Gökyüzündeki Mor Bulutlar

8,4/10  (48 Oy) · 
221 okunma  · 
41 beğeni  · 
2.054 gösterim
Romanın konusu, kıtalar arası uçuşlar yapan bir Türk pilotunun Hindistan yolculuğuyla başlar. Binlerce yıl önce Hindistan'da yaşamış olan, Bilge Jambuna Ana'nın cesedi, Himalayalar'da bulunan bir buzul yöresine gömülmüştür. Jambuna Ana, geçmişte ilken insanlara, insanlık ilkelerini öğreten kutsal bir kişidir. Gün gelip de eğer insanlık, eski çağlarda olduğu gibi ilkelleşip yozlaşarak, sevgisizlik ve duyarsızlık hastalığına tutulursa, Jambuna Ruhu, yeniden Dünya'ya gelecektir.
  • Baskı Tarihi:
    Ocak 2016
  • Sayfa Sayısı:
    191
  • ISBN:
    9789754054248
  • Yayınevi:
    Altın Kitaplar
  • Kitabın Türü:
Hüseyin DEMİR 
22 Mar 2017 · Kitabı okudu · 8 günde · 6/10 puan

Gülten Dayıoğlu “Çocuk Edebiyatının” usta isimlerinden biri… Birçok kitabını sınıf kitaplığına hemen alıp ekliyoruz. Dayıoğlu’nu farklı kılan yönleri çocukların hayal dünyasına etki edecek çok güzel romanlar yazmasıdır. Yazdığı romanların çoğunda çocukların hayal dünyasını zenginleştirecek ögeler bolca yer alıyor. Aynı zamanda insani değerleri çoğu kez güzel bir şekilde anlatıyor. Fakat Dayıoğlu’nun çok kötü bir yönü var. Anlattığı kitaplarda bizim kendi kültürümüzden ögeler çok az, hatta nerdeyse yok. Bazı yerlerde özelikle dili bilmediği hakkında ciddi şüpheler doğuyor. Hatta birçok yerde kendi değerlerine ne kadar yabancı olduğunu görüyoruz. “Tuna’dan Uçan Kuş” kitabı ile ilgili Mehmet Kestal Bey bir inceleme yapmıştı. O kitapta şöyle bir ifade geçiyordu. “Bir sabah, gün doğarken, İstanbul'a vardılar. Limana girerken, minarelerden ezan sesleri yayılıyordu." Yani şu ifadeye bakınca insanın beyni duruyor. Bir yazar yaşadığı topluma bu denli yabancı olamaz ki. Tabi bu sadece bir örnek. Fakat “Mor Bulutlar” kitabında da öyle cümleler vardı ki bu cümlelere Türkçe demeye gönlümüz razı olmuyor. Cümleler sanki yabancı dilden çevrilmiş gibi duruyor. Bize yabancı kalıyor. Kitap boyunca neredeyse kendi kültürümüzden tek bir öge yok. Kitap insani değerleri, insani değerlerin gerekli olduğunu fantastik ögelerle çok güzel şekilde anlatmış. Fakat bunu yaparken tutmuş Hindistan’ın bir efsanesini seçmiş. Sonra bu insani değerleri yerine getirecek insanları da Amerika’dan Çin’den falan seçmiş. Oysa kendi toplumuzda kendi tarihimizde bu değerlerin malzemesi olarak kadar çok şey var ki. Yazar nedense bunlardan hiçbirini kullanmamış. Belki şu söylenebilir yazar farklı bir konu seçmek istemiştir. Ya da o efsaneyi duyunca aklına böyle bir roman yazmak gelmiştir. Fakat bunlara rağmen olayın başkahramanı bir Türk Pilot… Pilot kaybolan insani değerleri tekrar yaşatmak için ülkesinden ayrılıp Amerika’ya gidiyor ancak onların yardımı ile bu değerler insanlığa geri kazandırılıyor. Bir çocuğun ufkuna bence daraltacak bir düşünce yapısı… Dünyaya insanlığı da Amerika’dan gelmesi başka bir saçmalık… Vel hâsıl sınıf kitaplığımızdan çıkarıldı kitap…