Adı:
Gölgede ve Güneşte Futbol
Baskı tarihi:
17 Ekim 2017
Sayfa sayısı:
342
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755107592
Kitabın türü:
Orijinal adı:
El futbol a sol y sombra
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
‘Şampiyonanın bir başka sürprizi de Türkiye’ydi. Hiç kimse bu ülkenin önemli bir başarı elde edeceğine inanmıyordu. Türkiye, dünya kupalarından elli yıldır uzaktı. Brezilya’ya karşı oynadığı ilk maçta hakemin kararıyla göz göre göre haksızlığa uğradı; ama yoluna devam etti ve sonunda üçüncü oldu. Enerjik ve kaliteli futboluyla kendisini küçük gören uzmanların ağzını açık bıraktı.`

Gerçek bir futbol tutkunu olan Uruguaylı ünlü yazar Eduardo Galeano, Dünya Kupalarına ilişkin gözlemlerini anlattığı Gölgede ve Güneşte Futbol’a 1998, 2002 ve 2006 kupalarını da ekledi. Yeni bölümleriyle birlikte yayınladığımız Gölgede ve Güneşte Futbol, futbol coşkusuna yaşama sevincini de katan bir kitap. Kucaklaşmanın Kitabı’nın, Ateş Anıları’nın yazarı, kendisini bir ‘iyi futbol dilencisi’ olarak niteliyor ve futbolun destansı kahramanlarına, ağları sarsan gollere ticaret ve siyaset açısından değil, kültürel açıdan yaklaşıyor. Galeano, futbolun şiirini yazıyor.
342 syf.
·9 günde·Beğendi·7/10
Sitede bu kitabı okuyan 39 kişiden sadece 7'si kadın. Bana inanın güzel hanımlar kitap size offside'ı anlatmıyor. Gel gelelim ben kitabı nasıl okumaya karar verdim. Bundan önce Hikaye Avcısı'nı okuyordum. Ne yazık ki bu kitap Galeano'nun son kitabı. Ölmeden önce kitapları hakkında yazdığı birkaç notu da kitabın sonuna iliştiri vermişler. Yazar Gölgede ve Güneşte Futbol için şu cümleyi kurmuş: "Okuma fanatiklerinin futbol korkularını, futbol fanatiklerinin okuma korkularını yenmelerine yardımcı olmak istedim."
Bunun işe yarayıp yaramadığını bilemiyorum. Fakat kendim için şunu söyleyebilirim. Ben küçükken falanca takımı tutan bir çocuktum, babasıyla büyüyen bir kız çocuğu olarak kritik maçları evde babamla izlerdim. Bir gün bu kritik maçların birinin sonucunda bir haber yayınlandı ve taraftarların ölüm haberleri gazetelerde ve televizyonlarda günlerce gösterildi. O günden 2002 yılına kadar futbol maçı izlemek benim için bir travma haline geldi. Çünkü bu sporu en azından ülkemiz için çok vahşice buluyordum kaldı ki İngiltere ve İspanya gibi ülkeler bu tezimi futbol geçmişleriyle doğruluyordu ve babam bu yıla kadar arkadaşlarının evinde "kritik maçları" izliyordu. Daha sonra 2002 yılında Türkiye Dünya Kupası'nda 3. oldu. Ülke panayır yerine döndü, insanlar sokaklara çıkıp takımın zaferini tüm gece kutladı. O günden sonra sadece Dünya Kupası'nı izlemeye karar verdim. 2006 yılı biraz sıkıcı geçmişti. Bu senelerde futbol çoktan politik bir hal almıştı. Bir süre daha izlemedim. 2014 Dünya Kupası benim için milat oldu. Hollanda'yı tutuyordum. Penaltısız biten maç sayısı o kadar azdı ki, hepimiz maçların penaltılara kalması için dualar ediyorduk. Üzerimde Adidas'tan aldığım turuncu t-shirt'üm ellerimi yumruk yapmış, Arjantin maçını izliyordum. Kalede Krul'u oynatmak yerine Cillessen'ı oynatmışlardı. Adamın penaltılarda yediği golleri gidip ona yedirmek istedim. Brezilyalı kupaya sarılan amcayı ve onu Alman taraftara verişini gören birçok izleyici eminim bu adam kendi ülkesinin vatandaşıymış gibi üzülmüştür.
Hollanda ve Rusya'yı çok seven bir birey olarak 2018 Dünya Kupası'nın Rusya'da yapılacağını duyunca havalara uçtum, ama bilet fiyatlarından mütevellit gitmek nasip olmadı. Maçları izlediğimde iyi ki gitmemişim dedim. Fransa'nın yaptıklarını gördükçe evdeki kedimle beraber tüylerimizi kabartıyor, sinirden ölüyorduk.
Dünya Kupası süresi boyunca evde sadece maçlar üzerine konuştuk, çalışırken mola saatlerimde gündüz maçlarının bir kısmını izleyebildim.
Bu dünyayı etkileyen spor, en azından kısa bir süreliğine de olsa benim kafamı kendisiyle meşgul ediyor. Açıkçası tarihini öğrenmekte bir o kadar tatmin ediyor.
İlk başlarda Galeano sürekli Latin Amerika'dan ve kulüplerinden söz ediyor. Ben de şöyle bir şüphe uyandırdı: "Çok mu kafatasçı bu herif?" Ama sonrasında maçların sonuçlarına ve atılan gollere baktığımda Latin Amerika kendinden bu kadar söz ettirmeyi hak ediyor.
Uluslararası bir spor olmasına rağmen kadın nüfusu ne yazık ki erkeklerle eşit oranda bu spora ilgi duymuyor. Benim kafam da ise futbol en azından dört senedir bir yapılan turnuvalarıyla birçok insanı bir araya getirerek, geçmişlerini unutmasını sağlıyor.
Galeano kitabında her Dünya Kuppası'nı ayrı bir başlık altında işlemiş ve her önemli olayı bir alt başlıkta toplamış. Ana başlıklar altında dönemin sosyal, politik, dini ve daha birçok olayını anlatmış. Sömürgeciliğin özellikle, tekrar ve tekrar altını çizmeyi unutmamış. Gene google açık bir şekilde okuduğum ve kültürlenerek keyif aldığım bir kitap oldu.
Umarım okursunuz güzel kadınlar ve bir takım adamlar.
342 syf.
Galeano'nun Gölgede ve Güneşte Futbol'unu yıllar önce okumuştum. Notlarıma baktığım zaman, bundan 13 sene önce şunları yazdığımı gördüm.

"Bir radyo spikeri dinleyicinin stadyumdaki beş duyu organıdır adeta. Hiç görülmeyen pozisyonlar spikerin ifadelerine göre yorumlanır, kimin iyi, kimin kötü oynadığı o anda anlaşılır; ofsaytlar, penaltılar anında karara bağlanır, yenilen golde kimin hata yaptığı, atılan golün nasıl olduğu şıp diye anlaşılır. Ve bütün bunlara elinden geldiğince tarafsız konuşmasına rağmen spiker sebep olur.

“Acaba radyo spikerleri sadece bizim ülkemizde mi böyledir?” diyordum. Yoksa futbol kültürünün benzer şekilde yayıldığı diğer yerlerde de durum aynı mıydı? Bu sorumun cevabını Eduardo Galeano’dan aldım. Uruguaylı yazar “Gölgede ve Güneşte Futbol” isimli kitabının bir bölümünde bakın ülkesindeki futbol spikerlerini nasıl anlatıyor;
“Bundan sonra sözü spikerler alır. Televizyondakiler maçın görüntülerine eşlik ederler;ama hep arka planda kalmaya mahkumdurlar. Radyodakiler ise kalp hastaları için oldukça tehlikelidirler. Bunlar müthiş bir heyecan kasırgası estirirler ve süratlerine ne top ne de oyuncular yetişebilir. Baş döndürücü bir hızla, seyredilenle çok da ilgisi olmayan bir maç anlatırlar. Bu sözcük sağanağında,bulutlara doğru giden bir şutun direği yalayarak auta çıktığını duyarız,ya da direkleri arasında örümceklerin ağ kurduğu,kalecinin esnemekte olduğu kalede her an bir gol olabileceğini işitiriz.”

Hasılı,futbol hemen her yerde aynıdır. Tepkiler, sevinçler, hüzünler, formalar, adamlar, tribünler, tezahüratlar,benzetmeler,yorumlar hep aynı…

Belki de bunun için futbol,dünyanın en gözde sporu…"
342 syf.
·8 günde·8/10
Uruguaylı yazarın futbol üzerine yazmış olduğu cok güzel bir deneme kitabı. 2018 Dünya Kupasının başlamış oldugu bu günlerde bu kitabı okumuş olmam da çok güzel bir tesadüf oldu. Kitabın başlığı bile futbolun sadece bir oyun olmadığı Gölgede (futbolun karanlik yüzü) ve Güneşte (futbolun güzel tarafları ) Futbol açıklar nitelikte akıllıca seçilmiş. Kitabın içeriği 1930 dan 2010 yılına kadar oynanan Dünya Kupaları o dönemlerin içinde yaşanan güncel olay hatirlatmaları ve futbola dair bilinen ve bilinmeyen isimleri ve onlarin hikayelerini barındıran bir kitap. Kitabı okurken 1962 Dünya Kupasından bu yana her kupa döneminin güncel olaylarının satır aralarına sıkıştırdığı "Miami'deki güvenilir kaynaklardan elde edilen bilgilere göre Fidel Castro'nun devrilmesi an meselesiydi." Cümlesi yazarın Fidel Castro hayranlığı yanında Abd'ye yapılan sağlam bir göndermeydi. Son olarak futbol u seviyorsanız ve dönemin güncel olaylarını merak ediyorsanız bu kitap tam size göre iyi okumalar...
342 syf.
·3 günde·9/10
Nerdeyse her Uruguay'li gibi büyük bir futbol tutkunu olan usta yazar Eduardo Galeano'nun futbol severleri bir hayli sevindiren bu kitabi guzel bir deneyimdi. Futbolculari,taraftari,sahalari,hakemleri, anteranorleri demem o ki futbola dair ne varsa anlatan galeano kapitalist duzeni elestirmekten de geri kalmiyor. Elestirebilecegim tek kisim futbolu 'erkekler'den ibaret gorup kadin futbolcularindan kadinlarin futbol basarilarindan bahaetmemis olmasi. Yine de futbolu seven,futbola tutkuyla bagli olan insanlari bir hayli ilgilendiren bu kitabi okumanizi tavsiye ediyorum.
342 syf.
·4 günde·8/10
Galeano'nun kendi tabiri ile bir futbol dilencisinin profesyonellik uğruna futbolun ruhunun çiğnenmesine isyanı. Galeano her şeye rağmen futboldaki mutluluk iksirinin sönmediğini iddia ediyor. Her türlü profesyonelliğe rağmen sürprize her zaman yer var. Blog yazım için https://karakugublog.wordpress.com/...e-ve-guneste-futbol/
342 syf.
·6 günde·Puan vermedi
Futbolu seviyorsanız güzel bir kitap ama 1950 lerden günümüze kadar olan futbol tarihinden bahsettiği için bazen anlayamadığım yerler olmuştur ama anlaşınca hoşunuza gidecektir. İyi okumalar :)
342 syf.
·8 günde·Beğendi·9/10
Her futbolseverin baş ucu kitabı olmayı fazlası ile hak eden yapıt. Galeano bir yandan futbolun tarihsel gelişimini ve dönüşümünü anlatırken, diğer yandan hem bizleri başladığı tarihten itibaren Dünya Kupalarına götürüyor, hem de futbolun tarihe geçmiş kahramanlarının kısa öykülerine şahit olmamızı sağlıyor. Futbol içindeki terimlerin içini farklı bir yorumla dolduruyor, futbolu hem güzellikleri hem de dramları ile bize aktarıyor.
Sovyetler Birliği şampiyonaya katılamamıştı. Çünkü eleme maçları safhasında Sovyetler, Şili’nin Nacional Stadı'nda oynamayı reddetmişlerdi; burası bir süre önce toplama kampı ve kurşuna dizilme yeri olarak kullanılmıştı. O zaman Şili karması bu statta futbol tarihinin en ilginç olayını yaşadı: Şilililer karşılarında herhangi bir rakip olmaksızın sahaya çıkarak halkın çılgınca alkışları arasında boş kaleye birkaç gol gönderdiler. Daha sonra Şili, Dünya Kupası’nda tek bir maç dahi kazanamadı.
“Teknik adamlar, futbolun bir bilim, sahanın da bir laboratuvar olduğunu düşünürler. Yöneticiler ve taraftarlar ise ondan Einstein kadar zeki ve Freud kadar ince olmasını istemekle kalmazlar, aynı zamanda Lourdes Meryem'i gibi mucizeler yaratmasını ve Gandi gibi sabırlı olmasını da beklerler.”
Eduardo Galeano
Sayfa 20 - Can Yayınları 2. Basım 1998
Ona "Sihirbaz" adını vermişlerdi, çünkü hiç olmayacak yerlerden gol atabiliyordu, bir diğer adı da "Bülbül"dü, çünkü futbol oynarken bir yandan da büyük bir beceriyle şarkı söylüyordu.
1930'da Albert Camus, Racing Universtaire d'Alger takımının kalesini koruyan melekti. Çocukluğundan beri kaleci olarak oynamaya alışmıştı, çünkü orada ayakkabıları daha az eskiyordu. Fakir bir ailenin çocuğu olan Camus için sahalarda koşmak bir lükstü. Her gece büyükannesi ayakkabılarının tabınını kontrol eder, eskimiş bulursa onu döverdi.
Eduardo Galeano
Sayfa 100 - Can Sanat Yayınları
Kazandığında çok sevinmemeyi, kaybettiğinde de çok yerinmemeyi öğrendi; futbol oynayarak insan ruhunun derinliklerine inmeyi başaran Camus, daha sonra kitapları vasıtasıyla, bu dünyanın labirentlerinde ilerlemeye devam etti, bazı sırlarını öğrendi ve bilgelik yolunda önemli bir yol katetti.

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gölgede ve Güneşte Futbol
Baskı tarihi:
17 Ekim 2017
Sayfa sayısı:
342
Format:
Karton kapak
ISBN:
9755107592
Kitabın türü:
Orijinal adı:
El futbol a sol y sombra
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Can Yayınları
‘Şampiyonanın bir başka sürprizi de Türkiye’ydi. Hiç kimse bu ülkenin önemli bir başarı elde edeceğine inanmıyordu. Türkiye, dünya kupalarından elli yıldır uzaktı. Brezilya’ya karşı oynadığı ilk maçta hakemin kararıyla göz göre göre haksızlığa uğradı; ama yoluna devam etti ve sonunda üçüncü oldu. Enerjik ve kaliteli futboluyla kendisini küçük gören uzmanların ağzını açık bıraktı.`

Gerçek bir futbol tutkunu olan Uruguaylı ünlü yazar Eduardo Galeano, Dünya Kupalarına ilişkin gözlemlerini anlattığı Gölgede ve Güneşte Futbol’a 1998, 2002 ve 2006 kupalarını da ekledi. Yeni bölümleriyle birlikte yayınladığımız Gölgede ve Güneşte Futbol, futbol coşkusuna yaşama sevincini de katan bir kitap. Kucaklaşmanın Kitabı’nın, Ateş Anıları’nın yazarı, kendisini bir ‘iyi futbol dilencisi’ olarak niteliyor ve futbolun destansı kahramanlarına, ağları sarsan gollere ticaret ve siyaset açısından değil, kültürel açıdan yaklaşıyor. Galeano, futbolun şiirini yazıyor.

Kitabı okuyanlar 78 okur

  • Gocmenkus
  • Vedat KILIÇ
  • A.
  • osman göktaş
  • murat koçhan
  • Filiz Kurt
  • MEHMET KAZAN
  • Nurşin Kaynarca
  • Samet Balta
  • mehmet said nur

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%0
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%18.2
25-34 Yaş
%18.2
35-44 Yaş
%54.5
45-54 Yaş
%9.1
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%0

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%14.3
Erkek
%85.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%17.6 (6)
9
%29.4 (10)
8
%35.3 (12)
7
%14.7 (5)
6
%2.9 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0