Adı:
Gök Derinin Altında
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053757184
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Gök Derinin Altında zaman ve mekânla bağları gevşemiş insanların modern çağda efsanelere sığınmasının anlatısı. Bildik sokaklardan Sibirya’ya, arka bahçelerden Yakutistan’daki çadırlara ulaşan; aynı yerden kanayıp kırılan ama kendilerini saran ve iyileştirenlerin öyküleri.

Harflerden çok rüzgârı, kelimelerden çok hisleri duyuran Nazlı Karabıyıkoğlu, bedenin ve cinsiyetin ötesine geçen bir dil kurarken bambaşka gözlerle evrene yeniden bakabileceğimizi gösteriyor.


"Siz bizi çizdiniz tarihten gününüze doğru, sfenkslerimizi yaptınız. Tabutumuz yoktu. Vahşiliğimizi bölüştürdük, yeryüzünün tüm kadınlarından paralel. Yüzlerine gölge düşmesin diye hepsine içimizden, derimizden bir amazos koyduk. Hayvanları kattık organlarımıza, karnımızdan yararken çocuğu hep hayvanlara benzettik. Ben sürüldüm, ormanımızda tektim. Hem eri, hem dişiyi sen taşı dediler.”


(Tanıtım Bülteninden)
Nazlı KARABIYIKOĞLU – Gök Derinin Altında

Nerden başlasam yoruma ya da nasıl yapabilirim doğru ve eksiksiz yorumu bilemiyorum. Ruhuma işledi kitap… En derine daha da derine… 4 bölüm içinde 17 öykü ama klasik dediğimiz türün çok çok dışında. Beklentilerin çok çok üstünde. Şamanizm de var efsaneler de, cinsellik dibine kadar... Ama doğru bakan gözler ve yürek ile…

Bana göre Nazlı KARABIYIKOĞLU bu döneme damgasını vuracak ve gelecek dönemlerin en değerli yazarlarından biri olacak.

Okuduğum ilk eseri, daha ilk satırında beni inanılmaz heyecanlandırdı ve diğer eserlerini de temin edip, yürek çarpıntısı ve nefes alamadan okuyacağım.

Kitap bittikten sonra ilk düşündüğüm durum şu oldu; ‘’Şimdi ben ne yapacağım ve nasıl devam edeceğim?’’ daha bu soruya cevap bulamamış iken; ‘’Şimdi ne okuyacağım? Nasıl okuyacağım?’’ sorularını sordum kendime ki hala da cevaplarını verebilmiş değilim.

‘’Gök Derinin Altında’’ birbirinden harika öyküleri barındırıyor. Birbiri ile ilişkisiz dursa da bir şekilde bağlantılı olduğunu hissini vererek ve bilerek… Şehir şehir, ülke ülke geziyorsunuz. Trenle seyahate çıkıyor, Baykal Gölü’ne uzun uzun bakıyorsunuz mesela… Bir bakmışsınız Kars’tasınız. Sonra İstanbul, Ankara, Sibirya… Ve Moğolistan’dan gelin almışsınız… En derin yaralarımdan biri oldu ‘’İn İllo Tempore’’, nefesimi kesti ‘’Noli Me Tangere’’, hayatı sorguladım ‘’Islak Derinin Altında’’ ve yaşadığıma tereddüt ile baktım ‘’Şifaaağ’’ ile… Daha da yazarım da yürek dengem yetmez hepsine… Ne güzel bir kitapsın sen ‘’Gök Derinin Altında’’ ve hoş geldin başucu kitaplarımın arasına…

En çok içimi ezen durum şu oldu, elimdeki kitap bizzat yazar tarafından imzalandı ve hiçbir şekilde çizemedim satırlarını, beni nefessiz bırakan satırları. O yüzden bir tane daha alacağım ve yeniden okuyup, satır satır çizeceğim, notlar alacağım her boşluğuna…

Ve ilk kez bir kitabı tüm vurgumla ve duygumla sesli okudum. Harflerin, hecelerin, kelime ve cümlelerin üstüne basa basa, içim ezile ezile, tiyatral şekilde… Çok etkiledi beni çok. Efsunlu bir kitap…

Kesinlikle tavsiye ediyorum ve okuyan şanslı okurlardan olduğum için de gurur duyuyorum…

"Siz bizi çizdiniz tarihten gününüze doğru, sfenkslerimizi yaptınız. Tabutumuz yoktu. Vahşiliğimizi bölüştürdük, yeryüzünün tüm kadınlarından paralel. Yüzlerine gölge düşmesin diye hepsine içimizden, derimizden bir amazos koyduk. Hayvanları kattık organlarımıza, karnımızdan yararken çocuğu hep hayvanlara benzettik. Ben sürüldüm, ormanımızda tektim. Hem eri, hem dişiyi sen taşı dediler.”

Herkese keyifli okumalar edebiyat sever güzel insanlar.
Kitap bende çok farklı bir tat bıraktı. Yazarın dili kesinlikle alışılmışın dışında. Öykülerinde çokça yer verdiği şamanizm bir yana, cinselliği okuru rahatsız etmeden aksine zevk vererek işleyeşi çok hoşuma gitti.
"Tek başıma oturduğum zamanlarda gördüğüm ölümün, kendisi gelmese de isteğinin, girdabına kapılıp gitmenin uyuşuk salınışına kapıldım yine."
Nazlı Karabıyıkoğlu
Sayfa 35 - İthaki Yayınları
"Çıktım bakır kapıdan.
Çıktım hayatı damıtmak için onu bulduğum meyhaneye gittim. Çok içtim. Şehri dört ucundan tutuşturdum geldim..."
Nazlı Karabıyıkoğlu
Sayfa 40 - İthaki Yayınları
"Iki erkekli bir kadındı. İkisini birbirine eklediğinde göbeğinin altında bağlı tüpleri görüyordu."
Nazlı Karabıyıkoğlu
Sayfa 15 - İthaki Yayınları
"Vücudunu bana döndürüp yüzüme baktı. Ay öldü. Göremediğimiz yağlı camlardan. Gücünü şakağımda duydum. Erkekleri geçtim, iğdişleri geçtim. Kadınları dize getirecek kudretin önünde diz çökemedim."
Nazlı Karabıyıkoğlu
Sayfa 35 - İthaki Yayınları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gök Derinin Altında
Baskı tarihi:
Ekim 2017
Sayfa sayısı:
216
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053757184
Kitabın türü:
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
İthaki Yayınları
Gök Derinin Altında zaman ve mekânla bağları gevşemiş insanların modern çağda efsanelere sığınmasının anlatısı. Bildik sokaklardan Sibirya’ya, arka bahçelerden Yakutistan’daki çadırlara ulaşan; aynı yerden kanayıp kırılan ama kendilerini saran ve iyileştirenlerin öyküleri.

Harflerden çok rüzgârı, kelimelerden çok hisleri duyuran Nazlı Karabıyıkoğlu, bedenin ve cinsiyetin ötesine geçen bir dil kurarken bambaşka gözlerle evrene yeniden bakabileceğimizi gösteriyor.


"Siz bizi çizdiniz tarihten gününüze doğru, sfenkslerimizi yaptınız. Tabutumuz yoktu. Vahşiliğimizi bölüştürdük, yeryüzünün tüm kadınlarından paralel. Yüzlerine gölge düşmesin diye hepsine içimizden, derimizden bir amazos koyduk. Hayvanları kattık organlarımıza, karnımızdan yararken çocuğu hep hayvanlara benzettik. Ben sürüldüm, ormanımızda tektim. Hem eri, hem dişiyi sen taşı dediler.”


(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 5 okur

  • Ebru Demir
  • Arzela
  • DESTİNA ÖYKÜ
  • Yasemen Özlem Türkmen
  • Simay

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%60 (3)
8
%20 (1)
7
%0
6
%0
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0