Gezgin Dervişin Kamburu

·
Okunma
·
Beğeni
·
114
Gösterim
Adı:
Gezgin Dervişin Kamburu
Baskı tarihi:
5 Mart 2020
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257014380
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ketebe Yayınevi
Bir derviş 12. yüzyılda Afganistan’dan yola çıksa yürüye yürüye kaçıncı yüzyıla varır? Kalbinde bir insanın küçük sevdası, mutlak hakikatin büyük aşkıyla kaç dünya yürüyebilir?

İbakorkmaz’ın Ebu Dürr’ü, gönlünde o Hintli dilberin kara gözleriyle ve aklında zor sorularla bin yıla yakın zaman gezdikten sonra yazarın birkaç ayrıntıyla kurduğu Fakızade’yi buldu. Fakızade de Ebu Dürr’ü ve onun üstüne yazdığı eseri İbakorkmaz’ın kaleminin ucuna getirdi.

Gezginin sesi nereden nereye, hangi çağdan hangi çağa ulaşıyor? Peki zaman, çağ denebilecek parçalara bölünebilir mi? Peki bir yazar asırlar öncesinden gelen sesleri duyabiliyorsa zaman diye bir şey var mıdır?

Öyleyse dinle! Senin “şimdi” dediğin zamanı ben şimdi yaşıyorum. Demek ki senin şu anınla, benim şu anım arasında bir fark olduğunu iddia etmen zor. Anlar arasındaki farkın ortadan kalktığı an, yalnızca şu andır demek ki. Oysa biz şu anı yaşayıncaya kadar farklı zamanlarda yaşadığımızı sanıyorduk. Ama bak, tarih dediğimiz şey de avuçlarımızın arasından, bu satırların arasından ve zihnimizden eriyip gidiverdi. Mesela benim şu an ölü olmam neyi değiştirir? Düpedüz sohbet ediyoruz seninle. Ben söylüyorum ve sen dinliyorsun. Üstelik senin “şu an” dediğin anda...
88 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bu kitabı okurken sarhoş oldum, bir başucu kitabından öte bir manifesto diyebiliriz. Ebu Dürr ün yazdıkları “şu an”a hitap ediyor daha doğrusu kitapta yazıldığı gibi tarih değişiyor ama insan değişmiyor değişmediği için de arzular,hırslar, savaşlar değişmiyor sayfa sayısı az olan bu kitabın her sayfasından sayfalar dolusu ders çıkarılabilir.
88 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kitabın girişindeki ortaya çıkan tezahürden dolayı çok radikal bir yazı ile karşılaşacağım hissine kapılmıştım. Risale i Dürriye yazarı Ebu Dür hakkında bir çok farklı görüş olduğunu, kitaplarının kayıp olduğunu biliyoruz. İşin heycanlı tarafı kaçmasın diye demiyorum. Ama yüz yıllar öncesinden gelmiş bir sesleniş bize bu ve ben çok beğendim ayrıca kendi ve nefsî arasında bulunan bir çırpınışın, seyyahlığa oradan da gmzlemciliğin insana kattığı hayatı okuma anlayışına güzel bir örnek Risalei Dürriye. Güzeldi.
88 syf.
·Puan vermedi
İnsanız ve kendimizi arayıp duruyoruz. İşte kendini arayan gezginlerden birinin ilginç serüveniyle karşı karşıyayız.

Mustafa İbakorkmaz Gezgin Dervişin Kamburu
Yavrucuğum, korku aslında kötü bir şey değildir. Sadece ona yenik düşmek utanç vericidir. Korkunun görevi tehlikeler karşısında insanı dikkatli davranmaya zorlamaktır.
Ey gönlüm! Bil ki şayet yüce Tanrı muhabbet nuruyla tecelli
etmeseydi, sen yiyeceklerin arasında sevdiğini seçip karar bile
veremezdin; güzel göremez, hayran olamazdın. Evlad u ıyali,
çiçeği, kediyi sevmekten dahi aciz kalırdın.
İnsanoğlu sanki gönlünde mücerret bir sandıkla dünyaya geliyor. Kıymet verdiği, değerli bulduğu nesneleri o sandıkta biriktirmekle ömrünü tüketiyor. Kimi taş, kimi altın, kimi şöhret biriktirir; kimiyse
bilgi ve kimi de başarı.. Mühim olan tenekeyi atmak; paslıyı, kirliyi elemek, her bir nesneyi mihenge tabi tutmak ve değerini takdir ettiklerimizi biriktirmek. Çabamız olgunluğa erişmezse biriktirdiğimizle güzelliğe ve tatmine ulaşamayız. Çünkü elimize geçeni o sandığa atmak, tıka basa doldurmak mesele değildir. Yoksa ıvır zıvırla ömür geçer.
İnsan bilmediği şeyi duymak ister. Duyduğunu görmek, gördüğüne dokunmak, dokunduğunu da koklamak ve tatmak ister. Yaşamak denilen nihayetinde bilinmez bir şeydir. Merakımız ve isteğimiz ömrümüzün dümenidir. İnsan merakı ve isteğiyle diğerlerinden ayrılır.
Alimin muhakemesi ineğin sütü gibidir. İnek her ottan yer.
Otu bedeninde süte dönüştürür. Posasını da def eder.
Alim de her türlü kitabı okur. Bir kısmını hikmete dönüştürür. Bilginin bir kısmı da tıpkı ineğin pisliği gibidir. Alim onu
da uygun şekilde def etmelidir.
Sütü sağmak sütü tanımayı gerektirir. Gafil -ki yerine göre
bilgili kişi de gaflete kapılır- pisliği üstüne başına bulaştırır.
Alim sütü süt olarak, pisliği de pislik olarak tanıtan kişidir. Değeri bundandır. Pisliği süt, sütü pislik zannedenin ilim iddiasından sakının.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gezgin Dervişin Kamburu
Baskı tarihi:
5 Mart 2020
Sayfa sayısı:
88
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786257014380
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Ketebe Yayınevi
Bir derviş 12. yüzyılda Afganistan’dan yola çıksa yürüye yürüye kaçıncı yüzyıla varır? Kalbinde bir insanın küçük sevdası, mutlak hakikatin büyük aşkıyla kaç dünya yürüyebilir?

İbakorkmaz’ın Ebu Dürr’ü, gönlünde o Hintli dilberin kara gözleriyle ve aklında zor sorularla bin yıla yakın zaman gezdikten sonra yazarın birkaç ayrıntıyla kurduğu Fakızade’yi buldu. Fakızade de Ebu Dürr’ü ve onun üstüne yazdığı eseri İbakorkmaz’ın kaleminin ucuna getirdi.

Gezginin sesi nereden nereye, hangi çağdan hangi çağa ulaşıyor? Peki zaman, çağ denebilecek parçalara bölünebilir mi? Peki bir yazar asırlar öncesinden gelen sesleri duyabiliyorsa zaman diye bir şey var mıdır?

Öyleyse dinle! Senin “şimdi” dediğin zamanı ben şimdi yaşıyorum. Demek ki senin şu anınla, benim şu anım arasında bir fark olduğunu iddia etmen zor. Anlar arasındaki farkın ortadan kalktığı an, yalnızca şu andır demek ki. Oysa biz şu anı yaşayıncaya kadar farklı zamanlarda yaşadığımızı sanıyorduk. Ama bak, tarih dediğimiz şey de avuçlarımızın arasından, bu satırların arasından ve zihnimizden eriyip gidiverdi. Mesela benim şu an ölü olmam neyi değiştirir? Düpedüz sohbet ediyoruz seninle. Ben söylüyorum ve sen dinliyorsun. Üstelik senin “şu an” dediğin anda...

Kitabı okuyanlar 20 okur

  • Kaldırım Mühendisi
  • Ayşegül Gülcan
  • Şule
  • Yeni Dünya
  • Türkan kayış
  • Efhem
  • denden
  • Ketebe Yayınları
  • Emre Dadaşoğlu
  • N.E.A 'nın Kütüphanesi

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%40 (4)
9
%20 (2)
8
%10 (1)
7
%20 (2)
6
%10 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0