Geçmişin KırıklarıBrittainy C. Cherry

·
Okunma
·
Beğeni
·
1.175
Gösterim
Adı:
Geçmişin Kırıkları
Alt başlık:
Elementler Serisi 1
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
360
ISBN:
9786055016999
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Air He Breathes
Çeviri:
Pınar Polat
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Beni Tristan Cole hakkında uyarmışlardı. "Ondan uzak dur," demişlerdi. "O bir pislik." "O duygusuz." "O yaralı."

Birisini dış görünüşüne göre yargılamak, Tristan'a bakıp bir canavar görmek kolaydı. Ama ben bunu yapamazdım. Onun içinde taşıdığı enkazı kabul etmeliydim çünkü benim içimde de bir enkaz vardı. İkimiz de yapayalnızdık. İkimiz de yanımızda olacak birini arıyorduk. Daha fazlasını arıyorduk. İkimiz de geçmişin kırık parçalarını bir araya getirmek istiyorduk. Belki o zaman nasıl nefes alındığını hatırlayabilirdik...

-"5 yıldız!"-
-Maryse's Book Blog-

-"Brittainy C. Cherry büyüleyici bir roman yazmış."
-Aestas Book Blog-

-"Asla unutamayacağım bir hikâye."-
-TotallyBooked Blog-
Bazen kırılırız ve parçalara bölünürüz hayat bizim için bitmiş gibi gelir atacağımız her adımda düşecekmişiz gibi olur bu yüzdende yürümek istemeyiz ve yürümeyi unuturuz zamanla, korkarız, küseriz ama öyle bir an gelir ki yada öyle biri girer ki hayatımıza bi bakmışız kırıklarımız toplanmış, parçalarımız birleşmiş ağır ağır da olsa adım atıyoruz, sanki yeniden dünyaya gelmiş gibi
sanki ilk kez nefes alıyormuş gibi.
Bu kitap ta insanın vaz geçmemesi gerektiğini ve her zaman bir yol olduğunu hiç birşeyin tesadüf olmadığını okuyacaksınız çok beğenerek okudum tavsiye ederim.
Brittainy C. Cherry'den okurların kalbine dokunacak,etkili bir roman.Yüreğimi kasıp kavurdu ve beni bambaşka diyarlarla,yaralı kalplerin çırpınışlarıyla ve daha nicesiyle tanıştırdı.Kocası öldükten sonra küçük kızı Emma ile yalnız başına kalan yaralı Elizabeth. Diğer tarafta yürekten aşık olduğu biricik eşini yitiren yaralı Tristan. Yazar,bu iki yaralının kaderlerini kesiştirince ortaya mükemmel bir aşk hikayesi doğuyor.Yüreğiniz bu kitabı okurken kelebek gibi kanat çırpıyor.Ha bir eksisi var o da gereksiz cinsellik.Ama kitabı mükemmel yapmayı engeller mi? Sanmam.

Benzer kitaplar

Kolay kolay ağlamam ağladım mı da salya sümük duramam dağıttı beni bu roman ömrüm olur da döner bakarsam ardıma okumak vardır bir daha aklımda ://
Geçmişin Kırıkları, paramparça olmuş iki insanın yollarının kesişmesinin hikayesi. Tristan ve Elizabeth’in birbirlerinin yaralarına merhem olmalarının anlatıldığı, hayatı kayıplarımıza rağmen devam ettirmemiz gerektiğini vurgulayan, samimi, sıcacık, hüzünlü,bir romandı. Okumanızı tavsiye ederim.
Başlarda gayet sıradan bir hikaye gibi başlıyor her şey. İki yaralı ruh, birbirlerinin yarasına merhem olur falan filan sanıyorsunuz. Aslında bir nevi öyle de oluyor ama yazar duyguları okuyucuya öyle güzel aktarmış ki bambaşka bir hikaye gibi geliyor size. Özellikle karakterler tanıştıktan sonra aralarında geçen olaylar beni çok etkiledi. Yazar karakterlerin acısını size öyle bir hissettiriyor ki bir yerden sonra siz de o acıyı çekmeye başlıyorsunuz. Ve bir yerden sonra olaylar hiç beklemediğim bir hal aldı. Karakterlerin hiçbir davranışına gereksiz diyemem, hepsi tam yerindeydi.

Kısacası klişe bir konuya sahip olmasına rağmen sizi derinden etkileyecek bir kitap okumak isterseniz Geçmişin Kırıkları tavsiyemdir.
Sevgili Bay Daniels fiyaskosundan sonra bu kitabı okumamın yalnızca bir sebebi vardı: Beğenmeyeceğimden emin olmak. Dedim ki Büşra gel, okuyup aradan çıkaralım da takasa ekleyelim ikisini de. Böylece iki kitaplık boşluğumuz olur. Sonra da okumaya başladım.

Yanlış anlamayın, ben kitaplara zihnimi tamamen boşaltarak başlarım. Yazarın diğer kitabını sevmedim diye buna şartlanarak başlamış değilim hatta ilginç bir şekilde giriş bölümünü bir hayli beğendiğim için heveslenmiştim ama.... İşte "ama"lar, beni bu noktaya getiriyor hep.

Bu kitabı bitirdiğimde üç şey fark ettim:
1. Benim bir kitabı sevip sevmemem detaylara bağlıymış.
2. Yazarın "tarzı" bana uymuyormuş.
3. Güncel kitap alırken şimdi düşündüğümün üç katı kadar daha fazla düşünüp öyle kitap almalıymışım.

Şimdi gelelim kitaba... Tamamen spoiler diyemem ama genel hatlarıyla kitaba değineceğim için ipucu sevmiyorum diyenler bundan sonrasını okumasın. (Eğlenceyi de kaçırsın, nihahaha.)

İlk olarak sevdiğim şeylere değinmek istiyorum: Kitabın tasarımı, çocuk karakterler ve esas karakterin -adını bile unutmuşum ya hu!- çocuk kitaplarına özel bir ilgisi olması.

Bu kısa bölümün ardından uzun olana geçelim: Sevmediğim şeyler!

Artık okuduğum kitapların çoğunu sevmemeye öyle alıştım ki yorum yaparken kafamın içinde bir parodi filmi çeker gibi eğleniyorum. Hatta durum o kadar vahim ki sevdiğim kitapları yorumlarken ciddi anlamda zorlanıyorum. Benim sorunum ne, inanın ben de bilmiyorum.

Kitabın genel konusu klişe olmakla birlikte duygusal işlenseydi bizi epeyce hüzünlendirecek bir konuydu. Sevdiklerini kaybetmiş iki insan, onların buluşması vs. Böyle dram ağırlıklı konuların duyguya hitap etmesi gerektiğini düşünüyorum ama bu yazarın keşfettiğim bir yönü var ki aşkın bedenlerle yansıtıldığını düşünüyor. Birini seviyorum demek onun için öpmek, sarılmak, elini tutmak. Hal böyle olunca yazar benim gözümde baştan kaybetti. İki karakterin birbirine karşı geliştirdiği ilk felsefe -pardon, burada felsefeden özür diliyorum- yani zihniyet öyle çirkin ve dehşet'ül vahşet ki buraya yazmaya utandığım için yazmayacağım. Dudak uçuklatan bir seviyesizlik örneğiydi. Şaka yapmıyorum, ağzım açık kaldı neden bahsettiklerini anladığımda.

Kendileri de bunun ne kadar "hastalıklı" bir düşünce olduğunu neyse ki fark ediyor da bir yerden sonra buna son verip normal insanlar gibi olmayı deniyorlar ve tabii bizim normal anlayışımız ile onlarınki arasında dağlar, bayırlar, çayırlar ve ovalar var. (Yorumcu biz derken çılgın benliklerine hitap ediyor.)

Mesela biz, adından başka hiçbir şeyini bilmediğimiz bir insanın hayatına burnumuzu sokmaz, onu evimizde yatıya almaz, ondan tuhaf isteklerde bulunmaz, onu çocuğumuza yaklaştırmayız. Ama kitaptaki, dünyaya karşı adeta bir Pollyanna kıvamındaki karakterlerimiz tek bakışla ruh ya da zihin okuma gibi mucizevi yöntemlerle karşılarındaki insanın kötü biri olmadığını çözebiliyor, hem de o size yerde gördüğü bir çöpmüşsünüz gibi muamele etse de! Sonuçta önemli olan nasıl davrandığı değil, bizim ondan ne gördüğümüz. Bize defol git diyordur ama aslında içinden "Ya ben aslında pamuk gibi insanım da bakma böyle şirret takılıyorum, dikkat çekmek için." falan diyordur.

Neyse.

Bu birbirinden fantastik bulduğum duygusal gelgitleri es geçersek kitabın #aşktesadüflerisever diye de etiketlenebilecek olması da cabası. Türk dizilerine azıcık aşina olan herkesin saniyesinde "Hah!" diyeceği tesadüflerin gırlası kitabımızın satır aralarını süslemekteydi. Tesadüfen aynı kazada eşlerini kaybeden iki insan, tesadüfen yerleşilen kasaba(erkek), tesadüfen eski yaşadığı yere geri dönmek (kadın), tesadüfen komşu çıkmak, tesadüfen yolda izde karşılaşmak, tesadüfen herkesin kötü elektrik aldığı birinden iyi elektrik almak, tesadüfen birbirine yardımcı olmak, (esneme molası), tesadüfen ortaya çıkan kirli sırlar, tesadüfen öğrenilen sırlar, tesadüfen yaşanan kazalar ve tesadüfen, tesadüfen, tesadüfen... Bu kadarı da olmaz dediğimiz tüm klişe tesadüfler, elbette ki olmuş.

Sonlara doğru ismini vermek istemediğim bir şahıs (ŞY) bana kitabın toparladığını söylemişti ama benim gözüme takılan o ufak detaylar, hiç de öyle olmadığını düşündürdü. Adam, kadını gerçekten ahmaklık diyebileceğimiz bir sebepten ötürü terk eder ve tabii ki veda bile etmez çünkü o aslında çok iyi, harika, düşünceli ve pamuk gibi biridir tamam mı? Aradan zaman geçer ve bir gün adam kasabaya döner. Kadın da beni görmeye geldi diye düşünür ama o da ne? Birisi adamı aramıştır ve benim buralarda işim olmaz diyen o harika adam arabasına atladığı gibi soluğu terk ettiği kadının az ötesinde almıştır. Bu noktada okuyucu onun pişman olduğunu, ağlayarak af dilediğini falan görmek istiyordur lakin adam sanki kadını görmeye gelmiş ayağına yatmakla meşguldür. Hazır gelmişken bu da aradan çıksındı madem, bir daha git gel olmasındı, değil mi sayın harika beyefendi?

Neyse, neyse. Susuyorum ben.

Anlayacağınız çıldırtıcı detayları ve korkunç bir felsefe -özür dilerim felsefe, derdimi anlatmak için seni bu yoruma alet etmemeliydim!- ile birbiri tanımaya çalışan çifti yüzünden kitabı hiç sevmedim, tavsiye etmiyorum ve o bilmese de bu kitap için bana takas teklifi gönderen sevgili arkadaşı minnetle anıyorum. Teşekkürler, teşekkürler! ^^
"Sonra bir de Elizabeth vardı. Sevilmeyi hak etmediğimde bile beni seven güzel kadın. Onun dokunuşu beni iyileştirmişti. Aşkı beni kurtarmıştı. O, kelimelerle ifade edilemeyecek kadar öte bir şeydi."

Dün aldım, dün başladım, gece 3.5'lara kadar okudum, bitirdim ama kopamadım kitaptan! Şu an hiç okumamış olmayı ve bir kez daha yeniden başlamayı isterdim. Çünkü içime işledi her şey. (Ayrıca o ayracın güzelliği ne?)

Elizabeth ve Tristan'ı (ah Tristan..) iki kayıp ruh olarak tanıdım önce. Ayrı hayatlarda aynı acıyı; farklı şekillerde ama aynı zamanda yaşadıktan sonra bir daha mutlu olabileceklerine inanmayan ve birbirlerinde yeniden doğan iki ruh.

İlk defa gözyaşlarıma engel olamadım kitap okurken. Kendimi tutmasam 45. bölümü anlatacağım şu an hatta. Öyle yalın, öyle gerçek ve öyle sıcacık bir hikaye ki okumazsanız çok şey kaçırırsınız. Okursanız da unutulacak cinsten olmadığını anlarsınız. Tavsiye kere tavsiye ...
230.sayfaya kadar çok sıkıldığım bi kitaptı. Cinsellikten başka bir şey yazmamış mı yazar diye çok merak içindeydim. Ama 230'dan sonra her şey değişti. İşler ciddileşti, farkılaştı. Gizemli olaylar çıktı ortaya... Sonlara doğru gerçekten çok acayipti ve benim o kadar o hoşuma gitti ki. Tristan ve Elizabeth'in mükemmel karakterler olduğuna karar verdim fakat en başından beri favori karakterim Emma'ydı. Çocukları sadece kitaplarda seviyorum sanırım . O kız çok farklıydı. Bana göre en güzel Emma karakteri işlenmişti ve muazzamdı. Hele o sonu beni benden aldı, duygularım hep birbirine girdi daha önce böyle bir duygu haline girdiğimi hatırlamıyorum. İnsan çabalamalı ya, aşkı için sevgisi için. Nereye kadar olursa sonuna kadar gitmeli ve yalnız bırakmamalı. Her şey hepimizin istediği gibi gitmeyebilir hayat bazen bize zorlukları gösterir. Ama bir gün biri gelir, o insanın geleceğine tüm kalbinizle inanın. (Abi, her zaman sana tutundum, tutunuyorum sonuna kadar da seninle olacağım. Her zaman benim kurtarıcım oldun. Teşekkür ederim )
Sevdiklerini kaybetmiş iki yaralı yürek... Biri hayata küsmüş, kendini herkese ve her şeye kapamış bir adam.. Diğeri kalbi paramparça olsa da evladı için toparlanmaya çalışan onunla hayata tutunan bir kadın.. Küçük bir kasaba da komşu olursa ne olur? Mükemmel bir iyileşme, yeniden aşık olma, geçmişi kabullenerek geleceğe umutla bakma hikayesi varolur Harikaydı! Kesinlikle çok iyiydi! Çok klişeydi, çok tesadüflerle doluydu ama yazarın dili, seçtiği kelimeler, yarattığı karakterler, olayların geldiği nokta çok güzeldi. Elizabeth, Tristan, Steven, Jamie, Kathy, Lincoln, Faye, Hannah, Mike, Kevin, Mary, Bay Henson, Zeus hepsini çok sevdim. Ama özellikle 5 yaşındaki Emma'yı Gördüğü beyaz kuş tüylerinin ölen babasının küçük kızının yanında ve onu sevdiğini göstermek için gönderdiğini sanan, o kuş tüylerini sevinçle alıp "Anne! Babamla fotoğrafımızı çek" diyen o tatlı minik Emma Yazarın Sevgili Bay Daniels kitabını çok sevmemiştim o yüzden bu kitap beni çok şaşırttı. Kesinlikle bu tatlı hikayeye bir şans verin.
Açıkçası kitap beklentimin biraz altında kaldı diyebilirim, eşini kaybeden Elizabeth ve eşiyle oğlunu aynı anda kaybeden Tristan'ın, bir dizi tesadüfle bir araya gelmeleri ve yaralarını birlikte sarmalarını anlatıyordu...

Aslında çok daha güzel olabilirdi,keşke kadın bu kadar yapışkan olmayıp, her fırsatta adamın üstüne atlamasaydı, ve eğer birbirlerine her dokunduklarında yada seviştiklerinde, biri karısının diğeri de kocasının adını sayıklamasaydı, o kısımlar bana biraz iğreti geldi, yani başka bir adama dokunurken hatta daha ileri giderken, ölmüş kocanı yada karını nasıl hayal edersin, onların isimlerini birbirinize nasıl fısıldarsınız anlamak mümkün değil, neymiş efendim, sevdikleriyle henüz vedalaşmaya hazır değillermiş, açıkçası bu kısımlar beni kitaptan biraz soğuttu, ama bunları görmezden gelirsem güzel bir kitaptı :)

Bence kitap boyunca, acısını, özlemini, pişmanlıklarını, en yoğun yaşayan kişi Tristan'dı, onun duyguları daha derin ve daha gerçekçi geldi bana, yazar finale doğru olaya biraz hareketlilik katmış, eski bir dostun sakladığı sırlar ile bu ikiliyi bir araya getiren asıl mucizevi tesadüfü de eklemiş satırlarına...

Herkesin farklı bir tat alacağı kitaplardan biriydi :)
Yüreğinizi sızlatan, acıyı, aşkı,hüznü, mutluluğu olduğu gibi size aktarabilen bir kitap. Çok güzel bir konusu var. İki insan bu kadar güzel birbirinin yaralarını sarabilir. Emma'nın beyaz tüyleri; Tristan'ın eşine ve oğluna vedası çok iyi kaleme alınmıştı. Acıyı ve o kaybı kendiniz yaşamış gibi hissediyorsunuz. Kütüphanemde her zaman yeri olacak kitaplardan.
"Hayat bazen tuhaf oluyor. O tuhaflıkla uğraşmak zorundasın ve seninle birlikte yola devam edecek bazı tuhaf insanlar bulmayı umut edersin."
Sihir küçük anlarda; küçük dokunuşlar, nazik gülümsemeler, sessiz kahkahalarda. Sihir bu günü yaşamak ve nefes alıp mutlu olmak için kendine izin vermekle alakalı. Sevgili oğlum, sevmek sihirdir.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Geçmişin Kırıkları
Alt başlık:
Elementler Serisi 1
Baskı tarihi:
Ağustos 2016
Sayfa sayısı:
360
ISBN:
9786055016999
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Air He Breathes
Çeviri:
Pınar Polat
Yayınevi:
Yabancı Yayınları
Beni Tristan Cole hakkında uyarmışlardı. "Ondan uzak dur," demişlerdi. "O bir pislik." "O duygusuz." "O yaralı."

Birisini dış görünüşüne göre yargılamak, Tristan'a bakıp bir canavar görmek kolaydı. Ama ben bunu yapamazdım. Onun içinde taşıdığı enkazı kabul etmeliydim çünkü benim içimde de bir enkaz vardı. İkimiz de yapayalnızdık. İkimiz de yanımızda olacak birini arıyorduk. Daha fazlasını arıyorduk. İkimiz de geçmişin kırık parçalarını bir araya getirmek istiyorduk. Belki o zaman nasıl nefes alındığını hatırlayabilirdik...

-"5 yıldız!"-
-Maryse's Book Blog-

-"Brittainy C. Cherry büyüleyici bir roman yazmış."
-Aestas Book Blog-

-"Asla unutamayacağım bir hikâye."-
-TotallyBooked Blog-

Kitabı okuyanlar 83 okur

  • Satıgül Yüksek
  • Irmak Dönmez
  • Hermonie
  • Thoth Amos
  • özlem kesim
  • kitapruhluadam
  • Yasemin Gür
  • Secretworldbooks
  • Kübra Özdemirci
  • Tuğçe irem

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%1.9
14-17 Yaş
%14.8
18-24 Yaş
%37
25-34 Yaş
%31.5
35-44 Yaş
%11.1
45-54 Yaş
%3.7
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%93.9
Erkek
%6.1

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%19.6 (9)
9
%26.1 (12)
8
%28.3 (13)
7
%10.9 (5)
6
%8.7 (4)
5
%2.2 (1)
4
%0
3
%2.2 (1)
2
%2.2 (1)
1
%0