Gönülsüz Köktendinci

·
Okunma
·
Beğeni
·
2.502
Gösterim
Adı:
Gönülsüz Köktendinci
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053431176
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Reluctant Fundamentalist
Çeviri:
Figen Yanık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Gönülsüz Köktendinci
The Reluctant Fundamentalist
Elif Şafak'ın tanıtımıyla

"Doğu" da "Batı" da, bir düzlemden bakınca, hayalî kurgulardır, kallavi genellemeler. Zihnimizde olup biten, zihnimizle sınırlanan iki yapı.

Sorsan tam olarak nerede başlar Batı, nerede sona erer Doğu, kimse sabit ve somut bir harita veremez. Yüzyıllar içinde ne çok değişmiştir aslında algılar. İç içe geçmiştir aslında "ben" ile "Öteki". Batı'nın içindeki Doğu, Doğu'nun kalbinde atan Batı... Bilhassa Türkiye gibi her ikisini de bünyesinde barındıran bir coğrafyadan bakınca bu meselelere. Ama gene de nedense ısrarla mekanik biçimde kullanırız bu kategorik ayrımları. Hayal de olsa kurgu da, son tahlilde hayallere inanmadığımızı kim söyleyebilir? Tam tersine "olgular"dan ziyade "hayaller"e kapılmaya, inanmaya, hatta bağımlı olmaya meyyal değil miyiz?

Mohsin Hamid'in kaleminden Gönülsüz Köktendinci piyasaya çıktığı ilk günden itibaren epey ses getirdi, yankı uyandırdı dünya basınında. İstemeye istemeye "köktendinci" olan bir genç adamın hikâyesi. İstemeye istemeye ne demek? Köktendinci ne demek? Bu kavramları da açmayı ihmal etmiyor yazar. Kahramanı Cengiz, Amerika'ya okumaya giden yetenekli, zeki, pırıl pırıl Pakistanlı bir genç. Princeton Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun olur. Sınıfının birincisi, okulun en iyisidir. Toplumdaki seçkinler arasına katılır. Tüm dünyadan kendisi gibi yetenekli, gelecek vadeden gençler Amerika'ya gelerek, Amerikan rüyasına bir an evvel dahil olabilmek için canla başla çalışırlar. O da hırslı, azimlidir. Ve çok çok az sayıda işletme mezununun girebileceği, hatta hayal edebileceği prestijli bir Amerikan firmasında muhteşem bir iş edinir. Artık senede seksen bin dolar kazanmakta, business class uçmakta, son derece şık giyinmektedir. Bundan sonra tek yapması gereken, kendini kapitalizmin ritmine uydurmak, devamlı çalışmak, paralanmak ve yükselmektir. Bir Amerikalı genç kadına âşık olması onun "Amerikanlaşma"sını önce kolaylaştırır, ancak hikâye ilerledikçe beklenmedik biçimde zorlaştırır.

Mohsin Hamid bu "seçilmiş", "sürüden ayrılmış", fazlasıyla Amerikanlaşmış Pakistanlı gencin nasıl olup da 11 Eylül sonrası kendi içinde derin bir kimlik bölünmesi yaşadığını, etrafındaki herkesten ve her şeyden soğuduğunu, tepkisel ve kindar olduğunu ve son tahlilde Amerika'yı terk edip Pakistan'a dönmeyi seçtiğini anlatıyor kitabında. Hem de alabildiğine çıplak bir dil ve sert bir üslupla. İşin çarpıcı yanı, anlatılan hikâye ile yazarın kendi yaşam öyküsü arasındaki paralellikler. Mohsin Hamid de Princeton mezunu. O da Amerika'da okumaya ve çalışmaya hak kazanan "parlak Üçüncü Dünyalılar"dan biri iken, 11 Eylül'den sonra ülkeyi terk ediyor. Ancak bir fark var: Yazar, kahramanı Cengiz gibi Pakistan'a dönmek yerine Londra'ya yerleşmeyi seçiyor.

Batı ile Doğu arasındaki hayalî ve hakiki gerilim ve uyumları, bu ikisinin arasında mekik dokuyan bireyin trajedisini anlatmak nicedir edebiyatçıları heyecanlandıran bir proje. Ancak bu çetrefil konuyu çok az romancı Pakistan asıllı Mohsin Hamid gibi sakınmadan, dosdoğru yapabilirdi herhalde. Bu kitabı okumak lazım. Tartışmak lazım. Eleştirmek ve anlamak lazım - ki Batı ile Doğu arasındaki hayalî sınırları samimiyetle sorgulayabilelim. Eğer arada birikmiş tepkilerin, kırgınlıkların ve kızgınlıkların azalmasını istiyorsak, eğer gönüllü ya da gönülsüz "Batı karşıtı ya da İslam karşıtı katı tepkiseller" yetişsin istemiyorsak, eğer bu sağırlığın yerini hakiki bir kültürel olgunluk ve medeniyetler arası diyalog alsın istiyorsak, işe evvela araftaki bireyin hayal kırıklıklarını anlamaktan başlamak lazım.
(Tanıtım Bülteninden)
200 syf.
·3 günde·10/10 puan
Amerika rüyasının gerçekleşmesinden sonra gelen aşkın ve çelişkili düşüncelerin yarattığı bunalım sonunda yurt edindiği çekici, cezbedici Amerika'yı terk edip ülkesine dönen Cengiz'in hikayesi anlatılıyor bu güzel kitapta. Kendini okutan bir kitap Elif Şafak'ında dediği gibi oturup tartışılması, eleştirilmesi gereken bir yapıt. Okuyunuz. İyi akşamlar.
200 syf.
·18 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabın ana karakteri Cengiz Princeton'dan en iyiler arasında mezun olmuş bir Pakistanlıdır.Mezuniyet sonrası iyi de bir iş bulur.2001 yılında ikiz kulelerin yıkılışıyla birlikte kafasındaki Amerikan rüyası da yok olur.Bir tür aydınlanma yaşar aslında.
Kitap şu ünlü ölmeden önce okunması gereken 1001 kitap listesine de girmiş.
Ben karakterlerin iyi işlenmediğini düşündüm.
200 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Kesinlikle giriş ve gelişme bölümleri çok iyiydi ama sonuç beni hiç tatmin etmedi. O kadar etkiliyor ki kitap sizi muhteşem bir son için hazırlıyor ama malesef sizi yarı yolda bırakıyor gibi hissettiriyor.
200 syf.
11 eylül 2001 yılında cengiz adlı pakistanlı bir gencin amerikada okuduğu ve yaşadığı zamanı anlatan aynı zamanda amerikada yaşayan pakistan vb. müslümanların uğradığı zorlukları ve amerikanın afganistan'a yaptığı acımasız saldırıları anlatan bir kitap.

Onca yoğunluk arasında yinede son sürat okuduğum ve ilk defa okuduğum türün değiştiği bir roman oldu
200 syf.
Aslinda herkesin bildigi seyleri anlatmis ama kitabin icindeki OSMANLİ ZAMANİNDAKİ YENİ CERİLERİ SUANKİ ABD nin uygulamasinin belirtirken birseyleri farketmenize neden olacaktir...
200 syf.
·11 günde·8/10 puan
Takip ettiğim yabancı bir bookstagram hesabının tavsiyesi ile okumaya karar verdiğim ve koboma yüklediğim bir kitaptı. Orjinal adı The reluctant fundamentalist olan kitap Gönülsüz Köktendinci olan kitap pakistan bir gencin hayat hikayesini sanki iki birbiri ile konuşuyormuş havasında anlatan bir kitap .
Cengiz lise yıllarında Amerikaya okumaya giden bir Pakistanlı başarılı bir gençtir.Okulu bitirdikten sonra oldukça prestijli bir firmada başarılı bir şekilde çalışırken hayatının baharında aşağı tükürsem bıyık yukarı tükürsem sakal tarzında bir durumun ortasında kendini bulur .Bir taraftan Dünya Ticaret merkezine yapılan 11 eylül saldırısı diğer yanda Pakistan ile Hindistan arasında çalan savaş çanları dengesini altüst eder.

Bir tarafta buruk bir aşk hikayesini barındıran kitap aynı zamanda savaşın kişilerin hayatında nasıl bir etki bıraktığı ,hayatların nasıl etkilendiğini aynı zamanda terör saldırıları sonucu insanlar arasında nasıl algılar oluştuğuna ilişkin çarpıcı bilgiler de veriyor .

Okunabilecek bir eser ama Beklentiniz yüksek olmasin
200 syf.
Ve yine 11 eylül ama bu defa pakistanlı bir yazar anlatıyor. Ismi iddialı bir kitap iyi gidiyor başlarda ama sonu fossss.. Elif şafak bu kitap için okumak eleştirmek tartışmak lazım demiş ama bence çok ta tartışacak bir şey yok...
200 syf.
·9 günde·7/10 puan
Baştan sona kahramanımız Cengiz'in ağzından 11 Eylülün Amerika da ki müslümanlara neler hissettirdiğini ve neleri değiştirdiğini dinliyoruz. Kendisi de bir Amerikan ürünü olan Cengiz, bir yayınevi sahibi kendisine yeniçeri benzetmesi yapınca birden kendine geliyor ve hayatı değişiyor. Değişik bir anlatım stili olmuş. Okunması kayıp olmaz.
200 syf.
·7 günde
SPOILER!!!

Erica is like America which is but isn’t gained for Changez. He lives in America, contrarily he is out, because he feels himself like a stranger there. He does not belong to there.

She always thinks about Chris. Chris represents Christianity or American Dream. Chris has died, but according to Erica, he is alive.Inreality, Chris (Christianity) is dream like American Dream.
America exploits some areas/cities. While he does it, he uses Christianity as a powerful weapon.Christianity is only tool for exploitation.Similarly, Erica makes Changez miserable.There is only Chris for Erica. She always remembers the memories of Chris and herself. While Changez falls in love with her, he even wants to marry her, Changez is only good friend for her.
200 syf.
·5 günde·6/10 puan
İsminin iddialı girişine uymayan bir kitap olmuş. Konu akışı ve sonu havada kalmış. Daha büyük bir beklenti içinde okumaya başlayıp hayal kırıklığına uğrattı beni. Okunmasa da büyük bir kayıp olmaz. Zaten Elif Şafak ın önermiş olmasından bunu anlamış olmam gerekiyordu maalesef.
200 syf.
·4 günde·8/10 puan
Cengiz Müslüman Pakistan'lı bir genctir. Amerika'ya eğitim almaya gider ve Princeton Üniversite'sinden yüksek derece ile mezun olur. Daha sonra Manhattan'daki presitijli bir şirkete işe başlar. Bir göçmene göre iyi bir yaşantısı vardır, herşeye sahiptir. Geçmişinde de, prestijli bir ailenin oğlu olan Cengiz, daha sonra Erica ile tanışır ve bu ilişki onu Manhattan sosyetesininde yolunu açar. Fakat, herşey güzel giderken, 2001 yılının Eylül ayının o meşum günü hayatı kökten değişecek ve benliğinden kopmamak için "Gönülsüz Köktendinci " olacaktır. Yazar Mohsin Hamid, Cengiz karakteri ile kendi yaşadıklarını anlatmıştır. ve Cengiz gibi Lahor'a değil, Londra'ya yerleşmiştir. Kitabı en iyi zeka keskinleştiren 8 kitap arasında olduğu için okumuştum. Amerika'nın bir rüyadan cok nasıl kabusa dönüşebildiğini gayet iyi aktardı.
200 syf.
·3 günde·Beğendi·6/10 puan
Tarih öğretmenimin tavsiyesi ile okudum ve gayet beğendiğim bir hayat hikayesi, insanların ne kadar çabuk fikir değiştirebildiklerini kanıtlayan bir kitap olması yarısına bunu yaparken insanın sadece memleketinden dolayı neler yaşayabileceğini anlatan çarpıcı bir eser.
"Yani aslında ben de bir çeşit vatan hasreti çekiyorum. Ama benim ülkem uzun, bir deri bir kemik parmakları olan bir adam."

Kitabın basım bilgileri

Adı:
Gönülsüz Köktendinci
Baskı tarihi:
Eylül 2013
Sayfa sayısı:
200
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786053431176
Kitabın türü:
Orijinal adı:
The Reluctant Fundamentalist
Çeviri:
Figen Yanık
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Pegasus Yayınları
Baskılar:
Gönülsüz Köktendinci
The Reluctant Fundamentalist
Elif Şafak'ın tanıtımıyla

"Doğu" da "Batı" da, bir düzlemden bakınca, hayalî kurgulardır, kallavi genellemeler. Zihnimizde olup biten, zihnimizle sınırlanan iki yapı.

Sorsan tam olarak nerede başlar Batı, nerede sona erer Doğu, kimse sabit ve somut bir harita veremez. Yüzyıllar içinde ne çok değişmiştir aslında algılar. İç içe geçmiştir aslında "ben" ile "Öteki". Batı'nın içindeki Doğu, Doğu'nun kalbinde atan Batı... Bilhassa Türkiye gibi her ikisini de bünyesinde barındıran bir coğrafyadan bakınca bu meselelere. Ama gene de nedense ısrarla mekanik biçimde kullanırız bu kategorik ayrımları. Hayal de olsa kurgu da, son tahlilde hayallere inanmadığımızı kim söyleyebilir? Tam tersine "olgular"dan ziyade "hayaller"e kapılmaya, inanmaya, hatta bağımlı olmaya meyyal değil miyiz?

Mohsin Hamid'in kaleminden Gönülsüz Köktendinci piyasaya çıktığı ilk günden itibaren epey ses getirdi, yankı uyandırdı dünya basınında. İstemeye istemeye "köktendinci" olan bir genç adamın hikâyesi. İstemeye istemeye ne demek? Köktendinci ne demek? Bu kavramları da açmayı ihmal etmiyor yazar. Kahramanı Cengiz, Amerika'ya okumaya giden yetenekli, zeki, pırıl pırıl Pakistanlı bir genç. Princeton Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun olur. Sınıfının birincisi, okulun en iyisidir. Toplumdaki seçkinler arasına katılır. Tüm dünyadan kendisi gibi yetenekli, gelecek vadeden gençler Amerika'ya gelerek, Amerikan rüyasına bir an evvel dahil olabilmek için canla başla çalışırlar. O da hırslı, azimlidir. Ve çok çok az sayıda işletme mezununun girebileceği, hatta hayal edebileceği prestijli bir Amerikan firmasında muhteşem bir iş edinir. Artık senede seksen bin dolar kazanmakta, business class uçmakta, son derece şık giyinmektedir. Bundan sonra tek yapması gereken, kendini kapitalizmin ritmine uydurmak, devamlı çalışmak, paralanmak ve yükselmektir. Bir Amerikalı genç kadına âşık olması onun "Amerikanlaşma"sını önce kolaylaştırır, ancak hikâye ilerledikçe beklenmedik biçimde zorlaştırır.

Mohsin Hamid bu "seçilmiş", "sürüden ayrılmış", fazlasıyla Amerikanlaşmış Pakistanlı gencin nasıl olup da 11 Eylül sonrası kendi içinde derin bir kimlik bölünmesi yaşadığını, etrafındaki herkesten ve her şeyden soğuduğunu, tepkisel ve kindar olduğunu ve son tahlilde Amerika'yı terk edip Pakistan'a dönmeyi seçtiğini anlatıyor kitabında. Hem de alabildiğine çıplak bir dil ve sert bir üslupla. İşin çarpıcı yanı, anlatılan hikâye ile yazarın kendi yaşam öyküsü arasındaki paralellikler. Mohsin Hamid de Princeton mezunu. O da Amerika'da okumaya ve çalışmaya hak kazanan "parlak Üçüncü Dünyalılar"dan biri iken, 11 Eylül'den sonra ülkeyi terk ediyor. Ancak bir fark var: Yazar, kahramanı Cengiz gibi Pakistan'a dönmek yerine Londra'ya yerleşmeyi seçiyor.

Batı ile Doğu arasındaki hayalî ve hakiki gerilim ve uyumları, bu ikisinin arasında mekik dokuyan bireyin trajedisini anlatmak nicedir edebiyatçıları heyecanlandıran bir proje. Ancak bu çetrefil konuyu çok az romancı Pakistan asıllı Mohsin Hamid gibi sakınmadan, dosdoğru yapabilirdi herhalde. Bu kitabı okumak lazım. Tartışmak lazım. Eleştirmek ve anlamak lazım - ki Batı ile Doğu arasındaki hayalî sınırları samimiyetle sorgulayabilelim. Eğer arada birikmiş tepkilerin, kırgınlıkların ve kızgınlıkların azalmasını istiyorsak, eğer gönüllü ya da gönülsüz "Batı karşıtı ya da İslam karşıtı katı tepkiseller" yetişsin istemiyorsak, eğer bu sağırlığın yerini hakiki bir kültürel olgunluk ve medeniyetler arası diyalog alsın istiyorsak, işe evvela araftaki bireyin hayal kırıklıklarını anlamaktan başlamak lazım.
(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 177 okur

  • orkun yurtseven
  • Emine Çalışkan
  • Pir Aslan Eren☮
  • Emirhan Oğuz
  • Musa önen
  • Robinson21
  • Lis
  • Aleyna Öztürk
  • Ayşenur Küçük
  • Esra tinmaz

Yaş gruplarına göre okuyanlar

0-12 Yaş
%6.5
13-17 Yaş
%0
18-24 Yaş
%22.6
25-34 Yaş
%35.5
35-44 Yaş
%19.4
45-54 Yaş
%12.9
55-64 Yaş
%0
65+ Yaş
%3.2

Cinsiyetlerine göre okuyanlar

Kadın
%67.3
Erkek
%32.7

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%16.4 (9)
9
%14.5 (8)
8
%21.8 (12)
7
%18.2 (10)
6
%16.4 (9)
5
%5.5 (3)
4
%3.6 (2)
3
%1.8 (1)
2
%0
1
%0