·
Okunma
·
Beğeni
·
17.677
Gösterim
Adı:
Godotyu Beklerken
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
226
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Godot
Godot
Godotyu Beklerken
Godot
Godot
124 syf.
·6 günde·10/10
Okumayı kafama koyup da bir sebeple okuyamadığım kitaplar var. Ya satın alamadım ya araya başka kitaplar girdi ya da daha farklı olaylar neticesinde okumaya vakıf olamadığım kitaplar. Bu kitaplar için küçük bir parantez. Doğrusu öylesine garip bir bilinçaltına sahibim ki en küçük ayrıntıları bile rüyalarımda bana detaylıca işlediği olur. Kan ter içerisinde kalıpta canavarlardan kaçarken onları atlatmak adına saklandığım bir kuytuda, o okuyamadığım kitabı buluveririm. Hatta açıp içinden okuduğum cümlelerde olmuştur. Emin değilim belki de Astral seyahat ediyor, ‘Okunamayan Kitaplar Tesisi’nde’ mola veriyor ve bu kitaplara göz atıyorumdur. Ben unutsam dahi bilinçaltımın unutturmadığı kitaplar.

Yıllardır okuyacağım deyip de bir türlü okuma fırsatı bulamadığım kitaplardandır, Godot’yu Beklerken. Doğrusu okumak için bilinçaltımın hatırlatmasını mı yoksa Godot’yu mu bekledim emin olamıyorum bir anlamda zihnimin dünüyle mutabık olamıyoruz. Düşüncelere dalarken o keskin şüpheyi yaşıyor haliyle tereddüde düşüyor ve neden bu kadar beklettim okumamı diye hayıflanıyorum. Beklemeye ne zaman karar verdim; dün mü yoksa ondan önceki gün mü ya da daha mı evveliyatı var beklememin? Zaman bir zaman sonra bataklığa dönüşüyor ve beni içine çekmeye başlıyor.

Daha başka neleri bekledim sorusu zihnimin dehlizlerinde hızla kendine varacak uygun bir yer arıyor. Bir sevgiliyi, dostu, huzuru ya da ölümü? Hiçbir şeyden emin olamıyorum… Sahiden beklerken aynı anda umutlanıp çevreme taze papatyalar attığım sonrasında umudumu yitirip intihar girişiminde bulunduğum da oldu mu?

Şüphe halinde zamanın kalıntıları üzerinden geçmişimi sorgulamak beni nereye vardıracak? En iyisi beklemeye devam etmek. Onun gelmesiyle yapmak istediğim her şeyi yapabileceğim, seveceğim mesela sevilmesem de veya özür dileyeceğim affedilmesem de yahut her şeyi ardımda bırakıp gideceğim hatırlanmasam da ama şu an için beklemek gerek.

Yoksa Vladimir gibi uyku da mıyım?

“Başkaları acı çekerken ben uyuyor muydum? Şu an uyuyor muyum? Yarın uyandığımda ya da uyandığımı sandığımda bugün hakkında ne diyeceğim? Dostum Estragon’la, burada gece çökene değin Godot’yu beklediğimi mi?”
124 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Beckett ile Joyce sayesinde tanıştım. Öncesinde bir fikrim yoktu ve bu tanışma ile hayran kalmıştım. Okuduğum 4. Beckett kitabı oldu: 2 roman ve şiirleri sonrası oyun...

Joyce'a olan hayranlığı ve onunla tanışıklığı sebebiyle, okuduğum eserlerinde Joyce etkisini hissettim. Dilin işleyiş biçimi, konu akışı, çekinmeden ( Ulysses'in yasaklanmasına sebep olan müstehcenlik) düşünceler ve akla gelen cümleleri ifade etme şekilleri, benzerlik taşıyor.

Beckett kendi içinde yapmış olduğu yolculuğu, bu yolculukla birlikte sorgulayıcı yaklaşımı, aynı zamanda sonsuz arayışı eserlerinde çarpıcı şekilde yansıtmış bizlere. Bunun en güzel örneğidir Godot...

Kitaba değinirsek içerikle birlikte;

Estragon ve Vladimir'in günler ve gecelerden oluşan bekleyiş süreci son bulmuyor ve sürekli tekrar halinde başka nesneler ve şeylerin etkisiyle ilerliyor. Birisi her şeyi unutup bedeni ile ilgilenirken, diğeri her şeyi hatırlayıp düşünceleri ile boğuşuyor. Bu kişinin kendi iç savaşını yansıtıyor.

Yaşamak bir nevi cezadır. Bu sebeple kendini asmak ve yaşamını sonlandırmak isteği oluşturuyor. Ancak bundan bir tek Godot gelirse kurtulacaklardır. Kimdir bu Godot?
Buna verilen bir sürü yanıt var elbette. Benim yanıtım ise benliktir. Kişinin kendisine yönelimi ile kurtuluşa ereceğidir. Varoluşunu kendi kendine çözümleyerek ona sarılarak yaşamını devam ettirebileceğidir. Bunu bulamayan insan ya acı çekecek ya da durumunu kabullenecektir. Acı derken acı bitmez. Hayatın her yerinde yerini alır. Sadece burda, bundan dolayı acı çekmektir dediğim.

Bulduktan sonra ise rahat olacağı fikri ise tam bir muamma... Boşluğun içinde yuvarlanıp kara delikte kaybolabilir...
Bunlardan kaçış ölüm ile olabilirdi belki de yine...

Bulmasan yani gelmezse Godot, bu sefer de katlanılmaz rutin yaşamını devam ettirir. Bu süreç yine ölüme kadar devam eder. Her şeye sağır olarak, göz yumarak ve hiçbir şey hakkında konuşmayarak yaşamak... Yaşamak için yaşamak...

Eser bu şekilde iken biraz da kendimden bahsedeyim;
Beklediğimiz çok şey var. Ben kendi Godot'umu bulmuşken, bir anda her şey yerle bir oluveriyor. Tekrar başka bir arayış ile devam ediyorum. Godot dışında O'nu da bekliyorum ben. O'nu bulmuştum tüm benliğimle sarılmıştım/sarılıyorum ve bekliyorum. Gelmesini umarak bekliyorum. Kalmasını dileyerek ve isteyerek... O kimdir? Bunu söylemiyorum. İçimde saklı ve gizli...
Bazı şeyler saklanarak değerini yitirmeden korunur. Koruyorum onu içimde. Seviyorum onu kendimle birlikte... Anlatılmayacak ve yaşaması güç olan... Bu bekleyişler, arayışlar hiçbir zaman son bulmayacak sanki... Ölene dek...

Burada rutin hayat ile alakalı ve sıradanlaşan insanları en güzel anlatan videolardan birini paylaşarak sonlandırıyorum. Mutlaka izleyin. Sevgiyle...

https://youtu.be/XSSckVrfmEs
124 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Samuel Beckett edebiyatta modernizm temsilcisi ve Absürd Tiyatro’nun kurucusu olarak biliniyor. Eserlerini İngilizce ve Fransıza dillerinde yazıyordu, oyunu ‘’Godot’yu beklerken’’ yazdıktan sonra dünyaca tanınan biri oldu, dramaturji de en önemli eserlerinden biri de ‘’Godot’yu beklerken’’dir,1969 da Nobel ödülünü almıştır.

‘’Godot’yu beklerken’’ iki perdeden oluşan piyes, düzyazı o dönemde yazamadığı için kafayı dağıtmak amaçlı yazılan bir oyundur diye söylüyordu yazar.
Estragon ile Vladimir, iki arkadaş, zaman onlar için bir bataklıktır ve onlar bu bataklıktan çıkamıyorlar, onların çok beklediği Godot da bir türlü gelmiyor. Kendilerini kandırmaktan başka bir şey yapamıyorlar, gelecek onlar için yok, intihar bile akıllarına geliyor ama harekete bir türlü geçemiyorlar.
Pozzo ve Lucky, bu tuhaf ikilinin arasında bey-uşak ilişkisi ve Pozzo’nun emrivaki konuşmaları sürüp devam ediyorlar . Fakat Lucky’nin sözde dilsiz ve köle olup sonra olan monoloğu okuduğumda hiç de dilsiz sınıfa koyamadığım ,hatta köle düşüncesini göremedim.
Beşinci oyuncu Godot ile ilgili haberi getiren çocuktur. O masum, temiz ve yalansız biridir.
Oyunda ki ağacın belli bir coğrafyadan ayırt edilebilecek bir özelliği olmadığı için dünyanın neresinde olursa ve ne zaman olursa olsun Godot’yu beklemek mümkün gibi görünüyor.
Lucky’nin boynuna geçirilmiş ip Pozzo ‘nun elinde kalması sömüren ve sömürülenin arasında ki bağı simgelediğini düşünüyorum.


… Bekliyorlar, insanlar hep bekliyorlar sadece Vladimir ve Estragon değil hepimizin beklediği bir şey vardır mutlaka ve sadece beklemek, eylemde bulunmamak ise Godot’yu beklemek demektir. Godot bir tanrı, ölüm veya güçlü biri olarak görebilir adlandırabilirsiniz fakat o boş beklentileri, olmayacak hayalleri ile ibarettir.
124 syf.
Godot kimdir? Godot'yu beklemek nedir? Godot, insandır. İnsanın ta kendisidir. Peki ya Godot'yu beklemek? Godot'yu beklemek, hiçbir zaman gelmeyecek olanı beklemektir. Zamanı yitirmektir. Zamanın neresinde olduğunu bilememektir. Yaşamın gerçek mi rüya mı olduğuna karar verememektir. Kendini bu yaşama kimin veya neyin getirdiğini aramaktır. Neresi olduğunu bilmediğin yerlere gitmek isteyip nasıl gideceğini bulamamaktır. Aynada görüntünü görememektir. Aramak, düşünmek, unutmak, anımsamak, sonra yine unutmaktır. Hep en başa dönmek ve bu döngü içinde deliliğe yeniden bir dönüştür. Yitmektir. Biz ne yapıyoruz? Hepimiz! Godot'yu bekliyoruz. Peki Godot ne zaman gelecek?
124 syf.
·2 günde·9/10
Godot’yu Beklerken’i ilk kez NTV’de Önce Söz Vardı isimli programı izlerken duymuştum. Uzun süredir tiyatro eseri de okumamıştım ve bu şekilde kitaba başladım. Kitap kısa bir eser 124 sayfa ve ve iki perdeden oluşmakta. Samuel Beckett ilk postmodernislerden olarak anılıyor ve absürd tiyatronun en önemli yazarlarından ayrıca 1969 yılında da Nobel Edebiyat ödülüne de layık görülmüş.
Absürd tiyatro nedir peki ? : Absürd tiyatro; Bütün kalıplara, alışılmış düzene karşı çıkar. Mantık sınırlarını tanımaz. Olaylar arasında bağ kurulmaz. Kahramanları genelde zavallı, suçlu, bilgisiz ve zayıf kişilerdir. Belli bir olay dizisi yoktur. Verilmek istenen mesaj yoruma açıktır. Böylesi anlamı olan absürd tiyatronun en baba kitabından bizlerinde farklı anlamlar çıkarması sanırım gayet mümkün.

Kitapta iki ana karakter var Estragon ve Vladimir iki arkadaş bir yerde beklemektedirler Godot’yu. Beklerler, beklerler, beklerler… Beklemektir kitabın asıl teması isminde olduğu gibi. Sonrasında iki karakter daha gelir. Pozzo ve Lucky, bu tuhaf ikilinin arasında bey-uşak ilişkisi mevcut. Ama Pozzo’nun davranışları acımasızca, gaddarca; bana köleliği anlattı bu ikili. Eziyeti, vahşeti, acımasızlığı, sömürgeciliği gösterdi. Bu kısımda sinirlendiğimi belirtmek isterim. Bir de çocuk karakteri var tabi masumluğu, temizliği gösteren…

Kitap herkese farklı olarak kendini anlatmış yorumlarda. Gerçekten de öyle çünkü bu dalın yani absürd tiyatronun amaçlarından biri. Bu kitap bir klasik gerçekten. Her duyguya hitap edecek zenginlikte. Umut dolu derken bir anda kendini asmaya çalışmak gibi zıtlık ve bulanıklığa sahip. Bir anda sevinirken anında üzen bir yapıda. Anlamsız bir anlam içeriyor bu klasik. Gerçek dünyada mı yoksa hayal âleminde bu kişiler diye sorgulamanız mümkün. Biri unutur, diğeri hatırlatır ve döngü devam eder durur. Varoluşsal felsefenin dibine vurmuştur yazar bunu da belirtmek isterim. Gerek cümle ile gerekse anlattığı konu ile bunu bizzat belirtmiş.
Sonuç olarak kendilerini kanıtlayan karakterler, farklı konularda anlamlar taşıyan ve zıtlıklar oluşturan cümlelerle dolu; sıradan, basit, saçma konuşmalarla dolu ama bir o kadar da anlamlı, akıcı ve kısa cümlelerden oluşan bir eser. Umutla Godot’u bekleyen ikili.

Farklı bir türde, kendimce de bir klasik yapıt okuduğum için mutluyum, sizlere de tavsiye ederim.
124 syf.
Eser varoluşçu felsefeyi işleyen bir absürd tiyatro. Samuel Beckett bu oyununda insanın varlığını bile kanıtlayamadığı bir varlığı beklemesinin ve onun sayesinde kurtulacağını düşünmesinin saçmalığını ve bireyin bir yaşama amacının olmasının kendisini kandırmaktan başka bir şey olmadığını anlatıyor. Çoğu okur anlamasa da aslında Beckett eserde Tanrı ve ahiret inancını reddiyor. Ki zaten "Godot" da rastgele seçilmiş bir isim değil. İngilizcede tanrı anlamına gelen "god" kelimesine istinaden seçilmiş. Tanrıya ve ahirete inanan insanların ömürlerini sonu gelmeyen aptalca bir bekleyişe mahkum ettiğini savunuyor. Eserdeki bu alt yapıyı anlamasaydım eserin kurgusu ve üslubu sebebiyle beğenebilirdim ancak inançlarımla uyuşmadığı için eser beni irite etti. Varoluşçu felsefeyi benimseyen okurlara hitap eden bir eser.
124 syf.
Bekledim bekledim ama gelmedi...

Sanırım hiç bir zaman gelmeyecek beklenen yarın, öbür gün belkide ondan sonra ki gün bile. Gelmeyecegini bildigimiz halde bekledik Vladimir ve Estragonla.

2 perdelik trajikomik bir hikaye ben okurken büyük bir haz aldım.Dili sade ve komik absürtluk had safada küçük prensi okuyup içinde kendimize dair bir seyler bulduysanız Godot u beklerken de onu bulacaksınız.

Fazla abartmayayım sonra gözünüzde büyütmeyeyim.Bence okuyun ama sizi dusundurmesine izin verin çala kalem yazılmadığı gibi okunmuyorda.
124 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Kendime göre algı biçimimi etkilememesi için okumadan izlemek istememiştim ama oyun zaten yüzlerce farklı anlama bürünecek bir içeriğe sahip. Dolayısıyla, ister izleyin ister okuyun, herkese ulaşan içerik apayrı olacaktır. Absürt sanat dallarının, hayatın sıradan temalarını olduğu gibi işlemesinden nasibini almış bir eser. Prematüre ifadesini bir küfür olarak görebilir, sorulan sorunun duyulmadığı için cevaplanmamasıyla karşılaşabilirsiniz. Çünkü hayat tam olarak bu duyulmama eyleminin kendisi kadar sıradan. Kitabın, çok basit cümlelerle, çok yalın betimlemeler içerme sebebi de budur. Çünkü gerçek hayatın içinden çıkıp gelen de tam olarak bu basitlik.
Haliyle bu kısa oyunun beni derin düşüncelere gark etmesi elden değildi. Baştan aşağı semboller ve metaforlarla döşeli her bir öge, yaşadığımız dünyanın ögelerinden ve ruhsal buhranlarımızdan başka bir şey değil. Beklenen Godot, bir insan, mahluk, eşya, metafiziksel bir öge, hiçlik ya da varlığın ta kendisi olabilir. Varoluşçuluğun her adımında karşılaştığımız nasıl değil neden sorusu, kitabın her sayfasında imlek imlek işlenmiş. Evrenin bütün sırları çözülse bile, bu kitabın karakteri çıkıp "İyi tamam ama bu hala bana neden yaşadığım sorusunun cevabını veremez." diyebilir. Nasıl bir gerçeklikte yaşadığın değil neden o gerçeklikte ya da hayaller dünyasında yaşadığını arar durur, kitabın ana iki karakteri. Biri unutkan, diğeri yardım eli bekleyen insanlığı simgeler. Aslında insanın her iki yanını da simgelemiş olur. Bu nedenin cevabını ısrarla ararken, hayat bu mu, bu kadar mı, gerçekten biz bu muyuz diyerek varoluşsal sancılara gömülerek kitabı bitirmiş oluyorsunuz. Çünkü o cevap bir kurtuluştur, kurtuluş Godot'dur. Godot cevapların ta kendisidir. O cevap bir gün gelecek mi, hep yarını mı bekleyeceğiz bilinmez. Ama hepimizin beklediği bir Godot'nun olduğu da su götürmez bir gerçek.
124 syf.
·1 günde·7/10
"İnsan biliyorsa eğer."
"Sabretmekten yılmaz."
"Ne beklemek gerektiğini biliyorsa."
"Endişeye mahal yoktur."
"Sadece bekler."

Hepimiz bekliyoruz, kimimiz sonları kimimiz başlangıçları.. Hayatımızdaki bu bekleyişlere farklı bir açıdan yaklaşan ve tamamlayıcı karakterleri ile bize sunan bir oyun bu.. Herkes okuyup kendi deneyimlemeli, anlatılacak bir oyun değil, tamamen kişiye göre algılanacak bir oyun.

"Hepimiz deli doğarız. Bazılarımız öyle kalır."

Kitabı okurken sıkılmasam da karakterlerin bekleyişinin ağırlığı ruh halime etki etti, bu da düşünmeye sevk etti. Kitap bittikten sonra bile o ağırlık üzerimde idi. Size hayatınızı, beklediklerinize göre sorgulatabilecek bir oyun..

"Hiç terk ettim mi seni?"
"Gitmeme izin verdin."

Sanırım sorulması gereken soru şu; "Sizin Godot'nuz kim ya da ne?"
124 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Tiyatro oyununda oynama şerefine nail olduğum kitap.Ben de değeri büyüktür.İlk okuduğumda meğer kitaptan edinmem gereken derin anlamları nasıl da kavrayamamışım.Aradan yıllar geçtikten sonra okuduğumdaysa ne kadar büyüdüğümü,zamanın bizleri nasıl da olgunlaştırdığını buruk bir sevinçle farkettim.Godot kimdir dostlarım,kahramanlarımız neyi bekliyor? Parayı mı,umudu mu,tanrıyı mı? Bu bizim hayatta neyi beklediğimize göre değişen bir olgu olduğunu düşünüyorum ben.Sindire sindire,altını çizerek okumanızı tavsiye ediyorum.Lütfen hayattan beklentisi olmayanlar,yüreği hâlâ çocuk ümidiyle dünyayı kucaklayanlar okumasın.Kendine biraz daha olgunlaşabilmek için zaman tanısın.Yüreğinizdeki sancılarla boğuşmaya başladığınızda okuyunuz.On günde tamamladım.On günümün en kıymetli etkinliği oldu.Büyük bir beklentiyle kitaba başlamayın demeyeceğim.Bilakis başlayınız.Pişman olmayacaksınız.
124 syf.
·2 günde·9/10
Bir Samuel Beckett oyunu. Yalnızlığı, hafızasızlığımızı, beklenti içinde geçen yaşamlarımızı absürd biçimde betimliyor.

Godot belli bir şey ya da kişi değil o kesin.

Herkes için başka bir şey olsa gerek godot.

Yaşamsal algılarımıza göre farklı godotlarımız var.

Ama giderek yanlızlaşmamız, toplumdan kopuşumuz, yaşamımızın kronolojisinden kopuşumuz.. bunlar hepimiz için ortak.

Aslında bütün bunların nedeni de "godot"larımız.

Basitliği kabul edemeyişimiz, tatmin olamayışımız. Godotsuz da edemiyoruz sonuçta. İnsan olmanın çıkmazı.
Ölme gayretimizi bile elimizden alıyor godot.


Godot'yu Beklerken oyununda iki arkadaşın sonu olmayan bekleyişini görürüz. Beklerler evet, bir godot vardır bir türlü gelmeyen, gitmek isterler gidemezler, bildikleri tek şey Godot'yu beklemeleri gerektiğidir. 

Herkese göre değişir godot, kimin hayatının aşkıdır bekler, kiminin zengin ola hayalidir, bazıları ölümü bekler bazıları mutlu olmayı. Hep bir beklenti/bekleyiş içindeyiz öyle içinden çıkılmaz bir durumdur ki bu dışarıdan bakan bir göz hakikaten ne kadar saçma yaşadığımızı görecektir.

-dip not-
Kesin olmayan söylentilere göre de Godot Beckett'in postacısıdır. Evet, postacı.
Beckett kendini inzivaya çekmiştir, adam Nobel'i kazanıp almaya bile gitmiyor, varın gerisini siz düşünün. Ücra bir köyde, evinde çalışırken adı godot olan postacısını beklermiş, çünkü godot onun dış dünyayla tek temasıymış... Zorlu kış şartları, kapanan yollar derken gelemezmiş bir türlü godot, onun gelemeyişi de yazarın dış dünyayla ilgili hiç bir haber alamamasıyla sonuçlanırmış.


Keyifli okumalar...
124 syf.
·Beğendi·9/10
Uzun zamandır kitap okuyamıyordum,Godot'yu Beklerken eseri de gözümün içine bakıp duruyordu...

-Godot kimdir ? Tanrı,bir ömür,yaşam,evren belki de hiçkimse ve hiçbirşey...

-Kitapta anlatılanlar:

Günlük sıradan yaşam(yaşamımızda her an yaptığımız hareketlere kısaca sıradanlığa büyük eleştiri...

-Varlık-yokluk,hiçlik...varoluş sancıları ve varoluş sorgulamaları....

-İtaat,kölelik,özgürlükten kaçış...

Sonuç:Kimi bekliyoruz ? Neyi bekliyoruz ? Her sene tuttuğumuz takımın şampiyon olmasını mı ? ,Yaz tatili planlarımı ? Bayram planı mı ? Beş-on sene sonra iş yaşamımzdaki konumumuzu mu ? Hayallerimizi mi ? Evlenmeyi mi ? Çocuk sahibi olmayı mı ?....Sonuç mu ? Kısa geçen bir ömür,gerçekleştirşmeyen hayaller ve neden dünyaya geldik neden varız ? ölüm ve doğum nedir ?...gibi bir dünya soru.Aynı alışkanlıklar-tekrar eden hareketler(Her sabah erken kalk,işe git,işten gel,yat,uyu...) Peki bu sıradanlığın ortasında kendimize,kendi özelimize ne kadar süre ayırıyoruz ? Maalesef bir hiç kadar ! Sonuç mu arıyorsunuz bir dünya varoluş hakkında soru...

Kısaca avangard sayılan bu eser bana kendi yaşamamımı sorgulamamı ve varlık-yokluk kavramlarını düşünmemi ve özellikle de sıradan alışkanlıklar içinde geçen tekdüze yaşamımı aklıma getirdi.Bir nevi bir uyanış-farkındalık oluşturdu.Kitap hakkında çok fazla soru sormayın,kendi yaşamınızı düşünün yeter kitabı okur iken !
Günün birinde sağır olacağız. Günün birinde doğduk, günün birinde öleceğiz.
Samuel Beckett
Sayfa 117 - Kabalcı Yayınevi
Yaşlanacak zamanımız var. Hava çığlıklarımızla dolu. Ama alışkanlık büyük bir uyuşturucu.
''Sıkıntıdan patlayacağız, inkar edemeyiz bunu. Güzel. Peki. Bir değişiklik oluverince ne yapıyoruz? Fırsatı kaçırıyoruz. Hadi işe koyulalım. Birazdan her şey bitecek ve biz yeniden yalnız kalacağız, hiçliğin orta yerinde.''
Dünyadaki gözyaşı miktarı sabittir. Ağlamaya başlayan biri için, bir yerlerde bir başkası keser ağlamayı.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Godotyu Beklerken
Baskı tarihi:
1969
Sayfa sayısı:
226
Format:
Karton kapak
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Altın Kitaplar
Baskılar:
Godot
Godot
Godotyu Beklerken
Godot
Godot

Kitabı okuyanlar 1.320 okur

  • Hülya GÜZEL
  • esra şi
  • Gülcan Aksoy
  • Esra
  • Bünyamin MAZREK
  • Bünyamin Düzgün
  • kundaktaki ermiş
  • Kitap her yerde okunur
  • Mehtap Elif
  • -Buket-

Kitap istatistikleri (Bütün baskılar)

Bu baskının istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%0.7 (3)
9
%0.7 (3)
8
%0.5 (2)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0

Kitabın sıralamaları