Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi

3,5/10  (2 Oy) · 
1 okunma  · 
0 beğeni  · 
248 gösterim
Masonluk, binlerce farklı efsanenin, önyargıların, söylentilerin ve düşmanlıkların ortak hedefi olmuştur. Masonluğun öz kaynaklarında dahi kimi noktalarda hala kesin bilgiler ya da yaşadığı bunca büyük savaştan sorumlu olan, kimi iddialara göreyse son yüzyılllarda meydana gelen toplumsal devrimlerin ve aydınlanmanın yol göstericisi olan Masonluk aslında binlerce yıllık farklı inanç ve düşünce akımlarında etkilenerek oluşmuş bir hayat görüşüdür. Bu kitabın amacı, Masonluk üzerindeki pis perdelerin aralayarak, okuyucuya tarihsel bir yaklaşım içerisinde Masonluğun günümüze dek geçirdiği evrimleri ana hatlarıyla göstermek ve bugüne nasıl ulaştığını anlatmaktır. Herkesin anlayabileceği, yalın bir yaklaşımla hazırlanan kitapta, Masonluğun düşünsel köklerini meydana getiren gnostik ve agnostik inançlara, toplumsal düşünce akımları ve mitlere yer verilmiştir. Elinizdeki bu kitap dünya gündeminden düşmeyen Masonluğu tanımak ve doğru bir yaklaşım göstermek isteyen okuyucular için, bilgilendirici bir bakış açısıyla hazırlanmıştır.
Alperen Tekin 
30 Ağu 2017 · Kitabı okudu · 4 günde · 6/10 puan

Bu kitabı uzun bir otobüs yolculuğunda, bilmemneturizmin dinlenme tesislerinde görüp almış ve gideceğim yere vardığımda bu "iliminati" denilen illeti kavrayıp sohbetlerde "bunlar hep amerikanın oyunu" fikrini öne sürmekten öteye geçebilen bir birey olarak otobüsten ineceğimi düşünmüştüm. Öyle olmadı çünkü kitap çok sıkıcıydı ve bu tekdüze yazım stilinin insanlar bilinçlenmesin diye kasıtlı olarak yeni dünya düzeni taraftarları tarafından oluşturulduğunu düşünerek uyuma kararı aldım. Aradan uzun zaman geçti ve akraba evinde internetsiz kalmış olmanın verdiği kamil insan olma azmiyle kapağının bir kısmı koparılıp zıvana yapılmış mason kitabını elime alarak bilinçlendim. Bu bilgileri edinebilmek için bir internet araştırması da yapabilirdim zira yazarın kaynakları arasında karanlıkforum, donanımhaber vs. gibi siteler de vardı. Kitap 200 sayfa olduğundan genel bir bilgilendirmenin ötesine geçmiyor. Almanızı tavsiye de etmem, konuyla ilgili bilgilenmek isterseniz daha akıcı yazım kabiliyeti olan başka bir yazara yönelmenizi öneririm. Ex nihilo nihil fit ve iyi geceler arkadaşlar, esen kalın.

Kitaptan 36 Alıntı

Alperen Tekin 
30 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Masonlar, köklerini M.Ö. 10. yüzyılda yapılmış olan Hz. Süleyman Mabedi işçilerine dayandırsalar da bu işçilerin de önceden bu işi yaptıklarının ve oraya hep birlikte gittiklerinin bilinmesi, kökenleri daha eskiye taşımaktadır.

Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki YıldırımGeçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım
Alperen Tekin 
30 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Neden Masonlara dinsiz diyorlar?
Katolik-Protestan din savaşlarının sürdüğü 18. yüzyılda Protestanlığı Katolik Kilisesine rakip gören Papa XII. Clement, Hürmason Localarında Katolikler ve Protestanlar yan yana oturabiliyor ve birbirine "Kardeş" diyebiliyor diye, 24 Nisan 1738 tarihinde "In Eminenti" fermanıyla Masonları dinsizlikle suçlayarak aforoz etmişti. I. Mahmut, 1748 yılında, Hristiyan tebasının baskısıyla ve ulemanın da "Papa bunları dinsizlikle suçluyorsa, bir bildiği vardır" mantığıyla Hristiyanların arzularını kabul etmesi üzerine, Hürmasonluğu yasakladı. O tarihten bu yana halk ağzında Masonluk, dinsizlikle eş anlamda tutuldu. İttihat ve Terakki'nin saflarında Masonların çokluğu, 31 Mart gerici ayaklanmasını Mason subayların çerçevelediği Hareket Ordusu'nun bastırması, Abdülhamid'i deviren Milletvekili Heyeti'nin tümünün Mason olması sonucunda şeriatçılar sonsuza dek Masonluğu düşman kabul ettiler ve her fırsatta Hürmasonluğu dinsizlik ve kafirlikle suçladılar.

Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 197)Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 197)
Alperen Tekin 
30 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Atatürk'ün Cumhuriyetçi kadrosunda görev alanların büyük bölümü Masondur.

Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 168)Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 168)
Alperen Tekin 
30 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Demiurgos
Gnostik inanç ve öğretilerin temelinde yer alan dikkat çekici özelliklerin bir diğeri ise demiurg düşüncesidir. Maddeyi ve maddi unsurları kötülük ve karanlıkla özdeşleştiren gnostikler, maddenin varlığının Yüce Tanrıdan kaynaklanmadığını, onun yaratıcısının başka bir varlık olduğunu kabul ederler. Yüce Tanrıdan başka bir varlık olan bu yaratıcı güce demiurg denir. İsmi yunan demiurgos (halk için çalışan) teriminden türetilen demiurg, evreni ve insanın maddi varlığını yaratan güçtür.

Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 43)Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 43)
Alperen Tekin 
30 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Kabala
Kabala, kelime anlamıyla "sözlü gelenek" demektir ve sözlüklerde, Yahudi dininin, mistik, Ezoterik (batıni) bir kolu olarak tarif edilir.
(...)
Kabala 15. yüzyıl boyunca Avrupa'da hızlı biçimde yaygınlaşmıştır. Kabala'nın genel öğretisi, evrenin bir bütün olduğu, belli bir düzen içerisinde hareket ettiği, evrende görülen her şeyin Tanrı'nın bir parçası olduğu, insanın da evrenin ve dolayısıyla Tanrı'nın bir parçası olması açısından küçük bir evren sayılması gerektiği üzerine kurulmuştur.
(...)
Kabala'da temel düşüncelerden biri olan "tikkun ha olam" dünyanın onarılması süreci diye özetlenebilir. Daha açık bir ifadeyle bu terimin ifade ettiği şey, evrenin en uzak köşelerine yayılmış ışık zerreciklerinin bir araya getirilmesi yoluyla dünyanın onarılması, (...) ve böylelikle evrenin düzen ve uyuma kavuşması için her bireyin çaba göstermesi gerektiğine duyulan inançtır.
Bu fikrin, pratikteki ifadesi ise her bireyin kendi varlığını iyileştirmesi, yani "tikkun ha nepnesh" olarak adlandırılan süreci tamamlamasıdır.

Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 63)Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 63)
Alperen Tekin 
30 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Hiram Abif
Hiram, dul bir kadının oğludur ve bu tapınağın (Hz. Süleyman Mabedi) yüklenicisidir. Hiram, bu tapınağın inşası sırasında çalışanlar arasında hiyerarşi oluşturmuş (üstad, usta, kalfa, çırak vb.) ve çalışanların sayısı çok fazla olduğu için, ücret ödeme zamanında kimin çırak kimin kalfa olduğu anlaşılsın diye her bir dereceye ayrı işaretler, el değdirmeler ve parolalar saptamış. Masonluktaki aşamaların, parolaların, şifrelerin saklanmasının önemi bu hikayeden ileri gelmektedir.
Bir gün üç kalfa, usta gündeliği almak isterler ama parolayı bilmemektedirler, (...) ve bu parolayı öğrenmek amacıyla Hiram'ı sıkıştırırlar, ancak Hiram parolayı söylemez ve öldürülür. Masonluktaki sır saklama, ketumiyet ve bunun önemi buradan gelmektedir.
Hiram'ı öldürenler, gömdükleri yerin üstüne de akasya dalları koymuşlardır. Mason mabedlerinde ya da logolarındaki akasyanın nedeni de budur. (...) Hiram'ın cesedi toprağa verilirken, ustalar, "Hiram'ın kanı üstümüze sıçramadı, biz temiziz" anlamında beyaz önlük ve beyaz eldiven giyerler. Mason törenlerinde eldiven ve önlük takılmasının nedeni de budur.
Masonlar isimlerinin yanına üçgen şeklinde üç nokta koyarlar. Bunun nedeni de Hiram'ın cesedini bulan ustaların üç kişi olmasıdır; üç sayısı bilim, hoşgörü ve doğruluk olarak kabul görür.

Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 18)Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 18)
Alperen Tekin 
30 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Bogomilizm
10. yüzyıldan başlayarak Bizans'ta bulunan din adamları, Bulgaristan'da "Bogomiller" adı verilen yeni bir dinsel akımın gerçekleşmekte olduğunu fark ettiler. Bu mezhebin kurucusu olan kişi Bogomil (Tanrı'nın sevdiği) adında bir köy papazıydı. Yaklaşık 930 yıllarında papaz Bogomil yoksulluk, alçakgönüllülük, dua ve tövbe ile geçen bir yaşamı vaaz etmeye koyulmuştu.
(...)
Bogomil'e göre dünya kötüydü; çünkü İsa'nın kardeşi ve Tanrı'nın diğer oğlu olan "Satanael" (şeytan) tarafından yaratılmıştı; Şeytan, Eski Ahit'teki kıyıcı Tanrı "Yehova"dan başkası değildi.
(...)
Bogomillerin kozmolojik ilkeleri arasında baba ile iki oğlu önde geliyordu. Baba süper kozmik yörelerde, İsa göklerden, Satanael adlı büyük oğul dünyada egemendiler. Satanael adı, "Tanrıya karşı gelen" anlamına geliyordu. Düalist toplulukların birçoğu, her iki oğlu da -küçüğünü sevgiden, büyüğünü ise korkudan- yüceltiyorlardı.
(...)
Bogomiller ne et yiyorlar, ne şarap içiyorlardı; evliliğe de karşıydılar. Topluluklarında hiyerarşik bir düzen yoktu. Birbirlerine günah çıkartıyorlar, birbirlerini affediyorlardı. Zenginleri eleştiriyorlar, soyluları aşağılıyorlar ve sıradan insanları, edilgin bir direniş göstererek, efendilerine başkaldırmaya davet ediyorlardı. Bogomil akımının başarısı, Kilisenin zenginlik ve ihtişamı ile papazların değersizliklerinin yarattığı düş kırıklığından kaynaklanan toplu bir adanmışlıkla açıklanabilir. Ancak asıl etken, giderek yoksullaşan ve toprak köleliğine bile razı olan Bulgar köylülerinin, toprak sahiplerine ve Bizans işbirlikçilerine duydukları nefretti.
(...)
Bogomiller halkı sivil itaatsızliğe çağırıyorlardı. Efendilerine itaat etmemeyi, zenginleri hor görmeyi, Çar'dan nefret etmeyi, Çar'a hizmet edenleri alçak olarak değerlendirmeyi, soyluları gülünç duruma düşürmeyi, her ırgata ağası için çalışmayı reddetmeyi öğütlüyorlardı. Bu sosyal anarşizme karşı kilise, siyasi yetkenin kutsallığını ileri sürerek karşı çıkmaya çabalıyor, Çar ve soyluların Tanrı tarafından görevlendirildiklerini ileri sürüyordu.
Bogomilizmin eşitlik ilkesi, yoksulluk ve ahlaki saflık arayışlarından türemiştir. Feodaliteye karşı savaşımları adeta iyilik ve kötülük arasındaki kozmik savaşın toplumsal düzeye oturtulması gibidir.
(...)
Gönüllü yoksullukla birlikte, çalışmanın Bogomiller tarafından hor görülmesi, gezgin keşiş tipini ortaya çıkarmıştır.
(...)
10. yüzyıl sonlarına doğru Bogomil toplulukları içinde hiyerarşik bir yapı gelişmeye başladı; rahipler ve inananlar birbirinden ayrıldı. Dua ve oruç, kesinlikle uyulması zorunlu uygulamalar haline geldiler; giderek törenlerin sayısı ve ayrıntısı arttı. Bir köylü hareketi olarak başlayan akım, 12. yüzyıl sonlarında, ayrıntılı törenleri ve Hristiyanlıktan giderek uzaklaşan düalist eğilimleri olan bir manastır tarikatı biçimine dönüştü.
(...)
14. yüzyılda Bogomilizm giderek etkisini yitirdi ve Osmanlıların Bulgaristan'ı (1393) ve Bosna'yı (1463) fethetmelerinden sonra Bogomillerin büyük çoğunluğu İslam dinine geçti.

Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki YıldırımGeçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım
Alperen Tekin 
30 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Türk tarihine geçen bazı Masonlar
33. Osmanlı Padişahı V. Murat
Kızılay ve Çocuk Esirgeme Kurumu kurucularından Mehmet Ali Baba
TBMM Başkanı Kazım Özalp
Başbakan Hasan Saka
Başbakan Suat Hayri Ürgüplü
Şeyhülislam İzzettin Efendi
Şeyhülislam Musa Kazım Efendi
Şeyhülislam Hayri Efendi
Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel
Ahmet Rasim
Hüseyin Cahit Yalçın
Namık Kemal
Zeki Alasya
Reşat Nuri Güntekin
Mehmet Emin Yurdakul
Ziya Gökalp

Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki YıldırımGeçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım
Alperen Tekin 
30 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

Masonluğun amacı
Masonluğun amacı ise bireyi eğitmektir (yontmak). Birey, bu kurumda daha iyi bir aile reisi, vatandaş, hatip, organizatör olmayı, toleransı, paylaşmayı öğrenir. Bu yetişmiş birey memleketine, ait olduğu topluma daha bilinçli hizmet edecektir. Mason tabiriyle, her eğitilen birey "insanlık mabedinin inşasında kullanılan yontulmuş taş olacaktır."

Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki YıldırımGeçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım
Alperen Tekin 
30 Ağu 2017 · Kitabı okudu · İnceledi · 6/10 puan

İskoç eylemsel Masonluğunda, bir başka locanın bölgesine geçen inşaatçıların kendilerini tanıtabilmek için, çeşitli gizli parola ve işaretleri kullandıkları da belirlenmiştir. Bu durum, farklı locaların, en azından bu tanıtım işaretlerini ve parolaları saptamak için bir araya geldiklerini, bu buluşmaların da locaları birleştiren örgütlenmenin ilk adımı olduğu düşünülebilir.

Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 11)Geçmişten Günümüze Masonluk Tarihi, Zeki Yıldırım (Sayfa 11)
4 /