Adı:
Gönülsüz Köktendinci
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053431176
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Reluctant Fundamentalist
Çeviri:
Figen Yanık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Elif Şafak'ın tanıtımıyla

"Doğu" da "Batı" da, bir düzlemden bakınca, hayalî kurgulardır, kallavi genellemeler. Zihnimizde olup biten, zihnimizle sınırlanan iki yapı.

Sorsan tam olarak nerede başlar Batı, nerede sona erer Doğu, kimse sabit ve somut bir harita veremez. Yüzyıllar içinde ne çok değişmiştir aslında algılar. İç içe geçmiştir aslında "ben" ile "Öteki". Batı'nın içindeki Doğu, Doğu'nun kalbinde atan Batı... Bilhassa Türkiye gibi her ikisini de bünyesinde barındıran bir coğrafyadan bakınca bu meselelere. Ama gene de nedense ısrarla mekanik biçimde kullanırız bu kategorik ayrımları. Hayal de olsa kurgu da, son tahlilde hayallere inanmadığımızı kim söyleyebilir? Tam tersine "olgular"dan ziyade "hayaller"e kapılmaya, inanmaya, hatta bağımlı olmaya meyyal değil miyiz?

Mohsin Hamid'in kaleminden Gönülsüz Köktendinci piyasaya çıktığı ilk günden itibaren epey ses getirdi, yankı uyandırdı dünya basınında. İstemeye istemeye "köktendinci" olan bir genç adamın hikâyesi. İstemeye istemeye ne demek? Köktendinci ne demek? Bu kavramları da açmayı ihmal etmiyor yazar. Kahramanı Cengiz, Amerika'ya okumaya giden yetenekli, zeki, pırıl pırıl Pakistanlı bir genç. Princeton Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun olur. Sınıfının birincisi, okulun en iyisidir. Toplumdaki seçkinler arasına katılır. Tüm dünyadan kendisi gibi yetenekli, gelecek vadeden gençler Amerika'ya gelerek, Amerikan rüyasına bir an evvel dahil olabilmek için canla başla çalışırlar. O da hırslı, azimlidir. Ve çok çok az sayıda işletme mezununun girebileceği, hatta hayal edebileceği prestijli bir Amerikan firmasında muhteşem bir iş edinir. Artık senede seksen bin dolar kazanmakta, business class uçmakta, son derece şık giyinmektedir. Bundan sonra tek yapması gereken, kendini kapitalizmin ritmine uydurmak, devamlı çalışmak, paralanmak ve yükselmektir. Bir Amerikalı genç kadına âşık olması onun "Amerikanlaşma"sını önce kolaylaştırır, ancak hikâye ilerledikçe beklenmedik biçimde zorlaştırır.

Mohsin Hamid bu "seçilmiş", "sürüden ayrılmış", fazlasıyla Amerikanlaşmış Pakistanlı gencin nasıl olup da 11 Eylül sonrası kendi içinde derin bir kimlik bölünmesi yaşadığını, etrafındaki herkesten ve her şeyden soğuduğunu, tepkisel ve kindar olduğunu ve son tahlilde Amerika'yı terk edip Pakistan'a dönmeyi seçtiğini anlatıyor kitabında. Hem de alabildiğine çıplak bir dil ve sert bir üslupla. İşin çarpıcı yanı, anlatılan hikâye ile yazarın kendi yaşam öyküsü arasındaki paralellikler. Mohsin Hamid de Princeton mezunu. O da Amerika'da okumaya ve çalışmaya hak kazanan "parlak Üçüncü Dünyalılar"dan biri iken, 11 Eylül'den sonra ülkeyi terk ediyor. Ancak bir fark var: Yazar, kahramanı Cengiz gibi Pakistan'a dönmek yerine Londra'ya yerleşmeyi seçiyor.

Batı ile Doğu arasındaki hayalî ve hakiki gerilim ve uyumları, bu ikisinin arasında mekik dokuyan bireyin trajedisini anlatmak nicedir edebiyatçıları heyecanlandıran bir proje. Ancak bu çetrefil konuyu çok az romancı Pakistan asıllı Mohsin Hamid gibi sakınmadan, dosdoğru yapabilirdi herhalde. Bu kitabı okumak lazım. Tartışmak lazım. Eleştirmek ve anlamak lazım - ki Batı ile Doğu arasındaki hayalî sınırları samimiyetle sorgulayabilelim. Eğer arada birikmiş tepkilerin, kırgınlıkların ve kızgınlıkların azalmasını istiyorsak, eğer gönüllü ya da gönülsüz "Batı karşıtı ya da İslam karşıtı katı tepkiseller" yetişsin istemiyorsak, eğer bu sağırlığın yerini hakiki bir kültürel olgunluk ve medeniyetler arası diyalog alsın istiyorsak, işe evvela araftaki bireyin hayal kırıklıklarını anlamaktan başlamak lazım.
(Tanıtım Bülteninden)
Amerika rüyasının gerçekleşmesinden sonra gelen aşkın ve çelişkili düşüncelerin yarattığı bunalım sonunda yurt edindiği çekici, cezbedici Amerika'yı terk edip ülkesine dönen Cengiz'in hikayesi anlatılıyor bu güzel kitapta. Kendini okutan bir kitap Elif Şafak'ında dediği gibi oturup tartışılması, eleştirilmesi gereken bir yapıt. Okuyunuz. İyi akşamlar.
Kesinlikle giriş ve gelişme bölümleri çok iyiydi ama sonuç beni hiç tatmin etmedi. O kadar etkiliyor ki kitap sizi muhteşem bir son için hazırlıyor ama malesef sizi yarı yolda bırakıyor gibi hissettiriyor.
  • Kürk Mantolu Madonna
    8.9/10 (15.359 Oy)19.124 beğeni43.564 okunma3.024 alıntı183.717 gösterim
  • Dönüşüm
    8.2/10 (8.588 Oy)8.864 beğeni28.821 okunma850 alıntı140.235 gösterim
  • Hayvan Çiftliği
    8.9/10 (7.489 Oy)8.080 beğeni22.893 okunma850 alıntı90.269 gösterim
  • Uçurtma Avcısı
    9.0/10 (9.730 Oy)11.479 beğeni28.586 okunma1.577 alıntı149.866 gösterim
  • Küçük Prens
    9.0/10 (10.761 Oy)13.475 beğeni34.678 okunma3.452 alıntı146.710 gösterim
  • Simyacı
    8.5/10 (7.926 Oy)8.886 beğeni26.423 okunma2.690 alıntı115.307 gösterim
  • Satranç
    8.7/10 (9.320 Oy)9.285 beğeni25.751 okunma1.848 alıntı119.358 gösterim
  • Fareler ve İnsanlar
    8.6/10 (5.682 Oy)5.789 beğeni19.744 okunma849 alıntı101.698 gösterim
  • 1984
    8.9/10 (6.050 Oy)6.399 beğeni16.891 okunma2.770 alıntı86.411 gösterim
  • Yabancı
    8.3/10 (4.441 Oy)3.940 beğeni13.027 okunma1.243 alıntı53.283 gösterim
11 eylülü 2001 yılında cengiz adlı pakistanlı bir gencin amerikada okuduğu ve yaşadığı zamanı anlatan aynı zamanda amerikada yaşayan pakistan vb. müslümanların uğradığı zorlukları ve amerikanın afganistan a yaptığı acımasız saldırıları anlatan bir kitap.

Onca yoğunluk arasında yinede son sürat okuduğum ve ilk defa okuduğum türün değiştiği bir roman oldu
Aslinda herkesin bildigi seyleri anlatmis ama kitabin icindeki OSMANLİ ZAMANİNDAKİ YENİ CERİLERİ SUANKİ ABD nin uygulamasinin belirtirken birseyleri farketmenize neden olacaktir...
Bu kitabı okuma sebebim, Gönülsüz köktendinci ninde aralarında bulunduğu 10 kitap, yapılan bir araştırmaya göre roman kahramanlarıyla özdeşleşmek kişilerin hayal dünyalarını zenginleştirirken, zihinlerini de keskinleştiriyormus.
Yazarın farklı bir anlatım üslubu var, akıcı bir kitap, yazar bana daha çok Amerika da kendi yaşadığı sıkıntıları kitaba yansıtmış gibi geldi.
Ve yine 11 eylül ama bu defa pakistanlı bir yazar anlatıyor. Ismi iddialı bir kitap iyi gidiyor başlarda ama sonu fossss.. Elif şafak bu kitap için okumak eleştirmek tartışmak lazım demiş ama bence çok ta tartışacak bir şey yok...
Baştan sona kahramanımız Cengiz'in ağzından 11 Eylülün Amerika da ki müslümanlara neler hissettirdiğini ve neleri değiştirdiğini dinliyoruz. Kendisi de bir Amerikan ürünü olan Cengiz, bir yayınevi sahibi kendisine yeniçeri benzetmesi yapınca birden kendine geliyor ve hayatı değişiyor. Değişik bir anlatım stili olmuş. Okunması kayıp olmaz.
Yazarın kendi hayat hikayesinden izler taşıyan bir roman. Adından bu kadar söz edilince okumak istedim ancak beklentimi karşılamadı. Size bilmediğiniz bir dünya yahut gördüğünüz bildiğiniz bir durumun mükemmel bir tasavvufunu çıkarmıyor. Kitapta eksik olan derinlik. Ana karakterin yetiştiği toplum ve içinde yaşadığı rüya toplum arasında ikilemi yüzeysel olarak geçiştirilmiş.
Sorsan, tam olarak nerede başlar batı, nerede sona erer doğu, kimse sabit ve somut bir harita veremez.
"Yani aslında ben de bir çeşit vatan hasreti çekiyorum. Ama benim ülkem uzun, bir deri bir kemik parmakları olan bir adam."
"Gözlemci bir insansın. Niye böyle olduğunu biliyor musun? İnsan kendini oraya ait hissetmediği zaman olur. Bana inan bilirim."
Kendisini geçen adamın grubun favorilerinden değil de yavaş koşanlarından biri olduğunu görene kadar iyi koştuğunu zanneden bir maratoncu gibi hissettim kendimi.
Batının içindeki Doğu, doğunun kalbinde atan Batı. Bilhassa Türkiye gibi her ikisini de bünyesinde barındıran bir coğrafyadan bakınca bu meselelere. Ama genede nedense ısrarla mekanik biçimde kullanırız bu kategorik ayrılmaları

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gönülsüz Köktendinci
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053431176
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Reluctant Fundamentalist
Çeviri:
Figen Yanık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Elif Şafak'ın tanıtımıyla

"Doğu" da "Batı" da, bir düzlemden bakınca, hayalî kurgulardır, kallavi genellemeler. Zihnimizde olup biten, zihnimizle sınırlanan iki yapı.

Sorsan tam olarak nerede başlar Batı, nerede sona erer Doğu, kimse sabit ve somut bir harita veremez. Yüzyıllar içinde ne çok değişmiştir aslında algılar. İç içe geçmiştir aslında "ben" ile "Öteki". Batı'nın içindeki Doğu, Doğu'nun kalbinde atan Batı... Bilhassa Türkiye gibi her ikisini de bünyesinde barındıran bir coğrafyadan bakınca bu meselelere. Ama gene de nedense ısrarla mekanik biçimde kullanırız bu kategorik ayrımları. Hayal de olsa kurgu da, son tahlilde hayallere inanmadığımızı kim söyleyebilir? Tam tersine "olgular"dan ziyade "hayaller"e kapılmaya, inanmaya, hatta bağımlı olmaya meyyal değil miyiz?

Mohsin Hamid'in kaleminden Gönülsüz Köktendinci piyasaya çıktığı ilk günden itibaren epey ses getirdi, yankı uyandırdı dünya basınında. İstemeye istemeye "köktendinci" olan bir genç adamın hikâyesi. İstemeye istemeye ne demek? Köktendinci ne demek? Bu kavramları da açmayı ihmal etmiyor yazar. Kahramanı Cengiz, Amerika'ya okumaya giden yetenekli, zeki, pırıl pırıl Pakistanlı bir genç. Princeton Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun olur. Sınıfının birincisi, okulun en iyisidir. Toplumdaki seçkinler arasına katılır. Tüm dünyadan kendisi gibi yetenekli, gelecek vadeden gençler Amerika'ya gelerek, Amerikan rüyasına bir an evvel dahil olabilmek için canla başla çalışırlar. O da hırslı, azimlidir. Ve çok çok az sayıda işletme mezununun girebileceği, hatta hayal edebileceği prestijli bir Amerikan firmasında muhteşem bir iş edinir. Artık senede seksen bin dolar kazanmakta, business class uçmakta, son derece şık giyinmektedir. Bundan sonra tek yapması gereken, kendini kapitalizmin ritmine uydurmak, devamlı çalışmak, paralanmak ve yükselmektir. Bir Amerikalı genç kadına âşık olması onun "Amerikanlaşma"sını önce kolaylaştırır, ancak hikâye ilerledikçe beklenmedik biçimde zorlaştırır.

Mohsin Hamid bu "seçilmiş", "sürüden ayrılmış", fazlasıyla Amerikanlaşmış Pakistanlı gencin nasıl olup da 11 Eylül sonrası kendi içinde derin bir kimlik bölünmesi yaşadığını, etrafındaki herkesten ve her şeyden soğuduğunu, tepkisel ve kindar olduğunu ve son tahlilde Amerika'yı terk edip Pakistan'a dönmeyi seçtiğini anlatıyor kitabında. Hem de alabildiğine çıplak bir dil ve sert bir üslupla. İşin çarpıcı yanı, anlatılan hikâye ile yazarın kendi yaşam öyküsü arasındaki paralellikler. Mohsin Hamid de Princeton mezunu. O da Amerika'da okumaya ve çalışmaya hak kazanan "parlak Üçüncü Dünyalılar"dan biri iken, 11 Eylül'den sonra ülkeyi terk ediyor. Ancak bir fark var: Yazar, kahramanı Cengiz gibi Pakistan'a dönmek yerine Londra'ya yerleşmeyi seçiyor.

Batı ile Doğu arasındaki hayalî ve hakiki gerilim ve uyumları, bu ikisinin arasında mekik dokuyan bireyin trajedisini anlatmak nicedir edebiyatçıları heyecanlandıran bir proje. Ancak bu çetrefil konuyu çok az romancı Pakistan asıllı Mohsin Hamid gibi sakınmadan, dosdoğru yapabilirdi herhalde. Bu kitabı okumak lazım. Tartışmak lazım. Eleştirmek ve anlamak lazım - ki Batı ile Doğu arasındaki hayalî sınırları samimiyetle sorgulayabilelim. Eğer arada birikmiş tepkilerin, kırgınlıkların ve kızgınlıkların azalmasını istiyorsak, eğer gönüllü ya da gönülsüz "Batı karşıtı ya da İslam karşıtı katı tepkiseller" yetişsin istemiyorsak, eğer bu sağırlığın yerini hakiki bir kültürel olgunluk ve medeniyetler arası diyalog alsın istiyorsak, işe evvela araftaki bireyin hayal kırıklıklarını anlamaktan başlamak lazım.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 66 okur

  • Yusuf Kurt
  • Eclipse
  • Medine T.
  • kevser
  • Ece Çevik
  • Levent
  • Uğur Çiçek
  • Büşranur
  • Salih Açıkalın
  • Birsen Öztürk

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-13 Yaş
%6.5
14-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%22.6
25-34 Yaş
%35.5
35-44 Yaş
%19.4
45-54 Yaş
%12.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.3
Erkek
%32.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%4.8 (1)
9
%19 (4)
8
%14.3 (3)
7
%23.8 (5)
6
%14.3 (3)
5
%9.5 (2)
4
%9.5 (2)
3
%4.8 (1)
2
%0
1
%0