Adı:
Genç Bir Şaire Mektuplar
Baskı tarihi:
Şubat 2001
Sayfa sayısı:
103
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754067279
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Genç Bir Şaire Mektuplar
Genç Bir Şaire Mektuplar
Genç Bir Şaire Mektuplar
Kamuran Şipal`in Türkçesi ile sunduğumuz "Genç Bir Şaire Mektuplar" Franz Xaver Kappus`a yazılan on mektuptan oluşuyor. "... Rike ile düzenli mektuplaşmaya başladık. 1908`e kadar sürdü mektuplaşmalarımız, sonra yavaş yavaş arkası kesildi; çünkü yaşam beni alıp Rilke`nin sıcak sevecen ve duygulandırıcı bir çabayla beni uzağında tutmak istediği alanlara savurmuştu. Ama önemli değil burası. Önemli olan, bu kitaba alınmış on mektuptur, Rilke`nin nasıl bir dünya içinde yaşadığının, yapıtlarını nası bir dünya içinde yarattığının bilinmesi açısından değil ayrıca gerek bugün yeni yetişen, gerek yarın yetişecek olan kuşaklar bakımından önemli olan on mektup. Bir büyük, bir eşsiz kişi konuşurken küçüklere susmak düşer."
İçsel zenginliği ile büyüleyen yazar, şair Rilke.. Neden Almanca bilmiyorum hüznüne gark oldum.

Sitede Sergen Özen ’in Rilke’ye sevgisi, incelemeleri, alıntıları ve başka bir arkadaşımın ona verdiği değer ile tanıma isteği doğdu kalbimde.. Kendilerine teşekkür ederim ^_^

Kitabın son 20 sayfasında Rilke'yi tanımaya yönelik yazılardan ve netten araştırdığım ( https://www.fikriyat.com/...m-rainer-maria-rilke) ve anladığım kadarı ile :

Eski ve köklü aileden gelmiş. Annesi,
kaprisli ve özlem duyduklarını çocuğuna yansıtan aile bireylerinden biri olarak; Rilke'yi 6 yaşına kadar kız çocuğu gibi giydirmiş , o ise ince ruhundan dolayı başta kadınlar olmak üzere insanlarla iletişim kurmakta zorlanmış. Yine anne ve babasının isteği üzerine subay okuluna gönderilen lakin orasının cehennem gibi gelmesinden dolayı dayanamamış ticaret okuluna yazdırılmış oradan da üniversiteye geçmiş; babası hiç olmadı avukat olsun dileğine rağmen Rilke kendisini sanata vermiş iyi ki de öyle yapmııış..

Genç yaşında sezgiselliği güçlü, içine kapalı, alçak gönüllü birisi. ‘’Bütün isteği, insanlığa iç zenginliğini vermek, herkesi mutlu kılmak olmuş; yazdığı şiirleriyle, kendi dediği gibi: Halkını sevindirmek kaygısını gütmüş. Halk kavramı altında da kendi gibi yoksulları anlamış. Halk onun için toplumsal değil , her şeyden önce ruh kavramıydı’’ (82) Sevgiyle bakan, şair ruhunu damıta damıta sunan bir dünya..
‘’O, her şey de, kendine en yakın olanda olduğu gibi, en uzak olanda da gene, kendi içini, Tanrıyı bulur’’ (83). Her gördüğü şeyde kendine yakınlık bulan, sadece güzeli değil karanlık, fırtınalı tarafların, sarhoşun, delinin çığlıklarını da duyuran bir kişilik. ‘’Rilke’nin karşısına çıkan, duyularını, aklını uğraştıran her şey, bir şiir olmuş, teknik de en yabancı olanı bile sanat biçimine bürümüştür.’’ (87)
Mistisizme bağlı, sessizliğin abidesi diyebiliriz. Nietzsche’nin aşık olduğu Salome vesilesiyle sanatçı kimliği oluşmuş. Hesse gibi o da lösemiye yakalanıp ölen yazarlardan..

Eser; henüz 20 yaşında olmayan Franz Koppus’un, şiirlerini Rilke’ye mektupla göndermesi şeklinde ve Rilke’nin şiirlere dair düşüncelerini alçak gönüllülükle, ruhunu ortaya koyarak cevaplaması şeklinde ilerliyor. Okuduğum kitap Remzi Kitabevi Kültür serisi 2.basım Çeviren Melahat özgü. İçerik ; 10 mektup , Genç Şair üzerine, Şair üzerine, Yaşantı ve Rilke hayat, eserleri ve sanat anlayışı, Dilimizde Rilke şeklinde oluşturulmuş.

Okurken cümlelerin bütünlüğünü kavramakta epey zorlandım. Özellikle erken kalkıp okumaya çalıştım beynimden daha çok şüphe etmemek adına :))) arkadaşıma bir kesit attım çevirisini beğenmediğini söyledi içime biraz su serpildi desem yalan olmaz. O zorlanmaya rağmen çok sevdim. Altını epeyce çizdim. (Çeviri konusunda Melahat Özgü ; Berlin Üniversitesi Felsefe bölümünden mezun olmuş, Almanca öğretmenliği yapmış. DTCF Alman dili ve edebiyatı bölümü profesörü. Tiyatro araştırmacısı. ) Çevirinin dili bana pek hitap etmedi, belki de başkalarına çok iyi gelebilir bilemiyorum.:))Yaren’in #28484261 incelemesinde yorum olarak Meltem Hanım’ın da yardımıyla çeviri karşılaştırması yapmış Yaren, çok yararlı oldu, sağ olsunlar ^_^ Semih Uçar’ın dili daha akıcı geldi bana göre. Yorum da 4 çevirmenin çevirileri mevcut, kitabı alırken faydalı olacağını düşünüyorum.

Mektuplarda Rilke’nin hitap şekli, geç yazmasındaki sebepleri içtenlikle açıklaması, yalnızlığa dair yorumları, gençlerin aşka dair aceleleciğine dem vurması ‘’ Onlar, aşkı, bütün varlıklarıyla, bütün güçleriyle, yalnızlık duyan, korkan, yüceyi arayan yürekleriyle öğreneceklerdir. Ama öğrenme uzun ve bitmesi gereken bir zamandır.’’(42) der. Aşkı da ‘’ Aşk son konaktır ; belki de bunun için bir insan hayatı bile yetmez’’ deyip zirvede bırakır. Sözlerinde dostluğu hissetmek, kendini bulma yolunda gözlem gücünün derinliği, ruha dokunuşuyla, ‘’Siz dışa bakıyorsunuz ve işte asıl bunu yapmamalısınz. Yalnız tek bir yol vardır: İçinize dönün. Size yaz diyen nedeni araştırın. Kökleri ; yüreğinizin en derinliklerinde dal budak salıyor mu, buna bakın. ‘’(14) ve özellikle bu sözüyle gönlüme taht kurdunuz Rilke amca.

Karput’a dair tavsiyeleri, üzüntüye karşı yaklaşımı ‘’İnsanın üzüntülü iken, yalnız olması ve uyanık bulunması gerekir ‘’( 50) gibi nice anlamlı sözleriyle yüzmek.. Şair üzerine dair yazısı da ayrı bir anlam yüklü idi. Rilke’yi tanımak adına başlangıç eseri midir bilmiyorum ama çokça tavsiye ederim bu kitabı.

Keyifli ve huzurlu okumalar dilerim. ^_^
Richard Strauss - Four Last Songs https://www.youtube.com/watch?v=I9nc87XR43A
Mesleğinin kendisiyle örtüşmediğini, boş bir çaba içerisinde olduğunu fark eden genç bir şair Kappus ve çözümü Rilke'ye şiir denemelerini göndermekte buluyor. Kendisini en iyi o anlar çünkü, aynı yollardan geçmişti ruhsal sorunlar yaşayıp okuldan ayrılmamış mıydı o da? Nitekim öyle oluyor da, kitapta genç şaire Rilke tarafından yazılmış on samimi mektup karşılıyor bizi, içindeki buhranları o kadar iyi anlıyor ki bir dost olarak yaklaşıyor genç şaire. Öyle ince bir ruha sahip ki Rilke, kırmadan incitmeden eleştiriyor genç adamın şiirlerini... "Kendimi de bir yabancı olarak, bir yabancıdan biraz daha değerli kılmaya çalıştım."

80 sayfalık incecik bir kitap olduğuna bakmayın, sonsuz kelime var içerisinde. Nelerden bahsetmiyor ki, çaresizliği anlatıyor, yalnızlığını anlatıyor bize. En çok da şiirin ne olduğunu ve bir şair için ne anlama geldiğini görüyoruz. Seni asla anlamayacak insanlara kendini anlatmaya çalışmak... İnsan daha güç durumda olabilir mi? Yapmayın, diyor kendinize yazık edeceksiniz. Biliyor Rilke, yürüyen bir mezarlık değil miydi şair?
"Söylediğim gibi, insanın yazmadan yaşayabileceğini hissetmesi yeterlidir: bu durumda insan yazmaya teşebbüs bile etmemelidir."

Eseri Palto Yayınlarından okudum ve berbat bir çevirisi vardı. Bazı cümleleri anlamak için defalarca okumak zorunda kaldım. Neyseki kötü çeviri bile kitaba gölge düşüremedi, Rilke yazmış sonuçta. :) Seninle tanıştığıma mutluyum güzel adam, daha çok kişinin seni tanıması dileğiyle...
Kötü bir haber aldığınızda kime sığınırsınız? Elbette dostlarımızla konuşmak isteriz. Fakat bazı zamanlarda, her dostun her derdinizi anlayamayacağını hisseder, sizi en iyi anlayabilecek olana gidersiniz. Bu, doğal bir içgüdüdür sadece, diğerlerine verdiğiniz/vermediğiniz değer ile bir ilgisi yoktur. Okul ile ilgili sorunları sınıf arkadaşınızla, aileniz ile ilgili sorunları kuzeniniz ile paylaşmak gibi aslında. Ben de bu sabaha, içten içe korktuğum ama olacağını da bildiğim bir haberi alarak başladım. Hâlihazırda elimde bulunan iki kitaba sığınmak yerine (onlar bu kötü ruh halimi görmesinler, onlara yansıtmayayım istedim) tamamen içgüdüsel olarak Rilke’ye sığındım. Nedendir bilinmez, henüz çok iyi tanımadığım sevgili Rilke’nin ruhuma işlemek gibi bir güzel huyu var.

Sizlerden iyi olmasın, çok iyidir Rilke. Hayata bakış açısı çok iyi geliyor bana. Neredeyse 100 yıl olmasına rağmen aramızda. Aslında dünyanın sonu olmayan, çözüme kavuşacağını çok iyi bildiğim bir mesele için gözpınarlarımı kurutacak kadar kendimi üzdüğümü görünce biraz kızdı sanırım bana. Biraz sinirli fakat kaygılı bir ses tonuyla konuştu: “Fakat lütfen bir düşünün, bu büyük üzüntüler daha ziyade orta yerinizden geçip gitmediler mi? İçinizde birçok şey dönüşüme uğramadı mı, üzgün olduğunuz zamanlarda bir yerde, varlığınızın bir yerinde değişim geçirmediniz mi?” (sf. 52-Nora Kitap) Geçirdim elbet Rilkeciğim. Geçirdim tabii. Senin de elin değdi mutlaka bu değişime. Uzayda hiçbir ses kaybolmaz ya hani, senin sesin yüzyıl sonrasında buluyor beni. Küçücük tepeleri kocaman dağlar olarak gördüğüm ve onları aşıp ardını hiç göremeyeceğim sandığım noktalarda şu sözlerin tutacak elimden; “Belki de yaşamımızın bütün ejderhaları, yalnızca bizi bir kez güzel ve cesur görmeyi bekleyen prenseslerdir. Belki de korkunç olan her şey en temelde, bizden çare bekleyen çaresizlerdir.” (sf. 59) Böylece günün sonuna geldik sevgili Rilke ile. En sade cümleleri ile ruhumda bir ev kurup yerleşti kendileri. Ben de ‘bıraktım yaşam, başıma gelsin. İnanıyorum sana: yaşam haklıdır, ne olursa olsun.’ diyerek.

İşte böyle bir kitap Genç Şaire Mektuplar. Zor zamanlarınızda elinizden tutup size engelleri aşmanıza yardım edecek. Hatta belki engel sandıklarımızın da aslında yalnızca bir yanılsama olduğunu gösterecek. Mektuplar, en saf şekilde yansıtır kişinin duygularını. Rilke’nin bakışını seviyorum hayata. Birçok konuda çok güzel fikirleri var. Hayat, din, kadın-erkek konularında özellikle dikkate alınacak bakış açılarını gayet doyurucu açıklıyor bu 10 tane samimi mektupta. Dilerim bir gün yollarınız kesişir ve tanışırsınız Rilke ile. Hem “insan bu kitapları her okuyuşunda daha çok zevk alıyor, her seferinde daha müteşekkir oluyor ve bir şekilde daha iyi ve daha basit görüyor, yaşama olan inancı derinleşiyor ve yaşamda daha mesut oluyor ve daha büyüyor.” (sf. 20)
Rilke'nin ismini yıllar önce bir kitapta okumuştum. Sonra şair olduğunu öğrendim. Lou Salome'nin hayatını anlatan kitapta da fazlaca ismine yer verilmişti. Alman asıllı Prag doğumlu bu şairin iç dünyası da, doğduğu kent gibi pusluydu biraz. Şiirlerinde keskin bir anlatımı yoktu ama yüzü grilere dönüktü. Kurşuni renkler desem daha doğru sanırım.

Alman Edebiyatının sevilen şairlerinden olan Rainer Maria Rilke, bir dönem gittiği Afrika'da müslümanlarla tanışır ve arapça öğrenir. Tıpkı Goethe gibi, peygamber efendimiz Hz. Muhammed'e (s.a.v) hayran kalır. Onun için Muhammed'in Yakarışı şiirini yazar. Bunu öğrendikten sonra benim şaire karşı sempatim daha artmıştı.

Genç Bir Şaire Mektuplar kitabı, Rilke'nin bir zamanlar hayatını karartan askeri akademide okuyan Franz Xaver Kappus adlı kişiyle mektuplaşmalarının kitabıdır. Rilke, askeri hayatın kendisini ruhsal ve fiziksel olarak çökerttiğini ifade etmiş, sağlık sorunları sebebiyle, akademiden ayrılmıştır. Kitapta Rilke, Kappus'un yaşadığı sıkıntıları o kadar iyi anlıyor ki. Çünkü Kappus'un da içinde bir şair büyüyor ve duygularını, ne yapması gerektiğini Rilke'ye soruyor. Mektuplaşmaları bir süre devam ediyor. Rilke'nin mektupları o kadar içten, o kadar net ki, ben bile bazen içimdeki sorulara onunla cevap buldum!

Yazma tutkusu ile ilgili söylediği çok güzel; "Size yazmanızı buyuran nedeni araştırıp ele geçirmeye bakınız" diyor. Ne güzel bir ateşleme! "Yüreğinizin ta en dip köşesinde kök salıp salmadığını araştırınız, yazmanız yasaklandı diyelim ölür müydünüz, yaşar mıydınız eskisi gibi" diye devam ediyor...

Ben Rilke'yi okumaya, şiirlerini daha da yakından öğrenmeye devam edeceğim. Çünkü biliyorum ki, O mektuplarında tam da yazdığı gibi, büyük yürekli bir şair. Tanımak isteyen herkese öneriyorum.
Rilke 'nin, kendisinden şiirleri için tavsiye isteyen genç bir şairin mektuplarına cevaplarının bir araya getirilmesiyle oluşmuş bir kitap. Bir eleştiri ,inceleme kitabı değil aslında .Rilke kitabın başında ilk mektupta söylüyor zaten :
“Eleştirel niyete çok uzağım .Eleştirel sözler ile bir sanat eserine yaklaşmak olanaksızdır “
Şair olmak isteyen birinin kendi duygu ve düşünce dünyasında nelere yer vermesi ,neye dikkat etmesi gerektiğini kelimenin tam anlamıyla kısa ve öz bir şekilde anlatmış.Edebi eserin oluşum sürecini anlatırken ve kimi yerlerde de hayatın ve insan olmanın ne olduğunu anlatırken kullandığı ifadeler , edebi cümleler , Rilke 'nin büyük bir şair olduğunun ispatı oluyor bu küçük kitap
Rilke'nin bir şair olan Franz Xaver Kappus'a 1903-1908 yılları arasında cevap olarak yazdığı on mektuptan oluşuyor kitap. Hiçbir edebi kaygı içerisine girmeden sadece yardım için yazıldığı belli olan mektuplarda bolca yalnızlık teması işlenmiş. Yazarın dili akıcı sıkılmadan okunabilecek bir kitap.
Rene Maria Rilke'nin Franz Xavier Kappus'a yazdığı 10 mektubu içeren bir kitap.. Çoğunlukla Kappus'a öğütler şeklinde bir içerik taşıyor. Şiir üzerinde de derin açıklamaları var.
Rainer Maria Rilke... Betimlemeleri muhteşem,Shakespeare aşk cümleleri üzerinde nasıl dans ediyorsa, Rainer de yalnızlık üzerine kurduğu cümlelerde öyle dans ediyor. Yalnızlığın aslında o kadar da kötü bir şey olmadığını düşünmeye başlayabilirsiniz mektupları okumayı bitirdiğinizde. Benim için tek olumsuz yan mektuplardan sadece Rainer"ın yazdıklarını okuyor olabilmemiz. Keşke Karşı tarafın mektuplarına da ulaşabilseydik...
Rilke'nin, genç şair Franz Kappus'a büyüklenmeden yazdığı, dağılmış ruhları yola yordama sokan, yalnızlıkla baş etmeye dair, bu kadar nasıl ince olunabilir'i sorgulatan,10 mektuptan oluşan bir eser. Rilke'nin ölümünün ardından yayınlanmış bir esermiş. Ben, Semih Uçan çevirisini okudum ve hiç fena değildi, yazarın aslında neyi kastettiğini gayet net anlayabiliyordunuz. Bakıyorum da o kadar çok yerin altını çizmişim ki sanırım Rilke'nin o güzel zamanları ve mekanları aşan sesine sağır değilim, sırf bu yüzden her bana dokunan sözde çok mutlu oldum. Rilke'nin kimseyi hor görmeyen, eleştiriden uzak ama terbiye eden, yalnızca kulluk bilincinde olan birinin sahip olabileceği ve haddi aşmayan bir üsluba sahip olduğunu tam ve net olarak anlamam bu kitapla mümkün oldu. Bu yüzden bende yeri ayrı kalacak diye tahmin ediyorum. Kitap boyunca şu hadis aklıma geldi.
“Hikmet, değerli bilgiler müminin yitik malıdır, onu nerede bulursa almaya daha hak sahibidir.” (Tirmizi, İlim 19)
Anladığım kadarıyla Rilke'de yitirdiğim bir şeyler var. Ve ben bu yüzden kendisine ve eserlerine büyük saygı duyuyorum.

Büyük ve eşsiz birinin konuştuğu yerde, küçüklere susmak düşer.

Franz Kappus
Gerçek şu ki, tarifsiz yalnızlıklar içinde yaşayıp gidiyoruz,
özellikle de en derin ve en önemli konularda.
Biz yalnızız. Kendimizi kandırabiliriz ve bu böyle değilmiş gibi davranabiliriz. Hepsi bu.
Rainer Maria Rilke
Sayfa 64 - Palto Yayınları, Çeviri: Alaz Kanber
Sanki her şey, ayrılış çiçeğinden bir tutamla tatlılaştırılmıştı.
Rainer Maria Rilke
Sayfa 78 - Remzi Kitabevi 2.basım Çeviren: Melahat Özgü

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Genç Bir Şaire Mektuplar
Baskı tarihi:
Şubat 2001
Sayfa sayısı:
103
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754067279
Çeviri:
Kamuran Şipal
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Genç Bir Şaire Mektuplar
Genç Bir Şaire Mektuplar
Genç Bir Şaire Mektuplar
Kamuran Şipal`in Türkçesi ile sunduğumuz "Genç Bir Şaire Mektuplar" Franz Xaver Kappus`a yazılan on mektuptan oluşuyor. "... Rike ile düzenli mektuplaşmaya başladık. 1908`e kadar sürdü mektuplaşmalarımız, sonra yavaş yavaş arkası kesildi; çünkü yaşam beni alıp Rilke`nin sıcak sevecen ve duygulandırıcı bir çabayla beni uzağında tutmak istediği alanlara savurmuştu. Ama önemli değil burası. Önemli olan, bu kitaba alınmış on mektuptur, Rilke`nin nasıl bir dünya içinde yaşadığının, yapıtlarını nası bir dünya içinde yarattığının bilinmesi açısından değil ayrıca gerek bugün yeni yetişen, gerek yarın yetişecek olan kuşaklar bakımından önemli olan on mektup. Bir büyük, bir eşsiz kişi konuşurken küçüklere susmak düşer."

Kitabı okuyanlar 83 okur

  • talha
  • Kadir KATIRCI
  • Yeis
  • Mustafa Şahin
  • melike
  • Promethe
  • ludmilla.92
  • Lluvia
  • Anksiyete
  • Büşra Elveren

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%2.3
18-24 Yaş
%25
25-34 Yaş
%36.4
35-44 Yaş
%20.5
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%6.8

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%64.2
Erkek
%35.8

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%33.3 (11)
9
%33.3 (11)
8
%6.1 (2)
7
%9.1 (3)
6
%12.1 (4)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%3 (1)
1
%0