Adı:
Gizli Ajan
Baskı tarihi:
Ocak 2011
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750508387
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Secret Agent
Çeviri:
Hasan Fehmi Nemli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Casus
Gizli Ajan
Gizli Ajan
Gizli Ajan
"Gizli Ajan'ın kaynağı, konusu, gelişme tarzı, sanatsal amacı kadar, yazarı kalemini eline almaya sevk eden bütün diğer güdüler, öyle sanıyorum ki, zihinsel ve duygusal bir bunalım evresine kadar izlenebilir."
Joseph Conrad

1907 yılında yayımlanan Gizli Ajan, siyasi olayların arttığı 1880'ler Londrası'nda geçer. Özellikle 11 Eylül'den sonra adı sıklıkla anılan Gizli Ajan, Conrad'ın politik romanlarından biri olarak dikkat çeker. Londra'da karısı, kayınvalidesi ve karısının zekâ özürlü erkek kardeşiyle birlikte yaşayan Bay Verloc, ıvır zıvır şeyler satan bir dükkân işletmektedir. Anarşist bir grup arkadaşı olan Verloc, Greenwich'teki bombalama olayının sorgulandığı günlerde büyükelçilik sekreteri Bay Vladimir tarafından çağrılır. Verloc'un konsolosluk ziyareti sonrası, bir casusluk hikâyesinin izinde okuru sürükleyecek politik gerilim başlar.
Merhabalar Joseph Conrad Casus kitabını gerçekten başlarda çok karışık ve yorucu buldum ancak kitabı bırakmadım çünkü her kitaptan almamız gereken bir ders ve bakış açısı kazanma şansı elde ederiz.Kitabın üslubu diğer modern klasiklerde olduğundan daha değişikti betimlemeler çokluğu ve olayların yavaş ilerlemesi kitaptan sıkılmaya neden olabiliyor ancak sonunda iyi ki okumuşum dedim.Kitaptan bahsedecek olursam ; Politika,Etik ve Toplumsal gibi konular yer almaktadır.Kitabın beğendiğim tek yönü farklı konularla farklı insanların yaşamlarına dokunup hiç ummadığınız bir zamanda yollarının kesişmesi olmuştu.Beğendiğim bir alıntıyı paylaşmak isterim ;
“Çünkü tarihi yapan düşünceler değil araçlardır.”
Keyifli Okumalar Dilerim
Evet, güzel bir kitabın daha sonuna geldim. Yaptığım yolculuk çok yorucuydu benim için. Çünkü uzun zaman sonra ilk defa "Nolacak sonraki sayfada?" gibi bir duruma girdim.

Öncelikle bana bu kitabı hediye eden daha doğrusu 120 km yolu kat etmem için rüşvet olarak veren değerli dostum Mehmet'e (https://1000kitap.com/salakoglan) ederim :D

Kitabın konusu bir hayli garip olmakla beraber yavaş yavaş başlayalım dilerseniz :)
Kitabın başında yazarın yazmış olduğu ön söz ile girmek isterim incelememe.
Burada ön sözden de anlaşılacağı üzere yazarımız Greenwich'in bombalanması haberinin üzerine arkadaşı ile sohbet etmeye başlıyor. Tabi buradaki sohbetini bitirince kitabında konusu şekillenmiş oluyor.

Casus...
Ana karakterimiz bir casus evet, ve kendisinden Greenwich'i bombalaması isteniyor. Kitap buraya kadar biraz sıkıcı kabul edebiliyorum. Ama olaylar burada başlıyor ve 70. sayfa civarlarında ana karakter ölüyor.
Nasıl ya?

Aynen bu şekilde tepki vermemle birlikte tabi kitabın güzel, meraklandırıcı ve tuhaf yanları başlıyor. Karakter nasıl ölür ya derken olaylar gittikçe tuhaflaşmaya başlıyor.
Bizim çok sıkıcı olan kitabımız akmaya başlıyor resmen ama öyle böyle değil!

Tahmin edebileceğim olaylar oluyor ama edemediklerim ise gerçekten de ilginç ve şaşırtıcıydı.

Burada tabi kitabımız İngiltere'de geçiyor ve biraz da Sherlock Holmes'ü andırıyor ama bir dedektif kitabı olduğunu düşünmeyin.

Kitabın son sayfaları mükemmeldi. O kadının çırpınışlarını,korkusunu ve tedirginliğini resmen yaşıyordum. Hani nasıl bitirdiğimi anlayamadım kitabı aşırı ama aşırı akıcıydı. Ve duygular,hisler o kadar gerçekçiydi ki resmen yazara hayran kaldım.

Tabi neden 9 puan verdim diye sorarsanız da burada başlardaki sıkıcılıktan dolayı puan kırdım diyelim :)

Okumak isteyen herkese iyi okumalar dilerim :)
‘’Bu çılgınlık ya da umutsuzluk eylemi, sonsuza kadar koyu bir sır perdesinin gerisinde kalacakmış gibi görünüyor. ‘’

Polonya asıllı İngiliz edebiyatının önemli yazarlarından Joseph Conrad, Casus adlı romanına kendisinin kaleme aldığı bir ön sözle başlıyor. Ön sözde kitabı ara vermeden ve fazla düşünmeden, romanda gelişen olaylar çerçevesinde çevrenin sefilliği ve ahlaki açıdan çirkinliğini ele aldığında eleştirilere hedef olacağını o günden anlasa da yazdığını dile getiriyor. Bu ön sözü kaleme alma sebebinin bir savunma olmadığını, yaptığı şeyin nedenlerini açıklamak ve anlatmak için olduğunu söylüyor. İnsanların duyarlılıklarını hiçe saymak; aynı zamanda okurları derinden sarsıp onları şaşırtmak, sırf çirkinlikleri vurgulamak amacının olmadığını, romanın yazılmasına etken olan öfke, temelindeki acıma ve küçümseme duyguları; romanda çevrenin dış koşullarında yer alan sefalet ve çirkinliklere nesnel yaklaştığının kanıtı olduğunu ifade ediyor. Casus ‘un konusunun ise bir arkadaşı ile sohbet ederken terör eylemlerine yapmış olduğu yorumun sonrasında, anarşik olaylara verilen örnekler arasında Greenwich Gözlemevi ‘nde gerçekleşen eylemin; eylem sonrasında meydana gelen olayların anlatımında kafasında beliren düşüncelerden, sonrasında terör konulu bir kitapta edindiklerinden şekillendiğini dile getiriyor. Conrad öykünün taslağının kafasında belirmesinden sonra romanda yer alan ana kahramanların kişiliklerinden çok çevreninin, ruhsal durumlarından çok insanlıkların ön plana çıkmasını amaçladığını, aynı zamanda ayrıntılar açısından da inandırıcı olmayı hedeflediğini ifade ediyor.

‘’Winnie Verloc ‘un tam bir kargaşaya, yıkım, çılgınlık ve umutsuzluk içinde biten öyküsünü anlatırken (burada belirttiğim biçimde anlatırken) amacım insanların duygularını boş yere sarsarak yaralamak değildi. ‘’


Kitabın ön sözünde yere alan yazarın ifadelerini incelememe taşımamın sebebi; ifadelerinin ne kadar doğruluk payı taşıdığını gösteren kitabında amaçladığı düşünceyi okurda oluşturmayı başarması. Kitabın önemli kahramanlarından Winnie Verloc ‘un başına gelenler ve kitabın sonlarına doğru yaşanan dramdan öte olaylar karşısında yapılan insanlık dışı yaklaşım, tutum ve davranışların yazarın da ifade ettiği gibi çok daha ön planda olması kitabın mükemmel kurgusu yanında insanların içinde bulunduğu dünyada edindikleri pozları ortaya koymakta.

Naçizane tavsiyem kitabı okuduktan sonra ön sözü okumanız çünkü romanın fikir ve yazım süreci kafanızda romana dair kurgu oluşturup sizi romanın amaçladığı merak ve duygudan uzaklaştırabilir.


Casus, devletin üst kademelerinde yer alan kişilerin maşası olan ajanların, düşman oldukları (dost oldukları var mı? Dediğinizi duyar gibiyim) devletlerin açıklarını kollayan bürokratların bu uğurda zayıf, çaresiz insanların hayatlarının mahvolmasına göz yuman acımasız insanların çevresinde şekillenmiş bir eser. Romanın ana kahramanı olan Adolf Verloc, Baron Stott-Wartenheim ‘in (Britanya Büyükelçisi) casusudur. Aynı zamanda her casus gibi kamufle edilen bir hayata Londra ‘da kırtasiye dükkanı ve evlendikten sonra kurduğu bir düzenle şekil verir. Dışarıdan bakıldığında gayet sıradan bir yaşama sahip olan Verloc bir gün sabahın erken saatlerinde büyükelçiliğe çağrılınca işlerin ters gittiğini anlar. Çeşitli aşağılanmalara maruz kaldığı bu görüşmede birinci katip Vladamir tarafından tehdit edilir. Ve hiçbir şey yapmayıp yıllarca boşa maaş aldığını ifade eden Vladamir, yapılacak eylemin sıradan terör ya da intikam öfkesi taşımaması; kimsenin mantığını çözemediği insanlığa karşı duyulabilecek en yüce saygı ile akılsızlığın gösterebileceği vahşetin bir araya getirileceği bir eylem olmasını istediğini aşağılayıcı cümlelerinin arasına sıkıştırır. (kitabın en ilgi çekici diyologlarındandı. )

Kendisinin ele verileceğinden korkan Verloc, anarşistlerden oluşan çetesini dükkana toplayıp eylem planı tasarlarken, 7 yıl önce evlendiği karısı Winnie Verloc ‘un zeka geriliği olan kardeşi Stevie duydukları karşısında dehşete kapılır. Winnie ‘nin kardeşini korumak için yapmış olduğu evlilik, annesinin Verloc ‘un iyi niyetini harcamamak için dul bakım evine gitmesi yaşanacak olayların maalesef önüne geçemez.


Modernist akımın öncülerinden Conrad, bir ajanın hayatından önemli bir kesitini bizlere sunarken; terörün, anarşizmin, bürokrasinin, insanlar arasındaki hiyerarşinin, siyasetin kirli yüzünün aynı zamanda çaresizliğin yol açtığı hataların insanda bulduğu karşılığı da mükemmel tasvirlerle okuyucuya aktarmakta. Kitabın ilk 70 sayfası okuyucu için durağan ve yorucu geçse de sonrasında gelişen olayların tahmin dışı olup merak duygusunu diri tutması, karakterlerin duygu ve davranışlarının hem bu kadar yoğun tasvirlerle anlatılması, hem de olayların kirli yüzüne dair ince mesajlar vermesi eserin klasikler arasında yer almasının nedenlerini bir nebze açıklıyor.

Romanın yan karakteri olsa da birçok okuyucu için ilginç bir karakter olan Profesör ‘ün önüne gelene bomba yapıp vermesi (yakalanamıyor çünkü böyle bir adamdan çıkabilecek akılcı bir önleme sahip) ve ona göre halkın yasallığa olan inancını ancak topluca ya da bireylerce tek tek yapılacak şiddet eylemleriyle temelden yıkılacağını savunması kitabın bir diğer ilgi çeken detayıydı.


‘’ Dürüstlük timsali Profesör de yürüyor, ama gözlerini iğrenç insan kalabalıklarından kaçırarak yürüyordu. Onun bir geleceği yoktu. Ama umrunda bile değildi. Büyük bir güçtü o. Felaket ve yıkım sahneleri düşünerek keyifleniyordu. O da yürüyordu; cılızdı, kılıksız ve asık suratlıydı ama sırf çılgınlık ile umutsuzluk silahlarını kullanarak yeni bir dünya düzeni kurmayı tasarlayan korkunç bir adamdı. Kimse ondan yana bakmıyor ve Profesör, kalabalık caddede hiçbir kuşku uyandırmadan, ölümcül, salgın bir hastalık gibi ilerliyordu. ‘’
İngilizceyi 20'li yaşlarda öğrenen Ukrayna asıllı birinin İngiliz edebiyat tarihine adını yazdırması oldukça zordur. İşte Joseph Conrad benim ilgimi böyle çekti. 1907 yılında yazdığı Casus romanında bir İngilizin Rus büyükelçiliği adına casusluk yaptığı ve bu sırada yaşanan olaylar anlatılıyor. 20. yüzyıl İngilteresinin anlatması sebebiye hoşuma gitti. Adolf Verloc bizim ana karakterimiz Casus. Tüm olaylar onun etrafında şekilleniyor. Onu çok seven karısı Winnie Verloc, yarım akıllı ve ona muhtaç yaşayan Stevie ve kayınvalidesiyle bir evde yaşayıp aynı evi dükkan olarak işletiyorlar.
Merhabalar, ilk incelememi son okuduğum kitaptan yapmak istedim.. Bana göre casus un üslup ve dil anlatımında sıkıntı yok ama olayların çok detaya girmiş olması okurken insanı biraz sıkıyor. Dönem kitabı olduğu için modern klasikleri okumaya yeni başlayanlar için çok da iç açıcı olmaz.
Tavsiye şudur ki okumak için acele etmeyin! En azından klasikler içinde belli bir doyuma ulaşmadan elinize almayın..
Bu kitabı okurken Adolf Verloc’ta biraz da olsa kendinizi bulmamanız imkansız. Önsözü okumadan geçmeyin lütfen. Bu kadar sade ama etkileyici bir dili anca Joseph Conrad'da bulabilirsiniz.
Yazardan okuduğum ilk kitaptı, benim için zorlu bir okuma süreci oldu. Bunda kitaptan çok benim yanlış bir okuma dönemime denk gelmesinin de payı büyük. Kitap aynı bazı iniş çıkışların olduğu uzun bir yolda yürümek gibiydi benim için. Bazı sayfalar o kadar durağan ve olay nedir acaba diye anlamaya çalışmaktan dolayı bir yokuşu çıkar gibi hissederken bazı sayfalarda ise bu olayın altından ne çıkacak acaba derken yokuş aşağı koştur koştur iner gibiydim :) Kitabın adından yola çıkarak dolu dolu casusluk hikayesi okuyacağımı düşünüyordum ama öyle olmadı. Ana karakterimiz bir casus evet ama olay daha çok kendisi ve çevresinin davranışlarına, farklı gruplar arasındaki fikir ayrılıklarına, ruhsal çözümlemelere yer veriliyor. Yazarın duygu aktarımı çok etkileyiciydi benim açımdan, bazı karakterlerin bir bakışını anlatırken bile o anki hisleri size yansıtabiliyordu. Bazı sahnelerdeki sessizlik, durağan hareketler beni gerdi ve nasıl bir tepki geleceğini kestirememekten istemsizce sayfaları hızlı hızlı okudum. :) Her ne kadar bazı olayları kestirseniz de pimi çekilmiş bir bomba gibi karakterin nerede, nasıl olayı patlatacağını bilememek kitabın seyrini sonlara doğru daha hızlandırdı. Okumak isteyenlerin sürükleyici bir hikayeden çok duygu ve davranışlara ayrıntılı odaklandığı ve ağır işleyişte bir kitapla karşılaşacaklarını bilerek başlamalarını tavsiye ederim. :)
kitap iddialı ismine rağmen çok yavan. Okurken neredeyse son sayfaya kadar vadedilen heyecanın arayışı içinde kalıyorsunuz ve malesef elde edemeden bitiyor. modern klasikler serisine alınması bana pek de mantıklı gelmedi açıkçası
Nesi bu kadar abartılı bilmiyorum ben mi anlamadım diye başka Conrad kitaplarına geçeyim mi diye soruşturdum ama hepsi aynı stilde. İlk başta Kaczynski etkisinden dolayı okuyayım dedim ama kitap aşırı sıkıcıydı. Dostoyevski okumayı ne kadar gereksiz buluyorsam aynı nedenden dolayı Conrad 'i okumayı da gereksiz ilan ediyorum.
Aslında Karanlığın Yüreği, Lord Jim ve Nostromo kitaplarını merak ettiğim yazarın yayınevine güvenerek aldığım bu kitabı resmen beni hayal kırıklığına uğrattı. Herhalde iş bankası modern klasikler dizisinin en kötü kitabıdır. Bu kadar zorlanarak okuyacağım aklımın ucundan bile geçmezdi. Bu kitabı bitirdiysem, ulysses i de okuyabilirim sanırım(!) (en azından bu konuda cesaret verici bir kitaptı) sadece conrad'ın külliyatını tamamlamak isteyen biri için okunabilecek son kitap olabilir. Bunun dışında maalesef tavsiye edebileceğim başka bir özelliği yok. (Varsa da ben anlayamadım)
İnsanları korkutacak tek şey deliliktir, çünkü deliyi tehditle, ikna yoluyla ya da rüşvetle yatıştıramazsın.
İnsanları gerçekten korkutacak tek şey deliliktir, çünkü deliyi tehditle, ikna yoluyla ya da rüşvetle yatıştıramazsın.
Joseph Conrad
Sayfa 31 - Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gizli Ajan
Baskı tarihi:
Ocak 2011
Sayfa sayısı:
328
Format:
Karton kapak
ISBN:
9789750508387
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Secret Agent
Çeviri:
Hasan Fehmi Nemli
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İletişim Yayınevi
Baskılar:
Casus
Gizli Ajan
Gizli Ajan
Gizli Ajan
"Gizli Ajan'ın kaynağı, konusu, gelişme tarzı, sanatsal amacı kadar, yazarı kalemini eline almaya sevk eden bütün diğer güdüler, öyle sanıyorum ki, zihinsel ve duygusal bir bunalım evresine kadar izlenebilir."
Joseph Conrad

1907 yılında yayımlanan Gizli Ajan, siyasi olayların arttığı 1880'ler Londrası'nda geçer. Özellikle 11 Eylül'den sonra adı sıklıkla anılan Gizli Ajan, Conrad'ın politik romanlarından biri olarak dikkat çeker. Londra'da karısı, kayınvalidesi ve karısının zekâ özürlü erkek kardeşiyle birlikte yaşayan Bay Verloc, ıvır zıvır şeyler satan bir dükkân işletmektedir. Anarşist bir grup arkadaşı olan Verloc, Greenwich'teki bombalama olayının sorgulandığı günlerde büyükelçilik sekreteri Bay Vladimir tarafından çağrılır. Verloc'un konsolosluk ziyareti sonrası, bir casusluk hikâyesinin izinde okuru sürükleyecek politik gerilim başlar.

Kitabı okuyanlar 88 okur

  • Aziz

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0
9
%0
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0