Gölge Yaşatan

6,0/10  (3 Oy) · 
7 okunma  · 
3 beğeni  · 
288 gösterim
Bedensiz bir gölgeden hem kaçan hem de onu yaşatan, çocukluğu çalınmış bir adam. Yaralı bir bilinçle, bilinçaltındaki sızılarıyla gidebileceği bir yer arıyor. Uyanıkken düş görülmeyen, gölgesiz, dünsüz bir yer... Düş... Gerçek... Bulantı... Ve bir belirip bir yok olan acımasız bir gölge. İnsan yeni bir yaşama başlamaya karar verirse yaralarını nerede bırakmalı?.. Ya o yaraları sırtlayıp peşinden gelen bir gölgeden nasıl saklanmalı?.. Nasıl?.
  • Baskı Tarihi:
    Ekim 2001
  • Sayfa Sayısı:
    160
  • ISBN:
    9789756612439
  • Yayınevi:
    Doğan Kitap
  • Kitabın Türü:

Yazar, 1998'de Yunus Nadi Roman ödülünü @Nü Peride " isimli kitabıyla kazanmış." Nü Peride " Hakan Akdoğan'ın da ilk romanı.
"Gölge Yaşatan" isimli romanı ise Nü Peride'nin devamı gibi, karakterler açısından bağlantılı bir roman.
Yazar, tanıdığım kadarıyla çok değişik bir tarza sahip bence. Karakterleri arızalı ama onların sözleri çok vurucu.
Yazar sonlarda okuyucu şaşırtmayı seviyor. Ben okuduğum iki kitabını da çok beğendim.

Siz de bir gün karşılaşırsanız bu kitaplarla, yazarın o karanlık dünyasında oluşturduğu karakterlerin büyüsüne kapılacak ,
biraz gerilecek ve kendinizi bol bol sorgulayacaksınız:)
insanların içerisindeki sevgiye, hırslara, kine, tutkuya ve takıntılarına inanamayacak, garip ve hüzünlü bir hikayenin bir polisiyeye nasıl dönüşebileceğini göreceksiniz.

Kitaptan 10 Alıntı

Tek soru sordum anneme, tek cevap aldım. ‘Çocuklar cennete mi gider ölürlerse?’,
‘Evet, hepsi.’
Bir soru daha sordum, cevap alamadım. ‘Benim ölmemi neden istemiyorsun o zaman?’

Gölge Yaşatan, Hakan AkdoğanGölge Yaşatan, Hakan Akdoğan

“Bizim ülkemizde çiçekler toprağında canlıyken değil, vazoda ölüyken sevilir. Bizim ülkemizde ölüler daha değerlidir.”

Gölge Yaşatan, Hakan AkdoğanGölge Yaşatan, Hakan Akdoğan

O kadar özgürüm ki yazarken, kâğıtlara bir sürü yalan sıralayıp kendimi bile kandırabilirim. Kandırıyorum da. Sizi de kandırıyorum. Olmadık tipleri sokuyorum hikâyeye. Kendimden birer parça koyuyorum hepsinin içine. Garip mekânlar yaratıyorum. Siz de oturup bunları olmuş gibi okuyorsunuz. Düşlerimi anlatıyorum. Gerçekleri katıyorum hayallerime. Yoksa hayallerime gerçekleri mi katık ediyorum? Ben mi sizi aldatıyorum, yoksa siz mi beni? Ya da siz de, ben de baştan razı mıyız tüm bu olup bitenlere? Yoksa anlattıklarım gerçek mi, yaşanmış mı? Sizin yaşadıklarınızı mı anlatıyorum size? Kendinizden bir şeyler mi buluyorsunuz okuduklarınızda? Yaşanmamış olayları yaşanmış gibi, bilinmedik mekânlarda kurgulayarak bir büyü mü yapıyoruz birlikte? Geçmiş zamanı bugüne yamayarak meydan mı okuyoruz ölüme? Yoksa geçmişten mi sesleniyoruz geleceğe doğru, bugünü atlayıp? “Ben” ile “sen”i birbirine mi karıştırıyoruz isteyerek?”

Gölge Yaşatan, Hakan AkdoğanGölge Yaşatan, Hakan Akdoğan

Çocukluğundan beri üzerine nasıl çöktüğünü bir türlü anlayamadığı yalnızlık saplantısı üşüşmüştü yine bedenine...

Gölge Yaşatan, Hakan AkdoğanGölge Yaşatan, Hakan Akdoğan

“– Hayır, dükkân sahipleri oyuncaklarla oynadıkları için kızmıyorlar. Büyükleri de çocuklarının istediği oyuncakları alıyorlar. Hepsi biliyor; oyuncak gerekli, su gibi, ekmek gibi.
– Ve büyüklerin ceplerinde oyuncak alabilecekleri paraları var.”

Gölge Yaşatan, Hakan AkdoğanGölge Yaşatan, Hakan Akdoğan