Giriş Yap

Genç Bir Romancıya Mektuplar

8.210 üzerinden
37 Puan · 6 İnceleme
128 syf.
·
10/10 puan
Yazar olmak isteyenlere başucu
Toptaş'ın #harflervenotalar deneme kitabıyla birlikte başucu eserim artık. Eğer yazar olmak veya okuduğunuzu edebi formlarda anlamak amacındaysanız bu kitabı kaçırmayın. İnsanın midesinde tenya kurtçuğunun arasıra yaptığı karın ağrısı gibi BAŞKALDIRI'yı bir yazarın temel niteliği gören, yaratılan kurmacaların inandırıcılığı adına üslup kazanılmasını örneklerle açıklayan (Proust'un Yaratıcı, Celine'in nahoş, Borges'in olağanüstü atmosferik, Marquez'ın taşkın, Falubert'in Doğru sözcük üslupları), öykü yazarken karşılaşılan sorunları (anlatıcı, mekan, zaman, gerçeklik düzeyi) gruplandırarak anlatan, bilinen teknikleri kavramaya yönelik başka (Matruşka- Gizli Bilgi- Bardak telefonu) yöntemleri de irdeleyen, son derece samimi okura yazılan mektuplardan oluşuyor. Bu yakınlıktaki ironiyi, 2010 #nobeledebiyatödülü sahibi yazarın son sözlerinde bulabilirsiniz: 'Roman türü hakkında mektuplarımdaki bütün soylediklerimi unutun ve yazmaya koyulun' :)
Reklam
128 syf.
"Hayal gücünün kanatlarına binerek dünyanın gerçeklerinden, hayatın gerçekliğinden uzaklaşma arzusuyla edebiyatın icrası arasında çoğu insanın asla aşamayacağı bir uçurum uzanır. Bunu aşmayı ve diğer tarafa geçmeyi başaranlar, yazarak dünyalar inşa eden ve yazar adı verilen azınlıktır. "der kitabın ilk sayfalarında Llosa. Günümüzde eline kelemi alan herkesin göğsünü gere gere "yazarım" iddialarında bulunması gerçek yazarlara hakaret gibi gelir bana. Nobel ödüllü Mario Vargas Llosa bu günlerde bize çok tanıdık olan uzaktan eğitimin faklı bir şeklini ortaya koyuyor kitabında. Mektupla uzaktan eğitim metodu. Kendinden yardım isteyen, yazar olmak yolunda gayret eden bir yazar adayına mektuplarıyla yol gösteriyor. Genellikle romana ait teknik bilgilerin yer aldığı kitapta kurgu, öykü unsurları (karakter, mekan, zaman, olay örgüsü), düşsel kurmacalar, "matruşka" ve "dönüşüm" gibi birçok bilgiye yer veriliyor. Eğer yazmaya eğiliminiz varsa mutlaka okuyun. Ayrıca nitelikli ve eleştirel okuma serüveni için de oldukça katkı sağlayan bir kitap. Kitap boyunca dünya edebiyatından çok sayıda yazar ve eserlerinden bahsedilmiş. Adı geçen bazı öyküleri açıp okumak da kitabı daha keyifli hale getirdi. Yazarın son sözüyle bitirmek isterim:"... yaratıcılık başkasından öğrenilmez; yaratıcı olmanın tek yolu okumak ve yazmaktır."
128 syf.
·
2 günde
·
9/10 puan
Öncelikle şunu söylemekle başlamak istiyorum ki, ben bu kitabı ilk aldığımda bunu kendi isteğimle yapmamıştım. Hatta ilk düşündüğüm şey "Ben romancı olmak istemiyorum ki, neden bu kitabı okumalıyım?"dı. Ama okuduktan sonra anladım ki bu kitap sadece roman yazmak isteyenler için değil, romanı daha doğru anlamak ve incelemek isteyen herkese yönelik bir kitap. İlk bölüme başladığım zaman biraz odaklanma problemi yaşadım ama kitap ilerledikçe yazarın yazım şekline ve örneklerine alıştım. Bu da benim kitaptan daha çok keyif almamı sağladı. Ayrıca yazarın verdiği örneklerde ilgimi çeken birçok kitap karşıma çıktı ve hepsini listeme ekledim. Ek olarak daha önceden okuduğum kitaplarda kullanılan bazı teknikleri ve onları ünlü yapan "sırları" da öğrendim. SPOİLER! Öncelikle ilk bölümdeki tenya benzetmesi gerçekten çok hoşuma gitti. Daha önce bir yazarın yaşamına bu şekilde -eski dönemlerdeki kadınların daha ince bir bedene sahip olmak için tenya yutmaları ve sonrasında hayatlarında birçok fedakarlık yapmaları- yani, hayatlarının her anlarının fedakarlıkla geçtiğini hiç düşünmemiştim. Ama biraz genelleme yapmak gerekirse sanıyorum ki her alanda bu böyledir. Örneğin, bir ressamsanız hayatınızın birçok anında resim çiziyorsunuzdur ve sadece resim çizmek için birçok buluşmayı, birçok otobüsü kaçırıyorsunuzdur. Yani, bu benzetme sadece çok dar bir alan için kullanılmış olsa bile bu benzetmeyi hayatımdaki birçok alanda kullanmayı düşünüyorum. Benim ilgimi çeken bir diğer bölüm de dönüşümlerle ilgili olan bölümdü. Gerçekten bu kitabı okuyana kadar yazarların bu şekilde kişiden kişiye ya da mekandan mekana atlayabileceğini bilmiyordum. Sadece birkaç bariz örnekte (Marie Lu'nun Efsane serisi gibi) farklı karakterlerin ağzından hikayenin anlatıldığına şahit oldum. Bundan sonra okudum romanlarda bu dönüşümlere dikkat etmeye çalışacağım. Yine de, çok incelemeyeceğim çünkü yazarın da dediği gibi "ben romanları otopsi masasına yatırmayı değil, okumayı severim." Son olarak bahsedeceğim bölüm de "Bardak Telefonu" Bu bölüm gerçekten ilginçti çünkü aynı zamanda gerçekleşen olaylara inandırıcılık katamayan yazarların bu teknikle yazılarına inandırıcılık kattığını söylüyordu. Bunun ne kadar doğru olduğu ile ilgili bir bilgim yok ama inanıyorum ki aynı anda olan olayları sadece bu tekniği kullanarak birbirine bağlamak ve inandırıcılığı sağlamak bu kadar kolay değildir. Bu olayları birbirine bağlamak, en az hikayenin kalanını oluşturmak kadar zordur. Ayrıca bu bölümde anlatılan William Faulkner'ın Çılgın Palmiyeler romanı gerçekten ilgimi çekti ve yakın zamanda okumayı planlıyorum. Yazdıklarımı toparlamam gerekirse bu kitaba çok hevesle başlamamıştım ama bitirdiğimde gerçekten bana çok şey kattığını hissedebiliyorum. Eğer romanlarda kullanılan "küçük sırları" bilmek ya da kendiniz bir roman, bir hikaye yazmak istiyorsanız kesinlikle yanınızdan ayırmayın.
128 syf.
·
1 günde
Açıkçası ilk defa Mario Vargas Llosa okudum ve bu ilk adımı da deneme türünde yazılmış bu kitabını okuyarak atmam benim için çok isabetli bir karar oldu. Çünkü onun edebiyata, kitaplara, yazarlara, yazmaya ve okumaya karşı olan fikirlerini okumak diğer eserlerini okurken bana en büyük anahtar olacaktır. Deneme türünde yazılmış bu kitap aslında mektup türünde yazılmış olup içerisinde 12 adet mektup bulunmakta. Bir gün genç bir romancı Llosa'dan yazmak üzerine tavsiyeler istemek için bir mektup yazar ve sevgili Llosa da kalemi kağıdı alır eline genç romancıya yazmaya başlar. Yazdığı bu mektuplarda edebiyat ve sanat dünyasına dair izlenimlerde bulunarak aslında yazmak eyleminin ne olduğu, yazarın içinde nasıl belirdiği, hatta bunun için özel bir yeteneğe ihtiyaç olmaması gerektiğini dile getirir. Bunların yanı sıra önemli kült isimleri de zikrederek tezlerini daha kuvvetli hale getirir. Llosa aslında yazmanın okumaktan sonra geldiğini, okumanın büyük bir etkisini olduğunu dile getirir. Bir de bu kitapların oluşum sürecini ele alır. Yazılmak için yazarının içinde belirdiği o hissi, etmenleri, kitabı oluşturan biçim ve üslup özellikleri hakkında düşüncelerini yazar. Yalın bir anlatıma sahip olduğu için sıkmayan bir yanı var, bu kitabın. Ben iyi bir okurum ve yazmak istiyorum diyen herkesin okuması lazım. Mario Vargas Llosa'dan büyük tavsiyeler var. Bir kitabın oluşumu, okurla arasında olan ilişki, okura sunduğu avantajlar ve okurun yazar olma süreci... Kesinlikle yazmaya başlamadan önce okumalı. Llosa da aynı şekilde düşünüyor.
Reklam