Geçmiş Şimdi Gelecek

8,1/10  (57 Oy) · 
144 okunma  · 
49 beğeni  · 
1.653 gösterim
Hasan Ali Toptaş okurlarının uzun yıllardır arayıp da bulamadığı

iki öykü kitabı vardır: Bir Gülüşün Kimliği ve Yoklar Fısıltısı.

Otuz yıl sonra, Ölü Zaman Gezginleri’nde yer almayan bu öyküler, yeniden okurlarıyla buluşuyor. Toptaş’ın, acemiliğin A’sındayken kaleme aldığı öyküleri, “HAT yazısı”nın kökenlerine inmemiz, yolun ufkunu sezmemiz için bulunmaz nimetler...

“Varlığının bilincine varılsın ya da varılmasın, her insanın içinde bir orkestra vardır, diye düşünürüm ben. Vardır var olmasına da; kimisi şefini bulamadığı için insan ömrü boyunca bir tek nota çalamaz, kimisi de ilkel çalgılardan oluştuğu için insanı alıp bir yerlere götüremez.”

“İçimdeki Orkestra”, Bir Gülüşün Kimliği

“Yaşadıkları kadar düşünüyorlardı artık ve tanrı hızla mevsim resimleri çiziyordu dışarıda; insanları her tabloda kullanıyor, yüzleri ancak kendisinin okuyabileceği çizgilerle dolduruyordu.”

“Ak Saçlı Çılgındılar”, Yoklar Fısıltısı
  • Baskı Tarihi:
    Mayıs 2016
  • Sayfa Sayısı:
    112
  • ISBN:
    9786051850023
  • Yayınevi:
    Everest Yayıncılık
  • Kitabın Türü:
Serpil Ağ 
07 Şub 2017 · Kitabı okudu · 12 günde · Beğendi · 10/10 puan

" Geçmiş Şimdi Gelecek " yazarı tanımak adına temin etmeme rağmen, bir türlü okumak için fırsat yaratamadığım ama Hakan Bey'in düzenlemiş olduğu etkinlik vasıtasıyla okumaya öncelik vermiş olduğum bir kitap.
Eser: Bir gülüşün kimliği, Yoklar Fısıltısı, Ölü Zaman Gezginleri adı altında üç ana bölümden ve bu bölümlerde sırasıyla; on iki, altı ve bir hikâyeden oluşmaktadır.
Hikâyeler içerisinde kullanılan kelimelerde çeşitlilik ve hissedilen derin anlam ilk etapta göze çarpan bir özellik. Bazı yazarlar yazıların da, okura yazınca mutlu olduklarını hissettirirler. Ama bu kitapta yazar, görselde okura yazdığını ama aslında okura değil, bir nevi kendisini, hayatı yada yaşanmışlıkları sorguladığını vurgular nitelikte.
Her ne kadar yazar hakkında kesin bir yargıya varma hususunda yetersiz kalsam da, kelimeler arasında kullandığı üslubun ahengi müthiş. Bir tek kelime alabildiğince artarak çoğalmış.
Ama yazarı tanımak adına almış olduğum kitap seçimin de, hatalı davrandığımın kanısına vardım. Çünkü, kitapla aramda etkili bir bağ kurulmadı. Başlarda iyi giden okuma seyrim, ortalarda iyice boğularak tıkandı. Kitabı yarım bırakmamak adına, araya başka kitaplar ilâve ederek zor da olsa bitirebildim.
Kim bilir, belki de hikâyelerde anlatılanlardı beni karamsarlığa sokan. Çünkü belirsizliklerle harmanlanmış kitaplar, üzerimde onarılmaz yaralar açmakta. Hikâyeleri okuyunca etkilenmemek, duyarsız kalabilmek ne mümkün! Anlatım yalın ve bir o kadar da düşündürücü. Hikâyeleri okurken yoğunlukla hissettiğim his; yazar " Ben anlatıyorum bu okudukların kurgu ama bir gün sende tek başına kalacak ve kurguda anlatılanlar senin de başına gelecek. " der, gibi yansıtmış okura.
Yazar hakkında bilgi araştırırken, bazı okurların yazım tarzını, Kafka'nın yazım tarzına benzettiklerini okudum. Bana göre, kısmen belki ama genel anlamda iki yazar da birbirinden çok farklı. Hasan Ali Toptaş yazarken kendini kelimeler arasında kaybediyor. Öyle ki bir cümle üç, dört kelime ile ifade edilebilecekken satırlarca uzayıp gidiyor. Kafka ise yazarken kendi varlığını keşfediyor. Bunu da " Milena'ya Mektuplar " adlı eserinde "Aslında ben seni değil, bana senin aracılığınla bana armağan edilen varlığımı seviyorum." demesinden anlayabiliriz. Kafka yazarken kendini bulmanın ayırdında. Kısacası bence iki yazar, birbirinden çok farklı. Bana hangi yazarı seçersin derseniz ki, ben ısrarla Kafka derim. Tabii ki bu benim şahsi görüşüm. Ama bu ifade tarzım, Hasan Ali Toptaş'ın iyi olmadığı anlamına gelmesin! Hasan Ali Toptaş'ta iyi hatta iyinin de ötesinde harika bir yazar, ben her ne kadar kitapları arasında yanlış bir seçim yapmış olsam da. Ama ben bir Kafka hayranıyım.
Gerçek hayat bir yanılsamadan ibaret olsa da, Sevim Ak'ın " Vanilya Kokulu Mektuplar " adlı eserinin girizgâhında annesi Rabia Ak'a ithaf etmiş olduğu şu cümle ile yazıma son veriyorum sevgili okurlar...
" Yaşam bir aynadır, sen ona gülümsersen o da sana gülümser. "