Gençliğin Şarabı

7,8/10  (18 Oy) · 
54 okunma  · 
15 beğeni  · 
934 gösterim
"Hayatımı düşünerek oturdum orda, harcanmış hayatımı, aileme çektirdiğim ıstırabı. Babamın cüzdanından, annemin çantasından, kızkardeşimin kumbarasından çaldığım bütün paralar geldi aklıma. Babamın silahı ve yakın menzilden öldürdüğüm tavuklar geldi. Dalga dalga üstüme geliyordu sefil hayatım; cebirden üst üste üç yıl çakmıştım; sınavlarda kopya çekiyordum; ahlaksız fıkralar dinliyor, arada sırada ben de anlatıyordum. Bunları düşünürken hayata yeniden başlamak istedim; bir fırsat daha. Bu kar fırtınasını atlatıp Bouldera, eve dönmek ve mühendislik okumak istedim."

Bukowski hayatla ilgili, kendi hayatıyla, sokaktaki insanların hayatları ve yapmaya zorlandıkları şeylerle ilgili kitaplar ararken rastlamış John Fanteye ve onda aradığı yazarı bulmuş, hayran olmuş, "Fante benim Tanrımdı" demiş. John Fante, "Gençliğin Şarabında, çocukluktan ilk gençliğe uzanan yılları, aile ilişkilerini, anne sevgisini, arkadaşlıkları ve ilk aşkları tüm içtenliğiyle anlatıyor.
 
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2003
  • Sayfa Sayısı:
    206
  • ISBN:
    9789758441150
  • Orijinal Adı:
    Wine Of The Younger
  • Çeviri:
    Avi Pardo
  • Yayınevi:
    Parantez Yayınları
  • Kitabın Türü:
Portakal Çiçeği 
 01 Şub 13:00 · Kitabı okudu · 2 günde · 3/10 puan

Hayatımda okuduğum en sıkıcı ve sıradan kitaplardan birisiydi. Bu kısa ve net açıklamadan sonra ayrıntılara giriyorum.

Ben kitabın Parantez yayın evinden çıkan halini okudum. Okumamı engelleyecek düzeyde olmasa da, yaklaşık 200 sayfa bir kitap için yazım hataları fazlacaydı. Çeviri Avi PARDO'nun çevirisiymiş. Söz konusu çevirmenle ilk defa karşılaştım. Biraz araştırdım. Kendisi, "John Fante ve Charles Bukowski yazılarını ve şiirlerini Türkçe'ye çevirmesiyle tanınır. Kullanılan dilin sadeliğine sadık kalarak yaptığı çevirilerle Fante ve Bukowski hayran kitlesinin artmasını sağlayan kişidir" şeklinde anlatılmış internette. Çeviri işinden çok anlamıyorum, bunu açıkça söyleyebilirim. Ama bir kitabın çevirisinin ne kadar zor olabileceğini, çevrilen cümlelerin yapılarından az çok çıkarabiliyorum. Fante'nin bu kitabının çevirisi gerçekten çok mu zordu? Ya da böyle bir kitap için çeviri yapılmasa çok mu şey kaybedilirdi? Fante'nin hayran kitlesi neye hayran olmuştur? Anlayamadım, anlayamıyorum. Ve kendimi tutamıyorum, kelimelerim cümlelerim sert oluyorsa bağışlayın lütfen. Kendi penceremden bakıyorum.

Kitap, 15 bölümden oluşuyor. Bunların bazıları aynı kişilerle bazıları farklı kişilerle alakalı. Ya da en azından öyle duruyor. Yapılan kitap yorumlarını okuduğumda da bu şekilde ifade edilmiş. Ama bence hep aynı kişinin hikayesi anlatıyor. Bazılarında hikayenin kahramanı bizzat kendisi, bazılarındaysa kendisini yerine koyduğu kişiler. Ama hep bir kendi ağzından, hep bir kendi bakış açısıyla.. Belki bu yüzden olsa gerek, olayların içerisindeki kahramanların soyadları değişse de isimleri Jimmy, John, Jake v.b gibi telaffuzu birbirine yakın isimler..

Kitabın konusu oldukça sıradan, olay hikayesi anlatıyor. Yabancı bir ülkeye yaşayan (ABD) yabancı asıllı insanların hikayesi.. Yabancı asıllı bir çocuğun gözünden aile, kilise, okul, arkadaş hayatı; bir ergenin gözünden hayat ve genç bir adam gözünden hayat. Oldukça basit, oldukça klasik, Türk edebiyatında kat kat iyilerini gördüğüm bir konu etrafında dolanan, çoğu yazılanın yazarın kendi deneyimi olduğunu düşündüğüm, “Ne zaman bitecek bu kitap?” diye sayfaya bakma ve kalan sayfa sayısını hesaplama gereksinimi hissettiğim, bana neredeyse hiçbir katkısı olmayan, adını ertesi güne unutacağım ve büyük olasılıkla yazara ait ilk ve son kitap vasfını haiz bir eser.

Herkesin zevki farklıdır elbette ama benim tavsiye ettiğim kitaplar arasında değil.