Gelin Tacı Hasta Kalplerin İlacı

·
Okunma
·
Beğeni
·
7
Gösterim
Adı:
Gelin Tacı Hasta Kalplerin İlacı
Baskı tarihi:
24 Mayıs 2004
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758366125
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Üsküdar Yayınevi
Rızık konusunda şüphe etmek, rızkı verenden şiphe etmektir.

Sen kendine bir şey alacağın zaman güzel olanı seçiyorsun.Fakat Allah' karşı hareket ve davranışlarında bu özeni hiç göstermiyorsun.

Gerçekten bütün geceyi ders vererek geçirsen, nefsinin hoşuna giden de, aynı gece iki rekat namaz kılmak sana zor gelir.

İnsanlar bir tuhaf oldular, artık ahiret için biraraya gelmiyorlar.

Sakın ümitsizliğe kapılıp "kapılar bana kapandı" deme, kapııyı ısrarla vurana, kaıpı açılır.
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Allah senin için sağlığı, hastalığı, zenginliği, fakirliği, sevinci ve üzüntüyü yazmıştır. O'nu bütün isim ve sıfatlarıyla tanıyasın diye böyle yapmıştır. Seninle bir süre arkadaşlık yaptığı halde senden herhangi bir fayda görmeyen kimse, seninle ilişkisini bitiriyor ve başkasıyla arkadaş oluyor. Halbuki sen kırk sene nefsinle arkadaşlık yaptığın halde ondan hiçbir fayda görmedin. Öyleyse nefsinle konuş ve de ki:

"Ey nefsim!

Artık Rabbinin hoşnut olduğu hale dön. Sana arzularında ses çıkarmayıp, uyduğum yeter. Artık başıboşluk yerine Allah'ın zikri ile meşgul olmayı, konuşmak yerine susmayı,
kalabalık ortamlar yerine yalnızlığı, yaratıklarla dostluk yerine yaratanla dostluğu, kötülerle arkadaşlık yerine iyilerle arkadaşlığı öne al.

Kötü hâl ve gidişatını düzelt. Günahla geçirdiğin uykusuz geceleri, ibadet ve zikirle geçecek uykusuz gecelerle değiştir. Yönünü dünya ehlinden çevirip, Allah'a döndür. Onların sözlerine kulak tıkayıp, Allah'ın kelâmına ve zikrine kulak ver. Yemek içmekteki oburluğunu, Allah'a kulluk için yeterli olacak miktarda az yiyip içmekle değiştir.
Allah katındaki değerini ve Allah ile olan durumunu öğrenmek isteyen, kıldığı namaza baksın: Namazı ya sükûnet ve huşuyla ya da gaflet ve aceleyle kılmaktadır.

Namazlarını sükûnet ve huşuyla kılmıyorsan, başından aşağı toprak dök. Kuşkusuz misk taşıyan kimseyle birlikte olana elbette ondaki miskin kokusundan bulaşır.

Namaz kılmak da manen Allah
ile birlikte olmaktır. O'nun ile birlikte olmaktan bir fayda elde edemiyorsan, bu hâl senin kalben hasta olduğunu gösterir. Kalbindeki bu hastalık kibir, bencillik ya da edep dışı bir davranıştır. Zira Allah şöyle buyurmuştur:

"Yeryüzünde haksız yere böbürlenenleri âyetlerimden uzaklaştıracağım.
Dünyanın sıkıntı ve üzüntülerini dert edinip, ahiretin sıkıntı ve üzüntülerini gözardı eden kimse; kendisini parçalamaya gelen aslanla ilgilenmeyi bırakıp da, kendini ısıran pire ile mücadele eden kimseye benzer.
Zenginlerin infakı mallarından olup onu ihtiyaç sahiplerinden kıskanmazlar. Abidlerin infakı nefislerinden olup kendilerini hizmetten esirgemezler. Ariflerin infakı gönüllerinden olup hiçbir zaman kendilerine bahşedilen ilâhî feyizlerden Hak taliplerini mahrum bırakmazlar.

Hak aşıklarının infakı ise daha farklıdır. Nitekim Mevlânâ Celâleddîn Rûmî (k.s.) bunu şu beytiyle dile getirir:

Sehâvet ehli olan kimseye yakışan, fakîre ihsândır
Âşıklara yakışan da Cânân yolunda fedâ-yı cândır.
Allah'ın emirlerine uymak ve O'na kulluk yapmak sana ağır gelip, ibadete karşı kendinde bir soğukluk bulduğun ve günah işlemek basit bir iş gibi gelip, ondan zevk aldığın zaman bil ki, tevbende samimi olamamışsın. Çünkü temel sağlam olsaydı, bina da mutlaka sağlam olurdu.

Hizmetçinin senin emir ve yasaklarına uygun hareket ettiği gibi ne olurdu sen de Rabbinin emir ve yasaklarına uygun davransaydın. Hizmetçini, senin hizmetinde olduğu sürece seversin. Halbuki sen Allah'a olan hizmetini hemen, çabucak bitirmek istiyorsun. Namazını, yerden dane toplayan horoz gibi kılıyorsun.

Keşke başkasının güzelliklerine takılıp kaldığın gözlerin kör olsa. Allah'tan başkasının kapılarında divan durmaktan ne kadar bayağılaştın! Onlar seni ne kadar horladılar ve küçümsediler de sen hala Rabbine dönmeyi düşünmüyorsun.
Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevme kapısı sana açılmış olsaydı, elbette seni şaşırtan çok şeylere tanık olurdun.

Gecenin ortasında uykuyu bölüp, kıldığın iki rekat namaz, Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir. Hastaları ziyaret etmen, Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir.

Cenaze namazını kılman, Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir. Müslüman kardeşine yardım etmen, Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir. Eziyet veren şeyleri yoldan uzaklaştırman, Allah ile karşılıklı olarak birbirinizi sevmektir.

Yere bırakılmış kılıcın onu savuracak bir kolâ ihtiyacı vardır. Senin için Allah'ı zikirden daha faydalı ibadet yoktur. Çünkü zikir ayakta duran, rükû ve secde yapamayan yaşlılar ve hastalar için de kolay bir ibadettir.
Kalp, ibadet suyu ile sulanan bir ağaçtır. Bu ağacın meyveleri de güzel huy ve davranışlardır. Gözün meyvesi, baktıklarından ibret almaktır. Kulağın meyvesi, Kur'an-ı Kerim'i kemal-i dikkatle dinlemektir. Dilin meyvesi, Allah'ı zikretmektir. Ellerin ve ayakların meyveleri de iyi işleri yapmaya koşmaktır.

Kalp ağacı susuz kalıp da kuruduğu zaman meyveleri de olgunlaşmadan düşer. Eğer kuraklık çok olursa, sen de Allah'ın zikrini artır. İlaç kullanmadan şifa bulmayı uman hasta gibi olma. Bu hastaya söylenecek ancak şudur: "İlâç kullanmadıkça şifa bulamazsın.”
Sana "Mü'min kimdir?” diye sordukları zaman şu cevabı ver: "Mü'min o kimsedir ki, kendi nefsinin kusurlarının farkında olup, insanlardan hiç kimseye kusur isnadında bulunmaz.

Yine sana: "Yardımsızlıktan güçsüz ve zayıf düşen kimdir?” diye sorduklarında ise: "Kendini temize çıkarıp, insanları kusurlu görendir.” cevabını ver.

İnsanların ısrarla devam ettikleri kötülüklerden biri de Allah'ın emir ve yasaklarına aykırı davrananlara yakınlık gösterip, onları himaye etmeleridir.
Yaratıcıyı bırakıp, yaratılanın kapısına gidip gelmen, cahillik olarak sana yeter.

Sen günahın her çeşidini işlediğin halde nefsine neden acımıyorsun? Uğradığı bütün fenalıkların sebebi, nefsi olduğu halde yine de nefsiyle dost olan; sahip olduğu bütün güzellik ve iyilikler Allah'tan geldiği halde O'nunla ilişkisine son veren insanın durumu ne hayret verici!
Esir veya cezaevinden tutuklu kimsenin, gerçekten felakete maruz kalmış bir bedbaht olduğunu düşünme.

Aksine musibete uğramış bedbaht şu kimsedir ki, Allah'ın emir ve yasaklarına aykırı davranarak, tertemiz beden ülkesini günah pisliğiyle kirletmiştir.
Nasıl yemek için leziz yemekleri, evlenmek için de güzel kızı tercih ediyorsan, aynı şekilde Allah'a giden yolu sana öğreten kimseyle de dost ol.

Senin üç arkadaşın vardır:
1) Malın. Öleceğin zaman onu kaybedersin.
2) Ailen. Onlar da mezarda senden ayrılırlar.
3) Amelin. Ebediyen senden ayrılmayacak olan işte odur.

Sen, senden mezarında dahi ayrılmayacak olanla arkadaş ol. Akıllı kişi, Allah'ın emir ve yasaklarını bilen kimsedir.

Senin durumun, gübreyle ve insan pisliğiyle beslenen böceğin durumuna benziyor. Ona gülü yaklaştırsan, gülün güzel kokuşuna dayanamaz ölür.

insanlardan bazılarında da o kara böceğin gayreti, kelebeğin aklı vardır. Kelebek, yanıncaya kadar devamlı surette ateşe doğru atılır. İşte sen de kelebek gibi kendini bile bile günah ateşine doğru atıyorsun.

Allah'a gitmek isteseydin, hazırlık içinde olurdun. Hani o hazırlık telaşı ve çabası? Sen ancak yaşamak için yiyor, yemek için yaşıyorsun.

Eğer böyleysen, böceklerden olduğu gibi hayvanlardan da senin örneğin çoktur.

Yarışta birinciliğe en fazla sahip olan at, kuru ve zayıf Olan attır. Sen bu akşamdan itibaren yemeği azaltacağım, dersin; ama yemek önüne geldiğinde hasret çekmiş bir dost gibi iştahla ona atılırsın.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gelin Tacı Hasta Kalplerin İlacı
Baskı tarihi:
24 Mayıs 2004
Sayfa sayısı:
134
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789758366125
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Üsküdar Yayınevi
Rızık konusunda şüphe etmek, rızkı verenden şiphe etmektir.

Sen kendine bir şey alacağın zaman güzel olanı seçiyorsun.Fakat Allah' karşı hareket ve davranışlarında bu özeni hiç göstermiyorsun.

Gerçekten bütün geceyi ders vererek geçirsen, nefsinin hoşuna giden de, aynı gece iki rekat namaz kılmak sana zor gelir.

İnsanlar bir tuhaf oldular, artık ahiret için biraraya gelmiyorlar.

Sakın ümitsizliğe kapılıp "kapılar bana kapandı" deme, kapııyı ısrarla vurana, kaıpı açılır.

Kitap istatistikleri