlam veremediğiniz bir dünyada buluyorsunuz. Ait olmadığınız bir dünyada bir ailenin de kimlik arayışına şahit oluşuyorsunuz. Onlarla birlikte aidiyetlerinizi sorguluyorsunuz. Tarihe şahitlik ederken, zamanda yolculuğa çıkıyorsunuz.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Geceyarısı Çocukları
Baskı tarihi:
Mart 2017
Sayfa sayısı:
704
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750734410
Kitabın türü:
Orijinal adı:
Midnight's Children
Çeviri:
Aslı Biçen
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
Baskılar:
Geceyarısı Çocukları
Geceyarısı Çocukları
Salman Rushdie, bugüne kadar pek çok ödüle layık görülen, ülkesinin gerçeğinden beslenerek evrensele açılan eserleriyle çağdaş edebiyatın en önemli temsilcilerinden biri.

Anlatacak öyle çok hikâye var ki, bir sürü, birbirine geçmiş bir hayatlar olaylar mucizeler yerler rivayetler bolluğu, olanaksızla olağanın son derece yoğun bir karışımı! Ben bir hayat yutucusuyum ve beni tanımak için, bir tek beni tanımak için sizin de bütün hepsini yutmanız lazım.

15 Ağustos 1947, geceyarısı saat on ikide, Hindistan’ın bağımsızlığının ilan edildiği anda dünyaya gelen Salim Sina, basında ilgi odağı olup Başbakan Nehru tarafından kutlanır. Ancak bu tesadüf, kahramanımız için beklenmedik sonuçlar doğuracaktır. Zira kendisi gibi aynı saat doğmuş bin çocukla telepati kurmak ve tehlikeleri koku alma duyusuyla sezmek yetenekleri bahşedilmiştir kendisine. Bu yolla içinden çıkılmaz bir biçimde ülkesinin tarihine bağlanan Salim, zaman içinde yol aldıkça modern Hindistan’ın zaferlerine, felaketlerine, trajedilerine ve büyük çelişkilerine ayna olur.

Kitabı okuyanlar 217 okur

  • Hüseyin Ünal
  • Eylül
  • Haydi
  • sita
  • Mustafa Kürşad
  • merküla
  • Mümin Nietzsche...
  • juniperina
  • necva bölücü
  • A. Umay  Çiçek

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%7
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%4.7
25-34 Yaş
%37.2
35-44 Yaş
%39.5
45-54 Yaş
%11.6
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%56.9
Erkek
%43.1

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%18.2 (16)
9
%31.8 (28)
8
%23.9 (21)
7
%5.7 (5)
6
%1.1 (1)
5
%3.4 (3)
4
%0
3
%2.3 (2)
2
%1.1 (1)
1
%0