Gezgin ve Gölgesi İnsanca Pek İnsanca - 2

8,7/10  (19 Oy) · 
59 okunma  · 
20 beğeni  · 
1.509 gösterim
Friedrich Wilhelm Nietzsche (1844-1900): Geleneksel din, ahlak ve felsefe anlayışlarını kendine özgü yoğun ve çarpıcı bir dille eleştiren en etkili çağdaş felsefecilerdendir. Bonn Üniversitesi'nde teoloji okumaya başlayan Nietzsche daha sonra filolojiye yöneldi. Leipzig Üniversitesi'nde öğrenimini sürdürdü, henüz öğrenci iken Basel Üniversitesi filoloji profesörlüğüne aday gösterildi. 1869'da sınav ve tez koşulu aranmadan, yalnızca yazılarına dayanarak doktor unvanı verilen Nietzsche profesörlüğü sırasında klasik filoloji çalışmalarından uzaklaştı ve felsefeyle uğraşmaya başladı. Tragedyanın Doğuşu, Zamana Aykırı Bakışlar, İnsanca Pek İnsanca (Karışık Kanılar ve Özdeyişler, Gezgin ve Gölgesi), Tan Kızıllığı, Şen Bilim, Böyle Söyledi Zerdüşt, İyinin ve Kötünün Ötesinde, Ahlakın Soykütüğü, Ecce Homo, Wagner Olayı, Dionysos Dithyrambosları, Putların Alacakaranlığı, Deccal, Nietzsche Wagner'e Karşı başlıca büyük eserleri arasında yer almaktadır.
(Tanıtım Bülteninden)
  • Baskı Tarihi:
    Mart 2014
  • Sayfa Sayısı:
    179
  • ISBN:
    9786053320708
  • Orijinal Adı:
    Der Wanderer Und Sein Schatten Menschliches, Allzumenschliches -2
  • Çeviri:
    Mustafa Tüzel
  • Yayınevi:
    İş Bankası Kültür Yayınları
  • Kitabın Türü:

"Gerçeğe duyulan inanç, bugüne kadar inanılan 'gerçeklere' karşı duyulan şüphelerle başlar."

Sanatçı-filozof, ilk modernist ve ilk postmodern felsefeci; Friedrich-Wilhelm Nietzsche, kendisini "ölümünden sonra bir insan" olarak adlandırdı ve okuyucuların henüz doğmadıklarını söyledi. Kendinden sürülmüş göçebeliğin izolasyonundan acı çekmiş, zamanından önce doğmuş, genel kurallar ve tartışmalar üzerinde dans etmiş.

Gezgin ve Gölgesi, Nietzsche'nin bir direniş hareketidir. Metafizik, ahlâk, din, sanat, üslup, toplum, siyaset ve kültür endişelerine yönelik aforizmalar. Özgür irade, hakikat, gelenek ve adalet gibi temel insan konularını ele alıyor ancak kaçılmaz bir eskimilik hissi, Nietzsche'yi yavaş yavaş yalnızlık yoluna iterek düşünme biçimini kendisiyle iç diyalog haline getiriyor.