Adı:
Gizli Ajan
Baskı tarihi:
25 Kasım 2017
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754069464
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Secret Agent
Çeviri:
Mehmet Can Uğur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Casus
Gizli Ajan
Gizli Ajan
Gizli Ajan
Anarşist gruplar içinde muhbirlik ve provakatörlük yapan ‘gizli ajan’ Bay Verloc, yeni amirinden aldığı tekinsiz bir talimatla hiç arzu etmediği bir işe girişecektir.

Polonya asıllı olmakla birlikte İngilizce yazan ve XX. yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden olan Joseph Conrad, psikolojik analizlerini ve kendine has ironik bakışını bu kez Londra’nın devrimci gruplarına ve uluslararası terörizme çeviriyor. Gizli Ajan halen ilk yayınlandığı günkü kadar güncel ve çarpıcı.
309 syf.
Beyninin kıvrımlarından bağırsaklarının kıvrımlarına varıncaya kadar siyasete bulanan yurdum insanının tam da arayacağı derecede politik, etik ve toplumsal nice göndermelerle kurulu bir kurguya sahip olan, kelimenin tam anlamıyla klasik ve başyapıt; sadece Conrad'ın kaleminden çıkma olduğu için değil, yazıldığı döneme ışık tutması, hedeflediği yerlerin parlaklığı, oklarının sivriliği ve cüretkâr yorum ve değerlendirmelerle bezeli bir kurguyla da yazın tarihinde yerini fazlasıyla sağlamlaştırmış bir kitap.

Joseph Conrad'ın benim için önemi, Polonyalı olup (aslında şimdi Ukrayna'da olan bir bölge) ve İngilizceyi yirmi yaşından sonra öğrenmiş olmasına rağmen İngiliz dilinin en yüksek edebi ürünleri listesine birkaç eserini yazdırmış olmasından kaynaklanmıyor sadece. Conrad, Büyük İngiliz gemilerinde miçoluk, tayfalık ve İngiliz vatandaşlığından sonra da birinci kaptanlığı alıp, denizlerdeki nice seyrüsefer sırasında deneyimlediği onlarca kültür, bu kültürleri gerek yorumladığı aklıyla, gerekse hissettiği vicdanıyla tanımaya çalışmış olması, talihsizlikler karşısında suskun kalmayıp, otoritelerin, yüksek mevki sahiplerinin eteğini öpüp, postal yalamak dışında "dil"lerini kullanmayanlara benzemeyen, cesur, yürekli ve bazen kan donduracak kadar açık sözlü biri olduğu için favori yazarlarımdandır.

İletişim Yayınları, orijinal adı olan The Secret Agent'i aynen çevirerek "Gizli Ajan" adıyla yayımlamış; İş Bankası ise "Casus" diyerek. Kitap ismindeki seçimi tartışmak gereksiz. Her iki kitabın çevirisini bir saatten fazla süre ayırıp inceledim. İki isim de alanlarında çok başarılı çevirilere imza atan, değerli çevirmenlerimiz. Biri Hasan Fehmi Nemli, diğeri Ünal Aytür.

Hem zaten yazarımız Conrad, kitabı öyle bir yazmış ki, vasatın üstü herhangi bir çevirmen, pek çaba harcamadan, bir mucizeye tanıklık eder gibi çevirdiği kitaptaki cümlelerin önüne dizildiğini görecektir. Conrad işi noktalamış, geriye çevirmenin hünerine düşecek pek bir şey bırakmamacasına. Zira böylesine güzel yazılmış bir kitabı kötü çevirmek için gerçekten müthiş becerikli olmak lazım. İki kitap da hakkı verilerek çevrilip yayımlanmış. Karar okurun. Ha bu arada, sitede iki edisyon da mevcut.

Anarşist'inden ona buna "kanarşist"ine türlü karakterleri barındıran, sosyalist yapılanmanın, kapitalist düzenin ve daha pek çok "dönemin politik ve hatta askeri gündemini şekillendiren" türden konuların karakterlerce tartışıldığı, on dokuzuncu asır İngiltere'sindeki kanlı Greenwich bombalı eyleminin konu olarak merkeze alınıp, bu eylemin iç yüzünün araştırıldığı, bu esnada bir tür dedektiflik barındıran yönünün de devreye girişiyle kurgunun canlanması ve ardından gelen tuhaf, şaşırtıcı olaylar, bulgular, dehşet dolu bir sonu bünyesinde barındıran bir eser. Uyku kaçıracak türden. Huzurlu insanların uykusunu kaçıracak türden değil, zaten halihazırda huzursuz ve uykusuzların uykusunu kaçıracak türden.

Çünkü, iyi bilinir ki, huzurlu insanların uykusunu kaçırmak mümkün değil.

(Heh, sosyal mesajımızı da giderayak vermiş olduk.)
309 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Evet, güzel bir kitabın daha sonuna geldim. Yaptığım yolculuk çok yorucuydu benim için. Çünkü uzun zaman sonra ilk defa "Nolacak sonraki sayfada?" gibi bir duruma girdim.

Öncelikle bana bu kitabı hediye eden daha doğrusu 120 km yolu kat etmem için rüşvet olarak veren değerli dostum Mehmet'e (https://1000kitap.com/salakoglan) ederim :D

Kitabın konusu bir hayli garip olmakla beraber yavaş yavaş başlayalım dilerseniz :)
Kitabın başında yazarın yazmış olduğu ön söz ile girmek isterim incelememe.
Burada ön sözden de anlaşılacağı üzere yazarımız Greenwich'in bombalanması haberinin üzerine arkadaşı ile sohbet etmeye başlıyor. Tabi buradaki sohbetini bitirince kitabında konusu şekillenmiş oluyor.

Casus...
Ana karakterimiz bir casus evet, ve kendisinden Greenwich'i bombalaması isteniyor. Kitap buraya kadar biraz sıkıcı kabul edebiliyorum. Ama olaylar burada başlıyor ve 70. sayfa civarlarında ana karakter ölüyor.
Nasıl ya?

Aynen bu şekilde tepki vermemle birlikte tabi kitabın güzel, meraklandırıcı ve tuhaf yanları başlıyor. Karakter nasıl ölür ya derken olaylar gittikçe tuhaflaşmaya başlıyor.
Bizim çok sıkıcı olan kitabımız akmaya başlıyor resmen ama öyle böyle değil!

Tahmin edebileceğim olaylar oluyor ama edemediklerim ise gerçekten de ilginç ve şaşırtıcıydı.

Burada tabi kitabımız İngiltere'de geçiyor ve biraz da Sherlock Holmes'ü andırıyor ama bir dedektif kitabı olduğunu düşünmeyin.

Kitabın son sayfaları mükemmeldi. O kadının çırpınışlarını,korkusunu ve tedirginliğini resmen yaşıyordum. Hani nasıl bitirdiğimi anlayamadım kitabı aşırı ama aşırı akıcıydı. Ve duygular,hisler o kadar gerçekçiydi ki resmen yazara hayran kaldım.

Tabi neden 9 puan verdim diye sorarsanız da burada başlardaki sıkıcılıktan dolayı puan kırdım diyelim :)

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
309 syf.
·4 günde·9/10
‘’Bu çılgınlık ya da umutsuzluk eylemi, sonsuza kadar koyu bir sır perdesinin gerisinde kalacakmış gibi görünüyor. ‘’

Polonya asıllı İngiliz edebiyatının önemli yazarlarından Joseph Conrad, Casus adlı romanına kendisinin kaleme aldığı bir ön sözle başlıyor. Ön sözde kitabı ara vermeden ve fazla düşünmeden, romanda gelişen olaylar çerçevesinde çevrenin sefilliği ve ahlaki açıdan çirkinliğini ele aldığında eleştirilere hedef olacağını o günden anlasa da yazdığını dile getiriyor. Bu ön sözü kaleme alma sebebinin bir savunma olmadığını, yaptığı şeyin nedenlerini açıklamak ve anlatmak için olduğunu söylüyor. İnsanların duyarlılıklarını hiçe saymak; aynı zamanda okurları derinden sarsıp onları şaşırtmak, sırf çirkinlikleri vurgulamak amacının olmadığını, romanın yazılmasına etken olan öfke, temelindeki acıma ve küçümseme duyguları; romanda çevrenin dış koşullarında yer alan sefalet ve çirkinliklere nesnel yaklaştığının kanıtı olduğunu ifade ediyor. Casus ‘un konusunun ise bir arkadaşı ile sohbet ederken terör eylemlerine yapmış olduğu yorumun sonrasında, anarşik olaylara verilen örnekler arasında Greenwich Gözlemevi ‘nde gerçekleşen eylemin; eylem sonrasında meydana gelen olayların anlatımında kafasında beliren düşüncelerden, sonrasında terör konulu bir kitapta edindiklerinden şekillendiğini dile getiriyor. Conrad öykünün taslağının kafasında belirmesinden sonra romanda yer alan ana kahramanların kişiliklerinden çok çevreninin, ruhsal durumlarından çok insanlıkların ön plana çıkmasını amaçladığını, aynı zamanda ayrıntılar açısından da inandırıcı olmayı hedeflediğini ifade ediyor.

‘’Winnie Verloc ‘un tam bir kargaşaya, yıkım, çılgınlık ve umutsuzluk içinde biten öyküsünü anlatırken (burada belirttiğim biçimde anlatırken) amacım insanların duygularını boş yere sarsarak yaralamak değildi. ‘’


Kitabın ön sözünde yere alan yazarın ifadelerini incelememe taşımamın sebebi; ifadelerinin ne kadar doğruluk payı taşıdığını gösteren kitabında amaçladığı düşünceyi okurda oluşturmayı başarması. Kitabın önemli kahramanlarından Winnie Verloc ‘un başına gelenler ve kitabın sonlarına doğru yaşanan dramdan öte olaylar karşısında yapılan insanlık dışı yaklaşım, tutum ve davranışların yazarın da ifade ettiği gibi çok daha ön planda olması kitabın mükemmel kurgusu yanında insanların içinde bulunduğu dünyada edindikleri pozları ortaya koymakta.

Naçizane tavsiyem kitabı okuduktan sonra ön sözü okumanız çünkü romanın fikir ve yazım süreci kafanızda romana dair kurgu oluşturup sizi romanın amaçladığı merak ve duygudan uzaklaştırabilir.


Casus, devletin üst kademelerinde yer alan kişilerin maşası olan ajanların, düşman oldukları (dost oldukları var mı? Dediğinizi duyar gibiyim) devletlerin açıklarını kollayan bürokratların bu uğurda zayıf, çaresiz insanların hayatlarının mahvolmasına göz yuman acımasız insanların çevresinde şekillenmiş bir eser. Romanın ana kahramanı olan Adolf Verloc, Baron Stott-Wartenheim ‘in (Britanya Büyükelçisi) casusudur. Aynı zamanda her casus gibi kamufle edilen bir hayata Londra ‘da kırtasiye dükkanı ve evlendikten sonra kurduğu bir düzenle şekil verir. Dışarıdan bakıldığında gayet sıradan bir yaşama sahip olan Verloc bir gün sabahın erken saatlerinde büyükelçiliğe çağrılınca işlerin ters gittiğini anlar. Çeşitli aşağılanmalara maruz kaldığı bu görüşmede birinci katip Vladamir tarafından tehdit edilir. Ve hiçbir şey yapmayıp yıllarca boşa maaş aldığını ifade eden Vladamir, yapılacak eylemin sıradan terör ya da intikam öfkesi taşımaması; kimsenin mantığını çözemediği insanlığa karşı duyulabilecek en yüce saygı ile akılsızlığın gösterebileceği vahşetin bir araya getirileceği bir eylem olmasını istediğini aşağılayıcı cümlelerinin arasına sıkıştırır. (kitabın en ilgi çekici diyologlarındandı. )

Kendisinin ele verileceğinden korkan Verloc, anarşistlerden oluşan çetesini dükkana toplayıp eylem planı tasarlarken, 7 yıl önce evlendiği karısı Winnie Verloc ‘un zeka geriliği olan kardeşi Stevie duydukları karşısında dehşete kapılır. Winnie ‘nin kardeşini korumak için yapmış olduğu evlilik, annesinin Verloc ‘un iyi niyetini harcamamak için dul bakım evine gitmesi yaşanacak olayların maalesef önüne geçemez.


Modernist akımın öncülerinden Conrad, bir ajanın hayatından önemli bir kesitini bizlere sunarken; terörün, anarşizmin, bürokrasinin, insanlar arasındaki hiyerarşinin, siyasetin kirli yüzünün aynı zamanda çaresizliğin yol açtığı hataların insanda bulduğu karşılığı da mükemmel tasvirlerle okuyucuya aktarmakta. Kitabın ilk 70 sayfası okuyucu için durağan ve yorucu geçse de sonrasında gelişen olayların tahmin dışı olup merak duygusunu diri tutması, karakterlerin duygu ve davranışlarının hem bu kadar yoğun tasvirlerle anlatılması, hem de olayların kirli yüzüne dair ince mesajlar vermesi eserin klasikler arasında yer almasının nedenlerini bir nebze açıklıyor.

Romanın yan karakteri olsa da birçok okuyucu için ilginç bir karakter olan Profesör ‘ün önüne gelene bomba yapıp vermesi (yakalanamıyor çünkü böyle bir adamdan çıkabilecek akılcı bir önleme sahip) ve ona göre halkın yasallığa olan inancını ancak topluca ya da bireylerce tek tek yapılacak şiddet eylemleriyle temelden yıkılacağını savunması kitabın bir diğer ilgi çeken detayıydı.


‘’ Dürüstlük timsali Profesör de yürüyor, ama gözlerini iğrenç insan kalabalıklarından kaçırarak yürüyordu. Onun bir geleceği yoktu. Ama umrunda bile değildi. Büyük bir güçtü o. Felaket ve yıkım sahneleri düşünerek keyifleniyordu. O da yürüyordu; cılızdı, kılıksız ve asık suratlıydı ama sırf çılgınlık ile umutsuzluk silahlarını kullanarak yeni bir dünya düzeni kurmayı tasarlayan korkunç bir adamdı. Kimse ondan yana bakmıyor ve Profesör, kalabalık caddede hiçbir kuşku uyandırmadan, ölümcül, salgın bir hastalık gibi ilerliyordu. ‘’
309 syf.
·13 günde·6/10
İngilizceyi 20'li yaşlarda öğrenen Ukrayna asıllı birinin İngiliz edebiyat tarihine adını yazdırması oldukça zordur. İşte Joseph Conrad benim ilgimi böyle çekti. 1907 yılında yazdığı Casus romanında bir İngilizin Rus büyükelçiliği adına casusluk yaptığı ve bu sırada yaşanan olaylar anlatılıyor. 20. yüzyıl İngilteresinin anlatması sebebiye hoşuma gitti. Adolf Verloc bizim ana karakterimiz Casus. Tüm olaylar onun etrafında şekilleniyor. Onu çok seven karısı Winnie Verloc, yarım akıllı ve ona muhtaç yaşayan Stevie ve kayınvalidesiyle bir evde yaşayıp aynı evi dükkan olarak işletiyorlar.
309 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Kitap uzunca bir durgunluğun ardından, kıpırdanmaya başlayan dünya siyaset sahnesinin, gizemli zamanlarında kaleme alınıyor. Bir polisiye roman görüntüsünün altında, derin politik ve sosyolojik göndermelerin bolca bulunduğu bu eserde, bir çok ‘izm’ akımı hissettirilmeden irdeleniyor Conrad tarafından. Temposu düşük fakat dönem şartlarının iyi kavranabileceği bir garip eser ‘Casus’. Zincirleme reaksiyonun, insan hayatındaki yıkımına da hüzünlü bir örnek.

Marquez’in, Kırmızı Pazartesi adlı eserinde geçen o meşhur cümlesini;
(‘Bana bir ön yargı verin, dünyayı yerinden oynatayım.’) çağrıştıran ve Conrad’ın Casus’unda Profesör tarafından dile getirilen şu cümleyle tamamlamak gerek sanırım bu incelemeyi;
Çılgınlık ve umutsuzluk ha! Ben bu ikisini kaldıraç olarak kullanayım, dünyayı yerinden oynatırım..
Belki de Marquez, Kırmızı Pazartesi eserinin ilhamını, Joseph Conrad’dan almıştı..
309 syf.
·4/10
Merhabalar, ilk incelememi son okuduğum kitaptan yapmak istedim.. Bana göre casus un üslup ve dil anlatımında sıkıntı yok ama olayların çok detaya girmiş olması okurken insanı biraz sıkıyor. Dönem kitabı olduğu için modern klasikleri okumaya yeni başlayanlar için çok da iç açıcı olmaz.
Tavsiye şudur ki okumak için acele etmeyin! En azından klasikler içinde belli bir doyuma ulaşmadan elinize almayın..
309 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabı okurken Adolf Verloc’ta biraz da olsa kendinizi bulmamanız imkansız. Önsözü okumadan geçmeyin lütfen. Bu kadar sade ama etkileyici bir dili anca Joseph Conrad'da bulabilirsiniz.
309 syf.
·19 günde·7/10
Yazardan okuduğum ilk kitaptı, benim için zorlu bir okuma süreci oldu. Bunda kitaptan çok benim yanlış bir okuma dönemime denk gelmesinin de payı büyük. Kitap aynı bazı iniş çıkışların olduğu uzun bir yolda yürümek gibiydi benim için. Bazı sayfalar o kadar durağan ve olay nedir acaba diye anlamaya çalışmaktan dolayı bir yokuşu çıkar gibi hissederken bazı sayfalarda ise bu olayın altından ne çıkacak acaba derken yokuş aşağı koştur koştur iner gibiydim :) Kitabın adından yola çıkarak dolu dolu casusluk hikayesi okuyacağımı düşünüyordum ama öyle olmadı. Ana karakterimiz bir casus evet ama olay daha çok kendisi ve çevresinin davranışlarına, farklı gruplar arasındaki fikir ayrılıklarına, ruhsal çözümlemelere yer veriliyor. Yazarın duygu aktarımı çok etkileyiciydi benim açımdan, bazı karakterlerin bir bakışını anlatırken bile o anki hisleri size yansıtabiliyordu. Bazı sahnelerdeki sessizlik, durağan hareketler beni gerdi ve nasıl bir tepki geleceğini kestirememekten istemsizce sayfaları hızlı hızlı okudum. :) Her ne kadar bazı olayları kestirseniz de pimi çekilmiş bir bomba gibi karakterin nerede, nasıl olayı patlatacağını bilememek kitabın seyrini sonlara doğru daha hızlandırdı. Okumak isteyenlerin sürükleyici bir hikayeden çok duygu ve davranışlara ayrıntılı odaklandığı ve ağır işleyişte bir kitapla karşılaşacaklarını bilerek başlamalarını tavsiye ederim. :)
309 syf.
·5 günde·Beğendi·7/10
"Bu çılgınlık ya da umutsuzluk eylemi, sonsuza kadar koyu bir sır perdesinin gerisinde kalacakmış gibi görünüyor."


Polonya asıllı ancak ingiliz edebiyatının önemli yazarlarından biri olmayı başarmış olan Joseph Conrad romanına kendi kaleme aldığı bir önsöz ile başlıyor. Bu önsöz beni etkiledi çünkü önsözün de kitabının eleştirilere mâruz kaldığından bahsediyor. Bana kalırsa böyle bir önsöz yazmak cesur bir iştir. Çünkü kitabın daha ilk sayfalarında okuyucuya diyorsun ki; sen bu kitabı okuyacaksın ama kitaba zamanında çok sert eleştiriler geldi haberin olsun. Yani okuyucu bir ön yargıyla kitaba başlıyor diyebiliriz.


Kitap güzel başlıyora ancak sonra durgunlaşıyor ve siz olayları anlamaya çalışarak okuyorsunuz kitabı. En azından bende öyle oldu. Ama sonra kitap açılıyor ve sonra ne olacak diye merak ede ede okuyorsun kitabı ve bi' bakmışsın bitmiş. Sonu için tadı damağımda kaldı diyebilirim. Çünkü sonunu çok hızlı okudum meraktan ve bi' anda bitti kitap.


Modern klasikler dizisinin dördüncü kitabını da bitirmiş bulunmaktayım. İnşallah hedeflediğim gibi tamamını okuyacağım.


Herkese keyifli okumalar...

Durup birden, "Yoksullar için dünya kötü," dedi.

"Polislerin işi nedir biliyor musun Stevie? Polislerin varlık nedeni, hiçbir şeyi olmayanların, her şeyi olanlardan bir şeyler almalarını önlemektir."

https://www.instagram.com/okuma_maratonum/
309 syf.
·5/10
kitap iddialı ismine rağmen çok yavan. Okurken neredeyse son sayfaya kadar vadedilen heyecanın arayışı içinde kalıyorsunuz ve malesef elde edemeden bitiyor. modern klasikler serisine alınması bana pek de mantıklı gelmedi açıkçası
309 syf.
·11 günde·Puan vermedi
Nesi bu kadar abartılı bilmiyorum ben mi anlamadım diye başka Conrad kitaplarına geçeyim mi diye soruşturdum ama hepsi aynı stilde. İlk başta Kaczynski etkisinden dolayı okuyayım dedim ama kitap aşırı sıkıcıydı. Dostoyevski okumayı ne kadar gereksiz buluyorsam aynı nedenden dolayı Conrad 'i okumayı da gereksiz ilan ediyorum.
%26 (80/309)
·2/10
Kitabı okumaya başlamadan önce araştırdım. Herkes kitabın 5. Bölümden sonra güzelleştiğini yazdığını farkettim. Belki kitaba başlarken ön yargıyla başladım bilmiyorum ama kitabı sevemedim. 80. Sayfaya kadar geldim ama 2 ay flan oldu çok vakit kaybettiğimi düşünüyorum ve kitabı yarım bırakıyorum. Belki Bi 5 6 sene sonra tekrar şans verebilirim ama şuanlık bütün okuma heyecanımı sevincimi sömürdüğünü açıkca söyleyebilirim. Okumadan önce zamanınız var mı düşünün öyle başlayın.
İnsanları korkutacak tek şey deliliktir, çünkü deliyi tehditle, ikna yoluyla ya da rüşvetle yatıştıramazsın.
...hayranlık diye bir duygu bilmezdi, çünkü hayranlığa her zaman az çok bir bayağılık bulaştığını; ayrıca başkalarına hayranlık duymanın bir bakıma insanın kendi değersizliğini kabul etmesi anlamına geldiğini düşünüyordu.
Onu en rahatsız eden şey de, pek çok şeyi başkalarına güvenerek idare etmek zorunda kalışıydı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gizli Ajan
Baskı tarihi:
25 Kasım 2017
Sayfa sayısı:
304
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789754069464
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Secret Agent
Çeviri:
Mehmet Can Uğur
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Cem Yayınevi
Baskılar:
Casus
Gizli Ajan
Gizli Ajan
Gizli Ajan
Anarşist gruplar içinde muhbirlik ve provakatörlük yapan ‘gizli ajan’ Bay Verloc, yeni amirinden aldığı tekinsiz bir talimatla hiç arzu etmediği bir işe girişecektir.

Polonya asıllı olmakla birlikte İngilizce yazan ve XX. yüzyıl İngiliz edebiyatının önde gelen isimlerinden olan Joseph Conrad, psikolojik analizlerini ve kendine has ironik bakışını bu kez Londra’nın devrimci gruplarına ve uluslararası terörizme çeviriyor. Gizli Ajan halen ilk yayınlandığı günkü kadar güncel ve çarpıcı.

Kitabı okuyanlar 181 okur

  • Sümeyye

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları