Gevheri Hayatı, Sanatı, Şiirleri

·
Okunma
·
Beğeni
·
68
Gösterim
Adı:
Gevheri Hayatı, Sanatı, Şiirleri
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055014902
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tura Yayınları
XVII. yüzyılda gelişim sürecini tamamlayan “âşık edebiyatı”, altın çağını yaşadı. En geniş sınırlarına ulaşan Osmanlı İmparatorluğu’nda binlerce âşık yetişti. Halk şairleri “âşık”, “kul”, “öksüz” gibi sıfatlarla anılmaya başlandı. Bir bölümü;
yeniçeriler, sipâhiler, leventler gibi askerî topluluklar arasından yetişti.
Bu dönemde, halkın sanat kültür zevki ve düzeyi de değişmişti. Şairler, kendilerini anlayacağına inandığı kitlenin gereksinimine göre şiirler yazma çabasına düştü. Bundan dolayı, halk şairlerinin divan şairlerinden, divan şairlerinin de halk şairlerinden etkilenmesi doğaldı. Bu etkilenişlerin ilk örneklerinden olan ve günümüze kadar varlığını koruyan sanatçılarından birisi Gevherî’ydi.
Gevherî, divan şairleri gibi aruzla da şiirler yazdı. Bunun sonucunda dili, azımsanmayacak kadar ağırlaştı.
Gevherî, Osmanlı kültürünün merkezi olan İstanbul’da, klasik Türk müziğiyle de ilgilenmişti. Yaşadığı yıllarda, klasik müzik makamları ve şarkı sözlerinde aruz, âşık fasıllarında önemli yer tutmaya başlamıştı. Nitekim Gevherî’nin kendi adıyla anılan bir müzik makamı olmuştu.
"başına bir hal gelirse, dağlara gel" diyen ozan çağların ötesinden haykırıyor diğer tüm Anadolu olanları gibi.. Dili yer yer biraz ağırlaşıyor ama Türkçe'nin her hali var Gevheri'de..
Ayrılık ateşi cismimi yaktı
Ahımın ateşleri göklere çıktı
Özlemli gözümden kanlı yaş aktı
Onun için çöller okyanus oldu gel
Yaktı beni aşk oduna o yanmaz
Ya ne dersin merhametsiz o yara
Seher oldu feryadımdan uyanmaz
Umarım ki öte bülbül uyara
..
Vurdu beni zalim kanlı yaramaz
Gayet çoktur değil benim yaram az
Bana yardan gayri cerrah yaramaz
Umarım ki gine bağrım o yara
Mübarek cemalin görmeyenden
Hicran ile halim yaman oldu gel
Muhabbet güllerin dermeyelinden
Bülbül gibi işim figaan oldu gel
Bağın duvarından aştım
Kırmızı gülüne koştum
Öptüm sardım helalleştim
Ne bağ duydu ne bağbancı

Bağın kapusunu açtım
Sanasın cennete düştüm
Doldurdum badesin içtim
Ne bağ duydu ne bağbancı
Dünyada yokken hiç bir günahım
Tanrı'nın bir iyiliğine uğradım geldim
Bir kandil içinde dururken ruhum
Dindarlar cennetine uğradım geldim
Ey Gevheri kimdir vaslına eren
Öğünsün alemde zevkini süren
Dermiş bizden evvel meyvesin deren
Sonu kalmış ama gene bir hoşça.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gevheri Hayatı, Sanatı, Şiirleri
Baskı tarihi:
Şubat 2017
Sayfa sayısı:
176
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786055014902
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Tura Yayınları
XVII. yüzyılda gelişim sürecini tamamlayan “âşık edebiyatı”, altın çağını yaşadı. En geniş sınırlarına ulaşan Osmanlı İmparatorluğu’nda binlerce âşık yetişti. Halk şairleri “âşık”, “kul”, “öksüz” gibi sıfatlarla anılmaya başlandı. Bir bölümü;
yeniçeriler, sipâhiler, leventler gibi askerî topluluklar arasından yetişti.
Bu dönemde, halkın sanat kültür zevki ve düzeyi de değişmişti. Şairler, kendilerini anlayacağına inandığı kitlenin gereksinimine göre şiirler yazma çabasına düştü. Bundan dolayı, halk şairlerinin divan şairlerinden, divan şairlerinin de halk şairlerinden etkilenmesi doğaldı. Bu etkilenişlerin ilk örneklerinden olan ve günümüze kadar varlığını koruyan sanatçılarından birisi Gevherî’ydi.
Gevherî, divan şairleri gibi aruzla da şiirler yazdı. Bunun sonucunda dili, azımsanmayacak kadar ağırlaştı.
Gevherî, Osmanlı kültürünün merkezi olan İstanbul’da, klasik Türk müziğiyle de ilgilenmişti. Yaşadığı yıllarda, klasik müzik makamları ve şarkı sözlerinde aruz, âşık fasıllarında önemli yer tutmaya başlamıştı. Nitekim Gevherî’nin kendi adıyla anılan bir müzik makamı olmuştu.

Kitabı okuyanlar 2 okur

  • Ruh Adam
  • Ender Bıyıklı

Kitap istatistikleri