Gödel, Escher, Bach (Bir Ebedi Gökçe Belik Lewis Carroll'ın İzinde Zihinlere ve Makinelere Dair Metaforik bir Füg)

·
Okunma
·
Beğeni
·
617
Gösterim
Adı:
Gödel, Escher, Bach
Alt başlık:
Bir Ebedi Gökçe Belik Lewis Carroll'ın İzinde Zihinlere ve Makinelere Dair Metaforik bir Füg
Baskı tarihi:
Haziran 2011
Sayfa sayısı:
944
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058795303
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
Felsefe, psikoloji, karşılaştırmalı edebiyat, bilim tarihi ve felsefesi, bilgisayar ve bilişim bilimleri, müzik ve elbette matematik gibi pek çok alanda öncü araştırmalar yapan Douglas R. Hofstadter, kitabevlerinde hangi rafa konacağına bile henüz karar verilememiş kitabı Gödel Escher Bach için şöyle der: "Gödel, Escher, Bach 'ben' ya da bilinçlilik sözcüğü çevresinde gezinir. Ben'in düşünmenin diplerinde bir yerdeki, güçlükle anladığımız örtük mekanizmalarla nasıl ortaya çıktığını ele alır. Yalnızca düşünmenin değil, benlik duygumuzun ve bilinçliliğimizin farkında oluşumuzun bizi diğer karmaşık şeylerden ayrı kıldığını vurgular. “Benliğin ve ruhun ne olduğunu kavramak istedim."
Peki bu Gödel, Escher, Bach: bir Ebedi Gökçe Belik -genellikle “G EB”
kısaltmasıyla bilinen kitap gerçekte ne hakkındadır?

Bu soru 1973 yılında ilk taslaklarını yazmaya başladığımdan beri peşimi
hiç bırakmadı. Elbette arkadaşlar ne üzerine çalıştığımı sorup durdular, ama
kısa ve özlü bir açıklama getirmekte zorlandım. Yıllar sonra 1980’de, GEB
bir süreliğine The New York Tim es'm çok satanlar listesine yerleştiğinde,
başlığın altına haftalar boyunca şöyle tek tümcelik bir özet koyuldu: “Bir bilim insanı gerçekliğin birbirleriyle bağlantılı bir belikler dizgesi olduğunu iddia ediyor.” Ben bu su katılmadık zırvalığı şiddetle protesto edince sonunda yerine, beni tekrar hom urdanm aktan ancak alıkoyan birazcık daha iyi bir
şeyler koydular.
Pek çok insan başlığın her şeyi ifade ettiğini düşünüyor: bir matematikçi,
bir sanatçı ve bir müzisyen hakkında bir kitap. Ama en dikkatsiz bakış bile,
karşı çıkılamaz biçimde yüce kişiler olsalar da, bu üç bireyin per se kitabın
içeriğinde çok küçük roller oynadıklarını görebilir. Kitap kesinlikle bu üç kişi
hakkında değildir!
Peki, öyleyse GEB'i “matematik, sanat ve müziğin özsel olarak nasıl aynı
olduğunu gösteren bir kitap” olarak betimlemeye ne denir? Bu da yine esas
konudan çok uzaktır ama bu yine de yalnızca kitabı okumayanlardan değil,
kitabı okuyanlardan, hatta büyük bir hevesle okuyanlardan bile defalarca
duyduğum bir yorum.
Ve kitabevlerinde, GEB’in birbirinden çok farklı rafları süslediğine tanık
oldum, yalnızca matematik, genel bilimler, felsefe ve bilişsel bilimler (hepsi
de gayet iyi) değil, aynı zamanda din, okült ve Tanrı bilir başka hangi rafları. Bu kitabın ne hakkında olduğunu saptam ak neden bu kadar zor? Herhalde sırf uzun olduğu için değil. Kısmen GEB her türden pek çok konuyu fügler ve kanonlar, mantık ve doğruluk, geometri, yinelenme, sentaktik yapılar,
anlamın doğası, Zen Budizm, paradokslar, beyin ve zihin, indirgemecilik ve
bütüncülük, karınca kolonileri, kavram lar ve zihinsel tasarım lar, çeviri, bilgsayarlar ve bilgisayar dilleri, DNA, proteinler, genetik kod, yapay zekâ, yaratıcılık, bilinçlilik ve özgür istenç hatta bazen bunlar yetmezmiş gibi sanat
ve müzik! sırf yüzeysel değil derinlemesine araştırdığı için böyle olmalı; bu
nedenle pek çok insan için odaktaki konuyu saptamak olanaksızlaşıyor.
944 syf.
·Beğendi·10/10
Kitap gerçekten çok ağır. Yazılanları anlamak için yavaş ilerlemek, üzerinde düşünmek gerekiyor. Okuduğum kitaplar arasında okurken böyle hissettiğim kitap Kapital olmuştu, ama bu daha sayısal, daha ağır. Matematiği iyi olmayan biri birçok yeri anlayamayacak zaten. Ancak, matematik, mantık, programlama gibi alanlara ilgisi olanlar için kitabı okumak çok daha zevkli olacaktır diye düşünüyorum.

Yazara göre bu kitap, canlı varlıkların cansız maddeden nasıl oluştuğunu açıklamaya yönelik bir girişim. Kendilik (self) nedir? Bunun cevabı verilmeye çalışılıyor. Yazar, bunları, kitap boyunca kullanıp, açıkladığı “garip döngüler” (strange loop) ile yapmaya çalışıyor. Yazmaya ilk başladığında kitabın adını “Gödel’in Teoremi ve İnsan Beyni” olarak düşünmüş. Ancak zamanla şu anki haline gelmiş.

Bertrand Russell’in Principia Mathematica’sı bu garip döngüleri engellemek üzere yazılmış. Çünkü Russel bu döngüleri bir nevi kusur olarak görüyor. Ancak sonradan Kurt Godel PM’de geri döngüler bulunduğunu, bunun aslında bir kusur olmadığını, tam tersine güçlülük belirtisi olduğunu gösteriyor.

Kitabın temel görüşü, yeterince karmaşık hale gelmiş, kendine referans yapabilen bir sistemin bilinç sahibi olacağı. Yani bilinçlilik hali insana özgü değil, ve siyah-beyaz değil, dereceleri var. Ve bu sistemin organik olması gerekmiyor. Aynı sistem bir bilgisayar programı olarak kurulursa programın gelişmişliği oranında o da bilinçlenir diyor.

Bach, kitapta, yazdığı bazı bestelerde döngüler oluşturmasıyla yer alıyor. Escher de aynı şekilde yaptığı resimlerde bu döngüleri kullanmış olmasıyla. Yazar da Escher gibi bu döngülerden büyülenmiş. Godel, Escher, ve Bach; üçünün ortak noktası eserlerinde yazarın “garip döngü” dediği olayı kullanmış olması.

Kitabın ilk bölümü daha çok temel matematik, mantık üzerine. İkinci bölümde de birinci bölümdeki temelin üzerine daha çok bilinç, düşünmek, yapay zeka konuları incelenmiş.

Kitap 70’li yıllara ait ama yazarın ileri görüşlülüğü, yapay zeka ve bilinç hakkındaki tahminleri kendine hayran bırakacak şekilde.
Kullandığımız her sözcüğün bizim için, onu kullanmamıza rehberlik eden bir anlamı vardır. Sözcük yaygınlaştıkça, onunla ilgili çağrışımlarımız çok daha artar ve anlamı çok daha derine kök salar.
“Yol görünen şeylere ait değildir: ne de görünmeyen şeylere. Bilinen şeylere ait değildir: ne de bilinmeyen şeylere. Onu araştırma, inceleme, adlandırma. Kendini orada bulmak için gökyüzü kadar aç kendini.”*

*Zen Buddhism (Mount Vernon, N.Y.: Peter Pauper Press, 1959), s. 38
Bir kır yolunda arabanızla giderken bir arı sürüsüyle karşılaşıyorsunuz.
Buna ancak hakettiği kadar ilgi gösterip geçip gitmezsiniz; bütün durum anında zihninize doluşan bir “tekrar oynatmalar” sürüsü perspektifine yerleştirilir.
Tipik olarak, “Bereket, camım açık değildi!” ya da daha kötüsü,

“Camımın kapalı olmaması ne kötü!” diye düşünürsünüz.
“Bereket bisikletimde değildim!” “Beş dakika önce gelmediğim ne kötü!”
Tuhaf, ama mümkün tekrarlar, “Eğer bu bir geyik olmuş olsaydı ölmüş olabilirdim!”
“Bahse girerim ki bu arılar bir gül ağacına toslamayı yeğlerlerdi!”
Daha da tuhaf yeniden oynatm alar, “Bu arıların dolar tomarı olmaması ne fena!”
“İyi ki buarılar betondan değildi!” “Bir arı sürüsü olmamam ne iyi!” Hangilerindeki
kaymalar doğal, hangilerindeki değildir ve niçin?
The New Yorker dergisinin son sayılarının birinde “Philadelphia Welcom at”tan aşağıdaki pasaj yayınlandı:

Eğer Leonardo da Vinci bir kadın olarak dünyaya gelmiş olsaydı
Şistine Şapeli’nin tavanı hiç resimlenmeyebilirdi.

The New Yorker'm yorumu:

Ve eğer Michelangelo Siyam ikizi olmuş olsaydı eser yarı zamanda tamamlanırdı.
Gödel'in Eksiklik Teoremi, Church'ün Karar Verilemezlik Teoremi, Turing'in Durma Teoremi, Tarski'nin Doğruluk Teoremi - bunların hepsi şu uyarıda bulunan eski peri masallarının tadına sahiptir: "Kendini-bilme arayışı, her zaman eksik kalacak, bir harita üstünde gösterilemeyen, asla durmayacak, betimlenemeyen bir yolculuğa çıkmaktır."
Eğer birisi çıkar da, "Nasıl toplama yapılacağı bilgisinin bu makinenin neresinde olduğunu bana göster" derse, bellekte gösterilebilecek hiçbir yer yoktur.
"Bütün Escher resimlerinde aynı olan nedir?" Hepsini parça parça birbirinin üzerine haritalamaya kalkışmak oldukça tuhaf olurdu. Şaşırtıcı olan bir Escher çiziminin veya bir Bach parçasının küçücük bir kesitinin bile buna ilişkin bir ipucu vermemesidir. Tıpkı bir balığın DNA'sının balığın her küçücük parçasının içinde içerilmesi gibi, yaratıcının "imza"sı da eserlerinin her küçücük kesitinin içinde içerilir. Buna -belirsiz ve kolay yakalanamayan bir sözcük olan- "biçem"den başka ne denilebilir ki?
"Farklılık içinde aynılık"

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gödel, Escher, Bach
Alt başlık:
Bir Ebedi Gökçe Belik Lewis Carroll'ın İzinde Zihinlere ve Makinelere Dair Metaforik bir Füg
Baskı tarihi:
Haziran 2011
Sayfa sayısı:
944
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786058795303
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pinhan Yayıncılık
Felsefe, psikoloji, karşılaştırmalı edebiyat, bilim tarihi ve felsefesi, bilgisayar ve bilişim bilimleri, müzik ve elbette matematik gibi pek çok alanda öncü araştırmalar yapan Douglas R. Hofstadter, kitabevlerinde hangi rafa konacağına bile henüz karar verilememiş kitabı Gödel Escher Bach için şöyle der: "Gödel, Escher, Bach 'ben' ya da bilinçlilik sözcüğü çevresinde gezinir. Ben'in düşünmenin diplerinde bir yerdeki, güçlükle anladığımız örtük mekanizmalarla nasıl ortaya çıktığını ele alır. Yalnızca düşünmenin değil, benlik duygumuzun ve bilinçliliğimizin farkında oluşumuzun bizi diğer karmaşık şeylerden ayrı kıldığını vurgular. “Benliğin ve ruhun ne olduğunu kavramak istedim."

Kitabı okuyanlar 4 okur

  • Lothar Nevi
  • Murat
  • Neo Konstantin
  • Nedim Kaya

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%50 (2)
9
%50 (2)
8
%0
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0